6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 477

Türk Borçlar Kanunu 477. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 477- Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır. e. Zamanaşımı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

41 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2020/167 E., 2022/1675 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Türk Borçlar Kanunu’nun 474 ilâ 478. maddelerinde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yü
Hukuk Genel Kurulu         2020/167 E.  ,  2022/1675 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ... Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ile imzaladığı 19.11.2013 tarihli sözleşme gereğince, ... AVM’nin 2013 yılı yılbaşı aydınlatma ve ışıklandırma dekorasyonunun malzeme temin ve montaj işlerini üstlenerek tüm edimlerini yerine getirdiğini, sözleşmenin 4. maddesinde yazılı olan 25.000Euro (=68.105TL) avansı 20.11.2013 tarihinde ödeyen davalının sözleşmeyi tüm içeriği ve fiyatlandırması ile kabul ettiği hâlde, sonradan tek taraflı yaptırdığı ve müvekkilini bağlamayan delil tespit raporundaki fiyatlandırmayı esas aldığını, müvekkili tarafından tüm sistemin eksiksiz, ayıpsız ve çalışır vaziyette fiilen teslim edilmesine rağmen davalının yapılan işlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle teslim almaktan kaçınarak sözleşme gereği ödenmesi gereken bakiye 35.609Euro borcunu ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin ... İcra Müdürlüğünün 2013/31688 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine 35.609Euronun ödeme tarihindeki TCMB kurundan TL karşılığı 106.196,72TL’nin tahsili için icra takibi başlattığını, ancak davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, eldeki davanın icra takibindeki TL değerinden davalının en son ödediği 1.544,50TL düşüldükten sonra kalan 104.652,22TL üzerinden açıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 19.11.2013 tarihli sözleşme gereğince davacıya 25.000Euro’ya karşılık gelen TL’nin ödendiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, davacının görsel olarak kusursuz bir sunum yapıp aynı ürünleri getirip uygulayacağını taahhüt etmesi üzerine sözleşmenin bu sunumlar eklenerek imzalandığını, ancak davacının kalite ve görsel güzellik açısından çok daha düşük ürünler getirerek müvekkilini aldattığını, yılbaşına kısıtlı süre kalmasından faydalanarak ayıplı ürünlerin montajını yapmaya başladığını, davalı şirket yetkililerinin derhal şifahi olarak ve e-mail yoluyla sözleşmeye aykırı ürünlerin iade alınmasını, düşük kaliteli ürünlerden dolayı da indirim yapılmasını davacıya bildirdiğini, davacı tarafından iç cephe süslemelerin sözleşmeye uygun olmadığının kabul edilmesi üzerine müvekkilinin bu ürünleri davacının gelip iade alması için deposuna kaldırdığını, dış cephe ürünlerde ise davacı tarafından üzerinde çalışma yapılıp daha etkili olduğu iddia edilerek takılan yuvarlak objelerin kalite, görüntü ve maliyet açısından düşük ve sözleşmeye aykırı olmasından dolayı davacıdan ayıp oranında bedel indirimi talep edildiğini, müvekkilinin ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/156 D. İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da ayıpların tespit edildiğini, davacının imalatı 06.12.2013 tarihinde teslim ettiğini, ancak taahhüt edilenden farklı ve sözleşmeye aykırı ürünler için düzenlediği 16.12.2013 tarihli faturanın müvekkili tarafından haklı olarak iade edildiğini, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini ve davacının %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.03.2016 tarihli ve 2014/984 E., 2016/174 K. sayılı kararı ile; taraflar arasında davalıya ait AVM’nin yılbaşı sebebiyle ışıklandırma suretiyle süslenmesine yönelik sözleşme imzalandığı, sözleşme gereğince ürünlerin genel olarak temin edilip montajının yapıldığı, özellikle dış cephe süslemeleri ile iç mekândaki diğer ürünlerde sorun bulunmadığı, temassızlık vs. nedeniyle yanmayan birkaç led ışıklandırmasının garanti kapsamında giderilmesinin mümkün olduğu ve ayıp olarak nitelendirilemeyeceği, bu ürünler yönünden edimlerin sözleşme koşullarına uygun olarak yerine getirildiği, bu konuda tespit raporu ile yargılama aşamasında alınan raporların birbirini teyit ettiği, iç mekânda kullanılması öngörülen otuz dört adet süslemenin model numarası olarak siparişe uygun olduğu, ancak davalıya gösterilen katalog görüntüsünde kısmen farklılıklar bulunduğu, sözleşmede kullanılan topların sayısı ve yoğunluğunun yetersiz olduğu, her iki bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere bu eksikliğin üründen faydalanmayı imkânsız hâle getirmediği, basit nitelikli ve esaslı olmayan bu noksanlığın oran olarak %15 seviyesinde olduğu, raporda belirlenen bu orana göre yapılan hesaplama ve davalı tarafından ödenen 25.000Euro’nun mahsubu sonucu davacının 33.096,01Euro karşılığı 98.947,14TL talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 98.947,14TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesine, davalının 06.01.2014 tarihinde ödediği 1.544,50TL’nin infaz sırasında icra müdürlüğünce gözetilmesine, alacak likid olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 19.06.2017 tarihli ve 2016/3522 E., 2017/2597 K. sayılı kararı ile; “…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir. 2-Davacı yüklenici davalı iş sahibidir. 19.11.2013 tarihinde imzalanan sözleşme ile davacı yüklenici ... AVM'nin 2013 yılı yılbaşı aydınlatma dekorasyonunun malzeme temin ve montaj yapım işlerini üstlenmiştir. Davacı yüklenicinin tamamlayıp teslim ettiği imalâtlardan iç mekan dekoratif tavan süslemeleri ile ilgili 34 adet ürünün ayıplı olup bu ayıpların niteliği gereği basit kusurlar olduğundan %15 bedel indirimi gerektirdiği hükme esas alınan 2. bilirkişi kurulu raporunda kabul edilerek buna göre indirimi gereken bedel hesaplanmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun 9. sayfa 7/1. maddesinde dış aydınlatma ile ilgili 4 adet cins ve numaraları belirtilen aydınlatma sistemlerinin çalışmadığı, ürünlerde saptanan bu arızaların kablo bağlantı soketlerindeki temassızlık veya soket, kablo gibi komperantlardaki bozukluk sebebiyle olabileceği, davacı tarafın yükümlülüğündeki garanti şartları kapsamında 2 yıllık garanti süresi içinde arızanın davacı tarafından giderilmesi gerektiğinin değerlendirildiği belirtilmekle birlikte davacı tarafça bu arızalar giderilmemesine rağmen arıza ve ayıpların giderim bedeli hesaplanıp yüklenici alacağından düşülmemiştir. Bu durumda mahkemece hükme esas raporu düzenleyen 2. bilirkişi kurulundan raporlarının 9. sayfa 7/1. maddesinde belirttikleri bozuk ve ayıplı olup davacı tarafından garanti kapsamında giderilmesi gerektiği halde giderilmeyen 1 adet 1,2 m kırmızı tam daire (NS-PRO RING I20), 1 adet 1,9 m kırmızı yarım daire (NS-PRO YARIM RING), 1 adet 1,2 m beyaz tam daire (NS-PRO RING I20), 1 adet 1,5 m beyaz tam daire (NS-PRO RING I50) şeklinde taraf edilen ürünlerdeki ayıpların giderim bedellerinin dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçleri ile alınacak gerekçeli ve denetime elverişli ek raporla hesaplattırılıp, bulunacak dış aydınlatma sistemindeki ayıpların giderim bedelinin de yüklenicinin bozmadan önce verilen kararda kabul edilen alacağından düşülerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözden kaçırılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.05.2019 tarihli ve 2018/1066 E., 2019/381 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında dosyada bulunan teknik bilirkişi raporlarının tamamında dış mekândaki dört adet ürünün yanmamasının davacının ayıplı teslimi sayılmadığı, aksine teslimden çok sonra ortaya çıkan basit temassızlık sayılabilecek ve garanti kapsamında yaptırılma imkânı olan durum olduğunun bildirildiği, davalı iş sahibinin işi teslim aldığı tarihten dava tarihine kadar davacıya yaptığı tüm ayıp ihbarlarının sadece iç mekân aydınlatmaların sözleşmeye uygun teslim edilmediği, dış mekân aydınlatmalarda ise istenen görselliğin verilmediği ve istek dışı maliyeti artıran flashlı ışık takıldığı şeklinde olduğu, istenen görselliğin verilmediği şeklindeki iddianın itibar edilen raporda ayıplı teslimden kaynaklanan bir durum olmayıp ışıkların bina yüzeyindeki duruşu ve binanın şeklinden/renginden kaynaklandığının belirtildiği, eldeki davada keşif yapılıp bilirkişi raporu hazırlanana kadarki aşamada hiçbir ayıp ihbarında bulunmamasının bu dört adet ürünün davalıya çalışır vaziyette teslim edildiğinin aslında davalının da kabulünde olduğunu gösterdiği, sonradan bilirkişi raporunda da belirtildiği gibi elektrik tesisatı soket bağlantısındaki temassızlık, kablo arızası veya ampul arızası vb. basit bir nedenle tespit gününde iki tanesinin ve aynı neden yanında davalının sisteme müdahalesi ve eklemeleri nedeniyle de keşif gününde dört tanesinin yanmadığı, bu durumun hükme esas alınan bilirkişi raporunda ayıplı teslim olarak değerlendirilmediği, garanti süresi dolmadığından davacıya arızanın garanti kapsamında tamir ettirilebileceğinin belirtildiği, davalının ise bu sorunla ilgili garanti kapsamında davacıya herhangi bir başvurusu veya ayıp ihbarının bulunmadığı, dört adet dış mekân üründen dolayı davacı alacağından ayıp giderim bedeli indirilmesinin mevcut hukukî durum ve teknik tespitlere aykırı olacağı, davacı vekilince bozma sonrasında hükmün yabancı para cinsinden kurulmasına ilişkin talebinin hem takibin TL cinsinden başlatılması ve itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olması, hem de direnme kararında hükmün değiştirilmesinin hukuken mümkün olmaması nedeniyle kabul edilmediği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda, taraflar arasında imzalanan 19.11.2013 tarihli sözleşme ile ... AVM’nin 2013 yılı yılbaşı aydınlatma dekorasyonunun malzeme temin ve montaj yapım işlerini üstlenen davacı yüklenicinin dış mekân aydınlatma sisteminde kapı sütunlarında bulunan, cins ve numaraları belli bir adet yarım daire ile üç adet tam daireden oluşan dört adet ürünü sözleşmeye uygun olarak sağlam ve çalışır vaziyette davalıya teslim edip etmediği, anılan dört adet dış mekân aydınlatma ürününün ayıplı olup olmadığı, mahkemece yapılan yargılama aşamasında ikinci bilirkişi heyeti tarafından düzenlenip hükme esas alınan 21.12.2015 tarihli raporun dokuzuncu sayfasında yer alan 7/1. maddesinde çalışmadığı tespit edilen dört adet üründeki arızanın davalı iş sahibinin müdahalesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, ayıbın varlığı hâlinde davalının dış mekân aydınlatma sistemindeki dört adet ürünün çalışmadığına dair garanti kapsamında davacıya herhangi bir başvurunun veya ayıp ihbarının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre bozma kararında açıklanan şekilde gerekçeli ve denetime elverişli ek rapor alınarak ayıpların giderim bedellerinin dava tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplattırılıp, bulunacak ayıp giderim bedelinin önceki kararda hükmedilen davacı alacağından düşülmesi suretiyle hâsıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle borç doğuran sözleşmelerden birisi olan ve tam iki tarafa borç yükleyen “Eser sözleşmesi” hükümlerine değinmek gerekir. 13. Eser sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır. 14. Eser sözleşmesi iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olup, “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsuru bulunmaktadır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yaparak ve zamanında tamamlayarak iş sahibine teslim etmekle; iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemekle yükümlüdür. 15. Türk Hukuk Lûgatında da “eser sözleşmesi” kısaca “Yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 353). 16. Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesinde düzenlenen hüküm uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Eser sözleşmesinin yapıldığı anda başlayan özen borcu, işin eksiksiz ve ayıpsız tamamlanmasına kadar devam eder. Hatta, tamamlanan eserin iş sahibine teslim edilene kadar korunması yükümlülüğü de aslında bir özen borcudur. Eserin iş sahibine tesliminden sonra özen borcu, TBK’nın 475. maddesi gereğince “ayıp sebebiyle sorumluluk” şeklinde sonuç sorumluluğuna dönüşmektedir. 17. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 18. Türk Borçlar Kanunu’nun 474 ilâ 478. maddelerinde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. 19. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. 20. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. 21. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 22. Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. İş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imâl edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Açık ayıpta iş sahibi muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmezse, TBK’nın 477/2. maddesine göre eseri kabul etmiş sayılır ve yüklenici açık ayıplarla ilgili sorumluluktan kurtulur. 23. Gizli ayıplarla ilgili TBK’nın 474/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. 24. Türk Borçlar Kanunu’nda eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde, aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dâhi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. 25. Ayıp hâlinde iş sahibinin hakları TBK’nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; eserin iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı olması hâlinde sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim yapılmasını isteme veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarıdır. İş sahibi bu seçimlik haklarının yanında ayıplı meydana getirilmiş olan eserin neden olduğu zararın tazminini de isteyebilir. Başka bir anlatımla iş sahibi tazminat hakkı ile seçimlik haklarını birlikte kullanabilir. Tazminatın istenebilmesi için de, ayıpta yüklenicinin kusurunun bulunması ve ayıp ihbarının süresinde yapılmış olması gerekir. 26. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2022 tarihli ve 2019/(15)6-6 E., 2022/775 K.; 04.11.2021 tarihli ve 2018/(15)6-1102 E., 2021/1337 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. 27. Öte yandan bilirkişi incelemesi ve bilirkişiden rapor alınması konusuna da değinmekte fayda vardır. 28. Bilirkişi raporu; bilirkişinin, hukukî değerlendirmeleri içermeyecek şekilde davanın çözümlenmesinde gereken teknik konulardaki açıklamalarını içeren mahkemeye sunduğu metindir. Bilirkişi raporu, mahkemenin uyuşmazlığı çözerken kullandığı kanıtlardan biri olup yargıç, bilirkişinin oy ve görüşünü öteki kanıtlarla birlikte serbestçe değerlendirir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 164). 29. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 266/1. maddesinde bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller; “Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez” şeklinde düzenlenmiştir. 30. Aynı Kanun’un 281. maddesinde; “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir” hükmüne yer verilmiştir. 31. Anılan düzenlemeler gereğince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden (re’sen) bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verebilir. 32. Şu hâlde, bilirkişi raporlarında görülen eksiklik ya da belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulması görevi mahkemeye ait olup, mahkemece raporu veren bilirkişilerden HMK’nın 281/2. maddesine göre ek rapor alınabileceği gibi, HMK’nın 281/3. maddesi uyarınca yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulup, tekrar inceleme yaptırılarak rapor da alınabilir. 33. Tüm bu açıklamalar ışığında davacı yüklenici tarafından 19.11.2013 tarihli sözleşme uyarınca dava konusu “...” isimli alışveriş merkezinin 2013 yılı yılbaşı aydınlatma dekorasyonunun malzeme temin ve montaj yapım işlerinin gerçekleştirildiği somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekilince dosyaya sunulan ve işin teslim edildiği 12.12.2013 tarihinde çekilmiş olan fotoğraflarda dış mekân aydınlatma sisteminde kapı sütunlarında bulunan, cins ve numaraları belli bir adet yarım daire ile üç adet tam daireden oluşan dört adet ürünün yanmakta olduğu, bu ürünlerle ilgili davalı iş sahibinin davadan önce ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/156 D. İş sayılı dosyasında yaptırdığı tespit sonucu hazırlanan 29.12.2013 tarihli (30.12.2013 havale tarihli) tespit raporunun ikinci sayfasında Resim-2’de dört adet üründen ikisinin yanar vaziyette olduğu görülmektedir. 34. Anılan bu olgulardan davacının dış mekân aydınlatma sisteminde ayıplı olduğu ileri sürülen dört adet ürünü 12.12.2013 tarihinde sözleşmeye uygun olarak sağlam ve çalışır vaziyette davalıya teslim ettiği sonucuna varılmaktadır. 35. Diğer taraftan her ne kadar Özel Daire bozma kararının dayanağı olup hükme esas alınan ve teslim tarihinden yaklaşık yirmi iki ay sonra 09.11.2015 tarihinde yapılan keşif sonucu ikinci bilirkişi heyetince düzenlenen 21.12.2015 tarihli raporun dokuzuncu sayfasının 7/1. maddesinde uyuşmazlığa konu dört adet ürünün bozuk ve ayıplı olduğu, ayıpların davacı tarafından garanti kapsamında giderilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; aynı raporun genel değerlendirme başlıklı bölümünün on birinci sayfasının beşinci paragrafında dış mekânda kullanılmak üzere davacı tarafından temin edilerek montajı yapılan imalatların eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği tespitine yer verilmiş, yine raporun sonuç bölümünün bir numaralı maddesinde davacı tarafından satılan ve montajı yapılan dış mekân ürünlerin tümünün sözleşmeye uygun, tam ve eksiksiz olduğu, ayıp nedeniyle indirim yapılmasını gerektiren şartların bulunmadığı görüşü bildirilmiştir. 36. Ayrıca dosya kapsamında bulunan fotoğraflardan dış mekândaki ürünlerin tümünün 12.12.2013 tarihinde yanar vaziyette teslim edilmesinden sonra davalının “14 Şubat Sevgililer Günü” nedeniyle davacının taktığı ürünler üzerinde oynama ve eklemeler yaparak konsepti değiştirdiği, sonrasında da davacıdan habersiz şekilde değişiklikler yaparak üzerlerine kalp şeklinde objeler taktığı görüldüğünden, bilirkişi heyetince 09.11.2015 tarihinde yapılan keşifte çalışmadığı tespit edilen dört adet ürünün yanmamasına davalının kendi müdahalesinin neden olma ihtimalinin bulunduğu ve ayıpların davalı iş sahibinin kullanımından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 37. Netice itibariyle; mahkemece davacının teslim ettiği ürünlerde ayıp bulunmadığı, Özel Daire bozma kararına esas alınan ve işin tesliminden yaklaşık yirmi iki ay sonra yapılan keşif sonucu tanzim edilen raporda saptanan ayıpların davalının kullanım hatası ve müdahalesi sonucunda oluşma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle verilen direnme kararı doğrudur. 38. Hâl böyle olunca ilk derece mahkemesince verilen direnme kararı usul ve yasa hükümlerine uygun olup, yerindedir. 39. Ne var ki, Özel Dairece bozma nedenine göre davalı vekilinin hükmedilen miktara yönelik diğer temyiz itirazları incelenmediğinden, bu yönden inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme kararı yerinde ve uygun bulunduğundan davalı vekilinin hükmedilen miktara yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan YARGITAY 6. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2022/4003 E., 2024/1430 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470-486 maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2022/4003 E.  ,  2024/1430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/950 E., 2022/470 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Red İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/103 E., 2021/57 K. Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı ayıbın giderilmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketçe yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ile davalı şirket arasında müvekkiline ait Bilecik ili Merkez ... Mah. 111 ada 2 no.lu parsel üzerine inşaat yapılması hususunda 10.05.2013 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müteahhit şirketin inşaata başlayamaması üzerine davalı ... isimli şahsın gelerek Bilecik Noterliği'nin 22.04.2014 tarih 4859 yevmiye no.lu ek sözleşme ile kişisel mal varlığıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesine kefil olduğunu, davalıların taşınmaz üzerinde hafriyat yaparak iksa işlemi uyguladıklarını, taşınmazdaki mevcut derinliği dahada derinleştirdiklerini, ancak inşaata başlamadıklarını, bir süre sonra belediyenin 25.05.2017 tarihinde davacıya yazı gönderdiğini, iksa ruhsatına istinaden yapılan iksa işleminin bir yıllık süresinin dolduğunu, can ve mal güvenliği tehlikesi bulunduğunu, gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin bildirildiğini, bunu davalılara bildirdiklerini, ama davalıların cevap vermediklerini, bir işlem yapmadıklarını, mevcut kayma riskinin giderilmesi için gerekli tedbirlerin davalılar tarafından alınması gerektiğini ileri sürerek parseldeki mevcut kayma riskinin giderilmesi için bilirkişiler tarafından tespit edilecek gerekli tedbirlerin davalılar tarafından alınmasına ve bunun için davalılara uygun bir süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin yerin fiziki koşullarını iyileştirici ve güvenliği sağlayıcı yeterli önlemi almadığı, inşaata devam etmeyerek mevcut yerde kayma tehlikesine neden olduğu, bu hususun davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler ile ortaya konduğu, dava konusu yerin mevcut konumu itibarıyla olası bir toprak kayması durumunda hem mal hem can kaybına sebebiyet verebileceği, basiretli yüklenici olması beklenen davalıların iş bu tehlike durumunu işverene bildirdiğine ilişkin her hangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, bilirkişi raporlarında kayma hareketinin hali hazırda bulunduğunun, dayanım süresinin maksimum iki yıllık olduğunun geçici iksaların ömrünün dolduğunun fakat henüz inşaata başlanmadığının, dava konusu yer üzerindeki dolgunun söz konusu kayma tehlikesini önlemeye yetmeyeceğinin, ivedi şekilde yeni ilave iksalar ile desteklemenin güçlendirilmesi ve inşaatın hemen tamamlanması ile iksa ve bina arasına dolgunun yapılması gerektiğinin belirtildiği, davacıların talebinin ilave iksalar (fore kazık vb) ile önlemin alınması olduğu, davalıların iş bu tedbirleri almakla yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.10.2020 havale tarihli kök rapor ile 24.12.2020 havale tarihli ek rapor doğrultusunda Bilecik İli Merkez İlçesi ... Mahallesi 111 ada 2 nolu parsel üzerinde ilave iksalar tesis edilerek kayma riskine karşı önlem alınmasına, gerekli işlemlerin davalılar tarafından yapılmasına karar verilmiştir. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalılar istinaf dilekçesinde; İTÜ'den aldıkları raporda dolgu yapılmasının doğru olmadığının belirtildiğini, ikinci bilirkişi raporunun da bunu desteklediğini, davacı tarafın ilk aldırdığı raporla yapı ruhsatı almalarının engellendiğini, haksız olarak sözleşmelerin fesih edilmeye çalışıldığını, kazanılmış olan hakları bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'e kararın 13.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun 08.03.2021 tarihinde yapıldığı, bu davalı yönünden istinaf süresinin geçtiği, tüm bilirkişi raporlarıyla davalı yüklenicinin yaptığı inşaatın ayıplı olduğu, ayıbı gidermekle sorumlu bulunduğu, yeterli önlemi almadığı, inşaata devam etmeyerek mevcut yerde kayma tehlikesine neden olduğu, yapılması gereken iş ve işlemlerin davalı yüklenicinin sorumluluğunda kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...'in istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'in istinaf başvurusunun süresinde olduğunu, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ayıbın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470-486 maddeleri. 3-Değerlendirme 1. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. 2. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan Bilecik Noterliği'ne ait 10.05.2013 tarih 5850 yevmiye nolu düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşmeye hükümlerini düzeltmek amacıyla imzalanan 22.04.2014 tarihli sözleşmede, davacı arsa sahibi, davalı şirket yüklenici, davalı ... ise sözleşmelerden dolayı şahsi malvarlığıyla sorumlu olan kişidir. 3. Mahkemece her ne kadar 27.10.2020 havale tarihli kök rapor ile 24.12.2020 havale tarihli ek rapor doğrultusunda Bilecik İli Merkez İlçesi ... Mahallesi 111 ada 2 no.lu parsel üzerinde ilave iksalar tesis edilerek kayma riskine karşı önlem alınmasına, gerekli işlemlerin davalılar tarafından yapılmasına karar verilmişse de, 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesine aykırı şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulmuştur. 4. Bu durumda mahkemece; HMK'nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma görevi gereği, davacıya TBK'nın 475. maddesi çerçevesinde dava dilekçesindeki taleplerinin açıklattırılıp belirlenen talebe göre infazda tereddüt yaratmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, infazı kabul olmayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/8370 E., 2018/4016 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır;
23. Hukuk Dairesi         2015/8370 E.  ,  2018/4016 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davacı arsa sahibi ve hissedar kardeşleri ile davalı yüklenici kooperatif arasında 17.11.1995 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme uyarınca üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek davacı hissesine düşen bağımsız bölümleri geç teslim ettiğini ileri sürerek, oluşan kira kaybının, sözleşme gereği ödenmesi gereken cezai şartın ve eksik-ayıplı imalatlar nedeniyle doğan nefaset farkının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tüm bağımsız bölümlerin 31.12.2000 tarihinde teslim edildiğini, süresinde ayıp ihbarı yapılmadığını ve talebin zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı yüklenicinin sözleşmede belirlenen yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmediği, davacının geç teslim nedeniyle uğradığı zararı talep etmekte ve sözleşme uyarınca ifaya ekli cezai şart niteliğinde olan cezai şartı istemekte haklı olduğu ayrıca yüklenicinin teknik şartname dikkate alındığında bağımsız bölümleri eksik ve ayıplı imalatlar ile teslim ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 19.203,43 Euro cezai şart, 95.049,19 TL kira bedeli ve 86.000,00 TL nefaset farkının dava tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak, eksik ve ayıplı işler bedelinin, cezai şartın ve kira kaybının tahsili istemine ilişkindir. TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâl etmeyi yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nın 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK'nın 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, anılan kanunun 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı iş ise eser sözleşmesinde kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede fark edilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile varolan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Dosya kapsamından, mahkemece alınan bilirkişi raporunda tespit edilen ayıpların açık ayıp oldukları, bu ayıplar bakımından, makul sürede yapılacak muayene ile, davalı yükleniciye ihbarda bulunulması gerektiği, ancak teslimden sonra geçen uzun süreye rağmen davacı tarafından usulüne uygun bir ihbar yapılmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, açık ayıp kalemleri yönünden yapılması gerekli ayıp ihbarının, TBK'nın 474. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.07.2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2015/9799 E., 2017/3239 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Öte yandan, TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır;
23. Hukuk Dairesi         2015/9799 E.  ,  2017/3239 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. Mehmet Emin Şen gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - KARAR - Davacı vekili, müvekkili davacının murisi ile davalı yüklenici arasında 31.07.2003 tarihinde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca arsa payının ve bağımsız bölümlerin eşit olarak paylaşıldığını, binanın sağ tarafında kalan 1 dükkân ile 4 bağımsız bölümün arsa sahibine ait olacağının kararlaştırıldığını, daha sonra arsa sahibinin vefatı nedeniyle müvekkilinin ve dava dışı Ahmet Kocaman'ın mirasçı olarak kaldığını, arsa sahibine kalan dükkân ve bağımsız bölümlerdeki ortaklığın giderilmesi için dava açıldığını, 2 no'lu dükkânın satış suretiyle, kalan dört bağımsız bölümün ise denkleştirme yapılarak aynen taksimine karar verildiğini, yakın zamanda yüklenciye ait bağımsız bölümlerin gezilmesi sırasında yükleniciye ait bağımsız bölümlerin müvekkiline ait bağımsız bölümlere nazaran daha büyük yapılmış olduğunun fark edildiğini, bu nedenle müvekkili aleyhine değer farkı ve kira gelir kaybı oluştuğunu, sözleşmeye aykırılık nedeniyle ortaya çıkan bu imalât farklılığından davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 15.000,00 TL kira gelir kaybı ile 10.000,00 TL değer kaybının faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 16.02.2015 havale tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 81.738,00 TL arttırarak, 96.738,00 TL'nin tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacının diğer mirasçı ile arasında elbirliği mülkiyeti bulunması nedeniyle tek başına dava açamayacağını, buna rağmen açtığını ve arsa sahibine kalan tüm bağımsız bölümler için talepte bulunduğunu, oysa ki miras payı kadar talep hakkı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede bağımsız bölümlerin eşit büyüklükte olacağına dair bir hükmün bulunmadığını, hem değer kaybı hem de malın semeresinin istenemeyeceğini, bağımsız bölümlerin 2005 yılında teslim edildiğini, davacının ve arsa sahibinin makul sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; arsa sahibi ile davalı yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan binaya ait yapı kullanma izin tarihinin 19.12.2007 olduğu, yüklenicinin kast veya ../.. S.2. ağır kusuru ile akdi hiç veya gereği gibi yerine getirmediği, bu nedenle TBK'nın 146. maddesi gereğince zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, dava ve ıslah tarihine kadar bu sürenin dolmadığı, davalı arsa sahiplerine ait bağımsız bölümlerin daha küçük yapılmış olduğunun ancak yükleniciye düşen bağımsız bölümlerle mukayese edilmesi ile anlaşılabilecek bir durum olduğu, ilk bakışta anlaşılabilecek açık ayıp niteliğinde olmadığı, gizli ayıp olduğu, sözleşme uyarınca, arsa sahibi ile yüklenicinin inşaat yapılacak taşınmazı 1/2'şer oranında paylaştıkları anlaşıldığından, taraflara düşen eşit sayıdaki bağımsız bölümlerin alan olarak da eşit büyüklükte olması gerektiği, ancak davalının kendisine ait tarafı daha büyük projelendirerek arsa sahibininkilere nazaran daha büyük inşa ettiği, arsa sahibine ait bağımsız bölümlerin de yükleniciye ait bağımsız bölümlerle eşit büyüklükte inşa edilecek olması haline göre daha küçük inşa edilmiş olmasından kaynaklı değer kaybı ve kira gelir kaybı bulunduğu, toplam değer kaybının 111.000,00 TL olduğu, davacı tarafın kabul ve beyanına göre arsa sahibine düşen bağımsız bölümlerin 2005 yılında teslim edildiği, 01.01.2005 tarihinden dava tarihine kadar olan dönemde 82.477,00 TL kira gelir kaybının bulunduğu, davacının 1/2 miras payına göre 96.738,00 TL değer kaybı ve kira gelir kaybı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 96.738,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca, değer kaybı ve kira gelir kaybı bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1-Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesi uyarınca, muhatabın tebligat sırasında adreste bulunmaması halinde, tebliğ memuru, tebliğ evrakını o yer muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla birlikte, tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. Somut olayda, dava dilekçesinin, davalının mernis adresine tebliğe çıkarıldığı, tebligat sırasında davalının adreste bulunmaması üzerine, tebligatın 03.02.2014 tarihinde mahalle muhtarına imza karşılığı teslim edildiği, binanın kapısına ihbarname yapıştırılmakla birlikte, davalıya keyfiyetin haber verilmesi için en yakın komşularından birine, yönetici veya kapıcıya herhangi bir bildirimde bulunulduğuna veya bulunulamadığına dair tebliğ evrakında bir bilgiye yer verilmediği, bu nedenle tebligatın usulsüz olduğu, davalı vekilince verilen 11.03.2014 havale tarihli dilekçe ile, tebligatın usulsüz olduğu, müvekkilinin dava dosyası ve dava dilekçesinden 06.03.2014 tarihinde haberdar olduğu, bu nedenlerle tebliğ tarihinin öğrenme tarihi kabul edilerek, davaya cevap süresinin uzatılmasına ve eski hale iadeye karar verilmesini talep ettiği, mahkemece bu talebin 12.03.2014 tarihli ara karar ile, talebin süresinde olmaması nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın davalı vekiline, 24.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilince bu tarihten itibaren iki haftalık süre içinde, 07.04.2014 tarihinde cevap dilekçesi sunularak, zamanaşımı defi'nde bulunulduğu, aynı şekilde davacı tarafın 06.03.2015 tarihinde tebliğ edilen ıslah dilekçesine karşı 10.03.2015 tarihinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu, anılan madde hükmü ve dosya kapsamına göre, davalı vekilince, gerek dava dilekçesine karşı, gerekse davacı tarafın ıslah talebine karşı, zamanaşımı defi'nin yasal süre içinde ileri sürüldüğü anlaşılmıştır. ../.. S.3. 2- Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri, eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan, TBK'nın 147/6. maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu süre, edimin yasal olarak yerine getirilmesi gereken tarih veya fiilen teslim edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının, bu tarihlere göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafça, sözleşmeye göre, taraflara düşen eşit sayıdaki bağımsız bölümlerin alan olarak da eşit büyüklükte olması gerekmesine rağmen, davalı yüklenicinin, kendisine ait tarafı daha büyük projelendirerek, arsa sahibi murisine kalan 1 dükkân ve dört bağımsız bölüme nazaran daha büyük inşa ettiği ileri sürülerek, bu fark nedeniyle, ortaya çıkan değer kaybı ve kira gelir kaybının talep edildiği, davacı tarafça teslimin fiilen 2005 yılı başında yapıldığının belirtildiği, bu durumun, inşaatın tamamlanma oranının %100 olduğunu belirten 03.12.2004 tarihli seviye tespit tutanağına da uygun olduğu, davalı tarafça da bu hususa herhangi bir itirazda bulunulmadığı, dava tarihinin ise 08.11.2013 olduğu anlaşılmış olup buna göre, teslim tarihinin 2005 yılının başları olarak kabulü gerekmektedir. Öte yandan, TBK'nın 477/3. maddesi, "Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır." hükmünü içermektedir. Yüklenicinin iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imâl etmeyi yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; iş sahibi, açık ayıplarda TBK'nın 474. maddesi, gizli ayıplarda ise TBK'nın 477. maddeleri hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde, anılan kanunun 475. maddesinde tanınan hakları kullanabilir. Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde tam yapılmayan iştir. Ayıplı iş ise eser sözleşmesinde kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Diğer anlatımla ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Ancak, kasten sakladığı bozukluklarla, usulüne uygun yapılan gözden geçirmede farkedilemeyecek ayıplar için yüklenicinin sorumluluğu devam eder. Eğer, meydana getirilen eserin, teslim alındığı sırada usulüne uygun yapılan gözden geçirme ile varolan bozukluğu görülmemişse, ortada gizli bir ayıbın olduğu kabul edilir. Açık ayıplar, eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz bizzat yapılan veya uzmanına yaptırılan gözden geçirme sonucu saptanınca, uygun sürede; gizli ayıplar da ortaya çıkar çıkmaz, gecikmeksizin yükleniciye bildirilmelidir. Ayıp bildirimi süresinde yapılmadığı takdirde iş sahibi bu ayıbı örtülü olarak kabul etmiş sayılır. Eksik işler bedeli ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresinde talep edilebilir. Davacı tarafın eser sözleşmesinden kaynaklanan değer kaybı ve kira gelir kaybı talepleri de, yukarıda anılan madde uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Somut olayda davacı arsa sahibi, kendisine kalan bağımsız bölümlerin, yüklenici davalıya kalan bağımsız bölümlere nazaran m² olarak daha küçük yapıldığını iddia etmiş olup, mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere, eksik iş niteliğinde olan ve gizli ayıp sayılmayan eksik m² imalâtının gizli ayıp olarak kabulü de doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece, dava konusu bağımsız bölümlere ilişkin davanın, fiili teslim tarihi ile dava tarihi arasında zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 1.480,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3720 E., 2024/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2023/3720 E.  ,  2024/315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi (yıkım), kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar (gecikme tazminatı istemli) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü, birleşen davada davacının davasının kısmen kabulü karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın davalılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA A-ASIL DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatı aşamasına geldiğini, sözleşme konusu taşınmaz yapılacak parselde bulunan eski evin yıkılmaması ve proje tadilatı ve iskan ruhsatı işlemleri için davalıların imzaya yanaşmadığını, eski evden dolayı, davalı ... ve bir kısım aile fertleri davalıların taşınmaza müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin; ... Belediye Başkanlığında, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, ilgili tapu ve diğer kamu kurumlarında proje tadilatının onaylanmasını ve iskan ruhsatının alınmasını sağlayacak tüm işlemleri davalılar adına yapmaya yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir. B-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafından başlatılan inşaatın henüz tamamlanmadığını, ... belediyesi tarafından liste halinde tespit edilen eksikliklerin tamamının davacı şirket tarafından kaynaklandığını, eksik imalatların tamamlanması için davacı firmaya defalarca şifahi görüşmeler yapıldığını ve ihtarnameler çekildiğini, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait eski yapının, davacı tarafça müvekkiline vaad edilen meskenlerin teslim edilmemesi nedeniyle boşaltamadıklarını, bağımsız bölümlerin teslim edilmesine müteakiben bu eski yapının yıkılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi ve iskan ruhsatının aylar öncesi alınması gerekirken uzun zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından dairelerin teslim edilmediği gibi iskan ruhsatının da alınmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. II.BİRLEŞEN DAVA A-DAVA Davacı arsa sahipleri dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin imza edilmesinden itibaren itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatının alınması ve 24 ay sonunda da daireler ve bağımsız bölümlerin tesliminin taahhüt edildiğini, yüklenicinin iskanın alınamaması durumunda, her ay (iskan alınana kadar) 1.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 12.maddesinde telafi imkanı olmayan veya süresi içinde giderilmeyen sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda yüklenicinin, daire-dükkan başı 100.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, inşaata ilişkin hatalı ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 d.... sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ileri sürerek, davalının temerrüdü ve akde riayetsizliği sebebi ile müvekkillerinin uğradığı tüm zarar ve ziyanlarının dava sonunda çıkacak olan bedelin tazminini talep ve dava etmiş, davacılar vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 1.750.000,00 TL'ye çıkartarak ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Davacılar vekili 02/02/2022 tarihli açıklama dilekçesiyle de; davacı arsa sahibi ... açısından kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imza sahibi olan ... adına 4 tapu göründüğünden, her bir taşınmaz için sözleşmede belirtilen 100.000,00 TL cezai şart ile 36 ay kira alacağı, ayrıca ayıplı ve eksik imalatların toplamından kaynaklanan toplam 850.000,00 TL alacak talep edildiğini, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalat bedeli, ..., 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 257.145,00 TL (... adına 2 tapu bulunmaktadır.) ayıplı ve eksik imalatların bedeli olarak alacak talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür. B-CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça davaya dayanak gösterilen tespit raporu ile aynı hususlarda müvekkili tarafından alınan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... sayılı dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz üzerine yapılan inşaatın tamamlandığını iskan ruhsatı alınması aşamasına gelindiğini, davacının baskısı ve sözleşmeyi bozma tehditi altında davalıya ait meskenlerde bazı ek imalatlar ve işler yapıldığını, belediye tarafından yapılan tespitlerde bu imalatların projeye uygun olmadığı belirtildiğinden müvekkili şirket tarafından projeye uygun hale getirildiğini, davacı ile sonradan taşınmaz satın alan kişilerin imzadan imtina etmeleri nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını, müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, diğer arsa sahiplerinin fiilen dairelerine kavuştuğu halde davacı kendisi temerrüde düştüğünden ceazi şart ve kira ödeme yükümlülüğü doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; arsa sahibi davalılar ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme içeriğine göre dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı ve fiilen kullanıldığı, ancak ... kullanma izin belgesi olmadığından istenilen belgelerin ikmal edilmesi halinde kat mülkiyetine esas olmak üzere kat irtifakının tesis edilebileceği, davalı tarafın kendisinden başka kimselerin de imza atmadığı ve eksik işler olduğunu beyan etmiş ise de davacı taraf iskan alacağı zaman belediye tarafından istenilen eksiklikleri tamamlayacağından ve başkaca imzası eksik olanlar var ise onlara ilişkin de dava açabileceğinden davalının bu savunmalarına itibar edilmediği ve davacının nama ifaya izin talebine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan keşif esnasında davaya konu edilen evin yıkıldığı anlaşıldığından ve davalı tarafın beyanlarına göre dava açıldıktan sonra yıkıldığı anlaşıldığından müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden; davacı ... dışındaki diğer davacıların davacı ...'in çocukları oldukları ve KKİS'nin ekindeki vaziyet planında bu davacılara verilecek dairelerin belirlendiği ve dosya kapsamında bulunan temlik sözleşmeleri ile davacı ... tarafından diğer davalılara eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı alacak haklarını temlik ettikleri, bu davacıların da eksik ve ayıplı ... bedelinin davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, kira bedeline yönelik yapılan incelemede; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin davaya konu daireleri süresi içinde teslim ettiği dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından davacının kira alacağı talebinin reddine, cezai şart talebine yönelik yapılan incelemede ise; düzenlenen bu ceza-i şartın eksik ve ayıplı ... bedeli için ödenmesine karar verildiği anlaşıldığı davacı tarafın hem eksik ... bedelini hem de cezai şart bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı ...'a yönelik dava yönünden, davalı ...'in bu sözleşmede şahıs olarak imzası bulunmadığı sadece şirket yetkilisi olarak hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 32475 ada 2 parsel de bulunan taşınmazda kat irtifakının kurulması için gerekli işlemleri yapması yönünden davacıya nama ifaya izin verilmesine, müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 514.284,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’e verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ... ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’a verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 257.145,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’e verilmesine, davacı ...’in ceza-i şart ve kira alacağına ilişkin talebinin reddine, davacıların davalı ...’a yönelik davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-birleşen dosya davalılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın arsa sahibi olduğunu, diğerlerinin ise arsa sahibinden daire satın alan 3. kişiler olduğunu, bu kişilerle müvekkili arasında akdi ilişki olmadığını, müvekkilinden talepte bulunamayacaklarını, davaya konu inşaata iskan ruhsatı alınması için gerekli tüm işlemlerin ve proje tadilatının yapılması için müvekkili şirket yetkililerine nama ifaya izin verilmesi şeklinde talepleri bulunmasına rağmen mahkemece sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin verilmesinin yanlış olduğunu, birleşen dosyanın davacılarının davalarına dayanak olarak birden çok sayfadan oluşan, birbiri ile bağlantısı sağlanamayan, müvekkilinin imzası bulunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında adi yazılı fotokopi belgeler sunduklarını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 D. ... sayılı dosyalarından yaptırdıkları tespit dosyalarına arsa karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında sundukları adi yazılı belgelerin de farklı olduğunu, bu nedenle sözleşme asılları celp edilmeden karar verilmesinin yanlış olduğunu, geçerli sözleşmenin tespit edilmesi gerektiğini, birleşen dosyada dava dilekçesi ve ıslah dilekçesiyle davacıların her biri için cezai şart, kira tazminatı ve eksik-ayıplı işler bedelinden doğan tazminat talep ettiklerini, ancak ıslah dilekçesinin açıklaması olarak sunulan ikinci ıslah dilekçesinde taleplerini değiştirdiklerini, mahkemenin ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurması gerektiğini, ikinci ıslahın geçersiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere, kararda cezai şart ve kira tazminatı talebi reddedildiği belirtilen davalı- karşı davacı ...'in 4 dairesine isabet eden cezai şart tutarının yanlış hesaplandığını, dava konusu inşaattaki bahse konu eksikliklerin tadilat projesiyle giderilebilecek olması karşısında, emsal içtihatlar da dikkate alınarak yüklenici müvekkili şirkete bu eksiklikleri gidermek, tadilatları yapmak ve iskan ruhsatı almak için izin ve makul süre verilmesi gerekirken, mahkemenin süre vermediğini, oysa davacıların davalarına dayanak yaptıkları eksiklikler, müvekkiline verilecek makul süreyle giderilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkiline verilecek süre sonunda eksikliklerin giderilmesinin davanın sonucunu da etkileyeceğini, delil tespitlerinde sunulan bilirkişi raporları ile yargılama arasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davaya konu olayda davalı-karşı davacıların davalarını kısmi dava olarak açtıklarının, bu nedenle ıslahla artırdıkları kısım için ıslah tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkeme tarafından ıslahla artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davayı hem ..., hem de ... adına vekalet sunarak takip ettiklerini, ancak birleşen dosyada karar başlığında ...'ın vekili olarak gösterilmemelerinin ve lehlerine bu davalı açısından vekalet ücreti verilmemesinin yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalılar-birleşen dosya davacılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki fayda bulunmadığını, yüklenicinin nama ifaya yetki bağlamında iskan ruhsatı almak için gerekli işlemleri dahi yapmadığını, kararda hem süre olarak hem de yetki olarak yüklenicinin hangi işleri yapacağı, ne tür eksikleri gidereceğine dair kapsam belirtilmediğini, nama ifa yetkisinin çerçevesinin belirlenmemesinin, ve sınırlandırılmamasının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüklenici şirketin üzerinde hemen hemen hiç mal varlığı kalmadığını, yüklenicinin sadece zaman kazanmaya çalıştığını, bina temelinin yalıtımlarının gereği gibi yapılmadığını, yönetmelik gereği olması gereken bacaların olmadığını, elektrik odalarının kapılarının ters yöne açılmasının düzeltilmediğini, ... Belediyesi iskân-imar birimi tarafından 26.3.2019 tarihli Raporunda belirlenen eksiklerin de şu ana kadar giderme girişiminde bulunulmadığını, bunların yapılması için imzaya, proje tadilatına veya nama ifa yetkisine gerek olmadığını, nama ifa yetkisinin yükleniciye verilmesinin tüm bina malikleri ve sakinlerinin de aleyhine olduğunu, binada herhangi bir mülkü olmayan müteahhidin iskân almak için hiçbir çabası olmadığını, asıl olanın projeye uygun yapılarak iskan ruhsatının alınması olduğunu, sözleşmenin birinci sayfasında 1. madde de "projenin mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda çizileceği" yazıldığını, inşaattaki bahse konu eksikliklerin karşı tarafa makul süre verilmesi halinde giderilebileceği ifade edildiğini ancak karşı taraf binaları sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği gibi 2019 yılından beri tespit edilen eksik ve ayıpların giderilmesine ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkillerince eksik ve ayıpların giderilmesi için defalarca ihtar çekildiğini, karşı tarafın işbu ihtarlara sessiz kaldığını, yükleniciye süre verilmesine gerek olmadığını, binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmeliğe aykırı olarak inşa edildiğini, yaklaşık 3 yıldır çivi dahi çakılmadığını, bu nedenle öncelikle nama ifa yetkisinin kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nama ifa yetkisinin, sözleşme sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde sınırlarının çizilmesi ve sürenin belirlenmesini talep etiklerini, birleşen dosya açısından yüklenici şirketin yanında ...'ın da şahsi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede hem ... İnşaat Ltd. Şti'nin kaşesi imzası ve ayrıca ...'ın şahsının el yazı ile yazmış olduğu "okudum" ibaresinin sözleşmenin tüm sayfalarında yer aldığını, ayrıca sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, sözleşmenin üçüncü sayfasında müteahhide ait şirket kaşesinin altında müteahhidin imzası bulunduğu halde ayrıca kendi ismini el yazısı ile yazdığını ve altına ikinci defa ... olarak şahsi imzasını da attığını, müvekkillerinin ...'ın da sözleşmeyi imzalamasını müteselsilen sorumlu olması amaçladıkları için istediklerini, nitekim şirketin üzerindeki malvarlığını kaçırdığını, arsa sahibi ... açısından cezai şart taleplerinin reddinin doğru olmadığını, dairelerin mutlak olarak hiçbir zaman teslim edilmediği, bazı maliklere anahtar teslim edilmesine rağmen müvekkillerine anahtar teslimi yapılmadığı için arsa sahibi ... açısından kira alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı eksik imalatlar bakımından hükmedilen tutarların enflasyon oranının çok altında kalması, davacı karşı davalı tarafça ayıplı ve eksik imalatların onarımı için belirlenen miktarların artan inşaat maliyetleri nedeniyle oldukça düşük olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden nama ifaya verilecek izin yüklenicinin talebiyle bağlı ve talebe uygun şekilde olması gerektiği, davacının nama ifaya izin talebi iskan ruhsatının alınması için yapılacak başvurulara ilişkin olduğundan talebe uygun olarak karar verilmesi gerekirken sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin kararı verilmesi doğru olmadığı, birleşen dava yönünden; davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından mahkemece verilen husumet yokluğundan red kararının yerinde olduğu ancak davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği, sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine henüz teslim edilmediği, bu nedenle eksik ve ayıplı işlere ilişkin talebin reddinin gerektiği, gecikme tazminatı yönünden yapılan incelemede, bağımsız bölümlerin tesliminde arsa sahiplerinin de kusurlu olduğu bu nedenle gecikme tazminatı istenemeyeceği, ceza koşulu talebi açısından ise, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki "...sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda hiçbir ihtara gerek olmadan ...100.000 TL" ödenmesine ilişkin ceza koşulu, seçimlik ceza koşulu olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1. maddesi uyarınca hem borcun hem de cezanın ifası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl dosya davalıları- birleşen dosya davacıları vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalılar vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mah. 32475 ada 2 parselde bulunan taşınmazda iskan ruhsatı alınması ve proje tadilatının yapılması için gerekli işlemler yönünden davacı yüklenici şirkete nama ifaya izin verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın davalı ... açısından husumetten reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından eksik ve ayıplı ... bedeli talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından ceza koşulu ve gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1-asıl dava yönünden, nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığı, yüklenicinin dava konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, iskan ruhsatının alınmamasında müvekkillerinin kusuru olmadığını, eksikliklerin giderilmesi halinde müvekkillerinin iskan ruhsatı alınması için imza atacaklarını beyan ettiklerini, ancak davaya konu binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmenliğe aykırı olarak eksik, gizli ve açık ayıplı imal edildiğini, sözleşme serbestliğini sınırlayan, sözleşmedeki hükümleri müteahhit lehine imza sahibi arsa sahiplerinin aleyhine haksız şekilde bozan, proje değişikliği yetkisini içeren nama ifa yetkisinin hukuka uygun olmadığını, 2-Dairelerle ilgili fiili teslimin gerçekleşmiş olması sebebiyle “usul” bakımından herhangi bir eksiklik bulunmadığını, dairelerin eksiklikler giderilmeden teslim edildiğini, bu nedenle geç teslimden kaynaklı kira bedeline hükmedilmesi gerektiğini, 3-Birleşen dava yönünden; müteahhit ...’in şahsi olarak da sorumlu olduğunu, sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. Sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "Bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, müteahhitin şahsen kendi üzerine ve/veya kendisine ait başkaca şirketlerin üzerine mal aktarımı yaparak eksik ve ayıplı yaptığı imalatlardan kaynaklı mahkemenin verdiği karardaki miktarları ödememek maksadıyla şirket üzerindeki taşınmaz malları kaydırdığını, somut olayda; istinaf mahkemesinin inceleyip karara bağladığı yukarıda gerekçeli kararında yer verilen hususlar bakımından, davacı/karşı davalılar tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğini, İstinaf mahkemesinin bu nedenle karar veremeyeceğini, gecikme tazminatı, kira ve cezai şart taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğunu, tüm davalılar için davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada yüklenici tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kısmi nama ifaya izin istemine ilişkin olup, birleşen davada ise arsa sahiplerinin gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Müteahhit (M), iş sahibi (A)’nın arsası üzerine bir villa inşa etmiş ve 15 Mart'ta eseri teslim etmiştir. (A), taşınma telaşı sırasında duvar boyasındaki belirgin dalgalanmaları ve kapı pervazlarındaki göze çarpan çizikleri fark etmesine rağmen, bu durumu (M)'ye 45 gün sonra, 29 Nisan'da bildirmiştir. Yargıtay içtihatları ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesi hükümleri çerçevesinde, (A)'nın duvar boyası ve pervazlardaki ayıplara ilişkin hukuki durumu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) İş sahibi (A), açık ayıp niteliğindeki bu kusurları işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulunmaz gözden geçirip uygun bir sürede bildirmediği için eseri bu haliyle kabul etmiş sayılır.
B) Duvar boyasındaki dalgalanmalar ve pervazlardaki çizikler, vaat edilen kalitede bir ifa olmaması nedeniyle eksik ifa sayılır ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresince ileri sürülebilir.
C) Boyadaki dalgalanmalar ve pervazlardaki çizikler, eserin estetik değerini etkileyen gizli ayıp niteliğinde olduğundan, ortaya çıktıktan sonra derhal bildirilmesi yeterlidir ve (A)'nın bildirimi süresindedir.
D) Yüklenicinin ağır kusuru olmaksızın iş sahibinin ihbar külfetini geciktirmesi, iş sahibinin yalnızca sözleşmeden dönme hakkını ortadan kaldırır; ancak ayıp oranında bedel indirimi talep etme hakkı devam eder.
E) İş sahibi (A), eseri teslim aldığı tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresi içinde dilediği zaman açık ayıpları bildirme hakkına sahiptir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol