Ceza Muhakemesi Kanunu 75. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 75 – (Değişik: 25/5/2005 – 5353/2 md.)
(1) Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz.
(2) İç beden muayenesi yapılabilmesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınabilmesi için müdahalenin, kişinin sağlığına zarar verme tehlikesinin bulunmaması gerekir.
(3) İç beden muayenesi veya vücuttan kan veya benzeri biyolojik örnekler alınması, ancak tabip veya sağlık mesleği mensubu diğer bir kişi tarafından yapılabilir.
(4) Cinsel organlar veya anüs bölgesinde yapılan muayene de iç beden muayenesi sayılır.
(5) Üst sınırı iki yıldan daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda, kişi üzerinde iç beden muayenesi yapılamaz; kişiden kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınamaz.
(6) Bu madde gereğince alınacak hâkim veya mahkeme kararlarına itiraz edilebilir.
(7) Özel kanunlardaki alkol muayenesine ve kan örneği alınmasına ilişkin hükümler saklıdır.
Diğer kişilerin beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması[8]
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
27 karar eşleşti
(Kapatılan)13. Ceza Dairesi, 2013/17456 E., 2013/24199 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 78. maddesindeki, "(1) 75 ve 76. maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması halinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir.
(Kapatılan)13. Ceza Dairesi 2013/17456 E. , 2013/24199 K.
"İçtihat Metni"
Otomobil hırsızlığı suçundan suça sürüklenen çocuk ... hakkında yapılan soruşturma sırasında, araç üzerinde yapılan inceleme sonucunda elde edilen kanlı peçete ile suça sürüklenen çocuğun kan örneğinin mukayesesinin yapılması amacıyla suça sürüklenen çocuktan kan örneği alınmasına ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 78 ve 79. maddeleri gereğince genetik moleküler inceleme yapılmasına karar verilmesine yönelik ... Cumhuriyet Başsavcılığının talebinin reddine dair ... 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 05/03/2013 tarihli ve 2013/111 değişik is sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2013 tarihli ve 2013/62 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 17/04/2013 tarih ve 2013/6049/24986 sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/05/2013 tarih ve 2013/142585 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 78. maddesindeki,
"(1) 75 ve 76. maddelerde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, soybağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması halinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir. Alınan örnekler üzerinde bu amaçlar dışında tespitler yapılmasına yönelik incelemeler yasaktır.
(2) Birinci fıkra uyarınca yapılabilen incelemeler, bulunan ve kime ait olduğu belli olmayan beden parçaları üzerinde de yapılabilir. Birinci fıkranın ikinci cümlesi, bu halde de uygulanır."
Aynı Kanun'un 79/1. maddesindeki "78. madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hakim karar verebilir. Kararda inceleme ile görevlendirilen bilirkişi de gösterilir."
Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, suç yerinde elde edilen bulgular üzerinde moleküler genetik incelemeler yapılabileceği ve bunun sadece hâkim kararı ile mümkün olduğu gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMUK'un 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
5271 sayılı CMK'nın 75. maddesi uyarınca, şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan kan veya benzeri biyolojik örnek alınması işleminde, hâkim veya mahkemeden, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise; Cumhuriyet savcısından karar alınması(bu durumda yirmidört saat içinde hâkim onayı da gerekir.) zorunlu olduğu gibi, aynı Kanun'un 78. ve 79/1. maddeleri uyarınca, 75 ve 76. maddeye göre alınan örnekler üzerinde ... elde edilen bulgunun şüpheli ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için ... moleküler genetik inceleme yapılabilmesi için de mutlaka hâkim veya mahkemeden karar alınması gerekir.
Somut olayda, suça sürüklenen çocuk N.T.'den kan örneği alınması ve alınan bu kan örneği ile suç konusu araçtan elde edilen bulguların karşılaştırılması, diğer bir ifadeyle moleküler genetik inceleme işleminin yapılabilmesi için 5271 sayılı CMK'nın 75, 78 ve 79/1. maddelerinin âmir hükümleri uyarınca, mutlaka hâkim kararına gerek bulunmaktadır.
Açıklanan nedenlerle;
Kanunyararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görüldüğünden istemin kabulü ile ... 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 08.03.2013 tarih ve 2012/62 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nın 309/4-a. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, 11.09.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 75 ]
10. Ceza Dairesi 2006/8598 E., 2007/5708 K.
10. Ceza Dairesi 2006/8598 E., 2007/5708 K.
- İÇ BEDEN MUAYENESİ, VÜCUTTAN KAN VEYA BİYOLJİK ÖRNEK ALINMASI, DNA İNCELEMESİ
- İDDİANAMENİN İADESİ
- KULLANMAK İÇİN UYUŞTURUCU MADDE BULUNDURMAK
- SUÇUN SÜBUTUAN MUTLAK EYKİ EDEN DELİL- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 309 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 75 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 174 ]
"İçtihat Metni"
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheli İ.T hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen Pendik C. Başsavcılığının 30.12.2005 gün ve 2005/14353 soruşturma, 2005/2507 esas, 2005/925 iddianame sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı CMK'nın 174. maddesi uyarınca iadesine ilişkin Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.01.2006 gün ve 2006/4-6 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itiraz üzerine, kararın yerinde görülerek itirazın reddine dair Pendik 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.01.2006 gün ve 2006/6 müteferrik sayılı kararı üzerine, Pendik C. Başsavcılığının 20.01.2006 tarihli ve 2006/863 sayılı yazıları ile şüphelinin vücudundan tükürük ve kan örneklerinin alınmasına karar verilmesinin istendiği, PENDİK 1. Sulh Ceza Mahkemesince 20.01.2006 tarihli ve 2006/89 müteferrik sayılı kararı ile talebin reddine karar verildiği; bu karardan sonra, aynı suçtan şüpheli hakkında Pendik C. Başsavcılığının 23.01.2006 tarihli ve 2006/863 soruşturma, 2006/27 esas, 2006/12 iddianame sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı CMK'nın 174/1. maddesi uyarınca iadesine dair Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 06.02.2006 tarihli ve 2006/18 esas, 2006/12 karar sayılı kararına yönelik itiraz üzerine PENDİK 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2006 tarihli ve 2006/36 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği; bu karar ile Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.01.2006 tarihli ve 2006/89 müteferrik sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 25.04.2006 gün ve 17350 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 31.05.2006 gün ve 2006/90036 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, "1) 5271 sayıl Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesine göre bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine yada vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnek alınabilmesine; Cumhuriyet Savcısı veya mağdurun isteğiyle yada re'sen hakim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcısı tarafından karar verilebileceği, ancak 5. fıkraya göre üst sınırı iki yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda iç beden muayenesi yapılamayacağı ve örnek alınamayacağı, maddede belirtilen sürenin iki yıldan az hapis cezalarını kapsaması sebebiyle iki yıl hapis cezasını gerektiren suçların istisna kapsamında bulunmadığı, bu halde sanığın üzerine atılı suçun düzenlendiği 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1. maddesinde öngörülen müeyyidenin 1 yıldan 2 yıla kadar hapis cezası olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 75. maddesine göre iç beden muayenesi yapılabileceği ve şüphelinin örnek alınabileceği gözetilmeden, talebin kabulü yerine reddine karar verilmesi sebebiyle Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.01.2006 tarihli ve 2006/89 sayılı müteferrik kararında.
2) Dosya kapsamına göre; şüphelinin açık kimliği tespit edilemeyen İsmail adlı bir kişiyle çaldıkları otomobil ile takip sonucu yakalandığı, İsmail adlı kişinin kaçtığı, çalıntı oto üzerinde yapılan inceleme sırasında aracın küllüğünde yanar vaziyette kağıda sarılı esrar maddesinin ele geçirildiği, her ne kadar şüpheli ifadesinde kendisinin uyuşturucu madde kullanmadığını firar eden şüpheli İsmail'in kullandığını iddia etmişse de, araç içerisinde içmek üzere hazırlanmış kağıda sarılı esrar maddesinin ele geçirilmiş olması, şüphelinin firar eden diğer şüpheli İ'in soyadını ve adresini bilmediğini ifade etmesi karşısında, mevcut delillerin takdir ve değerlendirmesinin ancak yargılama aşamasında mahkemesine ait olacağı ve iddianamenin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi sebebiyle Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2006 tarihli ve 2006/36 değişik iş sayılı kararında," denilerek, anılan kararların bozulması istenmiştir.
1) Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.01.2006 gün ve 2006/89 müteferrik sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 20.01.2006 gün ve 2006/89 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı CMK'ın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309/4-m maddesi gereğince, müteakip işlemlerin yapılması için dosyanın anılan Mahkemelere gönderilmesine,
2) Pendik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.02.2006 tarihli ve 2006/36 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede ise;
5271 sayılı CMK'nın 174/1-b maddesinde, "Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen" iddianamenin iadesine karar verilebileceği belirtilmektedir.
Dosya kapsamına göre; şüphelinin bulunduğu araçta ele geçen ve şüpheli tarafından içildiği kesin olarak belirlenemeyen içilmiş esrarlı sigaranın, onun tarafından içilip içilmediğinin ortaya çıkarılabilmesi için, DNA incelemesinde kullanılmak üzere şüphelinin tükürük ve kan örneklerinin alınmasının gerekmesi ve bu delillerin suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan delillerden olması nedeniyle, yukarıda belirtilen bozma kararına uygun olarak, Pendik 1. Sulh Ceza Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 75. uyarınca gerekli kararın verilmesinden sonra söz konusu incelemenin yaptırılarak, alınacak bilirkişi raporunun mevcut ve gerek duyulursa toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre iddianame düzenlenip düzenlenmeyeceğinin belirlenip, takdir edilmesinin gerekmesi; ayrıca, iddianamenin iadesine ilişkin ilk karara yönelik itirazın reddine ilişkin, bağlayıcı nitelikteki itiraz merciinin ilk kararında da bu hususun belirtilmiş olması karşısında, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE,
Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 15.05.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2024/2330 E., 2024/20281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine;
10. Ceza Dairesi 2024/2330 E. , 2024/20281 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2023/306 E., 2023/336 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin, hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine, Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü ve 63 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılması ve hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz dilekçesi özetle; kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.
III. GEREKÇE
Dosya arasında bulunan Çarşamba İlçe Emniyet Müdürlüğünün 23.10.2012 tarihli "Tahkikat Evrakı" konulu yazısında gözaltına alınan sanığın Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine götürülerek rapor alınması talimatı verildiğinin belirtildiği ve İlkadım Kaymakamlığı Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi Baştabipliğinin 23.10.2012 tarihli raporunda sanığın idrar tarama testinde THC Pozitif (+) çıktığının ve madde kullandığının bildirildiği, 04.12.2012 tarihli iddianame içeriğinde sanığın sadece tahlil sonucunda uyuşturucu madde kullandığının anlaşılması nedeniyle kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan cezalandırılmasının istendiği ve Mahkeme karar gerekçesinin de sanığın tahlil sonucuna dayandırıldığı anlaşılmakla;
5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz" hükmü gereği bozmaya uyulduğu halde, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesi uyarınca sanığın vücudundan örnek alınmasına dair hâkim veya mahkeme ya da Cumhuriyet savcısının kararının bulunup bulunmadığının araştırılmaması ve sonucuna göre tahlil sonucunun hükme esas alınıp alınmayacağının tartışılmaması hukuka aykırı görülmüştür.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.06.2024 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/13278 E., 2024/17569 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
p 05.09.2018 tarihli idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek sanığın idrarında uyuşturucu etken maddelerinin bulunduğundan bahisle mahkumiyetine ilişkin karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vü
10. Ceza Dairesi 2023/13278 E. , 2024/17569 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/650 E., 2019/366 K.
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/32591 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59392 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59392 sayılı Kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre;
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 19 uncu maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
Somut olayda, sanığa ait cezaevi bilgileri incelendiğinde, 07.04.2018 tarihinde tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği ve 06.06.2018 tarihinde tahliye edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı 16.05.2018 tarihinde sanığa tebliğ edilerek itiraz edilmemesi üzerine infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderilmiş ise de, sanığın tebliğ tarihinde ceza evinde tutuklu olarak bulunduğu, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın bulundukları kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur tarafından taraflarına okunup anlatılmak suretiyle yapılması gerektiği, sanığa normal usulde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatların da hukukî sonuç doğurmayacağı, bu durumda denetim süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği cihetle kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden sanık hakkında durma kararı
verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
Kabule göre ise;
1. 05.09.2018 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında gerçekleştirilen soruşturma uyarınca yapılan aramada, üzerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan sanığın, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesince idrar örneği alınıp 05.09.2018 tarihli idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek sanığın idrarında uyuşturucu etken maddelerinin bulunduğundan bahisle mahkumiyetine ilişkin karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz." ve delillerin takdir yetkisi başlıklı 217 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Cumhuriyet Savcısı tarafından delil elde etmek amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında sanığın idrar örneğinin alınmasına yönelik verilen kararın Sulh Ceza Hakimliğinin onayına hiç sunulmadığı anlaşıldığından, hukuka uygun elde edilmeyen bu delilin sanığın mahkumiyetine esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2. Sanık hakkında 25.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası neticesinde Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararıyla aralarında hukuki ve fiili bağlantı olması nedeniyle inceleme konusu Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/250 Esas sayılı birleşen dosyasında sanığın savunması alınmadan birleştirme kararı verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen dosya yönünden sanığın sorgusunun yapılmadığı anlaşılmakla bu şekilde yargılamaya devamla sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 14.01.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2018 tarihli ve 2018/1552 soruşturma, 2018/183 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın, şüpheliye Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 16.05.2018 tarihinde bizzat kendi imzasına tebliğ edildiği, 30.05.2018 tarihinde tedbirin infazı için Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Malatya Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, uyarılmasına rağmen yükümlülük ihlalinde ısrar etmesi nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 24.07.2018 tarihli kararıyla dosyanın kapatılmasına karar verilerek 14.08.2018 tarihinde Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
C. Şüphelinin 25.03.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yürütülen soruşturmanın da birleştirilmesine karar verildiği,
D. Şüphelinin 05.09.2018 tarihinde yeniden uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine, erteleme kararının kaldırılarak Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 15.10.2018 tarihli ve 2018/8143 Soruşturma, 2018/5800 Esas, 2018/4383 sayılı iddianamesi ile Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, davanın 2018/650 Esasa kaydedildiği,
E. Şüpheli hakkında, 25.12.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan açılan kamu davasının, Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı
birleştirme kararı ile Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği,
F. Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile, sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 01.07.2019 tarihinde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
G. Dosya kapsamına göre;
7201 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinde yer alan "Mevkuf ve mahkûmlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder." ile Tebligat Kanunun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 28 inci maddesinde yer alan "(1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder.(2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19 uncu maddeye göre yapılır.(3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir.(4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır." ve 5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar kendisine okunup anlatılır" şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında,
Somut olayda, sanığa ait tutukluluk bilgileri incelendiğinde, 07.04.2018 tarihinde tutuklanarak Malatya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna girdiği ve 06.06.2018 tarihinde tahliye edildiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 16.05.2018 tarihinde sanığa Ceza İnfaz Kurumunda bizzat tebliğ edilerek itiraz edilmemesi üzerine infazı için denetimli serbestlik müdürlüğüne gönderildiği sanığın tebliğ tarihinde tutuklu olarak bulunduğu, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatın bulundukları kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur tarafından taraflarına okunup anlatılmak suretiyle yapılması gerektiği, sanığa normal usulde yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kamu davasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, bu nedenle infazına da başlanamayacağı, denetimli serbestlik müdürlüğünce yapılan tebligatlar hukukî sonuç doğurmayacağı gibi erteleme süresinin de başladığının kabul edilemeyeceği anlaşıldığından, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı
Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, kamu davasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek kesinleştirilmesinden sonra infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkûmiyet kararı verilmesi,
Kabule göre de;
1. 05.09.2018 tarihinde üzerinde herhangi bir suç unsuruna rastlanmayan sanığın, gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında Cumhuriyet Savcısının talimatıyla Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesince idrar örneği alınıp 05.09.2018 tarihli idrar testi raporu tanzim edildiği, Mahkemesince de söz konusu raporun dayanak gösterilerek sanığın idrarında uyuşturucu etken maddelerinin bulunduğundan bahisle mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun'un 75 inci maddesinde yer alan "Bir suça ilişkin delil elde etmek için şüpheli veya sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılabilmesine ya da vücuttan kan veya benzeri biyolojik örneklerle saç, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilmesine; Cumhuriyet savcısı veya mağdurun istemiyle ya da re'sen hâkim veya mahkeme, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısının kararı, yirmidört saat içinde hâkim veya mahkemenin onayına sunulur. Hâkim veya mahkeme, yirmidört saat içinde kararını verir. Onaylanmayan kararlar hükümsüz kalır ve elde edilen deliller kullanılamaz." ve delillerin takdir yetkisi başlıklı 217 inci maddenin ikinci fıkrasında yer alan "Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Cumhuriyet Savcısı tarafından delil elde etmek amacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında sanığın idrar örneğinin alınmasına yönelik verilen kararın Sulh Ceza Hakimliğinin onayına hiç sunulmadığı anlaşıldığından, hukuka uygun elde edilmeyen bu delilin sanığın mahkûmiyetine esas alınamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi,
2. Sanık hakkında 25.12.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 14.03.2019 tarihli ve 2018/31407 Soruşturma, 2019/1904 Esas, 2019/1512 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının, Malatya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/250 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararı ile hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle Malatya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/650 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, Malatya 8.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/250 Esas sayılı birleşen davasında sanığın savunması alınmadan birleştirme kararı verildiği ve ana dosyadaki yargılama sırasında da birleşen dava yönünden sanığın savunmasının alınmadığı anlaşıldığından,
yargılamaya devamla sanığın savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. Malatya 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 24.05.2019 tarihli ve 2018/650 Esas, 2019/366 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.04.2024 tarihinde karar verildi.
...
10. Ceza Dairesi, 2020/13268 E., 2022/11636 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ileri görünce yere bir madde attıkları görülünce peçeteye sarılı üç adet suça konu uyuşturucu madde olduğunun anlaşıldığı olayda, sanık ...’ın kovuşturma aşamasında döndüğü soruşturma aşamasında alınan beyanında suçlamayı kabul etmemesi ve 5271 sayılı CMK’nın 75. maddesi kapsamında sanıktan alınan örneklere dair tahlil sonucunun negatif olduğunun belirlenmesi karşısında;
10. Ceza Dairesi 2020/13268 E. , 2022/11636 K.
"İçtihat Metni"
Mahkeme : ESKİŞEHİR 4. Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
1- 16/09/2014 tarihli tutanak içeriğine göre üç şahsın görevlileri görünce yere bir madde attıkları görülünce peçeteye sarılı üç adet suça konu uyuşturucu madde olduğunun anlaşıldığı olayda, sanık ...’ın kovuşturma aşamasında döndüğü soruşturma aşamasında alınan beyanında suçlamayı kabul etmemesi ve 5271 sayılı CMK’nın 75. maddesi kapsamında sanıktan alınan örneklere dair tahlil sonucunun negatif olduğunun belirlenmesi karşısında; ele geçen maddenin kimden ve ne şekilde ele geçtiği hususunda, olay tarihinde sanık ile birlikte bulunan suça sürüklenen çocuklar ...ve ... hakkında soruşturma açılıp açılmadığı ve beyanda bulunup bulunmadığı araştırılmadan ve tutanak mümzileri dinlenilmeden eksik araştırma ile sanık hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi,
2- İhlal sayılarak 5237 sayılı TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmayan 13/01/2015 tarihli eylem ile ilgili olarak, CMK’nın 75. maddesi kapsamında sanıktan alınan örneklere dair tahlil sonucunun negatif olduğunun belirlenmesi karşısında; dosya içerisinde hiçbir arama kararının bulunmadığı dikkate alınarak, 2559 sayılı PVSK'nın 9. maddesine göre olay yeri ve tarihini kapsayacak nitelikte "önleme araması kararı" veya CMK'nın 116, 117 ve 119. maddelerine uygun şekilde alınmış "adli arama kararı" ya da "yazılı arama emri" bulunup bulunmadığının araştırılarak varsa aslı veya onaylı bir örneğinin getirilmesinden sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kabul ve uygulamaya göre de;
3- Sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin de gösterilmemesi suretiyle usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmadığı anlaşılmakla; 05/12/2014 tarihli kamu davasının açılmasının,
ertelenmesi kararı sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, bu kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinden, bu kapsamda inceleme konusu olayda sanığın TCK’nın 191/5. maddesi gereği ihlal sayılan 13/01/2015 tarihli eylemini, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmeden gerçekleştirdiği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması,
4- Suç tarihinden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra verilmiş olan bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı uyarınca tabi tutulduğu tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi'' kararının denetim süresi içinde işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıca madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ya da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı veren ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ihbarda bulunulmasına karar verilmesi,
b) Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında veya 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının denetim süresi içinde işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; bu suç nedeniyle 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmış olan sanık hakkında 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde gösterilen dava açma şartlarının gerçekleştiğinin sabit görülmesi halinde yargılamaya devam olunarak, suç tarihi itibarıyla 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi hükümleri çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması,
5- 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı hükmü ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 14/11/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
I. Mahkeme, sanık hakkında iç beden muayenesi yapılmasına re'sen karar verebilir. II. Cumhuriyet savcısı, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde şüpheli hakkında iç beden muayenesine karar verebilir. III. Sanık üzerinde iç beden muayenesi yapılmasına ilişkin mahkeme kararına itiraz edilemez. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre yukarıdaki ifadelerden hangisi/hangileri yanlıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.