6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 295

Türk Borçlar Kanunu 295. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 295- Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir: 1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse. 2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa. 3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse. II. Bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/16591 E., 2019/2713 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAİLE MAHKEMESİ
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295 /2. (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/2) maddesinde bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde bağışlayanın bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebileceği
3. Hukuk Dairesi         2017/16591 E.  ,  2019/2713 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasındaki bağıştan rücu davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı ile 28/07/2010 tarihinde evlendiğini, davalının evlendikten 2 ay sonra evi terk ettiğini daha sonra tarafların boşandıklarını ve kararın boşanma yönünden kesinleştiğini, davalının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun mahkemece kabul edildiğini belirterek, ... 1. Noterliğince düzenlenen 30/07/2010 tarih ve 11990 yevmiye numaralı mehir senedi ile davalıya bağışlamayı taahhüt ettiği ziynet ve eşyalar yönünden bağıştan rücu ettiğinin tespitine, ayrıca mehir senedinde tahahhüt edilip davalıya teslim edilmiş ziynetlerin değeri olan 16.980 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı; sadakat yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece; boşanma davasında taraflar her ne kadar eşit kusurlu sayılmış iseler de kadının telefonla başkaları ile güven sarsıcı şekilde görüşmeler yaptığı, bu durumun koca yönünden katlanılmasının düşünelemeyeceği, davacı yönünden bağıştan rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, ... 1. Noterliğinin 11997 yevmiye numaralı 30/07/2010 tarihli mehin senedinde 22 ayar 20 gr on adet bilezik, 14 ayar 3 gr bir adet tek taş yüzük, 14 ayar 4 ger bir çift küpe toplam 210 gr altının dava tarihi olarak 16980 TL nin ayrıca aynı senette 90 gr altın, 1 adet buzdolabı, 1 adet çamaşır makinesi, fırın televizyon yatak odası takımı oturma odası takımı, salon takımı, masası gümüşlüğü, bir adet yatak, dört adet halı, bir adet elektrikli süpürgesi yönünden bağıştan rücu ettiğinin tespitine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre; davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Davalı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesinde; Somut olayda; dava, davalıya mehir senedi ile bağışlanan ziynet ve eşyalara yönelik bağıştan rücu istemine ilişkindir. Davacı ile davalının 28/07/2010 tarihinde evlendikleri, davacı tarafından davalıya bağışlamayı taahhüt ettiği ziynet ve eşyalara yönelik ... 1. Noterliğinin 30/07/2010 tarih ve 11990 yevmiye numaralı mehir senedinin düzenlendiği uyuşmazlık konusu değildir. Davadaki uyuşmazlık, mehir senedi ile bağışlanan ziynet ve eşyalar yönünden bağıştan rücu koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295 /2. (mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/2) maddesinde bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması halinde bağışlayanın bağışlama sözünü geri alabileceği ve bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında görülüp kesinleşen ... 4. Aile Mahkemesi'nin 2010/953 E., 2012/844 K. sayılı kararında; tarafların eşit oranda kusurlu oldukları kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Bu durumda, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/2 maddesinde düzenlenen bağışlamanın geri alınması koşullarının gerçekleştiğinden sözedilmesi mümkün değildir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Hukuk Dairesi, 2018/2497 E., 2018/13870 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/3 maddesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/3.maddesinde "Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse bağışlamadan dönüleceği düzenlemesine yer verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2018/2497 E.  ,  2018/13870 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasındaki davadan dolayı ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 01.10.2014 gün ve 2011/486 Esas - 2014312 Karar sayılı hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin olan 06.02.2018 gün ve 2986-795 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Karar düzeltme dilekçesinde yazılı nedenler HUMK'nun 440. maddesinde gösterilen dört halden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollamasıyla karar düzeltme isteklerinin REDDİNE, davalıdan harç ve para cezası alınmasına yer olmadığına, 24.10.2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. -KARŞI OY- Dava, bağıştan rücu hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece düzeltilerek onanmış, davalı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur. Çekişme konusu 80 parsel sayılı taşınmaz davacıya aitken üzerindeki geriatri hastanesi inşaatı ile birlikte 04.12.2008 tarihinde davalı derneğe bağış suretiyle temlik edildiği her ne kadar resmi akitte kayıtsız-şartsız bağış denilmişse de "davacının hastanede kendi isteğiyle ayrılıncaya kadar başhekim olarak görev yapacağı, taşınmazın tapuda davalı derneğe intikal tarihinden itibaren 24 ay süre sonunda inşaat ruhsatı alınamadığı taktirde bağışcının talep etmesi halinde taşınmazın mülkiyetinin tekrar bağışcıya intikal ettirileceğinin koşula bağlandığı tartışmasızdır. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244/3 maddesinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 295/3.maddesinde "Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse bağışlamadan dönüleceği düzenlemesine yer verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 29/1 maddesi ile de "taraflar, dürüstlük kuralına uygun davranmak zorundadırlar" hükmü getirilmiş olup, değişik maddelerde de dürüstlük kuralına aykırı kötüniyetli davranışların önüne geçmek için bazı yaptırımlar öngörülmüştür. Diğer taraftan, HMK'nun 266.maddesi uyarınca "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'nun 3.maddesinin 2.fıkrasında ise; "Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamaz." hükmü yer almakta olup; anılan maddenin 3.fıkrasında da; "Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." hükmüne yer verilmiştir. Ne var ki, eldeki davada bilirkişi heyeti yetkilerini aşarak raporlarında "bağıştan rücuun yasal koşullarının gerçekleştiği biçiminde hakimin kararını etkileyecek şekilde hukuki nitelemeye yer vermişlerdir. Somut olaya gelince; davacı maliki olduğu taşınmaz üzerinde hastane inşaatına başlamış ancak taşınmazın bulunduğu alan heyalan bölgesi olduğundan, nazım imar planında da park alanı olarak düzenlendiğinden inşaat ruhsatı alamamıştır. Bunun üzerine kamu adına faaliyet gösteren ... Derneğinin ruhsat alabileceği düşüncesiyle taşınmazı davalıya bağışlamıştır. Bürokratik kuralların yoğun olarak uygulandığı ülkemizde bu tür bir sorunun kısa sürede çözülemeyeceği açıktır. Davacının uzun uğraşılara rağmen alamadığı ruhsatı davalının kısa süre içinde almasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Temlikten üç yıl sonra koşulun yerine getirilmediği iddiası ile dava açılması HMK'nun 29.maddesine aykırılık teşkil eder niteliktedir. Kaldı ki, yargılama aşamasında ... Belediye Başkanlığı 01.08.2014 hakim havale tarihli cevabi yazısı ile taşınmazın 14.03.2010 onanlı nazım imar planında "özel geriatri hastanesi" alanına alındığını bildirmiş olup, işlemler sürmektedir. Bu durumda Borçlar Kanunu'nun 244/3, Türk Borçlar Kanunu'nun 295/3.maddesinde düzenlenen haklı sebebin gerçekleştiğinden de sözedilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında, davalının karar düzeltme isteği kabul edilerek, davanın reddine karar verilmek üzere hükmün bozulması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun ret görüşüne katılamıyorum.
2. Hukuk Dairesi, 2023/5703 E., 2024/2919 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
hem protokolde yer alan süre şartına riayet edilmediği, hem de bağışlanan davacının bağışlayan müvekkiline ve yine müvekkilinin babasına karşı birçok ağır suç işlediğini bu durumda anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan bağışlanma sözünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 295 inci maddesi uyarınca geri alındığını ve böyleyece ganyan bayiliğinin müvekkili tarafından davacıya
2. Hukuk Dairesi         2023/5703 E.  ,  2024/2919 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/140 E., 2023/634 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Biga 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2017/227 E., 2022/173 K. Taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklı alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların daha önceden evli iken Biga Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/301 Esas 2014/347 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, taraflar arasında imzalanan protokolün 2. bendinde Biga ilçesinde faaliyet gösteren TJK 43 nolu ganyan bayinin 01.11.2014 tarihine kadar devir işlemlerinin tamamlanması kaydıyla bila bedel ...'e veya ... göstereceği akrabasına devredileceğini, aksi taktirde davalının iş bu devir hakkından vazgeçmiş sayılacağını peşinen kabul ve taahhüt ettiğinin yazılı olduğunu, ancak davalının boşanma kararından sonra müvekkili ile birlikte işyerine gelmeye devam ettiğini, vekiledenin kızkardeşi ...'nın üzerine bayiliğin devri için kendisine defalarca teklifte bulunmasına rağmen biz kız kardeşine mi çalıştık, dur bakalım veririz gibi sözlerle müvekkilini oyaladığını, bu nedenle öncelikle TJK Genel Merkezine nezdinde Biga ilçesinde faaliyet gösteren TJK 43 nolu ganyan bayiliğinin devrinin engellenmesi amacıyla, davalı adına kayıtlı bayilik haklarına kayden ihtiyati tedbir konulmasına, hakları sabit kalmak üzere anılan ganyan bayiliğinin davalı adına olan bayilik hakkının müvekkiline veya kızkardeşi ... 'e devrinin hüküm altına alınmasına, bu mümkün olmadığı taktirde fazlaya ilşikin haklarının saklı kalmak kadıyla belirsiz alacak talebinin nazara alınarak, anılan ganyan bayiliğinin uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilecek devir değerinin 01.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile bilrlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, davalının haksız olarak elinde tuttuğu dönemde elde ettiği kazançla ilgili tazminat haklarımızın saklı tutulmasına, masraf ve ücreti vekâletin davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dilekçesindeki içeriğinin ve talebinin anlaşılır olmadığını, öncelikle davacının talebini açıklaması gerektiğini, aksi taktirde davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkilinin adına ganyan bayiliği alırken davacı ...'in bayiliği almaya engel bir sabıka kaydı bulunmadığını, müvekkilinin boşanma kararından sonra resmi kurumlardaki işyeri kaydının devam etmesi nedeniyle işyerine gittiğini, davacının müvekkiline ganyan bayinin devri için hiç bir zaman başvurmadığını, davacının müvekkilinin tehdit ettiğini, bu hususta ceza davasının bulunduğunu, tarafların ganyan bayisinin devri için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiğini, bu şekilde boşanma protokolündeki feragat şartını düzenleyen maddenin yasaya uygun görülebileceğini, davacı tarafça Çanakkale .... Noterliğinin 04.05.2015 tarih ve 3418 yevmiye nolu ihtar ile ganyan bayiliğinin devrinin yapılması istenildiğini, ihtara cevaben kendilerinin de Biga ... Noterliğinin 16.06.2015 tarih ve 6248 yevmiye numaralı cevabı ihtarnamesi ile, anlaşmalı boşanma ile taahhüt altına alınmış olan 01.11.2014 tarihine kadar davacı tarafın bayinin devri için herhangi bir girişimde bulunmadığını, dava devam ederken Biga 1. Noterliğinin 27.11.2013 tarih ve 17420 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile Ganyan Bayiinin bila bedel devralınmasının ihtar edildiğini, hem protokolde yer alan süre şartına riayet edilmediği, hem de bağışlanan davacının bağışlayan müvekkiline ve yine müvekkilinin babasına karşı birçok ağır suç işlediğini bu durumda anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan bağışlanma sözünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 295 inci maddesi uyarınca geri alındığını ve böyleyece ganyan bayiliğinin müvekkili tarafından davacıya bağışlanmasının ve bedelsiz devredilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli kararı ile davanın reddine karar verildiği, bu karara karşı davacı tarafın istinaf talebinde bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 29.05.2017 tarihli kararı ile yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve açıklanan şekilde harç eksikliğinin tamamlattırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın anlaşmalı boşanma protokolünün 2. maddesinde kararlaştırılan şart nedeniyle kişisel hakka dayalı ganyan bayiliğinin davacıya veya kız kardeşi ... 'e devrinin hüküm altına alınması, bunun mümkün olmaması durumunda ganyan bayiliğinin uzman bilirkişilerce tespit edilecek devir değerinin 01.11.2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili talebine ilişkin olduğu, bilirkişi heyetince Ganyan Bayiliğinin dava tarihi olan 28.10.2015 tarihi itibariyle devir değerinin devir değerinin 102.000,00 TL olduğunu rapor ettikleri, eksik harcın ikmali için davacı vekiline ihtaratlı kesin süre verildiği, süresi içerisinde dava tarafça eksik harcın ikmal edildiği, tarafların anlaşmalı olarak 17.04.2014 tarihinde boşandıkları, kararın 30.05.2014 tarihinde kesinleştiği, anlaşma boşanma protokolünün 2. maddesinde, davalı ... adına kayıtlı 43 nolu Ganyan bayiini 01.11.2014 tarihine kadar devir işlemlerinin tamamlanması kaydıyla bila bedel ile davacı ... veya ...'ün göstereceği akrabasına devredileceğinin, şayet söz konusu devir işleminin 01.11.2014 tarihine kadar yapılmazsa, davalının işbu devir hakkından feragat etmiş sayılacağının belirtilmiş olduğu, davalının, davacıya, Çanakkale .... Noterliğinin 17420 yevmiye numaralı 27.11.2013 tarihli ihtarnamesini gönderdiği ve ihtarnamede davalı ... 'ün davacı ...'e, 43 numaralı ganyan bayiini mal rejiminin tasfiyesi kapsamında devretmek istediğini, yapılan görüşmelerde söz konusu hususun defalarca dile getirildiği ancak herhangi bir cevap alınamadığının, ganyan bayiini mal rejiminin tasfiyesi kapsamında bila bedel devralması için tebliğden itibaren 3 iş günü içinde taleple bulunması ve resmi işlemleri başlatması aksi takdirde söz konusu bayiliğe ilişkin herhangi bir hak ve talepte bulunamayacağının ihtar edildiği, ihtarnamenin ...'e 03.12.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, davacının ihtarnameye ve protokole rağmen 01.11.2014 tarihine kadar ganyan bayiinin devri için herhangi bir resmi başvuruda bulunmadığı, davacı taraf her ne kadar; davalının kendisini oyaladığını ve devretmediğini iddia etmişse de, işbu dosyanın ve taraflar arasındaki ceza dosyalarının kapsamından davacının davalıya devir için başvurduğunun ve davalının başvuruya rağmen devri yapmadığının kanıtlanamadığı, anlaşmalı boşanma protokolünün 2. maddesinin açık olduğu, belirlenen süreye kadar devir yapılmazsa davacının devir hakkından feragat etmiş sayılacağının belirtildiği, davacının protokole göre süresinde devir işlemlerini yapmadığı, davalının Çanakkale .... Noterliğinin 17420 yevmiye numaralı 27.11.2013 tarihli ihtarnamesiyle devir için ihtarda bulunduğu ancak davacının devralmak için herhangi bir işlem yapmadığı ve belirlenen süreden sonra bu davayı açtığı hep birlikte değerlendirildirildiğinde davacının protokolde belirtilen süreye kadar devir işlemlerini yapmadığı bu nedenle devir hakkından feragat etmiş sayıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı mirasçıları vekili, ceza dava dosyalarının yeterince incelenmediğini, davalının 2013 yılında gönderdiği ihtarnamenin boşanma davası sürerken gönderildiğini, o tarihte henüz taraflar arasında her hangi bir mal paylaşımı anlaşmasının olmadığının gözden kaçırıldığını, dinlenen tanık beyanları ile davalının devir işlemini oyaladığı ispat edildiği halde bu beyanların gerekçede tartışılmadığını, protokol gereği devir işlemlerinin sadece murise yüklenen bir yükümlülük gibi düşünülmesinin doğru olmadığını, muris hakkında devam eden ve açılan ceza dosyaları nedeniyle ganyan bayinin devralınamayacağının düşünülmediğini, davanın kabulü gerektiğini İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Biga ilçesinde faaliyet gösteren TJK 43 nolu ganyan bayi hakkında, taraflarca anlaşmalı boşanma davası için düzenlenen 17.04.2014 tarihli protokoldeki metninde "en geç 01.11.2014 tarihine kadar devir işlemlerinin tamamlanması kaydıyla bila bedel davalı ...'e veya göstereceği bir akrabasına devredileceği, şayet söz konusu devir işlemi 01.11.2014 tarihine kadar davalı veya akrabası kişi tarafından yapılmazsa davalı iş bu devir hakkından feragat etmiş sayılacağını peşinen kabul ve taahhüt etmiştir" şeklinde yazılıp bunun boşanmanın eki sayılacağına karar verildiği ve bayiin baştan itibaren davalı eş adına kayıtlı bulunduğu noktasında bir tereddüt yok ise de, davacı (ölü) eş ve mirasçılarının, bu hükmün geçerli olabilmesi için davalının girişimde bulunması gerektiği, davacı eşe yüklenen tek taraflı bir edim olamayacağı, davalının ise bu ediminden kaçındığı iddiasında bulundukları, protokol metninden, belli bir süre ile sınırlı tutulan bayinin devir alma yetkisinin davacı (ölü) eşe verildiği, bu tarihe kadar işlem yapılmazsa devir alma hakkından feragat edeceğinin görüldüğü o hâlde devir işlemlerini haktan feragat edecek tarafın başlatması doğal olup, işlem yapılmadığı takdirde bundan kazanç elde edecek olan davalı kadının sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, somut olayda davacı (ölü) eşin ve mirasçılarının, devir işlemini taahhüt edilen tarihten önce başlattıklarını, noterden gönderilen ihtarname ya da diğer bir başka resmi belge ile ispat edemedikleri gibi, harici başvuruda bulunduklarını tanık ya da başka bir delil ile de ispat edemedikleri yemin deliline de dayandıkları, aksine ölü eşin, celp edilip incelenen ceza dosyalarındaki savunmalarında, kadının hileli bir davranışından bahsetmediği gibi, kavga ve tartışmalarının kaynağını başka sebeplere dayandırdığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları vekili, istinaf dilekçesini tekrar etmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, anlaşmalı boşanma protokolünden kaynaklanan alacak davası olup, uyuşmazlık davanın kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı mirasçıları vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/2886 E., 2024/3038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 285-298 inci maddeleri,
7. Hukuk Dairesi         2023/2886 E.  ,  2024/3038 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1357 E., 2023/391 K. DAVA TARİHİ : 02.08.2018 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/361 E., 2020/440 K. Taraflar arasındaki bağışlamanın geçersizliğinin tespiti ile vasiyetnamenin tenfizi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa ... tarafından ... 33. Noterliğinde 21/07/1999 tarih ve 5919 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetname düzenlendiğini, vasiyetnamenin 3. maddesinde "kitaplarım ya da kütüphanemi oluşturan bütün kitaplarım ... Askeri Müze Kitaplığına ... Mirası Kitaplar Bölümü oluşturmak koşulu ile verilecektir." şeklindeki son arzusunu belirterek ... lehine vasiyet ettiğini, müteveffanın 01/02/2012 tarihinde vefatından birkaç ay önce ... Üniversitesi ile bir bağışlama sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme gereği 9826 adet kitabın/derginin üniversiteye bağışlanacağını beyan ettiğini, ancak müteveffanın bağışlama sözleşmesini yaptığı sırada ayırt etme gücüne sahip olmaması nedeniyle bağışlama sözleşmesinin geçersizliğine, kitapların Milli Savunma Bakanlığına teslim edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müteveffa ... ...'ın 21/07/1999 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamesinden sonra 01/02/2012 tarihli bağışlama sözleşmesi ile ölüme bağlı tasarrufundan kısmen döndüğünü, davacının iddiasının aksine kitapların ... Askeri Müze Kitaplığına bırakılması vasiyetinin ortadan kalktığını, bağışlama işleminin sıhhatini etkileyecek bir unsur eksikliği ya da bir çelişki söz konusu olmadığını, bağışlama tarihinde davacının iddia ettiği gibi müteveffanın sağlar arası tasarrufunu sınırlayacak herhangi bir durumunun söz konusu olmadığını, müteveffanın 02/10/2007 tarihinden vefatına kadar müvekkili üniversitede öğretim görevlisi olarak fiilen çalıştığını, ders verdiğini, dava konusu kitapların üniversiteye bağışlanması onuruna bir tören organize edildiğini, müteveffanın bu törene yeğeni ile katılıp bizzat konuşma yaptığını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 1. Eksik inceleme ile verilen Adli Tıp raporuna dayanılarak hüküm verildiğini, müteveffanın kimlik bilgileri ile birlikte Sağlık Bakanlığından bağış sözleşmesinin yapıldığı tarihe yakın sağlık kayıtlarının istenmesi gerektiğini, 2. Müteveffanın ayırt etme gücünün tam olduğu hususunda ciddi şüpheler olduğunun gözönünde bulundurulması gerektiğini, 3. Kişinin hastalığı ve yaşı gereği ayırt etme gücü olmadığının açık olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yargılama safhasında alınan Adli Tıp Kurumu 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 12/08/2020 tarih ve 4185 karar No.lu raporunda, bağış tarihi olan 01/02/2012 tarihinde müteveffanın; fiili ehliyetini haiz olduğunun kabulünün uygun bulunduğunun bildirildiği ve bu durumda yerel mahkemece davanın yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki itirazlarını aynen tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bağışlamanın geçersizliğinin tespiti ile vasiyetnamenin tenfizi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 285-298 inci maddeleri, 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 600 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki itirazların reddi ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi, 2014/25292 E., 2015/22615 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, davalı belediye hesabına yatırılan para ile davalının paranın verilme sebebi olan selektör binası yenileme çalışması yapmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; Türk Borçlar Kanunu'nun 295.maddesinde yer alan bağışlamadan dönme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar veril
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2014/25292 E.  ,  2015/22615 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, ... ... Odası Meclisinin 01.10.2010 tarihli kararı ile ... iline bağlı yedi beldeye selektör binası tamirat işleminin yapılması için 10.000,00 TL yardım yapılmasına karar verildiğini, bu karar gereği davalı belediyeye ait banka hesabına 9.975,86 TL havale yapıldığını, Türkiye ... Odaları Birliği'nce yapılan teftişte, paranın amacına uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı konusundaki inceleme sonucunda, davalının da içerisinde bulunduğu bir kısım belediyelere verilen paraların geri alınmasının bildirilmesi üzerine davalı belediyeye müzekkere yazılarak, ödenen paranın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile iadesinin istendiğini, bununla birlikte ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili için başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı eldeki dava ile davalıya, selektör binası tamiratı için yapılan 9.975,86 TL miktarındaki yardımın, amacına uygun kullanılmaması sebebiyle, söz konusu alacağın tahsili için başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, parayı almadıklarını, kendilerine nakit bir ödeme değil, demir ve çimento olarak mal verildiğini, söz konusu malların da kullanıma hazır beklemekte olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davalı belediye hesabına yatırılan para ile davalının paranın verilme sebebi olan selektör binası yenileme çalışması yapmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; Türk Borçlar Kanunu'nun 295.maddesinde yer alan bağışlamadan dönme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ve gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 171,00 TL harcın istek halinde iadesine, 30.6.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, aşağıdakilerden hangisi ifa edilmiş bir bağışlamanın geri alınması (rücu) sebebi olarak sayılmamışken, henüz ifa edilmemiş bir 'bağışlama sözü vermenin' geri alınması için geçerli bir sebeptir?

A) Bağışlananın, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi
B) Bağışlananın, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması
C) Bağışlananın, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi
D) Bağışlayanın mali durumunun, sonradan sözün yerine getirilmesini kendisi için olağanüstü ağır kılacak ölçüde değişmesi
E) Bağışlananın iflas etmesi

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol