6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 165

Türk Borçlar Kanunu 165. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 165- Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 2. Borcun sona ermesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
21. Hukuk Dairesi, 2019/5637 E., 2020/1454 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144.
21. Hukuk Dairesi         2019/5637 E.  ,  2020/1454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi TÜRK MİLLETİ ADINA Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı ile davalılardan ...İnşaat Turizm Madencilik Enerji Üretim Ticaret Ve Sanayi A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi. K A R A R 1-Dosyadaki temyiz kapsam ve nedenlerine göre; davalı ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2-Dava, 12/05/2012 tarihli iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının eşi ve çocuklarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacı eşe 57.094,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı İda İnşaat Ltd Şti.'den, 57.094,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.‘den; davacı çocuk Derya‘ya 14.987,50 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı İda İnşaat Ltd Şti.'den, 14.987,50 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.‘den; davacı çocuk Serkan‘a 3.393,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı İda İnşaat Ltd Şti.'den, 3.393,00 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.‘den ve davacı çocuk Berkan‘a 8.931,50 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı İda İnşaat Ltd Şti.'den, 8.931,50 TL maddi tazminat ile 10.000 TL manevi tazminatın davalı ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.‘den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, fazlaya dair istemlerin ise reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre iş kazasının gerçekleşmesinde davacılar murisinin % 30 birleşen kusurunun bulunduğu tespit edilmiştir. Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde Hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370) Bu açıklamalar doğrultusunda davacı eş ve çocuklar lehine takdir edilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu açıktır. 3-Öte yandan, birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesi uyarınca (818 sayılı B.K.’nun 50 ve 51. Maddesi) ve aynı Yasanın 163. (818 sayılı B.K.’nun 142.) maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Yasanın 163. (BK 141) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144. maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 166. maddesi (818 sayılı BK'nun 145. maddesi) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. Somut olayda, TOKİ’nin yaptırdığı devlet hastanesi inşaatı yapım işinin ...İnş. Turizm Mad. Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş. tarafından İda İnşaat Ltd Şti.‘ye verildiği, murisin İda İnşaat Ltd Şti. sigortalısı olup kalıpçı olarak çalıştığı, inşaatın dördüncü katında kalıp sökerken zemine düşerek vefat ettiği anlaşıldığından, davalıların asıl işveren ve alt işveren olarak hüküm altına alınan tazminatlardan birlikte müteselsilen sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği gözden kaçırılarak davalılar için ayrı hüküm tesis edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, tahsilde tekerrür olmaması amacı ile davalıların hükmedilen maddi ve manevi tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına dair tek hüküm tesis etmek suretiyle karar vermekten ibarettir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davalılardan ...İnşaat Turizm Madencilik Enerji Üretim Ticaret Ve Sanayi A.Ş.'ne yükletilmesine, 05/03/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

23. Hukuk Dairesi, 2016/1885 E., 2018/3440 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
TBK’nın 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144.
23. Hukuk Dairesi         2016/1885 E.  ,  2018/3440 K. "İçtihat Metni" ..... Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı ......vekilince duruşmalı, davacılar vekili ile davalılar ... ...... duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalılardan......vekili Avukat ... ile davacılar vekili Avukat ... gelmiş olup, tebligata rağmen diğer taraflardan gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacılar vekili, arsa sahibi müvekilleri ile davalı yükleniciler arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ve ek sözleşmeler imzalandığını, bu sözleşmeler uyarınca işin en son 23.11.2003 tarihinde teslimi gerekirken, bir takım eksik ve ayıplı imalatları ile birlikte ancak 14.10.2004 tarihinde teslim edilebildiğini, daire ve ortak alanlardaki eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için gerekli bedelin 43.000,00 TL, gecikme tazminatı alacağının ise 101.368,00 TL olduğunu, yine davalılar tarafından alınması gereken elektrik ve su abonelikleri için müvekillerinin 12.164,00 TL masraf yaptıklarını, ayrıca 3.268,00 TL emlak vergisi ve tapu harçlarının eksik gösterilmesi nedeniyle 2.020,00 TL usulsüzlük cezası ödediklerini ileri sürerek, toplam 161.820,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla toplam talebini 212.357,47 TL’ye arttırmıştır. Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı arsa sahiplerine düşen daire ve ortak alanlarda eksik ve ayıplı imalatlar bulunduğu, teslimdeki gecikmenin ise 10 ay 21 gün olduğu, davalı yüklenicilerin, davacılar tarafından ödenen elektrik, su abonelik ücretleri ve emlak vergisinden sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile her bir davacı arsa sahibinin payına düşen meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ile davalılar ......vekilleri ve davalı ..... vekili temyiz etmiştir. 1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar .......ekilleri ve davalı ......... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. .../... S.2. 2) Davalılar ......vekilleri ve daval.....vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Arsa sahipleri ile davalı yükleniciler ..... arasında yapılan 04.02.1998 tarihli ilk arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin “..... başlıklı maddesinin 8/C bendinde “Müteahhit bu süre içinde inşaatı tamamlayıp, eksiksiz olarak teslim etmez ise, arsa sahiplerine her daire için aylık 200 DM kira ödeyecektir.” hükmüne yer verilmiştir. Daha sonra, inşaat yapım işine adı geçen yüklenicilerin yanında, arsa sahiplerine karşı müteselsil sorumlu olarak katılan diğer davalı yükleniciler ... ....... ile bir kısım arsa sahibi arasında düzenlenen 25.06.2003 tarihli ek sözleşmede ise aylık kira bedeli daire başına 200 Euro olarak belirlenmiştir. Bu sözleşmede yüklenicile..... imzası bulunmamaktadır. Tüm dosya kapsamına, yükleniciler ve bir kısım arsa sahibi arasında imzalanan 26.08.1998 tarihli adi yazılı sözleşme, yüklenicilerin kendi aralarında imzaladıkları 14.04.1998 tarihli ortaklık sözleşmesi ve tarafların birbirlerine gönderdikleri ihtarname içeriklerine göre, dört yüklenicinin de arsa sahiplerine karşı müteselsilen sorumlu oldukları uyuşmazlık dışıdır. TBK’nın 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144. maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. Bu hüküm borçlular arasındaki iç ilişkiyle ilgili bir yasak getirmektedir. Buna göre borçlulardan hiçbiri alacaklı ile yapacağı bir anlaşma ile diğerlerinin durumunu ağırlaştıramaz. Anılan yasal düzenleme uyarınca, davalı yükleniciler ..... ve ...’ün, imzalarının bulunmadığı 25.06.2003 tarihli ek sözleşmede belirlenen daire başına aylık 200 Euro tutarı üzerinden hesaplanan kira bedelinden sorumlu tutulmaları mümkün olmayıp, adı geçen yüklenicilerin ancak 200 DM üzerinden hesaplanacak kira bedeli tutarından arsa sahiplerine karşı müteselsilen sorumlu olduklarının, aşan kısım için ise sorumluluklarının bulunmadığının kabulü gerekir. Mahkeme gerekçesinde, davalılar arasındaki ilişki ve sorumluluk kısmında, bu hususun göz önünde bulundurulduğu açıklanarak, davalıların kendi aralarında ibralaşmalarının mümkün olduğu, hüküm kısmında yalnızca müştereken ve müteselsilen sorumluluğa işaret edilmekle yetinildiği açıklanmış ise de, HMK’nın 297/2. maddesi uyarınca, hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmekte olup, bu kapsamda, hüküm taraflar arasındaki uyuşmazlığı sona erdirici nitelikte ve yeni sorunların oluşmasına mahal vermeyecek şekilde açık ve net olmalıdır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde, davalı yüklenicilerin, her bir davacı arsa sahibine karşı müteselsilen sorumlu oldukları miktarların bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, 25.06.2003 tarihli ek sözleşmede, “ancak bu sözleşme tüm arsa sahipleri tarafından 13.06.2003 tarihinden itibaren 10 gün içerisinde imzalanmaz ise imzaların tamamlanması için geçen her süre inşaat bitim süresine eklenecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Ek sözleşme en son davacı ... tarafından 10.10.2003 tarihinde imzalanmıştır. Mahkemece, ...’ın arsa maliki olmadığı bu nedenle muvafakatname vermesine gerek bulunmadığı gerekçesiyle, onun imzaladığı tarihe kadar geçen sürenin iş süresine ilave edilmesine gerek bulunmadığı sonucuna varılmış ise de, dosya arasında bulunan tapu kayıtlarından, davacı ...’ın A Blok 29 nolu bağımsız bölümü 06.05.2002 tarihinde arsa sahiplerinden Burhanettin Pakaoğlu’ndan satış yoluyla devraldığı .../... S.3. sabit olup, adı geçenin ek sözleşmenin imzalandığı 25.06.2003 tarih itibariyle arsa maliki olduğu açıktır. Davalı yüklenicilerin diğer tüm arsa sahipleri gibi davacı ...’tan da muvafaktaname almadan resmi işlemlere devam etmeleri mümkün olmayıp, ek sözleşmede kararlaştırıldığı üzere, 13.06.2003 tarihi ile 10.10.2003 tarihi arasında geçen sürenin iş süresine ilavesi edilmesi gerekir. Gecikme tazminatı hesabında bu hususun gözardı edilmesi de hatalı olmuştur. Diğer taraftan, yine dosya arasında bulunan tapu kayıtlarından, davacı muris ...’a ait A blok 35 nolu bağımsız bölümün, yüklenicilerin temerrüdünden önce, 31.05.2002 tarihinde dava dışı üçüncü bir kişiye satıldığı anlaşılmış olup, bu bağımsız bölüm için de adı geçen mirasçıları yararına kira alacağı hesaplanarak hüküm altına alınması isabetsiz olmuştur. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm, davalılar ......vekilleri ve davalı .....vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, anılan yüklenicilerin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalıla..... vekilleri ve davalı .......yararına BOZULMASINA, peşin alınan harçların istek halinde davalı .....iadelerine, aşağıda yazılı harcın temyiz edenlerden davacılardan alınmasına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan daval....... yararına takdir edilen 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacılardan tahsili ile adı geçen davalıya ödenmesine, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalılar..... ve ... yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 31.05.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.