TBK Madde 2319. Zamanaşımı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
Bu madde, satıcının satılanın ayıbından doğan sorumluluğuna ilişkin her türlü davanın zamanaşımı süresini ve başlangıcını düzenler. Satıcı daha uzun bir süre üstlenmemişse iki yıllık süre uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası, satıcının ayıplı devirde ağır kusurlu olması halinde bu kısa süreden yararlanamayacağını öngörür. Madde, alıcının süresi içinde bildirdiği ayıp nedeniyle ileri sürdüğü def'i hakkının korunmasını da düzenler.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
Satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan sorumluluğa ilişkin her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile, satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın kendisine devrinden başlayarak iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı, bu sürenin geçmiş olmasıyla ortadan kalkmaz.
Satıcı, satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
Madde gerekçesi
818 saydı Borçlar Kanununun 207 nci maddesini karşılamaktadır. Tasarının iki fıkradan oluşan 230 uncu maddesinde, satıcının ayıptan sorumluluğu nedeniyle açıla cak davaların tâbi olduğu zamanaşımının başlangıcı ve süresi düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan "9. Müruru za man" şeklindeki ibare, Tasarıda "9. Zamanaşımı" şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin birinci fıkrasında kullanılan "sakıt olur." şek lindeki ibare, burada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı göz önünde tutularak Tasarıda "za manaşımına uğrar." şekline dönüştürülmüştür. Aynı fıkrada öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında olduğu gibi, Tasarıda iki yıla çıkarılmıştır. 818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin ikinci fıkrası Tasarının aynı maddesinin birinci fıkrasına alınmış ve "bir sene geçmeksizin" şeklindeki ibare de, Tasarının birinci fıkrasında yapılan değişikliğe paralel olarak, "iki yıl içinde" şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 207 nci maddesinin son fıkrasında kullanılan "Satıcı alıcıyı iğfal etmiş ise" şeklindeki ibare, Tasarının 230 uncu maddesinin son fıkrasında "satıcı... ayıplı olarak de vretmekte ağır kusurlu ise" şeklinde; 818 sayılı Borçlar Kanununda kullanılan "bu bir senelik müruru zamandan" şeklindeki ibare de, Tasarıda "iki yıllık zamanaşımı süresinden" şekline dönüştürülmüştür. Ağır kusurun, kastı, dolayısıyla aldatmayı ve ağır ihmali de içerdiği göz önünde tutularak, Tasarının 230 uncu maddesinin ikinci fıkrasında "ağır kusurlu" teriminin kullanılmasıyla yetinilmiştir.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge
Bu maddedeki kavramlar
- Ağır kusur
- Ayıp
- Def'i hakkı
- Devir
- Ayıptan doğan sorumluluk davası
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
195 karar arasından seçildi- 11. Hukuk Dairesi · E. 2024/3115 · K. 2024/6977 · T. 01.10.2024Daire kararıRet
Mahkemece ayıplı ürüne ilişkin faturanın 19.01.2006 tarihini taşıdığı, davacının akaryakıttaki ayıbı öğrenir öğrenmez 01.02.2006 tarihli tutanak ile ayıplı ürünü davalıya iade ettiği, somut olayda gizli bir ayıptan söz edilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 231 inci maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibarıyla gerçekleştiği anlaşıldığından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
- 11. Hukuk Dairesi · E. 2021/4691 · K. 2023/524 · T. 25.01.2023Daire kararıBozma
Bununla birlikte davacı, ayıp nedeniyle davalının zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüş ise de 6098 sayılı Kanun’un 231 inci maddesine göre satıcının satılandaki ayıptan sorumluluğu satılanın alıcıya devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
- 17. Hukuk Dairesi · E. 2019/2952 · K. 2021/2938 · T. 18.03.2021Daire kararıBozma
satışlarda ayıba karşı tekeffül hükümleri malın alıcıya tesliminden itibaren 2 yıl geçince zamanaşımına uğramakla birlikte, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 231. maddesine göre satıcı daha uzun bir süre bu sorumluluğu üstlenmiş olabilir.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddeye özel soru
Tüketici (A), satıcı (S) firmasından 01.03.2020 tarihinde, tanıtım broşürlerinde ve satış görevlisinin beyanlarında “özel bir nem kontrol sensörü sayesinde sebzeleri 30 güne kadar taze tutma” özelliğine sahip olduğu vaat edilen bir buzdolabı satın almıştır. Buzdolabının genel soğutma fonksiyonu sorunsuz çalışmakla birlikte, (A) zamanla bu özel bölmedeki sebzelerin bir haftada bozulduğunu fark etmiştir. Durumun kullanım hatasından kaynaklandığını düşünen (A), 15.04.2022 tarihinde yetkili servise başvurmuş ve servis raporuyla, nem kontrol sensöründeki fabrikasyon bir hata nedeniyle bu özelliğin hiçbir zaman vaat edildiği gibi çalışmadığını ve çalışamayacağını kesin olarak öğrenmiştir. (A), durumu öğrendikten hemen sonra (S)’ye ihbarda bulunarak dava açmıştır. Davalı (S), ayıptan sorumluluk için kanunda öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunmuştur. Bu olay ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları dikkate alındığında, (A)’nın açtığı davanın akıbeti hakkında aşağıdakilerden hangisi en doğru hukuki değerlendirmeyi içerir?
- A) Sebzelerin vaat edilenden daha erken bozulması, ortalama bir tüketicinin derhal fark edebileceği açık ayıp niteliğindedir. (A), malın tesliminden itibaren otuz gün içinde ayıp ihbarında bulunmadığı için dava hakkını kaybetmiştir.
- B) Buzdolabının bir özelliğinin hiç çalışmaması, ayıp değil eksik ifa teşkil eder ve bu durumda ayıp ihbarı gerek olmaksızın genel hükümlere göre on yıllık zamanaşımı süresi içinde dava açılabilir.
- C) Satıcının belirli bir özelliği vaat etmesine rağmen bu özelliğin fabrikasyon bir hata nedeniyle hiç mevcut olmaması, ayıbın satıcının ağır kusuru ile devredildiği anlamına gelir; bu nedenle satıcı iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz.
- D) Gizli ayıplarda zamanaşımı, ayıbın ortaya çıktığı tarihten itibaren işlemeye başlar; bu nedenle (A)’nın ayıbı öğrendiği 15.04.2022 tarihinden itibaren iki yıllık yeni bir süre başladığından dava süresindedir.
- E) Ayıbın gizli olduğu kabul edilse dahi, (A)’nın durumu fark ettikten sonra servise başvurmak için iki yıldan fazla beklemesi, dürüstlük kuralına uygun olan en kısa sürede ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini gösterir ve satılanı bu ayıp ile birlikte kabul etmiş sayılır.