6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 189

Türk Borçlar Kanunu 189. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 189- Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer. Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır. III. Senet ve belgelerin teslimi ve bilgi verilmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
13. Hukuk Dairesi, 2019/2135 E., 2019/6116 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
maddesiyle 6098 Sayılı Borçlar kanunun 189 maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır.
13. Hukuk Dairesi         2019/2135 E.  ,  2019/6116 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, ... ... konutları ...-... Proje kodlu 4472 ada Parsel No:1 C-1 Blok D:16 nolu bağımsız bölümü sözleşmeden doğan her türlü hukuki hakları ile birlikte 07/09/2009 tarihinde ... Bankasının da taraf olduğu Devir Protokolü ile ... ...’tan devraldığını, ... ... ile davalı ... arasında imzalanan 17/01/2006 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi’nde 16 aylık süre içerisinde taşınmazın yapımının bitirilerek teslim edileceğinin taahhüt edildiğini ancak 16 aylık sürenin sonu olan 17/05/2007 tarihinde taşınmazın teslim edilmediğini, ...’ın sözleşmedeki tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen davalı ...’nın konutun teslimini geciktirerek, daireyi 02/09/2008 tarihinde yani taahhüt edilen tarihten 15 ay 15 gün sonra teslim ettiğini, davacının 7/9/2009-13/06/2013 tarihleri arası malik olduğu bu taşınmazda meydana gelen söz konusu gecikme ile ... ...’ın maddi zarar ve kayba uğradığını, bu maddi zarar ve kaybın şimdiki alacaklısının ise her ne kadar davacının dava konusu taşınmazı 13/06/2013 tarihinde dava dışı 3.şahıs olan ... ...’e satmış olsa da alacaklısının hala kendisi olduğunu beyan ederek, geç teslim edilen dairenin 2007 yılında emsal kira bedelinin aylık 400,00 TL ve 2008 yılı için ise aylık 450,00 TL olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 4.000,00 TL kira tazminatının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu konuta ilişkin satış sözleşmesinin dava dışı 3.kişi ... ... ile yapıldığını ve konutun ...’a teslim edildiğini, bu teslim tarihinden sonra davalı idare ile konut için satış sözleşmesi imzalayan ...’ın davacıya dava konusu konutu 07/09/2009 tarihinde devir ve teslim ettiğini, yani davacının devir protokolü ile konutu devraldığı bu tarihte konutu kullanmaya başladığından herhangi bir kira geliri yoksunluğunun doğmadığı beyan edilerek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Somut olayda davacı, dava konusu taşınmazı 17/01/2006 tarihli Gayrimenkul Satış Sözleşmesinden doğan her türlü hukuki hakları ile birlikte ... ...’tan devraldığını, taşınmazın ...’a taahhüt edilen tarihte teslim edilmemesi nedeniyle geç teslimden kaynaklı kira tazminatını talep etmiş, davalı vekili ise Gayrimenkul Satış Sözleşmesi’nin dava dışı 3.kişi ... ... ile yapıldığını ve konutun ona teslim edildiğini dolayısıyla davacının herhangi bir zararının olmadığını belirterek davanın reddinin dilemiştir.Mahkemece, dava dışı 3.kişi olan ... ... ile davalı taraf arasında davaya konu dairenin satımına yönelik 17/01/2006 tarihinde sözleşme imzalandığı ve akabinde dairenin alıcıya teslim edildiğini, bilahare konutun devir protokolüne göre ... tarafından 07/09/2009 tarihli devir sözleşmesi davacıya devredildiği, dolayısıyla davacının kira geliri mahrumiyetinden bahsedilemeyeceği, zira devir protokolü ile taşınmazı devralmış olduğunu herhangi bir de kira geliri yoksunluğunun doğmadığını, kaldı ki davacı tarafından da bu taşınmazı tapuda satış yolu ile dava tarihinden önce 13/06/2013 tarihinde dava dışı 3.şahıs olan ... ...’e devrettiğinin anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. Genel olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmişse, alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere ait olup, bunun doğal sonucu olarak, borçlu kime karşı ifa yükümü altına girmişse, alacak hakkı da o kişiye aittir. Bununla beraber alacaklının, alacağını üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün olup, “alacağın temliki”, alacağı devreden alacaklı ile devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşme ile meydana gelir. Alacağın temlikinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir. Temlik edenin, temlik anında sahip olduğu bir hakkını devrettiği durumlarda, yapılan bu tasarruf işlemi ile alacaklı, malvarlığının aktifindeki mevcut haklarda, başkası lehine bir azalmayı kabul etmektedir. Böylece, temlik akdi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla beraber devralana geçmektedir. (Borçlar Kanununun 168/1. maddesiyle 6098 Sayılı Borçlar kanunun 189 maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, temlik eden kişinin, temlikle birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, temellük edene geçmesi, alacağın temlikinin doğal bir sonucudur. Kural olarak alacağın temlikinde borçlunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmamakta, sadece muhatap olacağı kişi (alacaklı) değişmektedir. Borçlar Kanununun 167/1. maddesinde de, borçlunun temlik edene karşı haiz olduğu def’ileri, temellük edene karşı da ileri sürebileceği belirtilmekle alacağın, temlik sırasındaki durumu ile yeni alacaklıya geçeceği ifade edilmektedir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; 17.01.2006 tarihli ‘...-.../... Toplu Konut Projesi Gayrimenkul Satış Sözleşmesi’ başlıklı sözleşmenin, alıcısı dava dışı ... ... ile davalı ... arasında imzalandığı, işbu sözleşmedeki 3.maddeye göre, gayrimenkulün teslim süresinin 16 ay olduğu belirtilmiştir. 07.09.2009 tarihli devir alan ... ile devir eden ... ...(vekili ...) arasında imzalanan,T.C. ... Bankasını A.Ş.'nin taraf olduğu Devir Protokolü’nde ise: ‘Devir eden ... ... T.C.Başbakanlık Toplu Konut İdaresi ile akteylediği 17/01/2006 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinden doğan her türlü haklarını ve bu sözleşmeye göre bu protokol tarihine kadar yaptığı ödemeler tutarını devir alan ...’e temlik etmiştir. Bu protokolün imzalandığı tarih itibariyle, devir alan, devir edenin ödeme koşullarına aynı şartlarla sahip olduğunu beyan ve taahhüt eder. Bu protokol devir eden ... ... ile imzalanan 17/01/2006 tarihli gayrimenkul satış sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.’ maddelerinin hüküm altına alındığını görülmüştür. Dava konusu taşınmazla ilgili celbedilen tapu kaydı ve dayanak belgeleri arasında bulunan 13.06.2013 tarihli Resmi Senette ise,ilgili taşınmazın davacı ... tarafından, dava dışı ... ...’e satıldığı görülmüş, ancak taraflar arasında imza altına alınan bu resmi senette alacağın temliki anlamına gelecek herhangi bir hükme rastlanmadığı gibi bu anlama gelecek de aralarında imzalanan herhangi bir devir protokolünün de imzalanmadığı görülmüştür. Dava dışı ... ..., temlik tarihi itibariyle her türlü hak ve alacaklarını davacı ...’e devretmiş olduğundan, devredilen hak ve alacaklar içinde, temlik tarihi itibariyle devredenin borçluya karşı sahip olduğu geç teslim nedeniyle kira kaybından doğan alacaklarının da bulunduğu tartışmasızdır.Davacı ..., dava dışı ... ...’ın bu konudaki alacağını, alacağın temliki hükümlerine göre temellük etmiş olduğundan, gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacakları yeni alacaklı olan davacı devralana geçmektedir. Sonuç olarak davacının, dava dışı ... ... ile imzalamış olduğu 07.09.2009 tarihli “Devir Protokolü” ve alacağın temliki hükümlerine göre, taşınmazın geç tesliminden kaynaklanan kira bedeli alacağı yönünden, davalı satıcıya karşı dava ve talep hakkı mevcut olduğu nazara alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 14/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

13. Hukuk Dairesi, 2016/20541 E., 2018/2888 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
(6098 Sayılı Borçlar kanunun 189. maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır.
13. Hukuk Dairesi         2016/20541 E.  ,  2018/2888 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. K A R A R Davacı, davalı şirketin imal ettiği "Greenlife Residence" adlı siteden 17.10.2012 tarihinde imzalanan sözleşme ile 145.000,00 TL bedel ödeyerek daire satın aldığını, dairenin sözleşmede kararlaştırılan tarihte ve şekilde teslim edilmemesi nedeniyle cezai şart ödenmesinin gerektiğini, ayrıca dairenin taahhüt edilenden daha küçük teslim edildiği gibi tapuda arsa payının da düşük gösterildiğini, dairede ve ortak alanlarda ayıp ve eksikler bulunduğunu, tüm bu belirtilen nedenlerle zarara uğradığını, zararın giderilmesi için birden çok ihtarname gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını ileri sürerek, uğradığı zararın tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, satış sözleşmesi davalı ile davacının dava dışı eşi arasında imzalandığından davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, eldeki dava ile davalı şirketten satın almış olduğu taşınmazın geç teslimi nedeniyle kira tazminatı ile ayıplı ve eksik işler bedelinin davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir. Genel olarak borç ilişkisi kimler arasında meydana gelmişse, alacaklılık ve borçluluk sıfatları da bu kişilere ait olup, bunun doğal sonucu olarak, borçlu kime karşı ifa yükümü altına girmişse, alacak hakkı da o kişiye aittir. Bununla beraber alacaklının, alacağını üçüncü bir kişiye devretmesi mümkün olup, “alacağın devri”, alacağı devreden alacaklı ile devralan kişi (yeni alacaklı) arasında yapılacak yazılı bir sözleşme ile meydana gelir. Alacağın devrinde alacaklı, halen sahip olduğu bir hakkını devredebileceği gibi, henüz mevcut olmayan, müstakbel bir alacağını da devredebilir. Devir edenin, devir anında sahip olduğu bir hakkını devrettiği durumlarda, yapılan bu tasarruf işlemi ile alacaklı, malvarlığının aktifindeki mevcut haklarda, başkası lehine bir azalmayı kabul etmektedir. Böylece, devir sözleşmesi yapılır yapılmaz alacak, alacağa bağlı olan bütün imtiyazlar ve fer’i haklarla beraber devralana geçmektedir. (6098 Sayılı Borçlar kanunun 189. maddesi) Bu nedenle gerek işleyip de eski alacaklı tarafından tahsil edilmemiş, gerekse işlemekte olan tüm fer’i hak ve alacaklar yeni alacaklıya ait olmaktadır. Nitekim, devir eden kişinin, birlikte borçlu ile hukuki ilişkisi kesildiğinden, alacağın tahsilinin dava ve talep hakkının da, onun maliki durumuna geçmiş olan, devir alana geçmesi, alacağın devrinin doğal bir sonucudur. Kural olarak alacağın devrinde borçlunun hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmamakta, sadece muhatap olacağı kişi (alacaklı) değişmektedir. Borçlar Kanununun 188/1. maddesinde de, borçlunun devredene karşı haiz olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebileceği belirtilmekle alacağın, devir sırasındaki durumu ile yeni alacaklıya geçeceği ifade edilmektedir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; Dava, taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan, kira kaybı tazminatı ile eksik ve ayıplı işler bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, davacı tarafından ibraz edilen 18.10.2012 tarihli “taşınmaz devir ve temlik sözleşmesi” ile davacının, dava dışı eşi Serpil Çakmak’ın davalı şirket ile imzaladığı taşınmaz satış sözleşmesi gereğince dava konusu sözleşmeden kaynaklanan alacaklarını devraldığı anlaşılmaktadır. Davacı ile dava dışı ... arasında imzalanmış olan 18.10.2012 tarihli taşınmaz devir ve temlik sözleşmesi ile .... n Greenlife Residence ... bölüme ilişkin hak ve hissesinin yarısını her türlü hak ve alacakları ile davacıya devretmiş olup, davacının da bu devir sözleşmesi gereğince davalı satıcıya karşı dava ve talep hakkı mevcuttur. O halde, mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 07/03/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi. (Muaf)
12. Hukuk Dairesi, 2016/19768 E., 2017/12449 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 189. maddesinin 1.
12. Hukuk Dairesi         2016/19768 E.  ,  2017/12449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin şikayetçi tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı ... A.Ş. tarafından borçlu ... aleyhine toplam 97.560,22 TL alacağın tahsili için genel haciz yoluyla ... takip başlatıldığı, takibin kesinleşmesinden sonra, alacaklının, alacağı, 50.000,00 TL ivaz karşılığında 13.3.2013 tarihli sözleşme ile ...'e temlik ettiği, borçluya ait taşınmazların Sapanca İcra Müdürlüğü'nün 2011/831 Esas sayılı dosyasından 02.08.2013 tarihinde satılması üzerine satış parasının şikayete konu dosya haczinin ilk sırada olması nedeniyle bu dosyaya gönderildiği, söz konusu dosyadan yapılan 17.03.2014 tarihli sıra cetveli ile satış parasından masrafların mahsubu sonucu kalan 22.996,50 TL'nin 1. sırada haczi olan şikayete konu takip dosyası ile kamu alacağı olan Sapanca Mal Müdürlüğü arasında garameten paylaştırılmasına ve garame sonucu bu dosyaya 20.506,83 TL para ödenmesine karar verildiği, bu sırada sıra cetvelinin dördüncü sırasında bulunan 3. kişi alacaklı tarafından açılan sıra cetveline itiraz davasının ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/315 – 637 sayılı kararı ile reddedildiği ve bu kararın Yargıtay'ca onanması üzerine temlik alacaklısının icra müdürlüğüne başvurarak, sıra cetveli gereğince kendi dosyasına düşen paranın ödenmesini istediği, müdürlüğün 29.01.2016 tarihli kararı ile sıra cetvelindeki ilgililere paranın ödenmesine karar verildiği, ancak 29.01.2016'da müdürlükçe dosyanın re'sen ele alınarak alacağın temlikinin kısmen olması nedeniyle birinci sıra alacaklıya düşen paranın temlik alacaklısı ile temlik eden ... A.Ş. arasında garameten paylaştırılmasına karar verildiği, temlik alacaklısı ...'in icra mahkemesine başvurarak temlikin kısmi olmayıp dosya alacağının tamamı için olduğunu ileri sürerek memur işleminin iptalini istediği, mahkemece ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 12.03.2014 tarih, 2014/241 - 249 sayılı kararı gereğince, temlikin takip alacağının 50.000,00 TL'si için olduğu ve kalan tutardan da vazgeçilmemiş olması nedeniyle kalan tutarın ... A.Ş.'nin alacağı olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 13.03.2013 tarihli temlik sözleşmesinin incelenmesinde; ... A.Ş.'nin borçlu ... firmasından olan 50.000,00 TL tutarındaki mevcut nakdi alacaklarını ve bu alacaklara ilişkin takip ve dava haklarını, bu kapsamda borçlu ... hakkında 7. İcra Müdürlüğü'nün 2009/19597 Esas sayılı dosyası ile ... kapsamındaki tüm alacaklarını alacağın varlığını ve borcun tahsil kabiliyetini garanti etmeksizin 50.000,00 TL ivaz mukabilinde ... ...'e devir ve temlik ettiği görülmektedir. Mahkemenin gerekçesine esas olan ... 14. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/241 - 249 sayılı kararında ise; şikayetçi temlik alanın, temliki icra müdürlüğüne bildirmesi üzerine icra müdürlüğünün 06.01.2014 tarihli kararı ile; dosya alacağı olan 97.560,22 TL'nin 50.000,00 TL'sinin temlik edildiğinden bahisle vazgeçilen 47.560,22 TL üzerinden % 4 vazgeçme harcı alınmasına ilişkin kararının temlik alacaklısı tarafından şikayeti üzerine verilen karar olduğu ve bu karar ile temlik alacaklısının toplam dosya alacağı olan tutardan ivaz bedeli olan 50.000,00 TL'nin mahsubu sonucu kalan 47.560,22 TL alacağından vazgeçtiğine ilişkin herhangi bir beyanının bulunmadığı, takip konusu alacağın da henüz tahsil edilmediği gibi tahsil edilmeyen ve takipten vazgeçilmeyen alacak hakkında harç alınamayacağı gerekçesiyle şikayetin kabulü ile icra müdürlüğünün söz konusu harç alınması yönündeki kararının iptaline hükmedildiği anlaşılmakta olup; bu karardan mahkemenin temlikin kısmi olduğuna yönelik bir kabulünün olduğu sonucuna varılması doğru değildir. Bilakis bu karar ile mahkemenin; dosya alacağının tümünün temlik edildiğinden hareket ederek, temlik alacaklısının ivaz dışında kalan 47.560,22 TL'lik kısım yönünden vazgeçme beyanının bulunmadığı gerekçesiyle şikayeti kabul ettiği görülmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 189. maddesinin 1. fıkrasında; “Alacağın devri ile devredenin kişiliğine özgü olanlar dışındaki öncelik hakları ve bağlı haklar da devralana geçer” hükmü, aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “Asıl alacakla birlikte işlemiş faizler de devredilmiş sayılır” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, örnek 7 ödeme emrinin borçluya tebliğ edilerek takibin kesinleşmiş olduğu, alacaklı bankanın 50.000,00 TL ivaz karşılığında, alacağını, şikayetçi ...'e temlik ettiği anlaşılmış olup, TBK 189. ve 13.03.2013 tarihli temlikname uyarınca; temlikin dosya alacağının tamamı yönünden olduğunun kabulü gerekir. Kaldı ki; dosya alacağının tamamı yönünden yapılan hesaplama gereğince şikayetçinin alacaklı olduğu dosyaya ayrılan paya ilişkin 17.03.2014 tarihli sıra cetveli, alacağı temlik eden ... A.Ş.'ye 26.03.2014 tarihinde tebliğ edilmiş olup, dosya kapsamında adı geçen tarafından yapılmış bir itiraza da rastlanmamıştır. O halde mahkemece; alacağın temliki işleminin şikayete konu takip dosya alacağının tümü yönünden olduğunun kabulü ile icra müdürlüğünün, bakiye satış parasınından takip dosyasına isabet eden paranın, alacağı temlik eden ... A.Ş. ile şikayetçi temlik alacaklısı arasında garameten paylaştırılmasına yönelik 29.01.2016 tarihli kararının iptali gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Şikayetçinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/7684 E., 2015/8629 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin dava dışı borçludan olan alacağını noterde düzenlenen 02.02.2010 tarihli temlikname ile dahili davalıya temlik ettiği, borçlunun temlik alana borcunu ödemediği, 6098 sayılı TBK'nın 183. ve 189. maddeleri uyarınca rehinle teminatlandırılmış alacak noter senediyle devralındığına göre, rehin hakkının da devralana geçeceği, sıra ce
23. Hukuk Dairesi         2015/7684 E.  ,  2015/8629 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, ... İcra Müdürlüğü'nün 2009/269 E. sayılı takip dosyasında düzenlenen 10.08.2012 tarihli sıra cetvelinde ilk sırada pay ayrılan davalı kooperatifin bedeli paylaşıma konu araç üzerindeki rehin alacağını tahsil ettiğini, bir alacağı kalmadığı halde sıra cetvelinde pay ayrılmasının yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı kooperatif vekili, müvekkilinin dava dışı borçludan olan ve bedeli paylaşıma konu araç üzerindeki rehin alacağını .. ... temlik ettiklerini beyan etmiştir. Dahili davalı..., davalı kooperatifin kredi borcundan dolayı dava dışı borçludan olan alacağını temlik aldığını, sıra cetvelindeki ilk sıranın kendisine ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin dava dışı borçludan olan alacağını noterde düzenlenen 02.02.2010 tarihli temlikname ile dahili davalıya temlik ettiği, borçlunun temlik alana borcunu ödemediği, 6098 sayılı TBK'nın 183. ve 189. maddeleri uyarınca rehinle teminatlandırılmış alacak noter senediyle devralındığına göre, rehin hakkının da devralana geçeceği, sıra cetvelinde birinci sıradaki alacağın, alacağın temliki hükümleri uyarınca usulüne uygun olarak temlik edildiği ve böylece alacağın halen mevcut olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Sıra cetveline itiraz davasının Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılıp sonuçlandırılması gerekirken bu hususa riayet edilmeyip Asliye ticaret Mahkemesi sıfatıyla davaya bakılması doğru olmamış ise de ... ilçesinde bağımsız Asliye Ticaret Mahkemesi bulunmadığından bu husus tenkitle yetinilmiş, bozma nedeni yapılmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 30.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2015/12079 E., 2015/11410 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Alacağın temliki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183-194. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
20. Hukuk Dairesi         2015/12079 E.  ,  2015/11410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/06/2015 NUMARASI : 2015/27 D.iş E. – 2015/28 K. Taraflar arasında görülen dava sırasında alacağı temlik alan feri müdahil tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Red talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Yargıtayca incelenmesi alacağı temlik alan feri müdahil vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Taraflar arasında görülen dava sırasında, alacağı temlik alan fer'i müdahil vekili 21.05.2015 tarihli dilekçe ile özetle; [... davalı H.m. B.'nin bu dosyanın alacağını E.. Ö..'a temlik etmesi sonucu icra dosyasında E.. Ö..'un alacaklı olarak kabul edilmesi nedeni ile, alacağı temlik alan olarak bu dosyaya fer'i müdahil olarak dilekçe verdiklerini, fer'i müdahil olarak dilekçe vermelerinin nedeninin o tarihte hem davalının hem de alacağı temlik alan E.. Ö..'un vekilliğini üstlenmeleri olduğunu, fer'i müdahil olarak davaya devam etmelerinde bir kayıplarının olmayacağının düşünüldüğünü, ancak davalının alacağın temlikinden sonra kötünüyetli olarak kendilerini vekillikten azlettiğini, bu azilden dolayı kendilerinin davalı olarak davada yer almamalarının gerektiğini, hâkimin, redde konu tutum ve ara kararları ile açıkça davacı tarafı tutarak; "....nasılsa fer'i müdahilin temyiz hakkı yok... davalı vekilini de azletti... fer'i müdahilin dava sebebi ile bağımsız hareketleri kısıtlı... davacı lehine karar versem dahi fer'i müdahil bir şey yapamaz...." şeklinde bir düşünce ile davanın kabulüne ait alt yapıyı hazırlama yönündeki yansızlığını ortaya koyduğunu, davalının alacağı fer'i müdahil olarak davaya katılan E.. Ö..'a devrettiğinden artık bu davada taraf sıfatının kalmadığını, alacağı temlik alan E.. Ö..'un davalı sıfatını kazandığını, 30.04.2015 tarihinde dosyaya gelen takipsizlik kararının hâkim tarfından davacıyı korumak maksatlı olarak kasden gizlendiğini, bu takipsizlik kararı o duruşmada okunsa idi senedin hile ile verilmiş olacağı iddiası çürütülmüş olacağından davacı tarafından icra veznesine yatırılan paranın alacaklısına ödenmemesi husundaki tedbirin kaldırılmasına karar verilmesi gerekeceğini, hâkimin duruşma esnasında davacı vekilinin takipsizlik dosyasının dosya arasında olduğunu belirtmesine rağmen ısrarla dosyada takipsizlik dosyasının olmadığını belirttiğini, duruşma sonrası dosya incelendiğinde takipsizlik dosyasının dosya içerisinde olduğunun görüldüğünü, hâkimin duruşma tutanağına kasden takipsizlik dosyasının gelip gelmediği ile ilgili bilgi yazmadığını, davacı vekilinin (kamu davası açıldığına dair) doğru olmayan beyanına itibar ederek, hilenin varlığını kabul edip tanık dinlenmesine karar verdiğini, duruşmanın ertelendiği güne kadar hile varmış gibi işlem yapıldığından tedbirin kaldırılmadığını, hâkimin kamu davası açılmış dahi olsa bu davanın kesinleşmesini bekledikten sonra hile iddiasını değerlendirmesi gerektiğini, tedbir kararının icra dosyası incelenmeden ve gerekçe gösterilmeden verildiğini, davacının hile iddiasında bulunması için gerekli süreyi çoktan geçirdiğini ve mahkemenin hakdüşürücü sürenin geçtiğini re'sen incelemesi gerektiği halde hâkimin kanunlara aykırı davaranarak bu hususu hiç incelemediğini, hâkimin davacı vekiline senetle ilgili açılmış bir kamu davası olup olmadığını sorarak davacı vekiline yol gösterdiğini, böylece hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli sebeplerin bulunduğunu...] belirterek redd-i hâkim yoluna başvurmuştur. Reddedilen hâkim tarafından, fer'i müdahilin taraf olmayıp ancak yanında katıldığı tarafla birlikte hareket edebileceği, davalının reddi hakim talebi olmadığından fer'i müdahilin de hakimi red hakkı olmadığı, talebin reddi gerektiği yönünde görüş bildirilmesi üzerine, dosyayı inceleyen merci tarafından redd-i hâkim talebinin reddine, redd-i hâkim talebinde bulunan hakkında 500,00.-TL disiplin para cezasına hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, alacağı temlik alan fer'i müdahil tarafından temyiz edilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; H.. S.. tarafından, borçlu olmadığının tesbiti ve takibin iptaline karar verilmesi istemli davanın 10/11/2014 tarihinde açıldığı, İstanbul Anadolu İcra Müdürlüğünün 2014/14323 E. sayılı dosyasında yer alan 23.07.2014 tarihli alacağın temliki sözleşmesiyle H.. B..'nin borçlu H.. S..'den olan alacağını E.. Ö..'a devrettiği, alacağı temlik alan E.. Ö..'un, vekili aracılığıyla, 30.04.2015 tarihinde yapılan "ön inceleme duruşması"ndan itibaren "mahkemenin kabulüyle fer'i müdahil olarak" davada yer aldığı anlaşılmaktadır. Alacağın temliki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 183-194. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Alacağın temliki ile alacak hakkı bunu devralan 3. kişiye geçer. Böylece devralan daha önce temlik edene ait olan alacak hakkını kesin olarak iktisap eder; bunun üzerinde “tasarruf etme” yetkisini kazanır. Temlik eden alacaklının da bu aşamadan sonra artık tasarruf hak ve yetkisi bulunmadığından (kalmadığından) bu alacağa dayalı olarak herhangi bir hukuki işlem yapması mümkün değildir. Bu durumda temlik işlemi ile temlik eden, borç ilişkisinden çıkar ve onun yerine alacaklı sıfatıyla alacağı devralan 3. kişi geçer. Alacakla ilgili her türlü (dava açma, takip yapma, temlik etme... gibi) hukuki işlemler bu 3. kişi tarafından yapılır. Somut olayda; alacak üzerindeki tasarruf yetkisi, takibe başlandıktan sonra dosya alacağını temlik alan E.. Ö..'a geçmiş olup, temlik eden H.. B..'nin alacak üzerinde artık tasarruf hak ve yetkisi kalmadığından, davada husumetin E.. Ö..'a tevcih edilerek devam edilmesi gerekmektedir. Mahkemece, E.. Ö..'un davada fer'i müdahilliğine karar verilmesi, taraf sıfatı bakımından önem taşımayıp, E.. Ö..'un, vekili aracılığıyla, 30.04.2015 tarihinde yapılan "ön inceleme duruşması"ndan itibaren davada yer aldığı da gözetilerek, davadaki taraf sıfatı durumunun mahkemece (HMK m. 124 hükümleri de nazara alınarak) yeniden değerlendirilmesi gerekir. Bilindiği üzere, hâkimin tarafsız kalamayacağı varsayılan veya tarafsızlığından kuşku duyulabilecek hallerde, hâkimin kendi mahkemesinin yetki ve görevine giren belli bir dayaya bakamayacağı (bakmasının yasak olduğu) (HMK m.34) kabul edilmiştir. Buna karşılık, hâkimin reddi halleri kanunda belirtilmiş (HMK m.36) ise de, bu belirtme (sayma) tahdidi değildir. Bu ve buna benzer hallerde, hâkimin tarafsızlığından kuşku duyulmaktadır; fakat, burada hâkimin davaya bakması yasak olmayıp, hâkim davaya bakmaktan çekilmek zorunda değildir. İleri sürülen ret sebebinin başka bir hâkim veya mahkeme tarafından incelenip kabul edilmesinden sonra, hâkimin o davaya bakamayacağı belli olur. İncelenen dosya kapsamına göre, alacağın temliki ve davada yer alması itibariyle davanın tarafı durumuna gelen E.. Ö.. vekilinin dilekçesinde hakimin reddi için ileri sürülen hususlar, HMK’nın 36. maddesi kapsamında, hâkimin tarafsızlığından kuşku duyulmasını gerektirecek hâller olarak değerlendirilemez. Açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine19/11/2015 günü oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, alacağın temliki (devri) kurumuna ilişkin aşağıda yer alan ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Alacağın devrine ilişkin taahhüdün geçerli sayılabilmesi için resmî şekilde yapılması zorunludur.
B) Borçlu, alacağın devredildiğini öğrendiği anda, devredene karşı ileri sürebileceği def’îleri, alacağı devralana karşı ileri sürme hakkını kaybeder.
C) Borçlu, devir yasağına ilişkin bir kayıt içermeyen ve yazılı olarak düzenlenmiş bir borç ikrarına dayanarak alacağı devralan iyi niyetli üçüncü kişiye karşı, aralarındaki devir yasağı anlaşmasını her zaman ileri sürebilir.
D) Karşılıklı bir edim mukabilinde yapılan devirlerde devreden, yalnızca borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu taahhüt etmiş sayılır; alacağın mevcudiyetini taahhüt borcu altında değildir.
E) Alacağın temliki ile birlikte, devredenin şahsına sıkı sıkıya bağlı olanlar hariç olmak üzere, alacağa bağlı olan rehin ve hapis hakları gibi fer’î haklar da kendiliğinden alacağı devralana intikal eder.

Bu maddeyle ilgili 8 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol