Türk Borçlar Kanunu 223. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 223- Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.
Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.
b. Hayvan satışında
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
47 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/6678 E., 2023/6746 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
u'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesi uyarınca da alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözd
11. Hukuk Dairesi 2022/6678 E. , 2023/6746 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2020/62 Esas, 2022/75 Karar
HÜKÜM : Davanın reddine
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ... San.ve Tic. A.Ş. ile aralarındaki bayilik sözleşmesine istinaden, 5 yıl garantili olarak satın alınan boruların üçüncü kişilere pazarlandığını, ancak müşterilerden borularla ilgili şikayetler geldiğini ve iadelerin başladığını, satış bedelini geri ödemek zorunda kalan davacının maddi olarak büyük kayba uğradığını, ayıba ilişkin olarak Gediz Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan davanın 2010/389 E. numarasıyla derdest olduğunu, davalı şirketin borçlarını ödememek için diğer davalı şirkete muvazaalı bir devir gerçekleştirdiklerini, borçtan her iki firmanın da sorumlu olduğunu belirterek 154.008,82 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... İplik San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; yetkili mahkemenin Gediz Mahkemeleri olduğunu, ayrıca diğer davalı şirketten gayrimenkulün ve makine parkının müştemilatıyla birlikte bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, iki şirket arasında fiili veya hukuki bir irtibat bulunmadığı, davalının taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin tarafı olmadığı gözetildiğinde davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... San.ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde, yetki, derdestlik ve zaman aşımı itirazında bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
1.Mahkemece 31.03.2015 tarih, 2013/82 E., 2015/223 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, 154.008,82 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair hakların saklı tutulmasına karar verilmiş, hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine (Kapatılan) Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/124 E., 2019/2126 K. sayılı kararı ile Mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 16 ncı maddesine dayanılarak zarar görenlerin Şanlıurfa'da bulunduğu gerekçesiyle davalıların yetki itirazı reddedilmiş ise de dava haksız fiilden kaynaklanan bir dava olmadığından bu kabul şekli doğru olmadığı, yine taraflar arasındaki satış sözleşmesinin ifa yeri açısından bakıldığında sözleşmenin boruların teslimine ilişkin ifa yerinin Şanlıurfa olup boru bedellerinin ödenmesine ilişkin ifa yerinin Gediz olduğu, ancak somut olayda ihtilafın sözleşmenin ifasından kaynaklanmadığı, bu itibarla 6100 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesine göre davacının ikametgahı olan Şanlıurfa Mahkemelerinin yetkisinden söz edilemeyeceği, kaldı ki davacı ile davalı ... Plastik San.ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin yetkiye ilişkin 3 üncü maddesinde de Gediz Mahkemelerinin yetkili kılındığı, bu itibarla Mahkemece davalıların yetki itirazının kabulü ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, süresi içinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili Gediz Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken davanın esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
2.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğu, ayıp ihbarının yapıldığına ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, dosyada bulunan iade faturasının daha önce açılmış olan 2015/37 E. sayılı dosyanın konusu olan boru alımına ilişkin olduğunun görüldüğü, dava konusu borulardaki ayıbın olağan inceleme ile belirlenebilecek açık ayıp mı yoksa kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli ayıp mı olduğu konusunda dosyada daha önce alınan raporlarda tespit yapılmadığı, bu nedenle dava konusu sulama boruları başında keşif yapılarak, sulama borularının ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın olağan bir muayene ile belirlenebilecek nitelikte olup olmadığının veya kullanım sonrasında ortaya çıkan gizli bir ayıp mı olduğu hususunda alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp olup olmadığının tespit edilemediği ve 30.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda malların ayıplı olup olmadığının tespiti için akredite laboratuvarda inceleme yapılması gerektiği ancak 13 yıl boyunca güneş altında kalan boruların basınç testlerinin sağlıklı sonuç vermeyeceğinin belirtildiği, dava konusu boruların ayıplı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmişse de ayıbın gizli ayıp olduğu net bir şekilde ortaya konulamadığından ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, davacı tarafın ayıp ihbarını 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesi uyarınca malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek, incelettirmek ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223 üncü maddesi uyarınca da alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılacağından, ayıp ihbarının davacı tarafından belirlenen yasal süreler içinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının müvekkili tarafından yapılmadığına dair gerekçenin yerinde olmadığını, ayıp ihbarı ve ayıplı malların bedellerinin davacıya ödenmesine dair belgelerin daha önce dosya münderecatına kazandırıldığını, müvekkilinin ayıplı malların tespitini Şanlıurfa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/158 D. İş sayılı dosyasında yaptırdığını ve dosyadaki bilirkişi raporu ve kararı davalı tarafa tebliğ edildiğini, ayrıca müvekkilinin Şanlıurfa 2. Noterliğinin 12.06.2012 tarih ve 13758 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı tarafa ayıp ihbarı ve ayıplı malların kendisine ödenmesine dair ihtarnameyi davalı tarafa keşide ettiğini, Gediz Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/37 E. sayılı dosyasındaki tazminat taleplerindeki iade faturaları ile iş bu dava dosyasındaki iade fatura taleplerinin farklı olduğunu, gerekçede belirtildiği gibi aynı faturalara ilişkin olmadığını, gizli ayıbın kabul edilmemesi gerekçesinin yerinde olmadığını, Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/82 E. sayılı dosyasında yapılan keşif neticesinde alınan 14.08.2014 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu boruların ayıplı olduğunun belirlendiğini, bilirkişilerce boruların birleşme mandallarında Akona ve Gediz markalarının yazılı olduğu, boruların başlık kısımlarında çatlama ve boru gövdesinde boyuna yırtılmaların olduğunun tespit edildiğini, hasarlı olan bu boruların et kalınlıklarının ince oluşu ve homojen olmayışı nedeniyle sulama basıncına karşı yeterli mukavemeti göstermediği ve borularda yırtılmaların meydana geldiğinin görüldüğünü, bu çatlama ve yırtılmaların hatalı üretimden kaynaklı olduğu (polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularının ve ek parçalarının ayıplı olduğu) kanaatine varıldığını, talimatla yaptırılan keşif neticesinde alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında "13.06.2014 tarihindeki keşif sırasında davaya konu polietilen (PE) mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmalar boruların ve ek parçaların kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görülmüştür." tespitinde bulunulduğunu, bu tespitin Mahkemenin kabulünde olduğunu, gizli ayıp nitelendirmesinin yargılamayı yapan hakim tarafından resen nazara alınması gerektiğini, alınan raporlar ve dosya kapsamından anlaşılacağı üzere dava konusu borulardaki ayıbın davacı tarafından borular satıldıktan sonra boruları satın alan kişilerin kullanmaları sırasında meydana gelen çatlama ve yırtılma nedeniyle iade edildiğini, ilk bakışta bu borulardaki ayıbın anlaşılmadığını, dava konusu ayıplı borulardaki ayıbın olağan bir muayene ile tespitinin mümkün olmadığını, borulardaki ayıp kullanım sırasında meydana geldiğinden ayıbın gizli ayıp olduğunun kabulü gerektiğini, ayıp meydana geldikten sonra davacı tarafından davalı tarafa noter ihtarı ile derhal bildirimde bulunulduğunu ileri sürerek ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi
3. Değerlendirme
Dava, taraflar arasındaki ticari satıma konu sulama borularının ayıplı olduğu iddiasıyla ödenen bedelin iadesi için açılan tazminat davasıdır. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında söz konusu boruların ayıplı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilmiş ancak gizli ayıba ilişkin değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. Mahkemece alınan 26.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere 13.06.2014 tarihli keşif sırasında davaya konu polietilen mandallı yağmurlama sulama borularında ve ek parçalarında meydana gelen deformasyonlar, çatlamalar, yırtılmalar ve kırılmaların boruların ve ek parçalarının kullanılmasından (sulama yapılmasından) sonra görüldüğü tespiti yapılmıştır. Bu durumda ayıbın açık ayıp olduğu kabul edilemez. Buna göre olaya 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinin son cümlesi yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesi gözetilerek ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilip söz konusu kanun maddesi çerçevesinde işlem yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2022/3027 E., 2023/6686 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
alıcıya ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği, emtianın etiket olarak kullanılacağı ve etiketlerin belli bir sıcaklıkta yıkanmaya karşı korumalı olduğuna ilişkin satıcının bir taahhüdü bulunmadığı, alıcı tarafından teslim alınan emtianın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinde belirtilen süreler içerisinde kullanım amacına uygun şekilde muayene edilerek, ayıbı
11. Hukuk Dairesi 2022/3027 E. , 2023/6686 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1853 Esas, 2022/217 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/187 E., 2019/550 K.
Taraflar arasındaki ayıplı mal nedeniyle tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın davalıdan 30.11.2015 ve 27.02.2016 tarihinde toplam 55.525,60 TL bedelli vidala deri emtiasını satın aldığını, ürünlerin dava dışı firmalara gönderilmesini müteakip 45 gün sonra yurt dışında müşterilerin mağazalardan satın aldığı ürünlerde yaptıkları ilk ev yıkamasında ürün üstünde kullanılan deri etiketlerin boya vererek bütün ürünü boyayarak leke yapması probleminin yaşandığını, davacı tarafından kontrollerin yapıldığını, kontroller
sayesinde açık görülebilir nitelikte ürünlerin ayıplı olduğunun ortaya çıktığını, ayıpları gidermek üzere ürünlerin yüklemesinin yapıldığı Hollanda'da gerekli olan etiket değiştirme ve tamirat işçiliğinin dava dışı Angel 3000 BV firmasında yaptırıldığını ve bedelin ödendiğini, ödenen bu bedelin gönderilen ihtarname ile davalıdan talep edildiğini, ancak sonuç alınamadığını, davalıdan satın alınan ayıplı ürünler nedeniyle davacı şirketin itibarının zedelendiğini, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un (6502 sayılı Kanun) 11 inci maddesine göre seçimlik haklardan yapılan tamir bedellerinin kendisine ödenmesini talep ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere ürünlerin tamiri için yapılan tüm masraflar olan 108.270,48 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü süresinde yerine getirmediğini, satımın 30.11.2015 ile 27.02.2016 tarihleri arasında gerçekleşmesine rağmen ayıp ihbarının 17.08.2016 tarihli ihtarıyla yapıldığını, ihtarda da ayıpların, açık görülebilir nitelikte olduğunun belirtildiğini, müvekkilince toplam 55.525,60 TL bedelle vidala deri satıldığını, davacı tarafından ayırt edici özelliği bulunan ürün siparişi yapılmadığını, kullanılan ürünlerin müvekkilinden satın alınıp alınmadığının davacı tarafından kanıtlanması gerektiğini, vidala derinin genel olarak ayakkabı üretiminde kullanıldığını, ürünlerin etiket olarak kullanılacağına ilişkin bir bilginin verilmediğini, müvekkilince ürünlerin renk vermeyeceğine ilişkin bir taahhüdün verilmediğini, basiretli bir tacir olan davacının ayakkabı yapımında kullanılan bir deri türünü başka bir araştırma yapmaksızın pantolon etiketi olarak kullanmasının hatalı olduğunu, giyim sektöründe etiketli ürünlerin yıkanmasına ilişkin ürün numuneleri üzerinde yapılan inceleme sonucu yıkama talimatının düzenlendiğini, davacının bu tür bir işlem yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu, tacir olan davacının taleplerinin 6502 sayılı Kanun hükümlerine dayandıramayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu deri etiketlerin dikilmiş olduğu denim ürünleri kirlettiği ve ayıplı olduğu, dava konusu ayıpların yıkamadan sonra ortaya çıktığı, ilk hali ile ele alındığında görülemeyeceği, bu nedenden dolayı gizli ayıp olarak nitelendirilebileceği, ancak yıkama yapıldıktan sonra ortaya çıkacağından dolayı muayene ile anlaşılan gizli ayıp sınıfında değerlendirilmesi gerektiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin alım satım ilişkisi olduğundan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinde açıklandığı üzere, alıcının ayıplı malı teslim aldığı sırada ayıp açıkça belli ise 2 gün içinde, açıkça belli değilse 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, davacının kanunda düzenlenmiş olan ayıp ihbar süresine uymadığı, bu hususta davalıya herhangi bir bildirimde bulunmadığı, satımdan 3 ay süre sonra bildirimde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ürünlerin yurt dışında kullanıldıktan sonra yapılan ilk ev yıkamasında, ürünlerde kullanılan deri etiketlerin boya vererek bütün ürünü boyayarak leke yaptığını, kontroller sırasında ayıbın açık görülebilir nitelikte olduğunun belirlendiğini, yurt dışındaki alıcılar tarafından bildirilen zararların ödendiğini, müvekkilinin emtiayı yurt içinde sattığını, alıcıların da ihracat prosedürü içinde ürünü yurt dışına satarak nihai tüketim malında etiket olarak kullandıklarını, bu nedenle ayıpların tespiti ve bildiriminin zaman aldığını, ürünlerin Hollanda'da olması sebebi ile Türkiye'ye getirilmesinin yüksek maliyet ve zaman kaybı olacağı düşünüldüğünden iade alınmadığını, davalının ürünleri aynı anda üretmesi nedeniyle hepsinin ayıplı olduğunu, bir kısmının ayıpsız olduğunun kabul edilemeyeceğini, 6502 sayılı Kanun’da ayıplı malın tanımlandığını ve aynı Kanun'un 12 nci maddesinde zamanaşımının özel olarak düzenlendiğini, iki yıl süresince tüketicinin ayıp ihbarında bulunacağının düzenlendiğini, müvekkilinin uğradığı zararlar nedeniyle yapılan tamir bedelinin talep edildiğini savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki satım sözleşmesi ilişkisinde, davalı tarafından davacıya 30.11.2015 ile 27.02.2016 tarihleri arasında 55.525,60 TL değerinde vidala deri emtiasının satıldığı, yazılı sözleşme bulunmadığı gibi satılan emtianın niteliği, hangi amaçla kullanılacağı, emtiada bulunması gereken özellikler hususunda davalının bir taahhüdünün bulunduğunun kanıtlanmadığı, 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiği, emtianın etiket olarak kullanılacağı ve etiketlerin belli bir sıcaklıkta yıkanmaya karşı korumalı olduğuna ilişkin satıcının bir taahhüdü bulunmadığı, alıcı tarafından teslim alınan emtianın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinde belirtilen süreler içerisinde kullanım amacına uygun şekilde muayene edilerek, ayıbın tespiti halinde bu hususun satıcıya bildirilmesi gerektiği, oysa somut olayda alıcının muayene ve gözden geçirmeyi ihmal ettiğinden 6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince satılanı olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı, diğer yandan, satıcı, ayıplı olduğu ileri sürülen ürünlerin kendisinden alınıp alınmadığının da kanıtlanması gerektiğini savunduğu, ürünlerin davalıdan alınıp alınmadığı ve ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılma imkanı bulunmadığından ayıbın davalı tarafından satılan ürünlerden kaynaklandığının da somut delillerle kanıtlanmaması karşısında, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı tarafından davacı şirkete satışı yapılmış olan vidala deriden üretilen etiketlerin dikimden sonra boya vererek dikimi yapılan kumaşları kirletmesi sonucu ürünlerin sökülerek değiştirilmesi ve yeni etiket üretiminden kaynaklı masrafların davalıdan talebi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi.
2. 6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi.
3.6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2021/7805 E., 2022/1162 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
6098 Sayılı TBK’nın 223. maddesine göre;
3. Hukuk Dairesi 2021/7805 E. , 2022/1162 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen alacak davasının kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni yönünden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, kaldırma kararının sebebine göre davalılardan ... ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; 11/11/2015 tarihli satış sözleşmesi ile davalılardan... ... bayiinden satın alınan 2014 model traktörün yürüme aksamlarında problem bulunduğunun tespit edildiğini, bu ayıp nedeniyle çift süremediğini ve traktörden gerekli randımanı alamadığını, firmanın servis yetkililerine defalarca sorunun iletildiğini, ancak yardımcı olunamayacağı şeklinde geri dönüşler yapıldığını, diğer davalı ... şirketi ile yaptığı görüşmelerde ise traktörün senkromenç dişliler grubunun değiştirilmesi halinde gerekli randımanın alınabileceğinin belirtildiğini, ancak traktörünün yedek ve asıl parçalarının traktörden ayrılmasını istemediğinden bu teklifi kabul etmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik ayıplı traktörün iadesini ve ödemiş olduğu bedelin davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı... ... Pet. İnş Nak. Gıda ve Tarım Ür. San ve Tic. Ltd. Şti.; dava konusu traktörün ... ...'ye satıldığını, davacının traktörü ... ...'den satın aldığını, davacı ile aralarında herhangi bir satış sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, arızalı ve ayıplı bir traktörün öncelikle servise götürülerek servis kaydının tutulması gerektiğini, tamiri ve bakımı yapıldıktan sonra giderilemeyecek bir sorunu varsa traktörün ayıplı sayılabileceğini, ancak davacının bu prosedürlerin hiçbirini uygulamadığını, dava konusu traktörün hâlâ sorunsuz çalıştığını, iki yıldır çalışan bir makinenin üretimden kaynaklı ayıplı olamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... ve ... San. ve Tic. A.Ş.; davacının yasalarda ayıp ihbarı için öngörülen sürelere uymadığını, bu nedenle hakkın zamanaşımına uğradığını ve hak düşürücü sürenin de dolduğunu, dava konusu traktörün satışının kendisi tarafından yapılmadığını, dava konusu traktörün öncelikle diğer davalı şirkete satıldığını, diğer davalı şirketin de aynı traktörü dava dışı ... ...'ye sattığını, davacının traktörü 11/11/2015 tarihli araç satış sözleşmesi ile dava dışı ... ...'den satın aldığını, bu nedenle kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; aracın ilk alıcısına ayıplı bir şekilde satıldığı, ilk alıcının haklarına halef olan davacıya karşı davalıların maldaki ayıptan sorumlu olacağı, davacı her ne kadar seçimlik haklarından bedel iadesini istemiş ise de; davaya konu arızanın aracın değer kaybına sebep olmaksızın tamir edilebilecek mahiyette olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, araçtaki ayıbın giderilme masrafları müştereken ve müteselsilen davalılara ait olmak üzere ücretsiz onarımının yapılmasına, davacının aracın aynı marka yenisi ile değiştirilmesi ya da bedelin iadesine ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalılardan ... ... ve ... A.Ş. tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince; dava konusu aracın noterlikçe düzenlenen resmi satış sözleşmesiyle davacı tarafından dava dışı ... ...'den satın alındığı, söz konusu sözleşmede davalıların taraf olarak yer almadığı, davalıların dava tarihi itibarıyla pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere göre, davacının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı eldeki davada, 11/11/2015 tarihli satış sözleşmesine konu traktörün ayıplı olması nedeniyle aracın iadesine, araç bedelinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
6098 Sayılı TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra hemen (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede) ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması gerekmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; dava konusu aracın, davalılardan ... ... ve ... San. ve Tic. A.Ş. tarafından diğer davalı... ... Pet. İnş Nak. Gıda ve Tarım Ür. San ve Tic. Ltd. Şti.ye satıldığı, bu davalı tarafından 09/11/2015 tarihinde dava dışı ... ...'ye satış suretiyle devredildiği, davacının ise aracı, 11/11/2015 tarihinde ... ...'den satın aldığı anlaşılmaktadır. Davacının dava konusu aracı satın almakla halefiyet ilkesi gereği, önceki satıcılara karşı kendisinden önceki malik ... ...'nün sahip olduğu tüm haklara sahip olacağı hususları tartışmasızdır.
İlk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu araç ile ilgili olarak "sürüş testi esnasında traktörün vites geçişleri esnasında, özellikle vites yükseltmelerde debriyajdan ayak çok yavaş kaldırıldığı halde anormal bir şekilde traktörün öne doğru fırladığı/hopladığı tespit edilmiştir. Yükselen vites sayısına göre öne doğru fırlama durumunun daha fazla olduğu görülmüştür. Öne doğru fırlamanın; özellikle ayak debriyajdan kaldırıldıktan belirli bir süre (yaklaşık 2-3 saniye) sonra gerçekleştiği..." tespitlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte davacı; dava dilekçesinde aracın yürüme aksamlarında sorun olduğu için çift süremediğini ve davalı firma yetkililerine defalarca bu sorun iletildiği halde davalıların ilgilenmediğini belirtmiş, ancak davalılara başvurduğunu ispata yarayacak herhangi bir iş emri belgesi dosyaya sunamamıştır.
TBK'nın 223. maddesi ile dava konusu araçtaki ayıplar yönünden kendisine yüklenen “hemen ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Davacının dava konusu aracı alım tarihi ile dava tarihi değerlendirildiğinde araçtaki ayıbın alım tarihi itibariyle mevcut olduğunun buna rağmen davacının; dava konusu aracı imkân bulur bulmaz gözden geçirdiğini ve gördüğü ayıbı uygun süre içerisinde ihbar etme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığının kabulü gerekir.
Bu durumda bölge adliye mahkemesince; davacının TBK'nın 223. maddesinde öngörülen "hemen ihbar" mükellefiyetini ispatlayamadığından aracın bedelinin iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru değil ise de sonucu itibariyle karar doğru olduğundan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması HMK'nın 370/4 maddesi hükmü gereğidir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle sonucu itibariyle doğru olan bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 16/02/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2015/17996 E., 2017/9348 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
maddesi (6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddesi) uygulanacaktır.
13. Hukuk Dairesi 2015/17996 E. , 2017/9348 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, davalılardan ... ... Ortak Girişiminin kendi adına asaleten diğer davalı ...Ş. adına vekaleten imzaladığı sözleşme ile ... Sitesinden bir adet bağımsız bölümü 19.9.2005 tarihinde satın aldığını ve 08.11.2007 tarihinden itibaren fiilen kullanıldığını ancak taşınmazın vadedilen şekilde teslim edilmediğini, binadaki asansörün sürekli arızalandığını, sarsıntılı çalıştığını, blok bodrum katlarını su bastığını, nem ve rutubetlenme olduğunu, genel olarak teknik yapı şartnamesine aykırı TSE standartlarına uygun olmayan düşük kalitede malzeme kullanıldığını, yapım hatası nedeniyle blok girişlerinde yağmurda göllenme olduğunu, arka çıkış kapısının merdivenlerinin çöktüğünü, bina çevresinde zeminin çöktüğünü bu nedenle seranit dış cephe kaplamasının yukarı kalkarak ısı yalıtımının zarar gördüğünü, sözleşme ve tanıtım broşüründe belirtilen kaliteye uygun malzeme kullanılmadığını, malzemelerin gizli ayıplı olduğunu, yangından korunma sistemlerinin teknik şartnameye uygun olarak yapılmadığını, su pompalarının etiket değerlerine uygun olarak çalışmadığını, zemin peysaj toprağı ve site yollarında önemli çökmeler olduğunu, zemin katın altında kalan tüm bölümlerin yeraltı suyunun olumsuz etkisine maruz kaldığını ve önemli bir izalasyon drenaj zafiyetinin tespit edildiğini, hidrofor pompalarının kapasitesinin düşük olduğunu, düşük model hidrofor pompalarının sık sık arızalandığını, drenaj sisteminin çalışmadığını, kapalı otopark ve blok bodrum katlarını su bastığını, bisiklet ve koşu yollarının yapılmadığını, her bağımsız bölümde duvar tipi Sprinkler yangın söndürme tesisatlarının yapılmamış olduğunu, kay kay pisti ve mini futbol sahasının vadedildiği halde yapılmadığını, böylece sözleşmenin eksik ve gizli ayıplı olarak ifa edildiğini ileri sürerek oluşan değer kaybının mahkemece tespit edilerek, bu miktarın satış bedelinden indirimi ile indirim bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'sinin sözleşme tarihi olan 19.9.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davacının ayıp ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ayrıca herhangi bir ayıp ya da eksik işin de bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, Davanın kısmen kabulü ile 34.860,00 TL nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, karar verilmiş; hüküm taraflarça temyiz edilmişir.
1-Davalıların, mahkemece gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıplarla ilgili temyiz itirazı yönünden; Dava tarihi olan 22.06.2012 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK.’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 198. maddesi (6098 Sayılı TBK.’nun 223. maddesi) uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya derhal (uygun süre içinde) ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra derhal (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’ nun 198. maddesinde (6098 sayılı TBK.’nun 223. maddesi) öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; Davacının 19.09.2005 tarihinde satın aldığı bağımsız bölümün davacıya 08.11.2007 tarihinde teslim edildiği ve davacının eldeki davayı 22.06.2012 tarihinde açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ayıp ihbarına ve zamanaşımına ilişkin savunma ile bu husustaki delillerin değerlendirilmesi mahkemenin takdirine bırakılmıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazda yapılan keşif neticesinde bina bodrum ve otopark katlarının çevre izolasyonu ve drenaj zafiyetinden, bina eteklerine tabii zemine oturan bölümlerde gerekli yalıtım uygulaması yapılmaması veya standarda uygun yapılmamasından su sızıntısına maruz kaldığı, su deposunda paslanmaya sebep olabilecek malzeme kullanıldığından deponun zamanla paslandığı, site içi yollara döşenen kilitli taşların zamanla çöktüğü, havuz çevresindeki seramik kaplamalarda çökme ve seviye farklılıkları ile, su birikintileri oluştuğu, anlatılan durumun taşınmazın teslim alındığı tarihte anlaşılamayıp, zaman içerisinde kullanımla meydana gelen gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 198. maddesi (6098 sayılı TBK.’nun 223. maddesi) hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “derhal ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Site yönetiminin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. O halde mahkemece, ek rapor alınarak ya da konusunda uzman kişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığı ile davacı tarafından davalılara gönderilen yazılar da (mailler) gözetilerek, dava tarihi esas alınmak suretiyle ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği) zaman dilimi de dikkate alınarak tarafların delillerinin değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Davalıların, mahkemece eksik ifa olarak nitelendirilen eksik işlerle ilgili temyiz itirazı yönünden; Her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanıtım materyalleri ve teknik şartnameye göre, daire balkonuna ısıtma tesisatı yapılmaması, interkom sisteminin daireler arası bağlantısının bulunmaması, site içerisinde gerektiği kadar kamera tesis edilmemesi, kapalı havuz, kafe, restoran, güzellik merkezi, fitness center, squash, sauna, buhar odası, Türk hamamı, kapalı duş ve soyunma odaları, yürüyüş yolu yapılmadığı, yangın söndürme merkezindeki dizel motor için monte edilen yakıt tankının depremde çevrilmeyecek şekilde desteklenmediği, dizel motoru başlatmak için konulan akülerin üstünün açık bırakıldığı, pompaların emiş ve çıkış flanşlarına bağlı vanaları taşıyacak ayakların bulunmaması, eksik iş olarak nitelendirilmiş ve buna göre davacının talebi kabul edilmiş ise de; bunların yapılmamış olmasının davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olduğu, davalıların bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Davacının teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4. maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı da anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bu kalemler yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile bu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Bozma nedenlerine göre, davacıların tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, 3. bent gereğince davacıların tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 595,30 TL harcın istek halinde davalı Ortak Girişim Adına ... ... Taah. San ve Tic. Aş.'ye, 525,30 TL harcın davalı ....'ye, 595,00 TL harcın davalı ... ... Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 10/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2015/20534 E., 2017/10552 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTüketici Mahkemesi
tam metni aç
maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 223. maddesi uygulanacaktır.
13. Hukuk Dairesi 2015/20534 E. , 2017/10552 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki ayıplı mal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı TOKİ'nin, dava dışı müteahhit ... Toplu Konut İş. Ltd. Şti.'ne inşa ettireceği “... Toplu Konut Projesi”'nden 18.10.2006 tarihinde satın alınan bağımsız bölümün tesliminden sonra gerek kendi konutu gerekse blok ve site ortak yerleri ile ilgili ayıp ve eksiklikler bulunduğunu öğrendiğini ileri sürerek eksik ve ayıplı işlerden dolayı ortaya çıkan bedel farkının (semen tenzili) tespit edilerek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu dairenin davacıya eksiksiz olarak teslim edildiğini, ayıp ve eksik bulunmadığını, kaldı ki ayıp ihbar mükellefiyetinin de süresinde yerine getirilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik ifa ve gizli ayıp bedeli olmak üzere toplam 20.488,00.TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı, davalı ve ihbar olunan ... Toplu Konut İnşaat Ltd. Şti. tarafından temyiz edilmiştir.
1-İhbar olunan ... Toplu Konut İnşaat Ltd. Şti. aleyhine açılmış bir davanın olmadığı ve bu nedenle davada taraf sıfatının da bulunmadığı ayrıca aleyhine bir hüküm de kurulmadığı, ihbar olunanın kararı temyiz etme hakkının olmadığı anlaşılmakla ihbar olunanın temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
2-Davalının, mahkemece gizli ayıp olarak nitelendirilen ayıplarla ilgili temyiz itirazı yönünden; dava tarihi olan 19.02.2013 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4077 sayılı TKHK.’nun 4. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre; tüketici, malın teslimi tarihinden itibaren otuz gün içerisinde açık ayıpları satıcıya bildirmekle yükümlüdür. Tüketici bu durumda, bedel iadesini de içeren sözleşmeden dönme, malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi ya da ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’ da gizli ayıpların ne kadar sürede satıcıya ihbar edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Öyle olunca, 4077 sayılı TKHK’nun 30. maddesi gereğince, bu kanunda hüküm bulunmayan hallerde, genel hükümlere göre uyuşmazlığın çözümü gerekli olduğundan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun bu konudaki 223. maddesi uygulanacaktır. Anılan maddeye göre, alıcı, teslim aldığı malı işlerin olağan akışına göre, imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp gördüğü zaman bunu satıcıya uygun süre içinde ihbar etmekle yükümlüdür. Bunu ihmal ettiği takdirde, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirme ile meydana çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu ayıp sonradan meydana çıkarsa, bu durumu da hemen satıcıya bildirmediği takdirde yine satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır. O halde, gizli ayıpların, dava zamanaşımı süresi içinde ve ayıp ortaya çıktıktan sonra hemen (dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede), ihbar edilmesi; ayıbın açık mı, yoksa gizli mi olduğunun tayininde ise, ortalama (vasat) bir tüketicinin bilgisinin dikkate alınması, gerekmektedir. 6098 sayılı TBK.’nun 223. maddesinde öngörülen süre içinde ihbar edilmeyen ayıplar için dava açılamaz.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; 18.10.2006 tarihinde satın alınan bağımsız bölümün Ağustos 2008 tarihinde teslim edildiği ve davacının da gerek kendi konutu gerekse blok ve site ortak yerleri ile ilgili ayıp ve eksiklikler bulunduğu yönünde 19.02.2013 tarihinde bu davayı açtığı dosya kapsamı ile sabittir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda “gizli ayıp”lı olarak belirtilen imalatlar ile ilgili olarak; bu ayıpların “açık” yada “gizli” olup olmadığı ve “gizli ayıp” olarak nitelendirilen bu ayıplar yönünden (mesela projeye aykırı inşa edilen kanalizasyon sistemi ve buna bağlı tıkanma sorunları, Radyatör borularının zemine saplandığı boru çevresinde yalıtımın sağlanamaması gibi ayıplar ile diğer ayıpların kullanım ve mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki tüketicinin ne zaman farkedebileceği ile bağımsız bölümün teslim tarihi ve varsa ihbar, tespit tarihi de göz önünde bulundurularak) yasal süresi içinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususlarına yeterince yer verilmediği anlaşılmaktadır. 6098 sayılı TBK.’nun 223. maddesi hükmü ile gizli ayıplar yönünden kendisine yüklenen “hemen ihbar” mükellefiyetini yerine getirip getirmediğini ispat yükü davacıdadır. Site yönetiminin ve diğer tüketicilerin, tüketici adına ayıp ihbarında bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece, bilirkişi heyetinden, “gizli ayıp” olarak nitelendirilen imalatların, “açık” yada “gizli” ayıplı olup olmadığı ayrıca bu ayıpların ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları (kullanım ve mevsimlerdeki yağmur, kar, güneş ve ısı durumları dikkate alınarak bu ayıpların ne zaman oluştuğu yada oluşacağı ve bunu normal vasıflardaki bir tüketicinin ne zaman farkedebileceği, teslim ve varsa ihbar tarihleri de gözönünde bulundurularak ) zaman dilimi de dikkate alınarak taraf ve yargı denetimine esas olacak şekilde ek rapor tanzimi sağlanarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken bu konuda gerekli inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
3-Davalının, mahkemece eksik ifa olarak nitelendirilen eksik işlerle ilgili temyiz itirazı yönünden; her ne kadar mahkemece hükme esas alınan bilirkişi rapor ve ek raporlarında, kartonpiyerin yapılmaması, balkonda elektrik prizi, mutfakta Tv anten prizi ve telefon prizinin bulunmaması, gergi sistemi, gölgelikler, pergola ile açık – kapalı kafeterya, sosyal donatı alanı ve müştemilatının yapılmaması eksik ifa olarak nitelendirilmiş ve buna göre davacının talebi kabul edilmiş ise de; Bu eksiklikler, davacının satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp niteliğinde olduğu, davalının bu ayıbı gizlemek için de herhangi bir hileye başvurmadığı, davacının bu ayıplardan bağımsız bölümü teslim aldığı tarihte kolayca bilgi sahibi olabileceği kuşkusuzdur. Davacının teslim aldığı bağımsız bölüm nedeniyle, 4077 sayılı Kanun’un 4.maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca bu eksikliklerin açık ayıp niteliğinde olmasından ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmamasından dolayı bu taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve yazılı gerekçe ile bu talebin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
4-Bozma nedenlerine göre, davacının tüm ve davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle ihbar olunan ... Toplu Konut İnşaat Ltd. Şti.'nin temyiz dilekçesinin reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 4. bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm ve davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 350,00 TL harcın istek halinde davalıya iadesine, 349,75 TL harcında ihbar olunan ... Toplu Konut İnşaat Ltd. Şti' ye iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Büyük ölçekli bir hastane inşaatı projesinde havalandırma sistemlerini kurmakla yükümlü olan Alıcı (A) A.Ş., projede kullanmak üzere Tedarikçi (T) Ltd. Şti.'den 100 adet 'Model X-Pro' sanayi tipi vantilatör satın almıştır. Vantilatörler, (T)'nin fabrikasından orijinal ambalajlarında ve tam sayıda 01.07.2024 tarihinde (A)'nın şantiye deposuna teslim edilmiştir. (A)'nın depo sorumlusu, aynı döneme denk gelen yıllık izin kullanımı ve yıl ortası envanter sayım işlemlerinin yoğunluğunu gerekçe göstererek ürünlerin kontrolünü ertelemiş; koliler ancak 15.07.2024 tarihinde açılmıştır. Kontrol sırasında, 100 vantilatörden 80 tanesinin pervane kasalarında, basit bir gözlemle dahi tespit edilebilecek nitelikte belirgin çatlaklar olduğu ve bu durumun vantilatörleri kullanılamaz hale getirdiği saptanmıştır. (A) A.Ş., durumu derhal noter kanalıyla (T) Ltd. Şti.'ye bildirerek ayıplı ürünlerin tamamının yenileriyle değiştirilmesini talep etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun satıcının ayıptan sorumluluğuna ilişkin hükümleri çerçevesinde, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Alıcı (A) A.Ş., ticari işlerde geçerli olan, satılanı işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz gözden geçirme ve ayıbı uygun sürede bildirme külfetini yerine getirmediğinden, çatlak kasalı vantilatörleri bu ayıplarıyla birlikte kabul etmiş sayılır.
B) Ayıplar, ürünlerin fabrika ambalajları açılmadan anlaşılamayacak nitelikte olduğundan, gizli ayıp hükümlerine tabi olup, Alıcı (A) A.Ş.'nin ayıbı öğrendiği andan itibaren bildirimde bulunması yeterlidir ve seçimlik hakları korunur.
C) Vantilatörlerin %80 gibi büyük bir çoğunluğunun kullanılamaz durumda olması, sözleşme konusundan farklı bir malın teslimi (aliud) teşkil ettiğinden, olayda ayıba ilişkin özel hükümler değil, borcun ifa edilmemesine ilişkin genel hükümler uygulanır.
D) Tedarikçi (T) Ltd. Şti.'nin, bu denli yaygın ve önemli bir ayıbı teslim sırasında ağır kusuruyla gizlediği karine olarak kabul edileceğinden, alıcının gözden geçirme külfetini geciktirmesi onun ayıptan doğan haklarını kullanmasına engel teşkil etmez.
E) Taraflar arasındaki ticari satış sözleşmesinden doğan talepler için kanunda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı müddetçe, (A) A.Ş.'nin gözden geçirme ve bildirimdeki 15 günlük gecikmesi, seçimlik haklarını ortadan kaldırmaz.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.