5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 74

Ceza Muhakemesi Kanunu 74. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 74 – (1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. (3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur. (5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır. Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

211 karar eşleşti
4. Ceza Dairesi, 2022/8120 E., 2022/23214 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
İstem yazısında; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un; 74/1. maddesinde yer alan "(1)Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için;
4. Ceza Dairesi         2022/8120 E.  ,  2022/23214 K. "İçtihat Metni" KARAR Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/249 sayılı dosyası üzerinden yürütülmekte olan soruşturma esnasında, cezai ehliyeti bulunmayan şüpheli hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 57/1. maddesi gereğince koruma ve tedavi kararı verilmesi için ... Sulh Ceza Hakimliğine müzekkere yazılmasına dair aynı yer Cumhuriyet Başsavcılığının 09/05/2018 tarihli, 2018/249 soruşturma sayılı ve 22/10/2018 tarihli, 2018/249 soruşturma sayılı talepleri üzerine, adı geçen şüpheli hakkında koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesine, toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının tespitine kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına ilişkin ... Sulh Ceza Hakimliğinin 10/05/2018 tarihli, 2018/68 değişik iş sayılı ve ... Sulh Ceza Hakimliğinin 22/10/2018 tarihli, 2018/132 değişik iş sayılı kararını müteakip, şüphelinin ... Şehir Hastanesinin 17/12/2018 tarihli ve ... sayılı raporu ile psikiyatrik hastalığa bağlı tehlikenin önemli ölçüde azaldığından bahisle derhal serbest bırakılmasına, 5 yıl süre ile 3’er ay ara ile kendisine en yakın Psikiyatri Hastanesine veya Kliniğinde kontrol muayenesine tabi tutulmasına ilişkin ... Sulh Ceza Hakimliğinin 17/12/2018 tarihli ve 2018/162 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 20/04/2022 gün ve 2022/39287 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi: İstem yazısında; "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un; 74/1. maddesinde yer alan "(1)Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.", 162. maddesinde yer alan " Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.", 223/1. maddesinde yer alan " Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun; 32/1. maddesinde yer alan "Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.", 57/1. maddesinde yer alan "Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar." , Şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Hakkında açılmış kamu davası bulunmayan şüpheli ... hakkında akıl hastası olup olmadığının tespiti amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi gereğince sulh ceza hakimliğinden "gözlem altına alma" kararı istenebileceği, gözlem altına alma kararı sonrasında şüphelinin akıl hastası olduğunun tespit edildiği hallerde kamu davası açılması durumunda, bu sefer sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32 ve 57. maddeleri uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilerek hakkında "koruma ve tedavi altına alma" kararı verilmesi gerektiği, verilecek bu kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesine göre "hüküm" niteliğinde olduğu ve duruşma açılarak yapılacak yargılama faaliyeti neticesinde verilebileceği hususları gözetilmeden, yazılı şekilde şüpheli hakkında güvenlik tedbirine ve bu tedbirin kaldırılmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un; 74/1. maddesinde yer alan "(1)Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir.", 162. maddesinde yer alan " Cumhuriyet savcısı, ancak hâkim tarafından yapılabilecek olan bir soruşturma işlemine gerek görürse, istemlerini bu işlemin yapılacağı yerin sulh ceza hâkimine bildirir. Sulh ceza hâkimi istenilen işlem hakkında, kanuna uygun olup olmadığını inceleyerek karar verir ve gereğini yerine getirir.", 223/1. maddesinde yer alan " Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür." , 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun; 32/1. maddesinde yer alan "Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.", 57/1. maddesinde yer alan "Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar." , İnceleme konusu somut olayda; Şüpheli ... hakkında 30/04/2018 tarihinde hakaret ve tehdit suçlarını işlediğinden bahisle yapılan şikayet üzerine 03/05/2018 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... Sulh Ceza Hakimliği’nden CMK 74/1 maddesi gereğince gözlem altına alınması talebinde bulunulduğu, ... Sulh Ceza Hakimliği’nin 03/05/2018 tarihinde dosyada yapılan incelemede psikiyatri uzmanının görüşü bulunmadığından bahisle talebin reddine karar verildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şüphelinin gözlem altına alınmasının gerekip gerekmediğine dair ilgili hastaneye yazılan müzekkereye 04/05/2018 tarihinde şüphelinin atılı eylemler yönünden cezai ehliyeti bulunmadığından TCK'nın 32. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve TCK'nın 57. maddesi gereğince güvenlik tedbirine hükmolunması gerektiğine dair verilen cevabi yazı neticesinde; Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şüpheli hakkında TCK'nın 57. maddesi gereğince tedbire hükmedilmesine ilişkin talepte bulunulduğu ve ... Sulh Ceza Hakimliğinin 10/05/2018 tarihli, 2018/68 değişik iş sayılı ve ... Sulh Ceza Hakimliğinin 22/10/2018 tarihli, 2018/132 değişik iş sayılı kararları ile şüpheli hakkında TCK'nın 57/1. maddesi uyarınca koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilerek yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve2018/162 Değişik iş sayılı kararı ile tedavi altına alınmasına karar verildiği, ... Şehir Hastanesi’nin 17/12/2018 tarihli sağlık kurulu raporu ile şüpelinin toplum açısından tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığının belirtilerek hasteneden çıkarılması talebinde bulunulması üzerine; ... Sulh Ceza Hakimliğinin 17/12/2018 tarihli ve 2018/162 değişik iş sayılı kararı ile şüpheli ...’ın derhal serbest bırakılmasına, 5 yıl süre ile 3’er ay ara ile kendisine en yakın Psikiyatri Hastanesine veya Kliniğinde kontrol muayenesine tabi tutulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Yapılan şikayet nedeni ile hakkında soruşturma yürütülen ve talep tarihinde hakkında açılmış bir kamu davası bulunmayan şüpheli ...’ın akıl hastası olup olmadığının tespiti amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi gereğince sulh ceza hakimliğinden "gözlem altına alma" kararı istenebileceği, gözlem altına alma kararı sonrasında akıl hastası olduğu tespit edilen şüpheli hakkında kamu davası açılması ve yargılama sonucunda sanığın eyleminin sübut bulması durumunda sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32 ve 57. maddeleri uyarınca "ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilerek hakkında "koruma ve tedavi altına alma" kararı verilmesi gerektiği, verilecek bu kararlarında 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesine göre "hüküm" niteliğinde olduğu ve duruşma açılarak yapılacak yargılama faaliyeti neticesinde verilebileceği hususları gözetilmeden, yazılı şekilde şüpheli hakkında TCK'nın 57/1. maddesi gereğince güvenlik tedbirine ve bu tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1-... Sulh Ceza Hakimliğinin 10/05/2018 tarihli, 2018/68 değişik iş sayılı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 22/10/2018 tarihli, 2018/132 değişik iş sayılı, ... Sulh Ceza Hakimliğinin 17/12/2018 tarihli ve 2018/162 değişik iş sayılı kararlarının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2-Aynı Kanun'un 309/4-a maddesi gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22/11/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2018/3177 E., 2018/11051 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/129 esasına kayden yapılan yargılama sırasında, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınmasına dair 24/10/2017 tarihli ara kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul Anadolu 2.
4. Ceza Dairesi         2018/3177 E.  ,  2018/11051 K. "İçtihat Metni" Cinsel taciz ve şantaj suçlarından sanık ... hakkında İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/129 esasına kayden yapılan yargılama sırasında, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınmasına dair 24/10/2017 tarihli ara kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarihli ve 2017/2834 değişik iş sayılı kararı, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 27/02/2018 gün ve 94660652-105-34-12462-2017-KYB sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07/03/2018 gün ve 2018/18607 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi: Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede; 5271 sayılı Kanun'un 74/1-4. maddesinin, "1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur." şeklinde olduğu, sanığın suç tarihinde cezaî ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda sanığın sevk edildiği Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08/06/2017 tarihli ve 11176871462 sayılı raporu ile anılan Kanun'un 74. maddesi gereğince gözlem altına alınmasının gerektiğinin bildirildiği, dolayısıyla uzman bir hekimin önerisi üzerine, anılan kararın verildiği gözetilmeksizin, Mahkemenin infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, sanık hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması, anılan kurumun rapor düzenleyememesi hâlinde gözlem altına alma kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA I-Olay: Cinsel taciz ve şantaj suçlarından sanık ... hakkında İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/129 esasına kayden yapılan yargılama sırasında, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınmasına dair 24/10/2017 tarihli ara kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarihli ve 2017/2834 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun'un 74/1-4. maddesinin, "1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur." şeklinde olduğu, sanığın suç tarihinde cezaî ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda sanığın sevk edildiği Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08/06/2017 tarihli ve 11176871462 sayılı raporu ile anılan Kanun'un 74. maddesi gereğince gözlem altına alınmasının gerektiğinin bildirildiği, dolayısıyla uzman bir hekimin önerisi üzerine, anılan kararın verildiği gözetilmeksizin, Mahkemenin infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, sanık hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması, anılan kurumun rapor düzenleyememesi hâlinde gözlem altına alma kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır. II-Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı: Sanık hakkında CMK'nın 74. maddesi gereğince verilen gözlem altına alma kararına yönelik itirazın kabulüne dair merci kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir. III-Hukuksal Değerlendirme: 1982 Anayasası'nın 12. maddesinin birinci fıkrasında; herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu belirtilmiş, 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." biçiminde düzenleme yapılmış, yine 19. maddesinde; herkesin, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu, mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüne çıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehlike teşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseri veya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahı için kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerine getirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya da hakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişinin yakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağı hüküm altına alınmıştır. CMK'nın 74. maddesi; "(1) Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir. (2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir. (3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez. (4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir; itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur. (5) Bu Madde hükmü, 223 üncü Maddenin sekizinci fıkrası gereğince yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Gözlem altına alınma kararı, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir düzenlemedir. Bu nedenle kanun koyucu tarafından sıkı koşullara bağlı tutulmuştur. Bu koşullar; kuvvetli şüphenin bulunması, uzman hekimin önerisi, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesi, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilmesi ve süredir. Her ne kadar kanun maddesinde belirtilmese de gözlem altına alınma kararı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakacağı için Anayasa'da temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması için öngörülen ölçülülük ilkesi, gözlem altına alınma kararı verilirken de göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığı, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkileri gözlem altına alınmadan tespit edilebiliyorsa önce bu yol tüketilmeli, başka türlü tespitin mümkün olmaması halinde ise gözlem altına alınma yoluna başvurulmalıdır. Ayrıca sanık veya şüphelinin isnad edilen suçu işlediğine dair kuvvetli şüphe bulunmuyorsa gözlem altına alınma kararı verilemeyecektir. Gözlem altına alınma kararı verilmeden önce mutlaka uzman hekimden görüş alınması gerekir. Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma özelliği nazara alındığında, uzman hekim görüşünü bizzat şüpheli veya sanığı muayene ederek belirlemeli, evrak üzerinden sanık veya şüpheliyi görmeden gözlem altına alınma önerisinde bulunmamalıdır. İncelenen dosyada; Sanık ... Demir hakkında katılan ...'a yönelik şantaj ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, sanığın kolluk aşamasında alınan savunmasında psikolojik sorunları olduğunu, kendisinde bipolar bozukluk bulunduğunu beyan ettiği, İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/129 esas sayılı dosyası üzerinden 18/04/2017 tarihli tensip kararıyla sanığın cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususunda rapor düzenlenmesi için sanığın mevcutlu olarak hastaneye sevkine karar verildiği, sanığı muayene eden ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı tarafından düzenlenen Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 08/06/2017 tarihli ve 11176871462 sayılı raporunda; suç tarihindeki durumunun değerlendirilebilmesi için CMK'nın 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınması gerektiğinin bildirildiği, rapor üzerine sanığa müdafii atandığı, Cumhuriyet savcısının yazılı görüşünün alındığı, 24/10/2017 tarihli duruşmada söz konusu raporun okunduğu, sanık müdafiinin dinlendiği ve CMK'nın 74. maddesi uyarınca sanığın resmi bir sağlık kurumunda, sürenin yetmeyeceğinin anlaşılması halinde kurumun istemi üzerine her seferinde üç haftayı geçmemek üzere her halde en çok 3 ay süre ile üç haftaya kadar süreyle gözlem altına alınmasına, gözlem altına alma kararının gereğinin Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yerine getirilmesine karar verildiği, anılan karara sanık müdafii tarafından 31/10/2017 tarihinde, sanığın değişik hastanelerde tedavi gördüğü, bu hastanelerden tedavi evrakları istenerek hastalığının teşhisinin mümkün olduğu, bu nedenle başka yolla tespiti mümkünken sanığın gözlem altına alınmasının orantılılık ilkesine aykırı olduğu belirtilerek itiraz edildiği, merci İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08/11/2017 tarihli ve 2017/2834 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla, sanığın tedavi olduğu hastanelerden tüm tedavi evraklarını toplayarak İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na mevcutlu sevki ile rapor alınması, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından rapor verilmediği takdirde gözlem altına alma kararının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle itirazın kabulüne, İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/10/2017 tarihli gözlem altına alma ara kararının kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; Gözlem altına alınma kararının, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir düzenleme olması, CMK'nın 74. maddesinde belirtilmese de gözlem altına alınma kararı kişiyi hürriyetinden yoksun bırakacağı için Anayasa'da temel hak ve hürriyetlerin kısıtlanması için öngörülen ölçülülük ilkesinin gözetilmesinin ve başka suretle rapor düzenlenmesinin mümkün olmadığı hallerde gözlem altına alınma yoluna başvurulmasının gerekmesi karşısında; sanığın tedavi evrakı temin edilerek bu evrakla birlikte ilgili sağlık kuruluşuna sevki sağlanıp TCK'nın 32. maddesi uyarınca rapor düzenlenmesinin talep edilmesi, buna rağmen rapor tanzim edilemeyip sanığın gözlem altına alınmasının istenilmesi halinde gözlem altına alınma kararı verilmesinin gerektiği gözetilmeden kurulan, sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca gözlem altına alınmasına dair İstanbul Anadolu 66. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/129 esas sayılı ve 24/10/2017 tarihli ara kararının yasaya uygun olmadığı, bu nedenle de anılan karara yönelik itirazın kabulü ile kaldırılmasına ilişkin merci İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/11/2017 tarihli ve 2017/2834 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV-Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kanun yararına bozma istemine ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden bozma isteminin, CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE, sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 31/05/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 74 ]
9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. 9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. - AKIL HASTALIĞI - GÜVENLİK TEDBİRLERİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 32 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 57 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 74 ] "İçtihat Metni" Mala zarar vermek suçundan şüpheli Yahya hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair, Araklı Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2007 tarihli ve 2007/981-871 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi gereğince güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi yönünden yapılan talebin reddine dair, (Araklı Sulh Ceza Mah-kemesi)'nin 17.12.2007 tarihli ve 2007/325 müteferrik sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, (Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2007 tarihli ve 2007/740 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca güvenlik tedbirine hükmolunması konusunda yapılan talep üzerine, akıl hastalığının nasıl tespit edileceği hususunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlendiği, soruşturma sırasında şüphelinin müdafii huzurunda beyanı alınıp Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi sağlık kurulu raporu ile yeti-nildiği, anılan maddedeki usulün uygulanmadığı gerekçesiyle talebin reddine, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi gereğince ceza muhakemesi işlemleri tamamlandıktan sonra talep halinde konunun yeniden değerlendirileceğinin bilinmesine dair, Araklı Sulh Ceza Mahkemesi'nce karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiş ise de, Soruşturma evresi sırasında alınan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliği'nin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı raporu ile şüphelinin psikotik bozukluk içerisinde olduğu ve işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana getirdiğinden dolayı, 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden yararlanabileceğinin değerlendirilmiş olduğu tespit edilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki düzenlemenin madde metninden de anlaşılacağı üzere soruşturma ve kovuşturma evresinde söz konusu olacağı, somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu evrenin sona ermiş olması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki usulün uygulanamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmolunması gerekeceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 22.02.2008 gün ve 11636 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Baş-savcılığı'nın 14.03.2008 gün ve 2008/55854 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesine göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış bulunan kişiye ceza verilemez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Hakkında güvenlik tedbirine hükmolunan akıl hastalarının, aynı Yasa'nın 57/1. maddesi uyarınca yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması gerekir. Akıl hastalığının ve bunun kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğine etkisinin saptanması ise, psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi uzman hekim tarafından belirlenecektir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu tür raporların hangi hekim ya da kurumlardan alınacağı hususunda bir açıklık olmadığı ve yargılama usulüne ilişkin kurallarda kıyas mümkün bulunduğu için, bu durumda akıl hastalığının saptanmasına dair kurallar öngören diğer yasal düzenlemelerden yararlanılmalıdır. Kişilerin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması yöntemini düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 409/2. maddesinde, "akıl hastalığı veya zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir." denilmektedir. 10.09.1982 tarih ve 8/5819 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 5. maddesinde sağlık kurumları işlevlerine göre beş gruba ayrılmış, genel dal hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri ayrı birer grup olarak düzenlenmiş, 22 ve devamı maddelerinde ise, sağlık kurullarının oluşumu kurala bağlanmıştır. Bir başka yasal düzenleme de, infaz sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlülerle ilgili infazın geri bırakılması koşul ve yöntemlerini düzenleyen 5275 sayılı CGTİK'nın 16. maddesinde yer almıştır. Buna göre, infazın geri bırakılması kararı ancak Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen veya Adalet Bakanlığımca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nca onaylanan raporlar üzerine verilebilecektir. Dolayısıyla, şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığı, belirtilen sağlık kurumlarından herhangi birinden aldırılacak sağlık kurulu raporu ile saptanabilir. Kişinin akıl hastası olup olmadığının sağlık kuruluşlarınca saptanması işlemi sırasında gözlem altına alınması da zorunlu değildir. CMK'nın 74. maddesinde düzenlenen ve özgürlüğü kısıtlayan bir işlem olan gözlem altına alma, ancak bilirkişinin uygun görüşü doğrultusunda ve gerektiğinde başvurulabilecek bir kontrol yöntemidir. Öte yandan, soruşturma sırasında şüphelinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğu bulunmadığını saptayan Cumhuriyet Savcısı, şüpheli hakkında CMK'nın 171. maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilecek, ayrıca şüpheli hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi bakımından Sulh Ceza Hakimliği'ne de başvurabilecektir. Akıl hastaları hakkındaki güvenlik tedbiri yargılamasının nasıl yürütüleceği hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu yargılamada fiilin akıl hastası fail tarafından işlenip işlenmediği, yasada öngörülen suç tiplerinden birine uyup uymadığı, ayrıca kişinin kusur yeteneği ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gibi hususların çözüme kavuşturulması gerekeceğinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yargılamaya ilişkin hükümlerinin gerekli görüldüğü ölçüde uygulanması da zorunludur. Başvuruya konu olayda, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliğimin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı sağlık kurulu raporunda; şüpheliye "psikotik bozukluk" tanısı konulmuş ve "işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana geldiğinde 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden değerlendirilmesi gerektiği" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Cumhuriyet Savcısının, bu rapora dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi ve ardından şüpheli Yahya hakkında koruma ve tedavi tedbiri kararı verilmesi istemiyle Sulh Ceza Mahkemesine başvurmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, adı geçen kurumdan rapor aidırılırken şüphelinin gözlem altına alınması da zorunlu değildir. Kaldı ki, kişinin gözlem altına alınması gerektiğine ilişkin bir uzman hekim görüşü de bulunmamaktadır. Öte yandan, güvenlik tedbiri istemini inceleyip karara bağlayacak olan mahkemenin gerektiğinde yeniden başka kurumlardan rapor aldırmasına da hukuken olanak bulunduğu dikkate alındığında, istemi çözüme bağlamak yerine, evrakın işlem yapılmaksızın Cumhuriyet Savcılığı'na iadesi ile kişinin gözlem altına alınıp yeniden rapor aldırılması yolundaki karar ve uygulaması da isabetsiz görülmüştür. Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.12.2007 tarih ve 2007/740 Değişik İş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 30.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 74 ]
9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. 9. Ceza Dairesi 2008/6230 E., 2009/1 K. - AKIL HASTALIĞI - GÜVENLİK TEDBİRLERİ- 4721 S. TÜRK MEDENİ KANUNU [ Madde 409 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 32 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 57 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 74 ] "İçtihat Metni" Mala zarar vermek suçundan şüpheli Yahya hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesi uyarınca kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair, Araklı Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2007 tarihli ve 2007/981-871 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi gereğince güvenlik tedbirine hükmolunmasına karar verilmesi yönünden yapılan talebin reddine dair, (Araklı Sulh Ceza Mah-kemesi)'nin 17.12.2007 tarihli ve 2007/325 müteferrik sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin, (Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesinin 27.12.2007 tarihli ve 2007/740 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Başsavcılığı'nca, şüpheli hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesi uyarınca güvenlik tedbirine hükmolunması konusunda yapılan talep üzerine, akıl hastalığının nasıl tespit edileceği hususunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlendiği, soruşturma sırasında şüphelinin müdafii huzurunda beyanı alınıp Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi sağlık kurulu raporu ile yeti-nildiği, anılan maddedeki usulün uygulanmadığı gerekçesiyle talebin reddine, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi gereğince ceza muhakemesi işlemleri tamamlandıktan sonra talep halinde konunun yeniden değerlendirileceğinin bilinmesine dair, Araklı Sulh Ceza Mahkemesi'nce karar verilmiş olup, bu karara karşı yapılan itiraz da reddedilmiş ise de, Soruşturma evresi sırasında alınan, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliği'nin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı raporu ile şüphelinin psikotik bozukluk içerisinde olduğu ve işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana getirdiğinden dolayı, 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden yararlanabileceğinin değerlendirilmiş olduğu tespit edilerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki düzenlemenin madde metninden de anlaşılacağı üzere soruşturma ve kovuşturma evresinde söz konusu olacağı, somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığı'nca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile bu evrenin sona ermiş olması karşısında, 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesindeki usulün uygulanamayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmolunması gerekeceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 22.02.2008 gün ve 11636 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay C.Baş-savcılığı'nın 14.03.2008 gün ve 2008/55854 sayılı tebliğnamesi ile Daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla, dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32/1. maddesine göre, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış bulunan kişiye ceza verilemez; bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Hakkında güvenlik tedbirine hükmolunan akıl hastalarının, aynı Yasa'nın 57/1. maddesi uyarınca yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınması gerekir. Akıl hastalığının ve bunun kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğine etkisinin saptanması ise, psikiyatri biliminin verileri çerçevesinde bilirkişi uzman hekim tarafından belirlenecektir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda bu tür raporların hangi hekim ya da kurumlardan alınacağı hususunda bir açıklık olmadığı ve yargılama usulüne ilişkin kurallarda kıyas mümkün bulunduğu için, bu durumda akıl hastalığının saptanmasına dair kurallar öngören diğer yasal düzenlemelerden yararlanılmalıdır. Kişilerin akıl hastalığı nedeniyle kısıtlanması yöntemini düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 409/2. maddesinde, "akıl hastalığı veya zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir." denilmektedir. 10.09.1982 tarih ve 8/5819 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 5. maddesinde sağlık kurumları işlevlerine göre beş gruba ayrılmış, genel dal hastaneleri ile eğitim ve araştırma hastaneleri ayrı birer grup olarak düzenlenmiş, 22 ve devamı maddelerinde ise, sağlık kurullarının oluşumu kurala bağlanmıştır. Bir başka yasal düzenleme de, infaz sırasında akıl hastalığına tutulan hükümlülerle ilgili infazın geri bırakılması koşul ve yöntemlerini düzenleyen 5275 sayılı CGTİK'nın 16. maddesinde yer almıştır. Buna göre, infazın geri bırakılması kararı ancak Adli Tıp Kurumu'nca düzenlenen veya Adalet Bakanlığımca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumu'nca onaylanan raporlar üzerine verilebilecektir. Dolayısıyla, şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığı, belirtilen sağlık kurumlarından herhangi birinden aldırılacak sağlık kurulu raporu ile saptanabilir. Kişinin akıl hastası olup olmadığının sağlık kuruluşlarınca saptanması işlemi sırasında gözlem altına alınması da zorunlu değildir. CMK'nın 74. maddesinde düzenlenen ve özgürlüğü kısıtlayan bir işlem olan gözlem altına alma, ancak bilirkişinin uygun görüşü doğrultusunda ve gerektiğinde başvurulabilecek bir kontrol yöntemidir. Öte yandan, soruşturma sırasında şüphelinin kusur yeteneği ve ceza sorumluluğu bulunmadığını saptayan Cumhuriyet Savcısı, şüpheli hakkında CMK'nın 171. maddesine göre kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilecek, ayrıca şüpheli hakkında koruma ve tedavi kararı verilmesi bakımından Sulh Ceza Hakimliği'ne de başvurabilecektir. Akıl hastaları hakkındaki güvenlik tedbiri yargılamasının nasıl yürütüleceği hususunda Ceza Muhakemesi Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu yargılamada fiilin akıl hastası fail tarafından işlenip işlenmediği, yasada öngörülen suç tiplerinden birine uyup uymadığı, ayrıca kişinin kusur yeteneği ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı gibi hususların çözüme kavuşturulması gerekeceğinden, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yargılamaya ilişkin hükümlerinin gerekli görüldüğü ölçüde uygulanması da zorunludur. Başvuruya konu olayda, Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi Başhekimliğimin 22.11.2007 tarihli ve 2007/2828 sayılı sağlık kurulu raporunda; şüpheliye "psikotik bozukluk" tanısı konulmuş ve "işlediği suçu tamamen rahatsızlığının neticesinde meydana geldiğinde 5237 sayılı Kanun'un 32/1. maddesinden değerlendirilmesi gerektiği" kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Cumhuriyet Savcısının, bu rapora dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi ve ardından şüpheli Yahya hakkında koruma ve tedavi tedbiri kararı verilmesi istemiyle Sulh Ceza Mahkemesine başvurmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, adı geçen kurumdan rapor aidırılırken şüphelinin gözlem altına alınması da zorunlu değildir. Kaldı ki, kişinin gözlem altına alınması gerektiğine ilişkin bir uzman hekim görüşü de bulunmamaktadır. Öte yandan, güvenlik tedbiri istemini inceleyip karara bağlayacak olan mahkemenin gerektiğinde yeniden başka kurumlardan rapor aldırmasına da hukuken olanak bulunduğu dikkate alındığında, istemi çözüme bağlamak yerine, evrakın işlem yapılmaksızın Cumhuriyet Savcılığı'na iadesi ile kişinin gözlem altına alınıp yeniden rapor aldırılması yolundaki karar ve uygulaması da isabetsiz görülmüştür. Kanun yararına bozma talebine atfen düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Trabzon Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.12.2007 tarih ve 2007/740 Değişik İş sayılı kararının CMK'nın 309. maddesi uyarınca (BOZULMASINA), müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay C.Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 30.12.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2022/1513 E., 2024/1607 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözlem altına alma nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözlem altına alınma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi kapsamında sanığın şuurunun tetkiki için gözlem altına alınma durumunun aynı Kanun'un 141 vd.
12. Ceza Dairesi         2022/1513 E.  ,  2024/1607 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1984 E., 2020/4794 K. DAVA : Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat DAVATARİHİ: 22.03.2017 HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözlem altına alma nedeniyle 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözlem altına alınma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin 5271 sayılı Kanun'un 74. maddesi kapsamında sanığın şuurunun tetkiki için gözlem altına alınma durumunun aynı Kanun'un 141 vd. maddeleri uyarınca tazminat nedeni olarak düzenlenmediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacı hakkında uygulanan güvenlik tedbiri bakımından yasal hakların hatırlatılarak müdafii bulundurulması zorunluluk teşkil etmekte iken, belirlenen usule uyulmaksızın uygulanan tedbirinin kanuna aykırı olduğu, bu itibarla tazminat koşulları oluşan davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. III. DAVANIN KONUSU İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/112910 Soruşturma sayılı dosyasında davacının kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan başlatılan soruşturma kapsamında, İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 29.09.2016 ve 2016/4000 D.İş sayılı kararı ile üç haftaya kadar gözlem altına alınmasına karar verildiği, bu şekilde 29.09.2016-10.11.2016 tarihleri arasında gözlem altında tutulduğu, yapılan soruşturma sonunda 03.10.2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözlem altına alınma tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, 5217 sayılı CMK'nın 141 vd. maddeleri uyarınca kanunda öngörülen yasal şartların oluşmadığı belirlenerek davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE VE KARAR Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 5271 sayılı CMK'nın 74. maddesinde yer alan "Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafin dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına, soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından karar verilebilir." hükmü uyarınca; gözlem altına alma kararının uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafin dinlenmesinden sonra verilebileceği; somut olayda davacıya müdafii tayin edilmesi gerektiği ve müdafinin dinlenilmesinden sonra gözlem altına alma kararı verilebileceği gözetilmeyerek CMK'nın 141/3 maddesi uyarınca kanuna aykırı olarak gözlem altına alma kararı verilmesi karşısında, davacının makul miktarda tazminata hak kazanacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Gözlem altına alma süresi tek seferde en fazla ne kadardır?

A) 1 hafta
B) 2 hafta
C) 3 hafta
D) 1 ay
E) 2 ay

Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol