Ceza Muhakemesi Kanunu 43. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 43 – (1) Tanıklar çağrı kâğıdı ile çağrılır. Çağrı kâğıdında gelmemenin sonuçları bildirilir. Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir. Karar yazısında bu yoldan getirilmenin nedenleri gösterilir ve bunlara çağrı kâğıdı ile gelen tanıklar hakkındaki işlem uygulanır.
(2) Bu çağrı telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar, bu durumda uygulanmaz.
(3) Mahkeme, duruşmanın devamı sırasında hemen dinlenilmesi gerekli görülen tanıkların belirteceği gün ve saatte hazır bulundurulmasını görevlilere yazılı olarak emredebilir.
(4) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir. Tanıklık yapmayı istemesi halinde beyanı konutunda alınabilir ya da yazılı olarak gönderebilir.
(5) Bu madde hükümleri, kişinin ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesi halinde uygulanabilir.
Çağrıya uymayan tanıklar
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 43 ]
2. Ceza Dairesi 2009/1153 E., 2010/1265 K.
2. Ceza Dairesi 2009/1153 E., 2010/1265 K.
- KAMU DAVASINA KATILMA
- KANUN YOLLARINA BAŞVURMA HAKKI
- MAĞDUR İLE ŞİKÂYETÇİNİN HAKLARI- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 233 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 234 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 260 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 43 ]
"İçtihat Metni"
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki kurum vekilinin sanıklar hakkında açılan davadan çağrı kağıdı ile haberdar edilmemesi karşısında, katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan kurumun 5271 Sayılı CMK.nun 260/1 maddesi uyarınca yasa yollarına başvurma hakkı bulunduğundan, müşteki vekilinin hükmü temyize yetkisi bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Kovuşturma evresinde sanıklar hakkında açılan davanın duruşmasından çağrı kağıdı ile haberdar edilmeyen müşteki kurumun 5271 Sayılı CMK.nun 234. maddesi uyarınca davaya katılma hakkı bulunduğundan, 5271 sayılı CMK.nun 233/1-2 ve 43/2 maddeleri uyarınca müşteki vekiline telefonla çağrı yapılabilecek ise de, bu halde çağrı kağıdına bağlanan sonuçlar uygulanamayacağından, müşteki kurum vekili çağrı kağıdı ile duruşmaya çağrılarak aynı kanunun 238/2 maddesi uyarınca davaya katılmak isteyip istemediğinin sorulması ve davaya katılma istemesi halinde bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, müşteki vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26/01/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Ceza Dairesi, 2022/5581 E., 2025/5180 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
i sanığın gerçeğe aykırı olarak tanıklık yaptığı iddiası ile hakkında yalan tanıklık suçundan kamu davası açılmış ise de yapılan yargılamada sanığın 23.02.2014 tarihinde kollukta alınan beyanında yalan tanıklık yaptığı iddia edilmiş ise de CMK.nun 43/5. Maddesi karşısında tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından düzenlenen bilgi alma tutanağındaki beyan nedeniyle yalan tanıklık suçunun u
12. Ceza Dairesi 2022/5581 E. , 2025/5180 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/183 E., 2022/55 K.
SUÇ : Taksirle öldürme
HÜKÜM : Beraat- Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama- Onama
Sanık hakkında Dairemizin bozma kararı üzerine kurulan hükmün; sanık ... müdafii, katılan ... vekili, katılan ... vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 62/1, 53/6.maddeleri uyarınca 15.100TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmiş, sanık müdafi, katılanlar vekilleri, mahalli cumhuriyet savcısının temyizi üzerine Dairemizin 14.03.2019 tarihli bozma kararı üzerine, Yerel Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/6, 63/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sürücü belgesinin 1 yıl süreyle geri alınmasına ve mahsubuna karar verilmiş, sanık ... hakkında 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a.maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca onama kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın kusursuz olduğuna, kazanın ölen yayanın tam kusuruyla meydana geldiğine, sanık hakkında bilinçli taksir hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğuna ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; adli tıp raporunun eksik inceleme nedeniyle hükme esas alınamayacağı, sanığın olay yerini terk etmesi nedeniyle sanığa az ceza verildiğine ilişkindir.
Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri; sanık ...’ya az ceza verildiğine, sanığın üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ve sanık ...’ın aşamalarda çelişkili beyanları bulunması nedeniyle cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 02.02.2014 günü saat 22:00 sıralarında gece vakti, far ışığı altında görüşün açık olduğu, kaza anında 1,27 promil alkollü olduğu tespit edilen sanık sürücü ... sevk ve idaresindeki ...yılı kamyonet ile ... İstikametinden ... köyü, istikametine doğru seyretmekte iken olay mahalline geldiğinde, kaplama içerisinde bulunan yaya ...’ e çarpması neticesi ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde, olay yeri inceleme raporunda, sanığa ait araca ait çarpma öncesi 2,1 metre uzunluğunda fren izinin tespit edildiği ancak olay akabinde trafik kaza tespit tutanağının düzenlenmediği, keşfe binaen alınan 06.03.2014 ve 24.09.2014 tarihli bilirkişi raporlarında; ölen yayanın 2918 Sayılı KTK'nın yayalara ait kurallardan (5) "yol içinde koşmak, yürümek, oynamak, oturmak" ve (10) "görünürlüğü arttırıcı tedbirleri almamak" kusurlarını ihlal ettiğinden asli kusurlu, sanık ...'nın ise 2918 Sayılı KTK'nın 52/1-a, 84 maddesinde belirtilen diğer kusurlardan 52/1-a "Sürücüler kavşaklara yaklaşırken, dönemeçlere girerken, tepe üstlerine yaklaşırken, dönemeçli yollarda ilerlerken, yaya geçitlerine, hemzemin geçitlere, tünellere, dar köprü ve menfezlere yaklaşırken, yapım ve onarım alanlarına girerken, hızlarını azaltmamak ve yine aynı kanunun 48/5 maddesindeki alkollü olarak araç kullanmak" kusurlarını işlediğinden tali kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08.12.2014 tarihli adli raporunda: sanık sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki kamyonet ile seyri sırasında yola gereken dikkatini vermesi, far ışığı altındaki görüş alanı gerektiği şekilde kontrol ederek teyakkuzla seyrini sürdürmeye önem ve özen göstermesi gerekmekte iken bu hususlara riayet etmemiş, mevcut hızı ile mahale yaklaşmış, far ışığı altındaki görüş alanını gerektiği şekilde kontrol etmemesi nedeniyle zamanında fark edemediği (veya geç fark ettiği) yayaya aldığı fren tedbirine rağmen durduramadığı, yönetimindeki vasıta ile yayaya çarpmış olmakla tali derecede kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, Yerel Mahkemece, bir kişinin ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde sanığın tali kusurlu olduğu ve yapılan ölçümde kaza anında sanığın 1,27 promil alkollü olması nedeniyle eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir.
2.Dosya tanığı olan ... hakkında yalan tanıklık suçundan Çan Asliye Ceza Mahkemesinin2014/43 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesine rağmen hüküm kurulmadığı anlaşılmış, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2017/6323 E.- 2019/3573 K. Sayılı ilamında bahse konu eylemle ilgili olarak zamanaşımı süresi içinde işlem yapılmasının mümkün görüldüğü belirtilmekle, Yerel Mahkemece, sanık ...'ın yeni işe girmesi nedeniyle işten atılma korkusu ile çelişkili ifade verdiği sanığın gerçeğe aykırı olarak tanıklık yaptığı iddiası ile hakkında yalan tanıklık suçundan kamu davası açılmış ise de yapılan yargılamada sanığın 23.02.2014 tarihinde kollukta alınan beyanında yalan tanıklık yaptığı iddia edilmiş ise de CMK.nun 43/5. Maddesi karşısında tanık dinleme yetkisi bulunmayan kolluk tarafından düzenlenen bilgi alma tutanağındaki beyan nedeniyle yalan tanıklık suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağı anlaşıldığından suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-a maddesince beraatine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE ve KARAR
1.Sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Çan Asliye Ceza Mahkemesinin kararında sanık ... müdafi, katılan ... vekili ile katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin ve katılan ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
2.Sanık ... hakkında yalan tanıklık suçundan kurulan beraat hükmüne ilişkin temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, ilk derece mahkemesinin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, suçun yasal unsurlarının oluşmaması gerekçe gösterilerek verilen beraat kararının mahkemece dosya içeriğine uygun olarak kabul ve takdir kılındığı anlaşılmakla, Çan Asliye Ceza Mahkemesinin kararında katılan ... vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.06.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2022/12584 E., 2025/4653 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
şım hakaret içermekte ise de, 29.09.2015 ve 02.06.2015 tarihli paylaşımlarında geçen sözlerin rahatsız edici ağır eleştiri niteliğinde olduğu dikkate alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin tatbiki,Hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Ceza Dairesi 2022/12584 E. , 2025/4653 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2393 E., 2021/498 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜM : Esastan ret
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik olarak Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın atılı suçu işlemediğine eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna suçun unsurlarının oluşmadığına lehe olan hükümlerin uygulanmasına sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanık müdafiinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ve ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın 07.09.2015 tarihinde yapmış olduğu paylaşım hakaret içermekte ise de, 29.09.2015 ve 02.06.2015 tarihli paylaşımlarında geçen sözlerin rahatsız edici ağır eleştiri niteliğinde olduğu dikkate alındığında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, 5271 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin tatbiki,Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 15. Asliye Ceza Mahkemesine Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.03.2025 tarihinde karar verildi.
21. Ceza Dairesi, 2015/7396 E., 2016/4393 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
CMK madde 235), tanıkların çağırılması (5271 s. CMK madde 43), tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri (5271 s.
21. Ceza Dairesi 2015/7396 E. , 2016/4393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, hakaret
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Davadan ve duruşma gününden usulüne uygun biçimde haberdar edilmesine rağmen, duruşmaya katılmayan ve CMK'nun 237. maddesine uygun biçimde talepte bulunup katılan sıfatını almayan şikayetçinin temyiz talebinin reddine ilişkin 20.06.2012 günlü ara karar usul ve yasaya uygun görüldüğünden iş bu red kararının istem gibi ONANMASINA, 16.05.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinin red yönündeki kararının onanması görüşüne aksi kanaatle iştirak etmemekteyim.
Dava dosyasının incelenmesinde;
Müşteki ...’in başvurusu üzerine başlatılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınırken şikayetçi olduğunu, hakim-savcı adayı olarak Ankara'da bulunduğunu, bir ay sonra ayrılacağını beyan ettiği, adresinin “........“ olarak yazıldığı,
18/04/2011 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, müşteki adresinin ".......“ şeklinde belirtildiği.
Mahkemece 22/04/2011 tarihinde iddianamenin kabul edildiği, tensiple "suçtan zarar görene duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğine“ dair karar verildiği,
13/07/2011 tarihli ilk oturumda müştekinin çağrı tebliğine rağmen gelmediğinin ve tutanağın 3.sayfasında "şahit ifadelerine karşı sanıklar ve sanıklar müdafıinden ayrı ayrı soruldu:...., müşteki Kars savcı adayıdır, gelecek celse hazır bulunacağını öğrendik dediler“ şeklinde beyan yazıldığı, ayrıca "‘Müşteki ... gelecek celse hazır olduğunda şikayet ve delillerinin tesbitine“ dair ara kararı verildiği,
.....Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından 26/08/2011 tarihli yazı ile Hakim adayı ... hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına esas olmak üzere kamu davası dosyasının onaylı suretinin istendiği,
17/11/2011 tarihli 2. oturum sonunda “Müşteki ...'in dosyada mevcut en son adresine CMK.'nun 235 maddesi gereğince meşruhatlı davetiye çıkarılmasına, gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam olunacağının bildirilmesine“ dair ara kararı verildiği, davetiyenin “Tepe mah. Postane cad. No:24 Sarıkamış/Kars Merkez Ankara“ adresine çıkarıldığı, posta memuru tarafından evrak üzerine "Kale Cağ Kebap Salonu / Kars“ adresi yazılarak “iş yerinde kardeşi .... tebliğ edildi“ açıklamasıyla tebliğ işleminin yapıldığı,
15/02/2012 tarihli oturumda müşteki adına davetiye tebliğine rağmen gelmediğinden ifadesinin tesbitinden vazgeçilerek resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, hakaret suçlarından ceza vermekten vazgeçilmesine yönelik hüküm kurulduğu.
Gerekçeli karara müşteki adının yazıldığı, kararın müştekiye tebliğ edilmediği, müştekinin 04/06/2012 havale tarihli temyiz dilekçesi sunduğu, adresini “.....” olarak bildirdiği,
Mahkemece 20/06/2012 tarihinde müştekinin duruşmaya gelmediği ve katılma talebi olmadığından temyiz isteminin reddine dair ek karar verildiği, kararın yine “....." adresine tebliğe çıkarıldığı,
Müştekinin bu defa 19/07/2012 tarihinde red kararım kalemde bizzat tebellüğ ettiği, buna dair tebliğ evrakı düzenlendiği, 26/07/2012 tarihinde bu karara karşı temyiz dilekçesi sunulduğu.
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından ilk derece mahkemesinin red kararının onanması yönünde kanaate varıldığı görülmüştür.
Müştekinin duruşmaya çağırılması (5271 s. CMK madde 233), müştekinin kovuşturma evresindeki hakları (5271 s. CMK madde 234), mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları (5271 s. CMK madde 235), tanıkların çağırılması (5271 s. CMK madde 43), tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri (5271 s. CMK madde 180), kararların açıklanması ve tebliği (5271 s. CMK madde 35), katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanın kanun yoluna başvurma hakkı (5271 s. CMK madde 260/1) ile meri mevzuat hükümleri bakımından değerlendirme yapıldığında; yargılama sürecinde görevli ve yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında ikamet ettiği ve yine dosya kapsamından olay tarihinde hakim- Cumhuriyet savcısı adayı olmakla soruşturma ifadesi sırasında bildirdiği adresinde bulunmayacağı açık olan, kısa bir yazışma ile görev yeri ve adresi kolaylıkla belirlenebilecek müştekinin güncelliğini kaybetmiş, ailesinin oturduğu memleket adresine salt çağrı kağıdı tebliğe gönderilmesi ile müştekinin yasanın aradığı manada duruşmadan haberdar edilmesi ve yasal haklarını kullanmasına imkan tanınmış sayılamayacağı, ayrıca CMK'nun 235 maddesi meşruhatlı davetiyenin müştekinin kendisinin beyan etmediği bir adrese "işyerinde kardeşi .... tebliğ edildi” açıklamasıyla tebliğinin de müştekinin dosyadan belli görev bilgisi karşısında usul yasasına aykırılık teşkil edeceği, mahkemece yargı çevresi dışında bulunan müştekinin bulunduğu yer mahkemesine CMK'nun 180 maddesinin yollamasıyla istinabe yazılması gerektiği, duruşmaların kesintisiz icra edilmemiş olması karşısında tensiple veya takip eden oturumlarda bu işlemin icrasının usul yasasının ruhuna ve lafzına uygun olacağı, mahkemenin bu usul eksikliğinin müşteki aleyhine yorumlanmamasının hakkaniyete uygun düşeceği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar bulmuş içtihatları (CGK 09/12/2014 t. E:2013/14-215, K:2014/547, 05/07/2013 t. E: 2013/1-146, K: 2013/332 s. kararlan) uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören müştekiye bu sıfatla isminin yazılı olduğu gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi de nazara alındığında temyiz talebinin reddi ek kararının kaldırılması ve temyizen inceleme yapılması gerektiği kanaatindeyim.
MUHALİF ÜYE
...
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 43 ]
5. Ceza Dairesi 2007/733 E., 2007/2052 K.
5. Ceza Dairesi 2007/733 E., 2007/2052 K.
- FUHUŞA TEŞVİK
- HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI
- KATILMA TALEBİ
- TESELSÜL
- VEKİL ATANMASI- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 86 ]
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 106 ]
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 109 ]
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 227 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 231 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 234 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 237 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 238 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 43 ]
"İçtihat Metni"
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama, fuhuşa teşvik ve tehdit suçlarından sanıklar Sadık ve Haydar'ın yapılan yargılanmaları sonunda; sanık Sadık'ın atılı suçlardan, sanık Haydar'ın ise nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve fuhuşa teşvik suçlarından mahkumiyetlerine dair (Çorum Birinci Ağır Ceza Mahkeme-si)'nden verilen 12.09.2006 gün ve 2006/105 Esas, 2006/370 Karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanıklar ve müdafiileri tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdure Esma talimatla alınan 18.04.2005 tarihli ve suçtan zarar gören müşteki Ayşe 14.07.2006 günlü beyanlarında şikayetçi olduklarını belirterek CMK'nın 237/1. maddesine uygun olarak kamu davasına katılma isteminde bulunmalarına rağmen mahkemece bu hususta 5271 sayılı CMK'nın 238/3. maddesi uyarınca olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi ile müşteki Ayşe'nin vekil atanmasını istemesine rağmen vekil atanmaması ve vekilsiz dinlenilmesi suretiyle CMK'nın 234/lb-5 maddesine aykırı davranılması,
Kabule göre de;
Fuhuşa teşvik suçunun yapısının teselsülü kapsadığı gözetilmeden, bu suçtan sanıklar hakkında tayin edilen cezanın TCK'nın 43. maddesi uyarınca arttırılması suretiyle fazla ceza tayini, sanık Sadık hakkında eşine karşı etkili eylemde bulunmak ve tehdit suçundan hükmolunan ceza miktarları nazara alındığında, hükümden sonra yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesi ile eklenen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesinin sanık hakkında uygulanıp uygulanmayacağının takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması lüzumu,
Hükmün esasını oluşturan kısa kararda yargılama giderlerinin ve dökümünün gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 324/2. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan esası incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince CMUK'nın 321. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 19.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tanıkların dinlenmesi ve Cumhurbaşkanı'nın durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Mahkeme, duruşma sırasında hazır bulunan tanığın hemen dinlenmesine karar verebilir.
B) Cumhurbaşkanı kendi takdiri ile tanıklıktan çekinebilir.
C) Cumhurbaşkanı tanıklık yaparsa beyanı konutunda alınabilir.
D) Cumhurbaşkanı tanıklık yaparsa beyanlarını telefonda sözlü olarak iletebilir.
E) Tutuklu işlerde tanıklar için zorla getirme kararı verilebilir.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.