6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 618

Türk Borçlar Kanunu 618. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 618- Bakım borçlusu ölürse bakım alacaklısı, bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Bu durumda bakım alacaklısı, bakım borçlusunun iflası hâlinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini, bakım borçlusunun mirasçılarından isteyebilir. G. Devredilemezlik, iflas ve haciz hâlinde istem

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2024/1749 E., 2025/236 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölüm tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma (fesh etme) hakkı tanımıştır (818 sayılı BK'nun 518, 6098 sayılı TBK'nun 618. maddesi).
7. Hukuk Dairesi         2024/1749 E.  ,  2025/236 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2356 E., 2024/471 K. KARAR : Davanın kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Vize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/113 E., 2022/341 K. Taraflar arasındaki ölünceye kadar bakma sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davcılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... ve davalı ... arasında Vize Tapu Müdürlüğünde 10.03.2016 tarihli ve 1250 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi düzenlendiğini, davacının sözleşmede bakım alacaklısı olarak edimini yerine getirdiğini, sözleşmeyle ... Köyü 109 ada 344 parsel, 109 ada 424 parsel, ... Köyü 114 ada 77 parsel, ... Köyü 127 ada 12 ve 34 parsel, 132 ada 26 parsel, 167 ada 54, 85 ve 86 parsel sayılı taşınmazları bakım borçlusu ... e'ye temlik ettiğini, ancak 15 ay sonra bakım borçlusu ... 'nin vefat ettiğini, sözleşmeye konu taşınmazların intikalinin merhum bakım borçlusunun mirasçılarına yönelik gerçekleştirdiğini, bakım borçlusunun bakım alacaklısı müvekkilinden önce vefat etmesinin somut olayda sözleşmedeki borcunu bir seferde gerçekleştiren bakım alacaklısının edimi ile bakım borçlusunun edimi arasında büyük bir nispetsizlik ve haksız bir orantısızlığı meydana getirdiğini, merhum bakım borçlusunun üzerine düşen bakım borcunu gerektiği özeni göstermeden ifa ettiğini, bakım ediminin devredilmezliğini ihlal ettiğini, bakım borçlusunun kendi ailesi vasıtasıyla sadece müvekkiline yemek götürerek ve müvekkili ile ihtiyaçlarına yüzeysel bir alaka göstererek münasebet kurduğunu, yaz ve ... ayları boyunca müvekkilinin evinde bakılmadığını ileri sürerek ölünceye kadar bakma sözleşmesi çerçevesinde fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı tutularak davalılar adına tescil edilen taşınmazların tapusunun iptali ile davacı adına tesciline, mümkün olmaması halinde taşınmazların bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının davalı ...'nin kayınpederi, diğer davalıların dedesi olduğunu, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin davacı ile oğlu ... ... arasında düzenlendiğini, ... ...'nin vefat ettiğini, ...'nin eşi ...'nin 35 yıl kadar önce ... yaklaşık 60 yaşındayken vefat ettiğini, ...'nin bakımının sözleşmenin yapılmasından 30 yıl önce başladığını, 60 yaşında bir erkeğin elinden hiçbir işin gelmeyeceğini, davacının her işini gelininin yaptığını, davacının tüm ihtiyaçları ile ... ... ve davalıların ilgilendiğini, davaya konu taşınmazlardan 109 ada 344 parsel ve 424 parsel sayılı taşınmazların ... ...'nin parası ile alındığını, eşinin vefatından sonra ...'nin diğer iki çocuğunu da alarak ... ...'nin yanına taşındığını, davacının ilerleyen yaşı ile birlikte hastalıklarının arttığını, davalıların gerekli tüm tedaviyi yaptırdığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... bakım borçlusu ...'ın bakım alacaklısı Musa'yı kendisi ölünceye kadar bakıp gözettiği, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği, bakım borçlusu ...'ın ölümü ile bakım alacaklısı Musa'nın kendi isteği ile diğer oğlunun yanına taşındığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...dosyada dinlenen davacı tanıkları ve özellikle tanık ...'ın beyanına göre murisin kendisine bakılmadığı yönünde beyanının bulunduğu, tüm dosya kapsamına göre gerek bakım borçlusu ... gerekse onun vefatından sonra mirasçılarının bakım alacaklısı Musa'ya ahlaki yükümlülüğü aşan boyutta bir bakım edimi yerine getirmedikleri, bu haliyle muris Musa'nın sağlığında bakım edimini yerine getirmediği gerekçesiyle yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinin iptali ile sözleşmeye konu taşınmazların adına tesciline yönelik açtığı davayı açmakta haklı nedeni bulunduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu..." gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davacı tanığı ...'ın beyanlarının dava açıldıktan sonraki dönemi kapsadığından itibar edilemeyeceğini, ayrıca ...'ın davacının akranı olmadığını, sohbet etmelerinin mantık dışı olduğunu, davacının diğer tanıklarının davacının çocukları olduğu, davacının davayı kazanmasında menfaatleri olduğunu, davalı tanıklarının ise komşular ve çalışanlar olduğunu, davacıya bakıldığını beyan ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ölünceye kadar bakma akdinden kaynaklanan, bakım borcunun yerine getirilmediği iddiası ile açılmış tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. 1. Bilindiği üzere; ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmelerinde bakım alacaklısının ölümü sözleşmenin sona ermesini gerektirdiği halde bakım borçlusunun ölümü ile sözleşme son bulmaz, bakma ve görüp gözetme borcu bakım borçlusunun mirasçılarına intikal eder. Ancak yasa koyucu bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölüm tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma (fesh etme) hakkı tanımıştır (818 sayılı BK'nun 518, 6098 sayılı TBK'nun 618. maddesi). Ne var ki, bakım alacaklısının ölüm nedeniyle sözleşmeyi bozması (fesh etmesi) halinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılarından geri istemesine yasal olanak yoktur. Bu durumda Türk Borçlar Kanunu'nun 618. maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası halinde, iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edebilir. Nitekim bu ilke 05.06.1957 tarihli ve 25/22 sayılı İçtihadları Birleştirme Kararında da açıkça vurgulanmış, uygulama bu yönde kararlılık kazanmıştır. 2. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde davacı tanıkları ile özellikle ...'ın beyanına değinmiş ise de tanık ...'ın beyanının yalnızca bakım alacaklısı ...'dan duyumuna dayandığı, bakıma ilişkin görgüye dayalı tanıklığının olmadığı, diğer davacı tanıklarının bakım alacaklısı ...'nın diğer çocukları olduğu ve her ne kadar bakım alacaklısı yargılama devam ederken ölmüş ise de davanın başından itibaren menfaatleri bulunduğu, sonrasında da davacı konumuna geldikleri, buna karşılık, davalı tanıklarının komşular ve çalışan olduğu ve beyanlarının görgüye dayalı olduğu, davalı tanıklarının bakım alacaklısı ...'ya davalılar murisi bakım borçlusu ...'ın ve vefatından sonra davalıların baktığını beyan ettikleri değerlendirildiğinde bakım görevinin yerine getirilmiş olduğu sabittir. 3. Ancak dava açılmakla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 618. maddesi gereğince irat bağlanması gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

7. Hukuk Dairesi, 2021/6694 E., 2021/4074 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bunun dışında esas yönünden yapılan değerlendirmede ise, olayın yine mahkemece etraflıca değerlendirilmediği açık olup; olayımızda TBK 618. maddesinin uygulanması gerektiği halde bu hususun ihmal edildiği açıktır.
7. Hukuk Dairesi         2021/6694 E.  ,  2021/4074 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 22/04/2014 gününde verilen dilekçe ile ölünceye kadar bakma sözleşmesine aykırılık nedeniyle tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/09/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler usul ve yasaya uygun bulunduğundan yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/12/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı vekili, davacı ile davalıların miras bırakanı arasında imzalanan ölünceye kadar bakma sözleşmesi gereğince miras bırakana devredilen taşınmazın bakım borcunun yerine getirtilmemesi sebebiyle sözleşmenin iptali ve davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalılar davanın yerinde olmadığını belirterek davanın reddini talep etmişlerdir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda yerinde bulunan davanın kabulü ile davalılara intikal eden taşınmazın tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dairemiz sayın çoğunluğu kararın onanması yönünde görüş bildirmiş ise de, aşağıda belirtilen gerekçeler ışığında muhalefet görüşü açıklanmıştır. Öncelikle hükme esas alınan tanık beyanları dikkate alındığında, ... isimli tanık, "davacının yaşlı olduğu için akli dengesi yoktu..." şeklinde beyanda bulunmasına rağmen, ileri yaşta bulunan davacının dava ehliyetine sahip olup olmadığı hiç araştırılmamıştır. Oysa dava ehliyeti dava şartı bulunmakla mahkemece bu hususun davanın her aşamasında kendiliğinden araştırması gerektiği halde bu konuda inceleme yapılmaması bozmayı gerektirdiği açıktır. (HMK 114. maddesi vd., TMK 14. maddesi vd.) Bunun dışında esas yönünden yapılan değerlendirmede ise, olayın yine mahkemece etraflıca değerlendirilmediği açık olup; olayımızda TBK 618. maddesinin uygulanması gerektiği halde bu hususun ihmal edildiği açıktır. Çünkü 18/05/2006 tarihinde imzalanan ölünceye kadar bakma sözleşmesi yaklaşık 6 yıl uygulanmış ve bu arada bakım borçlusu (davalıların miras bırakanı ...) 27/06/2012 tarihinde vefat etmiştir. TBK 618. maddesine göre bu durumda davacının 1 yıllık bir deneme süresi bulunmaktadır. Bu süre içinde sözleşmenin feshini isteyebilecek iken bunu yapmamış ve aradan yaklaşık 2 yıl geçtikten sonra iş bu davayı açmıştır. Bu açıklamalar gereğince, davacı bakım alacaklısı ile davalı mirasçılar arasında usulünce 1 yıl içinde fesih gerçekleşmediği için, sözleşmenin bu taraflar arasında devam ettiği açıktır. Davalıların müteselsilen sorumlu oldukları bu yeni durumda, daha önceki sözleşme döneminin artık tartışılması imkanı kalmamıştır. Yani baba ile oğul arasında kurulan sözleşme yönünden "bakım yapılmadığı" iddiasının artık dinlenme imkanı yoktur. Çünkü davacı sağlığında oğlu hakkında bir dava açmamıştır. Bundan dolayı tanıkların, miras bırakan Metin'in davacıya bakmadığı yönündeki beyanlarının dikkate alınmaması gerekirdi. Davacının fesih hakkını kullanmaması sebebiyle açabileceği tek dava, yenilenen sözleşme sonrası, davalıların edimlerini yerine getirmediklerine ilişkin iddiası gereğince, sözleşmeden geriye doğru etkili olmak üzere dönme davası olabilir. Ancak sözleşmenin yenilendiği 28/06/2013 tarihinde davanın açıldığı 22/04/2014 tarihine kadar esasen bakma edimi itibariyle uzun bir süre geçmediği için davanın bu yönden de dinleme imkanı bulunmamaktadır. Neticeten mahkemece verilen kabul kararı eksik incelemeye dayalı olarak verilmesi sebebiyle esasen kararın yukarıdaki gerekçelerle bozulması gerekirken, kararın onanmasına karar verilmesine katılmadığım için, sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.