6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 553

Türk Borçlar Kanunu 553. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 553- Bir işletmenin bütün işlerini yöneten veya işletme sahibinin hizmetinde bulunan ticari temsilciler, ticari vekiller veya diğer tacir yardımcıları, işletme sahibinin izni olmaksızın, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak, kendilerinin ya da bir üçüncü kişinin hesabına işletmenin yaptığı türden bir iş yapamayacakları gibi, kendi hesaplarına bu tür işlemleri üçüncü kişilere de yaptıramazlar. Buna aykırı davranırlarsa işletme sahibi, aralarındaki hukuki ilişkiden doğan hakları saklı kalmak kaydıyla, uğradığı zararın giderilmesini isteyebileceği gibi, bunun yerine, ticari temsilcinin, ticari vekilin veya diğer tacir yardımcısının kendi hesabına yaptığı veya üçüncü kişilere yaptırdığı işlerin kendi hesabına yapılmış sayılmasını ve bu işler dolayısıyla aldıkları ücretin verilmesini veya aynı işlerden doğan alacağın devredilmesini isteyebilir. E. Ticari temsilcilerin, ticari vekillerin ve diğer tacir yardımcılarının yetkilerinin sona ermesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/601 E., 2024/8573 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 553 üncü maddesi.
11. Hukuk Dairesi         2024/601 E.  ,  2024/8573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1599 Esas, 2023/1868 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Fatsa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/246 E., 2022/310 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin 2009 yılından bu yana Fatsa'da Bentonit kilinin işlenerek kedi kumu üretilmesi konusunda faaliyet gösteren lider firmalardan biri olduğunu, davalı ...'in müvekkil şirkette mesul müdür olarak görevlendirildiğini, davalının genel müdür olarak çalıştığı dönemde, eşi ... adına davalı şirketi 04.06.2018 tarihinde tescil ettirdiğini, müvekkil şirketin üretmiş olduğu kedi kumu için palete ve ürünlerinin nakliyesine ihtiyaç duyduğunu, davalı ...'in müvekkil şirketin hizmetinde ticari vekil olarak çalışmakta iken halen müdürü olduğu davalı şirket firması üzerinden müvekkili şirkete sürekli ihtiyacı olan palet ürünü satarak rekabet yasağına aykırı hakeret ettiği ve müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 3,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, davalıların malvarlıkları ve üçüncü kişilerden olan hak ve alacaklarının devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi için 50.000,00 TL'den az olmamak üzere ön ödemeye hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunarak, müvekkili ...'in davacı firmada 15.10.2008 tarihi itibariyle fabrika müdürü olarak göreve başladığını, davacı şirkette çalıştığı süre boyunca görev ve sorumluluk ile yetki alanının davacı şirketin üretimini gerçekleştirdiğini ürünlerin üretim aşaması ile sınırlı olup tamamen ara yönetici pozisyonunda olup hiçbir zaman temsil ve tasarrufi muamemelerde bulunma yetkisinin söz konusu olmadığını, müvekkili ...'in davacı şirkette hiçbir zaman genel müdür sıfatını ve imza yetkisini haiz olmadığını, şirketin genel müdürlüğünün şirketin ortağı ve imza yetkisine haiz ... olduğunu, davacının müvekkili şirket ile gerçekleştirdiği tüm alım satım işlemleri ve ödemelerin müvekkili şirketin kurucusu ve müdürler kurulu başkanı ... ile davacı şirketin imza yetkilisi ve genel müdürü ... arasında gerçekleştiğini, ayrıca dava konusu edilen alım satım işlemlerinin davacı şirketin zararına sebebiyet vermediği gibi kar elde etmesini sağladığını, zarar oluşturduğu iddia edilen tüm alım satım işlemlerinin piyasa rayiç bedellerinden yapıldığını ve hatta davacı şirketin aynı dönemde aynı ürüne yönelik diğer firmalardan yaptığı satın alma rayiç bedellerinden daha ucuza yapıldığını, müvekkili ...'ın ticari temsilci sıfatı veya ticari vekil sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin eşinin kurusucu olduğu müvekkil şirkete müdür olmasının rekabet yasağını hilal etmediği gibi bu durumdan davacı şirketin münferit imza yetkilisi ve genel müdür sıfatına haiz ...'ün haberi ve rızası bulunduğunu, müvekkilinin, müvekili şirketin ticari faaliyet ve işlemlerine katılmadığını, tüm faaliyetlerin eşi ... tarafından icra edildiğini, şirkete sadece aile şirketi olması hasebi ile ortak olduğunu, hiçbir ticari iş ve faaliyetlerini yürütmediğini savunarak ön ödeme talebi ile davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'ın davacı şirkette tacir yardımcısı olarak görev aldığı dönem 2018 yılında davalı şirketi münferiden temsile yetkili müdür olarak atandığı, davalı ..., davacı şirkette görevi devam ederken her ne kadar davalı şirketin yetkili müdürü olarak atanmış ise de davacı ve davalı şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğu, finansal tespitlerde davacı şirketin haksız rekabet ve/veya rekabet yasağı ihlali sonucu oluşabilecek bir zarara uğramadığı, davalı ...'ın diğer sermaye şirketinde temsile yetkili müdür sıfatıyla görev almasının tek başına rekabet yasağına aykırılık teşkil etmeyeceği sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54, 55 ve 62 nci maddeleri, 396 ncı maddesi. 3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 553 üncü maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2014/2450 E., 2014/9025 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tari
11. Hukuk Dairesi         2014/2450 E.  ,  2014/9025 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/154-2013/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin ... Bank A.Ş. Pendik Şubesi'ne 21.9.1999 tarihinde %84 faiz oranıyla 5.490,00 TL para yatırdığını, buna dair belge ve hesap cüzdanının tarafına verildiğini, 22.12.1999 tarihinde ... tarafından ... Bank A.Ş'ye el konulup yönetiminin ...'ye devredildiğini, sonrasında bankanın önce Sümerbank A.Ş. daha sonra ... Bank A.Ş. ile birleştirildiğini, müvekkil tarafından yatırılan paranın ... Bank A.Ş. yönetimi tarafından KKTC'de kurulan dava dışı ... Security Off Shore Bank Ltd. adlı paravan bankanın ... Bank A.Ş. merkez şubesinde yer alan hesabına aktarıldığnın tespit edildiğini, müvekkilin iradesi sakatlanmak suretiyle havale talimatı imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların usulsüz şekilde Balkaner Grubuna aktarıldığını, paravan off shore bankasının hiç bir mal varlığının bulunmadığını, KKTC tarafından bankacılık lisansının iptal edildiğini, yatırılan paranın müvekkiline iade edilmediğini, davalı bankanın ... Bank A.Ş'yi devralması nedeniyle onun külli halefi konumunda olduğunu ileri sürerek 5.490,00 TL'nin yatırıldığı 26.10.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince % 84 akdi faizden az olmamak kaydıyla işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Bank A.Ş. vekili, davacının para yatırdığı bankanın farklı tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle davada tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davacının iddia ettiği alacağın yasal dayanağının bulunmadığını, davacının kendi iradesiyle fazla faiz getirisi elde etmek amacıyla hareket ettiğini, olayda kendi kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kendi kusuruyla parasını off shore bankasına yatırdığını savunarak davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil ... vekili, davada taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. .../... -2- Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Off Shore Ltd'ye havale edilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, ... ve Kredi Bankası A.Ş'nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek suretiyle kullanıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın Bankacılık Yasası ve ...'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tarihinde davacı hesabına 5.080,76 TL'nin yatırıldığı, dava dilekçesinde 5.490,00 TL'nin 26/10/1999 tarihinden itibaren akdi faizi ile tahsilinin talep edildiği, hesabın açıldığı 17/08/1999 tarihi itibariyle avans faiz oranı % 70 olup, bu tarih ile davacı talebi olan 26/10/1999 tarihi arası 39 gün üzerinden yapılan hesaplamada 380,01 TL işlemiş faizin bulunduğu, bu suretle 26/10/1999 tarihi itibariyle davacı alacağının 5.460,77 TL olduğu gerekçesiyle bu miktarın 26/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte külli halef davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ve fer'i müdahil vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Ancak, davacı davalı tarafından kandırılarak parasının ... bankasına gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya kaşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre, davacı tarafından paranın hesaba ilk yatırıldığı 17.8.1999 tarihindeki tutarı olan 5.080,76 TL üzerinden HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak avans faizine hükmedilmesi gerekirken faize faiz yürütülmesine sebep olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönlerden davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... yararına HMK'nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “5.460,77 TL'nin” ibaresinin karardan çıkartılarak yerine “5.080,70 TL'nin faizin başlangıç tarihine yönelik taleple bağlı kalınarak" ibaresinin karara yazılmak suretiyle kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA,12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/11373 E., 2014/14615 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANTALYA (KAPATILAN) 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ile davacı arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi değil, 818 sayılı BK'nın 455, 6098 sayılı TBK'nın 553. maddesine düzenlenen ticari temsilci olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalılardan S..
11. Hukuk Dairesi         2013/11373 E.  ,  2014/14615 K. "İçtihat Metni" T.C. MAHKEMESİ : ANTALYA (KAPATILAN) 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/10/2012 NUMARASI : 2012/59-2012/52 Taraflar arasında görülen davada Antalya (Kapatılan) 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2012 tarih ve 2012/59-2012/52 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar S.. L.. ve O.. K.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 23.09.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılar vekili Av. S.. Ş.., davalılardan O.. K.. vekili Av. M.. O.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin turizm acenteliği alanında faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin kurucu ortakları ve yetkilileri bulunan S.. L.. ile O.. K..'ün şirketin eski çalışanları olduğunu, S.. L..'nın davacı şirkette genel müdür olarak uzun yıllar çalışıp O.. K..'ün ise Ege bölge müdürlüğü görevinde bulunduğunu, davalıların çalıştığı pozisyon itibariyle davacı şirketin ticari sırlarını, anlaşmaları ve pazarlama rakamlarını bildiklerini, davalılardan O.. K..’ün 28.07.2009, S.. L..’nın 31.03.2009 tarihinde davacı şirketten kendi istekleri ile ayrılıp, 25.03.2009 tarihinde diğer davalı S. Turz. Ltd. Şti'yi kurduğunu, şirkette S.. L..'nın % 90 O.. K..'ün % 10 pay sahibi olduğunu, S.. L..'nın şirketin yetkilisini olduğunu, müvekkilinin V.isimli tur operatörünün tek satıcılığını yaptığını, ancak V. şirketinin davacı ile değil davalı ile sözleşme düzenlediğini, davalının Akdeniz bölgesinde LMX isimli tur operatörünü de davacı şirketten kazandığını, davalı tarafın davacı şirketin müşterileri dışında neredeyse başka müşterisinin bulunmadığını, davacı ile davalı şirketin ortağı ve yetkilisi S.. L.. arasında 23.02.2002 tarihinde düzenlenen hizmet sözleşmesinin işçinin özel borcu başlıklı 8 maddesinde işçinin şirkette çalıştığı süre içerisinde bireysel ticari faaliyette bulunamayacağı, işçinin şirketin faaliyet konuları ile ilgili şirket müşterileri ve kendisinin bulacağı müşterileri ile anlaşma yapamayacağı, işçinin şirketten ayrıldıktan sonra iki yıl süre ile şirket müşterileri ile çalışmayacağı, bu süre içerisinde şirketle rekabet edecek ortaklıklara üye denetçi veya ortak olamayacağının düzenlendiğini, diğer davalı O.. K.. ile de aynı hükümleri içeren sözleşmenin bulunduğunu, ayrıca şirket çalışanlarından E.E. ve L.D.'in davacı şirketten O.. K.. ile ayrı tarihte ayrılıp, davalı şirkette çalışmaya başladıklarını, sonraki tarihlerde H. A. S.'nın da şirketten ayrılıp davalı şirkette çalışmaya başladığını, S.. L..'nın davacı şirket çalışanları üzerinde etki kurmaya çalıştığını, davalı şirketin ortakları ve yetkililerinin bu eylemlerinin haksız rekabet ve rekabet yasağına ilişkin hükümlerine açık aykırılık oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ve men'i ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 25.03.2009 tarihinden başlamak üzere 25.000 TL maddi 125.000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davacı vekili 26.09.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile 50.621,54 TL maddi tazminatın ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili, müvekkillerinin davacı şirketten ayrılması ile 31.03.2009 tarihli ibraname başlıklı belge ile aynı içerikli 28.02.2009 tarihli belgenin düzenlendiğini, S.. L..'nın davacı şirketten fiilen 28.02.2009 tarihinde ayrıldığını, O.. K..'ün de aynı tarihte şirketten ayrıldığını, davalı şirketin diğer davalıların davacı şirkette çalışırken kurulmadığını, 03.02.2002 tarihli sözleşmeden sonra 22.09.2004 tarihinde aynı taraflar arasında yeni bir personel hizmet sözleşmesi düzenlendiğini, davalı Selim ile Orhan'ın davalı şirketin ortakları olup, kendi adlarına hareket etmemeleri nedeniyle husumet yöneltilemeyeceğini, davacı şirketin 01.02.2009 tarihinden itibaren M.K.'nın genel müdür olarak görevlendirildiğini, önceki genel müdür S.. L..'ya da teşekkürlerini bildiren e-posta iletisini gönderdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalıların davacı ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra aynı alanda faaliyet gösteren bir şirkete ortak olduğu, davalı S.. L..'nın davacı şirketin yönetim kurulunda görev alıp Ticaret Sicil kayıtlarından da anlaşıldığı üzere genel müdürlük görevini yerine getirdiği, bu hali ile davalı S.. L.. ile davacı arasındaki ilişkinin hizmet sözleşmesi değil, 818 sayılı BK'nın 455, 6098 sayılı TBK'nın 553. maddesine düzenlenen ticari temsilci olarak değerlendirilmesi gerektiği, davalılardan S.. L..’nın davacı şirketin yönetim kurulunda görevli genel müdürü olduğu, diğer davalının davacının kabulünde olduğu üzere Ege Bölgesi sorumlusu iken 28.02.2009 tarihinde kendi istekleri ile davacı şirketten ayrıldıkları, 24.03.2009 tarihinde davalı gerçek kişiler ortak olmak üzere şirketin amacının Seyahat Acenteleri Kanunu uyarınca acentelik belgesi almak, turizm acenteliği kurmak, yurt içinde ve yurt dışında turizm hizmetleri sağlamak ve benzeri amaçlarla kurulduğu, davacı ve davalı şirketin ticari defterlerine göre davacının ticari ilişkisinin bulunduğu dava dışı LMX ve V. ile aynı konuda ticari ilişkiye geçtiği, bu şirketlerin davacı ile süregelen ticari ilişkilerinin sona erdiği, mahkemece ticari temsilci olarak nitelendirilen davalı S.. L.. ile yine Ege bölgesi sorumlusu ve davacı şirketin çalışanı olması nedeniyle sözleşme ve TTK'nın 59/2. maddesinin yollaması ile BK'nın 455. maddelerinde düzenlenen rekabet yasağına aykırı davrandıkları, davacının zararının haksız rekabet nedeniyle elde etmekten mahrum kaldığı kâr miktarı olan 50.621,54 TL olduğu, davalıların haksız rekabet yasağına aykırı eyleminin aynı zamanda davacı şirkete yönelik haksız eylem niteliğinde olduğundan tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre manevi tazminata karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı S.. Ş.. hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile davalıların davacı şirket ile aralarında düzenlenen sözleşmenin 8. maddesine göre rekabet yasağına aykırı faaliyetlerinin tesbitine, 25.000 TL'nin dava tarihi olan 03.05.2010, 25.621,54 TL'nin ıslah tarihi olan 26.09.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, 25.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 03.05.2010 tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar S.. L.. ve O.. K.. vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, TTK'nın 56. ve BK'nın 348. ve devamı maddelerine dayalı rekabet yasağı sözleşmesi ve haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nın 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olayda, davacılar vekili, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 125.000 TL manevi ve ıslah ile birlikte 50.621.54 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Mahkemece verilen kısa kararda, "20.000 TL manevi tazminatın faizi ile tahsiline" karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli karara ait hüküm incelendiğinde "25.000 TL manevi tazminatın tahsiline" karar verilmiş, karar tebliğe çıkmadan HMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Tashih Şerhi ile mahkeme tarafından düzeltilmiştir. HMK'nın 305. maddesi hükmü mahkeme kararındaki açık hataların mahkemece re'sen veya taraflardan birinin talebi üzerine tashihine ilişkin olup, olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece verilen kısa karardaki hüküm ile gerekçeli kararda kurulan hüküm arasında belirgin şekilde çelişki bulunduğundan kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalılar S.. L.. ve O.. K.. vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalılar S.. L.. ve O.. K.. vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan S.. L.. ve O.. K..'e verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılar S.. L.. ve O.. K..'e iadesine, 25.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.