Türk Borçlar Kanunu 476. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 476- Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz.
d. Eserin kabulü
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
35 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/4003 E., 2024/1430 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470-486 maddeleri.
6. Hukuk Dairesi 2022/4003 E. , 2024/1430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/950 E., 2022/470 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bilecik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/103 E., 2021/57 K.
Taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklı ayıbın giderilmesi isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince istemin kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı şirket ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketçe yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... tarafından yapılan istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ile davalı şirket arasında müvekkiline ait Bilecik ili Merkez ... Mah. 111 ada 2 no.lu parsel üzerine inşaat yapılması hususunda 10.05.2013 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, müteahhit şirketin inşaata başlayamaması üzerine davalı ... isimli şahsın gelerek Bilecik Noterliği'nin 22.04.2014 tarih 4859 yevmiye no.lu ek sözleşme ile kişisel mal varlığıyla kat karşılığı inşaat sözleşmesine kefil olduğunu, davalıların taşınmaz üzerinde hafriyat yaparak iksa işlemi uyguladıklarını, taşınmazdaki mevcut derinliği dahada derinleştirdiklerini, ancak inşaata başlamadıklarını, bir süre sonra belediyenin 25.05.2017 tarihinde davacıya yazı gönderdiğini, iksa ruhsatına istinaden yapılan iksa işleminin bir yıllık süresinin dolduğunu, can ve mal güvenliği tehlikesi bulunduğunu, gerekli önlemlerin alınması gerektiğinin bildirildiğini, bunu davalılara bildirdiklerini, ama davalıların cevap vermediklerini, bir işlem yapmadıklarını, mevcut kayma riskinin giderilmesi için gerekli tedbirlerin davalılar tarafından alınması gerektiğini ileri sürerek parseldeki mevcut kayma riskinin giderilmesi için bilirkişiler tarafından tespit edilecek gerekli tedbirlerin davalılar tarafından alınmasına ve bunun için davalılara uygun bir süre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yüklenicinin yerin fiziki koşullarını iyileştirici ve güvenliği sağlayıcı yeterli önlemi almadığı, inşaata devam etmeyerek mevcut yerde kayma tehlikesine neden olduğu, bu hususun davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler ile ortaya konduğu, dava konusu yerin mevcut konumu itibarıyla olası bir toprak kayması durumunda hem mal hem can kaybına sebebiyet verebileceği, basiretli yüklenici olması beklenen davalıların iş bu tehlike durumunu işverene bildirdiğine ilişkin her hangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, bilirkişi raporlarında kayma hareketinin hali hazırda bulunduğunun, dayanım süresinin maksimum iki yıllık olduğunun geçici iksaların ömrünün dolduğunun fakat henüz inşaata başlanmadığının, dava konusu yer üzerindeki dolgunun söz konusu kayma tehlikesini önlemeye yetmeyeceğinin, ivedi şekilde yeni ilave iksalar ile desteklemenin güçlendirilmesi ve inşaatın hemen tamamlanması ile iksa ve bina arasına dolgunun yapılması gerektiğinin belirtildiği, davacıların talebinin ilave iksalar (fore kazık vb) ile önlemin alınması olduğu, davalıların iş bu tedbirleri almakla yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın kabulüne, 27.10.2020 havale tarihli kök rapor ile 24.12.2020 havale tarihli ek rapor doğrultusunda Bilecik İli Merkez İlçesi ... Mahallesi 111 ada 2 nolu parsel üzerinde ilave iksalar tesis edilerek kayma riskine karşı önlem alınmasına, gerekli işlemlerin davalılar tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı asil istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar istinaf dilekçesinde; İTÜ'den aldıkları raporda dolgu yapılmasının doğru olmadığının belirtildiğini, ikinci bilirkişi raporunun da bunu desteklediğini, davacı tarafın ilk aldırdığı raporla yapı ruhsatı almalarının engellendiğini, haksız olarak sözleşmelerin fesih edilmeye çalışıldığını, kazanılmış olan hakları bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'e kararın 13.02.2021 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf başvurusunun 08.03.2021 tarihinde yapıldığı, bu davalı yönünden istinaf süresinin geçtiği, tüm bilirkişi raporlarıyla davalı yüklenicinin yaptığı inşaatın ayıplı olduğu, ayıbı gidermekle sorumlu bulunduğu, yeterli önlemi almadığı, inşaata devam etmeyerek mevcut yerde kayma tehlikesine neden olduğu, yapılması gereken iş ve işlemlerin davalı yüklenicinin sorumluluğunda kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davalı şirketin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...'in istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'in istinaf başvurusunun süresinde olduğunu, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan ayıbın giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470-486 maddeleri.
3-Değerlendirme
1. Eser sözleşmesinde ayıba dair hükümler, TBK 474-478 maddeleri arasında düzenlenmiştir. İmâl edilen eserde ayıp varsa, iş sahibi tarafından süresi içersinde ayıp ihbarında bulunulması şartıyla dava tarihinde yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir.
6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır.
2. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan Bilecik Noterliği'ne ait 10.05.2013 tarih 5850 yevmiye nolu düzenleme şeklinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve bu sözleşmeye hükümlerini düzeltmek amacıyla imzalanan 22.04.2014 tarihli sözleşmede, davacı arsa sahibi, davalı şirket yüklenici, davalı ... ise sözleşmelerden dolayı şahsi malvarlığıyla sorumlu olan kişidir.
3. Mahkemece her ne kadar 27.10.2020 havale tarihli kök rapor ile 24.12.2020 havale tarihli ek rapor doğrultusunda Bilecik İli Merkez İlçesi ... Mahallesi 111 ada 2 no.lu parsel üzerinde ilave iksalar tesis edilerek kayma riskine karşı önlem alınmasına, gerekli işlemlerin davalılar tarafından yapılmasına karar verilmişse de, 6100 sayılı HMK'nın 297 maddesine aykırı şekilde infazı kabil olmayan hüküm kurulmuştur.
4. Bu durumda mahkemece; HMK'nın 31. maddesindeki hakimin davayı aydınlatma görevi gereği, davacıya TBK'nın 475. maddesi çerçevesinde dava dilekçesindeki taleplerinin açıklattırılıp belirlenen talebe göre infazda tereddüt yaratmayacak şekilde bir karar verilmesi gerekirken, infazı kabul olmayacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2022/3416 E., 2023/4080 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ila 486. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi 2022/3416 E. , 2023/4080 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/985 E., 2022/1015 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2015 yılının Kasım Aralık aylarında davalı Dr....'e estetik ameliyatı olmak gayesiyle başvurmuş ve yapılan muayene sonucunda estetik ameliyat olmasına mani olacak olumsuzluk olmadığı burnun estetik açıdan düzeltileceği garantisi kendisine verildiğini, davalı doktorun uzmanlığına güvenen müvekkilinin ameliyat olmaya karar verdiğini, ameliyat ücreti olarak da 3200 TL ye anlaşıldığını, müvekkiline tedavi öncesinde uygulanacak tıbbi işlem hakkında gerekli bilgilendirme ve aydınlatma yapılmadığını, estetik ameliyatın, risklerden ari olarak gerçekleşeceği garantisi verildiğini, ameliyat sonrasında müvekkilinin burnunun alçıdan çıkması ve şişliklerin geçmesi ile burnun eğri olduğu anlaşıldığını zamanla daha da eğrilmeye rahatsız edecek şekilde şekil değiştirmeye başladığını, burnun en ön kısmı fark edilir şekilde top şekline dönüştüğünü, ameliyattan sonra müvekkilinde ciddi şekilde soluk alıp vermede rahatsızlıklar oluştuğunu, müvekkilinin söz konusu şikayetini davalıya kontrollere gittiğinde dile getirdiğini ve davalıca söz konusu şikayetleri olağan karşılanmakla "bir şey olmaz, alttan kim görecek sanki" diyerek telafi yoluna dahi gitmediğini, ameliyattan yaklaşık 1 sene geçmesine rağmen burun yapısının bozulması, solunum almakta zorlanma gibi ciddi şikayetlerin artması neticesinde davalı düzeltme ameliyatı yapacağı ve hiç bir sorunun kalmayacağı sözünü vermesi neticesinde davacıyı 8 Nisan 2017 tarihinde ikinci kez ameliyata aldığını, ameliyat sonrası müvekkilinin burnuna tampon konulmadığı için iki kez ciddi seviyede burun kanaması geçirdiğini, ikinci ameliyattan bir hafta sonra kanamaların sık sık nüksetmesi neticesinde kontrole giden müvekkiline davalının tampon koymamakla hata ettiğini kabul ettiğini, geçirmiş olduğu 2 ameliyat ve kontrollerden sonuç alamayan ve kesik kesik nefes alma şikayeti devam eden müvekkilinin Niğde Ömer Halisdemir Üniversite Hastanesi KBB bölümünden Uzman doktor Ahmet Aksoy'a muayene olduğunu ve uygulanan tetkikler ve endoskopi sonucu septumda 6-7 cm yırtılma olduğunu öğrendiğini, Uzm Dr Ahmet Aksoy tarafından kendisine söz konusu yırtılmanın geçirmiş olduğu ameliyatlardan kaynaklanmış olabileceği bilgisi verildiğini, emin olmak isteyen müvekkilinin o dönem Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesine giderek Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr....'a muayene olmuş aynı teşhisle karşılaştığını, müvekkilinin içinde bulunduğu zor durumdan bir an önce kurtulmak için Hacettepe Hastanesi plastik cerrah uzman doktor İbrahim VARGEL'e de muayene olduğunu, tüm doktorların ortak teşhisinde müvekkilindeki rahatsızlıkların doğmasına neden olan olay; davalı doktor ...'in gerçekleştirmiş olduğu yanlış tedavi ve yanlış ameliyat yöntemleri olduğunu, meydana gelen zarar ile davacı doktorun uygulaması arasında sebep sonuç ilişkisi mevcut olduğunu, estetik cerrahi ameliyatları, sonuç hakkında garanti verilebilen girişimler olduğunu, burada vekalet akdindeki unsurların aksine çalışma sonunda istenilen belli bir sonucun mutlaka elde edilmesi amacı güdüldüğünü, eser sözleşmesinde yüklenici eseri meydana getirmekle ve onu teslim etmekle yükümlü olduğunu, davanın kabulu ile kazanç kaybı, iş gücü kaybı , tedavi ve bakım giderleri vesair nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin tüm hak ve alacakları saklı kalmak üzere ve sonradan artırılmak kaydıyla açılan belirsiz alacak davamızdaki 1.000 TL maddi tazminat ile 50.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tedavi öncesinde yeterli aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasına katılmanın mümkün olmadığını, öncelikle doktorun görevi hastasını aydınlatmak olduğunu, bu çerçevede gerek muayenehane gerekse hastanede müvekkilinin ameliyat ile ilgili bilgileri hastasına verdiğini ve aydınlatılmış onam evraklarını aldığını, aynı hastalık nedeniyle doktora başvuran iki kişiye aynı işlemlerin uygulanması halinde dahi sonuçları farklı olabildiğini, tıp biliminin henüz birçok belirsizliğe sahip olması, insan psikolojisi ve fizyolojisinin bireyden bireye değişken olması, aynı rahatsızlıkların birçok hastalıkta görülebilir olması, davacının ameliyatının literatürde “Bulbous nasal tip” “boxy nazal tip” ya da “ball tip” olarak adlandırılan kalın derili ve geniş burun ucu, burun ucu inceltmesinin çok fazla sağlanamadığı ve yönetimi zor bir burun şekli olduğunu, davacının müvekkili tarafından yapılan muayenesinde kalın derili bir cilde ve geniş etli bir burun ucuna sahip olduğu, bu burun tipindeki hastalarda burun ucu incelmesinin ve yapılan şeklin tam olarak ortaya çıkamayabileceği belirtilmiş, buna rağmen davacıya yapılan ilk operasyonla planlanan en iyi görüntüye ulaşıldığını, ilk ameliyat sonrasında davacının ameliyat öncesi burun şekline göre çok iyi bir görüntü elde edilmesine rağmen davacının burun ucunun daha ince olmasında ısrar etmesi üzerine ikinci ameliyat planlandığını, yapılan ikinci ameliyatta sadece burun ucu açılarak biraz daha inceltme sağlandığını, daha fazla burun ucu inceltmesi burun cildinde nekroza neden olabileceği için, yapılabilecek maksimum düzeyde inceltme sağlandığını, ameliyat öncesi davacının nefes ile ilgili kısımla ilgili muayenesi yapılmış ve herhangi bir patolojiye rastlanmadığını, davacının tampon kullanılmadığı için kanaması olduğu iddiası burun ucu düzeltmesi yapılan ikinci operasyon için olduğunu, bu operasyonda sadece burun ucu revizyonu yapıldığı için herhangi bir alçı ya da nazal tampona ihtiyaç duyulmadığını, davacının daha iyi nefes alabilmesi için tampona ihtiyaç duyulmadığını, ve yalnızca bant ile stabilizasyon sağlandığını, Operasyon sonrası burun tıkanıklığı uzun dönemde konkaların, enfeksiyon, kronik rinit vb nedenlere bağlı olarak tekrar hipertrofiye olmasına bağlı gelişebilir ve rinit gibi durumların kendisi de nefes alma sorunları oluşturabildiğini, bu rinoplasti ameliyatı ile önlenebilecek bir durum olmadığını ve hastanın erken dönemde burun tıkanıklığı yakınması bulunmadığını, davacının davasının reddini, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesini, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasında bulunan ve hükme esas alınan raporlar doğrultusunda davalının, davacıya uyguladığı operasyonlar kapsamında tıp ilminin kurallarına veya aydınlatma yükümlülüğüne bir aykırılık durumu bulunduğu kanaati oluşmadığından ve davalının kusuru bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen karar usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkeme delillerin değerlendirilmesinde ve işin esasına yönelik incelemesinde eksik inceleme ile karar verildiği kanaatinde olduklarını, estetik ameliyatlarda belirli bir fiziksel görüntünün elde edileceği taahhüt edilmişse, bu durumda hasta ile doktor arasındaki hukuki ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğunu, eser sözleşmesinde işin başarısı için güvence verildiğini, vekalet sözleşmesi kapsamında doktorun işin başarısızlıkla sonuçlanmasından sorumlu tutulamaz iken eser sözleşmesinde başarısız sonuçtan dolayı doktorun sorumlu tutulabildiğini, her ne kadar raporda uygulama ve tekniklerden bahsedilmiş olunsa da yapılan ameliyatın sonuç garantisi olan estetik ameliyat olduğunu, raporlarda eser sözleşmesi kapsamında herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, sadece vekalet sözleşmesine konu maluliyet durumunun rapora konu edildiğini, müvekkilinin yan burun ucu düşüklüğünden kaynaklı yan kemiklerde daraltma yapacak olup, estetik olarak burun şeklinin nasıl olacağı simulasyonda gösterildiğini ancak simulasyonla hiç alakası olmayan bir burun ortaya koyduğunu, bu konuda simulasyon görüntülerinin gelmesi halinde uyuşmazlığı giderebilecek rapor alınabileceğini, davalı yanın savunmasında belirtiği üzere boxy nazal tip ya da ball tip olarak adlandırılan kalın derili geniş burun ucu incelmesinin çok fazla sağlanamayacağı bir burun şekli olduğu dendiğini ancak bu konuda ancak bu konuda hiçbir açıklama ve onam almadığını, bu husus raporda dikkate alınmadığını, ameliyat sonrasında burun şeklinin istediği gibi olmayıp ucunun düştüğünü, Septum perfore olduğunu, davalının ameliyat esnasında kıkırdaktaki açmış olduğu yırtılmanın ameliyat esnasında müdahale ile düzeltilmediğini, kapatıldığını, burun içi septum perfore , burun ucunun düşük ve eskisinden daha kötü durumda olup kalıcı hasar bıraktığını beyan ederek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında "Somut olayda davalıdan kaynaklı kusurlu bir eylemin bulunmadığı mahkemece aldırılan her iki raporda belirtilmiş olunması operasyon öncesi davacının geçireceği operasyon ile ilgili bilgilendirilmiş olunması birlikte değerlendirildiğinde davanın reddi yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmüştür." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği itirazlarını temyiz dilekçesinde yinelemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi kapsamındaki estetik ameliyattan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri,
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ila 486. maddeleri.
3. Değerlendirme
Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir.
Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nun 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi özenle yerine getirmek zorundadır. Özen borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır.
Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.
Davacı estetik amaçlı olarak davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece üniversite heyeti ve Adli Tıp Kurumundan alınan rapolar neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, burun estetiği ameliyatı yapılmış olup, burnun istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi yapılarak bu hususun, yani istenilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekir. Bu konuda komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili değildir. Yüklenicinin edimini ifa edip etmediği değerlendirilirken, tıbbi bir müdahaledeki gibi doktorun yükümlülüğünden öte, taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği aranmakta ve bu sonucun gerçekleşmemesindeki yüklenicinin kusuru dikkate alınmaktadır. Yüklenici işi kabul ederken, davaya konu olayda olduğu gibi, burun estetiği edimini üstlenirken sonucu taahhüt etmektedir. Bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TBK nın 476.maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu işi kabul ettiğine göre, sonucu taahhüt etmekte olup, edimin ifa edildiğinin kabulü için sonucun gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde edimin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi TBK nın ilgili hükümleri gereği doğan zararın tazmini gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosyanın alanında uzman bilirkişi kuruluna tevdii edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği gözönünde tutularak; estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibarettir.
Belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu, yeterli olmayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05/12/2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Toplanan delillere ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamamaktayım.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3720 E., 2024/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi 2023/3720 E. , 2024/315 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi (yıkım), kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar (gecikme tazminatı istemli) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü, birleşen davada davacının davasının kısmen kabulü karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın davalılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
A-ASIL DAVA
Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatı aşamasına geldiğini, sözleşme konusu taşınmaz yapılacak parselde bulunan eski evin yıkılmaması ve proje tadilatı ve iskan ruhsatı işlemleri için davalıların imzaya yanaşmadığını, eski evden dolayı, davalı ... ve bir kısım aile fertleri davalıların taşınmaza müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin; ... Belediye Başkanlığında, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, ilgili tapu ve diğer kamu kurumlarında proje tadilatının onaylanmasını ve iskan ruhsatının alınmasını sağlayacak tüm işlemleri davalılar adına yapmaya yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafından başlatılan inşaatın henüz tamamlanmadığını, ... belediyesi tarafından liste halinde tespit edilen eksikliklerin tamamının davacı şirket tarafından kaynaklandığını, eksik imalatların tamamlanması için davacı firmaya defalarca şifahi görüşmeler yapıldığını ve ihtarnameler çekildiğini, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait eski yapının, davacı tarafça müvekkiline vaad edilen meskenlerin teslim edilmemesi nedeniyle boşaltamadıklarını, bağımsız bölümlerin teslim edilmesine müteakiben bu eski yapının yıkılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi ve iskan ruhsatının aylar öncesi alınması gerekirken uzun zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından dairelerin teslim edilmediği gibi iskan ruhsatının da alınmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
II.BİRLEŞEN DAVA
A-DAVA
Davacı arsa sahipleri dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin imza edilmesinden itibaren itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatının alınması ve 24 ay sonunda da daireler ve bağımsız bölümlerin tesliminin taahhüt edildiğini, yüklenicinin iskanın alınamaması durumunda, her ay (iskan alınana kadar) 1.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 12.maddesinde telafi imkanı olmayan veya süresi içinde giderilmeyen sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda yüklenicinin, daire-dükkan başı 100.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, inşaata ilişkin hatalı ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 d.... sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ileri sürerek, davalının temerrüdü ve akde riayetsizliği sebebi ile müvekkillerinin uğradığı tüm zarar ve ziyanlarının dava sonunda çıkacak olan bedelin tazminini talep ve dava etmiş, davacılar vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 1.750.000,00 TL'ye çıkartarak ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Davacılar vekili 02/02/2022 tarihli açıklama dilekçesiyle de; davacı arsa sahibi ... açısından kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imza sahibi olan ... adına 4 tapu göründüğünden, her bir taşınmaz için sözleşmede belirtilen 100.000,00 TL cezai şart ile 36 ay kira alacağı, ayrıca ayıplı ve eksik imalatların toplamından kaynaklanan toplam 850.000,00 TL alacak talep edildiğini, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalat bedeli, ..., 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 257.145,00 TL (... adına 2 tapu bulunmaktadır.) ayıplı ve eksik imalatların bedeli olarak alacak talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür.
B-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça davaya dayanak gösterilen tespit raporu ile aynı hususlarda müvekkili tarafından alınan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... sayılı dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz üzerine yapılan inşaatın tamamlandığını iskan ruhsatı alınması aşamasına gelindiğini, davacının baskısı ve sözleşmeyi bozma tehditi altında davalıya ait meskenlerde bazı ek imalatlar ve işler yapıldığını, belediye tarafından yapılan tespitlerde bu imalatların projeye uygun olmadığı belirtildiğinden müvekkili şirket tarafından projeye uygun hale getirildiğini, davacı ile sonradan taşınmaz satın alan kişilerin imzadan imtina etmeleri nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını, müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, diğer arsa sahiplerinin fiilen dairelerine kavuştuğu halde davacı kendisi temerrüde düştüğünden ceazi şart ve kira ödeme yükümlülüğü doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; arsa sahibi davalılar ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme içeriğine göre dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı ve fiilen kullanıldığı, ancak ... kullanma izin belgesi olmadığından istenilen belgelerin ikmal edilmesi halinde kat mülkiyetine esas olmak üzere kat irtifakının tesis edilebileceği, davalı tarafın kendisinden başka kimselerin de imza atmadığı ve eksik işler olduğunu beyan etmiş ise de davacı taraf iskan alacağı zaman belediye tarafından istenilen eksiklikleri tamamlayacağından ve başkaca imzası eksik olanlar var ise onlara ilişkin de dava açabileceğinden davalının bu savunmalarına itibar edilmediği ve davacının nama ifaya izin talebine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan keşif esnasında davaya konu edilen evin yıkıldığı anlaşıldığından ve davalı tarafın beyanlarına göre dava açıldıktan sonra yıkıldığı anlaşıldığından müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden; davacı ... dışındaki diğer davacıların davacı ...'in çocukları oldukları ve KKİS'nin ekindeki vaziyet planında bu davacılara verilecek dairelerin belirlendiği ve dosya kapsamında bulunan temlik sözleşmeleri ile davacı ... tarafından diğer davalılara eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı alacak haklarını temlik ettikleri, bu davacıların da eksik ve ayıplı ... bedelinin davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, kira bedeline yönelik yapılan incelemede; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin davaya konu daireleri süresi içinde teslim ettiği dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından davacının kira alacağı talebinin reddine, cezai şart talebine yönelik yapılan incelemede ise; düzenlenen bu ceza-i şartın eksik ve ayıplı ... bedeli için ödenmesine karar verildiği anlaşıldığı davacı tarafın hem eksik ... bedelini hem de cezai şart bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı ...'a yönelik dava yönünden, davalı ...'in bu sözleşmede şahıs olarak imzası bulunmadığı sadece şirket yetkilisi olarak hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 32475 ada 2 parsel de bulunan taşınmazda kat irtifakının kurulması için gerekli işlemleri yapması yönünden davacıya nama ifaya izin verilmesine, müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 514.284,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’e verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ... ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’a verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 257.145,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’e verilmesine, davacı ...’in ceza-i şart ve kira alacağına ilişkin talebinin reddine, davacıların davalı ...’a yönelik davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı-birleşen dosya davalılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın arsa sahibi olduğunu, diğerlerinin ise arsa sahibinden daire satın alan 3. kişiler olduğunu, bu kişilerle müvekkili arasında akdi ilişki olmadığını, müvekkilinden talepte bulunamayacaklarını, davaya konu inşaata iskan ruhsatı alınması için gerekli tüm işlemlerin ve proje tadilatının yapılması için müvekkili şirket yetkililerine nama ifaya izin verilmesi şeklinde talepleri bulunmasına rağmen mahkemece sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin verilmesinin yanlış olduğunu, birleşen dosyanın davacılarının davalarına dayanak olarak birden çok sayfadan oluşan, birbiri ile bağlantısı sağlanamayan, müvekkilinin imzası bulunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında adi yazılı fotokopi belgeler sunduklarını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 D. ... sayılı dosyalarından yaptırdıkları tespit dosyalarına arsa karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında sundukları adi yazılı belgelerin de farklı olduğunu, bu nedenle sözleşme asılları celp edilmeden karar verilmesinin yanlış olduğunu, geçerli sözleşmenin tespit edilmesi gerektiğini, birleşen dosyada dava dilekçesi ve ıslah dilekçesiyle davacıların her biri için cezai şart, kira tazminatı ve eksik-ayıplı işler bedelinden doğan tazminat talep ettiklerini, ancak ıslah dilekçesinin açıklaması olarak sunulan ikinci ıslah dilekçesinde taleplerini değiştirdiklerini, mahkemenin ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurması gerektiğini, ikinci ıslahın geçersiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere, kararda cezai şart ve kira tazminatı talebi reddedildiği belirtilen davalı- karşı davacı ...'in 4 dairesine isabet eden cezai şart tutarının yanlış hesaplandığını, dava konusu inşaattaki bahse konu eksikliklerin tadilat projesiyle giderilebilecek olması karşısında, emsal içtihatlar da dikkate alınarak yüklenici müvekkili şirkete bu eksiklikleri gidermek, tadilatları yapmak ve iskan ruhsatı almak için izin ve makul süre verilmesi gerekirken, mahkemenin süre vermediğini, oysa davacıların davalarına dayanak yaptıkları eksiklikler, müvekkiline verilecek makul süreyle giderilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkiline verilecek süre sonunda eksikliklerin giderilmesinin davanın sonucunu da etkileyeceğini, delil tespitlerinde sunulan bilirkişi raporları ile yargılama arasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davaya konu olayda davalı-karşı davacıların davalarını kısmi dava olarak açtıklarının, bu nedenle ıslahla artırdıkları kısım için ıslah tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkeme tarafından ıslahla artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davayı hem ..., hem de ... adına vekalet sunarak takip ettiklerini, ancak birleşen dosyada karar başlığında ...'ın vekili olarak gösterilmemelerinin ve lehlerine bu davalı açısından vekalet ücreti verilmemesinin yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar-birleşen dosya davacılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki fayda bulunmadığını, yüklenicinin nama ifaya yetki bağlamında iskan ruhsatı almak için gerekli işlemleri dahi yapmadığını, kararda hem süre olarak hem de yetki olarak yüklenicinin hangi işleri yapacağı, ne tür eksikleri gidereceğine dair kapsam belirtilmediğini, nama ifa yetkisinin çerçevesinin belirlenmemesinin, ve sınırlandırılmamasının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüklenici şirketin üzerinde hemen hemen hiç mal varlığı kalmadığını, yüklenicinin sadece zaman kazanmaya çalıştığını, bina temelinin yalıtımlarının gereği gibi yapılmadığını, yönetmelik gereği olması gereken bacaların olmadığını, elektrik odalarının kapılarının ters yöne açılmasının düzeltilmediğini, ... Belediyesi iskân-imar birimi tarafından 26.3.2019 tarihli Raporunda belirlenen eksiklerin de şu ana kadar giderme girişiminde bulunulmadığını, bunların yapılması için imzaya, proje tadilatına veya nama ifa yetkisine gerek olmadığını, nama ifa yetkisinin yükleniciye verilmesinin tüm bina malikleri ve sakinlerinin de aleyhine olduğunu, binada herhangi bir mülkü olmayan müteahhidin iskân almak için hiçbir çabası olmadığını, asıl olanın projeye uygun yapılarak iskan ruhsatının alınması olduğunu, sözleşmenin birinci sayfasında 1. madde de "projenin mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda çizileceği" yazıldığını, inşaattaki bahse konu eksikliklerin karşı tarafa makul süre verilmesi halinde giderilebileceği ifade edildiğini ancak karşı taraf binaları sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği gibi 2019 yılından beri tespit edilen eksik ve ayıpların giderilmesine ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkillerince eksik ve ayıpların giderilmesi için defalarca ihtar çekildiğini, karşı tarafın işbu ihtarlara sessiz kaldığını, yükleniciye süre verilmesine gerek olmadığını, binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmeliğe aykırı olarak inşa edildiğini, yaklaşık 3 yıldır çivi dahi çakılmadığını, bu nedenle öncelikle nama ifa yetkisinin kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nama ifa yetkisinin, sözleşme sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde sınırlarının çizilmesi ve sürenin belirlenmesini talep etiklerini, birleşen dosya açısından yüklenici şirketin yanında ...'ın da şahsi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede hem ... İnşaat Ltd. Şti'nin kaşesi imzası ve ayrıca ...'ın şahsının el yazı ile yazmış olduğu "okudum" ibaresinin sözleşmenin tüm sayfalarında yer aldığını, ayrıca sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, sözleşmenin üçüncü sayfasında müteahhide ait şirket kaşesinin altında müteahhidin imzası bulunduğu halde ayrıca kendi ismini el yazısı ile yazdığını ve altına ikinci defa ... olarak şahsi imzasını da attığını, müvekkillerinin ...'ın da sözleşmeyi imzalamasını müteselsilen sorumlu olması amaçladıkları için istediklerini, nitekim şirketin üzerindeki malvarlığını kaçırdığını, arsa sahibi ... açısından cezai şart taleplerinin reddinin doğru olmadığını, dairelerin mutlak olarak hiçbir zaman teslim edilmediği, bazı maliklere anahtar teslim edilmesine rağmen müvekkillerine anahtar teslimi yapılmadığı için arsa sahibi ... açısından kira alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı eksik imalatlar bakımından hükmedilen tutarların enflasyon oranının çok altında kalması, davacı karşı davalı tarafça ayıplı ve eksik imalatların onarımı için belirlenen miktarların artan inşaat maliyetleri nedeniyle oldukça düşük olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden nama ifaya verilecek izin yüklenicinin talebiyle bağlı ve talebe uygun şekilde olması gerektiği, davacının nama ifaya izin talebi iskan ruhsatının alınması için yapılacak başvurulara ilişkin olduğundan talebe uygun olarak karar verilmesi gerekirken sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin kararı verilmesi doğru olmadığı, birleşen dava yönünden; davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından mahkemece verilen husumet yokluğundan red kararının yerinde olduğu ancak davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği, sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine henüz teslim edilmediği, bu nedenle eksik ve ayıplı işlere ilişkin talebin reddinin gerektiği, gecikme tazminatı yönünden yapılan incelemede, bağımsız bölümlerin tesliminde arsa sahiplerinin de kusurlu olduğu bu nedenle gecikme tazminatı istenemeyeceği, ceza koşulu talebi açısından ise, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki "...sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda hiçbir ihtara gerek olmadan ...100.000 TL" ödenmesine ilişkin ceza koşulu, seçimlik ceza koşulu olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1. maddesi uyarınca hem borcun hem de cezanın ifası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl dosya davalıları- birleşen dosya davacıları vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalılar vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mah. 32475 ada 2 parselde bulunan taşınmazda iskan ruhsatı alınması ve proje tadilatının yapılması için gerekli işlemler yönünden davacı yüklenici şirkete nama ifaya izin verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın davalı ... açısından husumetten reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından eksik ve ayıplı ... bedeli talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından ceza koşulu ve gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1-asıl dava yönünden, nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığı, yüklenicinin dava konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, iskan ruhsatının alınmamasında müvekkillerinin kusuru olmadığını, eksikliklerin giderilmesi halinde müvekkillerinin iskan ruhsatı alınması için imza atacaklarını beyan ettiklerini, ancak davaya konu binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmenliğe aykırı olarak eksik, gizli ve açık ayıplı imal edildiğini, sözleşme serbestliğini sınırlayan, sözleşmedeki hükümleri müteahhit lehine imza sahibi arsa sahiplerinin aleyhine haksız şekilde bozan, proje değişikliği yetkisini içeren nama ifa yetkisinin hukuka uygun olmadığını,
2-Dairelerle ilgili fiili teslimin gerçekleşmiş olması sebebiyle “usul” bakımından herhangi bir eksiklik bulunmadığını, dairelerin eksiklikler giderilmeden teslim edildiğini, bu nedenle geç teslimden kaynaklı kira bedeline hükmedilmesi gerektiğini,
3-Birleşen dava yönünden; müteahhit ...’in şahsi olarak da sorumlu olduğunu, sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. Sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "Bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, müteahhitin şahsen kendi üzerine ve/veya kendisine ait başkaca şirketlerin üzerine mal aktarımı yaparak eksik ve ayıplı yaptığı imalatlardan kaynaklı mahkemenin verdiği karardaki miktarları ödememek maksadıyla şirket üzerindeki taşınmaz malları kaydırdığını, somut olayda; istinaf mahkemesinin inceleyip karara bağladığı yukarıda gerekçeli kararında yer verilen hususlar bakımından, davacı/karşı davalılar tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğini, İstinaf mahkemesinin bu nedenle karar veremeyeceğini, gecikme tazminatı, kira ve cezai şart taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğunu, tüm davalılar için davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada yüklenici tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kısmi nama ifaya izin istemine ilişkin olup, birleşen davada ise arsa sahiplerinin gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/10 E., 2024/1946 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TBK'nın 476. maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır.
6. Hukuk Dairesi 2023/10 E. , 2024/1946 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1682 E., 2022/1664 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2019/702 E., 2022/139 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilin burnundaki kırıklık, şekil yamukluğu ve nefes problemi rahatsızlığı üzerine, davalı hastanede 20.09.2016 tarihinde ameliyat olduğunu, bu ameliyat için 1.500,00 TL ödediğini, ameliyattan sonra tamponları çıkarmak için gittiğinde burnundaki yamukluğun halen gitmediğini, doktorun ödemler ve şişliğin inince bunun düzeleceğini söylediğini, 2 yıl sonra tekrar hastaneye gittiğinde yapılan muayene sonucunda, ilk yapılan ameliyatın başarılı olmadığı, burnunun düşük olduğu, kalkması gerektiği, sol tarafa doğru kayık olduğu, burnun kemer kısmının törpülenmesi, burun kanatlarının açık ön tarafa dağılmış olduğu ve toplanması gerektiği, nefes alma sorunu da olmak üzere tüm bu sonuçların ikinci bir ameliyatla düzeltilebileceğinin söylenmesi üzerine 27.08.2018 tarihinde ikinci kez ameliyat olduğunu ve bu ameliyat için de 7.000,00 TL ödeme yaptığını, ama bu ameliyatın da başarısız geçtiğini, rahatsızlıkların giderilmediğini, doktorların ve davalı hastanenin tam kusurlu olduğunu, davacı müvekkilinin mağduriyetinin giderilmesi için yeni bir ameliyat olmak zorunda olduğunu belirterek, şimdilik 1.000,00 TL (tedavi giderleri ve yeni ameliyat masrafı) maddi tazminat ile 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı hastaneden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı hastane vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 05.09.2016 tarihinde Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doktor ... tarafından muayene edildiğinde solunum sıkıntısına neden olan patoloji nedeniyle kendisine ameliyat olması önerildiğini, ameliyatla ilgili gerekli bilgilendirmenin yapıldığını, komplikasyonlarının açıklandığını, hastanın kabul ettiğini, bu ameliyatın başarılı şekilde gerçekleştiğini, daha sonra ameliyatla ilgili herhangi bir sorunun davalıya bildirilmediğini, ikinci ameliyatın 27.08.2018 tarihinde Estetik Plastik Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Doktor ... tarafından yapıldığını, bu ikinci ameliyatın estetik amaçlı yapıldığını, burun orta bölgesindeki eğriliğin başarılı bir şekilde düzeltildiğini, ameliyat sonrası kontrolde herhangi bir şekil bozukluğu ya da deformasyon ile karşılaşılmamasına rağmen “gülerken sağ burun kanadım daha çok çekme yapıyor, burun ucum daha kalkık olsa gibi” şikayetlerle periyodik olarak doktor ile haberleşme araçları vasıtasıyla iletişime geçtiğini, hastada herhangi bir problem ve rahatsızlık olmadığını, rahatsız olduğu bir durum varsa bile düzeltilmesine yönelik her türlü işlemin hastanelerince yeniden uygulanacağı belirtildiğini ama hastanın hastaneye başka bir başvurusunun olmadığını, ikinci ameliyatın yapılmasının ilk ameliyatın hatalı olduğu anlamına gelmediğini, bunun bir hata değil beklenebilir komplikasyon olduğunu, bu tür ameliyatlarda istenilen sonucun her zaman elde edilemeyeceğini, birinci ameliyatta septum düzeltildiğini ancak septum deviasyonu ameliyat sonrası dönemde tekrarlanması sıklıkla karşılaşılan bir durum olup, geçen zaman içinde tekrarlandığını hastaya ameliyat öncesi risklerin ayrıntılı olarak açıklandığını, teşhis ve tedavinin tıp kurallarına uygun olduğunu, hekim ve hastanenin hukuki sorumluluğu gerektiren bir kusurunun bulunmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; alınan bilirkişi raporları doğrultusunda davacıya uygulanan operasyonlar kapsamında tıp biliminin kurallarına veya aydınlatma yükümlülüğüne bir aykırılık durumu bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını davacı vekili istinaf etmiştir.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan estetik içerikli müdahalelerde sonucun taahhüt edildiğini bu yüzden hekim ve hasta arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, eser sözleşmesinde hekimin sonuçtan tamamen sorumlu olduğunu, davacı müvekkilinin 30.03.2022 tarihinde tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığını belirterek, kararı istinaf etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; yargılama aşamasında alınan raporlarda doktora atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığının belirtildiği, davacının 05.09.2016 ve 17.08.2018 tarihli onam formları ile geçireceği operasyon ile ilgili bilgilendirilmiş olduğu, davanın reddi yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesindeki gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğinde estetik müdahaleden kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
TBK 470 vd. maddesi
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir.
Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır.
Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir.
Davacı estetik amaçlı olarak davalı hastaneye başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır.
Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alınan raporlar neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, davacıya burun estetiği ameliyatı yapılmış olup, burnun istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi yapılarak bu hususun, yani istenilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu konuda komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili değildir. Yüklenicinin edimini ifa edip etmediği değerlendirilirken, tıbbi bir müdahaledeki gibi doktorun yükümlülüğünden öte, taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği aranmakta ve bu sonucun gerçekleşmemesindeki yüklenicinin kusuru dikkate alınmaktadır. Yüklenici işi kabul ederken, davaya konu olayda olduğu gibi, burun estetiği edimini üstlenirken sonucu taahhüt etmektedir. Bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TBK'nın 476. maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu işi kabul ettiğine göre, sonucu taahhüt etmekte olup, edimin ifa edildiğinin kabulü için sonucun gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde edimin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi TBK'nın ilgili hükümleri gereği doğan zararın tazmini gerekir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; dosyanın üniversitelerin plastik ve rekonstrüktif cerrahi ve kulak burun boğaz rinoplasti uzmanı öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği gözönünde tutularak; estetik amaçlı ameliyatın, tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının burnunda geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulmasından ibarettir.
Belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme sonucu, yeterli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.“Değerlendirme” bölümünün “2” nci bendi uyarınca davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
2.Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk
Dairesi’ne gönderilmesine,
04.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4612 E., 2024/555 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri,
6. Hukuk Dairesi 2022/4612 E. , 2024/555 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısman kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şirket yetkilisi arasında kat karşılığı arsa satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre arsa sahibine 4. katta 2 adet daire (75’er m²), 5. katta bu dairenin dubleksini teşkil eden yaklaşık 90 m²'lik daire eklentisinin toplamı, zemin katta 1 tane dükkan (30 m²) verileceğini, bu sözleşmeye ek olarak öncesinde bir de harici bir sözleşme yapıldığını, bu harici sözleşmede kat karşılığı arsa satış sözleşmesine konu arsanın diğer hissedarları olan... ve müşterekleri ile davacı ...'ın aralarında yapmış olduğu satış sözleşmesine istinaden...'un 208 m²'lik hissesinin 150.000,00 TL karşılığında müteahhit firma adına tapuda satış yapılacağı, arsa sahibi davacı ...'ın...'a peşinat olarak ödediği 31.000,00 TL'nin, ...'a müteahhit firma tarafından ödenecek 150.000,00 TL'den düşüleceğini ve...'a 208 m² hissesi karşılığında 119.000,00 TL ödeneceğini, müvekkili tarafından...'a müteahhit firma adına peşinat olarak ödenen ve müteahhit firmada kalacak olan 31.000,00 TL'lik tutara karşılık ise arsa sahibi ...'ın köyündeki evinin 1. katına tadilat yapılacağını ve 2. katının sözleşme ve ekinde belirlenen özelliklerine göre yeniden yapılacağını, ayrıca arsa sahibine 5.000,00 TL nakit ödeme yapılacağını ve inşaat başladığında, bina bitene kadar aylık 250,00 TL kira yardımı yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı müteahhit firmanın edimlerin tamamını yerine getirmediğini, davalı firmanın davacıya 22,03 m²'lik dükkan teslim ettiğini, kendisine ise 42 m²'lik iki dükkan ve 19 m²'lik dükkan aldıklarını, köydeki evin yapımına hiç başlamadıklarını ileri sürerek öncelikle; sözleşmenin aynen ifası ile dükkanın ve köye yapılması kararlaştırılan evlerin sözleşmede belirtilen niteliklerde tadilat ve yapımının tamamlanması ve belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile geç teslim ve gecikmeden doğan tüm zarar kalemleri için şimdilik 25.000,00 TL'nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesini, bu talep mahkemece mümkün görülmez ise belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan dükkan değer farkı, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan kira farkı, gecikmeden doğan her türlü zarar, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan ileriye doğru etki ederek müvekkilin maddi kaybına neden olacak kira farkı, köyde yapılması kararlaştırılan evin sözleşmede belirlenen nitelikte yapılması için gerekli olan ve bilirkişice hesaplanacak bugünkü maliyeti ile evin davacı tarafından kullanılmamasından doğan zararların (anahtar teslim fiyatına göre hesaplanacak) şimdilik 25.000,00 TL'sinin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile, ayrıca davacının yaşamış olduğu üzüntü sebebiyle de 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye göre davacıya verilmesi kararlaştırılan 2 adet 75 m² ile bunlardan birine ait çatı katının, imar uygulaması ve izin verilen proje çalışmaları nedeniyle verilemediğini, bu nedenle 3 adet 90 m²'lik daire verildiğini, verilen fazlalık nedeniyle bir talepte bulunulmadığını, dairelerden birine davacının taahhüt edilen sürede taşındığını, diğer iki daireyi ve dükkanı da teslim aldığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projeleri ve arsa ölçüleri net olmadığı için sözleşmede dükkan için yaklaşık 30 m² ibaresinin kullanıldığını, davacının teslim aldığı dükkana çıktığı kaçak asma kat ile m²'sini zaten 44.06'ya çıkardığını, ruhsat tarihi 12.11.2013 iken teslim tarihinin 12.11.2014 olduğunu, binada hiçbir eksiklik bulunmadığını, sözleşmede kararlaştırılan üstünde ekstra imalat yapıldığını, davacının daireleri teslim almasına rağmen 13.01.2015 tarihine kadar hiçbir itirazda bulunmadığını, noter huzurunda yapılan sözleşmenin ileri tarihli olması nedeniyle diğer sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini, ancak yine de yüklenicinin her iki sözleşmeyi de kabul ettiğini, köydeki evi yapmaya da hazır olduğunu, ancak köydeki evin statik açıdan ikinci bir katı kaldıramayacağını, kaldırabileceğine ilişkin raporun alınması halinde yapıma hazır olduklarını, kira yardımının sözleşmede kararlaştırılandan fazla şekilde ödendiğini, davacının kendisine düşen dükkan ile yükleniciye düşen dükkanları karşılaştırması neticesinde ortaya çıkan tespitlerinin birbiri ile çelişkili olduğunu, davalıya bırakılan bağımsız bölüm alanlarında büyüme ve vasıf değişikliğinden dolayı bir değer artışının söz konusu olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminat ve dükkanın 30 m² olarak aynen teslimine ilişkin talebe yönelik 19/09/2019 tarihinde verilen kararda ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı bulunmadığından gerekçe kısmında yeniden bir değerlendirme yapılmadığı, eksik ifa talebi yönüyle; kaldırma ilamı sonrasında bilirkişilerden; inşaatın teslim edilmesi gereken tarihten dava tarihine kadar bölge adliye mahkemesi karar ilamı doğrultusunda hesap yapılması için ek rapor aldırıldığı, raporda 7,97 m² yönüyle hesap yapılmışsa da eksik teslim edilen miktarın 7,96 m² olduğu buna göre 2700*0,54*7,96=11.605,68 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden karar verildiği, ticari faiz talep edildiğinden ticari faize hükmedildiği, ... köyünde bulunan eve yönelik talep yönüyle; kaldırma ilamında belirtildiği üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşme baştan itibaren imkansız olup 6098 sayılı TBK'nın 27, 112 ve 136. maddeleri uyarınca ifa yükümlülüğünden kurtulan davalı yüklenici haksız iktisap kurallarına göre aldıklarını iade etme yükümlülüğü altında olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesi ile 31.000,00 TL karşılığı ... yapılması kararlaştırıldığından, 31.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerektiği, bu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı ... kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği, dava dilekçesinde sözleşme tarihinin 12/12/2012 olduğunun ileri sürüldüğü, cevap dilekçesinde de itiraz bulunmadığından 12/12/2012 tarihinden dava tarihine kadar 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle vardığı değerin 38.101,38 TL olarak belirlendiği bilirkişi ek raporunun gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtayın denetimine elverişli olduğu anlaşıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne; dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısınında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.605,68 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynen ifa ile ilgili hükme bir itirazlarının olmadığını, kararın diğer kısımları olan tazminat ve alacaklara ilişkin kısmın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dükkanın büyütülmesine ilişkin aynen ifa talebi kabul edilmesine rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.605,68 TL olarak tespit edildiğini, tespit edilen bu değerin kabulünün mümkün olmadığını, inşaatın anahtar teslim tarihinin 12/11/2014 tarihi olduğunu, müvekkillerinin bu tarihten beri dükkanlarını 7,97 m² daha küçük olarak kiraya vermiş ve kira bedelini de bu tarihten itibaren olması gereken bedelin altında tahsil etmiş olduklarını, müvekkillerinin geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tespit edilirken (bilirkişilerce tespit edilen m² kira bedellerini kabul anlamına gelmemek üzere) yalnızca m²'ye göre tespit edilen kira bedelleri kullanılarak hesaplama yapılmış olup, kullanım amacı kriterine göre bir hesaplama yapılmadığını, buna göre müvekkillerinin kendilerine teslim edilen dükkanı büfe yerine bir medikale kiraya vermiş olsa idi çok daha fazla kira geliri elde edeceğini, müvekkillerinin halen davaya konu dükkanı eksik m² ile kullanmakta/kiraya vermekte oldukları için zararlarının da 12/11/2014 teslim tarihinden bugüne dek devam etmekte (karar kesinleşinceye dek de devam edecek) iken geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tazminatının dava tarihine kadar hesaplanmasının da doğru olmadığını, dava tarihinden karar kesinleşene dek devam edecek kira kaybının da mahrum kalınan kâr olarak hesaplanmalı ve hesaplanan bu tutarın davalılardan tahsili gerektiğini, ifa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine müvekkillerce ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, tespit edilen denkleştirme tutarının inşaat maliyetleri düşünüldüğünde hayli düşük olduğunu ve zararı karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin müvekkillerinin murisinin yaşlılığından ve tecrübesizliğinden yaralanmış, kötüniyetle hareket etmiş, köye yapılması vaad edilen evlerin yapılma ihtimalinin bulunmadığını dahi müvekkiller murisine söylenmeden alelacele sözleşme hazırlanarak imzalattığını, murisin, sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki tadilatı ve var olan evin üzerine yapılacak ikinci katı 31.000,00 TL'ye yaptırabilecek iken bugünün koşullarında aynı tutarla aynı tadilatın yapılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle denkleştirmenin altın, döviz, TEFE ve TÜFE'ye göre değil inşaat malzemeleri maliyetine göre yapılması daha adil olacağını, ayrıca yine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu anlatılanlara, yerel mahkemeye sunulan beyanlarda da yer verildiğini; ancak mahkemece müvekkiller murisinin sözleşmeyi yaparken ki iradesinin hiçe sayılmış ve köye yapılması 200.000,00 TL'yi bulan ev için yalnızca müvekkilin davalıya ... olduğu 31.000,00 TL'lik tutarın güncellenen tutarı olan 38.101,38 TL'nin iadesine karar verilmiş olduğunu, murisin ... Merkez ... köyü 450 parsele, ... ili ... Mahallesi 3744 ada 21 parseldeki meskenlerle aynı özellikleri taşıyacak iki adet daire yapılacağı inancıyla bu sözleşmeyi imzaladığını, müvekkillerinin murisi ...'ın 80'li yaşlarda olmasına rağmen ... bu davayı açmakla sürekli adliyeye gelip gitmek zorunda kaldığını, huzurlu ve rahat bir şekilde geçirmesi gereken son günlerini huzursuzluk ve uğraşla geçirdiğini, davalı müteahhitin şirketin aldırmaz, umursamaz tavırlarına maruz kaldığını, son dönemlerinde oturmayı planladığı köydeki baba ocağı evinin de yapıldığını görmeye ömrünün yetmediğini, tüm bunlarla birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerinin manevi olarak zarara uğradığı, su götürmez bir gerçek iken Yerel Mahkemenin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin anlaşılamadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybı ya da kira alacağı dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi dükkanın eczane olmasının mümkün olmadığını, bir dükkanın eczane olması için 35 m² olması gerektiğini, eczanelerin kirası üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını, davacının daireleri ve dükkanını fiilen teslim aldığını, tasarrufa başladığını, 13/01/2015 tarihine kadar da herhangi bir itirazda bulunmadığını, ruhsat tarihinin 12/11/2013 olup teslim tarihinin ise 12/11/2014 olduğunu, bu tarih itibariyle hiçbir eksiklik olmayıp sözleşmede belirtilen imalat özelliklerininde üzerinde ekstra imalatlar yapılarak dükkan ve dairenin teslim edildiğini, davacıya aylık 250,00 TL tutarında kira yardımı yapılacağının taahhüt edildiğini, ancak bu kiraların 350,00 TL ve son dönemde 400,00 TL olarak ödendiğini, mahkemenin tapu iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, müvekkiline atfedilebilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uyduğunu, davacıya 110 m²'lik arsayı davacıya devrettiğini, sözleşmede belirtilen şekilde davacıya verilmesi kararlaştırışan iki adet 75 m²'lik daire ve bu dairelerden birinin çatısı arası 90 m² dubleks eklenti ve 30 m²'lik dükkanın sözleşme oluşturulduğu anda resmi projeler ve ölçüler netleşmediği için davacı lehine olmak üzere 90 m²'lik 3 adet daire verildiğini, Belediyenin çatı arası dubleks yapımına imkan vermediğini, sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 m² ifadesinin kullanıldığını, bu ifadenin sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projesinin ve arsa ölçülerinin net olmamasından kaynaklandığını, 75 m² daire yerine 90 m² daire verilmesinin de bu olduğunu, kaldı ki yaklaşık 30 m² ifadenin 20 m² üstü 30 m² altı anlamına geldiğini, davacıya 22,03 m² teslim edildiğini, dükkanın içerisinde tadilat yapıldığını, asma kat çıkıldığını, dükkanın böylece 4406 m² ölçümüne geldiğini, ayrıca ... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün olmadığını, mahkeme kararı sorunu çözmemiş, kat maliklerini de işin içine katacak şekilde daha büyük bir hukuksal sorun doğurduğunu, yine davalı ... lehine davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair verilen kararda avukatlık ücretine hükmedilmişse de hükmedilen avukatlık ücretinin eksik olduğunu, artan oranlarda avukatlık ücretinin yanlış hesap edildiğini, reddedilen miktar artmış, bu arada Avukatlık Ücret Tarifesi de değişmiş olmasına rağmen mahkemenin takdir ettiği avukatlık ücretinin, ilk kararından daha az bir miktar olduğunu belirterek belirtilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede teslim edilecek dükkanın yüzölçümü "yaklaşık 30 m²" olarak belirtildiği, davalıya 30,38 m², 19,90 m² ve 42,63 m² yüzölçümlü 3 adet dükkan verildiği, bilirkişi raporuna göre proje aşamasında davalı tarafından davacıya verilecek dükkan 30 m² olarak projelendirme imkanı varken davacı dükkanının 22,03 m² olarak projelendirildiği, davalıya verilen dükkanların yüzölçümleri ve sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde davacıya teslim edilmesi gereken dükkanın yüzölçümünün 30 m² olması gerektiği, davalı tarafından 22,03 m²'lik dükkanın davalıya teslim edilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı tarafından ifanın eksik olarak ifa edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısında ve bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere tadilat projesi ve ... ruhsatı alınması durumunda aynen ifanın mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında İlk Derece Mahkemesinin davacının aynen ifa talebinin kabulüne ilişkin hükmün 1 no.lu kararı usul ve yasaya uygun ise de; Belediye yazısında "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği" bildirildiği, yani yapılacak işlemlerin tüm kat maliklerinin muvafakatini gerektirdiği belirtilmiş ise de; mahkemece tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılmasına karar verilmiş olmakla, davalı tarafın söz konusu hükmün infaz kabiliyeti olmadığına yönelik istinafının yerinde olmadığı, eksik teslim edilen 7,97 m² dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, halbuki davacıya 22,04 m²'lik bir dükkan teslim edildiği, davacı zararının 22,04 m²'lik bir dükkanın kira bedeli ile 30 m²'lik bir dükkanın kiralama bedeli arasındaki fark kadar olacağı, hesaplamanın bu şekilde yapılması için dosyanın geri çevrildiği, geri çevirme kararı uyarınca alınan ek raporlar neticesinde oluşan farkın ve davacının talep edebileceği miktarın 11.575,00 TL olduğunun tespit edildiği, köydeki ev inşaatına ilişkin olarak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yığma ... tekniğine uygun olarak yapılmayan ... üzerine bir kat daha ilave edilmesinin mümkün olmadığı, mahkeme tarafından sözleşme tarihi 12/12/2012 olarak tespit edildiği, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değer 38.101,38 TL olarak belirlendiği, bunun yerinde olduğu, manevi tazminat isteminin reddinin doğru olduğu, davacının reddedilen talep tutarı 262.032,68 TL olduğundan davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de 26.792,29 TL olacağı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
(1) Kararın aynen ifaya yönelik kısmına katıldıklarını ancak tazminat ve alacak istemlerinin kısmen kabulüne karşı itiraz ettiklerini,
(2) Eksik ifanın varlığının kabulüne rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.575,00 TL hesaplanmasına itiraz ettiklerini, kira kayıplarının daha fazla olduğunu, hesaplama yapılırken sadece m²'nin esas alındığını, kiralanan yerin niteliğinin, kullanım amacının da değerlendirmeye alınması gerektiğini, geç teslimden kaynaklanan kira kaybının hala daha devam ettiğini, hesaplamanın dava tarihine kadar yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kira kaybı dava tarihine kadar hesaplanacak ise dava tarihinden karar kesinleşene kadar ki zaman için de mahrum kalınan kârın hesaplanması gerektiğini,
(3) İfa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine davacıların murisince ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesi neticesinde mahkemenin hükmettiği 38.101,38 TL’nin inşaat maliyetleri düşünüldüğünde çok düşük tespit edildiğini, her ne kadar TEFE-TÜFE, gram altın ve döviz kurları üzerinden hesaplanan denkleştirme tutarlarının ortalaması alınmış ise de bu tutarın davacıların zararını karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin kötü niyetle ikinci katın yapılamayacağını sakladığını, yapılan hesaplamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, bugünkü koşullarla birinci katın tadilatı ve ikinci katın çıkılması işlerini 31.000,00 TL’ye yaptıramayacaklarını, ayrıca tespit edilen rakama dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, imkansızlık nedeniyle ödenmesine karar verilen 38.101,38 TL’nin hakkaniyetle bağdaşmadığını, bunun yerine bilirkişilerce hesaplanan tadilat ve yapım işleri değeri 200.000,00 TL’nin ödenmesi gerektiğini,
(4) Manevi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu,
(5) Red sebebiyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hem dükkanı küçük teslim eden, hem de imkansız sözleşmeyi yapan kötü niyetli davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1.Davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybının dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, ancak dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi bu dükkanın eczane olmasına yasal engel bulunduğunu, bir dükkanın eczane olabilmesi için 35 m² olması şartı arandığını, bu nedenle eczanelerin kirası üzerinden hesap yapılmasının doğru olmadığını, davacının dükkan ve daireleri teslim almasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığını,
2.Tapunun iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, davalıya atfedilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, ekstra imalat yaptığını, sözleşmede belirlenen daireden fazla daireyi davacıya teslim ettiğini, niteliği daha iyi koşullarda dükkan yüksekliği inşaa ettiğini, davacıların murisine fazladan kira ödediğini,
3.Sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 metrekare ifadesi kullanıldığını, yaklaşık 30 metrekarenin, 20 metrekarenin üstü 30 metrekarenin altı anlamına geldiğini, davacının dükkanın içerisinde tadilat yaptığını, dükkanın içerisine aynı metrekare büyüklüğünde bir asma kat çıktığını, dükkan böylece 44.06 metrekare ölçümüne geldiğini,
4.... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması” gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, Mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün görülmediğini, davacıların davasının reddi gerekirken kabulüne karar verildiğini, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin eksik ifası nedeniyle doğan zararın tazmini ve aynen ifa istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri,
3. Değerlendirme
1.Dava arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik işlerin aynen ifası ve tazminat istemine ilişkin olup davacı arsa sahibi davalı yüklenicidir.
2.Taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahibine 2 daire ve bir üst katta dairenin dubleksini teşkil eden eklenti ile yaklaşık 30 m² büyüklüğünde bir adet dükkan verileceği kararlaştırılmıştır. Bunun yanında yapılan adi yazılı diğer sözleşme ile davalı, davacının ... köyündeki evinin de 1. kat tadilatını ve 2. katını yapmayı yüklenmiştir. Davacı eksik ifanın aynen tazminini ve eksik ifadan doğan zararının giderilmesini, mümkün değilse eksik ifadan doğan değer kaybı ile kira kaybını ve manevi zararının tazmini istemlerinde bulunmuştur. Mahkemece dava konusu 10 no.lu dükkanın eksik metrekaresinin tamamlanması suretiyle tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, ... köyündeki evin tadilatının baştan itibaren imkansız olması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 38.101,38 TL güncellenmiş değer üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11.605,68 TL kira kaybı tazminatının ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraflarca kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 10 no.lu dükkan için tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak mirasçıların payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'nin tazminine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri temyiz talebinde bulunmuştur.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4.Dava konusu ve davacı arsa malikine bırakılan 10 numaralı bağımsız bölüm olan dükkanı 7,97 m² eksik inşa ederek kendi dükkanlarını genişleten davalı yüklenici ağır kusurludur. Bu nedenle yüklenicinin anılan şekilde kusur ve temerrüdü nedeniyle arsa sahibine karşı sorumlu tutulmasına karar veren mahkeme kararı usul ve yasaya uygundur. Nitekim gerek Belediye Başkanlığının 22.01.2019 tarihli yazısında gerek dosyada alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınarak ortak duvarın ötelenmesi suretiyle aynen ifanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 10 no.lu dükkanın sözleşmeye uygun hale getirilmesi için verilen aynen ifa kararının bu haliyle infazı kabil değildir.
5.Bu nedenle mahkemece yapılacak ...; sözleşmeye uygun olarak tadilat projesi, tadilat ruhsatı ve bildirilecek diğer ... ve işlemleri yapmak üzere davalı yükleniciye makul ve kesin süre verilerek tadilat işlemlerinin tamamlanması, davalı tarafından bu işlemler yerine getirilmezse masrafı davalıya ait olmak kaydıyla bu kez aynı hususta davacıya yetki ve süre verilmesine, tadilat projesinin hazırlanması ve tadilat ruhsatının alınması işlemlerinin tamamlanmasının ardından, dava konusu dükkan ile metrekaresi azaltılacak komşu dükkanın kat irtifakına esas arsa paylarının bu konuda uzman bilirkişiden alınacak raporla bilirkişiye hesaplattırılması ve bu arsa payları belirtilmek suretiyle murisin veraset ilamındaki payları oranında davacılar lehine tapu iptâli ve tesciline karar verilmesi, bu işlemlerin arsa sahibi tarafından da yerine getirilmemesi halinde davacı arsa sahibinin bedele ilişkin taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verildiğinden, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılar ile davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Bir konser salonunun akustik yalıtımı için iş sahibi (İ) ile yüklenici (Y) arasında, özel ses yutucu panellerin imal edilip monte edilmesi konusunda bir eser sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmede panellerin belirli bir desibele kadar ses yalıtımı sağlaması kararlaştırılmıştır. (İ), estetik kaygılarla, sözleşmede öngörülen malzemeden daha ince ve farklı bir kompozit malzemenin kullanılmasını talep etmiştir. Yüklenici (Y), bu malzemenin hem mukavemetinin düşük olduğunu hem de sözleşmede kararlaştırılan akustik performansı sağlamayacağını belirterek iş sahibini yazılı olarak uyarmıştır. Ancak (İ), tüm sorumluluğun kendisine ait olduğunu beyan ederek talimatında ısrar etmiştir. Eserin tesliminden sonra yapılan ölçümlerde, panellerin yetersiz yalıtım sağladığı ve bir kısmında ince malzeme nedeniyle mikro çatlaklar oluştuğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine (İ), ayıbın eserin reddini gerektirecek derecede önemli olduğunu ileri sürerek kalan iş bedelini ödemeyi reddetmiş ve sözleşmeden dönme hakkını kullanmak istediğini bildirmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığa ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Eserdeki ayıp, işin reddini gerektirecek önemde olduğundan, (İ) sözleşmeden dönerek o ana kadar ödediği bedelin iadesini ve menfi zararını talep edebilir.
B) Panellerin kararlaştırılan akustik performansı sağlamaması 'eksik iş' niteliğindedir ve bu nedenle ayıp ihbarı sürelerine tabi olmaksızın (İ), her zaman iş bedelinden indirim yapılmasını talep edebilir.
C) Ayıbın ortaya çıkmasında (İ)’nin talimatı etkili olsa dahi, (Y) fenne aykırı bu imalatı yapmayı kabul ettiği için müterafik (ortak) kusurlu sayılır ve mahkemece hakkaniyete uygun bir bedel indirimi yapılması gerekir.
D) (İ), eserdeki ayıbın ortaya çıkmasına bizzat kendi talimatıyla sebebiyet verdiğinden ve (Y)'nin bu konudaki uyarısını dikkate almadığından, ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanamaz.
E) Yüklenici (Y), iş sahibinin açık talimatına rağmen eseri ayıplı imal ettiği için ağır kusurludur ve bu nedenle (İ)'nin uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür.