Türk Borçlar Kanunu 577. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 577- Kıymetli eşya veya oldukça önemli miktarda para veya kıymetli evrak, işletene saklanması için bırakılmamışsa, işleten ancak kendisinin veya çalışanlarının kusuru hâlinde sorumlu olur.
İşleten, bunları saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa, eşyanın tam değerinden sorumludur.
Konaklayanın kendi yanında saklaması gereken eşya ile para ve benzeri şeyler hakkında, onun diğer eşyasına ilişkin sorumluluk kuralı uygulanır.
3. Sorumluluğun kalkması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
5 karar eşleşti
20. Hukuk Dairesi, 2015/8488 E., 2015/10825 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TTK'nın 4/1-c maddesinde, 6098 sayılı TBK'nın “saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde” öngörülen hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır.
20. Hukuk Dairesi 2015/8488 E. , 2015/10825 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 12/11/2014
NUMARASI : 2014/301-2014/437
Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davada İstanbul 2. Asliye Hukuk ve 44. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
Asliye Ticaret Mahkemesince, “Davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak dava açtığı, davanın haksız fiilden kaynaklandığı” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, “Her iki tarafın da tacir olduğu ve bu nedenle Ticaret Mahkemesinin görevli bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi uyarınca, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. Benzer hükümler mülga ticaret kanunlarında da yer almış olup, Yargıtay'ın 22.03.1944 tarih 1944/9 K. sayılı içtihatları birleştirme kararında, sözkonusu halefiyetin kanuni bir halefiyet olduğu, halefiyet yoluyla açılan davada sigortacının, sigortalısının yerine geçtiği, davacı sigorta şirketi diye davanın ticari dava sayılamayacağı açıklanarak, “Sigortacının, sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir selahiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması lazım geleceği” belirtilmiştir. Somut olayda, davalı sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak dava açtığı ve sigortalısı da tacir olmadığı için, davanın her iki tarafının da tacir olduğundan söz edilemez.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır.
TTK'nın 4/1-c maddesinde, 6098 sayılı TBK'nın “saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde” öngörülen hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır.
6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi uyarınca, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. Benzer hükümler mülga ticaret kanunlarında da yer almış olup, Yargıtay'ın 22.03.1944 tarih 1944/9 K.
sayılı içtihatları birleştirme kararında, sözkonusu halefiyetin kanuni bir halefiyet olduğu, halefiyet yoluyla açılan davada sigortacının, sigortalısının yerine geçtiği, davacı sigorta şirketi diye davanın ticari dava sayılamayacağı açıklanarak, “Sigortacının, sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir selahiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması lazım geleceği” belirtilmiştir.
Somut olayda, davacı sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak dava açtığı ve sigortalısı da tacir olmadığı için, her iki tarafı tacir olmayan dava, TTK'nın 4/1 maddesinin ilk cümlesi anlamında nisbi ticari dava olarak kabul edilemez. Ancak dava, davacının sigortalısının, kendisine ait aracı, davalı şirkete ait otelin otoparkına bırakması ve araç park halinde iken çıkan fırtınada yıkılan bir kısım parçaların araca isabet etmesi ile araçta oluşan zarardan kaynaklanmaktadır. Sigortalıya ait aracın, otelin otoparkına bırakılması suretiyle sigortalı ile davalı şirket arasında, 6098 sayılı Yasanın 561 vd maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi kurulmuştur. Sözleşme, davalı şirkete ait ticari işletmeyle ilgili bulunduğuna göre, dava, TTK'nın 4/1-c maddesi karşısında mutlak ticari dava olup, uyuşmazlığın aynı Yasanın 5/1. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerekmektedir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 09/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
20. Hukuk Dairesi, 2015/4159 E., 2015/8665 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde mutlak ticari davalar “1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; ...6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
20. Hukuk Dairesi 2015/4159 E. , 2015/8665 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davada ... Asliye Hukuk ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yediemin ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asliye hukuk mahkemesince, vedia sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye ticaret mahkemesi tarafından ise, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, davalının ticari işletmesinden kaynaklanmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; ...6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 ve 462 ile vedia hakkındaki 463 ve 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Borçlar Kanununun 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda, uyuşmazlık, davacının sahibi olduğu yediemin deposunda, davalının haczettirdiği aracın uzun süre kalmasına rağmen ücretinin ödenmediği belirtilerek yedieminlik ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ile davalı vekili arasında 08.10.2012 tarihli yediemin sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Ancak her iki taraf tacir olmadığı gibi, olaydaki vedia aktinin tarflardan herhangi birinin ticari işletmesiyle ilgili olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 21. ve 22 maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 07.10.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2014/8897 E., 2014/12643 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
17. Hukuk Dairesi 2014/8897 E. , 2014/12643 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davada... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ve ... 1. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, yediemin ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, vedia sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK.nin 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ise, taraflar arasında BK.561 ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; .... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki
457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Borçlar Yasasının 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda, uyuşmazlık, davacının sahibi olduğu yediemin deposunda, davalının haczettirdiği ısıtıcının uzun süre kalmasına rağmen ücretinin ödenmediği belirtilerek yedieminlik ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamından, davacı ile davalı vekili arasında 30.07.2009 tarihli yediemin sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Ancak her iki taraf tacir olmadığı gibi, olaydaki vedia aktinin tarflardan herhangi birinin ticari işletmesiyle ilgili olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 21. ve 22 maddeleri gereğince... 4.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 25.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2013/12018 E., 2013/11928 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/12018 E. , 2013/11928 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davada Antalya 5. Asliye Hukuk Mahkemesi ve Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, yediemin ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, vedia sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK.nin 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ise, taraflar arasında BK.561 ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; .... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki 457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
2013/12018
2013/11928
Borçlar Yasasının 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda, davacı ticaret şirketinin yediemin işletmesi olduğu, davalıya ait olan ve trafikten men edilen aracın davacıya ait otoparkta uzun süre kalmasına rağmen ücretinin ödenmediği belirtilerek yedieminlik ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK 21. ve 22 maddeleri gereğince Antalya 5 Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 11.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi, 2013/10275 E., 2013/16714 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
(Kapatılan)17. Hukuk Dairesi 2013/10275 E. , 2013/16714 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davada Antalya 5.Asliye Hukuk Mahkemesi ve Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, yediemin ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesince, vedia sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK.nin 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi ise, taraflar arasında BK.561 ve devamı maddelerinde düzenlenen vedia sözleşmesinden kaynaklanan bir uyuşmazlık bulunmadığı, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurmuştur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “(1)Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; .... 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun .... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanunu'nun havale hakkındaki 457-462 ve vedia hakkındaki 463-482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir.
Borçlar Yasasının 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır.
Somut olayda,davacı ticaret şirketinin yediemin işletmesi olduğu, davalıya ait olan ve trafikten men edilen aracın davacıya ait otoparkta uzun süre kalmasına rağmen ücretinin ödenmediği belirtilerek yedieminlik ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle,61000 sayılı HMK.'nun 21. ve 22. Maddeleri gereğince Antalya 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Lüks bir otelde konaklayan sanat koleksiyoneri (A), yanında getirdiği ve manevi değeri yüksek olan antika bir saati, otelin bu iş için görevlendirdiği resepsiyon görevlisi (Ç)'ye, otelin ana kasasında muhafaza edilmek üzere teslim etmiştir. Birkaç gün sonra, otelin gelişmiş güvenlik sistemlerine rağmen kasanın kimliği belirsiz kişilerce soyulduğu ve saatin çalındığı anlaşılmıştır. Olayla ilgili başlatılan ceza soruşturmasında failler bulunamamış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Otel işletmesi (İ), kendilerinin veya çalışanlarının hiçbir kusuru olmadığını, tüm özen yükümlülüklerini yerine getirdiklerini ve ceza soruşturmasının da bu durumu teyit ettiğini ileri sürerek sorumluluktan kaçınmak istemektedir. Bu durumda, otel işletmesi (İ)'nin sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre doğrudur?
A) Otel işletmesi (İ), çalışan (Ç)'nin seçiminde ve denetiminde gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur; zira asıl sorumluluk adam çalıştıranın özen yükümlülüğüne dayanmaktadır.
B) Ceza soruşturmasında herhangi bir kusur tespit edilememiş olması ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi, hukuk hâkimini bağlayacağından otel işletmesi (İ)'nin hukuki sorumluluğu da ortadan kalkar.
C) Konaklama yeri işleten (İ), kendisine saklamak üzere teslim edilen eşyanın çalınmasından dolayı, olayın mücbir sebepten kaynaklandığını veya zararın konaklayanın kendi kusurundan ileri geldiğini ispat edemedikçe tam olarak sorumludur.
D) (A)'nın, saati teslim ederken maddi değerini resmi olarak beyan edip kaydettirmemesi sebebiyle, otel işletmesi (İ)'nin sorumluluğu, konaklama ücretinin üç katı ile sınırlıdır.
E) Otel işletmesi (İ)'nin sorumluluğunun doğması için, zarara uğrayan (A)'nın, otelin veya çalışanlarının hırsızlık olayında kusurlu olduğunu kanıtlaması gerekmektedir.