6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 480

Türk Borçlar Kanunu 480. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 480- Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir. Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür. b. Değere göre bedel

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

33 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/2374 E., 2023/3247 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
evesinde; sözleşme konusu inşaat alanındaki zemin durumunun uyumsuzluğu nedeniyle oluşan süre kaybı ve bu nedenle fiyat farkından oluşan zararın belirlenmesi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerin götürü bedel esasına göre düzenlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “götürü bedel” ile ilgili 480. maddesine göre;
6. Hukuk Dairesi         2022/2374 E.  ,  2023/3247 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/862 E., 2022/145 K. DAVA TARİHİ : 25.06.2014 HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/372 E., 2021/228 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı idare ile davacı şirket arasında 26/11/2012 tarih ve 39643 sayı no.lu Şanlıurfa İçme Suyu Tesisleri 2. Kademe Arıtma Tesisi İşine Ait Sözleşme” imzalandığını, sözleşme ekindeki zemin etüd raporu ve yerin haritalarda zeminin jeolojik yapısı ve kotlarının belirtilmiş olduğunu ve fiyatlandırmanın da buna göre yapıldığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu işler için alt yüklenici ile taşeronluk sözleşmesi imzaladığını, zemin hafriyat çalışmalarına başlandığında zeminin jeoteknolojik özelliklerinin sözleşme eki zemin etüd raporunda belirtilmiş olan şekilde olmadığının görüldüğünü, kaya katmanının yüksekliğinin raporda belirtilenden daha fazla olmasının anahtar teslimi götürü bedel sözleşmede ilave fahiş maliyetler çıkmasına yol açtığını, durumun tespiti için taşeron firma tarafından Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/63 D. İş sayılı delil tespiti dosyası ile yapılan tespit sonucunda zeminin jeoteknik özellikleri ile ihale dosyasında belirtilen şekilde olmadığının tespit edildiğini, raporun kendilerine tebliğinden sonra durumun idareye bildirildiğini, keşif artışı ve süre talebinde bulunulduğunu, davalının bu talebinin sözleşmenin 12. maddesi kapsamındaki hükümler çerçevesinde reddedildiğini, tespite konu kaya katmanının inşaat alanının tetkiki ile tespitinin mümkün olmadığını ileri sürerek, davalı idarenin ihale dosyasında yer alan hatalı raporları ve zeminin durumu nedeniyle oluşan süre kaybının ne kadar olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin hakları mahfuz kalmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıya gönderilen 16/01/2014 tarihli yazının tebliği tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile de talebini 488.513,53 TL'ye yükseltmiştir. 2.Asli müdahil davacı vekili; davacı ile aralarında 01/01/2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalandığını, sözleşme çerçevesinde işe başladıklarında zeminin belirtilenden farklı olduğunu tespit ettiklerini, bu nedenle zarara uğradıklarını belirterek, dava dilekçesi ile 10.000,00 TL'nin, ıslah dilekçesi ile de 483.628,39 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu yere ilişkin idare tarafından gereken testlerin yapıldığını, projenin kısımlar halinde yapılmakla birlikte birbirinin devamı olduğunu, alanın bir bütün olarak jeoteknik raporlarının hazırlandığını, meri mevzuat hükümleri dahilinde idarelerinin zemin etüd raporu verme zorunluluğunun bulunmadığını, yüklenicilerin yerinde tespit yaparak teklif oluşturmakla yükümlü olduklarını, bilgi amaçlı verilen raporların yükleniciye hak kazandıramayacağını, idari şartnamenin 12/2 maddesinde izahı yapılan işin yerinin görülmesi ile zeminde çıkacak risklerin işi alan firmaya ait olduğunun anlatıldığını, idarenin bilgi amaçlı vermiş olduğu raporu dikkate alarak teklif vermesinin yüklenicinin kendi hatası olduğunu, 4735 sayılı Kanun ve Kamu İhale Genel Tebliği hükümlerine göre süre uzatımı verilmesini gerektirir hal bulunmadığını, müvekkili idarenin ticari işletmesi bulunmadığından avans faizi uygulanamayacağını savunarak, davanın taraf ehliyeti bulunmayan DSİ İçmesuyu Dairesi Başkanlığına açıldığından reddini, belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağından hukuki yarar yokluğundan reddini, bunun mümkün olmaması halinde esas yönünden reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafın üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı idare asli müdahile cevap dilekçesinde; Asf Yapı İnş. ve Tic. Ltd. Şti.’nin asli müdahillik talebinde bulunmakla birlikte taşeronluk sözleşmesinde yer alan pursantaj listesinde davaya konu kazı işlerinin hariç tutulmuş olması nedeniyle hukuki yararından söz edilemeyeceği, yüklenicilerin jeoloji raporu sunulmamış olsa da yerinde tespit yaparak tekliflerini oluşturmakla yükümlü oldukları, aynı saha içerisinde yapılmış olan diğer tesisler için düzenlenen jeoloji raporlarının yüklenicilere verilmesinin yüklenicilere herhangi bir hak kazandırmayacağı belirtilerek asli müdahale talebinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına göre; davacı şirket ve davalı arasında 26.11.2012 tarihli ve 36943 sayılı “Şanlıurfa İçne Suyu Tesisleri 2. Kademe Arıtma İşine Ait Sözleşme”nin imzalandığı, bu işin yapımı için de davalı şirket ve asli müdahil ASF Yapı İnş. ve Tic .Ltd. Şti. arasında 01.01.2013 tarihli taşeronluk sözleşmesinin imzalandığı, davalılar arasında sözleşme konusu işin bitirilmesi, gecikme cezası hususlarında bir anlaşmazlık dava ve beyan dilekçelerinde yer almadığı gibi dosyaya sunulu 11 adet ara hakediş kapsamında da herhangi bir gecikme cezası kesintisi tespit edilemediği, kısmen yapılmış olan geçici kabullere yönelik bazı kesintiler bulunmakla beraber dosya kapsamına hakediş iç sayfaları sunulmamış olduğundan çözümlemesi yapılamadığı, ayrıca taraflarca davaya konu edilmediği, yine dava konusu içinde kazı iş kalemi dışında iş artışı veya eksilişi veya proje eksikliğinden ve uyumsuzluğundan söz edilmediği, ayrıca bir alacak talep edilmediği, bu nedenle değerlendirme konusunun; idare tarafından hazırlanan ihaleye esas olan sözleşme dokümanı içerisinde bulunan belge ve bilgiler çerçevesinde; sözleşme konusu inşaat alanındaki zemin durumunun uyumsuzluğu nedeniyle oluşan süre kaybı ve bu nedenle fiyat farkından oluşan zararın belirlenmesi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmelerin götürü bedel esasına göre düzenlendiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “götürü bedel” ile ilgili 480. maddesine göre; "Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdiği durumlarda yüklenici, ancak fesih hakkını kullanabilir. Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile iş sahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür” hükmünün düzenlendiği, davalı idarenin savunmasında; sözleşme eki olan İdari Şartnamenin “İşin Yapılacağı Yerin Görülmesi” başlıklı 12/2 maddesine göre; ”İstekli, işin yapılacağı yeri ve çevresini gezmekle;işyerinin şekline ve mahiyetine, iklim şartlarına, işin gerçekleştirilebilmesi için yapılması gerekli çalışmaların ve kullanılacak malzemelerin miktar ve türü ile işyerine ulaşım ve şantiye kurmak için gerekli hususlarda maliyet ve zaman bakımından bilgi edinmiş;teklifini, etkileyebilecek riskler, olağanüstü durumlar ve benzeri diğer unsurlara ilişkin gerekli her türlü bilgiyi almış sayılır” düzenlemesi çerçevesinde zeminde çıkarılacak risklerin işi alan firmaya ait olduğunu, idarenin verdiği jeoloji raporunun bilgi amaçlı olup bağlayıcılığı olmadığını belirttiği, Yapım İşleri Genel Şartnamesinde; Anahtar Teslimi Götürü Bedel sözleşmelerde yapılacak işlerin uygulama projeleri, şartnameler ve diğer teknik belgelerin sözleşmenin imzalanması sırasında yükleniciye verilmiş olması Y.İ.G.Ş. Md. 11 hükmü olduğu, dava konusu olayda İdare tarafından ihale dokümanı içinde bulunan ve zeminin jeolojik yapısını gösterir ve ihale bedelini etkileyecek (yüklenici tarafından ihale öncesi inşaat alanında yapı veya tesis kurulmadan öngörülemeyecek) unsurlardan birinin inşaat alanındaki mevcut duruma uymadığı asli müdahil tarafından Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/63 D. İş Dosyası ile tespit ettirildiği, bilirkişi kurulunun dosyadaki teknik bilgi, tespit ve sözleşme hükümlerine göre yaptığı hesaplamada; zemin farkı nedeni ile yüklenici tarafından öngörülemeyecek ve talep edebilecek olan bedelin 596.964,55 TL -108.451,02 TL = 488.513,53 TL olduğu, bu bedelden davacı ile asil müdahil arasındaki sözleşme uyarınca %10 tenzil edilerek 488.513,53 TL x (1,00-0,10) = 439.662,17 TL'nin asli müdahilin isteyebileceği fark bedel olarak hesaplandığı, kümülatif olarak sözleşme bedeline etkisinin 488.513,53TL/22.339.000,00 TL = %2,2 olarak hesaplandığı, 19/09/2014 sözleşme artışı onayı ile gerçekleşen artış oranına eklendiğinde %6,2 mertebesine tekabül etmekte olduğu, Kamu İhale Kanunu kapsamında sözleşme kapsamında yapılacak işler oranına uygun olduğu, kazı için ayrıca süre verilmemiş olmakla birlikte taşeronluk sözleşmesi ile işi yüklenmiş olan asli müdahilin gecikmeye neden olmamak amacı ile toplam kazı süresini 90 gün kısaltabilmek amacı ile fazladan iş makinası, ekipman ve işçi istihdam etmek durumunda kaldığı, fazladan çalıştırılan iş makinası, ekipman ve işçi istihdamı belli bir birim fiyatı olan iş keleminde birim fiyatında değişiklik olmamakla birlikte koordinasyon ve temin güçlükleri nedeniyle maliyet artışına neden olacağı düşünüldüğü, anılan ve açıklanmaya çalışılan temin ve koordinasyon güçlüğünün, yapılan işin birim fiyatının %10'u kadar ek külfet getireceği kanaati ile talep edilebilecek bedelin; 439.662,17 TL x %10 = 43.966,22 TL olduğu, kazı için ayrıca süre verilmemiş olmakla birlikte taşeronluk sözleşmesi ile işi yüklenmiş olan asli müdahilin gecikmeye neden olmamak amacı ile toplam kazı süresini 90 gün kısaltabilmek amacı ile fazladan iş makinası, ekipman ve işçi istihdam etmek durumunda olduğunu, fazladan çalıştırılan iş makinası, ekipman ve işçi istihdamı belli bir birim fiyatı olan iş kaleminde birim fiyatında değişiklik olmamakla birlikte koordinasyon ve temin güçlükleri nedeniyle maliyet artışına neden olacağı düşünüldüğü, anılan ve açıklanmaya çalışılan temin ve koordinasyon güçlüğünün, yapılan işin birim fiyatının %10'u kadar ek külfet getireceği kanaati ile talep edilebilecek bedelin; 488.513,53 TL x %10 = 48.851,35 TL olduğu tespit ve takdir edildiği, toplanan delillere ve mahkemece benimsenen son bilirkişi kurulu raporundaki tespitlere göre asıl dava yönünden davacının 488.513,53 TL, asli müdahil davacının 483,628,39 TL yönünden talepte bulunabilecekleri anlaşıldığından ıslah talepleri de gözetilerek davaların kabulüne, asli müdahilin taleplerini sözleşme ilişkisi olan ... A.Ş.'den istemesi gerekmekte olup, DSİ’nin asli müdahilin davası yönünden husumeti olamayacağından bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek esas dava yönünden davanın kabulüne, 488.513,53 TL'nin temerrüt tarihi 04/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacı ... inş. Taah. San. ve Tic. A.Ş.'ye ödenmesine, asli müdahale davası yönünden, davalılardan ... A.Ş. hakkındaki davanın kabulüne, 483.628,39 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... A.Ş.'den alınıp asli müdahil ASF İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş.'ye ödenmesine, davalılardan DSİ hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dosyada bulunan bilirkişi hesaplaması ile DSİ'nin birim fiyatı hesaplaması açısından ciddi hesaplama farkları bulunduğunu, bilirkişiler tarafından DSİ birim fiyatlarının kurumun asıl amacına yönelik işler için geçerli olduğu yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, DSİ tarafından tek bir birim fiyat cetveli tanzim edilmediğini, Barajlar ve HES Daire Başkanlığı imalatları için ayrı, diğer imalatlar için ayrı birim fiyat cetvelleri tanzim edildiğini, burada bilirkişi heyetinin belirttiği şekilde bir sınıflandırma yapılmadığını, içme suyu projelerinin de DSİ'nin asıl amacı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenlerle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatlarının değil, DSİ birim fiyatlarının esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda müteahhit karının hesaplamalardan düşüldüğünü, %25 oranındaki bu kalemin eklenmesi gerektiğini, bilirkişi hesabında sadece kazının yapılması kaleminin yer aldığını, söz konusu kazı sebebi ile nakil de yapıldığını, bunun da bedelinin hesaplanması gerektiğini, asli müdahilin davacı ile yaptığı sözleşmenin götürü bedelli olduğunu, bu nedenle asli müdahilin söz konusu kazıdan dolayı davacıdan alacak talep etmesinin mümkün olmadığını, asıl dava konusu kazı için malzemenin davacı tarafından karşılandığını, asli müdahil yönünden maliyet artışı hesaplanmasının hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın tümden kabulüne, asli müdahilin davasının reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı DSİ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin talep ile bağlılık ilkesine aykırı karar verdiğini, talebin süre kaybının tespitine ilişkin olduğunu, alacak talep edilmediğini, 10.000,00 TL'lik alacak talebinin neye ilişkin olduğunun dava dilekçesinde belirtilmediğini, söz konusu ihale ve sözleşmenin götürü bedelli olduğunu, bu nedenle birim fiyatlı sözleşme gibi hesap yapılarak idarenin sorumlu tutulmasının yanlış olduğunu, mahkemenin TBK. 480/2 maddesini yanlış yorumladığını, madde de öngörülemeyen haller için düzenleme yapıldığını, davacının sözleşmenin uyarlanmasını veya sözleşmeden dönerek fesih talep edebileceğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kazı imalatları nedeni ile 90 gün gecikme yaşandığı yönündeki kanaatin bir dayanağının bulunmadığını, kazı imalatlarının 30 günde tamamlandığını ve ödemesinin yapıldığını, yüksek fen kurulunun anahtar teslim götürü bedel olarak ihale edilen işlerde yükleniciye zemin cinsine dayalı olarak sözleşme bedeli dışında ayrıca ilave bir bedel ödenemeyeceğini belirttiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda zemin yapısının çok sert ve kayalık olduğunun belirtilmesinin yersiz olduğunu, zira tespit dosyasındaki raporda zemin yapısının ayrışmış, kırıklı, çatlaklı bazalt olarak belirlendiğini, birim fiyatlı sözleşmelerde 4734 sayılı yasa uyarınca ödemelerde serbest piyasa fiyatlarının esas alınarak maliyet hesabı çıkarıldığını, bu nedenle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı birim fiyatlarının esas alınmasının doğru olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içindedavacı ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. vekili ve davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Davacı şirket ve davalı arasında 26.11.2012 tarihli götürü bedelli “Şanlıurfa İçne Suyu Tesisleri 2.Kademe Arıtma İşine Ait Sözleşme”, bu işin yapımı için de davalı şirket ve asli müdahil ASF Yapı İnş. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 01.01.2013 tarihli taşeronluk sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibi, asli müdahil ise alt yüklenicidir. 3.Davacı yüklenici şirket, sözleşme imzalanmadan önce sözleşme konusu yerdeki zemin jeoteknik özellikleri ile zemin katmanlarının doğru bir şekilde kendilerine bildirilmediğini, fiyatlandırmanın buna göre yapıldığını, sözleşmede belirtilen zemin özellikleri ile fiziki şartların birbirinden farklı olduğunu, fazladan iş yapılması gerektiğini ve işin ifası için daha fazla süreye ihtiyaç duyulduğunu, bu nedenle oluşan süre kaybının ne kadar olduğunun tespiti ile doğacak maddi zararın tazminini talep etmiş, davalı idare yüklenicinin yerinde tespit yaparak teklif oluşturmakla yükümlü olduğunu, verilen raporların yükleniciye hak kazandırmadığını, zeminde çıkacak risklerin yüklenici yükümlülüğünde olduğunu, davanın reddi gerektiğini belirtmiştir. 4.6098 sayılı TBK'nın 480. maddesindeki düzenlemeye göre; eser sözleşmesinde bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenici, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bunun mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenemediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük kurallarının gerektirdigi durumlarda yüklenici ancak fesih hakkını kullanabilir. Eser, öngörülenden az emek ve masrafi gerektirmiş olsa bile iş sahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür. 5.Sözleşmenin uyarlanmasıyla ilgili 6098 sayılı TBK'nın 480. maddesinde yer alan kural ile ücretin götürü olarak kararlaştırıldığı sözleşmelerdeki ücretin değişmemesi kuralına bir istisna getirilmiştir. Sözleşmenin temelini oluşturan konularda önceden öngörülemeyen veya öngörülmesine rağmen gerçekleşeceğine ihtimal verilmeyen önemli değişiklikler sonucu edimler arasındaki dengenin aşırı bozulması halinde iyi niyet kurallarını da gözönünde tutarak, hakim tarafından sözleşme değişen koşullara uyarlanabilecektir. 6.Asli müdahil alt yüklenici tarafından yaptırılan tespitte sözleşme konusu yerdeki zemin jeoteknik özellikleri ile ihale dosyasında mevcut zemin etüd raporunda belirlenen zemin katmanlarının birbirinden farklı bulunduğu, ihale konusu alandaki kaya katman yüksekliğinin ihale dosyasında belirtilenden daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Yargılama esnasında yerinde icra edilen keşif neticesinde alınan raporlarda da ihale dosyasına göre kazı yapılacak alanın tamamının kil, kum, çakıl konglomera niteliğinde olduğu, ancak yerinde yapılan incelemede yüklenici tarafından ihale öncesi inşaat alanında yapı veya tesis kurulmadan tespit edilemeyecek kazı yapılacak tüm alanın tümünün belirtilen yumuşak yapıda olmadığı, temel derinliğin ortalama 6,00 m olduğu, tüm temeldeki kumlu siltli zeminin %36,29, kırık çatlaklı bazalt zeminin %63,71 olarak hesap edildiği tespit edilmiştir. 7.Dava konusu sözleşmenin "Sözleşmede bulunmayan işlere ait birim fiyat tespiti" başlıklı 28.maddesinde sözleşme ve eklerinde birim fiyatı bulunmayan yeni iş kalemlerinin bedelinin Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükümlerine göre hesaplanacağı belirtilmiştir. Yapım İşleri Genel Şartnamesinin "Sözleşmede bulunmayan veya fiyatı belirli olmayan işlerin fiyatının tespiti " başlıklı 22. maddesinde hesaplama esasları gösterilmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu esaslara göre inceleme yapılmış ve zemin farkı nedeniyle yüklenici tarafından öngörülemeyecek ve talep edilebilecek bedel 488.513,53 TL olarak tespit edilmiştir. Buna ek olarak ayrıca bilirkişilerce bu işin yapılması için gereken fazla süre ve bu fazla süre kullanılmadan sözleşmede belirtilen sürede işin bitirilmesi için harcanan fazla mesai, şantiye gideri vs. masrafların bedeli hesaplanmıştır. Bilirkişiler asli müdahilin talebine ilişkin olarak da yüklenici ve alt yüklenici arasındaki sözleşmede kararlaştırılan %10 tenzilat kapsamında alt yüklenicinin iş bedeli farkı alacağının 439.662,17 TL ve fazla süre nedeniyle doğan ekstra maliyet masraflarının 43.966,22 TL olduğunu tespit etmiştir. Mahkemece tespit edilen bu bedeller üzerinden esas davanın ve müdahil davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada isabetsizlik bulunmamaktadır. 8.Davacı yüklenici, bilirkişilerce hesaplanan %10 ek iş külfeti miktarının kararda alacaklarına eklenmediğini iddia etmekte ise de söz konusu itirazını istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürmemiş ayrıca dosyaya sunduğu 14/04/2021 tarihli bedel arttırım dilekçesinde talebini 488.513,53 TL'ye arttırarak bu bedelin tazminini talep etmiştir. Davacı yüklenicinin bu yöndeki temyiz itirazları da açıklanan nedenle yerinde görülmemiştir. 9.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı yüklenici vekili ve davalı iş sahibi vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2023/814 E., 2024/2312 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
tam metni aç
in yerinde olduğu, sözleşme eki dokümanları arasında yer alan YİGŞ göre yüklenici davacının, bütün hakkedişleri itirazı kayıtla imzaladığı, bu kapsamda davacının, dosya kapsamına uygun denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre; TBK'nın 138 ve 480/2. maddeleri kapsamında uyarlama talebi doğrultusunda, davacı iş ortaklığının gecikmeden kaynaklı talep edebileceği fiyat farkı alacağının 79
6. Hukuk Dairesi         2023/814 E.  ,  2024/2312 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/163 E., 2022/1232 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/328 E., 2021/695 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı iş ortaklığı ile, davalı TCDD. 2. Bölge Müdürlüğü Emlak ve İnşaat Servis Müdürlüğü arasında 27.12.2016 tarihinde “Ankara Kayseri hattı Km: 91+535'de Karayolu Üstgeçidi Yapılması İşine Ait Anahtar Teslimi Götürü Bedelli Sözleşme” imzalandığını, yer tesliminin 18.01.2017 tarihinde taraflar arasında imzalanan tutanak ile yapıldığını, iş programının 06.02.2017 tarihinde idareye sunduğunu, idarenin 08.02.2017 tarihli yazıyla Enerji Dağıtım Şirketleri ve Türk Telekom'dan üst geçidin inşaatı için uyuşmazlık konusu üst geçidin inşa edileceği yerden geçen alt ve üstyapı tesislerinin yerinden kaldırılmasını istediğini, davalı idare 14.03.2017 tarihli projesini sunduğunu bildirdiğini ve işin buna uygun yürütülmesini talep ettiğini, gönderilen bu yazı ekindeki uygulama projesinde, işin ihale dokümanında yer almayan sözleşme dışı ikinci bir köprü imalatının bulunduğunun görüldüğünü ve bunun davalı idareye bildirildiğini, bu hususun idareye bildirilmiş olmasına rağmen İdarenin yaklaşık maliyeti hesaplanırken yapıları çalışmalarda ikinci köprüye de yer verildiğini iddia edildiğini, müvekkilleri tarafından 17.04.2017 tarihinde Yüksek Fen Kurulu'na görüş sorulmasının istediği halde, İdarenin ancak 29.01.2018 tarihinde Yüksek Fen Kurulu'na gerekli başvuruyu tamamlayabildiklerini ve böylece işin 9 ay boyunca geciktiğini, ...'a ait Enerji Nakil Hattı kablolarının ve direklerinin deplasesiyle ilgili sorunları çözemediğini, bu hususun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu m. 62/1-c kapsamında idarenin sorumluluğunda olduğunu, işin yapılacağı yer ile ilgili mevzuata uygun şekilde yer teslimi yapılmadığını, köprünün yapılmasının istendiği yerde, köprünün o anki şartlar altında uygulama projesine uygun yapılmasının mümkün olmadığını ve bu sebepler dahilinde davacı tarafın sözleşmeye göre yer tesliminden itibaren 180 gün süresi olan işin iki sene boyunca uzatıldığını, davalının köprünün ...'a ait direklerin üzerine denk geleceğinin göz önünde bulundurmadan projeyi hazırladığını, ihale öncesinde ilgili izin ve muvafakatleri ve sözleşme sonrasında direklerin deplasesi için gerekli tedbirleri almadığını, aradan geçen zamanda meydana gelen fiyat artışı dikkatle alındığında, sözleşmede kararlaştırlan götürü bedelle işinin yapılmasının son derece güç olduğunu, tüm hakkedişlerin Yapım İşleri Genel Şartnamesinde öngörülen usule uygun ihtirazi kayıtla imzalandığını, sözleşmenin uyarlanarak kendilerine fiyat farkı ödenmesi gerektiğini, TBK m. 138'de ve 480/2'de öngörülen uygulama şartlarının somut olayda gerçekleştiğini, bu nedenle fiyat farkının ödenmesi gerektiğini, eser sözleşmesinin fiyat farkı ödenmeyeceğine ilişkin 14'üncü maddesinin TBK m. 138 ve m. 480/2 hükmü gereği uyarlanarak, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar da yer alan hükümlere göre hesaplanacak fiyat farkı için 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsilen ödenmesini ve davalı idarenin sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları sebebiyle davacının uğradığı zararı için de 40.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 08.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile de fiyat farkı alacağına ilişkin talebini 836.582,15 TL'ye, uğranılan zararın tazminin ilişkin talebini ise 259.320,00 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu işe ilişkin 4745 sayılı Kanunda fiyat farkı ödenmesini, mücbir sebeplerin varlığı halinde dahi sözleşme ve idari şartnamede bu hususta düzenleme olması şartına bağlandığını, dolayısıyla davacının fiyat farkı talebinin reddi gerektiğini, davacı ile aralarında imzalanan sözleşmenin Kamu İhale Kanunu kapsamında bir sözleşme olduğunu, bu kapsamda bahsi geçen Kanunun 8. maddesi gereğince fiyat farkına ilişkin değişiklik yapılamayacağını, ihaleye dahil olmadığı iddia edilen ve sözleşmenin uyarlanmasına dayanak gösterilen “U Dönüşü” işi hususunda da % 10 keşif artışıyla yüklenici ile uzlaşıldığını, davacının basiretli bir tacir olarak sözleşmeyi imzaladığını ve süreç sözleşme, ve mevzuata uygun olarak işletildiğini, yapılacak ilave iş için % 10 tutarında iş artışına gidilerek uzlaşıldığı halde bir de sözleşmenin uyarlanmasının istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde hak edişlerin ihtirazi kayıtla imzalandığı belirtilse de yapılan işlerin ayrıntılarını günü gününe kayıt altına almak için örneklerine göre; şantiye günlük defteri, röleve ve ataşman defterlerinin yüklenici ile birlikte yapı denetim görevlisi tarafından tutulduğunu, yüklenicinin bu defterleri imzalamak zorunda olduğunu bu sebeple yüklenicinin bu belgelerle defteri imzalamış olmakla içindekileri ve yapılan hesapların doğruluğunu kabul etmiş olacağı sonucunda somut olayda geçerli bir ihtirazi kayıttan bahsedilemeyeceğini, tazminat talebinin yerinde olmadığını, iddia edilen masraf kalemlerinin 1,5 yıl boyunca boş yere yapılmış olduğunu ve bunun kusurunun idareye ait olmadığını, ticari faiz talebine de itiraz ettiklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; işin 527 gün uzadığı, bilirkişi heyetinin yaptığı hesaplamaya göre; toplam maliyet artışının % 44 oranında olduğu, bu hesaplamaya göre artan maliyetlerin dürüstlük kuralları çerçevesinde katlanılması mümkün olmayan maliyetler olduğu ve artan maliyetlerin talep edilebilmesi için borçlunun kusurundan kaynaklanması gerektiği, bilirkişi heyetinin yaptığı tespite göre; dava dışı ...’ın sözleşme konusu inşaat işinin yapılacağı yerde 170.000 volt yüksek gerilim hattının geçtiği ve bu hattın ihale konusu projede yer alan köprü yakaları altındaki kazıkların güvenli bir şekilde yapmasını engellediği, ayrıca köprü ayağının yapılacağı yerde GSM firmasına ait baz istasyonunun olduğu, ihale evrakı arasında yer almamasına rağmen U dönüşü yapımına ilişkin uygulama projelerinin sonradan yükleniciden yapılmasının talep edildiği, tüm bunların da işin zamanında yapılmasını engellediği, buna göre davaya konu işin ihale aşamasından önce davalı idarece inşaatın yapılacağı yerdeki altyapılara ilişkin deplase vb. sorunları halletmeden bu şekilde ihaleye çıkıldığı, davacı yükleniciye de yer tesliminin bu şekilde yapıldığı, enerji iletim hattı nedeniyle inşaatın yapılmasına elverişli olarak teslim edilmeyen yerin tesliminde çözüm olarak İdarenin 07.04.2017 tarih ... sayılı yazılarında kazık sayısı arttırılmak koşulu ile kazık boyaları 30 metren 20 metreye düşürdüğü; daha sonra ise 22.12.2017 tarih ... sayılı İdare yazısında kazık boylarının daha önce 20 metreye düşürülmek suretiyle projenin revize edildiğini, ancak ENH altında yapılacak imalatlar için ...’tan enerjinin kesilesi istenmesine rağmen ...’ın enerjiyi Eylül ayının 2. Haftasında kesebileceğini bildirmesi nedeniyle bütün ayakların mini kazık olarak revize edildiği, dosyadaki mukayeseli keşiften kazıkların mini kazık olarak revize edildiği ve uygulamanın bu şeklide yapılarak enerji nakil hattından kaynaklı sorunların bertaraf edildiği, şu halde idarenin işin yapılmasına elverişli şekilde yükleniciye teslim ettiği tarih 22.12.2017 tarih ... sayılı yazının yükleniciye tebliğ edildiği tarih olduğu, buna göre davalının işin gecikmesinden sorumlu olduğu, esasen bu sorumluluğunu sözleşmenin 18.1 maddesinde yer alan cezai müeyyideyi uygulamadan verilen süre uzatımları ile de kabul ettiği, bu süre uzatımlarına göre revize iş programını imzaladığı, sözleşmede fiyat farkı verilmeyeceği belirtilmişse de, gecikmeden kaynaklı oluşan ilave mali külfetleri dürüstlük kuralları çerçevesinde idarenin yükleniciye ödemek zorunda olduğu, bu nedenle yüklenicinin uyarlama talebi ve buna bağlı fiyat farkı talebi ile şantiye giderlerine ilişkin talebinin yerinde olduğu, sözleşme eki dokümanları arasında yer alan YİGŞ göre yüklenici davacının, bütün hakkedişleri itirazı kayıtla imzaladığı, bu kapsamda davacının, dosya kapsamına uygun denetlenebilir bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre; TBK'nın 138 ve 480/2. maddeleri kapsamında uyarlama talebi doğrultusunda, davacı iş ortaklığının gecikmeden kaynaklı talep edebileceği fiyat farkı alacağının 796.578,79 TL olduğu, işin gecikmesinden dolayı, personel gideri ve buna bağlı yemek gideri (Mühendis, yemek, topoğraf, akaryakıt), sigorta ve teminat giderleri (All risk, teminat), araç kirası ve akaryakıt, ev ve ofis kirasından oluşan davacı yüklenicinin genel gider zararının 126.120,00 TL olduğu belirtilerek toplam 922.698,79 TL'nin işin teslim tarihi olan 01.03.2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını, fiyat farkı hesabında sözleşme gereği işin bitim tarihindeki endeksin esas alınması gerektiğini, esas proje kapsamında kalmayan ilave işe ilişkin keşif artışından bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin şantiye ve ofis binaları için yapmış olduğu giderlerin sözleşme gereği kendilerine ödenmesi gerektiğini, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; fiyat farkı ödemesi yapılmasının sözleşme ve idari şartnamede bu hususta düzenleme olması şartına bağlandığını, YİGŞ'de yüklenicinin işin uzaması halinde itiraz ileri süremeyeceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin uyarlanmasının istenilmesinde davacının hukuki yararının bulunmadığını, davacıların basiretli bir tacir gibi hareket etmediklerini, yüklenicinin demir fiyatlarının kur artışına bağlı olarak yükselmesinden dolayı işe başlamaktan imtina ettiğini, mütefarik kusur değerlendirmesi yapılması taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporları arasındaki temel farkın; birinci bilirkişi heyeti raporunda fiyat farkı hesaplanırken, Temmuz 2017 endeksinin, ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise, Ağustos 2017 endeksinin esas alınması; birinci bilirkişi heyeti raporunda davacının şantiye masrafları talebinin tamamı ile, kabul edilmesine rağmen ikinci bilirkişi heyeti raporunda bunlardan şantiye şefi, ev ve ofis kirası giderlerinin şantiye gideri olarak dikkate alınmaması hususlarından kaynaklandığı, % 9,93 oranında yapılan keşif artışının iş bitim tarihini 18 gün öteleyeceği, buna göre; iş bitim tarihinin 04.08.2017 olması gerektiği, bu durumda fiyat farkı hesabında Ağustos 2017 tarihinin esas alınması ve buna göre fiyat farkı hesaplanması gerektiği, nitekim ikinci bilirkişi heyetinin bu tarihi esas alarak, hesaplama yaptığı, davacının şantiye gideri olarak talep ettiği ev ve ofis kirasının davalıdan talep edilemeyeceği, diğer yandan, henüz inşaata başlanmadan şantiye şefi ve topoğraf'ın inşaat sahasında bulundurulmasının da gereksiz olduğu, bu nedenle, şantiye şefi ve topoğraf giderinin de davalıdan talep edilemeyeceği, ikinci bilirkişi heyetinin değerlendirmeleri ve hesaplamalarının Daire tarafından yerinde bulunduğu, bilirkişi raporları arasındaki kısmi farklılıkların hukuki konulara ilişkin olduğu da gözetilerek, ikinci bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, taraflar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Taraflar vekillleri temyiz başvuru dilekçesinde istinaf dilekçesi içeriğini tekrar ederek, hükmün bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca fiyat farkının ve gecikme nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, 08.12.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesinde 100.000,00 TL olan dava değerini 1.095.902,15 TL'ye çıkartmıştır. Mahkemece kabul edilen 922.698,79 TL'nin işin teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazminine karar verilmiştir. Ancak hem dava tarihi itibariyle istenen alacak hem de ıslah edilen kısım hakkında davalı taraf daha evvel temerrüde düşürülmediğinden 24.05.2019 tarihli ve 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı İBBGK kararı da dikkate alınarak toplam alacağa dava tarihinden itibaren doğru oranlarda avans faizi uygulanması gerekirken tüm bedele teslim tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiş ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı tarafın diğer temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi Kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “ ... işin teslim tarihi olan 01.03.2019 tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte ... ”ibaresinin çıkartılarak yerine "dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte ..." ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/3720 E., 2024/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2023/3720 E.  ,  2024/315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi (yıkım), kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar (gecikme tazminatı istemli) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü, birleşen davada davacının davasının kısmen kabulü karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın davalılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA A-ASIL DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatı aşamasına geldiğini, sözleşme konusu taşınmaz yapılacak parselde bulunan eski evin yıkılmaması ve proje tadilatı ve iskan ruhsatı işlemleri için davalıların imzaya yanaşmadığını, eski evden dolayı, davalı ... ve bir kısım aile fertleri davalıların taşınmaza müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin; ... Belediye Başkanlığında, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, ilgili tapu ve diğer kamu kurumlarında proje tadilatının onaylanmasını ve iskan ruhsatının alınmasını sağlayacak tüm işlemleri davalılar adına yapmaya yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir. B-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafından başlatılan inşaatın henüz tamamlanmadığını, ... belediyesi tarafından liste halinde tespit edilen eksikliklerin tamamının davacı şirket tarafından kaynaklandığını, eksik imalatların tamamlanması için davacı firmaya defalarca şifahi görüşmeler yapıldığını ve ihtarnameler çekildiğini, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait eski yapının, davacı tarafça müvekkiline vaad edilen meskenlerin teslim edilmemesi nedeniyle boşaltamadıklarını, bağımsız bölümlerin teslim edilmesine müteakiben bu eski yapının yıkılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi ve iskan ruhsatının aylar öncesi alınması gerekirken uzun zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından dairelerin teslim edilmediği gibi iskan ruhsatının da alınmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. II.BİRLEŞEN DAVA A-DAVA Davacı arsa sahipleri dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin imza edilmesinden itibaren itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatının alınması ve 24 ay sonunda da daireler ve bağımsız bölümlerin tesliminin taahhüt edildiğini, yüklenicinin iskanın alınamaması durumunda, her ay (iskan alınana kadar) 1.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 12.maddesinde telafi imkanı olmayan veya süresi içinde giderilmeyen sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda yüklenicinin, daire-dükkan başı 100.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, inşaata ilişkin hatalı ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 d.... sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ileri sürerek, davalının temerrüdü ve akde riayetsizliği sebebi ile müvekkillerinin uğradığı tüm zarar ve ziyanlarının dava sonunda çıkacak olan bedelin tazminini talep ve dava etmiş, davacılar vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 1.750.000,00 TL'ye çıkartarak ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Davacılar vekili 02/02/2022 tarihli açıklama dilekçesiyle de; davacı arsa sahibi ... açısından kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imza sahibi olan ... adına 4 tapu göründüğünden, her bir taşınmaz için sözleşmede belirtilen 100.000,00 TL cezai şart ile 36 ay kira alacağı, ayrıca ayıplı ve eksik imalatların toplamından kaynaklanan toplam 850.000,00 TL alacak talep edildiğini, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalat bedeli, ..., 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 257.145,00 TL (... adına 2 tapu bulunmaktadır.) ayıplı ve eksik imalatların bedeli olarak alacak talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür. B-CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça davaya dayanak gösterilen tespit raporu ile aynı hususlarda müvekkili tarafından alınan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... sayılı dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz üzerine yapılan inşaatın tamamlandığını iskan ruhsatı alınması aşamasına gelindiğini, davacının baskısı ve sözleşmeyi bozma tehditi altında davalıya ait meskenlerde bazı ek imalatlar ve işler yapıldığını, belediye tarafından yapılan tespitlerde bu imalatların projeye uygun olmadığı belirtildiğinden müvekkili şirket tarafından projeye uygun hale getirildiğini, davacı ile sonradan taşınmaz satın alan kişilerin imzadan imtina etmeleri nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını, müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, diğer arsa sahiplerinin fiilen dairelerine kavuştuğu halde davacı kendisi temerrüde düştüğünden ceazi şart ve kira ödeme yükümlülüğü doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; arsa sahibi davalılar ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme içeriğine göre dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı ve fiilen kullanıldığı, ancak ... kullanma izin belgesi olmadığından istenilen belgelerin ikmal edilmesi halinde kat mülkiyetine esas olmak üzere kat irtifakının tesis edilebileceği, davalı tarafın kendisinden başka kimselerin de imza atmadığı ve eksik işler olduğunu beyan etmiş ise de davacı taraf iskan alacağı zaman belediye tarafından istenilen eksiklikleri tamamlayacağından ve başkaca imzası eksik olanlar var ise onlara ilişkin de dava açabileceğinden davalının bu savunmalarına itibar edilmediği ve davacının nama ifaya izin talebine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan keşif esnasında davaya konu edilen evin yıkıldığı anlaşıldığından ve davalı tarafın beyanlarına göre dava açıldıktan sonra yıkıldığı anlaşıldığından müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden; davacı ... dışındaki diğer davacıların davacı ...'in çocukları oldukları ve KKİS'nin ekindeki vaziyet planında bu davacılara verilecek dairelerin belirlendiği ve dosya kapsamında bulunan temlik sözleşmeleri ile davacı ... tarafından diğer davalılara eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı alacak haklarını temlik ettikleri, bu davacıların da eksik ve ayıplı ... bedelinin davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, kira bedeline yönelik yapılan incelemede; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin davaya konu daireleri süresi içinde teslim ettiği dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından davacının kira alacağı talebinin reddine, cezai şart talebine yönelik yapılan incelemede ise; düzenlenen bu ceza-i şartın eksik ve ayıplı ... bedeli için ödenmesine karar verildiği anlaşıldığı davacı tarafın hem eksik ... bedelini hem de cezai şart bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı ...'a yönelik dava yönünden, davalı ...'in bu sözleşmede şahıs olarak imzası bulunmadığı sadece şirket yetkilisi olarak hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 32475 ada 2 parsel de bulunan taşınmazda kat irtifakının kurulması için gerekli işlemleri yapması yönünden davacıya nama ifaya izin verilmesine, müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 514.284,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’e verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ... ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’a verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 257.145,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’e verilmesine, davacı ...’in ceza-i şart ve kira alacağına ilişkin talebinin reddine, davacıların davalı ...’a yönelik davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-birleşen dosya davalılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın arsa sahibi olduğunu, diğerlerinin ise arsa sahibinden daire satın alan 3. kişiler olduğunu, bu kişilerle müvekkili arasında akdi ilişki olmadığını, müvekkilinden talepte bulunamayacaklarını, davaya konu inşaata iskan ruhsatı alınması için gerekli tüm işlemlerin ve proje tadilatının yapılması için müvekkili şirket yetkililerine nama ifaya izin verilmesi şeklinde talepleri bulunmasına rağmen mahkemece sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin verilmesinin yanlış olduğunu, birleşen dosyanın davacılarının davalarına dayanak olarak birden çok sayfadan oluşan, birbiri ile bağlantısı sağlanamayan, müvekkilinin imzası bulunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında adi yazılı fotokopi belgeler sunduklarını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 D. ... sayılı dosyalarından yaptırdıkları tespit dosyalarına arsa karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında sundukları adi yazılı belgelerin de farklı olduğunu, bu nedenle sözleşme asılları celp edilmeden karar verilmesinin yanlış olduğunu, geçerli sözleşmenin tespit edilmesi gerektiğini, birleşen dosyada dava dilekçesi ve ıslah dilekçesiyle davacıların her biri için cezai şart, kira tazminatı ve eksik-ayıplı işler bedelinden doğan tazminat talep ettiklerini, ancak ıslah dilekçesinin açıklaması olarak sunulan ikinci ıslah dilekçesinde taleplerini değiştirdiklerini, mahkemenin ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurması gerektiğini, ikinci ıslahın geçersiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere, kararda cezai şart ve kira tazminatı talebi reddedildiği belirtilen davalı- karşı davacı ...'in 4 dairesine isabet eden cezai şart tutarının yanlış hesaplandığını, dava konusu inşaattaki bahse konu eksikliklerin tadilat projesiyle giderilebilecek olması karşısında, emsal içtihatlar da dikkate alınarak yüklenici müvekkili şirkete bu eksiklikleri gidermek, tadilatları yapmak ve iskan ruhsatı almak için izin ve makul süre verilmesi gerekirken, mahkemenin süre vermediğini, oysa davacıların davalarına dayanak yaptıkları eksiklikler, müvekkiline verilecek makul süreyle giderilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkiline verilecek süre sonunda eksikliklerin giderilmesinin davanın sonucunu da etkileyeceğini, delil tespitlerinde sunulan bilirkişi raporları ile yargılama arasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davaya konu olayda davalı-karşı davacıların davalarını kısmi dava olarak açtıklarının, bu nedenle ıslahla artırdıkları kısım için ıslah tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkeme tarafından ıslahla artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davayı hem ..., hem de ... adına vekalet sunarak takip ettiklerini, ancak birleşen dosyada karar başlığında ...'ın vekili olarak gösterilmemelerinin ve lehlerine bu davalı açısından vekalet ücreti verilmemesinin yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalılar-birleşen dosya davacılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki fayda bulunmadığını, yüklenicinin nama ifaya yetki bağlamında iskan ruhsatı almak için gerekli işlemleri dahi yapmadığını, kararda hem süre olarak hem de yetki olarak yüklenicinin hangi işleri yapacağı, ne tür eksikleri gidereceğine dair kapsam belirtilmediğini, nama ifa yetkisinin çerçevesinin belirlenmemesinin, ve sınırlandırılmamasının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüklenici şirketin üzerinde hemen hemen hiç mal varlığı kalmadığını, yüklenicinin sadece zaman kazanmaya çalıştığını, bina temelinin yalıtımlarının gereği gibi yapılmadığını, yönetmelik gereği olması gereken bacaların olmadığını, elektrik odalarının kapılarının ters yöne açılmasının düzeltilmediğini, ... Belediyesi iskân-imar birimi tarafından 26.3.2019 tarihli Raporunda belirlenen eksiklerin de şu ana kadar giderme girişiminde bulunulmadığını, bunların yapılması için imzaya, proje tadilatına veya nama ifa yetkisine gerek olmadığını, nama ifa yetkisinin yükleniciye verilmesinin tüm bina malikleri ve sakinlerinin de aleyhine olduğunu, binada herhangi bir mülkü olmayan müteahhidin iskân almak için hiçbir çabası olmadığını, asıl olanın projeye uygun yapılarak iskan ruhsatının alınması olduğunu, sözleşmenin birinci sayfasında 1. madde de "projenin mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda çizileceği" yazıldığını, inşaattaki bahse konu eksikliklerin karşı tarafa makul süre verilmesi halinde giderilebileceği ifade edildiğini ancak karşı taraf binaları sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği gibi 2019 yılından beri tespit edilen eksik ve ayıpların giderilmesine ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkillerince eksik ve ayıpların giderilmesi için defalarca ihtar çekildiğini, karşı tarafın işbu ihtarlara sessiz kaldığını, yükleniciye süre verilmesine gerek olmadığını, binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmeliğe aykırı olarak inşa edildiğini, yaklaşık 3 yıldır çivi dahi çakılmadığını, bu nedenle öncelikle nama ifa yetkisinin kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nama ifa yetkisinin, sözleşme sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde sınırlarının çizilmesi ve sürenin belirlenmesini talep etiklerini, birleşen dosya açısından yüklenici şirketin yanında ...'ın da şahsi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede hem ... İnşaat Ltd. Şti'nin kaşesi imzası ve ayrıca ...'ın şahsının el yazı ile yazmış olduğu "okudum" ibaresinin sözleşmenin tüm sayfalarında yer aldığını, ayrıca sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, sözleşmenin üçüncü sayfasında müteahhide ait şirket kaşesinin altında müteahhidin imzası bulunduğu halde ayrıca kendi ismini el yazısı ile yazdığını ve altına ikinci defa ... olarak şahsi imzasını da attığını, müvekkillerinin ...'ın da sözleşmeyi imzalamasını müteselsilen sorumlu olması amaçladıkları için istediklerini, nitekim şirketin üzerindeki malvarlığını kaçırdığını, arsa sahibi ... açısından cezai şart taleplerinin reddinin doğru olmadığını, dairelerin mutlak olarak hiçbir zaman teslim edilmediği, bazı maliklere anahtar teslim edilmesine rağmen müvekkillerine anahtar teslimi yapılmadığı için arsa sahibi ... açısından kira alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı eksik imalatlar bakımından hükmedilen tutarların enflasyon oranının çok altında kalması, davacı karşı davalı tarafça ayıplı ve eksik imalatların onarımı için belirlenen miktarların artan inşaat maliyetleri nedeniyle oldukça düşük olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden nama ifaya verilecek izin yüklenicinin talebiyle bağlı ve talebe uygun şekilde olması gerektiği, davacının nama ifaya izin talebi iskan ruhsatının alınması için yapılacak başvurulara ilişkin olduğundan talebe uygun olarak karar verilmesi gerekirken sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin kararı verilmesi doğru olmadığı, birleşen dava yönünden; davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından mahkemece verilen husumet yokluğundan red kararının yerinde olduğu ancak davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği, sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine henüz teslim edilmediği, bu nedenle eksik ve ayıplı işlere ilişkin talebin reddinin gerektiği, gecikme tazminatı yönünden yapılan incelemede, bağımsız bölümlerin tesliminde arsa sahiplerinin de kusurlu olduğu bu nedenle gecikme tazminatı istenemeyeceği, ceza koşulu talebi açısından ise, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki "...sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda hiçbir ihtara gerek olmadan ...100.000 TL" ödenmesine ilişkin ceza koşulu, seçimlik ceza koşulu olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1. maddesi uyarınca hem borcun hem de cezanın ifası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl dosya davalıları- birleşen dosya davacıları vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalılar vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mah. 32475 ada 2 parselde bulunan taşınmazda iskan ruhsatı alınması ve proje tadilatının yapılması için gerekli işlemler yönünden davacı yüklenici şirkete nama ifaya izin verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın davalı ... açısından husumetten reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından eksik ve ayıplı ... bedeli talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından ceza koşulu ve gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1-asıl dava yönünden, nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığı, yüklenicinin dava konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, iskan ruhsatının alınmamasında müvekkillerinin kusuru olmadığını, eksikliklerin giderilmesi halinde müvekkillerinin iskan ruhsatı alınması için imza atacaklarını beyan ettiklerini, ancak davaya konu binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmenliğe aykırı olarak eksik, gizli ve açık ayıplı imal edildiğini, sözleşme serbestliğini sınırlayan, sözleşmedeki hükümleri müteahhit lehine imza sahibi arsa sahiplerinin aleyhine haksız şekilde bozan, proje değişikliği yetkisini içeren nama ifa yetkisinin hukuka uygun olmadığını, 2-Dairelerle ilgili fiili teslimin gerçekleşmiş olması sebebiyle “usul” bakımından herhangi bir eksiklik bulunmadığını, dairelerin eksiklikler giderilmeden teslim edildiğini, bu nedenle geç teslimden kaynaklı kira bedeline hükmedilmesi gerektiğini, 3-Birleşen dava yönünden; müteahhit ...’in şahsi olarak da sorumlu olduğunu, sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. Sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "Bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, müteahhitin şahsen kendi üzerine ve/veya kendisine ait başkaca şirketlerin üzerine mal aktarımı yaparak eksik ve ayıplı yaptığı imalatlardan kaynaklı mahkemenin verdiği karardaki miktarları ödememek maksadıyla şirket üzerindeki taşınmaz malları kaydırdığını, somut olayda; istinaf mahkemesinin inceleyip karara bağladığı yukarıda gerekçeli kararında yer verilen hususlar bakımından, davacı/karşı davalılar tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğini, İstinaf mahkemesinin bu nedenle karar veremeyeceğini, gecikme tazminatı, kira ve cezai şart taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğunu, tüm davalılar için davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada yüklenici tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kısmi nama ifaya izin istemine ilişkin olup, birleşen davada ise arsa sahiplerinin gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4612 E., 2024/555 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri,
6. Hukuk Dairesi         2022/4612 E.  ,  2024/555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısman kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şirket yetkilisi arasında kat karşılığı arsa satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre arsa sahibine 4. katta 2 adet daire (75’er m²), 5. katta bu dairenin dubleksini teşkil eden yaklaşık 90 m²'lik daire eklentisinin toplamı, zemin katta 1 tane dükkan (30 m²) verileceğini, bu sözleşmeye ek olarak öncesinde bir de harici bir sözleşme yapıldığını, bu harici sözleşmede kat karşılığı arsa satış sözleşmesine konu arsanın diğer hissedarları olan... ve müşterekleri ile davacı ...'ın aralarında yapmış olduğu satış sözleşmesine istinaden...'un 208 m²'lik hissesinin 150.000,00 TL karşılığında müteahhit firma adına tapuda satış yapılacağı, arsa sahibi davacı ...'ın...'a peşinat olarak ödediği 31.000,00 TL'nin, ...'a müteahhit firma tarafından ödenecek 150.000,00 TL'den düşüleceğini ve...'a 208 m² hissesi karşılığında 119.000,00 TL ödeneceğini, müvekkili tarafından...'a müteahhit firma adına peşinat olarak ödenen ve müteahhit firmada kalacak olan 31.000,00 TL'lik tutara karşılık ise arsa sahibi ...'ın köyündeki evinin 1. katına tadilat yapılacağını ve 2. katının sözleşme ve ekinde belirlenen özelliklerine göre yeniden yapılacağını, ayrıca arsa sahibine 5.000,00 TL nakit ödeme yapılacağını ve inşaat başladığında, bina bitene kadar aylık 250,00 TL kira yardımı yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı müteahhit firmanın edimlerin tamamını yerine getirmediğini, davalı firmanın davacıya 22,03 m²'lik dükkan teslim ettiğini, kendisine ise 42 m²'lik iki dükkan ve 19 m²'lik dükkan aldıklarını, köydeki evin yapımına hiç başlamadıklarını ileri sürerek öncelikle; sözleşmenin aynen ifası ile dükkanın ve köye yapılması kararlaştırılan evlerin sözleşmede belirtilen niteliklerde tadilat ve yapımının tamamlanması ve belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile geç teslim ve gecikmeden doğan tüm zarar kalemleri için şimdilik 25.000,00 TL'nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesini, bu talep mahkemece mümkün görülmez ise belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan dükkan değer farkı, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan kira farkı, gecikmeden doğan her türlü zarar, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan ileriye doğru etki ederek müvekkilin maddi kaybına neden olacak kira farkı, köyde yapılması kararlaştırılan evin sözleşmede belirlenen nitelikte yapılması için gerekli olan ve bilirkişice hesaplanacak bugünkü maliyeti ile evin davacı tarafından kullanılmamasından doğan zararların (anahtar teslim fiyatına göre hesaplanacak) şimdilik 25.000,00 TL'sinin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile, ayrıca davacının yaşamış olduğu üzüntü sebebiyle de 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye göre davacıya verilmesi kararlaştırılan 2 adet 75 m² ile bunlardan birine ait çatı katının, imar uygulaması ve izin verilen proje çalışmaları nedeniyle verilemediğini, bu nedenle 3 adet 90 m²'lik daire verildiğini, verilen fazlalık nedeniyle bir talepte bulunulmadığını, dairelerden birine davacının taahhüt edilen sürede taşındığını, diğer iki daireyi ve dükkanı da teslim aldığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projeleri ve arsa ölçüleri net olmadığı için sözleşmede dükkan için yaklaşık 30 m² ibaresinin kullanıldığını, davacının teslim aldığı dükkana çıktığı kaçak asma kat ile m²'sini zaten 44.06'ya çıkardığını, ruhsat tarihi 12.11.2013 iken teslim tarihinin 12.11.2014 olduğunu, binada hiçbir eksiklik bulunmadığını, sözleşmede kararlaştırılan üstünde ekstra imalat yapıldığını, davacının daireleri teslim almasına rağmen 13.01.2015 tarihine kadar hiçbir itirazda bulunmadığını, noter huzurunda yapılan sözleşmenin ileri tarihli olması nedeniyle diğer sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini, ancak yine de yüklenicinin her iki sözleşmeyi de kabul ettiğini, köydeki evi yapmaya da hazır olduğunu, ancak köydeki evin statik açıdan ikinci bir katı kaldıramayacağını, kaldırabileceğine ilişkin raporun alınması halinde yapıma hazır olduklarını, kira yardımının sözleşmede kararlaştırılandan fazla şekilde ödendiğini, davacının kendisine düşen dükkan ile yükleniciye düşen dükkanları karşılaştırması neticesinde ortaya çıkan tespitlerinin birbiri ile çelişkili olduğunu, davalıya bırakılan bağımsız bölüm alanlarında büyüme ve vasıf değişikliğinden dolayı bir değer artışının söz konusu olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminat ve dükkanın 30 m² olarak aynen teslimine ilişkin talebe yönelik 19/09/2019 tarihinde verilen kararda ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı bulunmadığından gerekçe kısmında yeniden bir değerlendirme yapılmadığı, eksik ifa talebi yönüyle; kaldırma ilamı sonrasında bilirkişilerden; inşaatın teslim edilmesi gereken tarihten dava tarihine kadar bölge adliye mahkemesi karar ilamı doğrultusunda hesap yapılması için ek rapor aldırıldığı, raporda 7,97 m² yönüyle hesap yapılmışsa da eksik teslim edilen miktarın 7,96 m² olduğu buna göre 2700*0,54*7,96=11.605,68 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden karar verildiği, ticari faiz talep edildiğinden ticari faize hükmedildiği, ... köyünde bulunan eve yönelik talep yönüyle; kaldırma ilamında belirtildiği üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşme baştan itibaren imkansız olup 6098 sayılı TBK'nın 27, 112 ve 136. maddeleri uyarınca ifa yükümlülüğünden kurtulan davalı yüklenici haksız iktisap kurallarına göre aldıklarını iade etme yükümlülüğü altında olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesi ile 31.000,00 TL karşılığı ... yapılması kararlaştırıldığından, 31.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerektiği, bu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı ... kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği, dava dilekçesinde sözleşme tarihinin 12/12/2012 olduğunun ileri sürüldüğü, cevap dilekçesinde de itiraz bulunmadığından 12/12/2012 tarihinden dava tarihine kadar 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle vardığı değerin 38.101,38 TL olarak belirlendiği bilirkişi ek raporunun gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtayın denetimine elverişli olduğu anlaşıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne; dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısınında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.605,68 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynen ifa ile ilgili hükme bir itirazlarının olmadığını, kararın diğer kısımları olan tazminat ve alacaklara ilişkin kısmın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dükkanın büyütülmesine ilişkin aynen ifa talebi kabul edilmesine rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.605,68 TL olarak tespit edildiğini, tespit edilen bu değerin kabulünün mümkün olmadığını, inşaatın anahtar teslim tarihinin 12/11/2014 tarihi olduğunu, müvekkillerinin bu tarihten beri dükkanlarını 7,97 m² daha küçük olarak kiraya vermiş ve kira bedelini de bu tarihten itibaren olması gereken bedelin altında tahsil etmiş olduklarını, müvekkillerinin geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tespit edilirken (bilirkişilerce tespit edilen m² kira bedellerini kabul anlamına gelmemek üzere) yalnızca m²'ye göre tespit edilen kira bedelleri kullanılarak hesaplama yapılmış olup, kullanım amacı kriterine göre bir hesaplama yapılmadığını, buna göre müvekkillerinin kendilerine teslim edilen dükkanı büfe yerine bir medikale kiraya vermiş olsa idi çok daha fazla kira geliri elde edeceğini, müvekkillerinin halen davaya konu dükkanı eksik m² ile kullanmakta/kiraya vermekte oldukları için zararlarının da 12/11/2014 teslim tarihinden bugüne dek devam etmekte (karar kesinleşinceye dek de devam edecek) iken geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tazminatının dava tarihine kadar hesaplanmasının da doğru olmadığını, dava tarihinden karar kesinleşene dek devam edecek kira kaybının da mahrum kalınan kâr olarak hesaplanmalı ve hesaplanan bu tutarın davalılardan tahsili gerektiğini, ifa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine müvekkillerce ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, tespit edilen denkleştirme tutarının inşaat maliyetleri düşünüldüğünde hayli düşük olduğunu ve zararı karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin müvekkillerinin murisinin yaşlılığından ve tecrübesizliğinden yaralanmış, kötüniyetle hareket etmiş, köye yapılması vaad edilen evlerin yapılma ihtimalinin bulunmadığını dahi müvekkiller murisine söylenmeden alelacele sözleşme hazırlanarak imzalattığını, murisin, sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki tadilatı ve var olan evin üzerine yapılacak ikinci katı 31.000,00 TL'ye yaptırabilecek iken bugünün koşullarında aynı tutarla aynı tadilatın yapılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle denkleştirmenin altın, döviz, TEFE ve TÜFE'ye göre değil inşaat malzemeleri maliyetine göre yapılması daha adil olacağını, ayrıca yine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu anlatılanlara, yerel mahkemeye sunulan beyanlarda da yer verildiğini; ancak mahkemece müvekkiller murisinin sözleşmeyi yaparken ki iradesinin hiçe sayılmış ve köye yapılması 200.000,00 TL'yi bulan ev için yalnızca müvekkilin davalıya ... olduğu 31.000,00 TL'lik tutarın güncellenen tutarı olan 38.101,38 TL'nin iadesine karar verilmiş olduğunu, murisin ... Merkez ... köyü 450 parsele, ... ili ... Mahallesi 3744 ada 21 parseldeki meskenlerle aynı özellikleri taşıyacak iki adet daire yapılacağı inancıyla bu sözleşmeyi imzaladığını, müvekkillerinin murisi ...'ın 80'li yaşlarda olmasına rağmen ... bu davayı açmakla sürekli adliyeye gelip gitmek zorunda kaldığını, huzurlu ve rahat bir şekilde geçirmesi gereken son günlerini huzursuzluk ve uğraşla geçirdiğini, davalı müteahhitin şirketin aldırmaz, umursamaz tavırlarına maruz kaldığını, son dönemlerinde oturmayı planladığı köydeki baba ocağı evinin de yapıldığını görmeye ömrünün yetmediğini, tüm bunlarla birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerinin manevi olarak zarara uğradığı, su götürmez bir gerçek iken Yerel Mahkemenin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin anlaşılamadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybı ya da kira alacağı dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi dükkanın eczane olmasının mümkün olmadığını, bir dükkanın eczane olması için 35 m² olması gerektiğini, eczanelerin kirası üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını, davacının daireleri ve dükkanını fiilen teslim aldığını, tasarrufa başladığını, 13/01/2015 tarihine kadar da herhangi bir itirazda bulunmadığını, ruhsat tarihinin 12/11/2013 olup teslim tarihinin ise 12/11/2014 olduğunu, bu tarih itibariyle hiçbir eksiklik olmayıp sözleşmede belirtilen imalat özelliklerininde üzerinde ekstra imalatlar yapılarak dükkan ve dairenin teslim edildiğini, davacıya aylık 250,00 TL tutarında kira yardımı yapılacağının taahhüt edildiğini, ancak bu kiraların 350,00 TL ve son dönemde 400,00 TL olarak ödendiğini, mahkemenin tapu iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, müvekkiline atfedilebilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uyduğunu, davacıya 110 m²'lik arsayı davacıya devrettiğini, sözleşmede belirtilen şekilde davacıya verilmesi kararlaştırışan iki adet 75 m²'lik daire ve bu dairelerden birinin çatısı arası 90 m² dubleks eklenti ve 30 m²'lik dükkanın sözleşme oluşturulduğu anda resmi projeler ve ölçüler netleşmediği için davacı lehine olmak üzere 90 m²'lik 3 adet daire verildiğini, Belediyenin çatı arası dubleks yapımına imkan vermediğini, sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 m² ifadesinin kullanıldığını, bu ifadenin sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projesinin ve arsa ölçülerinin net olmamasından kaynaklandığını, 75 m² daire yerine 90 m² daire verilmesinin de bu olduğunu, kaldı ki yaklaşık 30 m² ifadenin 20 m² üstü 30 m² altı anlamına geldiğini, davacıya 22,03 m² teslim edildiğini, dükkanın içerisinde tadilat yapıldığını, asma kat çıkıldığını, dükkanın böylece 4406 m² ölçümüne geldiğini, ayrıca ... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün olmadığını, mahkeme kararı sorunu çözmemiş, kat maliklerini de işin içine katacak şekilde daha büyük bir hukuksal sorun doğurduğunu, yine davalı ... lehine davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair verilen kararda avukatlık ücretine hükmedilmişse de hükmedilen avukatlık ücretinin eksik olduğunu, artan oranlarda avukatlık ücretinin yanlış hesap edildiğini, reddedilen miktar artmış, bu arada Avukatlık Ücret Tarifesi de değişmiş olmasına rağmen mahkemenin takdir ettiği avukatlık ücretinin, ilk kararından daha az bir miktar olduğunu belirterek belirtilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesi talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede teslim edilecek dükkanın yüzölçümü "yaklaşık 30 m²" olarak belirtildiği, davalıya 30,38 m², 19,90 m² ve 42,63 m² yüzölçümlü 3 adet dükkan verildiği, bilirkişi raporuna göre proje aşamasında davalı tarafından davacıya verilecek dükkan 30 m² olarak projelendirme imkanı varken davacı dükkanının 22,03 m² olarak projelendirildiği, davalıya verilen dükkanların yüzölçümleri ve sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde davacıya teslim edilmesi gereken dükkanın yüzölçümünün 30 m² olması gerektiği, davalı tarafından 22,03 m²'lik dükkanın davalıya teslim edilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı tarafından ifanın eksik olarak ifa edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısında ve bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere tadilat projesi ve ... ruhsatı alınması durumunda aynen ifanın mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında İlk Derece Mahkemesinin davacının aynen ifa talebinin kabulüne ilişkin hükmün 1 no.lu kararı usul ve yasaya uygun ise de; Belediye yazısında "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği" bildirildiği, yani yapılacak işlemlerin tüm kat maliklerinin muvafakatini gerektirdiği belirtilmiş ise de; mahkemece tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılmasına karar verilmiş olmakla, davalı tarafın söz konusu hükmün infaz kabiliyeti olmadığına yönelik istinafının yerinde olmadığı, eksik teslim edilen 7,97 m² dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, halbuki davacıya 22,04 m²'lik bir dükkan teslim edildiği, davacı zararının 22,04 m²'lik bir dükkanın kira bedeli ile 30 m²'lik bir dükkanın kiralama bedeli arasındaki fark kadar olacağı, hesaplamanın bu şekilde yapılması için dosyanın geri çevrildiği, geri çevirme kararı uyarınca alınan ek raporlar neticesinde oluşan farkın ve davacının talep edebileceği miktarın 11.575,00 TL olduğunun tespit edildiği, köydeki ev inşaatına ilişkin olarak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yığma ... tekniğine uygun olarak yapılmayan ... üzerine bir kat daha ilave edilmesinin mümkün olmadığı, mahkeme tarafından sözleşme tarihi 12/12/2012 olarak tespit edildiği, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değer 38.101,38 TL olarak belirlendiği, bunun yerinde olduğu, manevi tazminat isteminin reddinin doğru olduğu, davacının reddedilen talep tutarı 262.032,68 TL olduğundan davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de 26.792,29 TL olacağı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; (1) Kararın aynen ifaya yönelik kısmına katıldıklarını ancak tazminat ve alacak istemlerinin kısmen kabulüne karşı itiraz ettiklerini, (2) Eksik ifanın varlığının kabulüne rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.575,00 TL hesaplanmasına itiraz ettiklerini, kira kayıplarının daha fazla olduğunu, hesaplama yapılırken sadece m²'nin esas alındığını, kiralanan yerin niteliğinin, kullanım amacının da değerlendirmeye alınması gerektiğini, geç teslimden kaynaklanan kira kaybının hala daha devam ettiğini, hesaplamanın dava tarihine kadar yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kira kaybı dava tarihine kadar hesaplanacak ise dava tarihinden karar kesinleşene kadar ki zaman için de mahrum kalınan kârın hesaplanması gerektiğini, (3) İfa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine davacıların murisince ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesi neticesinde mahkemenin hükmettiği 38.101,38 TL’nin inşaat maliyetleri düşünüldüğünde çok düşük tespit edildiğini, her ne kadar TEFE-TÜFE, gram altın ve döviz kurları üzerinden hesaplanan denkleştirme tutarlarının ortalaması alınmış ise de bu tutarın davacıların zararını karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin kötü niyetle ikinci katın yapılamayacağını sakladığını, yapılan hesaplamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, bugünkü koşullarla birinci katın tadilatı ve ikinci katın çıkılması işlerini 31.000,00 TL’ye yaptıramayacaklarını, ayrıca tespit edilen rakama dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, imkansızlık nedeniyle ödenmesine karar verilen 38.101,38 TL’nin hakkaniyetle bağdaşmadığını, bunun yerine bilirkişilerce hesaplanan tadilat ve yapım işleri değeri 200.000,00 TL’nin ödenmesi gerektiğini, (4) Manevi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, (5) Red sebebiyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hem dükkanı küçük teslim eden, hem de imkansız sözleşmeyi yapan kötü niyetli davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybının dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, ancak dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi bu dükkanın eczane olmasına yasal engel bulunduğunu, bir dükkanın eczane olabilmesi için 35 m² olması şartı arandığını, bu nedenle eczanelerin kirası üzerinden hesap yapılmasının doğru olmadığını, davacının dükkan ve daireleri teslim almasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığını, 2.Tapunun iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, davalıya atfedilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, ekstra imalat yaptığını, sözleşmede belirlenen daireden fazla daireyi davacıya teslim ettiğini, niteliği daha iyi koşullarda dükkan yüksekliği inşaa ettiğini, davacıların murisine fazladan kira ödediğini, 3.Sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 metrekare ifadesi kullanıldığını, yaklaşık 30 metrekarenin, 20 metrekarenin üstü 30 metrekarenin altı anlamına geldiğini, davacının dükkanın içerisinde tadilat yaptığını, dükkanın içerisine aynı metrekare büyüklüğünde bir asma kat çıktığını, dükkan böylece 44.06 metrekare ölçümüne geldiğini, 4.... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması” gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, Mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün görülmediğini, davacıların davasının reddi gerekirken kabulüne karar verildiğini, hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin eksik ifası nedeniyle doğan zararın tazmini ve aynen ifa istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Dava arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik işlerin aynen ifası ve tazminat istemine ilişkin olup davacı arsa sahibi davalı yüklenicidir. 2.Taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahibine 2 daire ve bir üst katta dairenin dubleksini teşkil eden eklenti ile yaklaşık 30 m² büyüklüğünde bir adet dükkan verileceği kararlaştırılmıştır. Bunun yanında yapılan adi yazılı diğer sözleşme ile davalı, davacının ... köyündeki evinin de 1. kat tadilatını ve 2. katını yapmayı yüklenmiştir. Davacı eksik ifanın aynen tazminini ve eksik ifadan doğan zararının giderilmesini, mümkün değilse eksik ifadan doğan değer kaybı ile kira kaybını ve manevi zararının tazmini istemlerinde bulunmuştur. Mahkemece dava konusu 10 no.lu dükkanın eksik metrekaresinin tamamlanması suretiyle tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, ... köyündeki evin tadilatının baştan itibaren imkansız olması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 38.101,38 TL güncellenmiş değer üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11.605,68 TL kira kaybı tazminatının ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraflarca kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 10 no.lu dükkan için tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak mirasçıların payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'nin tazminine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri temyiz talebinde bulunmuştur. 3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Dava konusu ve davacı arsa malikine bırakılan 10 numaralı bağımsız bölüm olan dükkanı 7,97 m² eksik inşa ederek kendi dükkanlarını genişleten davalı yüklenici ağır kusurludur. Bu nedenle yüklenicinin anılan şekilde kusur ve temerrüdü nedeniyle arsa sahibine karşı sorumlu tutulmasına karar veren mahkeme kararı usul ve yasaya uygundur. Nitekim gerek Belediye Başkanlığının 22.01.2019 tarihli yazısında gerek dosyada alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınarak ortak duvarın ötelenmesi suretiyle aynen ifanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 10 no.lu dükkanın sözleşmeye uygun hale getirilmesi için verilen aynen ifa kararının bu haliyle infazı kabil değildir. 5.Bu nedenle mahkemece yapılacak ...; sözleşmeye uygun olarak tadilat projesi, tadilat ruhsatı ve bildirilecek diğer ... ve işlemleri yapmak üzere davalı yükleniciye makul ve kesin süre verilerek tadilat işlemlerinin tamamlanması, davalı tarafından bu işlemler yerine getirilmezse masrafı davalıya ait olmak kaydıyla bu kez aynı hususta davacıya yetki ve süre verilmesine, tadilat projesinin hazırlanması ve tadilat ruhsatının alınması işlemlerinin tamamlanmasının ardından, dava konusu dükkan ile metrekaresi azaltılacak komşu dükkanın kat irtifakına esas arsa paylarının bu konuda uzman bilirkişiden alınacak raporla bilirkişiye hesaplattırılması ve bu arsa payları belirtilmek suretiyle murisin veraset ilamındaki payları oranında davacılar lehine tapu iptâli ve tesciline karar verilmesi, bu işlemlerin arsa sahibi tarafından da yerine getirilmemesi halinde davacı arsa sahibinin bedele ilişkin taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verildiğinden, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılar ile davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4227 E., 2024/1361 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TTK m.21
6. Hukuk Dairesi         2022/4227 E.  ,  2024/1361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/640 E., 2022/1021 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/535 E., 2021/873 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacıya ait villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalandığını, davalıların yüklenici olarak yapılacak işi maliyet dahil %22,5 kârla yapmayı taahhüt ettiğini, ancak kötü niyetli olarak bu kârı artırmak için olmayan maliyetleri fatura edip kendilerinden tahsil ettiğini, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandıklarını, 17.06.2016 tarihinde davalılara ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiği bildirilip 3 gün içinde fazladan tahsil edilen 3.690.953,44 TL bakiye alacağın iadesinin talep edildiğini, davalıların cevap vermediğini, bu tutarın 1.400.000,00 TL kısmının sözleşmeye istinaden çek olarak verildiğini, taraflar arasında başkaca borç doğuracak bir ticari ilişki olmadığını, davalıların bu çekleri iade etmediğini belirterek, davalılara vermiş oldukları çeklerin bedelsiz kalması nedeniyle iptali ve davalılara borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yapının inşasının süresi içinde sözleşmeye uygun olarak tamamına yakın bir kısmının tamamlandığını, davacı tarafça gönderilen ihtarnameye cevap verilerek haksız istemlerinin reddedilip değişik iş dosyası kapsamında alınan rapora da itiraz edildiğini, davacı tarafça faturalara yasal süre içinde itiraz edilmediğini, iade de edilmediğini, bu nedenle faturaların kabul edilmiş sayıldığını, D.iş dosyasında alınan bilirkişi raporundan ve kendilerine gönderilen ihtarnameden sonra dahi düzenlenen faturalara davacının itirazının olmadığını, düzenlenen faturaların davacı şirket tarafından da form B/A ile bildiriminin yapıldığını, dolayısıyla bu faturaların davacı şirket kayıtlarında da işlenmiş olduğunu, sözleşmenin tek taraflı feshinin dürüstlük kurallarına uymadığı gibi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, inşaat maliyetinin üzerinde ilave 1.400.000,00 TL bedelli çek keşide edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, davacının iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, sözleşmenin ifası anında yapılan tüm masrafların satıcı ve taşeronlardan fatura alınmak suretiyle belgelendirildiğini, dolayısıyla davalı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu çeklerden bir kısmının takibe konu edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştr. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında dava konusu çek bedellerinin ödendiğinin belirtilmesi üzerine davanın istirdat davasına dönüştüğü, yapılan keşif ve inceleme neticesinde taraflar arasında imzalanan 04.10.2016 tarihli protokolde cari hesaptan doğan muaccel alacağın 1.457.000 TL olarak kabul edildiği, keşif sırasında bina ve çevre düzenlemesine ilişkin imalatların bitirilmemiş olup bazı imalatların eksik ölçü ve metraja gelmeyecek boyutta olduğu, proje ve özellikle yer altında, sıva altında ve kapalı konumda olan çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan imalatların hesap ve tespiti için gerekli proje, ataşman ve metraj gibi lüzumlu belgelerinde sunulmaması karşısında toptan iş bedelinin 1.457.000 TL olarak kabul edileceği yönünde rapor sundukları, yargılama sırasında taraflarca sunulan protokolde başlatılan icra takipleri ile henüz takibe konu edilmeyen çeklerin sayıldığı, protokolün 3.2 maddesi ile davacının yeni çekler verdiği, protokolün 3.4 ve 3.5 maddelerinde daha önce verilip davaya da konu olan çeklerin davacıya iade koşullarının düzenlendiği, davacı vekilinin 15.02.2017 tarihli duruşmada çekleri iade alıp protokol gereği yeni çekler verdiğini beyan ve imza ettiği, bu konuda sunduğu 02.10.2017 tarihli dilekçede tedbir kararı verilmeyip dava konusu çekler takibe konulmaya başlayınca kalan çeklere ilişkin protokol düzenlenip, ödemelerin gerçekleştiğini bu nedenle davaya istirdat olarak devam ettiklerini beyan ettiği, davalılar vekilinin 08.01.2020 tarihli duruşmada davaya konu çeklerin büyük bir kısmının takibe konu edilmediği, bizzat davacı tarafından iade alınıp yerine başka çekler verilerek ödeme yapıldığı yönünde beyanda bulunduğu, bu durumda davaya konu toplam 1.400.000 TL tutarlı çek bedellerinin ödendiği sonucuna varılarak davacının davalılara yaptığı ödeme miktarı ile yapılan işin bedeli karşılaştırıldığında davacının, davalılara 1.400.000 TL fazla ödeme yaptığı sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne, 1.400.000,00 TL'nin davalılardan istirdadına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile 04.10.016 tarihinde Sulh ve İbra Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunu tanımlayan 2.1. maddesinde aynen “İşbu sözleşmeye konu olan ve taraflarca gerek icra takibine konu edilmiş gerekse henüz icra takibine konu edilmemiş çekler ile çek ile henüz teminat altın alınmayan cari hesaptan kaynaklı doğmuş, muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00-TL olduğunun kabul beyan ve taahhüt etmekle söz konusu bedellin tasfiyesine ilişkin tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibarettir. İşbu sözleşme taraflar arasında görülmekte olan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/820 Esas sayılı davadan bağımsız olup, söz konusu dava dosyasına ilişkin tarafların hakları saklıdır” hükmünün yer aldığı, maddeden görüleceği üzere davacı şirketin bakiye toplam 1.457.000 TL borcunu ikrar ettiğini, dava devam ederken müvekkili şirket tarafından kesilen faturanın kayıtlara işlendiği ve faturalara yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği beyan edilmişse de, yerel mahkemece eksik inceleme ile hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulü kararı verildiğini, taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesinin konusunun işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedeli değil yalnızca ödenmeyen bakiye kısmına ilişkin olduğunu, işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedelinin ise dosyada mübrez belgeler ile sabit olduğu üzere 5.275.943,09 TL olduğunu, nitekim müteahhitlik karı hariç 4.096.099,27 TL tutarındaki işlerin tümünün ilgili firmalar tarafından faturalandırıldığını ve davacının kendisine tebliğ edilen tüm faturaları kabul ederek defterlerine işlediğini, bilirkişilerin taraflar arasında akdedilen sözleşme bedelini hatalı olarak işin tamamlanan kısmının toplam bedeli olarak yorumlayarak gerçek dışı tespitte bulunduklarını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 04.10.2016 tarihli "Sulh ve İbra Sözleşmesi" ne atıfta bulunarak tamamlanan işin toplam tutarının taraflarca kabul ve beyan edildiği üzere 1.457.000,00 TL olduğunun tespitinin haksız ve mesnetsiz olup, buna dayanarak verilen davanın kabulü kararının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki inşaat konusu işlere ilişkin ilgili firmaların müvekkili adi ortaklığa kesmiş olduğu faturaların toplam tutarının dahi 4.096.099,27 TL olup, bu denli yüksek maliyetli ve birinci kalite malzeme kullanılarak yapılan işin toplam maliyet bedelinin 1.457.000,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete kesilen ve cevap dilekçelerinde mübrez tüm faturaların davacı şirket tarafından kabul edilip, yasal itiraz süresi içinde fatura muhteviyatına itiraz edilmediği gibi iade de edilmediğinden, hatta davacı şirketin daha önce ikame ettiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/15 D. İş sayılı Tespit davasında düzenlenen bilirkişi raporundan sonra ve hatta keşide ettiği Sultanbeyli 3. Noterliği’ nin 17.06.2016 tarih ve 10794 yevmiye numaralı ihtarnamesinden sonra dahi müvekkili şirket tarafından düzenlenip gönderilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğinden söz konusu faturalardan açıkça görüleceği üzere tamamlanan kısmın inşaat yapı maliyeti toplamının kar payı ile birlikte 5.275.943,09 TL olduğunu, ayrıca dava konusu inşaatta davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu yapının inşası sırasında yapılan tüm masraflara ilişkin inşaat malzemelerinin alındığı satıcı firmalardan ve yapının inşaasını gerçekleştiren taşeron firmalardan alınan faturalar ile belgelendiği üzere işin toplam tutarının 4.096.099,27 TL olduğunu, davacı şirket haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmenin feshine gittiğinden birtakım imalatların dava tarihi itibariyle tamamlanmadığından faturalandırılamadığını, bu bağlamda davacı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bir bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının süreç içerisinde fatura konusu bedellerin bir kısmını ödedikten sonra icra masrafları ile birlikte 1.457.000,00 TL tutarında bakiye borcu kaldığını, tarafların daha sonradan borçları yapılandırmak için 04.10.2016 tarihinde "Sulh ve İbra Sözleşmesi" akdettiklerini, akdedilen sözleşmenin konusunun fesih tarihine kadar yapılan işin toplam maliyeti olmayıp icra masrafları dahil yalnızca ödenmeyen bakiye borca ilişkin olduğunu, bu kapsamda yerel mahkemece sulh sözleşmesinde belirtilenin yalnızca alacağın bakiye kısmına ilişkin olduğu, işin toplam bedeli olmadığı değerlendirilmesine yer verilmiş olmasına ve sözleşme konusu işe ilişkin satıcı ve taşeronlardan alınan faturalardan da görüldüğü üzere müvekkili şirkete bugüne dek toplam 4.096.099,27 TL fatura kesilmesine rağmen verilen davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda yapılacak incelemenin yapı maliyet hesaplaması değil davacı şirketin kayıtlarında yer alan ve davacı şirket tarafından yasal 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz edilmeyen faturalarda belirtilen malzemelerin mezkur inşaatta mevcut olup olmadığı ve hizmetlerin verilip verilmediğine ilişkin tespit olması gerektiğini, ancak hükme esas alınan 17.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda atıf yapılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016 - 15 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ve incelemelerde inşaat alanında faturalardaki malzemelerin kullanıp kullanılmadığına ilişkin inceleme yapılmadığını, atıf yapılan D. İş dosyasındaki incelemede de yalnızca teklif formları doğrultusunda eksik inceleme sonucu hatalı değerlendirme yapıldığından söz konusu raporun da kabulünün mümkün olmadığını, zira taraflar arasında akdedilen sözleşmede kullanılacak malzemeler veya fiyat sınırlamalarına ilişkin madde bulunmadığı gibi inşaat sürecinde davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, bu kapsamda bilirkişilerce firmaların müvekkili firmaya kesmiş olduğu faturaların konularının incelenerek söz konusu faturalarda yer alan ürünlerin dava konusu inşaatta kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmayan raporun eksik ve hatalı olup, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bu yönde bir inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ile tesis edilen davanın kabulü kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek istinafa başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatının yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatının iş sahibine ait olduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça işin bedelinin işin teslimi anında ödenmesi gerektiği, taraflar bunun aksini kararlaştırabileceklerinden ve somut olayda sözleşmede işin başlangıcında 100.000,00 TL avans ödemesi yapılacağı ve devamında proje ve keşif esas alınarak imalatın yüklenici tarafından yapılacağı, iş verene 15 günlük imalat ve işçilik raporu (hakediş) formatında verileceği, iş verenin raporu onaylaması üzerine yükleniciye ödemesinin yapılacağı kararlaştırıldığından iş verence yapılan ödemeler avans niteliğinde olup, yapılan işlerin bedelinin kesin hesapla belirlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki ihtilaf yapılan iş bedelinden fazla ödeme yapıldığına ilişkin olduğundan ve davacı iş sahibinin yaptığı ödemeler konusunda ihtilaf bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan işlerin ispatının davalı yüklenicide olduğu, yapılan işin tespiti için gerekli olan plan, proje, metraj çalışmaları, röleve, ataşman gibi belgelerin davalı yüklenici tarafından sunulmadığı, ilgili inşaata ilişkin belediyede kayıt bulunmadığından buradan da plan, proje, ruhsat gibi belgeler temin edilemediği, davacı iş sahibi tarafından yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda mahallinde yapılan tespitlere göre yapılan iş bedeli tespit edilmiş olup, davalı yüklenici bilirkişi raporlarına itiraz etmiş ise de bilirkişi raporlarında tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığı, sözleşmede bedel maliyet + %22.5 müteahhit kârı olarak belirlendiğinden sözleşmeye göre yapılan hesaplamaya göre yapılan ve tespit edilen işler dolayısıyla yüklenici alacağı bilirkişi raporuna göre 1.497.020,56 TL olarak tespit edildiği, ispat külfeti kendisinde olan davalı yüklenicinin bilirkişi raporunda tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığından sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı hak ettiği ücret alacağının daha fazla olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, taraflar arasında yapılan 04.10.2016 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi incelendiğinde sözleşme ile taraflar arasında sözleşme konusu işe ilişkin cari hesaptan kaynaklı muaccel alacağın 1.457.000 TL olduğu kararlaştırılmış olup istinafa konu davanın mutabakat dışında tutulduğu, taraflar arasında yapılan muaccel alacağa ilişkin mutabakatın, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya uygun olduğu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen işler bedeli ile taraflar arasında yapılan mutabakatla belirlenen muaccel alacak birbiri ile uyumlu olduğundan ve iş sahibi tarafından önceden yapılan ödemeler avans niteliğinde olduğundan yapılan mutabakatın ödemelerden sonra kalan bakiye borca ilişkin olduğu yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca fazla ödenen iş bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, aynı Kanun'un 22. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TTK m.21 3. Değerlendirme Taraflar arasında Pendik ilçesi, ..., ... Köyü, ... Cad. 250/251 parsel sayılı 71/60 no.lu 5000 m2.lik arsa içindeki villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli olmak üzere anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalanmıştır. Davacı, yapılan imalatın çok üzerinde ödeme yaptığını, bu nedenle davalıya vermiş olduğu çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama devam ederken taraflar aralarında düzenledikleri 04.10.2016 tarihli "sulh ve ibra sözleşmesi" başlıklı belgeyi dosyaya sunmuş, bu belgeye göre muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00 TL olduğu, işbu dava dosyasının bağımsız olup, bu dosyaya ilişkin tarafların haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, bedel "götürü" olarak belirlenmişse, yüklenici kural olarak bedelin artırılmasını isteyemez. Ancak, yüklenicinin hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını veya sözleşmeden dönme hakkını kullanabilmesi için aranan istisnai durum aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yüklenicinin işi yaparken öngördüğünden fazla emek harcamış olması
B) Malzeme fiyatlarının %10 oranında artması
C) Başlangıçta öngörülemeyen veya öngörülebilip de taraflarca göz önünde tutulmayan durumların, eserin yapılmasını son derece güçleştirmesi
D) İş sahibinin eserde küçük değişiklikler talep etmesi
E) Yüklenicinin işi alt yükleniciye vermesi nedeniyle maliyetin artması

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol