Türk Borçlar Kanunu 65. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 65- Hakkaniyet gerektiriyorsa; hâkim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.
II. Özen sorumluluğu
1. Adam çalıştıranın sorumluluğu
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2016/12702 E., 2017/1200 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 65. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi) maddesi hükmüne göre;
4. Hukuk Dairesi 2016/12702 E. , 2017/1200 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 04/04/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 09/06/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vasisi vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vasisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisine iftira attığını belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı hakkında ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/188 esas sayılı dosyası ile iftira suçundan kamu davası açılmış, yargılama sonucunda mahkumiyet kararı verilmiş olması da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davalıya ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 23/09/2010 gün, 2006/573 esas, 2010/736 karar sayılı dosyası ile ağabeyi ...’in vasi olarak atandığı, ... Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesinden alınan sağlık kurulu raporunda; davalıda Paranoid Sendrom ve Deluzyonel Bozukluk olarak tanımlanan akıl hastalığı bulunduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 65. (818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi) maddesi hükmüne göre; hakkaniyet gerektiriyorsa hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.
Mahkemece, yargılama sırasında toplanan delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu; tarafların tespit edilen sosyal ve ekonomik durumları itibariyle hakkaniyetin gerektirdiği hallerde ayırt etme gücü bulunmayanların başkalarına verdikleri zararların tazminine hükmedileceğine ilişkin TBK'nın 65. (BK'nın 54.) maddesi hükmünün somut olayda uygulama koşullarının bulunup bulunmadığıyla ilgili bir değerlendirme yapılmasının ardından elde edilecek neticeye göre karar verilmesi gerekirken, akıl hastası olduğu anlaşılan davalı hakkında açıklanan şekilde bir araştırma yapılmadan tazminata hükmedilmiş olması doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/02/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
10. Hukuk Dairesi, 2015/4042 E., 2016/5776 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde, “Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder.”, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 65. maddesinde,” Hakkaniyet gerektiriyorsa;
10. Hukuk Dairesi 2015/4042 E. , 2016/5776 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamda belirtildiği şekilde davanın kabulüne, karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı Kurum, 12.02.2012 tarihinde 12 yaşında olan davalı ...'in, amcası...'in silahı ile oynarken, silahın ateş alması ile karşısında bulunan ve olay tarihinde 11 yaşında olan amcasının oğlu ...'in dizinden vurularak yaralanmasına neden olduğundan bahisle, meydana gelen yaralama eylemi nedeniyle 5510 sayılı Yasa'nın 76/son maddesine istinaden yazılan tedavi giderlerinin rücuen tazminini talep etmiş olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1-)Davalı ...'in yargılama aşamasında 23.07.2013 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 38 (HMK.50,51) ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddeleri kapsamından “kişiliğin ölüm ile sona eriyor” olması ve HMK nun tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124. maddesinde belirtilen, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu; ancak, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği; yine, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilebileceğine ilişkin düzenlenme karşısında; adı geçen davalının mirasçıları olan anne ... ve baba ...'e yöntemince husumet tevcih edilerek yargılamanın sürdürülmesi gerekirken, ölü kişi hakkında yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz bulunmuştur.
2-)Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 76. maddesinin son fıkrasına göre; “Genel sağlık sigortalısına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere kastı veya suç sayılır bir hareketi veya ilgili kanunlarla verilmiş bir görevi yapmaması ya da ihmali nedeniyle Kurumun sağlık hizmeti sağlamasına veya bu kişilerin tedavi süresinin uzamasına sebep olduğu mahkeme kararıyla tespit edilen
üçüncü kişilere, Kurumun yaptığı sağlık hizmeti giderleri tazmin ettirilir.” düzenlemesiyle, üçüncü kişinin sorumluluğu yoluna gidilebilmesi için, “suç sayılır hareketi” ile yardımların yapılmasına neden olma koşulu öngörülmüştür. “Rücu edilebilmesi için üçüncü kişinin suç sayılır hareketinin, 5510 sayılı Kanunda yazılı yardımların yapılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir... Kurumun yapmış olduğu yardımları sorumlulara rücu edebilmesini sağlayan üçüncü kişinin suç sayılır hareketi, Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirilmelidir. Dolayısıyla bu kavramın içine hem cürüm hem de kabahat suçları girmektedir...”(..., ... Sigorta Yardımları, ... Basım Yayım Dağıtım, ... 1996, s.197) “Bu yön, zararla üçüncü kişinin eylemi arasında uygun neden-sonuç bağlantısının varlığını zorunlu kılmaktadır. Eğer böyle bir bağlantı yoksa, üçüncü kişinin yardımlardan sorumlu tutulması düşünülemez. Madde hükmünün öngördüğü “suç”la çerçevelenmiş sınırlı bir sorumluluk bulunduğu ortadadır.”(M.Çenberci,T.Uyar, ... Kanunu Şerhi, Olgaç Matbaası, Ankara 1979, s.263)
Bu açıklamalar çerçevesinde, davalı ...'in olay tarihinde 12 yaşında olduğu nazara alındığında, silahı nasıl elde ettiği, olayın nasıl meydana geldiği, suçun meydana gelmesinde başka şahısların kusurunun bulunup, bulunmadığı vb. hususlar, uzman bilirkişiden alınacak kusur raporunun sonucuna göre irdeleme yapılarak değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece herhangi bir rapor alınmadan, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-)818 sayılı Borçlar Kanunu'nun, temyiz kudretini haiz olmayanların sorumluluğuna dair 54/1. maddesinde, “Hakkaniyet iktiza ediyorsa hakim, temyiz kudretini haiz olmayan kimseyi ika ettiği zararın tamamen yahut kısmen tazminine mahkum eder.”, 6098 sayılı Borçlar Kanunun 65. maddesinde,” Hakkaniyet gerektiriyorsa; hakim, ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın, tamamen veya kısmen giderilmesine karar verir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anılan hükmün amacı sorumluluğun, hakkaniyet düşüncesi ile kusur sorumluluğu hali dışında genişletilmesi olup mümeyyiz olmayanın eyleminden hukuki bir sonuç doğmayacağı hakkındaki genel kurala bir istisna koymaktır. Hâkim adaletin gerektirdiği yerde temyiz kudretinin bulunmamasından dolayı zarara sebebiyet verene isnadın kabul olmamasını bir kenara bırakabilecektir. Burada ona geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Her olayda zarara uğrayan kimsenin haksız eylemi işleyen gayri mümeyyizden tazminat isteyip isteyemeyeceği, olayı saran hal ve şartlara bakılarak tayin edilecektir.
Bu hal ve şartlar arasında mümeyyiz olmayanın hürriyetinin doğurduğu özel tehlike, temyiz kudreti olmamasına rağmen belli bir kusurun varlığı, zarara uğrayanın olay sırasında zarar failine karşı davranışı ve öncelikle mümeyyiz olmayanın iktisadi gücünün büyüklüğü ile zarara uğrayanınki ile karşılaştırılması gösterilebilir. Eğer olayın mali bakımdan doğurduğu zarar mağdur yönünden hissedilir derecede, buna karşılık fail için de nispeten kolaylıkla yüklenebilir mahiyette ise mümeyyiz olmayan failin zararı tamamen veya kısmen tazmin etmesi adalete uygun olur. Hâkim az önce değinilen diğer özel hal ve şartları, mümeyyiz olmayanın zarara uğrayan tarafından tahrik edilip edilmediğini, edilmişse derecesini, mümeyyiz olmayanın eyleminden dolayı başkasının sorumlu tutulup tutulmayacağını, fiilin işleniş biçimini, mümeyyiz olmayanın eylemi işlerken içinde bulunduğu ruh haletini incelemeli ve sorumlu tutulabildiği takdirde bunun kapsamını tayin etmelidir.
O halde yapılacak iş, öncelikle küçüğün ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı, ayırt etme gücünün bulunmadığının tespiti halinde 54. madde gereğince, yukarıda yapılan açıklamalar ışığında araştırma yapılıp gerekirse, Borçlar Kanununun 43. ve 44. maddeleri (6098 sayılı Borçlar Kanunun 51.-52. maddeleri) uyarınca hakkaniyet indirimi yapılması gereği gözetilerek sorumlu olacağı kurum zararı belirlenip, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olguları göz önünde bulundurmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalılar ... ve ...'in bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... ve ...'e iadesine, 14.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/2450 E., 2014/9025 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tari
11. Hukuk Dairesi 2014/2450 E. , 2014/9025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/154-2013/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Bank A.Ş. Pendik Şubesi'ne 21.9.1999 tarihinde %84 faiz oranıyla 5.490,00 TL para yatırdığını, buna dair belge ve hesap cüzdanının tarafına verildiğini, 22.12.1999 tarihinde ... tarafından ... Bank A.Ş'ye el konulup yönetiminin ...'ye devredildiğini, sonrasında bankanın önce Sümerbank A.Ş. daha sonra ... Bank A.Ş. ile birleştirildiğini, müvekkil tarafından yatırılan paranın ... Bank A.Ş. yönetimi tarafından KKTC'de kurulan dava dışı ... Security Off Shore Bank Ltd. adlı paravan bankanın ... Bank A.Ş. merkez şubesinde yer alan hesabına aktarıldığnın tespit edildiğini, müvekkilin iradesi sakatlanmak suretiyle havale talimatı imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların usulsüz şekilde Balkaner Grubuna aktarıldığını, paravan off shore bankasının hiç bir mal varlığının bulunmadığını, KKTC tarafından bankacılık lisansının iptal edildiğini, yatırılan paranın müvekkiline iade edilmediğini, davalı bankanın ... Bank A.Ş'yi devralması nedeniyle onun külli halefi konumunda olduğunu ileri sürerek 5.490,00 TL'nin yatırıldığı 26.10.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince % 84 akdi faizden az olmamak kaydıyla işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Bank A.Ş. vekili, davacının para yatırdığı bankanın farklı tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle davada tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davacının iddia ettiği alacağın yasal dayanağının bulunmadığını, davacının kendi iradesiyle fazla faiz getirisi elde etmek amacıyla hareket ettiğini, olayda kendi kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kendi kusuruyla parasını off shore bankasına yatırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davada taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Off Shore Ltd'ye havale edilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, ... ve Kredi Bankası A.Ş'nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek suretiyle kullanıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın Bankacılık Yasası ve ...'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tarihinde davacı hesabına 5.080,76 TL'nin yatırıldığı, dava dilekçesinde 5.490,00 TL'nin 26/10/1999 tarihinden itibaren akdi faizi ile tahsilinin talep edildiği, hesabın açıldığı 17/08/1999 tarihi itibariyle avans faiz oranı % 70 olup, bu tarih ile davacı talebi olan 26/10/1999 tarihi arası 39 gün üzerinden yapılan hesaplamada 380,01 TL işlemiş faizin bulunduğu, bu suretle 26/10/1999 tarihi itibariyle davacı alacağının 5.460,77 TL olduğu gerekçesiyle bu miktarın 26/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte külli halef davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ve fer'i müdahil vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacı davalı tarafından kandırılarak parasının ... bankasına gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya kaşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre, davacı tarafından paranın hesaba ilk yatırıldığı 17.8.1999 tarihindeki tutarı olan 5.080,76 TL üzerinden HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak avans faizine hükmedilmesi gerekirken faize faiz yürütülmesine sebep olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönlerden davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... yararına HMK'nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “5.460,77 TL'nin” ibaresinin karardan çıkartılarak yerine “5.080,70 TL'nin faizin başlangıç tarihine yönelik taleple bağlı kalınarak" ibaresinin karara yazılmak suretiyle kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA,12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, ayırt etme gücü bulunmayanların haksız fiil sorumluluğu ile ilgili temel kural nedir?
A) Ayırt etme gücü bulunmayanlar, verdikleri zarardan her zaman tam kusurlu sayılırlar.
B) Ayırt etme gücü bulunmayanlar, kusurlu olarak nitelendirilemezler ve kural olarak sorumlu tutulamazlar.
C) Ayırt etme gücü bulunmayanlar, sadece kastla verdikleri zararlardan sorumludurlar.
D) Ayırt etme gücü bulunmayanların sorumluluğu, yasal temsilcilerinin maddi durumuna bağlıdır.
E) Ayırt etme gücü bulunmayanlar, sadece malvarlığına verdikleri zararlardan sorumludur.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.