5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 39

Ceza Muhakemesi Kanunu 39. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 39 – (1) Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar. (2) Süre, hafta olarak belirlenmiş ise, tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. (3) Süre, ay olarak belirlenmiş ise tebligatın yapıldığı günün, son ayda sayı itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer. Son bulduğu ayda sayı itibarıyla karşılığı olan gün yoksa; süre, ayın son günü mesai saati bitiminde sona erer. (4) Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter. Eski hâle getirme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

17 karar eşleşti
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 39 ]
1. Ceza Dairesi 2010/1-119 E., 2010/155 K. 1. Ceza Dairesi 2010/1-119 E., 2010/155 K. - SÜRELERİN HESAPLANMASI - TEMYİZ TALEBİ VE SÜRESİ - ULUSAL BAYRAM VE GENEL TATİLLER HAKKINDA KANUN- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 39 ] - 5320 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ... [ Madde 8 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 310 ] - 1412 S. CEZA MUHAKEMELERİ USULÜ KANUNU (MÜLGA) [ Madde 317 ] "İçtihat Metni" 1- Sanık S... E...' nin kasten öldürme ve yağma suçlarından beraatine, 2- Sanıklar G... Ç... ve A... S...'ın; a) Kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCY'nın 82/1-h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, b) Nitelikli yağma suçundan ise 5237 sayılı TCY'nın 149/1-a, c, h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca on iki yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.12.2008 gün ve 99-292 sayılı kasten öldürme suçundan re'sen temyize tabi olan hükmün, katılan Hanife vekili, sanıklar G... ve A... müdafileri ile sanık S... hakkındaki kasten öldürme ve nitelikli yağma suçundan verilen beraat kararları aleyhine o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2010 gün ve 5981-2071 sayı ile; "Aynı eylemden yargılanan sanıklar G..., A... ve S... arasında savunma açısından çıkar çatışması bulunduğu, bu nedenle sanıkların aynı vekillerle temsili usulüne aykırı olduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 20.10.2009 gün ve 85-242 sayılı kararı da dikkate alınarak, her bir sanık için ayrı müdafii atanması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle Avukatlık Yasasının 38/2 ve CMK'nun 152. maddesine aykırı davranılması, Usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii, müdahil vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin değişik gerekçeyle, tebliğnamedeki düşünce gibi bozulmasına" karar verilmiştir. Yargıtay C. Başsavcılığı ise 20.05.2010 gün ve 118119 sayı ile; "Yerel mahkemenin 04.12.2008 tarihli hükmü, katılan Hanife Sırakaya vekili Av. E... T...'ın yüzüne karşı ve CMK'nun 34/2. maddesine uygun olarak tefhim edilmiştir. Tefhim tarihine göre 1 haftalık temyiz süresinin son günü 11.12.2008'dir. Ancak bu tarih Kurban Bayramının 4. gününe tesadüf etmektedir ve resmi tatildir. Bu nedenle CMK'nun 39/4. maddesi uyarınca, temyiz süresi ertesi gün olan 12.12.2008 günü sona erecektir. Katılan H... S... vekilinin temyiz dilekçesinin tarihi ise 15.12.2008'dir. Her ne kadar 01.12.2008 gün ve 14331 sayılı Başbakanlık Genelgesinde, 12.12.2008 Cuma günü kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin idari izinli sayılacakları belirtilmiş ise de; anılan günde resmi daire ve kuruluşların tatil edileceklerinden söz edilmemiş, aksine anılan genelgede 'hizmetlerin aksatılmaması, kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınması ve zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması' belirtilmek sureti ile, 12.12.2008 tarihinde tüm resmi daire ve kuruluşların açık olduğu ve bu günün tatil edilmediği açıkça vurgulanmış bulunmaktadır. Bu nedenle katılan Hanife Sırakaya vekilinin 04.12.2008 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü, en geç 12.12.2008 Cuma günü mesai bitimine kadar temyiz etmesi gerekirken 15.12.2008 tarihinde ve yasal süresinden sonra temyiz etmesi nedeni ile, yüksek Dairenin, sanıklar G... Ç... ve A... S...ın kazanılmış haklarını da etkileyecek olan katılan H... S... vekilinin temyiz istemini, süresinden sonra yapılması nedeni ile ret etmesi gerekir" görüşü ile Özel Daire bozma kararının katılan Hanife Sırakaya vekilinin temyizi yönünden kaldırılarak, katılan Hanife Sırakaya vekilinin temyiz isteminin CYUY'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanıklar G... Ç... ve A... S... 'ın, kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından mahkûmiyetlerine, sanık S... E...nin, kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından beraatine ilişkin yerel mahkeme hükmü Özel Dairece, aralarında çıkar çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi tarafından savunulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay C. Başsavcılığı ise katılan Hanife vekilinin temyizinin süresinden sonra olduğu görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur. Görüldüğü gibi, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan Hanife Sırakaya vekilinin hükmü süresinde temyiz edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden; Yerel mahkeme hükmünün, katılan vekilinin yüzüne karşı 04.12.2008 tarihinde tefhim edildiği, temyiz süresinin 11.12.2008 tarihinde sona erdiği, ancak 11.12.2008 Perşembe gününün, Kurban Bayramının son gününe denk gelmesi nedeniyle bu sürenin 12.12.2008 Cuma günü mesai saati bitimine kadar uzadığı, Başbakanlığın 01.12.2008 gün ve 14331 sayılı yazısı uyarınca "12 Aralık 2008 gününün hizmetlerin aksamaması açısından gerekli tedbirin alınması ve asgari seviyede personelin bulundurulması" kaydıyla idari izin günü olarak belirlendiği, katılan Hanife vekilinin ise hükmü 15.12.2008 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmaktadır. E... hakkında kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından verilen beraat kararı katılan H... S... vekili dışında, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmiş ancak diğer sanıklar Gıyasettin ve Adnan hakkında kasten öldürme ve yağma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri sadece katılan vekili tarafından aleyhe temyiz edilmiştir. Bu nedenle katılan vekilinin temyizinin süresinden sonra olup olmadığının hususunun saptanması oldukça önemlidir. 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın temyizin süresini düzenleyen 310. maddesinde, yüze karşı açıklanan hükmün bu tarihten itibaren bir hafta içinde temyiz edilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı CYY'nın 39/2. maddesinde; "süre hafta olarak belirlenmişse, tebligatın yapıldığı günün son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai bitiminde sona erer", 4. fıkrasında ise, son günün tatile rastlaması durumunda sürenin, tatilin ertesi günü sona ereceği hükme bağlanmıştır. Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki 2429 sayılı Yasanın 2/B-2. maddesi; "Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür" şeklindedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yerel mahkeme hükmü katılan vekilinin yüzüne karşı 04.12.2008 tarihinde tefhim edilmiş olup, temyiz süresi 11.12.2008 tarihinde sona ermektedir. Ancak 11.12.2008 Perşembe gününün, Kurban Bayramının son gününe isabet etmesi nedeniyle bu süre 12.12.2008 Cuma günü mesai saati bitimine kadar uzamıştır. Başbakanlığın genelgesi uyarınca 12 Aralık 2008 Cuma günü hizmetlerin aksamaması açısından gerekli tedbirin alınması ve asgari seviyede personelin bulundurulması kaydıyla idari izin günü olarak belirlenmiş ise de, bu günün resmi tatil olmaması nedeniyle süreler ve bu bağlamda temyiz süresi işlemeye devam etmektedir. Nitekim sanık G... müdafii de hükmü 12.12.2008 Cuma günü temyiz etmiştir. Bu itibarla, katılan H... S... vekilinin 15.12.2008 tarihinde yapmış olduğu temyiz süresinden sonra olduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının katılan Hanife Sırakaya vekilinin temyizi yönünden kaldırılmasına, katılan Hanife vekilinin süresinden sonraki temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY'nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Katılan Hanife Sırakaya vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Yerel mahkeme hükmünün temyiz incelemesinin sanıklar G... ve A... müdafileri ile sanık S... hakkındaki kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan beraat kararları aleyhine o yer Cumhuriyet savcısının temyizi ile sınırlı olarak yapıldığının saptanması ile usul ve yasaya uygun Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.04.2010 gün ve 5981-2071 sayılı bozma kararının aynen bırakılmasına, 3- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu nedenle CMK’nun 39/4. maddesi uyarınca, temyiz süresi ertesi gün olan 12.12.2008 günü sona erecektir.
Ceza Genel Kurulu         2010/1-119 E.  ,  2010/155 K. "İçtihat Metni" İtirazname : 2009/118119 Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi 1- Sanık S..E’ nin kasten öldürme ve yağma suçlarından beraatine, 2- Sanıklar G.. Ç.. ve A..S..'ın; a) Kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCY’nın 82/1-h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmalarına, b) Nitelikli yağma suçundan ise 5237 sayılı TCY’nın 149/1-a, c, h, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca on iki yıl altı ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin, Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.12.2008 gün ve 99-292 sayılı kasten öldürme suçundan re’sen temyize tabi olan hükmün, katılan H..vekili, sanıklar G..ve A..müdafileri ile sanık S.. hakkındaki kasten öldürme ve nitelikli yağma suçundan verilen beraat kararları aleyhine o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.04.2010 gün ve 5981-2071 sayı ile; “Aynı eylemden yargılanan sanıklar G.., A..ve S.. arasında savunma açısından çıkar çatışması bulunduğu, bu nedenle sanıkların aynı vekillerle temsili usulüne aykırı olduğu anlaşılmakla, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu'nun 20.10.2009 gün ve 85-242 sayılı kararı da dikkate alınarak, her bir sanık için ayrı müdafii atanması gerektiğinin düşünülmemesi suretiyle Avukatlık Yasasının 38/2 ve CMK’nun 152. maddesine aykırı davranılması, Usul ve Kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafii, müdahil vekili ve Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin değişik gerekçeyle, tebliğnamedeki düşünce gibi bozulmasına” karar verilmiştir. Yargıtay C. Başsavcılığı ise 20.05.2010 gün ve 118119 sayı ile; “Yerel mahkemenin 04.12.2008 tarihli hükmü, katılan H..S..vekili Av. E.. T.. yüzüne karşı ve CMK’nun 34/2. maddesine uygun olarak tefhim edilmiştir. Tefhim tarihine göre 1 haftalık temyiz süresinin son günü 11.12.2008'dir. Ancak bu tarih Kurban Bayramının 4. gününe tesadüf etmektedir ve resmi tatildir. Bu nedenle CMK’nun 39/4. maddesi uyarınca, temyiz süresi ertesi gün olan 12.12.2008 günü sona erecektir. Katılan H.. S..vekilinin temyiz dilekçesinin tarihi ise 15.12.2008'dir. Her ne kadar 01.12.2008 gün ve 14331 sayılı Başbakanlık Genelgesinde, 12.12.2008 Cuma günü kamuda çalışan memur, işçi ve diğer personelin idari izinli sayılacakları belirtilmiş ise de; anılan günde resmi daire ve kuruluşların tatil edileceklerinden söz edilmemiş, aksine anılan genelgede ‘hizmetlerin aksatılmaması, kurum yöneticilerince gerekli tedbirlerin alınması ve zorunlu hizmetlerin yürütülmesi için asgari seviyede eleman bulundurulması’ belirtilmek sureti ile, 12.12.2008 tarihinde tüm resmi daire ve kuruluşların açık olduğu ve bu günün tatil edilmediği açıkça vurgulanmış bulunmaktadır. Bu nedenle katılan H..S..vekilinin 04.12.2008 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü, en geç 12.12.2008 Cuma günü mesai bitimine kadar temyiz etmesi gerekirken 15.12.2008 tarihinde ve yasal süresinden sonra temyiz etmesi nedeni ile, yüksek Dairenin, sanıklar G..Ç.. ve A.. S..'ın kazanılmış haklarını da etkileyecek olan katılan H..S.. vekilinin temyiz istemini, süresinden sonra yapılması nedeni ile ret etmesi gerekir” görüşü ile Özel Daire bozma kararının katılan H..S..vekilinin temyizi yönünden kaldırılarak, katılan H.. S.. vekilinin temyiz isteminin CYUY’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi isteminde bulunmuştur Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlen¬dirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Sanıklar G..Ç..ve A.. S...'ın, kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından mahkûmiyetlerine, sanık S E’nin, kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından beraatine ilişkin yerel mahkeme hükmü Özel Dairece, aralarında çıkar çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi tarafından savunulması isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Yargıtay C. Başsavcılığı ise katılan H..vekilinin temyizinin süresinden sonra olduğu görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur. Görüldüğü gibi, Özel Daire ile Yargıtay C. Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; katılan H..S...vekilinin hükmü süresinde temyiz edip etmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya içeriğinden; Yerel mahkeme hükmünün, katılan vekilinin yüzüne karşı 04.12.2008 tarihinde tefhim edildiği, temyiz süresinin 11.12.2008 tarihinde sona erdiği, ancak 11.12.2008 Perşembe gününün, Kurban Bayramının son gününe denk gelmesi nedeniyle bu sürenin 12.12.2008 Cuma günü mesai saati bitimine kadar uzadığı, Başbakanlığın 01.12.2008 gün ve 14331 sayılı yazısı uyarınca “12 Aralık 2008 gününün hizmetlerin aksamaması açısından gerekli tedbirin alınması ve asgari seviyede personelin bulundurulması” kaydıyla idari izin günü olarak belirlendiği, katılan H..S vekilinin ise hükmü 15.12.2008 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmaktadır. Sanıklardan S..E..hakkında kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından verilen beraat kararı katılan H. Sı.. vekili dışında, o yer Cumhuriyet savcısı tarafından da temyiz edilmiş ancak diğer sanıklar G..ve A..hakkında kasten öldürme ve yağma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri sadece katılan vekili tarafından aleyhe temyiz edilmiştir. Bu nedenle katılan vekilinin temyizinin süresinden sonra olup olmadığının hususunun saptanması oldukça önemlidir. 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın temyizin süresini düzenleyen 310. maddesinde, yüze karşı açıklanan hükmün bu tarihten itibaren bir hafta içinde temyiz edilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı CYY’nın 39/2. maddesinde; “süre hafta olarak belirlenmişse, tebligatın yapıldığı günün son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai bitiminde sona erer”, 4. fıkrasında ise, son günün tatile rastlaması durumunda sürenin, tatilin ertesi günü sona ereceği hükme bağlanmıştır. Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki 2429 sayılı Yasanın 2/B-2. maddesi; “Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür” şeklindedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Yerel mahkeme hükmü katılan vekilinin yüzüne karşı 04.12.2008 tarihinde tefhim edilmiş olup, temyiz süresi 11.12.2008 tarihinde sona ermektedir. Ancak 11.12.2008 Perşembe gününün, Kurban Bayramının son gününe isabet etmesi nedeniyle bu süre 12.12.2008 Cuma günü mesai saati bitimine kadar uzamıştır. Başbakanlığın genelgesi uyarınca 12 Aralık 2008 Cuma günü hizmetlerin aksamaması açısından gerekli tedbirin alınması ve asgari seviyede personelin bulundurulması kaydıyla idari izin günü olarak belirlenmiş ise de, bu günün resmi tatil olmaması nedeniyle süreler ve bu bağlamda temyiz süresi işlemeye devam etmektedir. Nitekim sanık G..müdafii de hükmü 12.12.2008 Cuma günü temyiz etmiştir. Bu itibarla, katılan H..S.. vekilinin 15.12.2008 tarihinde yapmış olduğu temyiz süresinden sonra olduğundan Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire bozma kararının katılan H..S.. vekilinin temyizi yönünden kaldırılmasına, katılan H.. vekilinin süresinden sonraki temyiz isteminin 1412 sayılı CYUY’nın 317. maddesi uyarınca reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay C. Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Katılan H.. S.. vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, Yerel mahkeme hükmünün temyiz incelemesinin sanıklar G..ve A..müdafileri ile sanık S..hakkındaki kasten öldürme ve nitelikli yağma suçlarından kurulan beraat kararları aleyhine o yer Cumhuriyet savcısının temyizi ile sınırlı olarak yapıldığının saptanması ile usul ve yasaya uygun Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 06.04.2010 gün ve 5981-2071 sayılı bozma kararının aynen bırakılmasına, 3- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.06.2010 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2024/1602 E., 2024/4559 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
müdafiinin temyiz isteği; gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kararı ile sanığa isnat edilen suçun işlendiği tarih arasında üç aydan fazla süre bulunduğunu, bu süre dikkate alındığında 5271 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinde belirtilen kuvvetli suç şüphesi koşulunu yokluğunu ortaya koyduğunu, gizli soruşturmacı görevlendirme koşullarının yerine gelmediğini, gizli soruşturmacı raporu ile olayın ör
8. Ceza Dairesi         2024/1602 E.  ,  2024/4559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/2896 E., 2023/2378 K. SUÇLAR : Uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.04.2022 ve 24.05.2022 tarihli iddianameleri ile; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve dördüncü fıkrasının (a) bendi; sanıklar ... ve Zafer hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. B. İstanbul Abadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.10.2023 tarihli ve 2023/804 Esas, 2023/404 Karar sayılı kararı ile; 1. Sanık ...'ın 13.12.2021 tarihli eylemi nedeniyle; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 2. Sanık ...'ın 18.03.2022 tarihli eylemi nedeniyle; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 3. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.12.2023 tarihli kararı ile, sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; sanığın evinde ele uyuşturucu maddeleri kullanmak amacıyla bulundurduğunu, koridordaki dolapta bulunan uyuşturucu maddeler ile hassas terazi üzerinde sanığın parmak izinin bulunmadığını, gizli soruşturmacının adli kolluk görevlisi veya kışkırtıcı ajan gibi davranamayacağını, gizli soruşturmacının kışkırtıcı ajan kapsamında elde ettiği delillerin hukuka uygun olmadığını ve hükme esas alınamayacağını, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair suç üstü halinin olmadığını, sanık aleyhine tanık beyanı ve eşit parçalar halinde uyuşturucu maddelerin olmadığını, ele geçen uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanım sınırları içinde olduğunu, sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, 2. Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; gizli soruşturmacı görevlendirilmesi kararı ile sanığa isnat edilen suçun işlendiği tarih arasında üç aydan fazla süre bulunduğunu, bu süre dikkate alındığında 5271 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinde belirtilen kuvvetli suç şüphesi koşulunu yokluğunu ortaya koyduğunu, gizli soruşturmacı görevlendirme koşullarının yerine gelmediğini, gizli soruşturmacı raporu ile olayın örtüşmediğini, gizli soruşturmacı tedbirinin başka yolla delil elde etme olanağı bulunmayan hallerde son çare olarak kullanılması gerektiğini, sanığın evinde yapılan aramada suç unsuruna rastlanılmadığını, uyuşturucu madde üzerinde sanığın parmak izinin bulunmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; dava konusu olay sanıkların uyuşturucu madde ticareti yaptıkları iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Esas dosya yönünden Sanık ...'ın Pendik İlçesi ..... Mah. Ötüken ...No:6/1 İç Kapı No:28 sayılı ikametinde uyuşturucu madde bulundurduğu ve uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair alınan istihbari bilgi üzerine sanığın ikametinde arama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 10.Sulh Ceza Hakimliğinin, 2021/7587 D.İş sayılı dosyası üzerinden verilen karara istinaden sanığın belirtilen adresinde ve eklentilerinde yapılan aramada; ikamet kapısının sol kısmında bulunan ve ikamet kullanımında olan duvara bitişik vaziyette bulunan beyaz renkli dolap içerisinde 1 adet şeffaf klipsli poşet içerisinde, 20 gram eroin diye tabir edilen uyuşturucu madde, 1 adet şeffaf klipsli poşet içerisinde 24 gram metamfetamin diye tabir edilen uyuşturucu madde, 1 adet şeffaf klipsli poşet içerisinde 3 gram metamfetamin diye tabir edilen uyuşturucu madde, 8 adet hap, 5 adet alüminyum folyoya sarılı vaziyette daralı ağırlığı 4 gram gelen metamfetamin maddesi, 1 adet şeffaf klipsli poşet içerisinde 2 adet şeffaf klipsli poşete sarılı daralı ağırlığı 4 gram gelen bonzai maddesi, 1 adet yeşil kapaklı üzerinde şeker kutusu içerisinde 12 gram ot esrar maddesi, 1 adet mavi kapaklı şeker kutusu içerisinde 12 gram ot esrar maddesi, 1 adet kırmızı renkli yuvarlık küçük kap içinde 12 gram eroin maddesi, 1 adet kitap kağıdına sarılı 3 gram eroin, 3 adet klipsli poşet, 2 adet uyuşturucu bulaşığı olan mavi ve turuncu renkli küçük kürek, 2 adet mavi renkli küçük kürek, 1 adet rulo alüminyum folyo, 2 adet hassas terazi ele geçirildiği, sanığın yapılan arama esnasında ikametinde yakalamasının yapılamadığı, devamla İstanbul Anadolu 1.Sulh Ceza Hakimliğinin, 2022/155 D.İş sayılı kararı ile hakkında yakalama emri düzenlenmesi akabinde savunmasının alınabildiği, ele geçirilen maddeler üzerinde yapılan inceleme neticesinde tanzim olunan İST-KİM-22-08058 sayılı Kriminal Raporunda; 2 ile numaralandırılan 25,9 gram ağırlığında ve 4 ile numaralandırılan 2,6 gram maddenin Metamfetamin maddesini içerdiği, 6 ile numaralandırılan maddenin THC ihtiva eden, Esrar elde edilmesine elverişli Hint Keneviri Bitkisi Parçaları olduğu elde edilebilecek esrar miktarının %50 oranında olmak üzere 0,5 gram olduğu, 7 ile numaralandırılan 2 gram açık yeşil renkli bitki parçalarının uyuşturucu maddelerden THC ihtiva eden esrar elde edilmesine elverişli Hint Keneviri Bitkisi Parçaları olduğu ve elde edilebilecek net esrar miktarının %60 oranında olmak üzere 1,2 gram olduğu, 8 ve 9 ile numaralandırılan maddelerin uyuşturucu maddelerden 6-MAM ve EROİN maddelerini ihtiva ettiği, 1 ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddeler kapsamında değerlendirilmeyen kafein ve acetaminophen maddelerini ihtiva ettiği, 3 ile numaralandırılan 8 adet beyaz renkli tabletlerin uyuşturucu maddelerden METHADONE maddesini içerdiği, 5 ile numaralandırılan maddenin uyuşturucu maddelerin sentetik kannabinoidler grubunda yer alan 4F-MDMB-BUTICA ve MDMB-4EN-PINACA etken maddelerini içerdiğinin tespit edildiği, 10 ile numaralandırılan pembe renkli hassas terazide herhangi bir uyuşturucu kalıntısı bulunmadığı, sanığın alınan savunmasında, uyuşturucu maddelerin bulunmasına yönelik alınan arama kararına konu yer olan ...... İlçesi ........, Mah. Ötüken ...No:6/1 İç Kapı No:28 sayılı adreste ailesiyle ikamet ettiğini, uyuşturucu maddelerden eroin maddesini kullandığını, ele geçen maddelerden sadece eroin maddesini kabul ettiğini, bunun haricinde ele geçen maddeleri kabul etmediğini, husumetli olduğu şahıslar tarafından bu şekilde ihbarda bulunulmuş olabileceği, ikametinin girişinde bulunan dolapla bir ilgisi olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, sanığın Mahkememizce alınan savunmasında, ikametinde ele geçen maddelerin kendisine ait olduğunu, ancak merdiven boşluğundaki dolap içindeki maddelerin kendisine ait olmadığını beyan ettiği, dosya kapsamında alınan tutanak mümzii beyanlarında, sanığın annesinin suça konu dolabı oğlu ...'ın kullandığını ifade ettiği, söz konusu dolabın bulunduğu yer itibarıyla sanığın kullanımında olduğunun anlaşıldığı, açıklanan deliller kapsamında sanığın ele geçen madde miktarı ve türüne göre söz konusu uyuşturucu maddeleri ticaret kastı ile evinde ve evine bitişik dolapta bulundurduğunun anlaşıldığı, Birleşen dosya yönünden Olay tarihi öncesinde İstanbul İli ......... ve Sultanbeyli İlçelerinde uyuşturucu madde ticareti eylemlerinin yoğunlaştığı yönünde kolluğa yapılan ihbar ve şikayetlerin olması üzerine başlatılan tahkikatta, İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin 13.12.2021 tarih ve 2021/7565 D. İş sayılı kararıyla "CMK 139. Maddesi kapsamında gizli soruşturmacı tedbirine başvurulmasına" dair kararın alındığı, bu kapsamda 18/03/2022 tarihinde, saha çalışması yapmak üzere görevlendirilen gizli soruşturmacı NGS242 ile sanıkların temas kurduğu, sanıkların gizli soruşturmacıya 1 adet küçük paket halinde uyuşturucu madde olduğu değerlendirilen maddeyi 200,00 TL karşılığında sattığı, bu hususun dosya içerisinde yer alan rapor ve tutanaklar ile desteklenip doğrulandığı, satışa konu madde üzerinde yaptırılan kriminal inceleme sonucu oluşturulan İstanbul Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 29.04.2022 tarihli ve İst-Kim-22-12260 numaralı Kriminal Raporuna göre söz konusu maddenin net 1 gram olup uyuşturucu ve uyarıcı madde olan metamfetamin ihtiva ettiğinin anlaşıldığı, sanık ...'ın alınan savunmasında, rapordaki kişilerin kendisi ile sanık ... olduğunu, iki bayanla uyuşturucu madde kullanmak üzere anlaştıklarını, ancak bayanlardan sadece birinin geldiğini, amaçlarının ticaret değil uyuşturucu maddeleri birlikte kullanmak olduğunu, yarı parasını kendilerinin yarı parasını bayandan aldığını beyan ettiği, bayanların kendilerini açık hattan aradıklarını beyan ettiği, sanık ...'in alınan savunmalarında, uyuşturucuyu sanık ...'ın verdiğini, karşılığında para aldığını, görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu, olay öncesinde ...'ın kendisini arayıp bayanlarla buluşacağını söylediğini, bunun üzerine kendisine ait araçla ........,la buluştuğunu, sonrasında bayanın geldiğini ve uyuşturucu istediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, dosya kapsamında gizli soruşturmacının alınan beyanında görüşmelerin yüz yüze yapıldığını, telefonla arama durumunun olmadığını, satın alma işleminin rast gele yapıldığını ifade ettiği görülmekle, açıklanan deliller kapsamında her iki sanığın gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde sattığının anlaşıldığı, Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde, birleşen dosya yönünden, gizli soruşturmacıların ve kolluk görevlilerinin sanıkların kimliklerinin tespitine yönelik ayrıntılı çalışma yapmaları, sanıkların kimlik tespitinin kolluk görevlilerince usulüne uygun şekilde tespit edildiği nazara alındığında kimliklerinin doğru şekilde tespit edilmiş olduğunun sabit olduğu, bu haliyle sanıkların üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediklerinin sabit olduğu, sanıkların savunmalarının üzerine atılı suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, Ana dava dosyasında sanık ... yönünden ise, ikametinde uyuşturucu madde ele geçirilmesi ve gizli soruşturmacıya uyuşturucu madde satması eylemleri arasında 3 aydan uzun bir süre bulunduğu, ilk olayda sanıkta bulunan uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, bu haliyle sanığın gizli soruşturmacılara verdiği maddenin ilk olaydaki maddenin bir bölümü olmadığı, aradan geçen zaman zarfında sanığın tekrardan ticari amaçla uyuşturucu madde temin ettiği ve gizli soruşturmacılara verdiği ve sanık ...'ın ana dava dosyası ve birleşen dava dosyası nazara alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı zira sanığın suç kastının yenilendiği, İstinaf bozma kararında da bu hususun bozma nedeni yapıldığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin anlaşıldığı, delillerin kanuna uygun elde edildiği, Yukarıda gerekçesi belirtildiği üzere sanık ... üzerine atılı uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği sabit olduğundan, suçun işleniş biçimine, suçun işlendiği zaman ve yere, suç konusunun önem ve değerine, sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığına nazaran eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık savunmaları, tanık beyanları, uzmanlık raporları, fiziki takip ve araştırma tutanağı, istihbari bilgi alma tutanağı, olay tutanağı, güven alımı teslim ve tesellüm tutanağı ile buna dair rapor, fiziki takip kimlik tespit tutanağı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin mahkemenin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş; hükümde açıklanan gerekçeler usul ve kanuna uygun bulunarak hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 12.12.2023 tarihli ve 2023/2896 Esas, 2023/2378 Karar sayılı kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi. ...
10. Ceza Dairesi, 2023/4299 E., 2023/3607 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı, zira 5271 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği;
10. Ceza Dairesi         2023/4299 E.  ,  2023/3607 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2014 tarihli ve 2014/67 Esas, 2014/181 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı ... Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 ... maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmiştir. B. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2019 tarihli ve 2017/5692 Esas, 2019/4051 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Ceza Dairesinin 03.07.2019 tarihli ve 2017/5692 Esas, 2019/4051 Karar sayılı kararı ile; "Hükme esas delil olarak kabul edildiği halde, Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 10.05.2013 tarih 2013/552 Değişik iş ve Konya 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 19.07.2013 tarih 2013/829 Değişik İş sayılı gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararları ile gizli soruşturmacılar tarafından yapılan ... alımına ilişkin tutanağın, gizli soruşturmacı raporunun ve sesli kayıt var ise kayıt dökümünün dosya içerisinde bulunmadığı anlaşıldığından, anılan kararların, tutanak ve raporların aslı ya da onaylı örneklerinin denetime olanak verecek şekilde dosya içerisine konularak okunup diyecekleri sorulduktan sonra sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırmaya dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. C. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli ve 2019/396 Esas, 2020/178 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 ... maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmiştir. D. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.07.2020 tarihli ve 2019/396 Esas, 2020/178 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 24.03.2021 tarihli ve 2020/16718 Esas, 2021/3900 sayılı kararı ile; "Bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde: Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin, hükmedilen cezanın süresine göre, 5320 sayılı Kanunun 8/1, 1412 sayılı CMUK'nın 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri uyarınca reddine karar verilerek, duruşmasız olarak inceleme yapılmıştır. 1. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan CMK'nın 139. maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Somut olayda dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı; zira CMK'nın 139. maddesinin 4. fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine CMK'nın "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140. maddesindeki düzenlemeye göre, suç tarihi itibarıyla sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı suç tarihinde gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve CMK'nın 140. maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre sanığa atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir hükmü karşısında anlatıldığı üzere suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmediğinden usulüne uygun şekilde alınmış CMK 139. madde kapsamında gizli soruşturmacı görevlendirilmesine dair karardan bahsedilemeyeceği ancak suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacı kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının araştırılması, adli kolluk görevlisi olduklarının tespiti halinde, tanık olarak dinlenilip olay tutanağı içeriği okunup diyecekleri sorulduktan sonra sonucuna göre sanığın ikrarı da gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2. Hükümden önce 15/04/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile 5237 Sayılı Kanunu'n 53 üncü maddesinin üçüncü. fıkrasında yapılan değişiklik nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. E. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli ve 2021/169 Esas, 2022/362 sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 ... maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğunun uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; Sanık hakkında etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.05.2013 tarihli ve 2013/552 değişik iş sayılı kararı ile görevlendirilen gizli soruşturmacılarının olay tarihinde Karatay İlçesi Yeni Mahalle Aslanlı Caddesi üzerinde gezdikleri sırada gizli soruşturmacıların yanına gelen sanığın "ne lazım size, cigara mı?" diye sorduğu, gizli soruşturmacıların "varsa alalım" demesi üzerine sanığın gizli soruşturmacıları evinin avlusuna yönlendirdiği sanığın annesi olan ve hakkında beraat kararı kesinleşen ...'nın gizli soruşturmacılara daralı 2 gram esrarı verdiği, bu sırada sanığın dışarıda gözcülük yaptığı somut olayda; sanık beyanı, görüntü ve ... alım tutanağı, gizli soruşturmacı beyanı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesine göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için işlenen suçun kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olması, suçun işlendiği konusunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması, başka yolla delil elde etme imkanının bulunmaması, suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş bir suç olması ve yetkili ve görevli mahkemece bir karar verilmesi gerekir. Dava konusu suç uyuşturucu madde ticareti yapma suçu olduğu halde, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç olmadığı, zira 5271 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemeyeceği; yine aynı Kanun'un "Teknik Araçlarla İzleme" başlıklı 140 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre, sanığın teknik araçlarla izlenmesine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca ayrıca bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme ve görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı dosya kapsamından anlaşılmıştır. Mahkemece suçun sübutu gizli soruşturmacı faaliyetleri ile teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen kayıtlara ve sanığın ikrarına dayandırılmıştır. 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesine göre sanıklara atılı suç hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik araçlarla izleme sonucu elde edilen delile dayanılarak sübuta gidilmesi mümkün değildir. Yapılan soruşturma işlemleri kovuşturma kapsamı ve tüm dosya içeriğine göre sonuç olarak; a. Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 29.11.2021 tarihinde Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazılarak SKG 234, SKG316, GS215 ve GS224 kod nolu gizli soruşturmacıların tanık olarak dinlenilmesinin talep edildiği, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 2021/317 numarasına kayden talimat duruşması açıldığı, gizli soruşturmacıların duruşmaya gelmedikleri, emniyetten gelen yazı cevabında ise SKG234 ve SKG316 kod nolu gizli soruşturmacıların meslekten ihraç edildikleri için, yine GS 215 kod nolu gizli soruşturmacının ise emekliye ayrılması sebebiyle kendilerine ulaşılamadığının anlaşıldığı, talimat duruşmasının 4. celsesinde ise GS 224 kod nolu gizli soruşturmacının dinlendiği ancak tanık olarak dinlenen GS 224 kod nolu gizli soruşturmacının ... alım tutanağında imzasının bulunmadığı, suçun sübutunun tespiti için sanıktan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren ve ... alım tutanağında imzası bulunan ancak talimata yer verilmeyen yazısında gizli soruşturmacılar (GS 356 VE GS 382) kolluk görevlisi ise "suçu ve faili belirleme, suçla ilgili delilleri toplama" konusunda faaliyette bulunabileceklerinden, öncelikle gizli soruşturmacıların adli kolluk görevlisi olup olmadığının sorulması, adli kolluk görevlisi ise tanık olarak dinlenilip sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, b. Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izlemeye ilişkin verilmiş bir kararın bulunup bulunmadığı, bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği hususu gözetilmeden ve sanığın beyanları da dikkate alınarak hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin üçüncü fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan eksik araştırma ile hükümler kurulması, Hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.07.2022 tarihli ve 2021/169 Esas, 2022/362 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/7814 E., 2023/5444 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
5271 sayılı Kanun'un “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası;
10. Ceza Dairesi         2023/7814 E.  ,  2023/5444 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/2180 E., 2019/2460 K. Koraş SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma SUÇ TARİHLERİ : 15.06.2017, 20.06.2017 (Sanık ... yönünden) 20.06.2017 (Sanıklar ...B... ve ...yönünden) HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi (Sanıklar ... B... ve ...hakkında) Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (...hakkında) TEMYİZ EDENLER : 1. Sanık ... ve müdafii 2. Sanık ... müdafii 3. Sanık ... müdafii 4. Sanık ... müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanıklar ..., ...ve B... müdafilerinin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık ... hakkında ise 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık ... müdafilerinin ve sanık ... müdafiinin, duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Karaman Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2019 tarihli ve 2017/234 Esas, 2019/300 Karar sayılı kararı ile; Sanıklar ...ve B...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkraları, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 18 yıl 9 ay hapis ve 160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesi uyarınca 22 yıl 6 ay hapis ve 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık ...'in uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 61 inci maddesinin yedinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ile üçüncü fıkraları uyarınca 30 yıl hapis ve 240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir. B. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararı ile; Sanıklar ...B... ve ...hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükümdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık ... hakkında yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre ve sanığın sunduğu 10.12.2019 tarihli dilekçeyle, eski hale getirme istemi ile birlikte isteminde de bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede, sanığın yokluğunda açıklanan kararın, müdafine 16.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve süresinde temyiz edilmediği, bilahare sanığın istemi üzerine 06.12.2019 tarihinde, kapalı ceza infaz kurumunda sanığa usulünce tebliğ edildiği, sanığın dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinde öngörülen eski hale getirme koşullarının gerçekleştiği, temyiz dilekçesinin yasal süresi içerisinde 10.12.2019 tarihinde verildiği, sanığın talebinin kabulü ile temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması, sanıklar B..., ...ve ...hakkında temyiz isteminin esastan reddi il hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği konusunda somut kesin ve inandırıcı bir delil olmadığına, 2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturduğuna, 3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanma şartları oluşmadığına, 4. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun yasal unsurları oluşmadığına, İlişkindir. B. Sanık ... müdafilerinin temyiz sebepleri özetle; 1. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun unsurlarının oluşmadığına, 2. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan cezalandırmaya yeterli kesin ve inandırıcı şüpheden uzak bir kanıt bulunmadığına, 3. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, 4. Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5. Etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğine, 6. Kolluk tutanaklarının gerçeği yansıtmadığına dair mobese kameralarının incelenmesi gerektiğine, 7. Kolluk tutanak memurlarının tanık olarak dinlenmesi taleplerimiz yerel mahkeme tarafından gerekçesiz reddedildiğine, duruşmada okunup tartışılmayan delillere dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı, 8. Hükümde yer alan maddi hataların ve yasal indirim nedenlerinin uygulanmaması hallerinde BAM ceza dairesinin bu kararları duruşma açılarak verilmesi gerektiğine, İlişkindir. C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Suçun unsurlarının oluşmadığına, 2. Şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı olarak bütün deliller sanık aleyhine yorumlanarak ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Uyuşturucu madde ticareti yapıldığı yönünde duyumlar alınması üzerine yapılan araştırmalarda sanık ...'in 15.06.2017 günü İstanbul'dan uyuşturucu getirmekte olduğunun tespit edilmesi üzerine yapılan aramada sanığın elinde bulunan siyah çanta içerisinde bonzai olduğu tespit edilen uyuşturucu madde ile cebinde naylona sarılı üç adet extacy olduğu tespit edilen hal ele geçirildiği, bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra sanık ...'in bu kez kiralık araç ile İstanbul'a gidip bonzai maddesi alarak Karaman'a döneceği bilgisinin alındığı, 20.06.2017 tarihinde 70 BF 712 plaka sayılı araç ile uygulama noktasına girmesi üzerine aracın durdurulduğu, araç şoförünün sanık ... olduğu, araçta ayrıca diğer sanıklar ...B... ve ...'da bulunduğu, yapılan aramada araç içerisinde şeffaf poşete sarılı vaziyette sentetik kannabinoidlerden 5F-ADB (5F-MDMB-PINACA) ihtiva eden uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, vücutlarından alınan idrar örnekleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda sadece sanık ...'in idrarında esrar etken maddesine rastlandığı, diğer sanıkların idrar örneğinde Karaman Devlet Hastanesinde incelemesi yapılabilen esrar, eroin, kokain ve sair maddeler olmak üzere toplam altı genel uyuşturucu etken maddesine rastlanmadığı görüldüğü, Karaman Adli Tıp Kurumundan bonzai maddesinin idrardan tespit edilip edilemeyeceği hususu sorulmakla cevaben idrar testinde bonzai maddesinin kullanılma durumunun yüksek oranda tespit edilebileceğinin bildirildiği, uyuşturucu madde satın almak amacıyla İstanbul'a gitme irade ve ısrarları ile sırf bu iş için araba kiraladıkları, Karaman ve civar illerden de temin edebilecekken yüksek maliyeti de göze alıp uyuşturucu maddeyi alıp hemen geri döndükleri, sanık ...'ın uyuşturucu madde alımı için cep telefonun sattığı, ...dışındaki sanıkların idrarında, yüksek ihtimalde idrarda tespit edildiğine dair adli tıp raporu da göz önüne alınarak uyuşturucu maddeye rastlanılmadığı ve ayrıca sanık Abduldamet'te tespit edilen uyuşturucu maddenin de bonzai değil esrar olduğu, miktar düşük olarak değerlendirilse bile, bonzai maddesinin başka etken maddelerin katılması suretiyle miktarının 3-4 katı artırılabileceği hususları göz önüne alındığında sanıkların kiraladıkları araçtan ele geçirilen bonzai maddesini satmak amacıyla bulundurdukları, savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu iştirak halinde üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediği gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanıklar ...B... ve ...hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükümlerde isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün, sanık ... hakkındaki hükmün incelemesi neticesinde mahkeme tarafından sanığın eylemine ilişkin olarak temel ceza belirlenirken alt hadden hüküm kurulduğu, ancak sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanması esnasında sanığın dosyaya konu sadece iki ayrı eylemi bulunması nedeniyle teşdidi gerektirecek herhangi bir husus bulunmamasına rağmen artırım oranının teşdiden 1/2 oranında yapılarak sanığa fazla ceza tayini, dosya içerisinde bulunan şahit numunenin 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedenleriyle hukuka aykırılıklar düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükümlerine yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Temyiz istemine konu kararın, sanık müdafiinin elektronik posta adresine 11.10.2019 tarihinde ulaşmakla, 16.10.2019 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, müdafiin kararı temyiz etmediği anlaşılmıştır. 6099 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun), “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin ilgili bölümü; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. ... 9. Baro levhasına yazılı avukatlar. ... Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.” Şeklinde hükümler içermektedir. 5271 sayılı Kanun'un “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrası ise “Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.” biçiminde düzenlenmiştir. Gün ile belirlenen sürelerin, tebliğin yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlayacağı ve son günün tatile isabet etmesi durumunda sürenin tatil gününü takip eden ilk iş günü sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Sanık müdafiinin elektronik tebligat adresine gönderilen, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararı, 11.10.2019 tarihinde elektronik posta adresine ulaşmıştır. Bu itibarla 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği bu tarihten beş gün sonra ilgili evrak tebliğ edilmiş sayılacaktır. Sanık müdafiine usulüne uygun olarak tebliğ edilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on beş günlük yasal süresinden sonra 20.11.2019 tarihinde sanık tarafından eski hale getirme talebi ile birlikte temyiz edildiği, sanık müdafii tarafından da süresinden sonra 29.05.2022 tarihinde dilekçe verdiği anlaşıldığından, sanığın ve müdafiinin süresinde olmayan temyiz ve sanığın delillendirilebilen eski hale getirme yasal nedeni bulunmayan eski hale getirme isteklerinin reddi gerekmektedir. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanıklar arasındaki iştirak iradesine, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık yönünden "20.06.2017" yerine sanık ayrımı yapılmaksızın "15.06.2017-20.06.2017" olarak gösterilmesi, 2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmasının hukuka aykırı olduğu, Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, sanıklar arasındaki iştirak iradesine ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; sanık müdafinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. 1. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin sanık yönünden "20.06.2017" yerine sanık ayrımı yapılmaksızın "15.06.2017-20.06.2017" olarak gösterilmesi 2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak hükümden sonra 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunmasının hukuka aykırı olduğu, Değerlendirilmiş; her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Sanık ...'in, diğer sanıklar B..., ...ve ...ile üzerine atılı uyuşturucu madde ticaretini yapma suçunu işlediği sabit ise de; 15.10.2017 tarihli Olay Yakalama Üst Arama ve Rızaen Muhafaza Altına Alma Tutanağı içeriği uyarınca; sanık ...'in 14.06.2017 günü uçak ile İstanbul iline bonzai maddesi satın almak üzere gittiği ve 15.06.2017 tarihinde otobüs ile geleceği yönünde istihbari bilgiler elde edilmesi üzerine, elde edilen bilgilerin araştırılması ve değerlendirilmesi neticesinde, ... isimli şahsın Şube Müdürlüğünce tanınan daha önce hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma ve uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan soruşturma yürütüldüğünün tespit edildiği, olay tarihinde otogarda gerekli tertibat alınarak İstanbul ilinden gelen yolcu otobüsleri kontrol edilmek suretiyle yapılan uygulama sırada, sanığın...plakalı araçtan indiğinin tespit edilmesi üzerine önleme arama kararı ile elinde bulunan siyah renkli çantada ve pantolonunun çakmaklık cebinde yapılan aramada suça konu uyuşturucu maddelerin ve elinde bulunan beyaz kağıda yere atması sureti ile daralı tartımında 1 gram gelen uyuşturucu maddenin ele geçirildiği somut olayda; 5271 sayılı Kanun'un 161 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 2559 sayılı Polis Vazife Salâhiyet Kanunu'nun ( 2559 sayılı Kanun) Ek 6 ncı maddeleri uyarınca edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyet üzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan kolluğun, olay yerinde kişilerin ve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi ve suçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için gerekli acele tedbirleri aldıktan sonra durumu derhal Cumhuriyet savcısına bildirmesi ve Cumhuriyet savcısının talimatı doğrultusunda gerekli soruşturma işlemlerini yapması gereklidir. 2559 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesine göre "önleme araması", suç işlenmesinin veya bir tehlikenin önlenmesi için yapılan aramadır. Önleme aramasının muhatapları suç şüphesi altında olmayan kişilerdir. 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı ve 119 uncu maddelerine göre "adli arama" ise, şüphelinin veya sanığın yakalanması ya da suç delillerinin elde edilmesi için yapılan aramadır. Somut bir suçun işlendiği şüphesi varsa önleme araması değil ancak adli arama yapılabilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 28.02.2017 tarih, 2016/20-800 esas ve 2017/120 sayılı kararında özetle; Kollukça alınan bilgiler ile yapılan araştırma sonucu sanığın kimliğine ve uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair elde edilen bilgilerin uyumlu olması halinde ayrıca şuç şüphesi oluşturan bilgilerin elde edildiği aşamada suç üstü halinin olmaması, bu durumda kolluk görevlilerinin edindikleri bilgileri, 5271 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi 158 inci, 160 ıncı, 161 inci ve 164 üncü maddeleri uyarınca derhal Cumhuriyet savcısına bildirip bu konuda adli arama kararı talep etmeleri ve Cumhuriyet savcısından alacakları talimat doğrultusunda işlem yapmaları gerektiğinden, adli arama kararı alınmadan yapılacak arama işleminin ve bu arama sonucunda ele geçirilecek uyuşturucu maddenin hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olacağı, suçun maddi konusu ve delili olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi durumunda ise hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmayacağı gözetildiğinde, yerel mahkemece sanığın üzerinin aranması için 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı ve devamı maddelerine uygun olarak alınmış bir "adli arama kararı" olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu kabul edilmelidir şeklinde açıklama yaparak suç şüphesi oluşturan bilgilerin elde edildiği aşamada suç üstü halinin mevcut olmayacağının hükme bağlandığının anlaşılması karşısında; sanığın açık kimlik ve seyahat bilgilerinin açık ve net olarak tespit edilmiş olması nedeni ile adli arama kararı gerektiren bir olayda önleme araması kararına dayanılarak ya da koşullarına uygun olmayan arama kararı üzerine yapılan arama hukuka aykırıdır. Böyle bir arama sonucu bulunan deliller ya da suçun maddi konusu "hukuka aykırı yöntemlerle elde edilmiş" olacağından, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyet Anayasası'nın ( 2709 sayılı Anayasa) 38 inci maddesinin altıncı fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 217 nci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağında; 5271 sayılı Kanun'un 116 ncı ve devamı maddelerine uygun olarak alınmış adli arama kararı ya da yazılı adli arama emri bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa aslı veya onaylı örneğinin getirtilmesi, sonucuna göre sanık hakkında zincirleme suç unsurlarının oluşup oluşmadığı tartışılarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ilgili kararın sanık müdafiine 16.10.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 15 günlük kanunî temyiz süresinde sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmediği, bu süre geçtikten sonra sanık tarafından 20.11.2019 tarihinde sunulan eski hale getirme ve temyiz dilekçesi ile sonradan atanan sanık müdafiinin de süresinden sonra hükmü temyiz ettiği anlaşıldığından, sanığın süresinde olmayan temyiz talebi ve 5271 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddelerinde öngörülen eski hale getirme koşullarını gerçekleştirmeyen eski hale getirme isteği ile sanık müdafiinin süresinde olmayan temyiz isteğinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar ...ve B... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (B) ve (C) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin, 1. Gerekçe bölümünde suç tarihi kısmında yazılı "15.06.2017,20.06.2017" ibaresinin çıkartılması ve yerine "sanıklar ..., B... ve ...yönünden 20.06.2017, sanık ... yönünden 15.06.2017, 20.06.2017" ibaresinin eklenilmesi, 2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerinin çıkarılması ve yerlerine; "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına", ibaresinin eklenmesi, Suretiyle, İlk Derece Mahkemesi hükümlerindeki hukuka aykırılıkların DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden, Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 27.09.2019 tarihli ve 2019/2180 Esas, 2019/2460 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Karaman Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Hafta olarak belirlenen sürelerde sürenin bitimi nasıl hesaplanır?

A) 7 gün sayılarak bulunur.
B) Tebligatın yapıldığı günün, son haftada isim itibarıyla karşılığı olan günün mesai saati bitiminde sona erer.
C) Son haftanın Cuma günü biter.
D) Tebligatın yapıldığı günün ertesi haftadaki karşılığı olan gün biter.
E) Hafta sonları sayılmaz.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol