Türk Borçlar Kanunu 104. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 104- Faiz veya kira bedeli gibi dönemsel edimlerden biri için, alacaklı tarafından çekince belirtilmeksizin makbuz verilmişse, önceki dönemlere ait edimler de ifa edilmiş sayılır.
Alacaklı anaparanın tamamı için makbuz vermişse, faizlerini de almış olduğu kabul edilir.
Borç senedi borçluya geri verilmişse, borç sona ermiş sayılır.
3. Senedin geri verilememesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2018/11069 E., 2018/14488 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
Kira parasının ödendiğine dair kiralayan tarafından kiracıya verilen yazılı belgeler, Türk Borçlar Kanunu'nun 104.maddesi uyarınca bundan evvelki kira paralarının ödendiği hususunda kanuni bir karine teşkil eder.
8. Hukuk Dairesi 2018/11069 E. , 2018/14488 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine kira alacağı ve tahliye istemli olarak başlatılan icra takibine davalı borçlunun itirazı üzerine davacı icra mahkemesinden itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davalının bir kısım alacağa ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı alacaklı, 10/03/2014 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesine dayanarak 03/03/2016 tarihinde başlattığı icra takibi ile 3.990,00 TL kira ve 324,99 TL işlemiş faiz alacağının tahsilini talep etmiş, davalı borçlu süresinde verdiği itiraz dilekçesi ile borca itiraz etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde 2014 yılı Haziran ayı ila 2016 yılı Şubat ayı arasına ait aylık 190,00 TL den toplam 3.990,00 TL kira alacağı talep ettiklerini belirterek takip talepnamesindeki asıl alacak miktarını açıklamış ve 15/07/2016 tarihli dilekçe ile davalının ödediği aylara ait müvekkili tarafından fatura kesildiğini belirterek 10/02/2015 tarihli, “Temmuz, Ağustos, Eylül” kirası açıklaması ile KDV dahil 600,00 TL bedelli fatura ibraz edilmiştir. Anılan fatura davalının da kabulündedir. Kira parasının ödendiğine dair kiralayan tarafından kiracıya verilen yazılı belgeler, Türk Borçlar Kanunu'nun 104.maddesi uyarınca bundan evvelki kira paralarının ödendiği hususunda kanuni bir karine teşkil eder. Bu durumda mahkemece TBK’nun 104.maddesi değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenle, davalının bir kısım alacağa ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nun 366. ve 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 27/06/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
4. Hukuk Dairesi, 2021/16702 E., 2021/5974 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2. (B.K 104/son) maddesi gereğince faize faiz yürütülmesi mümkün değildir.
4. Hukuk Dairesi 2021/16702 E. , 2021/5974 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; davacı ... işletme şefliği tarafından geniş orman alanında fidan etrafında ot alma, çapa, diri örtü temizliği, kaymak kırma, sürgün kontrolü ve dikenli tel tamiratı gibi kültür bakım çalışması yapıldığı, davacı işletmede orman muhafaza memuru olarak görev yapan davalının da sorumlu olduğu orman bölmesinde yürütülen çalışmaların denetiminde yer aldığı görülmektedir. Her ne kadar, dosya kapsamından istihkak raporlarında çalışma yapıldığı belirtilen alan ile fiilen bakım çalışması yapılan alanın miktar olarak ve yapılan işin mahiyeti itibariyle örtüşmediği anlaşılmakta ise de davalının sorumlu olduğu orman bölmesinin genişliği, çalışma koşulları ve yapılan işin mahiyeti ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hesaplanan tazminattan davalı yararına uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; hesaplanan zarardan %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2. (B.K 104/son) maddesi gereğince faize faiz yürütülmesi mümkün değildir. 3095 sayılı Kanunun 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş ise de somut uyuşmazlığın kaynağı haksız fiildir ve faize faiz yürütülmesi yasağı kapsamındadır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; mahkemece hükme esas alınanan 21.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ...’ün sorumlu olduğu tespit edilen tazminat asıl alacağına faiz işletilerek ana paraya eklendiği, bulunan sonuç rakam içerisindeki davalı payı tespit edilerek, bu miktar üzerinden de varsayımsal oranlarda hakkaniyet indirim yapılarak sonuç rakamlar bulunduğu, mahkemenin de bu raporu esas alarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Dairemiz bozma ilamında, hükmü temyiz eden davalı ... lehine hakkaniyet indirimi sebepleri açıklanarak, hesaplanan tazminattan uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilmiştir. Haksız fiil tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesinde, “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler” düzenlemesi mevcuttur. Mahkemece yapılması gereken, davacının zararı olarak tespit edilen miktar yani ana para olarak belirlenen miktar üzerinden hakimce takdiren belirlenen oranda indirim yapılması gerekirken, bilirkişiden yeniden rapor alınarak tespit edilen ana para ve faiz toplamı üzerinden indirim yapılması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e geri verilmesine, 04/10/2021gününde oybirliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2016/25268 E., 2019/10346 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir.
13. Hukuk Dairesi 2016/25268 E. , 2019/10346 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı banka vekili, davalının kullandığı 13.05.2009 tarihli Konut Finansmanı Kredi Sözleşmesi’ne ilişkin borcun 34 taksitinin ödenmemesi nedeni ile davalıya ihtarname gönderildiğini, borcun tamamen muaccel hale gelmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/2250 E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptalini ve takibin devamını, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ... 1. İcra Dairesinin 2015/2250 E. sayılı icra dosyasında davalı tarafın (borçlu) itirazının kısmen iptaline, takibin; 80.900,42 TL asıl alacak, 16.625,93 TL faizi ve 882,82 TL BSMV olmak üzere toplam 98.409,17 TL takip başlangıç bedeli üzerinden olmak üzere icra takibinin devamına, bakiye istem bakımından davanın reddine,yasal şartlarının oluşmadığı düşünülen inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, davacının davalıdan talep ettiği takip konusu bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Dava, taraflar arasında imzalanan konut kredisinin ödenmemesinden kaynaklı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece alınan 02/03/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre; 13.05.2009 tarihli Sabit Faizli Konut Finansman Kredisi ve Teminat Sözleşmesi doğrultusunda davalı borçlu tarafından 120 ay vadeli, %16,56 yıllık faiz oranlı, %21,684 yıllık temerrüt faiz oranlı, 55.000,00 TL konut kredisi kullanıldığı, toplam geri ödeme miktarının 112.973,57 TL olduğu, ödeme emrinde her ne kadar 24/04/2014 tarihli ihtarname ile kat edilerek talep edilen 80.900,42 TL asıl alacak esas alınarak faiz belirtilmişse de ihtarnamede hesaplanan 80.900,42 TL'nin 7.877,82 TL'lik kısmının ödenmeyen taksitlerin faizi (işlemiş akdi faiz) olduğu göz önünde bulundurulduğunda faize faiz işletilemeyeceğinden icra takibine ilişkin faiz hesaplamasında bu miktar düşülerek 73.022,6 TL üzerinden hesaplama yapıldığını, davacı-alacaklının 16.625,93 TL faiz talep edilebileceği, takibin 80.900,42 TL ana para ve 16.625,93 TL faiz üzerinden devamı gerektiği yönünde rapor sunulduğu görülmüştür.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 80.900,42 TL asıl alacak ve 16.625,93 TL faiz talep edebileceği tespit edilmiş, mahkemece asıl alacak, temerrüt faiz ve 882,82 TL BSMV olmak üzere toplam 98.409,17 TL’ye faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, işlemiş faize tekrar faiz yürütülmüş bulunmaktadır. Faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir. Mahkemece, asıl alacak üzerinden faiz yürütülmesi gerekirken, işlemiş faiz de dahil olmak üzere faize faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
3-TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesi gerekmektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Faiz (anapara faizi) ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmışsa buna itibar edilecektir. Burada bir sınır getirilmiştir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen (yani 3095 sayılı yasaya göre belirlenen) yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ( TBK m.88/f.2 atfıyla 3095 sayılı yasa m.l ile belirlenen faizin %50 arttırımlı hali, yani %9 + 4,5 = %13,5 oranını aşamaz.) Burada emredici hukuk kuralı devreye girmektedir (TBK m.88/f.2). TBK.nda " temerrüt faizi" başlıklı düzenlemede de (m 120) şu şekilde bir çözüme gidilmiştir:Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir (TBK m.l20/f.l atfıyla 3095 sayılı Yasa m.2). Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmışsa, bu oran (sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı), birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.(TBK m. 120/f.2 atfıyla 3095 sayılı yasa m.2 âdi işlerde %9 + yüzde yüz fazlası yani %9 =18'i; ticari işlerde avans faizinin yüzde yüz fazlasını yani avans faizinin iki katını, (1.1.2011 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar avans faizi %15 olduğundan iki katı olan %30'u aşamayacaktır.)
Buna göre, mahkemece hükmedilecek akdi ve temerrüt faizinin TBK'nun 88. ve 120. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece izah edilen bu hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan 1.680,00 TL harcın davacıya, 1.680,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davacı yönünden kapalı, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davalı yönünden açık olmak üzere, 22/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.