6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 188

Türk Borçlar Kanunu 188. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 188- Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir. II. Öncelik hakları ve bağlı hakların geçişi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

12 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/8816 E., 2023/1914 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
ve işlemlerin eksik, şaibeli ve ayıplı olduğunu, TBK'nın 188. maddesi gereğince borçlunun devredene karşı sahip olduğu savunmaları ve şahsi defileri temlik alana karşı da ileri sürme ve ödemeden kaçınma hakkı olduğunu, alacağı temlik edenle yapılan ...
12. Hukuk Dairesi         2022/8816 E.  ,  2023/1914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde itirazın kaldırılması isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Alacaklı İcra Mahkemesine başvurusunda; dava dışı ... İnşaat .. Ltd. Şti. ile imzalanan faktoring sözleşmesi nedeniyle bu şirketin ... Belediyesi'nden olan faturalı alacaklarının bir kısmının kendilerine temlik edildiğini, ... Belediyesi'nin 13.09.2019 tarihli teyit yazısı ile temliğe konu tutarın kendilerine ödeneceğinin teyit edildiğini, 105.000,00 TL'lik bir ödeme yapılmasına rağmen kalan kısmın ödenmemesi sebebiyle başlatılan takibe itiraz edilmiş ise de teyit yazısı ve yapılan kısmi ödemelerin borcun ikrarı anlamına geldiğini ileri sürerek borca, faize ve ferilerine yönelik itirazın kaldırılmasını ve karşı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Borçlu, alacaklının elinde İİK'nın 68/1 maddesindeki belgelerden olmadığını, temlik sözleşmesine konu edilen alacağın fatura alacağı olduğunu, verilen belgenin temlik sözleşmesinin tanınması niteliğinde olduğunu, borç ikrarı içermediğini, alacaklı tarafın ... İnşaat ... Ltd. Şti'den temlik aldığı alacağın karşılığı olan ... ve işlemlerin eksik, şaibeli ve ayıplı olduğunu, TBK'nın 188. maddesi gereğince borçlunun devredene karşı sahip olduğu savunmaları ve şahsi defileri temlik alana karşı da ileri sürme ve ödemeden kaçınma hakkı olduğunu, alacağı temlik edenle yapılan ... sebebiyle yürütülen savcılık soruşturması bulunduğunu, Belediyenin gelir ve kaynaklarının kötüye kullanıldığını, alacağı temlik edenin kendilerinde bir alacağının olmadığını ileri sürerek itirazın kaldırılması isteminin reddine ve karşı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç Takibe dayanak yapılan belgenin İİK'nın 68/1. maddesi kapsamında imzası ikrar edilen kayıtsız şartsız borç ikrarını içeren bir belge niteliğinde olduğu ve borçlu tarafça bu belgenin aksinin aynı nitelikte bir başka belge ile ispat edilemediğinden itirazın haksız olduğu, diğer taraftan faiz ve faiz oranına da itiraz edildiği, temliknamenin kabulü şeklindeki belgenin incelenmesinde herhangi vade tarihinin belirtilmediğinden ve borçluya gönderilen 14.01.2021 tarihli ihtarnamede 3 gün ödeme süresi belirlendiğinden borçlunun ihtarnamenin tebliğ tarihini takip eden 3 gün sonrası itibariyle temerrüde düşeceği, artık bu tarihten sonra faiz talep edilebileceği kabul edilmiş ve bilirkişi tarafından bu kabul üzerine yapılan hesaplamaya göre istemin kısmen kabulüne, borçlunun ... İcra Müdürlüğü'nün 2021/233 Esas sayılı icra takip dosyasına yönelik 191.033,71 TL asıl alacak, 641,22 TL masraf alacağı ve 438,33 TL işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 192.113,26 TL alacağa yönelik itirazının kaldırılmasına, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, itiraz haksız olduğundan 191.033,71 TL asıl alacağın %20'si oranında tazminatın (38.206,74 TL) borçludan alınarak alacaklıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Borçlu, cevap dilekçesindeki hususları tekrarlamış ve bundan başka temerrüt söz konusu olmadığından faiz talebinin ve ihtarname masrafının yerinde olmadığını, faiz oranı ve miktarını kabul etmediklerini, rapora itirazların değerlendirilmediğini, kötü niyet söz konusu olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı C.1.Gerekçe ve Sonuç Takip dayanağı 13.09.2019 tarihli "teyit" başlıklı belgenin imzası inkar edilmeyen, kayıtsız şartsız borç ikrarını havi olması nedeniyle İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelerden olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu, İİK'nın 68. maddesi uyarınca itirazı haksız ve dayanıksız bulunan davalı borçlu aleyhine tazminata hükmedilmesinin yasal mevzuata uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kararında yazılı gerekçelere göre istinaf sebepleri ile sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine aykırılık bulunmayan karara yönelik istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b (1) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu, istinaf dilekçesi içeriğini tekrarlamış ve dayanak belgenin belediyenin temsilcisi sıfatıyla belediye başkanı tarafından imzalanmadığını, belgenin İİK'nın 68/1 maddesindeki belgelerden olmadığını, alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 68/1 maddesi. 3. Değerlendirme 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 3 üncü maddesinin (k) bendinde “Harcama birimi: Kamu idaresi bütçesinde ödenek tahsis edilen ve harcama yetkisi bulunan birimi” hükmü, “Üst yöneticiler” başlıklı 11 inci maddesinde; “Bakanlıklarda ve diğer kamu idarelerinde en üst yönetici, il özel idarelerinde vali ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir. Bakanlıklarda en üst yönetici Cumhurbaşkanı tarafından belirlenir” hükmü, “Harcama yetkisi ve yetkilisi” başlıklı 31 inci maddesinde; “ (Değişik: 22/12/2005-5436/1 md.) Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir. Ancak, teşkilât yapısı ve personel durumu gibi nedenlerle harcama yetkililerinin belirlenmesinde güçlük bulunan idareler ile bütçelerinde harcama birimleri sınıflandırılmayan idarelerde harcama yetkisi, üst yönetici veya üst yöneticinin belirleyeceği kişiler tarafından; mahallî idarelerde İçişleri veya Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, diğer idarelerde ise Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yürütülebilir" hükmü, “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun ve diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. “Malî hizmetler birimi” başlıklı 60 ıncı maddesinde “… Alım, satım, yapım, kiralama, kiraya verme, bakım-onarım ve benzeri malî işlemlerden; idarenin tamamını ilgilendirenler destek hizmetlerini yürüten birim, sadece harcama birimlerini ilgilendirenler ise harcama birimleri tarafından gerçekleştirilir. Ancak, harcama yetkililiği görevi uhdesinde kalmak şartıyla, harcama birimlerinin talebi ve üst yöneticinin onayıyla bu işlemler destek hizmetlerini yürüten birim tarafından yapılabilir “ hükmü yer almaktadır. Ayrıca, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye bütçesi” başlıklı 61 inci maddesinde “… Belediye başkanı ve harcama yetkisi verilen diğer görevliler, bütçe ödeneklerinin verimli, tutumlu ve yerinde harcanmasından sorumludur.“ hükmü, “Harcama yetkilisi” başlıklı 63 üncü maddesinde; “Belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisidir.” hükmü bulunmaktadır. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında Genel Tebliğ’de (Seri No: 1) “… 5393 sayılı Belediye Kanununun 63 üncü maddesinde, belediye bütçesiyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi, 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu uyarınca da mahalli idare birliklerinde birlik başkanı harcama yetkilisi olarak tanımlanmıştır. Mahalli idarelerde kurumsal sınıflandırmanın üçüncü ve dördüncü düzeyinde ödenek tahsis edilen ana hizmet birimleri ve yardımcı hizmet birimleri ile danışma ve denetim birimlerinin en üst yöneticilerinin harcama yetkilisi olarak belirlenmesi ve yetki-sorumluluk tesisinin buna göre yapılması gerekmektedir. … 3. Harcama Yetkisinin Birleştirilmesi Teşkilat yapısında üst yönetici ile harcama birimleri arasında yönetim kademesi yer almak şartıyla, bütçeyle ödenek tahsis edilen harcama birimlerinin harcama yetkisi harcama türleri itibarıyla kısmen veya tamamen; merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde Maliye Bakanlığının, sosyal güvenlik kurumlarında ilgili bakanlığın, mahalli idarelerde ise İçişleri Bakanlığının uygun görüşü ve üst yöneticinin onayı ile bir üst yönetim kademesinde birleştirilebilir. Uygun görüş talep yazılarında, harcama yetkisinin bir üst yönetim kademesinde birleştirilme gerekçesine ayrıntılı olarak yer verilir. Üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin birleştirilmesi suretiyle harcama yetkisi verilemez. 4. Harcama Yetkisinin Devri Harcama yetkilileri, kamu hizmetlerinin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla aşağıda belirlenen sınırlar dâhilinde harcama yetkisini devredebilirler. Buna göre kamu idarelerinin; … - Belediye ve il özel idareleri ile bunlara bağlı idarelerin harcama yetkilileri bu yetkilerini yardımcılarına, yardımcısı olmayanlar ise hiyerarşik olarak bir alt kademedeki yöneticilere, - Mahalli idare birliklerinde birlik başkanı harcama yetkisini birlik genel sekreteri, birlik müdürü veya birim amirlerine, kısmen veya tamamen devredebilirler. Her bir harcama işlemi itibarıyla, mal ve hizmet alımlarında ikiyüzellibin Yeni Türk Lirasını, yapım işlerinde ise birmilyon Yeni Türk Lirasını aşan harcamalara ilişkin harcama yetkisi hiçbir şekilde devredilemez. Harcama yetkisi aşağıdaki şartlara uygun olarak devredilir: Yetki devri yazılı olmak zorundadır. Devredilen yetkinin sınırları açıkça belirlenmiş olmalıdır. Merkez teşkilatında harcama yetkisinin devri ve bu yetkinin geri alınması üst yöneticiye, mali hizmetler birimine ve muhasebe yetkilisine; merkez dışı birimlerde ise mali hizmetler birimine ve muhasebe yetkilisine yazılı olarak bildirilmelidir. Harcama yetkisinin devredilmesi, yetkiyi devredenin idari sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.…” hükmü yer almaktadır. Tüm bu yasal düzenlemeler ve takibin dayanağı olan "teyit" başlıklı 13.09.2019 tarihli belge içeriği birlikte değerlendirildiğinde; belgenin ... adına Mali Hizmetler Müdürü ...tarafından imzalandığı, üst yönetici ve dolayısıyla harcama yetkilisi olarak Belediye Başkanının imzasının bulunmadığı, harcama yetkisinin belgede imzası bulunan Mali Hizmetler Müdürü...'ya devredildiğine dair yazılı bir belgenin sunulmadığı ve iddia edilmediği, dar yetkili icra mahkemesince bu hususun araştırma konusu yapılamayacağı anlaşıldığından, dayanak belgenin İİK'nın 68/1 maddesi kapsamındaki belgelerden sayılamayacağı ve alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğinin kabulü gerekir. O halde, İlk Derece Mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda yazılı nedenler ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2022/1203 E., 2023/1087 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183, 184 ve 188 nci maddeleri ile 470 ve devamı maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2022/1203 E.  ,  2023/1087 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ile davalı arsa sahipleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı arsa sahipleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı temlik alan vekili dava dilekçesinde; davalılar arasında akdedilen 28/12/2010 tarihli ... 4. Noterliğinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı yükleniciye düşen D blok 4 no.lu bağımsız bölümün 30/04/2012 tarihli satış sözleşmesi ile 165.000,00 TL bedelle ve 26/12/2013 tarihli satış sözleşmesi ile D Blok 1 no.lu bağımsız bölümün 125.000,00 TL bedelle müvekkili tarafından satın alındığı ve bedellerinin davalı yükleniciye ödendiğini, inşaatın %95 oranında tamamlandığını, ancak müvekkilinin satın almış olduğu D bloktaki 1 ve 4 no.lu bağımsız bölümlerin tapusunu alamadığını belirterek, davalı arsa sahipleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde; davacının temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğunu, yükleniciye imalatıyla orantılı bağımsız bölüm devredildiğini, inşaatın %85 seviyesinde olduğunu, anahtar teslim kararlaştırıldığını, yükleniciye halef olan davacının eksik işler bedelini ve gecikme tazminatlarına dair icra takibi alacaklarını depo edilmesi gerektiğini, D blok 1 no.lu bağımsız bölümün ek sözleşme ile arsa sahiplerine bırakılduğını, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini belirterek, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı yüklenici tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin 24/02/2020 tarihli, 2016/75 Esas ve 2020/118 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş olup, davacı vekili ve davalı arsa sahipleri vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2020 tarihli, 2020/599 Esas ve 2020/705 Karar sayılı kararı ile davanın arsa sahipleri ile yüklenici ... Dostluk İnşaat Taahhüt Ticaret aleyhine açıldığı, ... Dostluk İnşaat Taahhüt Ticaret Şirketinin ayrı tüzel kişiliği bulunmadığından bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, husumetin şahıs şirketinin sahibine yöneltilmesi gerektiği ancak şahıs şirketinin sahibine yöneltilmiş bir dava bulunmadığından, zorunlu dava arkadaşı olan dava dışı yüklenici şahıs şirketi sahibinin davaya katılımı için kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.Kaldırma kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesince, taraf teşkili sağlanarak yapılan yargılamada 25/05/2021 tarihli, 2020/431Esas ve 2021/526 Karar sayılı karar ile davacının taşınmazın adına tescilini talep edebilmesi için müteahhide karşı sözleşme gereği ödemesi gereken bedelin tamamını ödemesinin yanında yüklenicinin de arsa sahiplerine karşı yüklendiği edimi eksiksiz olarak yerine getirmesinin gerektiği, ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 2015/383 Esas 2017/294 Karar sayılı dosyasında bulunan 20/01/2017 tarihli bilirkişi raporları uyarınca "dava konusu inşaatın imalatının gerçekleşme seviyesinin A-B-C-D bloklarda % 84,53, E-F Bloklarda % 80,23, havuzda % 40 sosyal tesislerde % 0 olduğu, dava konusu inşaatın imalatının gerçekleşme seviyesinin % 75,5, eksikliklerinin tamamlanması ve yapı kullanma izin belgesi alınabilmesi için gereken maliyetin 1.184.327,00-TL olduğunun tespit edildiği, mahkememizce yapılan keşif doğrultusunda alınan rapor uyarınca; dava tarihindeki değerinin 1 numaralı daire için 110.000,00 TL ve 4 numaralı daire için 145.000,00 TL olduğu, toplam inşaatın tamamlanma seviyesinin %75,5 olduğunun bildirildiği ve davalı müteahhidin davalı arsa sahiplerine karşı sözleşme hükümlerini yerine getirmemesi nedeni ile kesinleşen ilam ile taşınmaz sahiplerine nama ifaya izin verilerek davalı müteahhidin taşınmazdan el çektirilmesine karar verilerek eksik iş bedeli ile ilgili olarak bir kısım dairelerin satışı için arsa sahiplerine izin ve yetki verilmesine karar verildiği, arsa sahiplerinin müteahhide karşı ileri sürebileceği def'ileri davacıya karşı da ileri sürebilecekleri ve davalı arsa sahiplerinin müteahhide karşı açtıkları davanın kesinleşmiş olmasıda nazara alındığında davacının tescil talep edemeyeceği zira taşınmazdaki eksik kalan işlerin bedeli nazara alındığında söz konusu eksik kalan işlerin davacı tarafından giderilmesinin maliyeti yüksekliği nedeni ile mümkün olmadığı, davalı arsa sahipleri ile müteahhit arasında ... 7. Noterliğinin 08/07/2015 tarihli düzenleme şeklindeki ek sözleşmesi uyarınca davacıya satışı yapılan bağımsız bölümün davalı arsa sahibine verildiğinin ancak D Blok altında bulunan sığınak ile ilgili olarak müteahhidin ek sözleşme de belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde taşınmazın tekrar müteahhide verileceğinin kararlaştırıldığı ancak müteahhit tarafından vaad edilen yükümlülüğün yerine getirilmediği, davacının tapu iptali ve tescil talebine yönelik davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı arsa sahipleri vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin daire bedellerini yükleniciye ödediğini, inşaatın %95 tamamlanmasına rağmen yüklenici mali krizde olup da iskanı alamadığı için tapuların devredilemediğini, mahkemece müvekkilinin hak sahibi olduğu bağımsız bölümlere dair eksik iş bedellerinin yatırılması hususunda taraflarına süre verilmeyerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nama ifa dosyasında davalı olan yüklenicinin ilk andan itibaren davayı takip etmemiş olup karar aşamasında dosyaya kabul beyanında bulunmasını kötü niyeti gösterdiğini, inşaatın tamamlanma seviyesi tespit edilirken yüzme havuzunun ve sosyal tesisin hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, mahkemeden belediyeye yazı yazılmasının talep edildiğini ancak talepleri uyarınca işlem yapılmadığını, eksik işlerin giderimi için kurulan komisyonda 450.000,00 TL para toplandığını, kararda 28.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine hükmedildiğini, vekalet ücretinin nispi hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin tüketici olmasının ve davanın niteliği gereği vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğini belirterek davanın kabulü için kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı arsa sahipleri vekili istinaf dilekçesinde; dairelerin satışına dair evrakın sıhhati noktasındaki tespiti kabul etmediklerini, 4 numara bakımından imza noksanlığı ve 1 numara bakımından ise ek sözleşme gereği arsa sahiplerine bırakılan bağımız bölüm olduğundan ret kararı verilmesi gerektiğini, kesinleşen nama ifaya izin davasında 4 numaralı bağımsız bölüm hakkında satış kararı verildiğini ancak bu davada verilen tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılmadığını belirterek kararın düzeltilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin daire bedellerini yükleniciye ödediğini, inşaatın %95 tamamlanmasına rağmen yüklenici mali krizde olup da iskanı alamadığı için tapuların devredilemediğini, mahkemece müvekkilinin hak sahibi olduğu bağımsız bölümlere dair eksik iş bedellerinin yatırılması hususunda taraflarına süre verilmeyerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nama ifa dosyasında davalı olan yüklenicinin ilk andan itibaren davayı takip etmemiş olup karar aşamasında dosyaya kabul beyanında bulunmasını kötü niyeti gösterdiğini, inşaatın tamamlanma seviyesi tespit edilirken yüzme havuzunun ve sosyal tesisin hesaba dahil edilmemesi gerektiğini, mahkemeden belediyeye yazı yazılmasının talep edildiğini ancak talepleri uyarınca işlem yapılmadığını, eksik işlerin giderimi için kurulan komisyonda 450.000,00 TL para toplandığını, kararda 28.750,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine hükmedildiğini, vekalet ücretinin nispi hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin tüketici olmasının ve davanın niteliği gereği vekalet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması gerektiğini belirterek davanın kabulü için kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde; dairelerin satışına dair evrakın sıhhati noktasındaki tespiti kabul etmediklerini, 4 numara bakımından imza noksanlığı ve 1 numara bakımından ise ek sözleşme gereği arsa sahiplerine bırakılan bağımız bölüm olduğundan ret kararı verilmesi gerektiğini, kesinleşen nama ifaya izin davasında 4 numaralı bağımsız bölüm hakkında satış kararı verildiğini ancak bu davada verilen tedbirin devamına ilişkin kararın kaldırılmadığını belirterek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalılar arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca davalı yükleniciden temlik yoluyla alınan bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183, 184 ve 188 nci maddeleri ile 470 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden davacı vekili ile davalı arsa sahipleri vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi uyarınca yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümün 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 162 (TBK'nın 183). maddesi uyarınca temlik alınması nedeniyle kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmeleri, taraflarına karşılıklı haklar ve borçlar yükler. Öncelikle üzerine inşaat yapılacak arsayı yükleniciye teslim etmesi gereken arsa sahipleri, yüklenicinin karşı edimini yerine getirmesinden sonra yükleniciye sözleşmeye uygun arsa veya kurulmuşsa kat irtifak tapusunu devretmekle yükümlüdür. Yüklenicinin temel borcu ise eseri (binayı) meydana getirmektir. Binanın inşaasından maksat, yapının sözleşmeye, fen kurallarına ve amacına uygun imal edilmesidir. Yüklenici bu nitelikleri taşıyan bir bina meydana getirmişse, sözleşmede aksine hüküm bulunmayan hallerde yapının arsa sahibine tesliminde, sözleşmede ayrık hüküm varsa tesliminden önce ve ancak sözleşme koşullarına uygun oranda arsa payı veya bağımsız bölümün tescilini isteyebilir. Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesinin tarafı olan yüklenici, yukarıda sayılan edimleri yerine getirdiğinde, arsa sahibine karşı kazandığı kişisel hakları arsa sahibinin onayı gerekmeksizin üçüncü kişilere temlik edebilir. Yüklenicinin kişisel hakkını temellük eden üçüncü kişi de bu hakları yüklenicinin halefi olarak arsa sahibine karşı ileri sürme olanağına sahiptir. Yükleniciden temellük edilen kişisel hakkın dava edilerek arsa sahibine karşı ileri sürülmesi halinde mahkemece, tüm bu yönler üzerinde durulmalı, yüklenici üçüncü kişi davacıya ancak hak kazandığını devir ve temlik edebileceğinden bu husus açıkça saptanmalıdır. Bütün bu araştırmalar sonunda eserin (binanın) arsa sahibinin reddedemeyeceği bir seviyeye getirildiği; ancak, yüklenicinin arsa sahibine gerek eksik ve ayıplı işlerden, gerekse sözleşme veya kanundan kaynaklanan nedenlerden dolayı borçlu bulunduğu ortaya çıkarsa yüklenicinin halefi olarak davacıya bunları yerine getirmek üzere uygun süre tanınmalı, ya da olanaklı bulunursa karşılıkları para olarak depo ettirilerek, depo edilecek tutar arsa sahibine ödenmek üzere (birlikte ifa kuralı) kişisel hakların sonuçlarını meydana getirdiği düşünülüp istem kabul edilerek tescil hükmü kurulmalıdır. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; ... 4. Noterliğince düzenlenen 28.12.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre ...'e B Bloktaki 2-4-6-8 ve C Bloktaki 7, E Bloktaki 1 No.lu dairelerin ...'e B Bloktaki 1-3-5-7 no.lu dairelerin verileceğinin bunun dışındaki dairelerin tamamının davalı murisi müteahhit Ferit Sert'e bırakılacağının kararlaştırıldığı, davalı arsa sahipleri ile davalı yüklenici ... ve dava dışı Güneş Sert arasında, yüklenici Ferit Sert mirasçıları tarafından sözleşmenin yürütüleceği hususunda ... 4. Noterliği'nde 10.04.2012 tarihli ek sözleşme akdedildiği ve yine ... 7. Noterliğide 08/07/2015 tarihli ek sözleşme ile "...Yine arsa sahibi ile müteahhit aralarında anlaşarak tapudaki numaralandırmaya göre ve yukarıdaki b) şıkkında E Blok 2 numara olarak düzeltilmiş olan daire ile tapudaki numaralandırmaya göre A Blok 3 numara olarak numaralandırılmış dairenin takas edilmiş olup A Blok 3 numaralı daire iş bu sözleşme gereği ...'e ait olacağı ve tapunun ... üzerine kalacağı,... Tastikli projeye göre D blok altında sığınak olarak gösterilen alanın 110 m² yüzölçümlü kısmı daha sonra sığınağın mecburi olmaktan çıkarılmasından dolayı duvar yapılarak bölünmek suretiyle girişe göre binanın arka cephesine bakan bölümü ortak alan olmaktan çıkarılarak ve depo olarak inşa edilip D Blok 2 numaralı dairenin eklentisi olarak tapuya tescil edileceği, iş bu bölümün D Blok 2 numaralı dairenin eklentisi olarak arsa sahibi ... adına tescil edilmesi için müteahhidin bütün kat maliklerinin rızası ve muvafakatini alacağını, bu surette projede tadilat yapılarak yukarıda tanımlanan depo alanını ortak alan (sığınak) olmaktan çıkaracağı tadilat projesini belediyeden onaylatacağını onaylanmış tadilat projesini tapuya tescil edeceğini ve bu surette bu alanının D Blok 2 numaralı dairenin eklentisi olarak ... adına tapuya tescil edileceğini, bunun için gerekli tüm masraf ve harcamaların müteahhit tarafından karşılanacak olup arsa sahiplerinden her ne nam altında olursa olsun hiç bir bedel talep edilmeyeceği kat mülkiyeti tapuları alındıktan ve çevre düzenlemesi tamamen bittikten sonra tapudaki numaralandırmaya göre A Blok 2 numaralı daire A Blok 3 numaralı daire ve F Blok 1 numaralı dairelerin tapusunun müteahhide verileceğinin" düzenlendiği anlaşılmıştır. ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/383 E. ve 2017/294 K. sayılı kararı ile, davacılar ... ve ... tarafından davalılar ..., Güneş Sert hakkında açılan nama ifaya izin ve tazminat davasının yapılan yargılaması neticesinde; "Davacı ile davalılar murisi arasında ... 4. Noterliğince tanzim 28/12/2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, ... 4. Noterliğince tanzim 10/04/2012 tarihli ek sözleşmenin ve ... 7. Noterliğince tanzim 08/07/2015 tarihli ek sözleşmenin aynen ifasına, davalı müteahhidin inşaattan el çektirilmelerine, sözleşmenin ifası için davacıya nama ifaya izin verilmesine, taraflar arasında akdedilen sözleşme konusu işlerin eksik inşaat bedelinin 1.184.327,00-TL olduğunun tespitine, Davacılara sözleşmede müteahhide bırakılan dairelerden A Blok 1, F Blok 1, E Blok 2 ve 3, D Blok 4 ve 6 numaralı dairelerin satışına izin ve yetki verilmesine, hüküm altına alınan davacı alacakları, sözleşmenin ifa edilmemiş olmasından kaynaklanmış olması sebebiyle, satılmasına izin verilen daire bedellerinden öncelikle karşılanmasına, artan kısım olması halinde davalılar adına açılacak banka hesabında bloke edilmesine, geç teslim sebebi ile dava tarihine kadar işlemiş ve 94.600-TL rayiç kira bedelinin davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 50.000-TL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacılara verilmesine" karar verildiği ve kararın 19/01/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı, davalı ... Dostluk İnş. Taah. Tic. ile aralarında düzenlenen 30.04.2012 tarihli "Dostluk 15 Yuvacık Evleri Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme uyarınca 858 adada yapılacak meskenlerden D Blok 4 no.lu bağımsız bölümü 165.000,00-TL bedelle 120.000 TL'si peşin olmak üzere satın alındığının belirtildiği, yine taraflar arasında düzenlenen 26.12.2013 tarihli "Dostluk 15 Yuvacık Evleri Satış Sözleşmesi" başlıklı sözleşme uyarınca 858 adada yapılacak meskenlerden D Blok, 1 no.lu bağımsız bölümün 125.000,00-TL bedelle peşin olarak satın alındığının belirtildiği, davalı ...'ın sözleşmelerde imzasının bulunduğu, davaya konu taşınmazın tapuda 25793/60144 payı davalı ..., 34351/60144 payı davalı ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar yerel mahkemece, inşaatın iş sahibi tarafından reddedilemeyecek seviyeye getirilmediği, eksiklikleri giderme maliyetinin 1.184.327,00-TL olduğu, müteahhidin edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle açılan davada verilen kesinleşmiş ilamla arsa sahiplerinin nama ifaya izin talebinin kabulüne ve müteahhidin taşınmazdan el çektirilmesine karar verildiği, arsa sahiplerinin müteahhide karşı ileri sürebileceği def'ileri davacıya karşı da ileri sürebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesince de kararın usul ve yasaya uygun olduğu belirtilmişse de, davaya konu 1 numaralı bağımsız bölümün yüklenici ile arsa sahipleri arasındaki paylaşıma göre yükleniciye bırakılıp bırakılmadığının asıl sözleşme ve ek sözleşmeler değerlendirilerek belirlenmesi, yükleniciye bırakıldığının anlaşılması halinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/383 Esas ve 2017/294 Karar sayılı dosyasında arsa sahipleri tarafından ikame olunan davada nama ifaya izin talebi kabul edilerek dava konusu 4 numaralı bağımsız bölüm de dahil olmak üzere sözleşme ile yükleniciye bırakılan 6 adet (A blok 1, F blok 1, E Blok 2 ve 3, D blok 4 ve 6 numaralı) bağımsız bölümün yüklenici namına arsa sahiplerince satışına izin ve yetki verilmesi suretiyle sözleşmenin ifasına ve eksik işlerin tamamlanmasına karar verilmiş olması, hükmün infazı ile eksik işlerin tamamlanmış olduğunun kabulü ve dosya kapsamındaki delillere göre davacının 1 numaralı bağımsız bölüme hak kazanıp kazanmadığının belirlenmesi, kazanacağının anlaşılması halinde de bu taşınmaza ilişkin varsa eksik ödenen satış bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesi suretiyle birlikte ifa kuralına göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma ve yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi hatalı olmuş, hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle ; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda 2 numaralı bentte açıklanan sebeplerle taraflar yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2021/4260 E., 2022/4249 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Borçlar Kanunu'nun 188. maddesine göre;
6. Hukuk Dairesi         2021/4260 E.  ,  2022/4249 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalılar ... ve ... yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne yönelik verilen hüküm davacılar vekilince duruşmasız, bir kısım davalılar ..., ..., ... vekillerince duruşmalı temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. 20.09.2022 gününde bir kısım davalılar ..., ..., ... ve ... vekili Avukat ... ile davalı asiller ..., ...., ..., ....., geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığından onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacılar vekili, davalı yükleniciler... ile davacılar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalıların inşaatı zamanında teslim etmediği gibi, imara aykırı imalatlar yaptıklarını ileri sürerek, sözleşmedeki ceza-i şartın tahsilini, inşaatın ruhsatına uygun hale getirilmesi mümkün ise bu konuda davalı yüklenicilere süre verilmesini, uygun hale getirmezlerse sözleşmenin feshi ile davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tescilini talep ve dava etmiştir. Bir kısım davalılar, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, ceza-i şarta ilişkin talebin reddine, sözleşmenin feshine, yükleniciden bağımsız bölüm satın almış olan davalılara karşı tescil ve müdahalenin men'i taleplerinin kabulüne dair verilen karar davacılar vekili ile bir kısım davalıların temyizi üzerine, Kapatılan Yüksek 23. Hukuk Dairesi'nin 27.10.2015 tarih, 2014/10420 E., 2015/6933 K. sayılı ilamı ile bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, sözleşmenin geriye etkili feshine, müdahalenin men'i ile yapının kal'ine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Davacılar vekilinin temyiz itirazları bakımından; Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı sözleşmenin feshi, tapu iptali ve tescil ile kal istemine ilişkindir. Dosyanın yapılan incelemesinde; davalılarda ...'ın 02.04.2009 tarihli dilekçesi içeriğinde, bağımsız bölümünü yükleniciden satın aldığını beyan etmiş olmasına rağmen bu husus dikkate alınmaksızın hüküm kurulması da doğru olmamıştır. 2-Bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları bakımından; Eser sözleşmelerinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, taraflara karşılıklı hak ve borçlar yüklemektedir. Yüklenici, finansman sağlayarak arsa malikinin taşınmazı üzerine bina yapma işini üstlenmekte, arsa maliki ise inşa edilecek binaya karşılık, bu binadaki bir kısım bağımsız bölümlerin mülkiyetini yükleniciye devretmeyi vaat etmektedir. Belirtilen bu nitelikleri itibarıyla, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri iki tipli karma bir sözleşmedir. Bu sözleşmede, eser sözleşmesinin konusu olan inşaat yapma edimi ile taşınmaz satım sözleşmesindeki mülkiyetin nakli borcu bir araya gelmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 188. maddesine göre; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.” Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; Dava konusu inşaatın projesine aykırı olarak bodrum+zemin+4 normal katta toplam 18 daireden ibaret şekilde inşa edildiği, inşaat tarihinde bitişik nizam 4 kat olan imar durumunun sonradan yapılan değişiklik ile bitişik nizam 5 kat olarak düzenlendiği ve belediye başkanlığının 02.01.2018 tarihli yazısı itibariyle tadilat ruhsatı ile birlikte ibraz edilecek teknik rapor doğrultusunda yasal hale getirilmesinin mümkün olduğunun bildirildiği görülmüştür. Davalı yükleniciler tarafından takip edilmediği anlaşılan davada; yükleniciden bağımsız bölüm satın aldığı tespit edilen ve yüklenicinin halefi konumunda olan davalılara, inşaatı yasal hale getirerek iskan rusatını almaları için bilirkişi marifetiyle tespit edilecek makul süre ve yetki verilip, oluşacak sonuç dairesinde karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelere dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz eden vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan bir kısım davalılar yararına takdir olunan 8.400 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan bir kısım davalılara verilmesine, temyiz peşin harcın talep halinde temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.09.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.
14. Hukuk Dairesi, 2018/1664 E., 2018/3539 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
Türk Borçlar Kanununun 188. maddesi gereğince;
14. Hukuk Dairesi         2018/1664 E.  ,  2018/3539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.09.2008 gününde verilen dilekçe ile ... iptali ve tescil, olmazsa tazminat talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.06.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, davalı yükleniciden temlik alınan kişisel hakka dayalı ... iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili, davalı kooperatife ait, 12091 ada 2 parselde kayıtlı arsa üzerine konut yapmak üzere davalılarca kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, inşaatın bir takım eksikliklerle bitirilmiş olduğunu, bu arada yükleniciye düşen dairelerin davacılara satıldığını, bir kısım dairelerde oturulmaya başlandığını, arsa sahibi kooperatifin ... kaydı devri ve tescile yanaşmadığını, davaya konu dairelerin davalı kooperatif adına olan ... kaydının iptali ile her bir dairenin satın alan davacı adına tesciline, iptal ve tescil mümkün olmaz ise, dairelerin dava tarihindeki değerleri tespit edilerek, her bir dairenin sözleşme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davalılar hakkındaki ... iptali ve tescil davasının ve davalı Kooperatif hakkındaki alacak davasının reddine, Davacı ... Güneş için 90.000,00-TL, ... için 80.000,00-TL, ... için 80.000,00-TL, ... için 90.000,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalı ...İnşaattan alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine, davacı Selahattin Aktaş tarafından açılan alacak davasının reddine karar verilmiştir. Hükmü bir kısım davacılar vekili temyiz etmiştir. Kural olarak: davacının arsa sahibi ile yüklenici arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümü yükleniciden temlik alması halinde arsa sahibini ifaya zorlayabilmesi için bazı koşulların varlığı gerekir. Türk Borçlar Kanununun 188. maddesi gereğince; “Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir.” Buna göre temliki öğrenen arsa sahibi, temlik olmasaydı önceki alacaklıya (yükleniciye) karşı ne tür defiler ileri sürebilecekse, aynı defileri yeni alacaklıya (temlik alan davacıya) karşı da ileri sürebilir. Temlikin konusu, yüklenicinin arsa sahibi ile yaptığı sözleşme uyarınca hak kazandığı gerçek alacak ne ise o olacağından, temlik eden yüklenicinin arsa sahibinden kazanmadığı hakkı üçüncü kişiye temlik etmesinin arsa sahibi bakımından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer taraftan, yüklenici arsa sahibine karşı edimini tamamen veya kısmen yerine getirmeden kazanacağı şahsi hakkı üçüncü kişiye (davacıya) temlik etmişse, üçüncü kişi (davacı) Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi hükmünden yararlanma hakkı bulunan arsa sahibini ifaya zorlayamaz. Davalılar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi ... 26. Asliye Hukuk Mahkemesi 2006/210 Esas sayılı dosyası ile feshedilmiştir. Yapılan bu genel açıklamalardan sonra, somut olaya gelince; 1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, bir kısım davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2- Bir kısım davacılar vekilinin davacı Selahattin Aktaş yönünden temyizine gelince; dosya kapsamında bulunan 29.05.2005 tarihli sözleşme ile davacı Selahattin Aktaş'ın 15/A blok 3 numaralı bağımsız bölümü 46.000 TL'ye almak üzere davalı yüklenici ile anlaştığı, 34.500 TL'sini peşin verdiği, kalan bedelin ise dairenin tesliminde vereceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece davacı Selahattin Aktaş'ın daire bedeline ilişkin kısmi ödemesinin davalı Güpüroğlu Tekstil ve Giyim San. Ltd Şti'den dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken davacı Selahattin Aktaş yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.05.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
15. Hukuk Dairesi, 2016/4884 E., 2018/660 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Davacı temlik alan olduğundan, 6098 sayılı TBK 188/I. madde hükmünce borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilecektir.
15. Hukuk Dairesi         2016/4884 E.  ,  2018/660 K. "İçtihat Metni" .... Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, asansör yapım işinin yönetim ve organizasyonundan kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için yapılan ilâmsız icra takibine itirazın iptâli takibin devamı istemine ilişkindir. Davacı, yükleniciden temlik alan, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar, davacı yükleniciden temlik alan vekilince temyiz edilmiştir. 18.10.2010 tarihli sözleşmeyle temlik eden yüklenici .. ., davalı iş sahibine ait otelin projesinde belirtilen müşteri, servis ve mutfak yük asansörlerinin malzeme alım ve iş yürütme bütçe kaynak ihtiyaçlarının davalı iş sahibince karşılanmak üzere yüklenicinin yönetim ve organizasyonunda yapılması işini üstlenmiştir. Sözleşmenin 3. maddesinde bütçe kaynağı 57.875,00 TL olarak kararlaştırılmış olup, bunun sözleşme bedeli olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle toplam olarak kararlaştırıldığından sözleşme "götürü bedelli"dir. Sözleşmede yüklenicinin yapması gereken işlemler ve yükümlülükleri gösterilmiş, ruhsat masraflarının da yüklenici tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Asansörlerin işletmeye alınması, ilgili belediyesinden alınacak ruhsata tabi olup ruhsat yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğu açıkça belirtilmemiş ise de ruhsat masraflarının yükleniciye verilecek bedelden karşılanacağı kabul edildiği ve yüklenici işi fen ve tekniğine ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yapmak zorunda olduğundan, yapılan asansörlerin ruhsat alınabilecek nitelikte imâl edilip teslim edilmesi zorunludur. Az yukarıda açıklandığı gibi sözleşme götürü bedelli olduğundan yüklenici sözleşme konusu işi, kararlaştırılan bedelle yapmak zorundadır. Götürü bedelli sözleşmelerde işin tamamlanmamış olması halinde hakedilen bedelin, gerçekleştirilen imalâtın, işin tamamına göre fiziki oranının tespit ve bu oran götürü bedele uygulanmak suretiyle hesaplanacağı kabul edilmektedir. Davacı temlik alan olduğundan, 6098 sayılı TBK 188/I. madde hükmünce borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilecektir. Mahkemece bilirkişi rapor ve ek raporu alınmış ise de belirtilen şekilde inceleme yapılmamıştır. .... Bu durumda mahkemece rapor ve ek rapor alınan kuruldaki makina mühendisi bilirkişiden, dosyadaki mevcut deliller, mahallinde tespit edilen bulgular ve tüm dosya kapsamına göre davacının alacağını devraldığı dava dışı yüklenicinin gerçekleştirdiği asansörlerin eksik ve kusurlar giderildikten sonra mevzuatına göre ruhsat alınmasının mümkün olup olmadığı, alınması mümkün ise 18.10.2012 tarihli sözleşme uyarınca eksik ve kusurlar, yapılmayan iş ve işlemler dikkate alınmak ve düşülmek suretiyle fiziki gerçekleştirme oranı ve bu oranın 57.875,00 TL götürü bedele uygulanarak hak ettiği bedel konusunda gerekçeli ve denetime elvirişli ek rapor alınıp yapılan asansörlerin eksik ve kusurlar tamamlansa dahi ruhsata bağlanmasının mümkün olmaması halinde yapılan işin ekonomik değeri olmayacağından davanın şimdiki gibi reddedilmesi, mümkün bulunması halinde hesaplanan hak edilen bedelden davalının yapıldığını ileri sürüp kanıtladığı ödemeler düşüldükten sonra varsa kalan miktar üzerinden sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 19.02.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi. ....

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları devralana karşı da ileri sürebilir. Aşağıdakilerden hangisi bu kuralın bir istisnasını oluşturur?

A) Borçlunun, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralan üçüncü kişiye karşı, devredilemezlik savunmasını ileri sürememesi.
B) Borçlunun, devredene karşı zamanaşımı savunmasını devralana karşı da ileri sürebilmesi.
C) Borçlunun, devredene karşı ödemezlik def'ini devralana karşı da ileri sürebilmesi.
D) Borçlunun, devredene karşı takas savunmasını devralana karşı da ileri sürebilmesi.
E) Borçlunun, devredene karşı sözleşmenin irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğu savunmasını devralana karşı da ileri sürebilmesi.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol