6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 637

Türk Borçlar Kanunu 637. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 637- Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. II. Temsilin sonuçları

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2015/20493 E., 2015/23692 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
6098 sayılı TBK'nun 637. maddesinde;
12. Hukuk Dairesi         2015/20493 E.  ,  2015/23692 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından keşidecisi ....-....adi ortaklığı olan bir adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmış, icra takibinde adi ortaklık yanında adi ortaklığı oluşturan şirketlerin her biri aleyhine ayrı ayrı takip başlatılmıştır. Borçlu...vekili icra mahkemesine başvurusunda; .... 64. Noterliğince 14.06.2012 tarih ve 02146 yevmiye ile onaylanan 14.06.2013 tarihinde ortaklar tarafından alınan kararın 3. maddesine göre, işin yürütülmesi ile ilgili doğacak tüm sorumluluk borç ve taahhütlere karşı sadece .....'nin sorumlu olacağını, bu şekilde TBK'nun 638/son maddesinde öngörülen müteselsil sorumluluk kuralının aksine bir karar aldıklarını, senette müvekkili şirket yetkilisine ait bir imza bulunmadığı gibi bonodaki imzanın müvekkil şirkete ait olmadığını ileri sürerek imzaya, borca ve fer'ilerine itirazda bulunduğu ve takibin iptaline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, senet üzerindeki imzanın ortaklığı temsile yetkili kişiye ait olmadığına dair bir iddiada bulunulmadığı, iş ortaklığını temsil hususunda yetkilendirilen kişinin ortaklığı temsilen düzenlemiş olduğu kambiyo senedinin her bir ortak yönünden borç doğurucu bir işlem olduğu, ortaklık yetkilisi tarafından imzalanan senette her bir ortağın ayrıca imzasının bulunmasının gerekmediği, borçlardan sorumluluk esaslarına ilişkin ilgili kararın 3. maddesinin ise adi ortaklığı oluşturan şirketleri bağladığı, 3. kişilerin alacaklarını her bir ortaktan talep hakkını haiz olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı TBK'nun 637. maddesinde; kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı ve borçlusu olacağı, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ise ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda, idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlemler, ortakları üçüncü kişilere karşı eşit olarak sorumlu kılar. Temsilin sonuçlarını düzenleyen aynı Kanunun 638/son maddesi hükmüne göre, ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar. Adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlar. İdareci ortağın hukuki statüsü BK.nun 449. maddesinde düzenlenen ticari mümessile benzer nitelikler taşır. Bu itibarla ticari mümessilin özel bir yetki aranmaksızın kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisine haiz olduğu kabul edilmektedir (HGK.nun 29.01.2009 tarih 2008/12825¬2009/32 sayılı kararında da açıklanan ilkeler benimsenmiştir.). Somut olayda, .... 40. Noterliğince 31.05.2012 tarih ve 17780 Yev. no ile onaylanan adi ortaklık sözleşmesinin ortaklığın idaresi hakkında 6(A) maddesinde; ortaklığı temsil ve ilzam etmeye, işlemleri ve muameleri takip etmeye adi ortaklığı oluşturan ortakların seçeceği bir veya birkaç müdür tarafından yürütüleceği, müdür olarak işin başından sonuna kadar ....'in münferiden temsil ve ilzam etmesine karar verildiği;....'in borçlu ... müdürü olduğu görülmektedir. Bilahare .... 40. Noterliğince 05.07.2012 ve 22212 Yev.No ile onaylanan ek sözleşmede ise; "...İş ortaklığını müdür olarak işin başından sonuna kadar... ve ...'in müştereken temsil ve ilzam etmesine" karar verilmiştir. Takip konusu senet tanzim tarihi (19.12.2013) itibarı ile müşterek temsile ilişkin 05.07.2012 tarihinde kararlaştırılan yetki kurallarının yürürlükte olduğu görülmektedir.Bu durumda, adi ortaklardan sadece birine ait imza ile düzenlenen senetten dolayı adi ortaklığın ve diğer adi ortağın borç altına sokulması mümkün bulunmamaktadır. O halde mahkemece, TBK'nun yukarıda açıklanan 637/2. madde gerekçesinde de belirtildiği üzere, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması durumunda, diğer ortakların, ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacağı yönündeki yasa hükmü karşısında yukarıda değinilen iş ortaklığı sözleşmesi ve ek sözleşmede taraflarca kararlaştırılan temsile ilişkin düzenleme dikkate alınarak TBK'nun 637 ve 638. maddelerine göre inceleme ve değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

3. Hukuk Dairesi, 2023/366 E., 2023/1850 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 637 nci maddesinde ise;
3. Hukuk Dairesi         2023/366 E.  ,  2023/1850 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/361 E., 2022/3058 K. DAVA TARİHİ : 21.07.2020 KARAR : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/351 E., 2021/654 K. Taraflar arasındaki vekaletnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalı şirket ile Makro A.Ş arasında üst yapı işlerine yönelik 10.09.2019 tarihli sözleşmeyle ortaklık kurulduğunu, sözleşmenin 7 nci maddesine göre, ortaklığın temsil yetkisinin davalı şirket adına Reşit Ç., Makro şirketi adına ise kendisine müşterek atacakları imza ile verildiğini, dava dışı Mercan Ç. tarafından ... Karaçam iş ortaklığı yetkilisi sıfatıyla Büyükçekmece Noterliğinde düzenlenen 01.07.2020 tarihli ortaklık işlerine yönelik vekaletname çıkarıldığını, iş ortaklığı adına davalı şirketin tek başına yetki verme ve vekil tayin etme yetkisi bulunmadığını, müşterek şekilde yetki verilmediğini, vekaletnameye dayanak alınan imza sirkülerinin davalı şirket adına olup ortaklık adına düzenlenmediğini, ortaklık adına düzenlenen vekaletname kullanılarak yapılan işlemlerden haberdar olmadıklarını, kullanılmasından dolayı zarara uğrayacaklarını ileri sürerek; vekaletnamenin iptali ile hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı şirket; vekaletnamenin geçersizliğinin vekil eden tarafından istenebileceğinden davacının aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, adi ortaklık adına düzenlenen vekaletnamenin iptalinin ortaklar tarafından ileri sürülebileceğini, davacının ortaklığı ve tek başına ortaklığı temsil yetkisinin bulunmadığını, vekaletnamenin sonuçlarını davacı nezdinde değil ortaklık nezdinde doğuracağını, dava dilekçesinde belirtilen 10.09.2019 tarih ve 7395 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 10.09.2019 tarihli ve 7397 yevmiye numaralı yeni ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, davacının haberinin bulunduğunu, 18.09.2019 tarihinde imza sirkülerinin 7397 yevmiye numaralı sözleşme için çıkardığını, vekaletnamenin ortaklık sözleşmesine uygun düzenlendiğini, sözleşmenin 5 inci maddesine göre % 99,99 hissenin kendilerine, % 0,01 hissenin Makro şirketine verildiğini, pilot ortak olarak belirlendiğini, tüm mali ve teknik sorumluluğu yüklendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...; vekaletnamenin iptalini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının temsilci olduğu dönem bakımından temsil yetkisinden kaynaklı haklarını korumak için eldeki davayı açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, dava konusu vekaletnamede vekil eden yetkilisi sıfatını taşıyan davalı şirkete ve evraka resmiyet kazandıran notere yönetilmesinin doğru görüldüğü, vekaletnamenin adi ortaklık sözleşmesine aykırılık teşkil ettiği, vekaletnamede adi ortaklık adına hareket eden davalı şirketin ortaklığı temsil yetkisini devretmesine rağmen adi ortaklık adına tek başına işlem yaptığı, bu hususun davalı noter tarafından da ikrar edildiği, bu durumda gerçek durumu yansıtmayan dava konusu vekaletnamenin kamu düzenine aykırılık teşkil ettiği, işlem yapılması halinde üçüncü kişilerin zarar görebileceği, vekaletnamenin kesin hükümsüz olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile Büyükçekmece 6 ncı Noterliği tarafından düzenlenen 01.07.2020 tarihli ve 24602 yevmiye numaralı vekaletnamenin iptali ile hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili; Akçaabat 2. Noterliğinin 24.03.2021 tarihli tadil sözleşmesi ile adi ortaklığın temsilcilerinin değiştirildiğini, davacının adi ortaklıktan azledildiğini, her ne kadar Mahkemece davacının davayı açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti olduğuna karar verilmişse de uyuşmazlık açısından 6100 sayılı HMK'nın 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmünün uygulanma alanı bulunmadığını, davacının aktif husumet ehliyetine sahip olmadığını, sadece vekil eden tarafından ileri sürebileceğini, sonuçlarını ortaklık nezdinde doğuracağı, ortaklar tarafından ileri sürüleceğini, davacının ortak olmadığını, dava dilekçesinde geçerliliği olmayan sözleşmeye yer verildiğini, dava dilekçesinde yer verilen 10.09.2019 tarihli ve 7395 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinin geçerli olmadığını, ortakların daha sonra 10.09.2019 tarihli ve 7397 yevmiye numaralı yeniden ortaklık sözleşmesi akdettiklerini ve sözleşmede hisse oranlarının %99,99-%00,01 olarak değiştirildiğini, davacının da bu durumdan haber olduğunu, 18.09.2019 tarihli imza sirkülerininin 7397 yevmiye numaralı sözleşme için çıkarıldığını, vekaletnamenin ortaklık sözleşmesine uygun düzenlendiğini, pilot ortak olarak belirlendiğini, tüm mali ve teknik sorumluluğu yüklendiğini, pilot ortağın ortaklığı temsile yetkili olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;... İnşaat A.Ş ile Makro Yol Yapı San. ve Tic. A.Ş arasında, ''...-Karaçam İş Ortaklığı'' adı ile bir iş ortaklığı kurulduğu, sözleşmenin ortaklığın yönetim ve temsili ile ilgili 7 nci maddesinde; Hayrap şirketi adına.. ile Makro Yol şirketi adına ise davacının iş ortaklığı ünvanı altında müşterek atacakları imzalar ile temsil ve ilzama yetkili kılındığı, dava konusu vekaletnameye dayanak yapılan Büyükçekmece 3 üncü Noterliğinin 22.06.2020 tarihli ve 1440 yevmiye numaralı "imza sirküleri" başlıklı belgede, "Ünvanı" kısmında "...-Karaçam İş Ortaklığı'' yazılı olup, bu ortaklık adına temsilen ... İnşaat Anonim Şirketinin münferiden yetkilisi Mercan Ç'nin imza sirküleri olduğu, yargılama sırasında Akçaabat 2. Noterliğinin 24.03.2021 tarihli ve 6920 yevmiye numaralı davacının adi ortaklığı temsil yetkisinin sona erdiğine ilişkin tadil sözleşmesi ibraz edildiği, davacının adi ortaklığın müşterek temsilcilerin biri olduğu dönem bakımından adi ortaklığa karşı hukuki sorumluluğunun bulunduğu, sonradan bu temsil yetkisinin ortadan kalkmasının davacının geçmişe dönük sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, bu bakımından davacının temsilci olduğu dönem bakımından temsil yetkisinden kaynaklı haklarını korumak için eldeki davayı açmakta hukuki yararı ve aktif husumet ehliyeti bulunduğu, temsil hususunun sözleşmede açıkça düzenlendiği, temsil konusunun hisse paylarına bağlı olarak düzenlenmemiş olduğu, bu sebeple paylardaki değişikliğin ortaklığın temsil ve ilzam şekline etkili olmadığı, vekaletnamenin ortaklık sözleşmesindeki temsil ve ilzama ilişkin hükme aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle; davalı şirketin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı şirket vekili; istinaf dilekçesinde bildirdiği sebepleri tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmistir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; adi ortaklık adına düzenlenen vekaletnamenin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 620 nci maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. 2. Aynı Kanun'un ortaklığın yönetimine ilişkin 625 inci maddesinde; "Yönetim, sözleşme veya kararla yalnızca bir veya birden çok ortağa ya da üçüncü bir kişiye bırakılmış olmadıkça, bütün ortaklar ortaklığı yönetme hakkına sahiptir. Ortaklık, ortakların tümü veya birkaçı tarafından yönetilmekte ise, bunlardan her biri, diğerleri katılmaksızın işlem yapabilir; ancak ortaklığı yönetmeye yetkili olan her ortak, tamamlanmasından önce işleme itiraz etmek suretiyle, bu işlemin yapılmasını engelleyebilir. Ortaklığa genel yetkili bir temsilci atanması ve ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için, bütün ortakların oybirliği gereklidir. Ancak, gecikmesinde sakınca olan hâllerde, bu konuda yönetici ortaklardan her biri yetkilidir." 3. Ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 637 nci maddesinde ise; "Kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortak, bu kişiye karşı bizzat kendisi alacaklı ve borçlu olur. Ortaklardan biri, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yaparsa, diğer ortaklar ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olurlar. Kendisine yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi var sayılır. Ancak, temsil yetkisine sahip yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin, bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması şarttır. 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi şöyledir: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” 3. Değerlendirme 1. Dava konusu adi ortaklık sözleşmesinde, ortaklığın yönetim ve temsili ile ilgili davalı ...şirketi adına .... ile Makro Yol şirketi adına ise davacının iş ortaklığı ünvanı altında müşterek atacakları imzalar ile temsil ve ilzama yetkili kılındığı, iptali istenen vekaletnamenin ise davalı şirket yetkilisinin münferiden attığı imza ile ortaklık adına çıkarıldığı görülmektedir. 2. Yukarıda yer verilen 6098 sayılı Kanun'un 637 nci maddesinin üçüncü fıkrasında; yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisi olduğuna dair belirlemesi kesin olmayan kanuni karine niteliğindedir. Her ne kadar sözleşmede pilot ortak olarak kararlaştırılan davalı şirkete yönetim yetkisi verilmiş ise de, kanuni karinenin aksine ortaklığın temsili sözleşmede yer alan hükme göre müşterek atılacak imza ile gerçekleşecektir. Davacı ve diğer temsilciye verilen özel yetki ortaklığı bağlayıcı niteliktedir. 3. 24.03.2021 tarihli tadil sözleşmesi ile davacının temsil yetkisi kaldırılmış ise de, dava tarihi itibariyle temsilci sıfatının devam ettiği, dava konusu vekaletnamenin temsile yetkili dönemde düzenlendiği dikkate alındığında, derece mahkemelerince hukuki yarar ve aktif husumet ehliyetine yönelik değerlendirmelerde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, ortaklık sözleşmesinde öngörülen müşterek imza şartını içermeyen vekaletnamenin iptaline karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/7977 E., 2017/15186 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, şirket ortağı keşideci imza sahibi ...'ın 6098 sayılı TBK'nun 625 ve 637. maddeleri gereği şirketi idare ve temsil yetkisi bulunduğu ve çekteki imza davacı borçluya ait olmasa dahi adi ortaklardan davacı borçlunun adi ortaklığı borcu nedeniyle diğer ortağın yaptığı borçlanma işleminden ve borçtan sorumluluğu nedeniyle dav
12. Hukuk Dairesi         2017/7977 E.  ,  2017/15186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından keşidecisi ...-... Adi Ortaklığı olan bir adet çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmış, icra takibinde adi ortaklığı oluşturan şahısların her biri aleyhine ödeme emri tebliğ edilmiştir. Borçlulardan ... icra mahkemesine başvurusunda; takibe konu edilen 15/08/2015 keşide tarihli ve 12.500,00 TL bedelli ... Türk Katılım Bankası... şubesine ait ... seri nolu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, imzaya itiraz ettiklerini, çek nedeniyle alacaklıya borcu da bulunmadığını beyanla imzaya ve borca itirazlarının kabulü ile takibin iptaline karar verilmesini istediği anlaşılmaktadır. Mahkemece, şirket ortağı keşideci imza sahibi ...'ın 6098 sayılı TBK'nun 625 ve 637. maddeleri gereği şirketi idare ve temsil yetkisi bulunduğu ve çekteki imza davacı borçluya ait olmasa dahi adi ortaklardan davacı borçlunun adi ortaklığı borcu nedeniyle diğer ortağın yaptığı borçlanma işleminden ve borçtan sorumluluğu nedeniyle davacı borçlunun imzaya itirazının artık sonuç doğurmayacağından bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nun 637. maddesinde; kendi adına ve ortaklık hesabına bir üçüncü kişi ile işlemde bulunan ortağın, bu kişiye karşı bizzat kendisinin alacaklı ve borçlu olacağı, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması halinde diğer ortakların ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı ve borçlusu olacağı, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ise ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin varsayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu bağlamda, idare ve temsil yetkisi bulunan temsilcinin yapacağı işlemler, ortakları üçüncü kişilere karşı eşit olarak sorumlu kılar. Temsilin sonuçlarını düzenleyen aynı Kanunun 638/son maddesi hükmüne göre; “Ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığı ile, bir üçüncü kişiye karşı, ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumlu olurlar.” Diğer bir deyişle, adi ortaklıkta, aksine bir hüküm yer almadığı sürece, idareci ortağın yapacağı işlemler, diğer ortakları da bağlamaktadır. Somut olayda, takibe konu çekte keşideci olarak “...-... Adi Ortaklığı” ibaresi altında tek bir imzanın atılı olduğu, takip borçlusu ...' ın süresi içerisinde icra mahkemesine verdiği dilekçede, bu imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, alacaklının ise bu hususu kabul edip imzanın adi ortaklardan ...' a ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmış olup, borçlunun temyiz dilekçesine ekli... 1. Noterliğince 04/06/2013 tarih ve 10261 yevmiye numaralı Adi Ortaklık Sözleşmesi'nin 6. maddesine göre, adi ortaklığı Kadriye ve ...'ın müştereken imzaları ile temsil ve ilzama yetkili kılındığından, adi ortaklardan Şükrü Yıldız'ın atmış olduğu imza ile ...' nin sorumluluğu söz konusu olamayacaktır. O halde mahkemece, yukarıda değinilen adi ortaklık sözleşmesi uyarınca taraflarca kararlaştırılan idare ve temsile ilişkin düzenleme dikkate alınarak borca itirazın kabulü ile borçlu ... yönünden takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken, itirazın reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/13379 E., 2014/16110 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAliağa İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Takip tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 625. ve 637. (eski Borçlar Kanunu'nun 525. ve 533.) maddeleri gereği kendisine yönetim hakkı tanınan ortağın, ortaklığı ve diğer ortakları temsil yetkisi vardır.
12. Hukuk Dairesi         2014/13379 E.  ,  2014/16110 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Aliağa İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/12/2013 NUMARASI : 2013/119-2013/157 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi . . tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : 1-Alacaklının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelere ve kararın gerekçesine göre alacaklının temyiz itirazlarının REDDİNE; 2-Borçlunun temyiz itirazlarına gelince; İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438. ve İİK'nun 366. maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliğiyle kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi: Takip tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 625. ve 637. (eski Borçlar Kanunu'nun 525. ve 533.) maddeleri gereği kendisine yönetim hakkı tanınan ortağın, ortaklığı ve diğer ortakları temsil yetkisi vardır. Madde gerekçesinde belirtildiği üzere TBK'nun 637. maddesinin ikinci fıkrasında, ortaklardan birinin, ortaklık veya bütün ortaklar adına bir üçüncü kişi ile işlem yapması durumunda, diğer ortakların, ancak temsile ilişkin hükümler uyarınca, bu kişinin alacaklısı veya borçlusu olacakları hükme bağlanmıştır. Taraflar arasında düzenlenen Antalya 4. Noterliği'nin 22.06.2012 tarih ve 15143 yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesinde "....çek,bono,poliçe vs. taahhüdü taazzum eden evrak ve belgeleri imzaya...,adi ortaklığı oluşturan ortaklardan Uğur Aksu ile N.. S.., U. A. N.. S.. adi ortaklığı ünvanı ve kaşesi altında müştereken atacakları imzalarıyla temsil ve ilzama yetkili kılınmıştır .” hükmü yer almaktadır Takip dayanağı 24.07.2013 keşide tarihli çekin “Uğur Aksu-N.. S.. ortaklığı” lehine keşide edildiği ve “ Uğur Aksu-N.. S.. ortaklığı” adına tek imza ile alacaklı şirkete ciro yolu ile devredildiği görülmektedir. Takip dayanağı çekte U. A.-N.. S.. ortaklığı adına cironun U. A. tarafından yapıldığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf yoktur. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından çekin hamiline düzenlendiğinin kabulü gerekir. Bu durumda adi ortaklığı temsil yetkisi bulunmayan U. A.nun adi ortaklık adına imzaladığı çekten dolayı diğer borçlu N.. S..'in sorumluluğu bulunmamaktadır. Çeki ciro eden U.A.'nun ciro ettiği çekten şahsen sorumlu olmakla borçlu N.. S..'in itirazının kabulüne karar vermek gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04/06/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Mimar (A), mühendis (B) ve iç mimar (C), bir butik otel işletmek amacıyla adi ortaklık kurmuşlardır. Ortaklık sözleşmesinde, otelin günlük işletmesi ve 50.000 TL'yi aşmayan alımlar için (A)'nın tek başına yönetici ve temsilci olarak yetkilendirildiği, ancak bu meblağı aşan işlemlerde tüm ortakların oybirliğinin gerektiği kararlaştırılmıştır. (A), diğer ortaklara haber vermeden, otelin lobisi için mobilya tedarikçisi (S) ile 70.000 TL bedelli bir alım sözleşmesi imzalamıştır. Tedarikçi (S), ortaklık sözleşmesindeki bu yetki sınırlamasından haberdar değildir. Durumu öğrenen (B) ve (C), (A)'nın yetkisini aştığını ileri sürerek işleme şiddetle karşı çıkmışlardır. Bu hukuki duruma ilişkin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesindeki en doğru tespit aşağıdakilerden hangisidir?

A) Yönetici ortak (A)'nın yetkisini aşan bu işlem, ortaklık sözleşmesindeki açık hüküm nedeniyle ortaklığı bağlamaz; bu borçtan dolayı (S)'ye karşı sadece (A) şahsen sorumludur.
B) Ortaklar arasındaki elbirliğiyle yönetim esası geçerli olduğundan ve oybirliği şartı yerine getirilmediğinden, işlem (S)’nin iyiniyetli olup olmadığına bakılmaksızın kesin hükümsüzdür.
C) Tedarikçi (S), ortaklık sözleşmesindeki sınırlamayı bilmediği için iyiniyetli kabul edilir ve yönetici ortağın yaptığı bu işlem, yetki aşımına rağmen adi ortaklığı bağlar.
D) (B) ve (C)’nin işlemi onaylamaması sebebiyle (S), alacağı için yalnızca (A)’nın ortaklıktaki tasfiye payına başvurma hakkına sahiptir.
E) Ortaklık sözleşmesinde (A)’ya verilen yönetim görevi, temsil yetkisini kapsamadığından, (S) ile yapılan sözleşmenin ortaklığı bağlaması için tüm ortakların ayrıca temsil yetkisi vermesi gerekirdi.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol