6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 521

Türk Borçlar Kanunu 521. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 521- Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir. II. Ücretin belirlenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1 E., 2015/1539 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi
Tellallık(simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu(BK)’nun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2014/1 E.  ,  2015/1539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 24/10/2013 NUMARASI : 2013/835-2013/1174 . Taraflar arasındaki “itirazın iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.12.2011 gün ve 2011/334 E., 2011/2467 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 22.04.2013 gün ve 2013/4095 E., 2013/7298 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili; müvekkilinin davalıya "K......./ ANKARA" adresinde bulunan taşınmazı gösterdiğini ve taraflar arasında ''Satılık ve Kiralıklarda Yer Gösterme Sözleşmesi'' düzenlendiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı şekilde, müvekkilini devre dışı bırakarak sözkonusu taşınmazı kiraladığını ve sözleşmede kararlaştırılan 7.080 TL'yi ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından gösterilen yerlerin müvekkili tarafından beğenilmediği için kira sözleşmesi düzenlenmediğini, daha sonra müvekkilinin kendi imkanlarıyla dava dilekçesinde belirtilen mecuru bulduğunu ve bu yerle ilgili mal sahipleriyle kira sözleşmesi düzenlediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece toplanan delillere göre; davacının kendisine hiçbir yetki verilmeden dava konusu taşınmazı göstermesinin tek başına dava konusu alacağı talep etmesi için yeterli olmadığı gibi, emlak komisyonculuğunun sadece yer göstermeden ibaret olmadığı, alıcı/kiracı ile satıcıyı/kiralayanı bir araya getirme, tarafları anlaştırdıktan sonra gerekli işlemlerinin yapılmasını da kapsadığı, bu itibarla davacının yer gösterme tutanağına dayanarak komisyon istemesinin hakkaniyete uygun olmadığı, tanık beyanlarına göre de davacı tarafın mal sahibinin muvafakatını almadan aracılık yapmaya kalkıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı, 15.04.2010 tarihli "Kiralıklarda yer gösterme (emlak komisyonculuğu) sözleşmesi" ne dayanarak, alacak isteminde bulunmuştur. Davalı vekili cevaplarında ve itirazında sözleşmenin imzalandığını kabul etmiş, ancak kiralanan yerin davacı tarafından gösterilmediğini, kendi imkanları ile bulduklarını ifade etmişlerdir. Sözleşmenin B/2. maddesinde de '... kendisi veya yukarıda tanımlanan diğer kişiler (yakınları) adına her ne suretle olursa olsun emlakçıyı devre dışı bırakarak, satın aldığı/kiraladığı takdirde... kirada 1 aylık kira bedeli + KDV'sini tellallık ücreti olarak ödeyecektir."düzenlemesi getirilmiştir. 818 sayılı B.K. 404/son maddesi uyarınca gayrimenkule ilişkin tellallık sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması gerekir. Gayrimenkul tellallığı sözleşmesinde taşınmaz sahibinin imzasının olacağına dair bir düzenleme yoktur. Davalı vekilinin sözleşmenin kendileri tarafından imzalandığını kabulü gözetilerek, davalının sözleşmenin sonradan doldurulduğu iddiaları ile kiralanan yerin sözleşmede gösterilen yer olup olmadığı araştırılıp, sözleşmenin B/2. madde şartı gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ  EDEN  : Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, tellallık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece, emlak komisyonculuğunun sadece yer göstermeden ibaret olmadığı, alıcı/kiracı ile satıcıyı/kiralayanı bir araya getirme ve taraflar anlaştırdıktan sonra gerekli işlemlerinin yapılmasını da kapsadığı, bu itibarla davacının yer gösterme tutanağına dayanarak komisyon istemesinin hakkaniyete uygun olmadığı, tanık beyanlarına göre de davacı tarafın mal sahibinin muvafakatini almadan aracılık yapmaya kalkıştığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından temyiz edilen karar, Özel Dairece; yukarıda yer alan gerekçe ile bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnilmiş, direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; gayrimenkul tellallığı sözleşmesinde taşınmaz sahibinin imzasının bulunmasının gerekip gerekmediği, burada varılacak sonuca göre; davalının sözleşmenin sonradan doldurulduğu iddiaları ile kiralanan yerin sözleşmede gösterilen yer olup olmadığı ve sözleşmenin B/2. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının araştırılmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümü için “tellallık(simsarlık) sözleşmesi ”nin hukuki niteliği üzerinde durulmasında yarar vardır: Tellallık(simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu(BK)’nun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun(TBK) 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK) 100 vd. maddelerinde düzenlenmiş bulunan ticari işler tellallığı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK) tarafından ele alınmamıştır. Böylelikle konuya ilişkin olan özel hüküm genel hüküm ikiliği ortadan kalkmıştır. TBK. m. 520/1'e göre simsarlığın(tellallığın) tanımı şu şekilde yapılmıştır: "Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir". Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesi, 818 sayılı BK'nun 404 vd maddelerinde, "tellallık" olarak adlandırılıp, düzenlenmiş bulunuyordu. Bu tanımlardan hareket edilerek simsarlığın unsurları şu şekilde tespit olunabilir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki TBK. m. 520/3(BK m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme (asıl sözleşme), herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Simsarlık sözleşmesi, vekalet sözleşmesinin konusu belirli (akit yapma hususunda aracılık faaliyetinde bulunma) ve simsarın her zaman ücrete hak kazandığı özel bir çeşididir. Bu sebeple TBK. m. 520/2'ye(BK m.404/2) göre "simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekalete ilişkin hükümler uygulanır" denilmiştir. Simsarlığın önem ve yararı şu şekilde açıklanmaktadır: Bir akdin yapılması için tarafların birbirleriyle buluşmaları lazımdır. Fakat bu buluşma her zaman kolay bir şekilde olmaz; hatta çoğu zaman bazı zorluklarla karşılaşılabilir. Mesela taraf olacakların birbirlerini tanımamaları, ayrı ayrı mahallerde bulunmaları, aynı dili konuşmamaları gibi sebepler onların birbirini bulmalarına ve sözleşmeyi yapmalarına mani olabilir. İşte çeşitli sebeplerden ötürü bir araya gelemeyen kimseleri birbirlerine yaklaştırmak hususunda aracılık yapmayı kendilerine meslek edinen şahıslardan müteşekkil bir sınıf olup, eski zamanlardan beri mevcuttur. Zamanımızda iş aleminin zaruri kıldığı ihtisaslaşma ve iş bölümü dolayısıyla tellallık mesleği ticaret hayatının vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Simsarlık sözleşmesi, simsar ile iş sahibi arasında haklar ve borçlar meydana getirmektedir. TBK. m. 521-525 arasında sadece simsarın ücret alacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Simsarlık sözleşmesi ile ilgili diğer hususlarda, TBK. m. 520/2'nin yollaması gereği vekalete ilişkin TBK. m. 502 vd. hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağı TBK. m. 521 'e göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır" (521/1); "simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi halinde ödenir" (521/2); "simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir" (521/son). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar, söz konusunu hizmeti yerine getirmezse, ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir. BK. m. 521 vd. düzenleme içinde, simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekalet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak red etmesi halinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Bu konu, TBK. m. 175'in kapsamı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Fakat asıl sözleşmenin geçerli olarak kurulması lazım ve yeterlidir. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Geciktirici şarta bağlı olarak yapılmış sözleşmelerde, şartın gerçekleşmesi beklenmelidir. Bu düzenlemeyi getiren TBK. m.521/1 hükmü, emredici değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi halinde ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK. m. 521/1 bu şartı, "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleriyle ifade etmiştir. Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) TBK. m. 523'de düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir (Yavuz, Cevdet: Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 9. Baskı, İstanbul 2011, s.604 vd). Somut olayda; davacı vekili müvekkilinin emlak komisyoncusu olduğunu, davalının kiralamak üzere işyeri aradığını söyleyerek müvekkilinden aracılık hizmeti talep ettiğini, müvekkilinin davalıya "K....ANKARA" adresinde bulunan taşınmazı gösterdiğini, taşınmazın davalıya gösterilmesinden sonra taraflar arasında 15.04.2010 tarihli Satılık ve Kiralıklarda Yer Gösterme sözleşmesi başlıklı tellaliye ücret sözleşmesi düzenlendiğini, davalının sözleşme hükümlerine aykırı hareket ederek sözleşmenin imzalanmasından kısa bir süre sonra müvekkilini devre dışı bırakarak söz konusu taşınmazı kiraladığını, davalı ile yapılan görüşmelere rağmen davalının sözleşmede kararlaştırılan bir aylık kira bedeli + KDV'sine tekabül eden 7.080 TL.yi ödemediğini, bunun üzerine alacağın tahsili için Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2010/10764 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Yukarıda belirtildiği üzere tellallık(simsarlık) ilişkisi, tellal(davacı) ile iş sahibi(davalı) arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Gayrimenkul tellallık sözleşmesinde taşınmaz maliklerinin imzasının bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulması ile simsarın ücret alacağı doğar. Eldeki davada taraflar arasında 15.04.2010 tarihli tellallık(simsarlık) sözleşmesi imzalanmış olup, davalı sözleşmedeki imzaya itiraz etmemiştir. Hal böyle olunca yerel mahkemece, işin esasına girilerek davalının sözleşmenin sonradan doldurulduğu iddiaları ile kiralanan yerin sözleşmede gösterilen yer olup olmadığı ve sözleşmenin B/2. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, sözleşmede taşınmaz maliklerinin imzası bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, yerel mahkemece bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup; kararın bozulması gerekir. S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, jstek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine 10.06.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi. .

Diğer kararlar (2)

3. Hukuk Dairesi, 2022/7407 E., 2022/9353 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2022/7407 E.  ,  2022/9353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : KARŞIYAKA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde menfi tespit davasının yapılan yargılaması neticesinde; davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen karara karşı davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2018 tarihli, 2017/264 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; davanın kabulüne; davacı ... 'nın, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1320 sayılı takip dosyasında, takip konusu edilen 23/07/2016 tanzim tarihli sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, istinaf konusu yapılmadığından hükümde yer aldığı gibi “davacı ...'nın, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/1320 sayılı takip dosyasına konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, AAÜT.13/1maddesine göre 11.812,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı ...'ya ödenmesine,” şeklinde yazılmasına, yönelik olarak verilen kararın süresi içinde duruşmalı olarak davalı ve katılma yoluyla davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine; davalının duruşma talebi miktar yönünden reddedilerek davalının ve katılma yoluyla davacıların temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar vekili, davalı tarafından davacı ... ile 23/07/2016 tarihinde imzalandığı iddia olunan taşınmaz emlak komisyon sözleşmesine dayanarak davacının ...'ın kız kardeşi davacı ... ve anneleri dava dışı ... aleyhine komisyon ücreti, komisyon ücreti KDV bedeli ve cezai şart olmak üzere toplam 113.280,00 TL üzerinden Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1320 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını sözleşmeden dolayı davalıya borçlarının olmadığını, söz konusu sözleşmenin davacı ... tarafından boş olarak imzalandığını, sözleşmede sadece ...'ın imzasının bulunduğunu, sözleşmedeki bedellerin sonradan doldurulduğunu, sözleşmede taşınmazın bedeli 1.600.000 TL olarak belirlenmiş ise de satış bedelinin 175.000,00 TL olduğunu, böylelikle sözleşmenin boş olarak imzalandığı iddiasının doğru olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla cezai şartta ve ücrette indirim yapılması gerektiğini, işyeri niteliğindeki taşınmazı kiracıları olan ...'a sattıklarını, satış bedeli kadar gelir elde ettiklerini, davalının haksız gelir talebinde bulunduğunu belirterek borçlu olmadıklarının tespitine, %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. Davalı, davacı ...'ın davalı ... ve ... adına hareket ederek sözleşme imzaladığını, diğer iki tarafın da sözleşmenin imzalanmasına muvafakat gösterdiğini, sözleşmedeki tahrifat iddiasını kabul etmediğini, sözleşmenin okunarak imzalandığını, gayrimenkulün kira bedelinin yıllık 72.000,00 TL olduğunu, 72.000,00 TL kira geliri getiren bir taşınmazın 175.000,00 TL' ye satılamayacağını, vergi kaçırmak amacıyla 1.600.000 TL olan gerçek değerin saklandığını savunarak davanın reddini ve %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesince, komisyon sözleşmesinin yazılı yapıldığı, aracılık hizmeti veren davalının sözleşme hükümlerini yerine getirdiği, davacı ...'ın buna rağmen taşınmazı habersiz bir şekilde üçüncü bir şahsa sattığı, ...'ın sözleşmedeki imzayı kabul ettiği, 1.600.000 TL'lik sözleşme bedeli üzerinden hesaplanacak 48.000,00 TL komisyon ücreti ve sözleşmenin 9.maddesinde kararlaştırılan cezai şarttan fahiş olması nedeniyle TBK'nun 182/son maddesi uyarınca indirim de yapılmak suretiyle %2 oranında indirim yapılarak %1 oranına denk gelen 16.000,00 TL olmak üzere toplam 64.000,00 TL'den sorumlu olduğu, davalı - alacaklının ... hakkındaki bu miktardaki takibinde haklı olduğu, 49.280,00 TL'lik takibinde haklı olmadığı ve bu konudaki emsal Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2018/1819 Esas, aynı dairenin 2016/18406 Esas sayılı emsal kararlarının da bulunduğu gerekçesiyle davacı ... yönünden açılan menfi tespit davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, alacak likit olmadığından davacının icra - inkar tazminat talebinin reddine; komisyon sözleşmesinde davacı ...'nın imzasının olmadığı, davacı ...'ın onlar adına hareket ettiğine dair bir vekaletname de olmadığı, sözleşmenin imzası olan tarafları bağladığı ilkesi gereğince ...'nın sözleşmeden dolayı sorumlu tutulamayacağı, davalının davacı ... hakkındaki yapmış olduğu takipte haklı olmadığı gerekçesiyle davacı ... yönünden açılan davanın kabulüne, davalı - alacaklının sözleşmede imzası bulunmayan bu davacı hakkında takipte bulunmasının haksız ve kötü niyetli olduğunun anlaşılması üzerine takip değeri olan 113.280,00 TL üzerinden hesaplanacak %20 kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'ya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacılar ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince; 23/07/2016 tarihli taşınmaz satışı için aracılık sözleşmesinin sadece ... tarafından imzalanması nedeni ile sözleşmenin geçerli olmadığı ve bu sözleşmeye dayalı olarak davacının komisyon ücreti talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 21/12/2018 tarihli, 2017/264 Esas, 2018/526 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; davanın kabulüne, davacı ... 'nın, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1320 sayılı takip dosyasında, takip konusu edilen 23/07/2016 tanzim tarihli sözleşmeden dolayı borçlu olmadığının tespitine, şartlar oluşmadığından kötü niyet tazminat taleplerinin reddine, istinaf konusu yapılmadığından hükümde yer aldığı gibi “davacı ...'nın, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğünün 2017/1320 sayılı takip dosyasına konu alacaktan dolayı borçlu olmadığının tespitine, AAÜT.13/1maddesine göre 11.812,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı ...'ya ödenmesine,” şeklinde yazılmasına, dair verilen karar davacılar ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Dava, emlak komisyonculuğu sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiasına dayalı itirazın iptaline ilişkindir. Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki simsarlık sözleşmesini imzalayan kişinin malik olmak zorunluluğu yoktur. Sözleşmenin geçerlilik şartı yazılı olarak yapılmış olmasıdır. Yukarıda yer alan açıklamalar ışığında dava dosyasının incelenmesinde; davacı ... ile davalı arasında 23.07.2016 tarihli emlak komisyon sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşmede yer alan imzaların inkar edilmediği, sözleşmede taşınmaz bedeli olarak 1.600.000-TL olarak gösterildiği, 23.07.2016 tarihli emlak komisyon sözleşmesinin 4. maddesinde “Komisyon ücreti: Bu sözleşmede belirlenen satış bedelinin %3+KDV’sidir. Bölge Ortaklığı ayrıca alıcıdan da komisyon alacaktır.”, 7. maddesinde “Süre ve Fesih: Sözleşmenin süresi imza tarihinden itibaren 6 aydır. Sözleşme, süre sonundan 15 gün önce yazılı olarak feshedilmemiş olması halinde 1(bir) ay süreyle ve aynı koşullarla yenilenmiş sayılır. Takip eden dönemler için de aynı fesih ve süre kuralı geçerlidir.” ve yine 9.2. maddesinde “Habersiz ve bilgisiz satış yapılması halinde, sözleşme süresi içinde satıcı veya başka aracı/emlakçı veya her ne şekilde olursa olsun taşınmazın satılması durumunda satıcı komisyon ücretini ve ayrıca satış bedelinin %3+KDV’si oranında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt etmiştir.” şeklinde düzenlemenin yer aldığı, davacıların söz konusu taşınmazı sözleşme süresi içinde 06.09.2016 tarihinde dava dışı ...’a sattığı anlaşılmaktadır. O halde, bölge adliye mahkemesince davacı ... tarafından imzası inkar edilmeyen ve geçerli şekilde yazılı olarak düzenlenen emlak komisyon sözleşmesinin 9.2. maddesi gereğince komisyon ücreti ve cezai şart bedelinden sorumlu olacağı, ancak cezai şart bedeli belirlenirken TBK. 182. maddesinin de gözetilmesi gerektiği ve ilk derece mahkemesinin de esas yönünden kararı bu doğrultuda olduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacıların tüm temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davalıya iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 12.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2021/584 E., 2021/11150 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTÜKETİCİ MAHKEMESİ
tam metni aç
Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir.
3. Hukuk Dairesi         2021/584 E.  ,  2021/11150 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, emlak komisyoncusu olduğunu, davalı borçluların 1/2'şer payla maliki oldukları... Villaları, A2 05, 9 nolu taşınmazın 550.000 TL ile dava dışı üçüncü kişi ...'ya satımı konusunda 27.02.2015 tarihli yazılı komisyon akdi imzalandığını, hak etmiş olduğu %3 emlak komisyon ücreti16.500 TL'nin ödenmediğini, buna ilişkin takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu belirterek; davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, emlak komisyonculuğu sözleşmesinden kaynaklı alacak iddiasına dayalı itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmenin matbu olarak müzakere edilmeden hazırlanmış olduğu, satış gerçekleşmediği için emlak komisyonu ücretine hak kazanılamayacağı kanaatine varıldığından, davanın reddine karar verilmiştir. Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, 2017/13-644 E., 2017/460 K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan 27.02.2015 tarihli "...komisyon akdi " başlıklı sözleşmede; davacı komisyoncunun aracılık hizmetini yerine getirdiği ve alıcı ile davalı satıcıların karşılıklı olarak gayrimenkulun alım-satımında davacı komisyoncunun aracılık hizmetini tamamladığını kabul ettikleri ve akdin imza anında % 3 komisyon ücretinin satıcı davalıların ödemeyi taahhüt ettiklerinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme geçerli olup bu hükümler tarafları bağlayacağından ve davacı komisyoncunun kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirdiği sözleşme kapsamından anlaşıldığından , davalıların imzasını inkar etmedikleri sözleşme çerçevesinde sorumlu olduklarının kabulü gerekir. Hal böyle olunca; mahkemece, sözleşmenin geçerli ve davalılar açısından bağlayıcı olduğu gözetilerek davacının talep edebileceği ücret hesaplanıp, davanın hesaplanan bu miktar üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 54,40 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10/11/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

(E) Emlakçısı, (A) ile (B) arasında bir daire satışı için aracılık yapmış ve taraflar (E)’nin huzurunda bir satış protokolü imzalamışlardır. Ancak (B) daha sonra parayı denkleştiremediği için daireyi almaktan vazgeçmiştir. (E) ücretini istemektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre (E)’nin ücrete hak kazanmasıyla ilgili hangisi doğrudur?

A) Dairenin tapuda devri gerçekleşmediği için (E) ücrete hak kazanamaz.
B) Simsar, yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulunca ücrete hak kazanır; sözleşmenin sonradan ifa edilmemesi simsarın hakkını etkilemez.
C) (E), ancak dairenin anahtarı teslim edildiği an ücrete hak kazanmış sayılır.
D) Alıcı (B) vazgeçtiği için (E) ücretini sadece (B)’den talep edebilir.
E) Simsarlık sözleşmesi noterden onaylı değilse (E) hiçbir hak iddia edemez.