Türk Borçlar Kanunu 617. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 617- Sözleşmeden doğan borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler sözleşmenin devamını imkânsız hâle getirir ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflardan her biri sözleşmeyi önel vermeksizin feshedebilir. Sözleşme bu sebeplerden birine dayanılarak feshedildiği takdirde kusurlu taraf, aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa, bu yüzden uğradığı zarara karşılık uygun bir tazminat ödemekle yükümlü olur.
Hâkim, sözleşmenin önel verilmeksizin feshini yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek, bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.
III. Bakım borçlusunun ölümü
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/722 E., 2025/153 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
şekilde kusurlu olduğunun tespit edildiği, verilen kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek onandığı, tüm dosya kapsamından, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının Türk Borçlar Kanunu'nun 617. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hakkının doğduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ...
3. Hukuk Dairesi 2024/722 E. , 2025/153 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/822 E., 2023/2693 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2012/648 E., 2020/101 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalının, evlenmeden önce Tekirdağ 5. Noterliğinin 29.08.2012 tarih ve 06738 yevmiye nolu ölünceye kadar bakma sözleşmesi imzaladıklarını, davalının sözleşmenin temel şartlarını yerine getirmediğini, bakım bir yana müvekkilinin artık hayatından endişe ettiğini, 22.11.2012 tarihinden bu yana müvekkili ile davalının ayrı yaşadığını, davalının müvekkiline önce bakıcılık yapmak için yakınlaştığını sonra kandırarak evliliğe ikna ettiğini belirterek, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin davacının mirasından feragat sözleşmesi imzaladığını ve evlilik birliğinin tüm gereklerini yerine getirdiğini, davacı müvekkilini darp ettiğinden hakkında koruma kararı alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Tekirdağ 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/994 E., 2013/45 K. sayılı kararı ile davalının davacıya yönelik kasten yaralama suçundan ceza aldığı, ceza davasına konu olayın 21.11.2012 tarihinde gerçekleştiği, davacının da 04.12.2012 tarihinde davalı aleyhine Tekirdağ 1. Aile Mahkemesinde boşanma davası açtığı, davalının davacıya fiziksel şiddet uyguladığı, boşanmaya sebebiyet verecek şekilde kusurlu olduğunun tespit edildiği, verilen kararın temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek onandığı, tüm dosya kapsamından, davalının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davacının Türk Borçlar Kanunu'nun 617. maddesi gereğince sözleşmeden dönme hakkının doğduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... ve ... arasında tanzim olunan Tekirdağ 5. Noterliğinin 29.08.2012 tarihli ve 06738 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediği iddiasının kesin delil niteliğindeki kesinleşen ilam ile sabit olduğu, sözleşmenin feshi şartlarının oluştuğu ve davanın kabulü kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; taraflar arasında düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi evlilik tarihinden önce düzenlendiğinden boşanma davası ile birlikte değerlendirilmesinin doğru olmadığını, müteveffa ile müvekkili arasında çıkan tartışmadan dolayı müteveffa Nehat hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve uzaklaştırma kararı verildiğini, bu tip tartışmalar her evlilikte olabileceğinden işbu davanın konusunu ilgilendirmediğini, müvekkili üzerine düşen tüm edim ve ifaları yerine getirdiğinden işbu haksız ve mesnetsiz davanın mirasçıları tarafından devam ettirilmesinin tamamen maddi saiklere dayalı olduğunu, boşanma davasında müvekkilinin kusursuzluğunun belirlendiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının iddiasının, bakım borçlusu davalının bakım borcunu yerine getirmediği hususuna dayandığı, davalının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 611 vd. maddelerinde düzenlenen "Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi" nden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğinin sabit olduğu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin bakım borcu yerine getirilmediği gerekçesiyle Türk Borçlar Kanunu'nun 617. maddesi gereğince feshinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
7. Hukuk Dairesi, 2023/3068 E., 2024/3627 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ile; "sözleşmenin devam etmemesinde sadece davalıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin geneline bakıldığında, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı, 6098 sayılı TBK'nun 617/son maddesi çerçevesinde davacının sözleşmenin feshi, tazminat ve tapu iptali ve tescil talebinin reddine ve davalının sosyal ve ekonomi
7. Hukuk Dairesi 2023/3068 E. , 2024/3627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1345 E., 2023/769 K.
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/309 E., 2022/147 K.
Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan fesih, tapu iptali ve tescil ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vasisi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vasisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1929 tarihinde doğduğunu, işlerini yapmakta zorluk çektiğini, ev işleri ve bakım gibi nedenlerle dava konusu taşınmazı davalı tek oğlu olan ...'ya ölünceye kadar bakım şartı ile devrettiğini, davalının tapu devri yapılana kadar müvekkili ile ilgilendiğini, tapu devri gerçekleştikten sonra müvekkili ile ilgilenmediğini, müvekkilini kendi evinde yalnızlığa terk ettiğini, davacının sözleşme yapıldığı tarihte 91 yaşında olduğunu, davacının kendi ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olmadığını, davacının ihtiyaçlarının kızı ... tarafından karşılandığını belirterek ... 6. Noterliğinin 12.12.2019 tarihli 12567 yevmiye numaralı ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshini, bu sözleşme kapsamında 1742 parsel sayılı taşınmazda davalı adına tescil edilen taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini, sözleşmenin feshinde tam kusurlu olan davalı aleyhine hakkaniyete uygun hükmedilecek tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; davacının öz annesi olduğunu, ölünceye kadar bakım sözleşmesini noter huzurunda yaptıklarını, davacı tarafın hiçbir sosyal güvencesinin olmadığını, kendisinin yaklaşık 30-35 yıl boyunca maddi ve manevi yönden davacıya destek olduğunu, davacının dava tarihinden önce düştüğünü, kalçasının kırıldığını, ameliyatının yapıldığını, bu ameliyattan sonra davacının refakatçilerinin oğlu, kızı ve eşinin olduğunu, hastaneden çıktıktan sonra davacıya kendi evinde bakıldığını, davacının bu ameliyat ve bakım olaylarından sonra kendisine dava konusu taşınmazı vermek istediğini söylediğini, bu nedenle dava konusu taşınmazı ölünceye kadar bakım sözleşmesi ile devrettiğini, bu devir gerçekleştikten sonra ablası ...’nın da kışkırtmalarıyla davacının kendi evine gitmek istediğini söylediğini, kendi evinden çıkarak kızının evine gittiğini, ablası ... ile hem kendisinin hem de davacı annesinin arasında husumet bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "sözleşmenin devam etmemesinde sadece davalıya yüklenecek bir kusurun bulunmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin geneline bakıldığında, bakım yükümlülüğünün bir arada yaşamak suretiyle yerine getirilmesi imkanlarının ortadan kalktığı, 6098 sayılı TBK'nun 617/son maddesi çerçevesinde davacının sözleşmenin feshi, tazminat ve tapu iptali ve tescil talebinin reddine ve davalının sosyal ve ekonomik durumuna göre davacıya bakım karşılığı olarak her yıl TÜİK tarafından belirlenecek TÜFE oranında arttırım yapılmak üzere dava tarihinden itibaren takdiren aylık 1.000,00 TL irad bağlanmasına" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vasisi ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vasisi ... vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanları tekrarlayarak, mahkeme kararının eksik ve hatalı olduğunu, davalının annesi ile ilgilenmediğini, davalının davacıya baktığı kısa bir sürede de davacıya kötü davrandığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, mahkemece beyanlar arasındaki çelişki giderilmeden hangi tanık beyanına neden üstünlük tanındığı açıklanmadan karar verildiğini, davalının bakım borcunu yerine getirmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının akit öncesinde yaklaşık 30 yıl, akit sonrasında ise yaklaşık 3-4 ay süre ile bakım alacaklısı annesine karşı bakım borcunu yerine getirdiği, ancak bakım alacaklısı annenin ısrarı üzerine davalının yakınında bulunan annesinin kendi evine onu bıraktığı, hemen sonrasında ise bakım alacaklısı annenin kendi evinden de ayrılarak eskiden beri oğlu Bilgin'in husumetli olduğu kızı Rengin'in yanına taşındığı bu haliyle bakım borçlusunun akitle üstlendiği yükümlülüğü yerine getirme arzusunda bulunduğu, ancak bu yükümlülüğünü davacı bakım alacaklısının tutum ve davranışlarından ötürü yerine getiremediği, davalıya atfı kabil bir kusurun bulunmadığı, eldeki dava açıldıktan sonra davacı bakım alacaklısına kızı Rengin'in vasi tayin edildiğinden akdin sürdürülmesinin imkansız olduğu gerekçesiyle davacı vasisi ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vasisi ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vasisi ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklı fesih, tapu iptal ve tescili ile tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 611, 614 ve 617 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Yaşı ilerlemiş ve özel bakıma muhtaç olan (A), tek yasal mirasçısı olan yeğeni (B) ile noterde usulüne uygun bir ölünceye kadar bakma sözleşmesi akdetmiştir. Bu sözleşme uyarınca (A), mülkiyetindeki değerli bir taşınmazı (B)’ye devretmiş, (B) ise (A)’ya ömrünün sonuna kadar kendi evinde bakmayı, iaşe ve ibatesini sağlamayı, ayrıca hastalığında gerekli tedaviyi yaptırmayı taahhüt etmiştir. Sözleşmenin ifası sırasında (B), (A)’nın temel gıda ve barınma ihtiyaçlarını karşılamakla birlikte, kronik hastalığının gerektirdiği özel tıbbi kontrolleri ve ilaçları temin etmekten sürekli olarak kaçınmış, bu durumun (A)’nın sağlığını ciddi şekilde tehlikeye soktuğunu bilmesine rağmen tutumunu değiştirmemiştir. (A)’nın tüm uyarılarına rağmen (B)’nin bu yükümlülüğünü esaslı surette ihlal etmesi üzerine (A), sözleşmesel ilişkiyi sonlandırmak istemektedir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun ölünceye kadar bakma sözleşmesine ilişkin hükümleri dikkate alındığında, bakım alacaklısı (A)’nın başvurabileceği en etkili hukuki yol aşağıdakilerden hangisidir?
A) (B)’nin borca aykırılığının varlığını mahkemede tespit ettirerek sözleşmenin hâkim tarafından ileriye etkili olarak feshine karar verilmesini istemek.
B) Sözleşmenin sürdürülmesi dürüstlük kuralları gereğince çekilmez hâle geldiği için, herhangi bir önel vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir ve devrettiği taşınmazın mülkiyetinin kendisine geri verilmesini talep edebilir.
C) Borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümler uyarınca (B)’ye uygun bir mehil tayin ederek bu süre içerisinde borcunu ifa etmesini ihtar etmek, aksi takdirde sözleşmeden döndüğünü bildirmek.
D) Yalnızca ifa edilmeyen tıbbi bakım yükümlülüğünün parasal karşılığını talep edebilir; ancak sözleşmenin kişisel ve sürekli edimli yapısı gereği taşınmazın iadesini isteyemez.
E) Sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararların tazminini talep edebilir, fakat sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisi bulunmamaktadır.