Türk Borçlar Kanunu 288. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 288- Bağışlama sözü vermenin geçerliliği, bu sözleşmenin yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
Şekle uyulmaması sebebiyle geçersiz olan bağışlama sözü verme, bağışlayan tarafından yerine getirildiğinde, elden bağışlama hükmündedir. Ancak, geçerliliği resmî şekle bağlanmış olan bağışlamalarda bu hüküm uygulanmaz.
II. Elden bağışlama
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2023/2886 E., 2024/3038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 285-298 inci maddeleri,
7. Hukuk Dairesi 2023/2886 E. , 2024/3038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1357 E., 2023/391 K.
DAVA TARİHİ : 02.08.2018
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/361 E., 2020/440 K.
Taraflar arasındaki bağışlamanın geçersizliğinin tespiti ile vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından ... 33. Noterliğinde 21/07/1999 tarih ve 5919 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname düzenlendiğini, vasiyetnamenin 3. maddesinde "kitaplarım ya da kütüphanemi oluşturan bütün kitaplarım ... Askeri Müze Kitaplığına ... Mirası Kitaplar Bölümü oluşturmak koşulu ile verilecektir." şeklindeki son arzusunu belirterek ... lehine vasiyet ettiğini, müteveffanın 01/02/2012 tarihinde vefatından birkaç ay önce ... Üniversitesi ile bir bağışlama sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme gereği 9826 adet kitabın/derginin üniversiteye bağışlanacağını beyan ettiğini, ancak müteveffanın bağışlama sözleşmesini yaptığı sırada ayırt etme gücüne sahip olmaması nedeniyle bağışlama sözleşmesinin geçersizliğine, kitapların Milli Savunma Bakanlığına teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ... ...'ın 21/07/1999 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinden sonra 01/02/2012 tarihli bağışlama sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufundan kısmen döndüğünü, davacının iddiasının aksine kitapların ... Askeri Müze Kitaplığına bırakılması vasiyetinin ortadan kalktığını, bağışlama işleminin sıhhatini etkileyecek bir unsur eksikliği ya da bir çelişki söz konusu olmadığını, bağışlama tarihinde davacının iddia ettiği gibi müteveffanın sağlar arası tasarrufunu sınırlayacak herhangi bir durumunun söz konusu olmadığını, müteveffanın 02/10/2007 tarihinden vefatına kadar müvekkili üniversitede öğretim görevlisi olarak fiilen çalıştığını, ders verdiğini, dava konusu kitapların üniversiteye bağışlanması onuruna bir tören organize edildiğini, müteveffanın bu törene yeğeni ile katılıp bizzat konuşma yaptığını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde;
1. Eksik inceleme ile verilen Adli Tıp raporuna dayanılarak hüküm verildiğini, müteveffanın kimlik bilgileri ile birlikte Sağlık Bakanlığından bağış sözleşmesinin yapıldığı tarihe yakın sağlık kayıtlarının istenmesi gerektiğini,
2. Müteveffanın ayırt etme gücünün tam olduğu hususunda ciddi şüpheler olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiğini,
3. Kişinin hastalığı ve yaşı gereği ayırt etme gücü olmadığının açık olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılama safhasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/08/2020 tarih ve 4185 karar No.lu raporunda, bağış tarihi olan 01/02/2012 tarihinde müteveffanın; fiili ehliyetini haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğunun bildirildiği ve bu durumda yerel mahkemece davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bağışlamanın geçersizliğinin tespiti ile vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 285-298 inci maddeleri,
3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 600 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazların reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
7. Hukuk Dairesi, 2021/444 E., 2021/2255 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu dilekçede açıkça bir taahhüt bulunmadığı gibi, Türk Borçlar Kanunu'nun 288/2.maddesinin "Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." şeklindeki hükmü dikkate alındığında, söz konusu dilekçe bir bağışlama taahhüdü veya bağışlam
7. Hukuk Dairesi 2021/444 E. , 2021/2255 K.
"İçtihat Metni"
7. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.06.2016 tarihinde verilen dilekçeyle tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda davanın reddine dair verilen 15.11.2018 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı ...'ın 12/03/2014 tarihli talebi üzerine Mersin ili, Toroslar ilçesi, Belenkeşlik Köyü 2 pafta, 49, 50, 51 ve 104 nolu parsellerle ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddelerine istinaden uygulama yapıldığını, uygulama sonucu ihdas edilen 310 ve 9 nolu 373 ada 2 nolu, L ada 1 nolu ve R ada 1 nolu parsellerin davalı tarafından 12.03.2014 tarihinde ‘’ imar planındaki amacı doğrultusunda kullanılmak üzere’’ Soğucak Belediyesine devredildiğini, Soğucak Belediye Encümenin 13.03.2014 tarih ve 8 sayılı kararı ve 6360 sayılı Kanun uyarınca Belediyenin 19/03/2014 tarih ve 108 sayılı kararları ile bedelsiz terkinin benimsendiğini, ancak Soğucak Belediyesi uhdesine hibe suretiyle intikali gereken taşınmazların müştereken davalı adına hataen tescil edildiğini ileri sürerek dava konusu Belenkeşlik Mahallesi, 310 ada 9 parsel, 373 ada 2 parsel, 397 ada 1 parsel, 399 ada 1 parsel sayılı taşınmazlarda davalının payının iptali ile adına tescili talebinde bulunmuştur.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taşınmazından yeterli miktarda düzenleme ortaklık payı kesildiği, daha fazlasının istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi, ‘’dava konusu alanda belirlenen %37'lik orandan daha fazla kesinti yapılması yasal olarak mümkün değildir’’ gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
Hükmü, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava 3194 sayılı İmar Kanununun 15. ve 16. maddeleri gereğince talep üzerine yapılan özel parselesyon sonucunda malikin muvafakatiyle kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış yerler ile yol, yeşil alan ve bunun gibi yerlerin eski malik adına tekrar tescili yolsuz bulunduğundan İmar Kanununun 35. maddesi gereğince tapu iptali ve imar planında kullanılmak üzere terkini istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalının 12.03.2014 tarihli ve imzalı beyanı ile dava konusu taşınmazları imar planındaki amaçları doğrultusunda kullanılmak üzere Soğucak Belediyesine terkin ettiği, Soğucak Belediye Başkanlığının 13.03.1914 tarih 8 sayılı Encümen kararında 49, 50, 51, 104 parsel sayılı taşınmazların tevhidine, imar planına göre yola ve yeşil alana ayrılan kısımların kamuya bedelsiz terkinine, kalan kısmın 107 parçaya ifrazına, ifraz sonucu oluşan dava konusu taşınmazların ise bedelsiz olarak Soğucak Belediyesine hibe edilmesine karar verildiği, Toroslar Belediye Encümeninin 19.03.2014 tarih 108 sayılı kararı ile de bedelsiz terkin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, davalının imzalı beyanı, bu beyan çerçevesinde Soğucak Belediye Encümenini ve Toroslar Belediye Encümeni tarafından alınan kararlar ve davalının Encümen kararlarının iptaline yönelik bir dava açmadığı da göz önüne alınarak Encümen kararları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 25.10.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Fen bilirkişisi Şükrü Yüksel tarafından hazırlanarak ilk derece mahkemesine sunulan 05/07/2018 tarihli raporda özetlle; davalının uygulamaya giren hisse miktarının 31.850.75 m2, imar uygulaması sırasındaki DOP miktarının 0,2977147944, davalının hissesine uygulanan DOP oranının ise ...k Mahallesinde belirlediği ortak DOP oranının % 37 olduğu, bu orana göre de davalının taşınmazlarına 0,093830806 oranında fazladan DOP kesintisi yapıldığı, dava konusu parsellerin davalının uhdesinde kalmasında halinde uygulanan DOP oranının 0,4007057919 olacağı, bu durumda dahi davalıdan 0,0307057919 oranında fazladan DOP kesintisi yapılmış olacağı belirtilmiştir.
Davacı vekilinin gerek dava dilekçesinde, gerekse temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü temel husus; davanın DOP kesintisi ile bir ilgisinin bulunmadığı, davalının, DOP kesintisinden bağımsız olarak, imar planında gösterilen işlerde kullanılmak üzere 12/03/2014 tarihli dilekçe ile Belediye'ye hibe taahhüdünde bulunduğu ancak bu taahhüdünü yerine getirmediği oluşturmaktadır; ancak Dairemizin bozma gerekçesini oluşturan çoğunluk görüşünde, "(...) Soğucak Belediye Başkanlığı'nın 13/03/2014 tarih 8 sayılı encümen kararında 49, 50, 51, 104 parsel sayılı taşınmazların tevhidine, imar planına göre yola ve yeşil alana ayrılan kısımların kamuya bedelsiz terkinine, kalan kısmın 107 parçaya ifrazına, ifraz sonucu oluşan dava konusu taşınmazların ise bedelsiz Soğucak Belediyesine terkin edilmesine karar verildiği, Toroslar Belediye encümeninin 19/03/2014 tarih 108 sayılı kararı ile de bedelsiz terkin kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, davalının imzalı beyanı, bu beyan çerçevesinde Soğucak Belediye Encümeni ve Toroslar Belediye Encümeni tarafından alınan kararlar ve davalının Encümen kararlarının iptaline yönelik bir dava açmadığı da göz önüne alınarak Encümen kararları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken..." denilerek, davalı, encümen kararının/kararlarının iptali için idari yargıya başvurmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğine yer verilmiştir.
Kamu düzenine ilişkin olmayan ve davacı vekili tarafından da temyize getirilmeyen bir hususun bozma nedeni yapılması, HMK'nun 366. Maddesi yollaması ile HMK'nun 355. Maddesine aykırıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir; 10. Maddesine göre; Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir; 35. Maddesine göre ise herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Yine; idare hukukunun temel ilkelerinden birisi de, "kamu külfetleri karşısında eşitlilik" tir. Anayasamızın yukarıda açıklanan hükümleri ve kamu külfetleri karşısında eşitlilik ilkesinden hareket edildiğinde ise; davalıya tebliğ edilmeyen, hayatın olağan akışı içerisinde davalının haberinin olması da mümkün olmayan belediye encümen kararlarına dayanılarak; davalının bu encümen kararlarının iptali için idari yargıya başvurmadığı gerekçe gösterilerek Anayasa ile teminat altına alınmış olan eşitlik ve mülkiyet hakkı gözardı edilmek suretiyle, davalının taşınmazlarından, eşit konumda bulunduğu diğer parsel maliklerine göre fazladan 0,1661282862 oranında kesinti yapılması, Anayasamızın yukarıda belirtilen ilkelerine açıkça aykırıdır. Davacı idare, İmar Kanunu'nun verdiği yetkiyi de aşarak, davalının taşınmazlarından, aynı imar planı içerisindeki diğer taşınmaz maliklerinden yaptığı kesintiden daha fazla kesinti yapamaz. Davacı idare, faraza 0,1661282862 oranında değil de, 0,30-0,40 oranında fazladan kesinti yapmak isteseydi, yine encümen kararları gerekçe gösterilerek idarenin tescil talepleri kabul mü edilecekti?
Davacı vekilinin dava dilekçesinde ve temyiz dilekçesinde sözünü ettiği 12/03/2014 tarihli belgenin değerlendirilmesinde ise; davalı cevap dilekçesinde davacıya her hangi bir taahhüdünün bulunmadığını savunmuştur. Sözü edilen belge, Soğucak Belediyesine hitaben yazılmış bir dilekçedir. Bu dilekçede "310 ada 9 parsel" ve "373 ada 2" parsel açıkça belirtilmiş, dava konusu diğer taşınmazların ada ve parsel numaraları ise yazılmamıştır. Bu dilekçede açıkça bir taahhüt bulunmadığı gibi, Türk Borçlar Kanunu'nun 288/2.maddesinin "Bir taşınmazın veya taşınmaz üzerindeki ayni bir hakkın bağışlanması sözü vermenin geçerliliği, ancak resmi şekilde yapılmış olmasına bağlıdır." şeklindeki hükmü dikkate alındığında, söz konusu dilekçe bir bağışlama taahhüdü veya bağışlama vaadi olarak kabul edilemez; dolayısı ile davacı böyle bir belgeye dayanarak adına tescil talebinde bulunamaz; bulunduğu takdirde, şekil noksanlığından dolayı talebin reddi gerekir.
Açıkladığım bu gerekçelere göre; davanın reddine karar veren Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/423 Esas 2018/893 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesini yapan ve istinaf talebinin reddine karar veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/453 Esas 2019/620 Karar sayılı kararının isabetli olduğundan onanması gerektiği kanaati ile, sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyorum.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Mirasbırakan Ali Bey, taşınmazını kızı Ayşe’ye bağışlamak istemektedir. Ancak diğer mirasçılarından tepki almamak için tapuda işlemi "satış" gibi göstermiş ve resmi senette bir satış bedeli belirlemiştir. Gerçekte Ayşe, babasına herhangi bir bedel ödememiştir. Bu olaydaki "Nispi Muvazaa" işleminin hukuki sonucu aşağıdakilerden hangisidir?
A) Satış işlemi geçerlidir, çünkü tapu memuru huzurunda yapılmıştır.
B) Satış işlemi muvazaa nedeniyle kesin hükümsüzdür; bağışlama işlemi de resmi şekil şartına (tapuda bağışlama şeklinde yapılmadığı için) uyulmadığından geçersizdir.
C) Görünürdeki satış işlemi geçersizdir, ancak gizli işlem olan bağışlama tarafların gerçek iradesine uyduğu için geçerlidir.
D) Her iki işlem de geçerlidir, ancak mirasçılar tenkis davası açabilir.
E) Satış işlemi geçersizdir, ancak bağışlama işlemi "tahvil" yoluyla ayakta tutulur.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.