6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 646

Türk Borçlar Kanunu 646. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 646- Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır.

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2022/1273 E., 2023/1238 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
Bu durumda, 743 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi yollaması ve mülga Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 544 üncü maddesi ve aynı yöndeki Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) ise 646 ncı maddesi uyarınca, 743 sayılı Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilen 818 sayılı Kanun'un genel hükümlerinden yararlanılarak tasfiye gerçekleştirilecektir.
Hukuk Genel Kurulu         2022/1273 E.  ,  2023/1238 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/2 E., 2022/6 K. KARAR : Kesinleşen konularda karar verilmesine yer olmadığına ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/5378 Esas, 2021/8372 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki mal rejiminden kaynaklanan alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 20.11.1982 tarihinde evlendiklerini, ortak bir çocuklarının bulunduğunu, Ankara 11. Aile Mahkemesinin 28.06.2013 tarihli ve 2012/920 Esas, 2013/845 Karar sayılı kararı ile boşanmalarına karar verildiğini, ve kararın 11.10.2013 tarihinde kesinleştiğini, müvekkiline düğünde takılan 5 adet üçlü burma bilezik, 7 adet gremse altın, 1 adet zincir, 1 adet 200 gram kelepçe tabir edilen bilezik, yüzük, kolye ve küpeden oluşan setin davalıya verildiğini, evlilik birliği içinde edinilen mallarda müvekkilinin de katkısının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili adına kayıtlı olup sonrasında satılan Ankara ...15150 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölüm için 2.000,00 TL, 2008 model ... plakalı araç için 2.000,00 TL, Vakıfbank Çetin Emeç Şubesindeki altın hesabında yer alan 905 adet altın için 2.000,00 TL, davalı adına kayıtlı olan ... 27874 ada 6 parseldeki 14 nolu bağımsız bölüm için 2.000,00 TL, müvekkiline ait ziynetler için 2.000,00 TL olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL katkı, katılma ve değer artış payı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, 15150 ada 1 parselde yer alan 4 nolu bağımsız bölümün müvekkilinin birikimleri, arkadaşlarından alınan borç para, müvekkilinin adına kayıtlı olan aracın satılması ve polis sandığından kredi çekmek suretiyle elde edilen paralarla satın alındığını ve davacı adına kaydedildiğini, sonrasında bu taşınmazın yine davacı tarafından satıldığını ve bedelin davacıda kaldığını, davacının elde ettiği bu parayla dava dilekçesinde belirttiği ziynetleri aldığını, artan paranın da davacıda kaldığını, sonrasında davalının babasından aldığı parayla ve kredi çekmek suretiyle 27874 ada 6 parseldeki 14 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, bu evde davacının hiçbir katkısının bulunmadığını, 2008 model ... plakalı aracın da müvekkiline ait olduğunu ve kendi geliri ile aldığını, sonrasında ihtiyaç nedeni ile satıldığını, ziynetlerin tamamının davacıda olduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman 905 adet altının olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.12.2017 tarihli ve 2014/600 Esas, 2017/1046 Karar sayılı kararı ile; 11.10.2013 tarihinde boşanan eşler arasında 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı, başka mal rejimi seçmediklerinden bu tarihten boşanma davasının açıldığı tarihe kadar da yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarından kadının ev hanımı davalının ise emekli polis olduğu, 01.01.2002 öncesi dönemde eşlerden birinin evliliğe emek katkısının kendisine katkı payı alacağı hakkı vermediği, katkı payı alacağı için mutlaka para veya parasal bir değer ile malın edinilmesine katılmanın veya katkıda bulunmanın zorunlu olduğu, davacı adına ...Sitesi Mah. 15150 ada 1 parsel 4 numaralı bağımsız bölümün (4 numaralı bağımsız bölüm) 04.04.1997 tarihinde alındığı, 29.05.2000 tarihinde satıldığı, davacı vekili tarafından "düğünde takılan altınların evin alımında kullanıldığı" ileri sürülmüş ve tanıklar da aynı yönde beyanda bulunmuşlar ise de davacı vekilinin sonraki dilekçelerinde "davacının düğünde takılan takılarının bu taşınmazın alımı sırasında satılan ve davalı adına kayıtlı olan ... plakalı aracın alımında" kullanıldığının iddia edildiği, ... plakalı araç ise davalı tarafından 05.02.1996 tarihinde alınıp 12.11.1997 tarihinde satıldığı, dolayısıyla evin alımından 7 ay 8 gün sonra aracın satılmış olması nedeniyle davacının iddiasını doğrulamadığı, takıların miktar ve cins yönünden araç alımında kullanıldığının belli olmadığı gibi vekilin beyanlarıyla davacı adına kayıtlı olup bilahare satılan 4 numaralı bağımsız bölümün alımında kullanılmadığının sabit olduğu, zira davacı vekili iddiasını "aracın alımında kullanıldı" şeklinde değiştirdiği, aracın ise taşınmazın alımından sonra satıldığı, ziynetlerin davacıda olduğu tanık olarak dinlenen ortak çocuk ... tarafından ifade edildiği, takıların araç alımında kullanıldığı yönünde davacının soyut iddiası dışında delil bulunmadığı, böyle olunca 4 numaralı bağımsız bölümün 04.04.1997 tarihinde o dönem çalışmakta olan davalının birikimleriyle alındığı ve davacı adına tescil edildiği, bu konuda davacı yararına bağış iddiası ve ispatı bulunmadığından davalının kendi katkısıyla aldığı ve davacı adına tescil ettirdiği bu taşınmazın satış bedelini almasında bir sakınca bulunmadığı, aksi halde davalının bu bedeli dava yolu ile alma olanağı bulunduğu, ayrıca bu bedelin daha sonra başka taşınmazların alımında kullanılmış olmasının erkeğin kişisel malı olduğu özelliğini ortadan kaldırmayacağı, davalı tarafından davacı tanığı ...'a yazdırılan ve 4 numaralı bağımsız bölümün alım bedelini ayrıntılı gösteren belgeden anlaşılacağı üzere davacının 300 DM taşınmazın alımında katkısının bulunduğu, 4 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen parayla önce ... Mah. 27871 Ada 1 Parsel 9 nolu bağımsız bölümün (9 numaralı bağımsız bölüm) 17.11.2000 tarihinde alındığı ve bedelinin ödendiği, daha sonra buranın beğenilmemesi nedeniyle müteahhide 09.10.2001 tarihinde iade edildiği ve sonrasında aynı şahıstan Çankaya Cevizlidere Mah. ... Ada 6 Parsel 14 nolu bağımsız bölümün (14 numaralı bağımsız bölüm) 29.12.2003 tarihinde davalı adına alındığı, davalı tarafından 9 numaralı bağımsız bölüm ile ilgili satıcı ...ile yapılmış olunan 28.04.2000 tarihli satış sözleşmesinin dosyaya sunulduğu, bu yerin tapu kaydının her ne kadar 17.11.2000 tarihli olduğu görünse de satış işleminin 28.04.2000 tarihinde gerçekleştiği, dolayısıyla davalının kişisel malı olduğu, aynı şekilde 14 numaralı bağımsız bölümün de 2002 öncesinde temelden girilmek suretiyle alındığı ancak tapu kaydının geç oluşturulduğu, 14 numaralı bağımsız bölüme ilişkin kat irtifakının 22.02.2001 tarihinde kurulduğu, yapı kullanma izninin 23.05.2005 tarihinde alındığı, kat mülkiyetine geçiş tarihinin ise 15.06.2005 olduğu, tüm bu tespitlerin davacı asılın 09.11.2016 tarihli oturumdaki beyanı ile de doğrulandığı, 4721 sayılı Kanun’un 220/4 üncü maddesi uyarınca kişisel mal yerine geçen değerlerinde kişisel mal sayılacağından gerek 4 numaralı bağımsız bölümün satış bedelinin, gerek 9 numaralı bağımsız bölümün satış bedelinin, gerekse 01.01.2002 tarihinden önce alındığı anlaşılan dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümün davalı erkeğin kişisel malı olduğu, davacı sair iddialarını kanıtlayamadığından davacının katkı alacağının 300 DM karşılığı 3.949,80 TL olduğu, davacının taşınmazlarla ilgili başkaca bir hakkının bulunmadığı, Vakıfbank altın hesabına gelince; altın hesabının ilk olarak 22.11.2011 tarihinde bankaya 91.000,00 TL yatırılmak suretiyle açıldığı, hesaptan davalının 905 birim altın aldığı, 03.07.2012 tarihinde ise 864 birim altını bozdurup bedeli olan 79.626,24 TL'yi çekmek suretiyle hesabı kapattığı, buradaki birikimin davalı adına kayıtlı 24.10.2007 tarihinde alınıp 18.10.2011 tarihinde satılan ve edinilmiş mal niteliğindeki ...plakalı sayılı aracın satışından elde edilen para ve emekli ikramiyesinden oluştuğu, yapılan hesaplamaya göre davacının araç bedelinden 12.740,20 TL, ikramiyeler nedeniyle de 14.437,78 TL olmak üzere toplamda 27.177,98 TL katılma alacağının bulunduğu, davacının dava dilekçesinde 4 numaralı bağımsız bölüm için 2.000,00 TL katkı payı alacağı, ... plakalı araç için 2.000,00 TL katılma alacağı, altın hesabı için 2.000,00 TL katılma alacağı, 14 numaralı bağımsız bölüm için 2.000,00 TL katılma alacağı talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereğince davacının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 2.000,00 TL katkı payı, karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile 6.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsiline, kanıtlanamayan ziynetlere ilişkin 2.000,00 TL istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ve 2018/387 Esas, 2018/1475 Karar sayılı kararı ile özellikle davacının düğünde takılan ziynetler bakımından talebinin soyut iddiadan ibaret olup ispatlanmadığına, kaldı ki davacının bu hususta önce ziynetlerin satılarak 4 numaralı bağımsız bölümün edinildiğini bildirdiği, daha sonra bu beyanını değiştirerek ziynetlerin satılarak ... plakalı aracın alındığını açıkladığı, bu hususta tanık beyanlarının da davacıyı doğrulamadığı, buna göre ziynetler yönünden davacının iddiasının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VI. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...1. Davacının tasfiye konusu araç ve banka hesabı yönünden temyiz itirazlarının incelemesinde; Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kadının itirazları yersizdir. 2. Davacının diğer mallara yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Somut olayda, mahkemece, kadının ziynetlerle 14 nolu bağımsız bölümün edinilmesine katkısını ispatlayamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre gerekçe hatalı olmuştur. Şöyle ki, davacının dava dilekçesi ve yargılama sırasındaki beyanlarında düğünde takılan ziynetlerin davalı adına edinilen malların alınmasında kullanıldığına yönelik beyanlarına, davalının cevap dilekçesindeki 4 nolu bağımsız bölümün alınmasına ve satışından elde edilen paranın kadın adına dava dilekçesinde belirtilen ziynet eşyalarının alındığına yönelik beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, kadının düğünde takılan takıları ile önce araç alındığı, bu aracın da satılarak 4 nolu bağımsız bölümün kadın adına satın alındığının hayatın olağan akışına uygun olarak kabulü gerekir. O halde, 1996 model aracın kadın adına edinilen 4 nolu bağımsız bölümün alınmasında kullanıldığı çekişmeli olmadığına, 4 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen para ile kadına ziynet eşyalarının alındığının mevcut delil itibariyle davalı tarafından ispatlanamadığına ve mahkemece 4 nolu bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın 14 nolu bağımsız bölümün alımında kullanıldığına yönelik kabulü yerinde olduğuna göre, kadının 14 nolu bağımsız bölümün edinilmesine ziynetleriyle de katkı yaptığı kabul edilerek katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki kararda yer alan gerekçenin yanında; davacının ziynet iddiasının kanıtlanmadığı, miktar ve cinslerinin bilinmediği, dolayısıyla hesaplamaya konu olması veya edilmesinin olanaklı olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda karar verilmesi istemiyle hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık somut olayda; eşler arasında mal ayrılığı rejimin geçerli olduğu dönemde edinildiği anlaşılan ve davalı erkek eş adına kayıtlı olan dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümün edinilmesinde, davacı kadın eşin katkısını ispat edip edemediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk Medeni Kanun'un (743 sayılı Kanun) 147, 170, 181, 186, 191 ve 211 inci maddeleri ile Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 202 ilâ 255 inci maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar görülmektedir. 2. Bilindiği üzere Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine göre; 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tâbi oldukları mal rejimi devam eder. Eşler, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimi seçmedikleri takdirde, bu tarihten geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar. 3. Türk Medeni Kanunu’nun 179 uncu maddesinde mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümlerin uygulanacağı açıklanmıştır. Bu düzenleme gereğince 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinde evli olan eşlerin; önceki dönemde edindikleri mallarının tasfiyesi Medeni Kanun (743 sayılı kanun) hükümlerine göre, bu tarihten sonra edinilen malların tasfiyesi ise 4721 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılmalıdır. 4. Medeni Kanun’un “VII-Malların tasfiyesi: 1-Boşanma halinde” başlıklı 146 ncı maddesi ile "Karı koca, mallarının idaresi hakkında hangi usulü kabul etmiş olursa olsun boşanma vukuunda her biri kendi şahsi emvalini geri alır. Husule gelmiş olan ziyade, kabul ettikleri usulün hükümlerine tevfikan aralarında taksim olunur. Zuhur eden noksan, karısı tarafından sebebiyet verildiğini ispat etmedikçe kocaya aittir. Boşanan karı koca, birbirinin kanuni mirasçısı olamaz ve evlenme mukavelesi ile veya boşanmadan evvel yapılmış ölüme bağlı bir tasarruf ile temin olunan menfaatleri zayi eder" hükmü düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 170. maddesi ile de yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı kabul edilmiştir. İlgili madde "Karı koca, evlenme mukavelenamesi ile kanunda muayyen diğer usullerden birini kabul etmedikleri takdirde veya kabul edipte kanunda gösterilen sebeplerden birinin hüdusu halinde, aralarında mal ayrılığı cereyan eder" şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, eşler mal rejimi sözleşmesi ile seçimlik mal rejimleri olan 191 inci ve devamı maddelerde düzenlenen mal birliği rejimini veya 211 inci ve devamı maddelerde düzenlenmiş olan mal ortaklığı rejimini seçmemişlerse evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimine tabi olacaklardır. 5. Medeni Kanun’un 186/1 inci maddesinde "Karı kocadan her birinin bütün mallarının mülkiyet ve idare ve intifa haklarını muhafaza etmesine, mal ayrılığı denir" denilmek suretiyle mal ayrılığı rejiminin kısa tarifi yapılmış, aynı Kanun’un 189 uncu maddesindeki “Karı kocadan her birinin mallarının geliri ve kazançları, kendisine aittir” düzenlemesiyle de, eşlerin gelirlerinin kendi kişisel malları olduğu belirtilmiştir. 6. Medeni Kanun’un mal ayrılığı rejiminin tasfiyesini düzenleyen 181 inci maddesi "Karı koca, mukavele ile başka bir usul kabul etmiş olup ta evliliğin devamı esnasında akit veya diğer bir sebeple mal ayrılığı vukuunda alacaklıların hakları mahfuz kalmak şartiyle karı kocadan her biri kendi mallarını geri alır" hükmünü taşımakta olup; esasen her eşin kendi malını alarak evlilik birliğinden ayrılması düşüncesi benimsenmiştir. Eşlerin, birbirlerinin kişisel mallarına katkılarının söz konusu olduğu durumlarda ise tasfiyenin nasıl yapılacağına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, 743 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi yollaması ve mülga Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 544 üncü maddesi ve aynı yöndeki Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) ise 646 ncı maddesi uyarınca, 743 sayılı Kanun’un tamamlayıcısı olarak kabul edilen 818 sayılı Kanun'un genel hükümlerinden yararlanılarak tasfiye gerçekleştirilecektir. 818 sayılı Kanun'un 544 üncü maddesinde “Kanunu Medeninin müttemimi olan işbu kanun merbut tashihler ile beraber kabul edilmiştir” hükmüne, 6098 sayılı Kanun'un 646 ncı maddesinde ise “Bu Kanun, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Beşinci Kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, Borçlar Kanunu, Medeni Kanun’un tamamlayıcısı olup, Medeni Kanun’da hüküm bulunmayan hususlarda, Borçlar Kanunu uygulanmalıdır. 743 sayılı Kanun'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme bulunmadığından, eşlerin yaptıkları katkının karşılığını evlilik sona erdiğinde alabilmeleri 818 sayılı Kanun'dan yararlanmak suretiyle Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen "katkı payı alacağı kavramı" ile mümkün kılınmıştır. 7. Katkı payı alacağı, 743 sayılı Kanun gereği mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde evlilik birliği devam ederken bir eşe ait mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına diğer eşin para ya da para ile ölçülebilen maddi veya hizmet değeriyle katkısının karşılığı olmak üzere hesaplanan mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak türüdür. Kural olarak katkıda bulunan eş, diğer eşten katkısının karşılığı olarak sadece alacak isteğinde bulunabilir, ayın talep edemez. Çünkü; Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 07.10.1953 tarihli ve 1953/8 Esas, 1953/7 Karar sayılı kararı ve “mülkiyeti nakleden akitler resmi şekilde yapılmadıkça muteber olmazlar” yönündeki 743 sayılı Kanun'un 634 üncü maddesi hükmü gereği ayın talep edilebilmesi için eşler arasında akdi ilişkinin varlığı ve ispatı gerekir. 8. Katkı payı alacağına ilişkin olarak 743 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde belirlenip uygulanan ilke ve esasların benzeri, 4721 sayılı Kanun'un 227/1 inci maddesinde düzenlenen "değer artış payı" alacağı ile kanun hükmü hâline getirilmiştir. Ancak, katkı payı alacağı ile değer artış payı alacağı davaları arasında önemli farklılıkların bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Burada dikkat edilmesi gereken hususlar özellikle, katkının; mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yönelik olması, para ya da para ile ölçülebilen maddi bir değerle yapılması, hayatın olağan akışına göre eşlerin birbirlerine günlük hayatta yapmaları gereken basit katkı ölçüsünü aşan esaslı nitelikte olması, resmî evlilik akdi ile bir araya gelmiş eşler arasında mal rejiminin devamı süresince gerçekleşmesi ve uygun karşılığı alınmaksızın yapılması gerekmektedir. 9. Medeni Kanun’un 170 inci maddesi uyarınca geçerli olan mal ayrılığı rejiminde, eşlere ait mallar kendi kişisel malları olduğundan, katkının yapıldığına dair ispat yükü bunu iddia eden eşe aittir. Katkının; toplu para vermek suretiyle veya çalışma karşılığı elde edilen gelirlerle yapıldığı ileri sürülebilir. Toplu para vermek suretiyle yapılan katkıda öncelikle, iddia edilen miktarda paranın bulunduğu, kaynağı ve bunun katkıda kullanıldığı ispatlamalıdır. Toplu para ile katkı iddiasında bulunan eş, o dönemde iddia ettiği miktarda katkıda bulunabilecek ekonomik gücünün olduğunu ve tasfiyeye konu malın edinilmesinde, iyileştirilmesinde veya korunmasında kullandığını tanık dâhil her türlü delille ispat edebilir. Çalışma karşılığı elde edilen gelirle katkının gerçekleştirildiği ileri sürüldüğü takdirde ise öncelikle, davacı düzenli ve sürekli çalıştığını ispat etmelidir. Bu doğrultuda, eşin çalıştığı işe ve süresine ait maaş bordroları, sigorta kayıtları, işyerine ait diğer çalışma belgeleri, meslek ve sanat odaları ile ticaret ve sanayi odaları kayıtları, şirket ortaklık belgeleri, tanık beyanları da dâhil her türlü delilden yararlanılabilir. Düzenli ve sürekli çalışmanın varlığının kabulü için resmî kayıtlara mutlak suretle ihtiyaç duyulmaz, zira kayıt dışı çalışıldığı yönünde hâkimde yeterli kanaat uyandıracak şekilde ispatlanmışsa, düzenli ve sürekli çalışmanın varlığı kabul edilmelidir. Katkı iddiasında bulunan eş, anlatılan şekilde katkısının olduğunu ispatladığı takdirde, hayatın olağan akışı uyarınca elde edilen gelirin "katkıda kullanıldığı" fiili karine olarak kabulü gerekir. Bundan sonra gelirin başka yerde kullanıldığını iddia eden diğer eş, fiili karinenin aksini ispatlamalıdır. Diğer bir ifadeyle böyle bir durumda ispat yükü yer değiştirir. Zira, hayatın olağan akışı gereği olması gerekenin aksini iddia eden taraf ispat yükümlülüğü altındadır. 10. Eldeki davada; taraflar 20.11.1982 tarihinde evlenmiş, 13.07.2012 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün 11.10.2013 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibariyle sona ermiştir. Eşler arasında sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden; evlilik tarihi olan 20.11.1982 tarihinden 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı rejimi, bu tarihten mal rejiminin sona erdiği 13.07.2012 tarihine kadar ise 4721 sayılı Kanun'un 202/1 inci maddesi ile düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Davaya konu taşınmazın tapu tescil kaydı her ne kadar eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejimin geçerli olduğu 29.12.2003 tarihinde davalı eş adına oluşturulmuş ise de Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere, bu yerin ödemelerinin 2002 yılı öncesinde tamamlandığı, dolayısıyla talebin katkı payı alacağına konu olduğu hususu şüphesizdir. 11. Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde; davacı kadın vekili, 05.05.2014 dava dilekçesinde "evlilik birliği içinde edinilen ve davalının hesabında olan altınlar ile müvekkilin kendisine düğünde takılan altınlarla, davalının mülkiyetindeki taşınmaz ve satılan otomobil, mal rejiminin devamı süresince edinilmiş mal niteliğindedir. Müvekkilin de edinilen bu mallarda katkısı olduğu aşikardır" demek suretiyle dava konusu taşınmazın edinilmesine ziynet eşyaları ile katkıda bulunduğunu ileri sürmüştür. Davacı vekili 25.03.2015 tarihli dilekçesinde ise "Düğünde ...'ye takılan altınlar bozdurularak araba satın alınmıştır. Daha sonra bu araç satılarak Batıken'teki ev alınmıştır" beyanına yer vermiştir. Dolayısıyla davacının, ziynetlerle ilgili iddiasını değiştirdiğinden bahsedilmesi doğru olmamıştır. Davalı vekili 27.05.2014 tarihli cevap dilekçesinde; tarafların düğününde takılan ziynet eşyalarına ilişkin bilgi vermediği, ancak sonrasında 4 numaralı bağımsız bölümün müvekkilinin kendi birikimleri ile satın alarak eşi adına tescil ettirdiğini, buranın satılmasından elde edilen para ile kadının dava dilekçesinde cins ve miktarlarını belirttiği ziynet eşyalarını aldığını ve bu eşyaların da davacıda olduğunu beyan etmiştir. 12. Dinlenen davacı tanıklarından ...'ın "düğünde takılan altınlarla davacı adına kayıtlı olan evin alındığı, sonrasında bu evin satılarak davalı adına kayıtlı olan evin alındığı" şeklinde beyanda bulunduğu, bu beyanı doğrular nitelikte tanık ...'ın daha ayrıntılı olan beyanında "... evlendikten sonra kendisine takılan takıları bozdurarak Batıkent'teki evin alımına katkı sağladı. Ben aradan uzun süre geçtiği için tam hatırlamamakla beraber o tarihlerde 7-8 adet burma bilezik, üzerinde bir büyük ve bir miktar küçük altınlar olan zincirli set, sayısını hatırlamadığım çeyreklerini bozdurarak bu evin alımına katkı yaptı. Bu arada eşler bir miktar birikim yapmış ve araba almışlardı. Bu arabayı da satıp evin alımına kattılar. Ancak ben tam olarak altınların adet ve niteliğini, kaça satıldığını, arabanın kaça alınıp satıldığını ve Batıkent'teki evin kaça alındığını hatırlamıyorum. Sonrasında bu ev satıldı. Satım bedelini de bilmiyorum. Balgat'ta yine satın alma bedelini hatırlamadığım bir ev satın alındı. Batıkent'teki evin satış bedeli, Balgat'taki evin satış bedelini birebir karşılamadı, üstüne bir miktar kattılar, ancak ne kadar kattıklarını da bilmiyorum" dediği, dinlenen diğer davacı tanığı ...'un da aynı yönde beyanlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. 13. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; tarafların düğünlerinde takılan ziynet eşyaları ile ilk önce ... plaka sayılı aracın satın alındığı ve 05.02.1996 tarihinde erkek eş adına tescil edildiği, erkeğin tayininin Ankara'ya çıkması nedeniyle eşlerin Ankara ilinden ev almak istedikleri, ilk olarak 4 numaralı bağımsız bölümün 04.04.1997 tarihinde satın alınarak kadın eş adına tescil edildiği, bu evin alımına ilişkin dosyada mevcut ve taraflarca doğruluğu kabul edilen ...tarafından düzenlenen belgeye göre "evin borcundan kalan 50.000.000 ETL bedelin kiracı çıkınca ödeneceği" şeklinde açıklamaya yer verildiği, bu tarihten sonra erkek eş adına kayıtlı ... plaka sayılı aracın 12.11.1997 tarihinde satıldığı, hayatın olağan akışına uygun olarak bu aracın satışından elde edilen parayla evin kalan borcunun ödendiğinin kabulünün gerektiği, sonrasında kadın adına kayıtlı olan 4 numaralı bağımsız bölümün 29.05.2000 tarihinde satılarak elde edilen para ile erkek adına kayıtlı 14 numaralı bağımsız bölümün alındığı, her ne kadar erkek eş tarafından 4 numaralı taşınmazın satılmasından elde edilen para ile kadına ziynet eşyası alındığı belirtilmişse de erkeğin bu iddiasına ilişkin ortak çocuk ...'i dinlettiği, çocuğun 28.02.1999 doğumlu olup tarafların evlenmesinden 17 yıl sonra dünyaya geldiği, dolayısıyla davaya konu araç ve evlerin alımında henüz bebek olduğu, beyanında ziynetlerle ilgili "annemde yüzük, bilezik, küpe gibi ziynet eşyaları vardı ancak bunların da ne olduğunu bilmiyorum" dediği, bu beyandan hareketle erkeğin 4 numaralı bağımsız bölümün satışından elde edilen paranın 14 numaralı bağımsız bölümün alınmasında değil de kadının kendisine ziynet eşyası aldığına ilişkin iddiasını kanıtladığının kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Olağan olan, evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza ev hanımı olan kadının var olan ziynetleri ile katkı yapmasıdır. Öyle ise kadının 14 numaralı bağımsız bölümün edinilmesine ziynetleriyle katkı yaptığı kabul edilerek katkı payı alacağı hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 14. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 15. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Ankara 2. Aile Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2024/4405 E., 2024/8528 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
kında Kanun'un 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 152 nci maddesi, 153 üncü maddesi, 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi;
2. Hukuk Dairesi         2024/4405 E.  ,  2024/8528 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/440 E., 2023/818 K. KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret Taraflar arasındaki katkı payı, katılma ve faiz alacağı ile ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle, birleşen dava yönünden kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Bölge Adliye Mahkemeleri, 5325 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir. Dosyanın incelenmesinde; Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarih ve 2013/17279 Esas, 2013/19841 Karar sayılı kararı ve 21.02.2018 tarih ve 2018/7875 Esas, 2021/2568 Karar sayılı kararı ile sadece asıl dava yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, asıl davaya yönelik yapılan bozma işlemlerinden sonra 23.11.2021 tarihinde açılan birleşen davanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava yönünden bir bozma kararı olmadığı, birleşen dava yönünden 20.07.2016 tarihinden sonra ilk defa nihai karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın vekilinin temyizi üzerine birleşen dava dosyası Dairemize gelmiş ise de, birleşen dava hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra 09.11.2023 tarihinde ilk defa nihai karar verildiğinden Mahkemece birleşen dava yönünden verilen karar istinaf incelemesine tabi olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiğinden, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere birleşen dava yönünden dosyanın Mahkemesine geri çevirilmesine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin asıl davaya yönelik gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; tarafların evlilikleri içinde yaşanan olumsuzlukların yanında davalının üzerine evlendikleri yıl olan 1994 yılında bir adet Ford marka traktör, bir motosiklet, bir benzinli kamyonet ve yaklaşık 2 dönüm civarında seraları olduğunu, müvekkilinin evlendiği günden bugüne kadar canını dişine takarak gece gündüz çalıştığını, bu çalışmaların neticesinde davalı ile birlikte kazandıkları paralarla 10 yıl içinde maddi anlamda ortada olmayan birçok yatırımın yanında dava dilekçesinde ayrıntıları ile nitelikleri ve değerleri belirtilmiş olan malvarlığının davalı adına edinildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kamyonet, sera, taşınmazlar ile bankalarda mevcut meblağın yarısı olan 439.981,00 TL'nin, 2002 yılında davalıya verilen davacının hissesine düşen payı olan 1.375,00 TL ile yine 2003 yılı içerisinde verilen 875,00 TL'nin faizi ile birlikte, davalıya verilen 2 adet bileziğin bugünkü değeri olan 500,00 TL'nin, ayrıca çeşitli ziynet eşyalarının dava tarihi itibari ile karşılığı olan 14.500,00 TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; tarafların aralıklı olarak 10 yıl birlikte olduklarını, müvekkilinin teyzesi olan ...’nün aynı zamanda evlatlığı olup müvekkilini büyütüp destekleyen, iş ve mal sahibi yapanın ...'nün olduğunu, onun dışında hiçbir desteği ve dayanağı olmadığını, tüm edinimlerin onun sayesinde edinildiğini, Ramazan’ın tek başına ya da ara sıra eşinin yardımı ile birikim yapamayacağını, davacının iddia ettiği mal varlığı ile bunların bedeli ve katkısına ilişkin savlarının tümüne yakınının da yalan olup esas katkıyı ...’nün yaptığını, davacının bir katkısı bulunmadığını, bir an davacının çalıştığı varsayılsa bile kadın işçinin bir yılda 6 ay çalıştığı ve günlüğünün 17,00 TL olduğu varsayılarak yılda ancak 30.600,00 TL'yi tam mevsim çalışması karşılığı isteyebileceğini, müvekkiline ait bir tane 1995 model kamyonet varken 2004 yılında satıldığını, davacının evlenirken bir çeyiz veya ziynet getirmediğini, müvekkilinin aldığı ziynetlerin evliliğin başında bozdurularak harcandığını, davacının miras olarak 2002 yılında getirdiğini iddia ettiği 1.375,00 TL'nin 750,00 TL'si ile dişlerini yaptırdığını, 105,00 TL'sinin davacının tapu harcı, 20,00 TL'sinin Yusuf isimli kişiye komisyon olarak verildiğini, geri kalan 475,00 TL'nin müvekkilinde kaldığını kabul ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.03.2013 tarih ve 2006/451 Esas, 2013/208 Karar sayılı kararı ile; davacının söz konusu malların alınmasında katkıda bulunduğunu ve miras hissesinden düşen para ile 875,00 TL para ile altınların davalıya verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.12.2013 tarih ve 2013/17279 Esas, 2013/19841 Karar sayılı kararı ile; tasfiye konusu yapılan mal varlığının edinilmelerine ilişkin bir takım eksikliklerin olduğu, Vakıfbank ve Ziraat Bankasından boşanma dava tarihi itibarıyla davalı adına hesaplarda para olup olmadığının sorulmadığı, hesapların açılma tarihinden itibaren ekstrelerin getirtilmediği, evlilik içinde davalı adına edinilen 07 ... plakalı aracın davalı adına alım ve satışına ait belgelerin istenmediği, 1169 parsel sayılı taşınmazın davalı tarafından ilk edinme tarihinden itibaren tedavüllü tapu kaydının da dosya arasında bulunmadığı; ancak, gerek araç ve gerekse taşınmaz ve üzerindeki seraların 01.01.2002 tarihinden önce edinildikleri ve yapıldıklarının anlaşıldığına göre somut olayda öncelikle çözümlenmesi gereken hususun tarafların çalışarak gelir elde edip etmediklerinin belirlenmesi gerektiği; kadının seralarda çalışması, eşiyle birlikte çiftçilik yapması gözetildiğinde evin olağan işleri dışında yaptığı bu işlerle gelir getirici ve tasarruf sağlayacağı işler yapması nedeniyle 01.01.2002 öncesi için bir gelire sahip olduğunun ve gelir elde ettiğinin kabulü gerektiği; Mahkemece, öncelikle az yukarıda açıklanan eksiklikler tamamlandıktan sonra her bir mal varlığı için evlenme tarihi ile edinme tarihlerine kadar yaptıkları işler gözetilerek elde edebilecekleri taraf gelirlerinin belirlenmeye çalışılması, taraf gelirlerinden her birinin kişisel harcamalarının ayrı ayrı toplam gelirlerinden düşürülmesi, ayrıca kocanın eve bakma ve geçindirme yükümlülüğü de dikkate alınarak eşlerin tasarruf oranlarının belirlenmesi, bu tasarruf oranlarına göre davacı kadının katkı oranının tesbitine çalışılması, her bir malvarlığının dava tarihi itibarıyla belirlenecek piyasa rayiç değerleri ile bu katkı oranları çarpılarak davacı kadının katkı payı alacağının bulunması, buna rağmen tazminatın hakiki miktarının tayini mümkün olmadığı takdirde hakkaniyet ve fedakarlığın denkleştirilmesi ilkeleri uyarınca halin mutat cereyanına ve tarafların mali durumlarına göre davacıya ödenecek tazminat miktarının adalete tevfikan tayin edilmesi gerektiği; Mahkemenin talep edilen para ve altınlarla ilgili denetime uygun bir gerekçesinin de bulunmadığı belirtilerek davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 14.01.2016 tarih ve 2014/183 Esas, 2016/34 Karar sayılı karar ile; alınan 23.10.2015 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının toplam 35.000,00 TL alacağı bulunduğu, davacının 1 metre 18 ayar 55 gr kordon zincir, 1 çift 22 ayar 6 gr samayolu küpe ve 1 adet 22 ayar 20 gr samanyolu bileziğin davalı tarafça davacıdan alındığı geri iade edilmediği, 17.12.2014 tarihli bilirkişi raporu da dikkate alınarak karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle 35.000,00 TL alacağın tahsiline, 1 metre 18 ayar 55 gr kordon zincir, 1 çift 22 ayar 6 gr samayolu küpe ve 1 adet 22 ayar 20 gr samanyalo bileziğin aynen iadesine, aynen iadesini mümkün değilse 1.164,68 TL alacağın dava tariniden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine yönelik verilen karara karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 21.02.2018 tarih ve 2018/7875 Esas, 2021/2568 Karar sayılı kararı ile; bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma kararında her bir mal varlığı için evlenme tarihi ile edinme tarihlerine kadar yaptıkları işler gözetilerek elde edebilecekleri taraf gelirlerinin belirlenmeye çalışılması, taraf gelirlerinden her birinin kişisel harcamalarının ayrı ayrı toplam gelirlerinden düşürülmesi, ayrıca kocanın eve bakma ve geçindirme yükümlülüğü de dikkate alınarak eşlerin tasarruf oranlarının belirlenmesi, bu tasarruf oranlarına göre davacı kadının katkı oranının tesbitine çalışılması gerektiği belirtilmesine rağmen, Mahkemece davacının geliri araştırılmış ise de davalının gelirinin araştırılmadığı, Mahkemece sadece davacı kadının gelirleri üzerinden hesaplama içeren yanlış hesaplamaya dayalı bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı; her bir malvarlığı için ayrı ayrı katkı oranı belirlenerek her bir malvarlığı yönünden ayrı ayrı katkı payı alacağı hesabı yapılması gerekirken davacının aracın edinilmesine yönelik kayda değer bir katkı yapmasının mümkün olmayacağına yönelik görüş içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınarak aracın tasfiye dışında bırakılması doğru görülmediği; boşanma dava tarihi itibariyle banka hesabındaki paraların tasfiyeye tabi tutulmasını istenmiş olmasına rağmen boşanma dava tarihinden sonraki bir tarih olan 04.10.2007 tarihi itibariyle değerlendirme içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının da doğru olmadığı; 1169 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 adet cam seranın evlilik birliği içinde 01.01.2002 tarihinden sonra yapıldığı, buna ilişkin isteğin katılma alacağı isteğine ilişkin olduğu, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2 adet cam seranın dava tarihi itibariyle belirlenen değeri üzerinden hesaplama yapıldığı, Mahkemece, tasfiyeye konu 2 adet cam seranın tasfiye tarihindeki (önceki karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden bozma sonrası yeni karar tarihindeki) sürüm (rayiç) değeri belirlenerek bu değer üzerinden talep miktarı da gözetilerek hüküm kurulması gerektirtiği belirtilerek davacı kadın vekilinin 1169 ve 2684 parsel sayılı taşınmazlar ile 07 ... plakalı araca ilişkin katkı payı alacağı ile banka hesaplarındaki paralara ve 1169 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 adet cam seraya ilişkin katılma alacağına yönelik temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle hükmün bozulmasına, davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar 1. Mahkemenin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden; bilirkişinin 14.12.2020 tarihli rapor ile 26.04.2021 tarihli ek bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının 07 ... plakalı araç yönünden katkı payı alacağının 4.537,50 TL, 2684 parsel sayılı taşınmaz yönünden katkı payı alacağının 15.837,28 TL, 1169 parsel sayılı taşınmaz yönünden katkı payı alacağının 4.323,04 TL, 1169 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 2 adet seraya yönünde katılma alacağının 167.250,00 TL, bankalardaki para yönünde katılma alacağının 3.419,73 TL olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle 195.367,55 TL alacağın tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. 2. Birleşen dava yönünden de; zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; evlilik birliği içinde davalının mal varlığının muazzam arttığını, müvekkilinin katkısının ve katkı payı oranının az hesaplandığını, çiftçiliğin ayrı bir meslek olarak değerlendirilmediğini, güncel değere göre alacağın belirlenmesi gerektiğini, zamanaşımının dolmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; alacağın fazla hesaplandığını, boşanma dava tarihinden sonraki iyileştirmelerin dikkate alınmasının hatalı olduğunu, tanıkların dinlenmediğini, birleşen davanın müvekkilinin yokluğunda bakılıp sonuçlandığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, katkının ispatı, katkı payı oranı, tasfiye konusu malların değeri ve tasfiyeye dahil edilecek mallar noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı, katılma ve faiz alacağı ile ziynet eşyalarının aynen, mümkün olmaması halinde bedelinin iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 31 nci maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 4üncü maddesi, 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 152 nci maddesi, 153 üncü maddesi, 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozmaya uygun işlem ve araştırma yapılmış olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Birleşen Dava Yönünden Birleşen dava yönünden istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVİRİLMESİNE, B. Asıl Dava Yönünden 1. Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde asıl dava yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/1864 E., 2024/2428 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
ulama Şekli Hakkında Kanun'un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi;
2. Hukuk Dairesi         2024/1864 E.  ,  2024/2428 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2023/22 E., 2023/482 K. HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki katkı payı ve katılma alacağı davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı kadın vekili ve davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; davalının evlendikten sonra 1973 yılında çalışmak üzere Almanya'ya işçi olarak gittiğini, ailece birlikte yapmış oldukları tasarrufların büyük bir kısmının Mark olarak, daha sonra Euro olarak birikim yaparak Türkiye'de iki adet Euro hesabı, bir adet TL hesabı açtırarak davalı adına bankaya yatırıldığını, bu hesaplarda bu güne kadar Euro olarak toplam tahmini 350.000,00 Euro ile 50.000,00 TL nakit paranın bulunduğunu belirterek; evlilik birliği içinde davalı adına edinilen banka hesaplarında bulunan bedellerin 1/2'si olan tahmini 300.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini; yine evlilik birliği içinde davalı adına edinilen 2647 ada 4 parsel sayılı arsa, 1103 ada 1 parsel sayılı dükkan, 205 ada 11 parsel sayılı evin tapu kayıtlarının 1/2'sinin iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımının dolduğunu, belirtilen miktarda banka hesaplarında para olmadığı, edinilen mallara davacının katkısı olmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.05.2012 tarih ve 2010/476 Esas, 2012/276 Karar sayılı kararı ile, davacının evlilik birliği devam ederken sürekli, düzenli çalıştığı ve gelirinin bulunduğunun ispatlanamadığı, davacıya yemin delilinin hatırlatıldığı, davacının yemin deliline de dayanmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 04.07.2013 tarih ve 2013/7256 Esas, 2013/10494 Karar sayılı kararı ile, davacının taşınmazlar bakımından sadece tapu iptali ve tescil, bankalarda bulunan hesaplar nedeniyle alacak isteğinde bulunduğu; mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan hak ayın değil alacak hakkı olduğu, tapu iptali ve tescil davasının reddedilmesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı; davalı adına 5 adet hesabının bulunduğu, bir kısım hesabın Euro bir kısım hesabın da TL hesabı olduğu, hesapların açılış tarihlerinin 04.07.2002, 12.10.2001, 03.08.1998, 02.09.2005 tarihleri olduğu, 01.01.2002 tarihinden önce açılan hesaplarda bulunan paraların kural olarak kişisel mal olduğu, ancak, bu tür paraların 01.01.2002 tarihinden sonraki getirilerinin edinilmiş mal olduğu, 01.01.2002 tarihinden sonra açılan hesaplarda bulunan paraların da kural olarak edinilmiş mal olduğu; banka kayıtları üzerinde gerekli inceleme yapılarak davacının gerek 01.01.2002 öncesi paralardan gelen faiz getirilerinden ve gerekse 01.01.2002 sonrası açılan hesaplara yatırılan paralar yönünden katılma alacağı niteliğinde bir alacağın bulunup bulunmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek; hükmün tapu iptali ve tescil talebi yönünden onanmasına, banka hesabı yönünden de hükmün sadece bankadaki hesaplarda bulunan davacının katılma alacağı yönünden bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 29.12.2020 tarih ve 2016/327 Esas, 2020/901 Karar sayılı karar ile, banka hesaplarının evlilik birliği içinde edinilmesi nedeniyle aldırılan bilirkişi raporlarında 38950103/5001 nolu hesap bakımından davacının 8,42 Euro, 38951405/5001 nolu hesap bakımından 14.373,95 TL, 38944972/5001 nolu hesap bakımından da 12.608,39 Euro olmak üzere toplam 12.616,81 Euro ve 14.373,95 TL katılma alacağı olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, toplam 12.616,81 Euro ve 14.373,95 TL katılma alacağının tahsiline; 03.03.2021 tarihli ek karar ile de alacağa karar tarihinden itibaren faiz işletilmesine yönelik verilen karara karşı, süresi içinde davalı erkek vekili ve katılma yoluyla davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 25.04.2022 tarih ve 2022/2588 Esas, 2022/3894 Karar sayılı kararı ile, Euro cinsi hesapların 01.01.2002 tarihinden önce açıldığı ve birbirinin devamı niteliğinde vadeli hesap niteliğinde olduğu, 38944972-5001 nolu vadeli Euro hesabında (eski 483316 nolu hesap) 04.08.2001 tarihinde vadesi başlayan 05.08.2002 tarihinde vadesi biten toplam 21.362,31 Euro olduğu, bu paranın 01.01.2002 tarihinden önce vadeli hesaba yatırılan kişisel paradan oluştuğu, yani 01.01.2002 tarihinden önce hesapta para olduğu, ancak Mahkemece banka hesaplarında 01.01.2002 tarihinden önce mevcut olan miktar belirlenmeden ve dikkate alınmadan, diğer bir ifadeyle kişisel mal denkleştirmesi yapılmadan artık değere katılma alacağına hükmedildiği; o halde Mahkemece, Euro cinsi banka hesaplarında 01.01.2002 tarihinden önce bulunan miktar belirlenerek, kişisel mal denkleştirmesi yapıldıktan sonra artık değere katılma alacağına hükmedilmesi gerektiği; diğer yandan Mahkemece, Euro cinsi paralar yönünden Euro olarak tahsiline karar verilmesinin de hatalı olduğu, Mahkemece söz konusu paranın tasfiye tarihi itibariyle değeri (bozmadan sonra verilecek karara en yakın tarih) itibariyle reel (güncel) kur karşılığı tespit edildikten sonra katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilerek hükmün bozulmasına; bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerin onanmasına, bozma sebebine göre davacı kadın vekilinin faize yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma ilamı doğrultusunda davalıya ait döviz cinsi banka hesaplarında 01.01.2002 tarihinden önce bulunan miktar tespit edilerek kişisel mal denkleştirmesi yapılmak suretiyle aldırılan ve hükme esas alınan 10.05.2023 tarihli ek raporda ... numaralı hesap yönünden söz konusu hesapta herhangi bir hareketlilik bulunmadığı ve faiz getirisi olan bir hesap olmadığı anlaşıldığından davacının 8,42 Euro ve 38944972-5001(eski 483316) numaralı hesap yönünden hesapta bulunan bakiye açısından davalının kişisel mal denkleştirmesi sonucunda davacının 2.410,12 Euro katılma alacağının olmak üzere toplam 2.418,54 Euro katılma alacağının olduğu; katılma alacağının belirlenmesinde karara en yakın tarihteki reel (güncel) kur karşılığının tespit edilerek katılma alacağının hesaplanması gerekeceğinden karar tarihine en yakın tarih olan 07.12.2023 tarihi itibariyle TCMB Euro efektif satış kuru üzerinden yapılan hesaplamaya göre davacının 75.490,13 TL katılma alacağı bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davacının toplam 2.418,54 Euro'nun TL karşılığı olan 75.490,13 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili ve davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabul kısmen ret olması gerektiğini, müvekkili lehine de vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini, davanın aslında tamamen reddine karar verilmesi gerektiğini, cevap dilekçesindeki itirazların dikkate alınmadığını, kısa karar ile gerekçeli kararın çelişkili olduğunu, kısa karar açıklandıktan sonra gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılması gerektiğini, delillerin toplanmadan eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, yemin delili ve bilirkişi incelmesinin Mahkemece yerine getirilmediğini, tanıkların dinlenmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; boşanma davasından kısa süre önce çekilen paraların da tasfiyeye dahil edilmesi gerektiğini, alacağın eksik hesaplandığını, ... nolu hesapta bulunan paranın da tasfiyeye dahil edilmesi gerektiğini, 01.01.2002 öncesi hesaplarda bulunan paralar yönünden müvekkilinin alacağının hesaplanması gerektiğini, alacağa dava tarihinden itibaren faiz hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usuli kazanılmış hak, hükmün kuruluşu, kısa karar ile gerekçeli kararı çelişkili olup olmadığı, tasfiyeye dahil edilecek mallar, zamanaşımı, kişisel mal savunması ve ispatı, denkleştirmenin doğru yapılıp yapılmadığı, faizin başlangıç tarihi, vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır. Dava, tapu iptali ve tescili ile katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 31 inci maddesi, 33 üncü maddesi, 190 ıncı maddesi, 294 ve 297 nci maddeleri, geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 4 üncü, 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 6100 sayılı Kanunun 323 üncü maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 326 ncı maddesi, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun (1136 sayılı Kanun) 164 üncü maddesi, 168 inci maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin (AAÜT) 13 üncü maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'un (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (4722 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı. 3. Değerlendirme 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı kadın vekilinin ve davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı kadın vekilinin ... nolu TL hesabına yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; 25.04.2022 tarihli bozma ilamında sadece Euro hesapları yönünden kararın bozulmasına karar verildiği, bozma kapsamı dışındaki taraf vekillerinin bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükmün bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin onanmasına karar verilmiş ise, davanın hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, her ne kadar bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin onanmasına karar verilmiş ise de, infazda tereddüt oluşmaması ve bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacının talepleri yönünden ayrı ayrı yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sadece bozma kapsamındaki yönlerden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bozulması gerekmiştir. 3. Davalı erkek vekilinin vekâlet ücretine yönelik ve davanın kısmen reddine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince; somut olayda, banka hesapları yönünden toplam alacak miktarının 300.000,00 TL olduğu, sonuç olarak TL hesabı yönünden 14.373,95 TL, Euro hesapları yönünden 75.490,13 TL olmak üzere toplam 89.864,08 TL alacağın tahsiline karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar 25.04.2022 tarihli bozma ilamında bozma kapsamı dışındaki yönlerden hükmün onanmasına karar verilmiş ise de, davanın niteliği gereği hukuki sebebi aynı olan tek alacak davası olması nedeniyle bozma ile bir önceki karar ortadan kalktığından bozma sonrası verilecek yeni karar ile alacak miktarı ve kabul-ret oranı değişeceğinden karar tarihinden yürürlükte bulunan AAÜT göre vekâlet ücretinin belirlenmesi gerekirken, Mahkemece, son kararda davanın tam kabulüne karar verilerek kabul edilen alacak miktarı ve kabul oranı gözetilerek davalı erkek lehine vekâlet ücreti hesaplanmaması hatalı olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki (2) ve (3) nolu bentlerde belirtilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı kadın vekilinin ve davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı kadın vekilinin ve davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile, Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) nolu bendinde “... DAVANIN ...” ibaresinden sonra gelmek üzere “...KISMEN ...” ibaresinin yazılması; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) nolu bendine ikinci paragraf olarak “... - Tahsilde tekerrür olmaması şartıyla infazda tereddüt oluşturmaması için usuli kazanılmış hak gözetilerek ... nolu hesaptan çekilen 28.747,89 TL yönünden 14.373,95 TL katılma alacağının 29.12.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, ...” ibaresinin yazılması; Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (5) nolu bendine ikinci paragraf olarak “... - Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 33.520,38 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ...” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 04.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...
2. Hukuk Dairesi, 2024/88 E., 2024/8525 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
kında Kanun'un 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 152 nci maddesi, 153 üncü maddesi, 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi.
2. Hukuk Dairesi         2024/88 E.  ,  2024/8525 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1485 E., 2023/1548 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/186 E., 2022/259 K. Taraflar arasındaki katkı payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin her biri 22 ayar 12 gr 8 adet bileziği ile iki adet arsa alındığını, işbu taşınmazlar satılarak ve davalının aldığı kıdem tazminatı ile tasfiye konusu 182 ada 22 parsel 18 nolu bağımsız bölümün alındığını, müvekkilinin taşınmazın edinilmesine yarı oranında katkısının olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla bilirkişi tarafından kıymet takdir edilip müvekkilin alacağı tespit edildikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 20.000,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. Dava, boşanma davasında karşı dava olarak açılmış olup boşanma dava dosyasından 06.04.2018 tarihinde ayrılmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 8 adet bileziğini vermek suretiyle dava dışı iki arsanın alındığını, bu arsaların satıldığını ve parası ile dava konusu konuta katkı sağladığını iddia etmiş ise de davacının 8 adet bileziğin bulunduğu ve bozdurularak arsaların alındığını ispat edemediği, bu konudaki tanık beyanlarının çelişkili olduğu, düğün fotoğrafların yasal süresinden sonra sunulduğu, davacının dava dilekçesinde çalışarak katkı iddiasının olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; düğün fotoğrafların geç sunulmasının yargılamanın uzamasına sebebiyet vermediğini, düğün fotoğrafları yok sayılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin düğün fotoğraflarına davalının fotoğrafları götürmesi nedeniyle geç ulaşıldığını, ret kararının hatalı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde davacı kadının kendisine ait 8 bileziğin bozdurulması ile 1988 yılında dava dışı 2 adet arsa satın alındığını, bu arsaların satılarak erkeğin işçilik tazminatı da eklenerek tasfiye konusu taşınmazın alındığını iddia ettiği, dinlenen tanıkların davacı kadının bileziğinin bozdurularak arsa alındığı hususunda somut ve görgüye dayalı beyanlarının bulunmadığı gibi tanık anlatımlarının birbirleri ile çeliştiği, kimi tanık anlatımlarında, kadının evlenmeden önce çıktığı iş dolayısıyla aldığı tazminatı taşınmaz alımında kullandığını, kadının elişi yaparak yatalak kayınvalidesine bakarak taşınmazın alınmasında katkı yaptığını beyan etmişlerse de davacı kadının dava dilekçesinde bu şekilde bir katkı iddiasının olmadığı, tanık anlatımları, alınan bilirkişi raporları, tüm dosya kapsamı göz önüne alındığında, kadının bileziklerin bozdurularak arsa alındığına ilişkin iddiasını ispatlayamadığı, davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; düğün fotoğrafların geç sunulmasının yargılamanın uzamasına sebebiyet vermediğini, düğün fotoğrafları yok sayılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin düğün fotoğraflarına davalının fotoğrafları götürmesi nedeniyle geç ulaşıldığını, ret kararının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ispat yükü, katkının ispatı, delillerin bildirilmesi ve sunulması, delillerin değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 33 üncü maddesi, 129 uncu maddesi, 137 nci maddesi, 139 uncu maddesi, 140 ıncı maddesi, 145 inci maddesi, 146 ncı maddesi, 190 ıncı maddesi, 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 220 nci maddesi; 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10 uncu maddesi; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 152 nci maddesi, 153 üncü maddesi, 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 646 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. İspat yükü, 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” ve 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı maddesinde de, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir./ Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklinde düzenlenmiştir. 3. Somut olayda, Mahkemece, davacının katkısını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, karar hatalı olmuştur. Şöyle ki, tasfiye konusu taşınmazın 13.05.1994 tarihinde davalı erkek adına satın alındığı, tasfiye konusu taşınmazın edinilmesinde davalı erkek adına evlilik birliği içinde 07.02.1989 tarihinde satın alınan, 20.09.1993 tarihinde satılan dava dışı 956 ve 957 parsel sayılı taşınmazların satışından elde edilen paranın kullanıldığı, davacı kadının dava dışı taşınmazların edinilmesine 8 adet bileziği ile katkı da bulunduğunu iddia ettiği, tanık beyanlarına ve özellikle tarafların ortak çocuğu ...'in babasından (davalı) duyumuna dayalı olan beyanına göre davacı kadının bileziklerinin dava dışı taşınmazların edinilmesinde kullanıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, davacı kadının 8 adet bileziğinin dava dışı taşınmazın edinilmesinde kullanıldığı kabul edilerek, dava dışı taşınmazlara yönelik katkı payı oranı bulunduktan sonra dava dışı taşınmazların satışından elde edilen parada davacının dava dışı taşınmazlara yönelik katkı payı oranı karşılığı olan miktarda davacının tasfiye konusu taşınmazın edinilmesine katkı payı oranı belirlendikten sonra katkı payı alacağının hesaplanması gerekirken, yazılı şekilde delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Davacı kadın vekilinin bozma kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2022/8410 E., 2023/6139 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
544, 6098 sayılı Kanun md.
2. Hukuk Dairesi         2022/8410 E.  ,  2023/6139 K. "İçtihat Metni" ... MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/170 E., 2022/1489 K. ... KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 3. Aile Mahkemesi SAYISI : 2016/601 E., 2020/579 K. Taraflar arasındaki değer artış payı ve katkı payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; evlilik birliği içinde davalı adına 3991 ada 2 nolu bağımsız bölümün kooperatif yoluyla edinildiğini, ödemelerin evlilik birliği içinde yapıldığını, tarafların evliliğinin ilk yıllarında davalının uzun süre işsiz kaldığını, müvekkilinin ailesinin verdiği harçlıklarla geçinmeye çalıştıklarını, müvekkilinin düğünde takılan takılarını (1 adet 22 ayar altın set, 5 adet 22 ayar bilezik, 2 adet 22 ayar bileklik) evin borçlarının ödenmesi için davalıya verdiğini, müvekkilinin yıllarca ev yemekleri (mantı, içli köfte, yüksük çorbası v.b.) yapıp satarak para kazandığını ve aile bütçesine katkısının olduğunu; müvekkilinin miras kalan taşınmazın satışından elde edilen 20.000,00 TL'yi taşınmazın iyileştirilmesine, ev eşyalarının yenilenmesine ve kızının eğitimine harcadığını, müvekkilinin uzun süredir de özel bir okulun öğrenci işlerinde çalıştığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bilirkişi tarafından yapılacak hesaplamaya göre tamamlanmak üzere; 3991 parsel 2 nolu bağımsız bölümün kooperatif aidat ve taksit ödemelerine müvekkilinin altınlarını satarak katkıda bulunduğundan şimdilik 5.000,00 TL, müvekkilinin aileden kalan miras taşınmazlarını satarak ev eşyalarının yenilenmesi ve ortak çocuğun eğitimi için harcanmak üzere davalı eşe katkıda bulunduğundan şimdilik 5.000,00 TL alacağın tasfiye tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı kadın vekili cevaba cevap dilekçesinde; davalının araç satışına ilişkin iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin ortak çocuk doğduktan sonra bir dönem toptancıda çalıştığını, daha sonra da evden çalışarak aile ekonomisine katkısının olduğunu, davalının işsiz kaldığı dönemde borçlarının nasıl ödediğini ispatlaması gerektiğini, davalının iddia ettiği 35 adet çeyrek altının ortak çocuğunun doğumunda takılan altınlar olduğunu ve çalındığının doğru olduğunu, müvekkilinin miras kalan parayı taşınmazın iyileştirilmesi ve ortak çocuğun giderleri için kullandığını ileri sürmüştür. 3. Davacı kadın vekili 17.03.2020 tarihli dilekçesinde; müvekkilinin miras kalan para ile taşınmazın mutfak dolaplarının yenilendiğini, badana boyasının yapıldığını, zemin derzlerinin yenilenerek iyileştirildiğini; kooperatif ödemelerine de düğünde takılan altınları ve ev yemekleri yaparak katkısının olduğunu açıklamıştır. II. CEVAP 1. Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; davacının evliliğin son iki yılı hariç çalışmadığını, taşınmazın evlilik birliğinden önce ödemeleri 1987 yılında başlayan kooperatif yoluyla edinildiğini, taşınmazın 1993 yılında tamamlanarak teslim edildiğini, ancak müvekkilinin 1995 yılında ... plakalı aracını satarak tüm borçlarını kapattığını, davacının taşınmazın edinilmesine katkısının olmadığını, davacıya düğünde dava dilekçesinde belirtilen sayıda altın takılmadığını, düğünde yarım ve çeyrek altın olarak toplam 35 çeyrek altın ve müvekkilinin ablasının taktığı künyenin davacıya verildiğini, daha sonra davacının altınlarının çalındığını söylediğini, davacının miras kalan parayı ortak çocuğun eğitim masraflarına vakfedildiğini, ancak davacının özel ihtiyaçlarına harcadığını, davacının işe girmeden önce belli günlerde sipariş üzerine ev yemekleri yaptığını, masrafın müvekkili tarafından karşılanıp davacının el harçlığı elde ettiğini ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı erkek vekili ikinci cevap dilekçesinde; müvekkilinin evliliğin ilk yıllarında Bolu'nun küçük bir ilçesine öğretmen olarak atandığını, hamile olan eşini oraya götürmemek için müvekkilinin Mersin'e atanabilmesi için davacının toptancıda sigorta kaydının başlatıldığını, gerçekte davacının hiç çalışmadığını, sigorta primlerinin müvekkili tarafından ödediğini, davacının diğer iddialarının da asılsız olduğunu ileri dürmüştür. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taşınmazın 01.01.2002 tarihinden önce mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiği, davalının kişisel malı olduğu, taşınmazın kooparatif yolu ile edinildiği, tapuların kooperatif üyelerine 18.01.1996 tarihinde teslim edildiği, kooperatif kuruluş tarihinin 09.12.1986, kooparatife üyelik tarihinin 07.07.1987, evlilik tarihinin 19.01.1991, tapu tescil tarihinin 18.01.1996 olduğu, davacının kooparatife aidat ve taksit ödemelerine katkıda bulunduğunu ve taşınmazın iyileştirilmesine ilişkin katkısını ispat edemediği, dinlenen davacı tanık beyanlarının bir kısmının taşınmazın alımında ve iyileştirilmesinde davacının katkısı olduğunu kabule elverişli olmadığı, bir kısmının ise sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak, somutlaştırılmamış beyanlar olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; tanık ifadeleri ile düğünde takılan ziynet eşyası ve yaptığı ev yemeği işiyle elde ettiği gelir ile katkıda bulunulduğunun ispat edildiğini, fotoğraf ve video kaydı delilinin incelenmediğini, davalının araç satışı ile kooperatife ödeme yapıldığını ispatlayamadığını; müvekkilinin süreklilik arz eden, süreklilik arz etmese bile varlığı ispat edilen ev yemeği işi çalışmasının katkı olarak kabul edilmesi gerektiğini; müvekkilinin miras malından gelen para ile taşınmazın iyileştirilmesine katkısının bulunduğunun da tanık beyanlarıyla ispat edildiğini belirterek; istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, İlk Derece Mahkemesinin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre İlk Derece Mahkemesinin olay ve hukuki değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; tanık ifadeleri ile düğünde takılan ziynet eşyası ile taşınmazın edinimine sabit (toplu) katkıda bulunulduğunun ispat edildiğini, fotoğraf ve video kaydı delilinin incelenmediğini, davalının araç satışı ile kooperatife ödeme yapıldığını ispatlayamadığını; müvekkilinin süreklilik arz eden, süreklilik arz etmese bile varlığı ispat edilen ev yemeği işi çalışmasının katkı olarak kabul edilmesi gerektiğini; müvekkilinin miras malından gelen para ile taşınmaızn iyileştirilmesine katkısının bulunduğunun da tanık beyanlarıyla ispat edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ispat yükü, katkının ispatı, delillerin değerlendirilmesi noktasında toplanmaktadır. Dava, değer artış payı ve katkı payı alacağı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin (743 sayılı Kanun) 152 nci maddesi, 153 üncü maddesi, 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 285 inci ve devamı maddeleri. 646 ncı maddesi; 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 10 uncu maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1 inci maddesinin ikinci fıkrası, 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 220 nci maddesi, 227 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. 01.01.2002 tarihinden önce 743 sayılı Kanun'un yürürlükte olduğu dönemde, eşler arasında yasal mal ayrılığı rejimi geçerliydi (743 sayılı Kanun md. 170). 743 sayılı Kanun'da mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenleme mevcut olmadığından, eşlerin bu dönemde edindikleri mal varlığının tasfiyesine ilişkin uyuşmazlık, aynı kanunun 5 inci maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri göz önünde bulundurularak "katkı payı alacağı" hesaplama yöntemi kurallarına göre çözüme kavuşturulmalıdır. Zira Borçlar Kanunu, Medeni Kanunun tamamlayıcısı olarak kabul edilmiştir (818 sayılı Kanun md. 544, 6098 sayılı Kanun md. 646). 4. Mal ayrılığı rejiminde; eşler kendi malları üzerinde tasarruf yetkisine ve intifa hakkına sahiptir ve mallarının idaresi kendisine aittir (743 sayılı Kanun md. 186/1). Her birinin malları, geliri ve kendi kazançları yine kendilerine ait kişisel mallarıdır (743 sayılı Kanun md. 189). Kadın veya kocanın, mal rejiminin devamı sırasında diğerinin edindiği mal varlığına katkısı nedeniyle katkı payı alacağı isteğinde bulunabilmesi için mutlaka para ya da para ile ölçülebilen maddî veya hizmet değeriyle katkıda bulunması gerekir. 5. Mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde satın alınan tasfiyeye konu mala, düzenli gelir dışındaki diğer malvarlığı (ziynet, miras, bağış vs gibi) ile toplu katkıda bulunulduğu iddia edildiğinde; katkıda kullanılan malvarlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak, bulunan bu katkı oranının, tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm(rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle, davacı eşin katkı payı alacak miktarı belirlenir. 6. Bu açıklamalar doğrultusunda hesaplama yapılabilmesi için, öncelikle katkıda kullanılan malvarlığının (ziynet, miras, bağış vs) katkı tarihindeki parasal değeri ile tasfiyesi istenen malın hem satın alma bedeli hem de dava tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri ayrı ayrı tespit edilmelidir. 7. Sözü edilen değer tespiti, belirleme ve hesaplamaların yapılabilmesi için, gerek görülmesi durumunda konusunun uzmanı bilirkişi veya bilirkişilerden de yardım alınmalıdır. Tasfiyeye konu birden fazla malın bulunması durumunda, her biri için aynı yöntem uygulanır. 8. Somut olaya gelince; eşler, 19.01.1991 tarihinde evlenmiş, 24.08.2016 tarihinde açılan boşanma davasının kabulüne ilişkin hükmün, 04.03.2019 tarihinde kesinleşmesiyle boşanmışlardır. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla sona ermiştir (4721 sayılı Kanun md. 225/2). Sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı Kanun md. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 sayılı Kanun md. 10, 4721 sayılı Kanun md. 202/1). Tasfiyeye konu 3991 parsel 2 nolu bağımsız bölüm 18.01.1996 tarihinde diğer tahsisler nedeniyle davalı eş adına tescil edildiği, davalının kooperatife 07.07.1987 tarihinde üye olduğu anlaşılmıştır. Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (5721 sayılı Kanun md. 179). 9. Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Mahkemece, tasfiyeye konu taşınmaza davacının katkısı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamı itibariyle yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Şöyle ki, davacının adet ve cinsi dava dilekçesinde belirtilen düğünde takılan takıları ile kooperatif ödemelerine katkıda bulunduğunu iddia ettiği, davalının altınların miktarını ve kullanıldığının kabul etmediği, davacının delil olarak sunduğu düğün fotoğraf ve görüntülerine yönelik bir inceleme yapılmadığı, davacı tanığının davacıya düğünde takılan altınların toplu olarak satılarak kooperatif borcunun ödendiğini beyan ettiği, davalının öğretmen olarak atanmadan önce bir dönem işsiz kaldığı da anlaşılmakla; kooperatif ödemelerine davacının düğünde takılan takılarının bozdurulması suretiyle katkısının olduğunun kabulü gerekir. O halde, Mahkeme, davacının ziynetlere yönelik sunduğu delilleri incelenerek düğünde takılan takıların adet ve cinsi ile değeri belirlenerek, yukarıda açıklanan hesaplama yöntemine göre katkı payı alacağının hesaplanması gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının katkı payı alacağı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının katkı payı alacağı yönünden BOZULMASINA, 3. Davacı kadın vekilinin bozmanın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.