6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 207

Türk Borçlar Kanunu 207. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 207- Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir. B. Yarar ve hasar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/663 E., 2024/4254 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
olduğunu, anlaşmazlık yaşayan davacının değerleri belli olarak usulüne uygun şekilde hisselerini müvekkillerine ve diğer davalıya devrettiğini, hisse devir bedellerinin de davacıya ödendiğini, hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, devrin 6098 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca peşin satış suretiyle gerçekleştirildiğini, davacının hisse devir bedeli alacağını ispatlaması g
11. Hukuk Dairesi         2023/663 E.  ,  2024/4254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1301 Esas, 2022/1417 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/141 E., 2022/311 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Turizm ve Tic. A.Ş.’deki 3.600 payından 1.800’ünü davalı ...’e, 1.200’ünü davalı ...’a, 600’ünü de davalı ...’e 08.01.2013 tarihinde devrettiğini, pay devir bedelinin piyasa değeri üzerinden ödeneceğini söylediğini, ancak davalıların devir bedellerini ödemediklerini, defaatle alacağını isteyen müvekkilinin bir sonuç alamadığını ileri sürerek devir tarihi olan 08.01.2013 tarihi itibariyle devre konu payların gerçek değerinin hesaplanıp ödenmesi gereken bedelden şimdilik 10.000,00 TL tutarındaki kısmının davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesi ile talep sonucunu 139.227,65 TL'ye çıkarmış ve hisse devir oranlarına göre belirttiği tutarların fiili satış tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, önce rehber olarak şirkette çalışmaya başlayan davacının pay bedeli ödemeden hissedar olduğunu, anlaşmazlık yaşayan davacının değerleri belli olarak usulüne uygun şekilde hisselerini müvekkillerine ve diğer davalıya devrettiğini, hisse devir bedellerinin de davacıya ödendiğini, hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, devrin 6098 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca peşin satış suretiyle gerçekleştirildiğini, davacının hisse devir bedeli alacağını ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, irade fesadına dayalı hak düşürücü sürenin geçtiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, pay devir sözleşmesinde devir bedelinin belli olduğunu, hisse devir bedelinin tümüyle ödendiğini, davacının pay devrine ilişkin yönetim kurulu kararını bizzat imzaladığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hisse devir sözleşmesine dayalı 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanacağı, davalı şirketin yönetim kurulunun 08.01.2013 tarihli kararı ile hisse devrini kabul ettiği, dava tarihine kadar 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece zamanaşımı definin reddine dair ara karar verildiğini, lehlerine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, usuli müktesep hakkın ara kararlardan dönülebilmesinin istisnaları arasında yer aldığını, pay devir sözleşmelerinden kaynaklı davalarda zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, bu hususta içtihatların bulunduğunu, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden değil hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığını, pay devri ile birlikte müvekkilinin ortak sıfatını kaybettiğini, ortaklar arası ihtilaf bulunmadığını, hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkı ile usul ekonomisinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29.09.2021 tarihli celse ara kararının 3 numaralı bendinde davalıların zamanaşımı itirazının 6098 sayılı Kanun’un 146 ncı maddesi uyarınca uyuşmazlığın sözleşmeye dayalı olduğu gerekçesiyle reddine karar verildiği, 29.04.2022 tarihli celsenin 2 numaralı ara kararında zamanaşımı itirazının reddine dair ara karardan rücu edildiği, aynı celsede davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair hüküm tesis edildiği, her ne kadar tahkikat aşamasına geçildikten sonra zamanaşımı defi ile ilgili olarak karar verilmiş ve davanın bu sebeple reddedilmiş olması usul ekonomisi ilkesine uygun düşmezse de aksine kabulün de isabetli olmayacağı, Yasanın hatalı yorumlanarak uygulanmasının karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturmayacağı, zamanaşımına uğrayan bir alacakla ilgili olarak zamanaşımı defi hakkında hatalı bir ara karar verilmesinin zamanaşımına uğrayan bir alacağı yeniden talep edilir hale getirmeyeceği, beyana göre yönetim kurulu kararı dışında taraflar arasında gerçekleştirilen başkaca bir sözleşmenin bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun’un 147 nci maddesinin birinci fıkrasının (4.) bendinde, “...Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar”ın beş yıllık zamanaşımına tabi alacaklar arasında sayıldığı, devredilen pay karşılığı alacağın alınamadığı ileri sürülerek alacak talebine konu eldeki davanın beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece 29.09.2021 tarihli ara kararla zamanaşımı definin reddedildiğini, ara karardan dönülmesinin usuli müktesep hakkı ihlal ettiğini, usuli müktesep hakkın kamu düzenine ilişkin olduğunu, taraflardan bir yararına usuli müktesep hak oluşmuşsa ara kararlardan dönülemeyeceğini, pay devir sözleşmelerinden kaynaklı davalarda zamanaşımı süresinin on yıl olduğunu, bu hususta içtihatların bulunduğunu, emsal alınan içtihatların somut olaydan farklılık arzettiğini, uyuşmazlığın ortaklık sözleşmesinden/esas sözleşmeden değil hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığını, pay devri ile birlikte müvekkilinin ortak sıfatını kaybettiğini, uyuşmazlığın ortaklar arası nitelik taşımadığını, hukuki dinlenilme ve gerekçeli karar hakkı ile usul ekonomisinin ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Kanun'un 147 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2023/505 E., 2023/1817 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2023/505 E.  ,  2023/1817 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2232 E., 2022/2587 K DAVA TARİHİ : 03.04.2018 KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ayıplı maldan kaynaklı bedel iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve dahili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Tümosan bayi olan Oto Koç-Adnan Koç adlı iş yerinden 08.09.2016 tarihinde 2016 model AL4 TUMOSAN Marka traktörü 90.000 TL bedelle satın aldığını, teslim aldığı tarihten itibaren araçla ilgili sorunlar yaşadığını, traktörün terleme yaptığını, yağ kaçırdığını, en hafif yük durumunda dahi çekiş gücünün büyük ölçüde düştüğünü, bu yönde Yıldızeli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/19 Değişik İş dosyası ile tespit yaptırdığını, bilirkişinin güç ölçer dinamometre gibi alet ve ekipmana sahip olmadığı için bu durumu tespit edemediğini, aracın fren takımının alındığı ilk tarihten itibaren tam randımanla çalışmadığını, söz konusu arızaların giderilmesi için bir çok defa servise müracaat ettiğini, her defasında araçtaki sorunların giderildiğinden bahisle traktörün teslim edildiğini ancak aynı problemlerin devam ettiğini, araçtaki arızaları bildirir şekilde hem bayiye hem de Tümosan firmasına karşı uyarı mahiyetinde ihtarname çektiğini, aracının yenisi ile değiştirilmesini ilgili bayiden talep ettiğini, bu talep yerine getirilmediği için yasal haklarını arayacağını muhataplara bildirdiğini, muhataplardan kendisine herhangi bir yazılı cevap gelmediğini ileri sürerek; satın alınan ayıplı malın iade edilerek bedelinin tahsilini veya ücretsiz yenisi ile değiştirilmesini bunun mümkün olmaması durumunda ise ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılarak tarafına ödenmesine karar verilmesini talep etmiş; 13.02.2019 tarihli dilekçesi ile, ayıplı malın iadesi ve davalıya ödenen traktörün satım tarihindeki sıfır piyasa bedelinin ödenmesi şeklinde seçimlik hakkını kullandığını beyan etmiş; 13.01.2021 tarihli dilekçesi ile, iade edilecek bedele 13.02.2019 tarihinden itibaren, bu talep mümkün olmayacaksa da karar tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı Tümosan Motor Traktör Sanayi Anonim Şirketi; zamanaşımı, görev ve yetki itirazında bulunduğunu, ihbar külfetinin de süresinde yerine getirilmediğini, traktörün ayıpsız olduğunu, davacının terditli talebini açıklamasını, tüketici olmadığından somut olayda Garanti Yönetmeliği'nin de uygulanamayacağını, üretici olduğundan pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığını, traktör üzerinde takyidat bulunduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemiştir. 2. Davalı Adnan Koç'un vefatı üzerine davaya dahil edilen mirasçıları olan dahili davalılar; zamanaşımı, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, ihbar külfetinin süresinde yerine getirilmediğini, traktörün ayıpsız olduğunu, davacının terditli talepte bulunmasının kanuna aykırı olduğunu, traktör üzerinde takyidat bulunduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini istemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, satın alınan traktörün ayıplı olduğu, davacı alıcının ayıba karşı sorumluluktaki seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanılabileceği, davalılardan Tümosan Motor ve Traktör A.Ş.'nin üretici firma olduğu gerekçesiyle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden davanın kabulü ile dava konusu traktörün tüm takyidatlarından arındırılarak davalı satıcıya iadesi ile birlikte, ayıplı mal bedeli olan 112.000 TL'nin davalı satıcıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 16.02.2022 tarihli ve 2022/311 E., 2022/346 K. sayılı kararıyla; davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ayıba karşı sorumlulukta satıcı kavramının ayıplı ürünü üreten kişiyi de kapsadığı, üreticinin de satıcı ile birlikte ayıba karşı müteselsilen sorumlu olduğu, bu itibarla davalı Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş.'nin de diğer davalı ile birlikte ayıplı traktörün bedel iadesinden davacıya karşı sorumlu olacağı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile dava konusu aracın tüm takyidatlarından arındırılarak davalılara iadesi ile ayıplı mal bedeli olan 112.000 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ayıplı aracın davalı tarafa teslimi tarihinden itibaren başlamak üzere işbu ayıplı mal bedeline yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 25.05.2022 tarihli ve 2022/3335 E., 2022/5071 K. sayılı kararla; (1) numaralı bentle dahili davalılar vekilinin temyiz itirazları tümden reddedildikten sonra, "....2) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na (6098 sayılı Kanun) göre, ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Üretici firmanın ayıba karşı tekeffülden alıcıya karşı sorumluluğu bulunmamaktadır. Açıklanan yasal düzenlemede satıcının ayıptan sorumluluğu düzenlenmiş olup üreticinin sorumluluğuna yer verilmediğinden üretici firma olan davalılardan Tümosan Motor ve Traktör Sanayi A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sorumlu tutulması usul ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak davacının davalı Tümosan Motor ve Traktör San. A.Ş. aleyhine açtığı davasının reddine, diğer davalılar aleyhine açtığı davasının kabulü ile aracın tüm takyidatlarından arındırılarak davalılar ..., Sevgi Koç ve ...'a iadesi ile ayıplı mal bedeli olan 112.000 TL'nin adı geçen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ayıplı aracın davalı tarafa teslimi tarihinden itibaren başlamak üzere ayıplı mal bedeline yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili ve dahili davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; karar tarihi itibariyle aracın rayiç bedelinin tespit edilerek traktörün rayiç bedelinin iadesine karar verilmesi gerektiğini, ayrıca davalı üretici yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Dahili davalılar vekili; hak düşürücü süre ve zaman aşımının dolduğunu, traktörde ayıp bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve ek raporun eksik incelemeler neticesinde düzenlendiğini, davacının aracı uzunca bir süre kullanmış olması ve yargılama sırasında da kullanmaya devam etmiş olması durumlarını gözeterek kullanım süresine ilişkin kira bedellerinin hesaplanarak bedelden mahsup edilmesi gerektiğini, davacı dava dilekçesinde tüm haklarını saklı tutmadığı gibi bahse konu davayı 90.000 TL üzerinden açtığını, Yerel mahkemenin davacının bu talebinden farklı ıslah da olmadığı halde 112.000 TL 'nin ödetilmesine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı herhangi bir faiz isteminde bulunmadığı halde yerel mahkeme ve ilgili Bölge Adliye Mahkemesi kararında yasal faiz uygulanmasına karar verilmesinin de taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğunu, davacının bedel iadesi davasında kötü niyetli olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, satın alınan traktörün ayıplı olması nedeniyle sözleşmenin feshi ile davacının ödediği satış bedelinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 2. Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesinde; "Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir." , 4. Aynı Kanun'un "Ayıptan Sorumluluk" başlıklı 219 uncu maddesinde; " Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.", 5. Aynı Kanun'un "Alıcının Seçimlik Hakları" başlıklı 227 nci maddesinde; "Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.", hükümleri mevcuttur. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen kararın, uyulan bozma ilamına ve dosya kapsamına göre verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, dolayısıyla temyiz eden tarafların temyiz isteklerinin reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/1712 E., 2022/9402 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
ı zararın tazminine yönelik olup, davacı söz konusu satış işleminde tüketici konumunda olmadığı gibi davaya da genel mahkeme sıfatıyla bakıldığından, davada, davacı tarafından aracın alındığı tarih olan 11/06/2015 tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''ayıptan sorumluluğa'' ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre;
3. Hukuk Dairesi         2022/1712 E.  ,  2022/9402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ayıplı maldan kaynaklanan misliyle değişim davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden esas hakkında davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 13/12/2022 tarihinde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, 11/06/2015 tarihinde ... plakalı Audi A6 aracı ikinci el olarak aldığını, aracın ithalatçısının da satıcısının da davalı şirket olduğunu, aracın alındığı günden beri sürekli şanzıman hata ve arızası ile motor yağı eksiltme arızası verdiğini, aracın ilk şanzıman arızasının 11/04/2013 tarihinde 82.051 km'de aracın 1. Vitesten 2. Vitese ve 2. Vitesten 3. Vitese geçerken titreme şikayeti ile başladığını, aracın daha garantisi dolmadan bu arızayı verdiğini ve yetkili servisin aracın şanzımanında birtakım işlemler yaparak arızayı gidermeye çalıştığını, 03/02/2015 tarihinde 145.858 km'de aynı arızayı verdiğini yine yetkili servisin şanzımanda kavramayı değiştirerek sorunu çözmeye çalıştığını, 07/07/2015 tarihinde aynı arızayı verdiğini, 06/02/2016 tarihinde 162.487 km'de iken aracın yolda kaldığını, çekici ile yetkili servise götürüldüğünü ve aracın kavramasının tekrar değiştirildiğini, en son 14/08/2017 tarihinde 185.000 km'de iken aynı şikayet ve motorun su eksiltme şikayeti ile yetkili servise teslim edildiğini, yaklaşık 1,5 ay geçtikten sonra aracın 02/10/2017 de tarafına teslim edildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek; aracın ayıpsız sıfır km misliyle değiştirilmesini istemiştir. Davalı, davacının davaya konu aracın ilk sahibi olmadığını, aracın ilk olarak ... Filo Yönetim Hizmetleri AŞ'ye satıldığını, davacının davalıdan bir mal veya hizmet alarak tüketici sıfatını kazanmadığını, şirkete husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, talebin zamanaşamına uğradığını, aracın ilk satışının iki tacir arasında yapıldığını, TTK 23. maddeye göre ve TBK 223/2. maddesine göre hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayıp ihbarının yapılmadığını, aracın ayıplı olmadığını, misliyle değişimin koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir. İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne dair verilen karara yönelik davalı tarafından istinaf yoluna başvuruşması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultunda bilirkişi raporları alınarak aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne, davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; davacının araca ilişkin şikayetleri halen devam etmekte olup ayıbın niteliği gereği araçtan beklenen faydalanmayı ortadan kaldıran nitelikte olması, davacı tarafından ikinci el bir araç satın alınmış dahi olsa gizli ayıplı olması nedeniyle alınmasındaki amaç ve beklentilerin karşılanmadığı hususları dikkate alındığında davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olmayacağı, davacının ayıpsız misli değişim talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak araçta hasar kaydı bulunduğu, bilirkişi raporuna göre aracın değerinde 5.000,00TL değer düşüklüğü oluşturduğu, bu miktarın davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 38 EF 476 plakalı 2011 Model Audi A6 3,0 Turbo FSI quattro 300 Hp S Tronic model otomobilin, araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedeli 5.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesi koşulu ile ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, satıma konu araçta ortaya çıkan ayıplardan kaynaklı zararın tazminine yönelik olup, davacı söz konusu satış işleminde tüketici konumunda olmadığı gibi davaya da genel mahkeme sıfatıyla bakıldığından, davada, davacı tarafından aracın alındığı tarih olan 11/06/2015 tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''ayıptan sorumluluğa'' ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır. Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219.maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca ... etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur. Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir. Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi 1. bendi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini istemiştir. Dosya kapsamından aracın ilk olarak 01/08/2011 tarihinde dava dışı ... Filo Yönetim Hizmetleri A.Ş. tarafından satın alındığı, akabinde davacının da 11/06/2015 tarihinde aracı adı geçen dava dışı şirketten satın aldığı, bu haliyle taraflar arasında bir alım satım ilişkisi olmadığı anlaşılmakla olayımızda TBK’nın 227. maddesinin uygulanması mümkün değildir. O halde davacının talebini akidine yöneltmesi gerektiği, davacının aracı satın alırken servis kayıtlarından araçtaki ayıbı bilebilecek durumda olduğu da açıktır. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2017/1668 E., 2019/119 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ının ekinde bulunan muavin defter kayıtlarına göre ödemelerin malların teslim tarihinde yapılmadığı, sipariş formu üzerinde yer alan 120 gün vadenin uygulandığı ve takip tarihi itibari ile 129.712,13TL cari hesap bakiyesinin mevcut olduğu, TBK'nin 207/2 ve 234. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde taraflarca imzalanan sipariş formlarında sipariş tarihi ile teslim tarihinin ayrı ayrı belirtildiğ
19. Hukuk Dairesi         2017/1668 E.  ,  2019/119 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülmekte olan itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesinde yapılan yargılaması sonunda verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ....Hukuk Dairesi tarafından verilen istinaf talebinin esastan reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, cari hesaba dayalı alacağın tahsili için başlattığı icra takibinin davalının itizarı üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasındaki satım sözleşmesine göre vadenin 120 gün olarak belirlendiğini, davacının vadesi gelmemiş alacakları takip konusu yaptığını savunarak davanın reddi ile tazminata karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, her iki tarafın imzasını içeren sipariş formlarında taraflarca sipariş tarihi ve malın teslim tarihi belirtildikten sonra ayrıca vadenin 120 gün olduğunun belirtildiğini, her ne kadar ilk bilirkişi raporunda 120 günlük vadenin neye ilişkin olduğunun belirsiz olduğu ifade edilmiş ise de sipariş edilen malların teslim tarihinin ayrıca belirtilmiş olması karşısında 120 günlük vadenin ödemeye ilişkin olduğunun açık olduğu ve bilirkişi raporunda bu vadenin uygulana geldiğinin belirtildiği, taraflar arasında tartışmasız olan alacağın vadesinden önce takibe geçildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur. Bölge adliye mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı bir satış sözleşmesi yapılmadığı, tarafların karşılıklı faturaları ticari defterlerine kaydettikleri, satılan malların teslimine ilişkin herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, dosya kapsamındaki sipariş formlarında, sipariş tarihi ve teslim tarihi belirtildiği ve ayrıca vade tarihi olarak 120 gün yazıldığı ve sipariş formlarının da her iki tarafca imzalandığı, bilirkişi raporlarının ekinde bulunan muavin defter kayıtlarına göre ödemelerin malların teslim tarihinde yapılmadığı, sipariş formu üzerinde yer alan 120 gün vadenin uygulandığı ve takip tarihi itibari ile 129.712,13TL cari hesap bakiyesinin mevcut olduğu, TBK'nin 207/2 ve 234. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde taraflarca imzalanan sipariş formlarında sipariş tarihi ile teslim tarihinin ayrı ayrı belirtildiği, ayrıca ödemeler için 120 gün vade belirlendiği, icra takip tarihi itibariyle cari hesaba kaydedilen ve takip konusu yapılan faturalar için belirlenen 120 günlük vadenin dolmaması nedeniyle satış bedelinin muaccel hale gelmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle, muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA, dosyanın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine, karardan bir örneğin Ankara BAM 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2018/1752 E., 2019/4854 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davacı, satım akdi uyarınca BK 182(TBK 207.md) satım konusu malların teslimini yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu, dosyaya delil olarak sunulan mal teslimi ile ilgili 01.11.2004, 22.10.2004, 14.10.2004 ve 09.10.2004 tarihli 4 adet kargo teslim belgesinde gönderilen malın cin
19. Hukuk Dairesi         2018/1752 E.  ,  2019/4854 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davacı tarafından davalıya 5 adet kargo irsaliye fişi karşılığında irsaliyelerdeki malları satarak teslim ettiğini, davalı tarafın söz konusu malların bedelini ödemediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 16.000,00-TL ‘nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, davalının davacıdan herhangi bir mal almadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan deliller doğrultusunda, davalı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği, davalının ticari defterlerinde yanlar arasındaki ticari ilişkiye dair bir kaydın bulunmadığı, tek başına kargo fişinin akdi ilişkinin ve alacağının varlığına yeterli olmadığı, davacının kargo fişindeki yazılı malları davalıya teslim edildiğini ispat edemediği, davalı tarafa yemin teklifinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hüküm Dairemizin 2014/12464 esas ve 2014/17009 karar ve 26.11.2014 tarihli ilamıyla; Davacı, satım akdi uyarınca BK 182(TBK 207.md) satım konusu malların teslimini yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu, dosyaya delil olarak sunulan mal teslimi ile ilgili 01.11.2004, 22.10.2004, 14.10.2004 ve 09.10.2004 tarihli 4 adet kargo teslim belgesinde gönderilen malın cinsi ve miktarının belirtildiği, teslim alan kısmında ise kaşe ve imzanın bulunduğu görüldüğü, mahkemece imza incelemesi için kargo şirketinden teslim belgelerinin asılları istendiğini, kargo şirketi tarafından mahkemeye gönderilen 17.11.2006 tarihli yazıda belge asıllarının gönderildiği ve belge altına “ekindeki belgeler kasaya alındı 17.11.2006” şeklinde şerh düşüldüğü görüldüğü, her ne kadar bu teslim fişleri altındaki teslim alan bölümlerinde bulunan imzaların sahiplerinin isim ve soy ismi yazılı değilse de mahkemece davacıya bu konuda açıklama yaptırılarak, davacının yapacağı açıklama doğrultusunda imzaların davalıya ya da davalının çalışanına ait olup olmadığı araştırılıp, gerektiğinde belge asılları üzerinde imza incelemesi yaptırıldıktan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden bahisle bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre,davacı tarafından davalıya teslim edilen ürün bedellerinin talep edildiği davacı tarafından sunulan belgelerden 09.12.2004 tarihli faturanın davalı çalışanı ... tarafından imzalandığı bu hususun bilirkişi incelemesi ile belirlendiği, ... nın ürünün davalı adresinde ancak dava dışı Hasan adına aldığını beyan ettiği, dolayısı ile ürünlerin davalı uhdesine girdiği , teslim alınan ürünün davalının yaptığı iş ile de ilişkisi bulunduğu, TBK 66 maddesi gereğince davalının adam çalıştıranın sorumluğu ilkesi gereğince sorumluluğu bulunduğu, 09.12.2004 tarihli belge ili teslim edilen 600 kg ceviz içi ürün bedelinin Mahkememizce yapılan 08.03.2011 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi raporu ile bedelinin 5.274,00 TL olduğu bu miktarın davalının dava tarihinden önce temerrüdü bulunmadığından dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi gerektiği, davacı her ne kadar 09.12.2004 tarihli belge dışında 4 adet irsaliye fişi ile teslim edildiği iddia edilen ürün bedellerini de talep etmiş isede teslime ilişkin imzaların davalıya yada davalının çalışanlarına ait olmadığı,yapılan bilirkişi incelemesinde de taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair bir kayıt bulunmadığı, gerekçesiyle talep edilen diğer ürün bedelleri ile ilgili açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine, 2-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıda belirtilen bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine, 3-Mahkemece bozmadan önce yapılan yargılama giderlerinin hesaplanmayarak davacı lehine eksik yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin (1) nolu bentte belirtilen tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin (2) nolu bentte belirtilen sair temyiz itirazlarının reddine,(3) nolu bentte belirtildiği üzere hükmün davacı lehine BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 21/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangileri satış sözleşmesinin esaslı unsurları arasında yer alır? I. Satılan Mal II. Bedel (Satış Parası) III. Yazılı Şekil IV. Anlaşma

A) I ve II
B) I, II ve III
C) I, II ve IV
D) II, III ve IV
E) I, II, III ve IV

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol