5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 53

Ceza Muhakemesi Kanunu 53. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 53 – (1) Tanığa; a) Dinlenmeden önce, gerçeği söylemesinin önemi, b) Gerçeği söylememesi halinde yalan tanıklık suçundan dolayı cezalandırılacağı, c) Doğruyu söyleyeceği hususunda yemin edeceği, d) Duruşmada mahkeme başkanı veya hâkimin açık izni olmadan mahkeme salonunu terk edemeyeceği, Anlatılır. Tanıklara yemin verilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

18 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 53 ]
Ceza Genel Kurulu 2009/2-53 E., 2009/121 K. Ceza Genel Kurulu 2009/2-53 E., 2009/121 K. - HAKARET VE SÖVME- 5252 S. TÜRK CEZA KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ ... [ Madde 9 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 52 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 53 ] - 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 6 ] - 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ] - 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 482 ] "İçtihat Metni" Sanık S...S...’in, 765 sayılı TCY’nın 482/3, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca sonuç olarak 770 YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın ertelenmesine, ilişkin İ....1. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 29.03.2006 gün ve 300-136 sayılı hüküm, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 27.11.2007 gün ve 8763-15843 sayı ile; lehe olan yasanın belirlenmesi sırasında 5252 sayılı Yasanın 9. maddesi uyarınca usulüne uygun bir karşılaştırmanın yapılmamış olması, hükmün esasını teşkil eden kısa kararda yargılama giderlerinin miktarının ve dökümünün gösterilmemesi, tanıkların ifadelerinin alınması sırasında 5271 sayılı CYY’nın 52/1 ve 53. maddelerinde yazılı yönteme aykırı hareket edilmesi isabetsizlikleri ile hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY’nın 231. maddesi uyarınca değerlendirme yapılması zorunluluğundan bozulmuş, Yerel Mahkemece de 01.04.2008 gün ve 89-232 sayı ile bu karara karşı direnilmiştir. Taraflarca temyiz edilmeyen hükme ait dosyanın Yargıtay’a gönderilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca “ “temyiz istemi bulunmadığından incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmesi” ” istemli 31.12.2008 gün ve 209692 sayılı tebliğname ile Yargıtay 2. Ceza Dairesine, Özel Dairece de 26.01.2009 gün ve 2093-1480 sayılı karar ile Birinci Başkanlığa gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Taraflarca temyiz edilmeyen, ancak karar metninde “ “Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine” ” ibaresi bulunduğu için, Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş bulunan hükümle ilgili olarak yapılan incelemede; Hükmün sonunda yer alan “ “sanık, sanıklar vekili ve katılanın yüzüne karşı, yasa yolları açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı” ” şeklindeki yasa yolu bildiriminde, başvurulabilecek yasa yolunun hangisi olduğu ile bu yasa yolunun süresinin ve şeklinin gösterilmemiş olduğu görülmektedir. Nitekim; hüküm, tefhimde hazır bulunan sanık veya katılan tarafından temyiz edilmemiştir. İlkeleri, Ceza Genel Kurulunun 30.01.2007 gün ve 9-18 sayılı kararında açıklandığı üzere; Gerek yüze karşı, gerekse gıyapta verilen hükümlerde yasa yolunun, süresinin, merciin ve şeklinin belirtilmesi ve bu hususların karara yazılması zorunludur. Somut olayda; yasa yolu bildiriminde yasa yolu başvuru süresi ve başvuru şeklinin gösterilmemiş olması, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “ “Adil Yargılanma Hakkını” ” düzenleyen 6. maddesi ile bu hakkın kapsamına yeni bir yorum getiren Sözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün 2. maddesine, 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın 40/2. maddesine ve 5271 sayılı Yasanın 34/2, 231/2. ile 232/6. maddelerine açıkça aykırılık oluşturduğundan, belirtilen durumun 5271 sayılı Yasanın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni sayılması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Bu durumda, 5271 sayılı Yasanın 40. maddesindeki düzenleme uyarınca eski hale getirme nedeninin varlığı kabul edilmekle birlikte, tarafların bu yola başvurabilmeleri açısından eksikliği gidermeye yeterli meşruhatlı duyuru ile bilgilendirilmeleri gerekmektedir. Bu itibarla; Ceza Genel Kurulunun duraksamasız kararlarında da kabul edildiği gibi, gerekçeli kararın yasa yolu bildirimini de içeren meşruhatla birlikte taraflara tebliği ile taraflardan herhangi birisi tarafından temyiz dilekçesi verilmesi halinde dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi, aksi halde ise temyiz incelemesine gönderilmeksizin kesinleştirilmesi gerekmektedir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, İ... 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 01.04.2008 gün ve 89-232 sayılı hükmünün yasa yolu bildirimini içeren meşruhatla birlikte taraflara tebliğinin sağlanması için dosyanın İ... 1. Sulh Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2009 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2023/16161 E., 2024/101 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden anılan Kanun'un 254.
4. Ceza Dairesi         2023/16161 E.  ,  2024/101 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/620 E., 2020/145 K. SUÇLAR : Hakaret, tehdit KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanıklar hakkında; 1. Hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca, 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, 2. Tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci cümlesinin ikinci fıkrası ile 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, Sanık ... yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.10.2023 tarih ve 94660652-105-64-18687-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2023 tarihli ve KYB-2023/109749 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; " ...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/03/2014 tarihli ve 2013/14-102 esas, 2014/128 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması şartları oluşmadığı halde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda, kanun yararına bozma yoluna başvurulabileceği ve bozma kararının aleyhe sonuç doğuracağı nazara alınarak yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15/12/2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; " ... Sanığa isnat edilen suçların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması hâlinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir .... Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden anılan Kanun'un 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir ... " şeklinde açıklamalara yer verildiği, Bu bağlamda hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması hâlinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği, Somut olayda; sanıkların üzerine atılı bulunan ve uzlaşmaya engel olan silahla tehdit suçu bakımından beraat kararı verilmiş olması ve hakaret ile sair tehdit suçları yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmamış olması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde; "(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur: a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar. b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer alan; 1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88), 2. Taksirle yaralama (madde 89), 3. Tehdit (madde 106, birinci fıkra), 4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116), 5. Hırsızlık (madde 141), 6. Dolandırıcılık (madde 157), 7. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234), 8. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239), suçları. ... (3) ...Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz." hükümlerine yer verilmiştir. Ayrıca aynı Kanun'un 254 üncü maddesinde de: “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, uzlaştırma işlemleri 253 üncü maddede belirtilen esas ve usule göre, mahkeme tarafından yapılır.” hükmü düzenlenmiştir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret ve 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde düzenlenen tehdit suçları ile uzlaştırma kapsamında bulunmayan ve farklı tarihte işlendiği anlaşılan aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a ve c) bentlerinde düzenlenen tehdit suçuyla birlikte davanın açılması, sanıklar hakkında aynı Kanun'un 106 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a ve c) bentlerinde düzenlenen tehdit suçundan beraat kararı verilmesi, soruşturma aşamasında 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca usulüne uygun uzlaştırma işlemlerinin yapılmadığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında hakaret ve tehdit suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesinde öngörülen yönteme uygun biçimde uzlaştırma işlemi yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gözetilmemesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sanıklar hakkında Yerel Mahkeme tarafından hakaret ve tehdit suçlarından kurulan kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2022/9247 E., 2024/6180 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/41 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası
1. Ceza Dairesi         2022/9247 E.  ,  2024/6180 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1130 E., 2020/925 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.03.2020 tarihli ve 2019/41 Esas, 2020/147 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2020/1130 Esas, 2020/925 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının tekerrüre ilişkin "D. bendinin 8 ve 9. fıkralarının" hükümden çıkarılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a ve 280/1-a maddeleri gereğince esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlediğine dair dosyada somut bir delil bulunmadığına, sanığın cezai ehliyetinin olmadığından hakkında ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın akıl hastası olup olmadığı hususu ile ilgili olarak dosya arasında bulunan Mardin Devlet Hastanesinden alınan 07.06.2016 tarihli ve 21849 sayılı raporda kronik psikoz hastalığının olduğu, 5237 sayılı Kanun'un 32/1 maddesi kapsamında ceza ehliyetinin bulunmadığının bildirildiği, Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan 13.04.2017 tarihli ve 5482 sayılı raporda ise şahsın cezai ehliyetini etkileyecek düzeyde ruhsal bir rahatsızlığının bulunmadığı, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 32/1 ve devamı maddelerinden istifade edemeyeceği, cezai ehliyetinin tam olduğunun belirtilmesi karşısında, yargılama sırasında sanık müdafii tarafından söz konusu raporun eksik araştırma sonucu verildiğinin, sanığın cezai ehliyetinin bulunmadığını belirtmesi dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca “işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamacağı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığına” ilişkin olarak sanığın adli tahkikat dosyası ile birlikte bir kez de Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesinde müşahadeye tabi tutulduktan sonra, bu Dairece düzenlenecek raporla birlikte Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kuruluna gönderilerek cezai ehliyetiyle ilgili olarak rapor alınması, alınan raporlar arasında çelişki bulunması halinde de sanığın bizzat Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna gönderilerek rapor alındıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 14.10.2020 tarihli ve 2020/1130 Esas, 2020/925 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, değişik gerekçe ile Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek karardan bir örneğinin ise bilgi amacıyla takdîren Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2024/4108 E., 2024/3881 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
a Mahkemesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/204 Esas, 2023/346 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 29, 62, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 53, 58. maddeleri gereğince 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasın
1. Ceza Dairesi         2024/4108 E.  ,  2024/3881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/204 E., 2023/346 K. SUÇ : Kasten yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Tekirdağ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/204 Esas, 2023/346 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında basit yargılama usûlü uygulanması suretiyle kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/2, 29, 62, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 53, 58. maddeleri gereğince 2 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükmün, itiraz edilmeksizin 06.11.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 02.04.2024 tarihli ve 2024/1275 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/42164 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB-2024/42164 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 58/1. maddesinde, 'Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi hâlinde, tekerrür hükümleri uygulanır.' hükmünün yer alması karşısında, somut olayda sanığa atılı suçun 10/08/2022 tarihinde işlendiği ve bu suç tarihi itibarıyla sanığa ait adli sicil kaydında tekerrüre esas ilamın olmadığı anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gözetilmeden, Kabule göre de, Tekerrüre esas sabıkası bulunduğu kabul edilen sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 58/3. maddesindeki 'tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur' hükmü uyarınca, atılı suçu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 86/2. maddesinde hapis veya adli para cezasının seçimlik olduğu gözetilerek, hüküm kurulurken hapis cezasının seçilmesi karşısında, yukarıda anılan gerekçe uyarınca sanık hakkında tekerrür hükümlerinin yanlış uygulandığı, bu durumda hapis cezasının seçilmesi zorunluluğu ortadan kalktığından adli para cezasının da seçilebileceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un, Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular başlıklı 58. maddesinin birinci fıkrasının inceleme konusu ile ilgili birinci cümlesinde; "(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır..." Şeklinde düzenlemenin bulunduğu, hükümlünün tekerrüre esas alınan kasten yaralama suçundan hapis cezasına ilişkin Tekirdağ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.04.2020 tarihli ve 2019/572 Esas, 2020/163 Karar sayılı kararına konu mahkûmiyet hükmünün inceleme konusu dosyadaki hükümlü ... hakkında değil kimlik bilgileri farklı ... isimli şahıs hakkında verilmiş olduğu anlaşılmıştır. 2. Tekerrüre esas alınan ilâma konu suçun hükümlü tarafından gerçekleştirilmemiş olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin altıncı fıkrası gereği mükerrir olmadığı belirlenmekle, hükümlü hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 3. 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin üçüncü fıkrası; "Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur." 5237 sayılı Kanun'un, Kasten yaralama başlıklı 86. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası ise; "Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir. Hükümlünün adlî sicil kaydında tekerrüre esas olabilecek başka bir ilâmı bulunmamaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 86. maddesinin ikinci fıkrasında seçimlik ceza olarak adlî para ve hapis cezaları öngörüldüğünden Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 25.09.2018 tarihli ve 2015/13-1066 Esas, 2018/373 Karar sayılı kararında ayrıntıları açıklandığı üzere, Mahkemece adlî para cezasının da takdir hakkı kapsamında tercihinin mümkün olduğu belirlenmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hükümlü hakkında kasten yaralama suçundan verilen Tekirdağ 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.09.2023 tarihli ve 2023/204 Esas, 2023/346 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.05.2024 tarihinde karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2023/21177 E., 2024/1366 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden anılan Kanun'un 254.
6. Ceza Dairesi         2023/21177 E.  ,  2024/1366 K. "İçtihat Metni" K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A Basit tehdit suçundan sanık ...'nin (...) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-2. cümlesi gereğince 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 58. maddesi uyarınca mükerrilere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2021/521 esas, 2023/116 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 01.11.2023 gün ve 94660652-105-07-21974-2023-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 13.12.2023 gün ve 2023/119480 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği, MEZKUR İHBARNAMEDE; Dosya kapsamına göre, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 15.12.2017 tarihli ve 2017/19084 esas, 2017/28185 karar sayılı ilâmında; " ... Sanığa isnat edilen suçların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesi kapsamında birlikte işlendiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Çözülmesi gereken sorun, hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması hâlinde, sübutunda sorun olmayan ve müstakilen uzlaştırma kapsamında olan suçla ilgili nasıl bir yol izleneceğidir .... Yapılan yargılama neticesinde ise, sanığın kamu görevlisine hakaret suçundan beraatine hükmolunup, mercii kararından ve kanun yararına bozma talebinden önce kesinleşmesi nedeniyle bu suçun işlendiğinden bahsedilemeyeceği için, sair tehdit suçu yönünden de uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Kanun'un 53/3. maddesinin uygulanma olanağı kalmayacak ve bu suç yönünden anılan Kanun'un 254. maddesi gereğince uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerekecektir ... " Şeklinde açıklamalara yer verildiği, Bu bağlamda hüküm kurulurken uzlaştırma kapsamında olmayan suçtan beraate hükmolunması hâlinde, uzlaştırma kapsamında bulunan suç yönünden dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilebileceği, bu durumun ise ihsası rey olarak nitelendirilmeyeceği, Somut olayda; sanığın üzerine atılı bulunan ve uzlaşmaya engel olan kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak suçu bakımından beraat kararı verilmiş olması ve basit tehdit suçu yönünden uzlaştırmaya engel olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/3. maddesinde yer alan “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklindeki düzenlemenin uygulama olanağının kalmamış olması karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesindeki “Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması hâlinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile, Antalya 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.03.2023 tarihli ve 2021/521 esas, 2023/116 karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 06.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.