6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 501

Türk Borçlar Kanunu 501. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 501- Bir veya birkaç kişi, yayımcının belirlediği plana göre bir eser meydana getirmeyi üstlenirlerse, sadece sözleşmeyle kararlaştırılan ücrete hak kazanırlar. Bu durumda, sözleşme konusu mali haklar yayımcıya ait olur. DOKUZUNCU BÖLÜM Vekâlet İlişkileri BİRİNCİ AYIRIM Vekâlet Sözleşmesi A. Tanımı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/731 E., 2024/4511 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 501 inci maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2023/731 E.  ,  2024/4511 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/784 Esas, 2022/1837 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2017/301 E., 2021/131 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, sınavlara hazırlık amacıyla telif hakkı kendisine ait olan sorular hazırladığını, müvekkilinin, davalı yayınevi tarafından yayınlanan kitaplarda ve deneme sınavlarında öğrencilerin hizmetine kendi izni ve bilgisi dahilinde sunulması için içeriği tamamen kendisine ait olan coğrafya sorularını hazırladığını, ancak izni ve bilgisi dışında bu soruların değişik isimler altında yayımlanmış olan bir çok kitapta ve deneme sınavı kitaplarında yer aldığını, bu şekilde müvekkilinin emek ve çalışmasıyla meydana getirdiği soruların izinsiz kullanılarak haksız kazanç elde edildiğini ve müvekkiline ait telif haklarının ihlal edildiğini, müvekkilinin hazırlamış oldugu soruları içeren ve yazar olarak adının yer aldığı sınava hazırlık kitaplarının davalı tarafından yayınlandığını, ancak müvekkilinin izniyle yayınlanan kitapların baskı sayısının eksik bildirildiğini, davalının müvekkilinin izni ve bilgisi olmadan kendi yayınevi adını kullanarak değişik isimler altında yayınladığı kursa hazırlık kitaplarında müvekkilinin sorularını kullandığını, ancak adını belirtmediğini, davalının kendi yayınevi adını kullanarak yayınladığı kitaplarda müvekkiline ait soruları farklı kitaplara ait barkodlarla yayınladığını, davalının dershane öğrencilerine doğrudan verilen ve müvekkiline ait soruların yer aldığı kitap ve deneme sınavı dergilerini bandrolsüz kullandığını ileri sürerek telif hakkına tecavüzün men'ini, kararın Türkiye genelinde yayın yapan tirajı yüksek bir gazetede ilan edilmesini ve ilan ücretinin davalıdan tahsilini, izinsiz çoğaltılan ve yayınlanan nüshaların baskı sayısının tespiti ile taraflar arasında sözleşme olsaydı elde edilecek gelirin 3 katının maddi tazminat olarak davalıdan tahsilini, soruların bulunduğu eserlerin yayınlanması halinde müvekkili adının yazılmasını, telif hakkı olarak şimdilik 20.000,00 TL'nin yasal faiziyle davalıdan tahsilini, telif hakkının ihlali nedeniyle 30.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 05.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 348.647,96 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, yanlar arasındaki anlaşma gereğince davacıya deneme sınavı soruları süre, yer, muhteva sınırlaması olmaksızın her bir soru için her türlü mali hakları davacıya ödenmek üzere müvekkili tarafından iktisap edildiğini, müvekkilinin kendisine ait olan yayınlarda davacıya ait sınav sorularını her türlü mali hakları ödenmek sureti ile kullanıldığını, bu hususta davacının da rızasının olduğunu, davacının dürüstlük kuralına aykırı davrandığını, dava dilekçesinde, her ne kadar 04.04.2011 tarihli müvekkil şirketin eski Genel Yayın Yönetmeni ... tarafından izinsiz baskı yapılamayacağına dair verildiği belirtilen bir taahhütnameden bahsedilmekteyse de, eski Genel Yayın Yönetmeni ...'ın müvekkili şirketin sahip olduğu mali hakları sınırlayıcı nitelikte bir taahhütte bulunma yetkisinin olmadığını, ayrıca manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, deneme sınavlarında yalnızca davacıya ait soruların bulunmadığını, dolayısıyla maddi tazminat tutarının abartılı olduğunu, müvekkilinin, davacının her türlü mali haklarını tam ve eksiz ödeyerek soruları kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının aralarında davacının da bulunduğu diğer eser sahiplerini, bir plan dahilinde bir araya getirdiği, dolayısıyla taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sipariş üzerine yayım sözleşmesi olduğu, davalının, aralarında davacının da bulunduğu yazarları bir araya getirdiği aşamada ödemede bulunduğu, davalı yayıncının kanundan dolayı çoğaltma ve yayma haklarına sahip olduğu ve soruların yer aldığı kitapların sonraki baskıları için ayrıca izin alma ve telif ücreti ödeme zorunluluğunun bulunmadığı, dolayısıyla bu kullanımların eser sahiplerinin mali haklarının ihlali niteliğinde olmadığı, ihtilafın sonradan yapılan basıların ücret gerektirip gerektirmeyeceğine ilişkin olduğu, davacı adına 04.04.2011 tarihli belgeyi imzalayan ...'ın o tarihte yayınevinin editörü olduğunun davalı tarafından kabul edildiği ve tanık olarak gösterildiği, tanığın beyanına itibar edilip imzaladığı belgeye itibar edilmemesinin hukuk güvenliği ile çelişeceği, yani davalı tarafın sözleşmenin sipariş usulu yayın sözleşmesi oduğunu ispat edemediği, bu halde davacının soruların davalı tarafından basılmasının davacının telif hakkının ihlali olduğu, davalı yayıncının eseri umuma arz konusunda davacının iznine ihtiyacı olduğu, taraflar arasındaki ilk sözleşme uyarınca basılan kitapta davacının adının yanı sıra diğer yazarların da adına yer verilmesine karşın, davaya konu edilen sonraki baskılarda davacıya ait eser vasfındaki soruların davalı yayınevi tarafından çıkarılan diğer kitaplara davacının ismi belirtilmeksizin aktarılıp kamuya sunulmasının, davacının adın belirtilmesi hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının aralarındaki sözlü sözleşmeye göre belirlenen adetin çok üstünde basım yapmasının sözleşmeye aykırılık niteliğinde olduğu ve bu vakaya dayalı istemlerin 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, bu nedenle ıslah ile artırılan talebe yönelik zamanaşımı def'inin reddedileceği gerekçesiyle davacı tarafından davalı yayınevi aleyhine açılan eser sahipliğinden doğan mali ve manevi hakların ihlalinin engellenmesine yönelik davanın kabulü ile; davalının davacının hazırladığı soruların izinsiz çoğaltılması ve yayımlanması suretiyle yaptığı tecavüzün engellenmesine, tecavüzün engellenmesi kararının Türkiye genelinde yayamı yapan bir gazetede ilan edilmesine, ilan ücretinin davalıdan tahsiline, davacının maddi tazminat davasının kabulü ile 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 03.10.2017'den, 328.647,96 TL maddi tazminatın ise ıslah tarihi olan 05.02.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile yapılan yayının miktarı dikkate alınarak takdiren 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03.10.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kısmen reddi ile fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme gerekçesinin çelişkiler barındırdığını, davacının, 05.06.2018 tarihli duruşmada alınan isticvabında, açık bir şekilde müvekkili şirket ile anlaştıklarını, bu anlaşma çerçevesinde 50 adet deneme kitapçığını hazırlayıp müvekkili şirkete verdiğini, bu deneme kitaplarını tek başına hazırlamadığını, Ö. C. ve A. İ. A ile birlikte hazırladıklarını beyan ettiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sipariş üzerine yayım sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu durumun alınan raporlarla da sabit olduğunu, müvekkili şirketi temsil ve adına taahhütte bulunabilecek kişiler arasında bir dönem editör olarak çalışan ... bulunmadığı gibi mevzuatlarında da sermaye şirketlerinde editör olarak görev yapan kişinin şirket adına taahhütte bulunabileceğine dair bir hüküm olmadığını, İlk Derece Mahkemesinin sipariş üzerine yayım sözleşmesinin unsurlarını hatalı yorumladığını, davacının davasını ıslah ederek işbu davasını 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 70 inci maddesine dayalı olarak haksız fiile dayalı tazminat talebinde bulunmuş olduğundan; davacının davası zamanaşımına uğradığı halde mahkemenin kabul kararı vermesinin hatalı olduğunu, aynı Kanun'un 52 nci maddesinde belirtilen şartları ihtiva etmeyen bir taahhüt olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilince 04/04/2011 tarihli taahhütname açısından genel yayın yönetmeninin temsil yetkisi olmadığını ileri sürmüşse de, bandrol işlemlerinin adı geçen genel yayın yönetmeni tarafından yapıldığı, işin mahiyeti gereğince davalıya izafeten telif vb. sözleşme imzalama yetkisinin olduğunun kabulü gerektiği, 5846 sayılı Kanun'un 10 ve 18 nci maddeleri gereğince, aksi anlaşılmadığı sürece meydana getirilen eserler üzerindeki mali haklar, soru hazırlayan öğretmenleri bir araya getiren yayınevi üzerinde olup somut olayda davalının sonraki baskılarda muvafakat almasına gerek bulunmadığı, davalı yayımcının, meydana getirilecek esere ait bir plana göre eser sahiplerini bir araya getirerek soru bankası ve deneme kitabı oluşturduğu, Davacı ...'nün de coğrafya soruları hazırlayarak davalı yayıncı firmaya verdiği, ilk baskısının yapıldığı, aynı Kanun'un 52 nci maddesi gereğince mali hakların yazılı bir devir sözleşmesi ile devredileceği ve devir sözleşmesinde devir konusu haklar açıkça tereddüte mahal vermeyecek biçimde düzenleneceği, davaya dayanak teşkil eden Taahhütname başlıklı 04/04/2011 tarihli belgede "Yargı Yayınevi'nce yayımlanan 2011 yılı KPSS Coğrafya 50 Fasikül deneme sınavı kitabında yer alan 40 adet deneme sınavının soruları ..., ...,...,'a ait olup: 2012 ve daha sonraki yıllara ilişkin hiçbir yayında kullanılmayacaktır." biçiminde düzenleme mevcutsa da mali hakların devrinin geçerli ve usulüne uygun olarak yapılmadığı, bu durumda genel yayın yönetmeni tarafından mali hakların davacıya yeniden devredildiğine ilişkin açık ve tereddütsüz bir protokol söz konusu olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 04.04.2011 tarihli taahhütnamenin izinsiz baskı yapılamayacağı şartını içeren bir sözleşme olduğunu, davalının işbu sözleşme ile mali 2012 yılı sonrası mali haklarından feragat ettiğini, bu sözleşmenin açıkça çoğaltma ve yayma hakkını koruduğunu, bölge adliye mahkemesinin kanun hükmünü dar yorumladığını, davalı tarafın sözleşmenin şekline dair bir itirazı bulunmadığını, davalı taraf lehine üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, telif hakkına yapılan tecavüzün önlenmesi, maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.5846 sayılı Kanun'un 2, 10,18 ve 52 nci maddeleri. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 501 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.5846 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesi "Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir. Birliğe adi şirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir. Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez. (Ek: 21/2/2001 - 4630/6 md.) Birden fazla kimsenin iştiraki ile vücuda getirilen eser, ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa bir sözleşmede veya hizmet şartlarında veya eser meydana getirildiğinde yürürlükte olan herhangi bir yasada aksi öngörülmediği takdirde birlikte eser üzerindeki haklar eser sahiplerini bir araya getiren gerçek veya tüzel kişi tarafından kullanılır. Sinema eseri ile ilgili haklar saklıdır." Davacı asilin 05.06.2018 tarihli isticvabında dava konusu sınav sorularının yer aldığı deneme kitapçıkları tek başına hazırlamadığını, davacının yanında iki arkadaşının da kitapçıklara katkıda bulunduğunu beyan etmiş, dava dilekçesinde mali ve manevi hak iddia ettiği soruları bildirmiş, delil olarak sunduğu taahhütnamede ise dava konusu edilen soruların yayınlandığı kitapçık içeriğinin davacının da içlerinde yer aldığı üç kişiye ait olduğu hususu açıkça belirtilmiştir. Bu durumda davacının üzerinde hak iddia ettiği soruların anılan eserden ayrıştırılabilmesi için ayrıca değerlendirme yapılması gerekmekte olup; dosya Dairemize gönderildiği esnada dava konusu kitapçıkların dosya ekine eklenmediğinden; mahkemece yapılması gereken iş davacının yayın konusunda izni bulunan eserler üzerinde, yine kendisinin hak iddia ettiği soruların aidiyeti bakımından ayrıca bir belirleme olup olmadığı değerlendirilerek soruların aidiyeti bakımından belirleme yapılabiliyorsa yani davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği sorulara ilişkin tek tek aidiyet belirtilmiş ise davacının mali haklarına dayalı tazminat davasını açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle işin esasına girilmesi; yayınlar üzerinde böyle bir belirleme yapılamıyorsa da yukarıda zikredilen maddenin tatbiki gerekmektedir. İkinci ihtimalin varlığı halinde davacının birlikte eser meydana getirdiği diğer kişilerden işbu davaya muvafakat ettiklerine ilişkin açık beyanları alınarak davaya devam edilmesi gerekirken davacının tek başına eser sahipliği ön kabulü ile işin esasına girilmesi doğru olmamıştır. 2. Kabule göre; davacının delil olarak dayandığı taahhütnamenin geçerli bir mali hak devri sözleşmesi olmadığı tespiti yerinde olmakla birlikte davacının basım ve yayımına izni bulunan ciltlerin taraflar arasındaki anlaşmadan daha fazla basılarak mali haklarının ihlal edildiği hususunu ispatlaması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece davalının belirlenen miktarın üzerinde baskı yapıp yapmadığı alınan bandrol sayısı ve davacı delilleri ile birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. Bir diğer taraftan davacının izni hilafında, tarafların yazılı olmayan anlaşma süreleri dışında (yaklaşık 2012 yılı sonrasında yapılan basımlar) veye anlaşma kapsamında olmayan ciltler bünyesinde davalının soruları bastırdığı iddialarına ilişkin değerlendirmede de davalının dava konusu soruları davacı izni hilafında kullanıp kullanmadığı denetlenerek karar verilmelidir. 3. Davacının aynı Kanun'un 15 inci maddesinde yer alan adın belirtilmesi manevi hakkı kapsamında ihlal iddiasında bulunduğu ancak mahkemece buna ilişkin değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu Durumda manevi hak ihlaline ilişkin olumlu ya da olumsuz değerlendirme yapılması gerekirken anılan hususa hiç değinilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

11. Hukuk Dairesi, 2023/363 E., 2024/4353 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
yayım sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş ise de BK 491/1, 496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatine varılmış ise de kararın bu yönü ile de çeliştiğini, yayım sözleşmesi olduğu düşünülürse uygulanacak hükmün TBK 501 md olduğunu ve madde gereğince bu durumda sözleşme konusu mali hakların yayımcıya ait olduğunu, sözleşme bedellerinin hukuka uygun olduğunu, davalının k
11. Hukuk Dairesi         2023/363 E.  ,  2024/4353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2142 Esas, 2022/1858 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/579 E., 2020/46 K. Taraflar arasındaki fikir ve sanat eserliği sahipliğinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çizer olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ...'un yazarı olduğu "... ve ... ile...." serisine ait 12 adet kitabın içeriğinin ve kapak tasarımının çizerliğini üstlendiğini, bu kitaplar ile ilgili olarak davalı ile müvekkili arasında 08.10.2012, 20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli Çizer Sözleşmeleri akdedildiğini, ancak bu sözleşmeler kapsamında henüz tamamlanmamış eserlerin telif mali hakları peşinen devredildiği için tüm sözleşmelerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca batıl olduğunu, müvekkiline ait telif ve mali hakların, davalı yazara devri gerçekleşmediğinden bu kitaplarla ilgili olarak müvekkilinin mali haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini, müvekkilinin eserlerini tamamladıktan sonra davalı yazar ile müvekkili arasında akdedilmiş herhangi bir mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, davalı yazar tarafından usulüne uygun olarak devralınmayan mali hakların davalı Yayınevi'ne devrinin mümkün olamayacağını, davalı Yayınevi'nin mali hakları devralmadan kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi ortada anılan Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında geçerli bir devir de bulunmadığını, sözleşmelerin tamamen veya kısmen geçersizliğinin tespiti halinde; müvekkilinin hak kazanacağı mali hak devir bedelinin hesaplanması ve anılan Kanun'un 68 inci maddesi maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca telif bedeli ödenmesine karar verilmesini, kabul etmemekle birlikte, tam/kısmi butlan iddialarının kabul görmemesi halinde yayım sözleşmesi kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yayın sözleşmesi hükümleri uyarınca ilk baskıdan sonraki baskıları kapsayacak şekilde düzenlenmediğinden ve müvekkile ödenen ücretlerin olsa olsa kitapların ilk basısını karşılayacak tutarda olduğundan sonraki baskılar için hak kazanacağı mali devir bedelinin hesaplanmasını ve 68 inci madde uyarınca 3 katına kadar cezalı telif bedeli ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... O. M. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu seri kitapların kapak ve 12 adet kitabın içerik resimleri ve kapak tasarımı için tüm mali hakların devri kaydıyla davacı ile anlaştıklarını, 2012, 2013 ve 2015 yıllarında imzalanmış eser sözleşmeleri uyarınca, tarafların üzerine düşen edimlerini yerine getirdiklerini, çizimlere ilişkin mali hakların müvekkiline devredildiğini, kitapların sorunsuz bir şekilde 100 binin üzerinde satış rakamlarına ulaştığını, yapılan devirlerin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Alfa Basım Yayım Dağıtım Tic. ve San. Ltd. Şti. (Alfa Basım Şirketi) vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu eserlerin 2013 yılından yayınlanmış olduğundan zaman aşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili ile diğer davalı arasında 03.12.2013 ve 12.10.2015 tarihli olmak üzere iki adet “Eser Sahibi Telif Sözleşmesi" akdedildiğini, tüm eserlerin her iki sözleşmeye uygun olarak yayınlandığını, müvekkili şirketin yüzlerce yazar ile çalıştığını ve bir yıl içerisinde yüzbinlerce baskı gerçekleştirdiğini, davacı tarafın diğer davalı ile aralarında sözleşme olduğunu açıkça belirttiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlıktaki davacının dayandığı, üzerinde çizer olarak davacının adının yer aldığı ... ve ... ile Hayır Diyebilirsin, ... ve ... ile Sosyal Yaşam, ... ve ... ile Yabancılar, ... ve ... ile Cinselliği Keşfediyoruz, ... ve Beri ile Vücudumuz, ... ve ... ile Korkmuyorum, ... ve ... ile Sağlıklı Besleniyorum, ... ve ... ile Müzik, ... ve ... ile Hislerimiz, ... ve ... ile Sanat, ... ve ... ile Kendimi Koruyorum, ... ve ... ile Dans isimli tüm kitaplar incelendiğinde bu kitapların çocuklara yazılmış resimli öykü mahiyetinde, her bir öykü belli üslup ve hususiyeti içeren 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu, yine bu kitaplar içerisinde yer alan davaya konu çizimlerin onu yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması, yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğu kanaatine varıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalı yazar arasında imzalanan davaya konu kitapların kapağı ve içerisindeki çizimlere ilişkin sözleşmelerin anılan Kanun'un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 52 nci maddesi gereğince geçerli olup olmadığı, bu çizimlerle ilgili mali hak devirlerinin gerçekleşmiş olup olmadığı, davacının ihlale uğrayan bir mali hakkının bulunup bulunmadığı ve tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan 08.10.2012, 20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli sözleşmenin henüz çizimler yapılmadan imzalanmış olduğundan anılan Kanun'un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hükümsüz olduğunun davacı tarafından iddia edildiğini, anılan maddede ''yukarıdaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taalluk etmekte ise batıldır. Bu hükme göre, ileride meydana getirilecek veya henüz tamamlanmamış eserler üzerinde taahhüt işlemi niteliğinde sözleşme yapılabilir. Ancak bu eserler üzerinde tasarruf işlemi yapılamaz. Aksi takdirde batıl olur. Bu halde, meydana getirilecek eser üzerindeki taahhüt işleminin konusu, eser üzerindeki mali hakların veya kullanma ruhsatının, mali haklar doğduğu anda karşı tarafa devredilmesidir.'' davaya konu uyuşmazlık dikkate alındığında davacı ile davalı yazar arasındaki sözleşme anılan Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında tasarruf işlemine dair olmayıp taahhüt işlemine dair olmakla geçerli olduğu, davacının sözleşmeler gereğince taahhütlerini yerine getirip çizimleri teslim etmekle tasarruf işleminin de yerine geldiği sonucuna varıldığı, ancak davacının yapmış olduğu çizimlerin bir çocuk kitabına ait olduğu, çocuk kitaplarında çizim ve resimlerin metni destekleyen en önemli unsur olduğu, bu çizim ve resimler olmadan bir çocuğun kitaptan etkilenmesi, kitaba merak duyması ve kitapla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığı görüşüne ulaşıldığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerinden her ne kadar ortada bir eser için sipariş sözleşmesi olduğu, eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülebilirse de bir çocuk kitabını resimleyen bir kişinin bu kitabın yayımlanacağını ön planda tuttuğu ve sözleşmedeki gerçek amaç ve niyetinin yayım olduğu bunun aksinin ise sözleşmedeki diğer edimler ve özellikle ücret ediminin tüm yayınları kapsayacak nitelik ve miktarda olmasını gerektirdiği, ücret edimi tüm çizimleri kapsayacak miktar olarak düşük kaldığı, o halde bu ücretin yayım sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un m.491/1, m.496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması sonucu ilk baskı için olduğu kabul edilmesi gerektiği, bu sebeplerle davacının ilk baskıdaki gibi aldığı telif ücreti ve oranının sonraki baskılarda da geçerli olduğu ve bilir kişilerce yapılan telif ücreti alacağı hesabının doğru olduğu sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, ilk baskıdan sonraki baskılar için davacının 36.000,00 TL telif bedeli hak kazandığının tespitine, ancak sözlü yargılamaya geçildikten sonra bedel artırılmasının mümkün olmadığından dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine, davacı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 421,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.671,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.780,80 TL ile 113,09 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.893,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen alacak miktarı yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen talepleri yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ek bilirkişi incelemesi talebini reddettikten sonra davanın değerinin artıldığını, mahkemenin davacıya süre vermeden sözlü yargılamaya geçip dava değerini artırma hakkını elinden almasının mümkün olmadığını, yeni bilirkişi incelemesi talebinin reddedildiği 05.12.2019 tarihli celsede talebin reddedilerek sözlü yargılamaya geçildiğini, 11.12.2019 tarihinde harç yatırılarak değerin artılrıldığını HMK 107/2 md.'de bunu yasaklayan bir hüküm olmadığı gibi mahkemenin hem değer artışını dikkate almadan harcın da iadesine karar vermemesinin hatalı olduğunu, HMK değişiklik tasarısında dava değerinin artırılması hususunda özel bir hüküm de olduğunu, bilirkişi raporuna esaslı itirazların karşılanmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davada sözleşmelerin taahhüt sözleşmesi değil de tasarruf sözleşmesi olarak düzenlendiğinin sabit olduğunu, bu durumun yorumla değiştirilemeyeceğini, sözleşmede yer alan teslim tarihlerinin de sözleşme tarihinden sonra olduğunu, FSEK 48 inci madde gereğince geçerli bir hak devri olabilmesi için "öncelikle ortada meydana getirilmiş bir eser olması gerektiğini", mevcut olmayan bir eser söz konusu ise mali hak devir taahhüdü düzenlenebileceğini, Hakimin yorum yolu ile Kanun'un açık hükmünü ortadan kaldıramayacağını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, usulüne uygun olarak devralınmayan mali hakların davalı yayınevinde devrinin de mümkün olmadığını, FSEK 54 md. dikkate alınması gerektiğini, Taahhüt sözleşmesinin eserlerin teslimi ile tasarruf sözleşmesin dönüştüğü şeklindeki yorumunun telif hukuk dışı bir yorum olduğunu, FSEK 52 md. gereğince tüm sözleşmelerin yazılı olması gerektiğini, çizer sözleşmelerinde " tüm telif hakkı" "tüm mali haklar" gibi ibareler kullanıldığını bu yönde de sakat olduğun devre muvafakat edilen mali hak olmadığını, rapordaki eksikliklerin dikkate alınmadığını, çizer sözleşmelerinin geçerli olduğu varsayımında dahi sözleşmenin kaç baskı ile sınırlı olduğu belirtilmediğinden müvekkiline ödenen ücretin ilk baskı ile sınırlı olduğu ve sonraki baskılar için telif ücretine hak kazandığı şeklindeki yorumun doğru olduğunu, mahkemenin bu tespitine katıldıklarını, çizer sözleşmelerinin TBK 487 md. gereğince yayın sözleşmesi niteliğinde olduğunu bilirkişi heyeti üyelerinden Engin Erdil'in kitabındaki görüşlerine ters bir rapora imza attığını, Rapordaki hesaplamanın hatalı olduğunu, tazminat hesabının "(baskı adedi x net satış fiyatı) x rayiç nisbi teklif oranı" üzerinden yapılması gerekirken; baskı sayısı x 1 baskıya ait sabit bedel üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, sözleşmelerde sonraki basılar için ücret belirlenmediğini, piyasadaki rayiç çizer telif ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, kitaplar 100.000,00 TL'den fazla satmışken bu gelirden müvekkilinin piyasa rayiç bedeli üzerinden yararlandırılmamasının hatalı olduğunu, yeni bir bilirkişi raporu alınmadan itirazlar giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmelerin tarafların özgür iradesi ile akdedildiğini, içerik olarak 04.10.2012 tarihli sözleşme ile ücretlendirme usulü dışında aynı olduklarını, davacının tüm yayın sürecine dahil edildiğini, baskı sayılarının 2018'de sosyal medya ada duyurulduğunu, mali hak devrinin geçerli olduğunu, tüm hakların tek tek yazılı olduğunu, sözleşmeye konu çizimlerin imza tarihinden önce müvekkil ile paylaşıdlığını, ya da büyük kısmının tamamlandığını, bir an için vücuda getirilmediği düşünüldüğünde ise FSEK 50/1 md. uyarınca devir taahhüdü olarak değerlendirileceğini, davacının çizimleri teslim ettiğini, ödemeleri kabul ettiğini, tasarruf işlemi de gerçekleştirdiğini, davacının hiçbir itiraz ileri sürmediğini, yayım sözleşmesi değil eser (istisna) sözleşmesi olduğunu, mahkemenin yayım sözleşmesi olduğuna ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemenin kararında eser için sipariş olduğunu açıkça tespit ettiğini, müvekkilinin yayımcı olmadığını, mali hakların süre sayı yer sınırı olmaksızın devredildiğini, davanın kötü niyetli olarak ikame dildiğini, davacının tazminat hakkı olmadığını, davacı ile tam 6 sözleşme imzalandığını, bası adetlerinden haberdar olmasına rağmen talepte bulunmadığını, geçerli bir devir olduğu için tazminat koşulları oluşmadığını, mahkemenin müvekkil aleyhine hükmettiği telif bedelinin hukuka uygun olmadığını, TMK madde 1'deki yetkinin aşıldığını, davanın FSEK 68 md.'ne dayalı oalrak açıldığı, gerekçe belirtilmeden çizerin amacının çizimlerin yayımlanmasının saiki olduğundan bahisle yayım sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş ise de BK 491/1, 496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatine varılmış ise de kararın bu yönü ile de çeliştiğini, yayım sözleşmesi olduğu düşünülürse uygulanacak hükmün TBK 501 md olduğunu ve madde gereğince bu durumda sözleşme konusu mali hakların yayımcıya ait olduğunu, sözleşme bedellerinin hukuka uygun olduğunu, davalının kitapların satıp satmayacağı rizikosunu taşımak istemediğini ve maktu bedel karşılığı devri kabul ettiğini, karara esas alınan raporda 36.000,00 TL'nin hangi tarihler ve usullere göre belirlendiğinin anlaşılamadığını, rayiç bedel de sunulmadığını, mahkemenin "hakkaniyet" gerekçesinin de hatalı olduğunu, maktu ücret karşılığı devir iradesinin açık olduğunu, mahkemenin sözleşme bedelinin ilk bası için olduğu şeklindeki kabulünün davacının iradesinden farklı olduğunu, davacının iddialarının çeliştiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı Alfa Basım Yayım ..Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporda davacının telif bedelinin yerinde olmadığı, sözleşmelerin geçerli olduğuna ilişkin tespitlere katıldıklarını, mahkemenin aksi yöndeki kararının yerinde olmadığını, mahkemenin sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulü gerektiği şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, sözleşmede 2 nci maddede çoğaltma ve yayma hakkının sayı, süre yer sınırı olmadan kullanımı ve tasarrufta bulunma hakkı tanındığını, eserlerin basımının da sözleşemeler uygun şekilde gerçekleştirildiğini, eserlerin 2013 yılında yayımlandığını, zamanaşımının dolduğunu, mahkemenin gerekçeli kararda 4 ve 5 inci maddede davacı lehine 2 ayrı vekâlet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, davalılar yararına da bir defa vekâlet ücreti tesis etmek gerekirken davacı lehine 2 vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı vekili Av. ... yazılmış ise de Av. ...'nın davacı vekili olduğunu, müvekkilinin yazar ... ile 03.12.2013 ve 12.102.015 Tarihleri arasında iki adet "eser telif sözleşmesi " akdettiğini, eserlerin bu sözleşmelere göre yayınlandığını, davacının davalı yazar ile arasında sözleşmeler olduğunu ikrar ettiğini mahkemenin de sözleşmelerin geçerli olduğunu kabul ettiğini, baskılar hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin anılan 2 nci maddesinde "süre, yer ve sayı bakımından bir sınırlama olmaksızın" şeklinde belirtilmiş ise de sözleşmeye konu eserler teslim edilmiş, sözleşmeye konu bedel ödenmiş olup sözleşmelerin içeriği incelendiğinde; sözleşmelerin "mali hakların devri sözleşmesi" niteliğinde olduğu ve sözleşmelerin 2 nci maddesinde devredilen hakların tek tek sayıldığı dikkate alınarak geçerli olduğunun kabulü gereklidir. Bununla birlikte sözleşmede baskı sayısı belirtilmemiş ise de kitapların birden fazla baskı yaptığı dikkate alındığında mahkemenin TBK 491/1.md., m.496/3.md. hükümlerinin kıyasen uygulanması sonucu sözleşmedeki bedelin; ilk baskı için olduğu kabul edilerek sonraki baskılar için davacının ücret talep edebileceğine ilişkin kabulünün yerinde olduğu, davacı ile davalı arasında sözleşme mevcut olup 1. baskıdan sonraki baskılar için maddi tazminatın FSEK 68 inci md. gereğince belirlenmesi gerektiği, bu durumda bilirkişi raporunda rayiç değer araştırması yapılmamasının yerinde olduğu, keza baskı sayısına göre hesaplama yapılmasında da usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin karar duruşmasından bir önceki duruşmada 6100 sayılı HMK'nun 184 üncü maddesi uyarınca tahkikatın bitirildiğinin taraf vekillerine bildirildiği, tahkikatın tümüne yönelik diyecekleri sorulduğunda tahkikatın tümüne yönelik aşamalardaki beyanlarımızı tekrarladıklarının yer aldığı, davacı tarafın ıslah için süre talep etmediği, mahkemenin HMK 186 md. gereğince sözlü yargılama için yeni duruşma günü tesis ettiği görülmekle HMK 177/1 md. gereğince bu aşamadan sonra ıslahın mümkün olmadığı, keza Dairece tahkikat işlemi yapılmadığından ıslah talebinin Dairemizce de değerlendirilmesi mümkün olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerektiği, mali hakların ihlali sebebiyle açılacak davaların FSEK'in 68 inci maddesi uyarınca farazi sözleşme ilişkisi kapsamında yaptırıma bağlanmış olduğundan ihlal tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu dikkate alındığında zamanaşımı dolmadığı, ancak davanın terditli açıldığı, terditli taleplerden birinin kabul edilmeyip terditli istemin kabul edilmesi, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi sonucunu doğurmayacağı gibi, mahkemece terditli talebin kabulü ile davacı lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi, davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken davacı lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kısmen kabulü gerektiği, davalılardan ... vekilinin, vekâlet ücretine ilişkin açık bir istinaf sebebi bulunmadığından hükmün bu kısmı davalı ... yönünden kaldırma sebebi yapılmadığı gerekçesi ile davalı Alfa Yayın Şirketinin istinaf isteminin hükmün vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden kabulüne, bu yönden ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, sair istinaf istemlerinin ve davacı ile davalı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davanın kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, ilk baskıdan sonraki baskılar için davacının 36.000,00 TL telif bedeli hak kazandığının tespitine, ancak sözlü yargılamaya geçildikten sonra bedel artırılmasının mümkün olmadığından dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 421,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.671,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.780,80 TL ile 113,09 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.893,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalı ...'ndan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; açılan davanın kısmı dava değil belirsiz alacak davası olduğunu, değer arttırım talebinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tahkikat sona erdikten sonra değer arttırılamayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin mehil vermemesinin hak ihlali olduğunu, dava konusu sözleşmelerin taahhüt sözleşmesi değil tasarruf sözleşmesi olarak düzenlendiğinin sabit olduğunu, davalı yazar tarafından usulüne uygun devralınmayan mali hakların diğer davalı yayınevine devrinin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde hüküm kısmında kabulüne karar verildiğini, asıl davanın reddedildiği, feri talebin ise talep edilen bedelin 36.000,00 TL olmasına rağmen 5.000,00 TL'nin kabulüne yani kısmen kabulüne karar verildiğinin açıkça belirtildiğini, mahkeme kararının esas bakımından değiştirilmediğini, sadece diğer davalının vekâlet ücreti yönünden değiştirildiğini, davacının süresin içerisinde bedel arttırımı yapmadığını, davacının dava konusu etmediği bir bedelin tespit edilmiş olmasında hukuki menfaati olmadığını, talep edilmeyen bedelin tespitine ilişkin kısmın bozulması gerektiğini, davacı lehine iki kere vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuk aykırı olduğunu, kısmen kabul karşısında davalılar lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine bir, davalılar lehine bir kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderine ilişkin kısmın kabul ret oranına göre hesaplandığını, bu ifadeyle davanın tamamen değil kısmen kabul edildiğinin açık olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin yayın sözleşmesi değil istisna sözleşmesi olduğunun açık olduğunu, hal böyleyken müvekkil aleyhine hükmedilen telif bedelinin hiçbir hükmü olmadığını, her halükarda huzurdaki davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğini ve davacının tazminat hakkının olmadığını, 3.Davalı Alfa Basım Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava sürecinde harcını ödeyerek talebini 5.000,00 TL den 36.000,00 TL ye çıkarttığını, bu durumda kısmen kabule karar verilmesi gerekirken kabule karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kısmen kabule karar verip buna bağlı müvekkili lehinde vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğini, davaya konu eserler yönünden sözleşmelerde belirtilen hükümler çerçevesinde baskılar gerçekleştirildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kısmen kabule karar verildiği için davacı yararınca iki defe mükerrer vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, iki taraf lehine de vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini, kabul edilmeyen 31.000,00 TL yönünden lehlerin vekâlet ücreti verilmesini, diğer davalı ile iki adet eser sahibi telif sözleşmesi akdedildiğini, tüm eserlerin sözleşmelere uygun olarak yayınlandığını, müvekkili tarafından yapılan basıların uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser üzerindeki hak sahipliğine dayalı, mali hak devrine ilişkin sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve tazminat ile bunun kabul görmemesi halinde sözleşme hükümleri ve TBK hükümleri dikkate alınarak sonradan yapılan baskılardan kaynaklı telif ücreti alacağının tespiti ve 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5846 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 inci ve 68 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.