TBK Madde 476
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
Madde, eser sözleşmesinde işsahibinin ayıptan sorumluluğunu düzenler. Yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın ayıbın işsahibinin talimatından doğması ve ayıbın herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilmesi hâlinde, işsahibinin ayıba dayanan haklarını kullanamayacağını öngörür. Eser sözleşmesinin tarafı olan yüklenici ile işsahibi arasındaki ilişkilere uygulanır.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.
d. Eserin kabulü
Madde gerekçesi
818 sayılı Borçlar Kanununun 361 inci maddesini karşılamaktadır. Tasarının tek fıkradan oluşan 476 nci maddesinde, eserin ayıplı olmasından işsahibinin sorum luluğu düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 361 inci maddesinin kenar başlığında kullanılan "c. İşsahibinin mesuliyeti" şeklindeki ibare, Tasarıda "c. İşsahibinin sorumluluğu" şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 361 inci maddesinde kullanılan "Yapılan şeyin kusurlu olması" şeklindeki ibare, Tasarıda "Eserin ayıplı olması" şeklinde; "sarahaten beyan eylediği mütalâaya mu gayir olarak" şeklindeki ibare de, "açıkça yaptığı ihtara karşın" şeklinde düzeltilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 361 inci maddesinde kullanılan "işsahibinin verdiği emirlerden neşet etmiş bulunur veya her hangi bir sebeple iş sahibine isnadı kabil olursa" şeklindeki ibare, Tasarı da, "işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yük lenebilecek olursa" şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 361 inci maddesinin sonunda kullanılan "o şeyin kusurlu ol masından" şeklindeki ibare ise, "eserin ayıplı olmasından" şeklinde düzeltilmiştir. Gerçekten, eserin kusurlu olmasından değil, ayıplı olmasından söz edilmelidir. Metninde yapılan düzeltme ve anlaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge
Bu maddedeki kavramlar
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
156 karar arasından seçildi- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi · E. 2024/737 · K. 2026/177 · T. 13.01.2026İstinafRet
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 472/3 ve 476/3 maddeleri uyarınca, yüklenici işin ehli olup bedele hak kazanabilmesi için eseri fen ve sanat kuralları ile tekniğine ve iş sahibinin ondan beklediği amaca uygun olarak tamamlayıp teslim etmesi zorunludur.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi · E. 2024/284 · K. 2025/72 · T. 22.01.2025İstinafRet
davacının kendi üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyerek kendisine işin başlamasından evvel, henüz teklif aşamasında iletilen bilgileri nazara almaksızın işin yerine getirilmesi talimatını vermesi sonrasında dava konusu zararın ortaya çıktığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 476. maddesi gereği eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, iş sahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek olursa iş sahibinin,
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi · E. 2015/637 · K. 2020/202 · T. 10.03.2020İlk dereceRet
Türk Borçlar Kanunu 476. maddesi uyarınca eserin ayıplı olmasının işsahibinin talimatından doğmasının yanı sıra, eserdeki ayıbın iş sahibine yüklenebilen bir sebepten kaynaklandığı durumlarda da işsahibinin ayıplı ifadan doğan haklarını yükleniciye karşı ileri süremeyeceği düzenlenmiştir.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddeye özel soru
Bir konser salonunun akustik yalıtımı için iş sahibi (İ) ile yüklenici (Y) arasında, özel ses yutucu panellerin imal edilip monte edilmesi konusunda bir eser sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmede panellerin belirli bir desibele kadar ses yalıtımı sağlaması kararlaştırılmıştır. (İ), estetik kaygılarla, sözleşmede öngörülen malzemeden daha ince ve farklı bir kompozit malzemenin kullanılmasını talep etmiştir. Yüklenici (Y), bu malzemenin hem mukavemetinin düşük olduğunu hem de sözleşmede kararlaştırılan akustik performansı sağlamayacağını belirterek iş sahibini yazılı olarak uyarmıştır. Ancak (İ), tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu beyan ederek talimatında ısrar etmiştir. Eserin tesliminden sonra yapılan ölçümlerde, panellerin yetersiz yalıtım sağladığı ve bir kısmında ince malzeme nedeniyle mikro çatlaklar oluştuğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine (İ), ayıbın eserin reddini gerektirecek derecede önemli olduğunu ileri sürerek kalan iş bedelini ödemeyi reddetmiş ve sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediğini bildirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Eserdeki ayıp, işin reddini gerektirecek önemde olduğundan, (İ) sözleşmeden dönerek o ana kadar ödediği bedelin iadesini ve menfi zararını talep edebilir.
- B) Panellerin kararlaştırılan akustik performansı sağlamaması 'eksik iş' niteliğindedir ve bu nedenle ayıp ihbarı sürelerine tabi olmaksızın (İ), her zaman iş bedelinden indirim yapılmasını talep edebilir.
- C) Ayıbın ortaya çıkmasında (İ)’nin talimatı etkili olsa dahi, (Y) fenne aykırı bu imalatı yapmayı kabul ettiği için müterafik (ortak) kusurlu sayılır ve mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel indirimi yapılması gerekir.
- D) (İ), eserdeki ayıbın ortaya çıkmasına bizzat kendi talimatıyla sebebiyet verdiğinden ve (Y)'nin bu konudaki uyarısını dikkate almadığından, ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanamaz.
- E) Yüklenici (Y), iş sahibinin açık talimatına rağmen eseri ayıplı imal ettiği için ağır kusurludur ve bu nedenle (İ)'nin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.