Türk Borçlar Kanunu 69. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 69- Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.
Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır.
b. Zarar tehlikesini önleme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
91 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2021/9074 E., 2022/1906 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
maddesi (6098 sayılı TBK md.69) hükmü uyarınca değerlendirilmelidir.
3. Hukuk Dairesi 2021/9074 E. , 2022/1906 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalılardan ...mirasçılarına ait tarlada çalıştığı sırada üzerinde bulunduğu kamyonu süren davalılardan ...'nin gerekli dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle davalılardan ...'e ait olan enerji nakil hattına çarparak yaralandığını, olay sırasında enerji nakil hattının olması gereken yükseklikte bulunmadığını, davalılardan Tedaş'ın ise bu duruma rağmen hatta elektrik vermesi nedeniyle sorumlu olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak kaydıyla, 10.000 TL maddi ve 15.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama aşamasında ...mirasçıları hakkındaki davasını atiye bıraktığını beyan etmiş; 13/09/2012 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 294.825,48 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ...; karpuz tarlasındaki son kırımı satın aldığını, tarlaya diğer kamyonların daha önce açmış olduğu yolu takip ederek girdiğini, olayda herhangi bir kusur ve ihmali bulunmadığını, davacının bir sakatlığı olmadığını, olayın davacının ihmal ve kusuru ile meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar TEDAŞ ve ..., davanın ayrı ayrı reddini istemişlerdir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalılar ...mirasçıları yönünden atiye bırakılan davanın açılmamış sayılmasına, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 03/09/2008 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde malul kalan davacı için 17/09/2012 havale tarihli raporda hesaplanan 294.825,48 TL maddi tazminatın 10.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren, geriye kalan 284.825,48 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve Toroslar Edaş Gaziantep Müessese Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve Toroslar Edaş Gaziantep Müessese Müdürlüğünden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karar, davacı ile davalılardan ...mirasçıları, Tedaş ve ...'in temyizi üzerine, Dairece verilen 10/03/2014 tarihli ve 2014/2309 E. 2014/3697 K. sayılı kararla; "...davacının temyiz itirazları yönünden hükmün onanmasına, davalılardan ...mirasçılarının temyiz itirazları yönünden, her ne kadar davalı ... ... mirasçıları hakkındaki davanın atiye bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davaya konu olayın meydana geldiği tarlanın sahibi olan davalıların da % 20 oranında kusurlu bulunduğunun belirlendiği, bu nedenle kesin hüküm teşkil eden gerekçeye karşı hüküm lehine olan davalıların kanun yoluna başvurmakta hukuki yararları bulunduğu, mahkemece; bu davalılara duruşma gününü bildirir usulüne uygun davetiye tebliğ edilip taraf teşkili sağlanmadan, varsa tarafların gösterecekleri deliller toplanmadan savunma hakkını kısıtlar biçimde yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, davalılardan Tedaş ve ...'in temyiz itirazları yönünden ise, mahkemece; öncelikle ceza dosyasının getirtilip incelenmesi, sonrasında ise eldeki dosyada alınan raporlar arasındaki çelişkiyi gidermek için üç kişilik elektrik ve işgüvenliği konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek sureti ile karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda ise; davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 294.825,48 TL maddi tazminatın 10.000 TL'sinin dava tarihinden itibaren, bakiye 284.825,48 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının davalılar Toroslar Edaş Gaziantep Müessese Müdürlüğü ile ...mirasçılarına karşı açmış olduğu maddi tazminat davasının ayrı ayrı reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 7.000 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 10/03/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya dair istemin reddine, davacının davalılar Toroslar Edaş Gaziantep Müessese Müdürlüğü ile ...mirasçılarına karşı açmış olduğu manevi tazminat davasının ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacının elektrik akımına kapılarak yaralanmasından kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
Davalılardan TEDAŞ’ın meydana gelen olaydan sorumlu tutulup tutulamayacağı olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi (6098 sayılı TBK md.69) hükmü uyarınca değerlendirilmelidir.
Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür (TBK m.69; BK m.58).
Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Elektrik enerjisinin taşındığı enerji nakil hattı ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman , sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek sorundadır ( Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15).
Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5. Maddesinde; kuvvetli akım tesislerinin, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bu bağlamda; elektrik dağıtım şirketleri, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Şayet özel hat olması gereken gibi tesis edilmemişse bunu düzelttirmek, gerektiğinde elektriğini kesmek durumundadır. Elektrik dağıtım şirketi, kontrol ve denetim görevini yerine getirmezse doğan zarardan müteselsil olarak sorumlu olacaktır.
Somut olayda; her ne kadar bozma sonrasında alınan raporlarda davalılardan elektrik şirketi hatalı değerlendirme ile meydana gelen olaydan sorumlu tutulmamış ise de, davalı elektrik dağıtım şirketinin, söz konusu davalılardan ...’in kullanımında olan özel trafonun usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları kontrol etmekle yükümlü olduğu ve Borçlar Kanunu'nun 58.maddesine (TBK'nın 69.maddesi) göre kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının da söz konusu elektrik hattına temas etmesi sonucunda yaralandığı, dolayısı ile davalı elektrik şirketi yönünden de uygun illiyet bağının kurulduğu nazara alınarak inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, hatalı değerlendirme ile davalılardan elektrik şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı mahkemece; davalılardan ...mirasçılarının söz konusu olayın meydana geldiği taşınmaz ile ilgisi olmadıkları, zira kadastro mahkemesinin ilgili dosyası incelendiğinde, dava konusu olayın meydana geldiği 131 parsele ait kadastro tutanağının dava dışı ... adına tutulduğu ve Hazinece itirazen kadastro mahkemesinde dava açıldığı, ...mirasçılarının bu taşınmaz ile ilgisi olmadığı gerekçesiyle bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemece yapılması gereken iş, olay tarihi olan 03/09/2008 tarihi itibariyle söz konusu taşınmazın bu davalıların ya da murislerinin kullanımında olup olmadığını tespit etmek olmalıdır. Bu husus açıklığa kavuşturulmadan, yanılgılı değerlendirme ile bu davalılar yönünden de davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece; dosyanın aşamalarda görev almayan ve alanında uzman ayrı bir üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilmesi suretiyle, davalılardan elektrik dağıtım şirketinin, özel trafonun usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları kontrol etmekle yükümlü olduğu ve Borçlar Kanununun 58. maddesine (TBK'nın
69.maddesi) göre kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının yaralanmasının enerji nakil hattından kaynaklandığı, dolayısıyla uygun illiyet bağının kurulduğu dikkate alınarak, taraf ve Yargıtay denetimine uygun, bilirkişi raporu alınması, davalılardan ...mirasçılarının sorumluluklarının tespiti yönünden ise, olay tarihi olan 03/09/2008 tarihi itibariyle söz konusu olayın meydana geldiği taşınmazın bu davalıların ya da murislerinin kullanımında olup olmadığının etraflıca araştırılması suretiyle sonucuna uygun hüküm tesisi yoluna gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/03/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Hukuk Dairesi, 2020/12409 E., 2021/3851 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Dava; Türk Borçlar Kanununu'nun 69. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
3. Hukuk Dairesi 2020/12409 E. , 2021/3851 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
BİRLEŞEN KADİRLİ 2. AHM'NİN 2015/638 E.SAYILI DOSYASINDA;
İLK DERECE
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen asıl ve birleşen maddi ve manevi tazminat davasında asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı asıl davada, elektrik tesisat ustası olup 20/09/2008 tarihinde TEDAŞ'a ait elektrik direğinden elektrik çarpması sonucu yüksekten düşerek ağır yaralandığını, TEDAŞ tarafından hattın bakım ve onarımlarının yapılmadığından , lamba değişikliğinin vatandaşlar tarafından yapıldığını, olay nedeni ile davalının kusursuz sorumlu olduğunu, ailesinin geçimini karşılayan tek kişi olduğunu ve kaza tarihi itibariyle aylık 1.000 TL gelir elde ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları ile manevi tazminata yönelik hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak tarafına verilmesini istemiş, birleşen davada ise; asıl davadaki taleplerini davalı ...Ş.'ye yöneltmiş, 11/09/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl ve birleşen davadaki maddi tazminat taleplerini 46.848,00 TL'ye yükseltmiş, ayrıca 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Davalı TEDAŞ; Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. ile arasındaki 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinde, devirden sonra açılacak davalarda Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin taraf olduğunun açıkça belirlendiğini, olayın devir tarihinden sonra gerçekleşmesi nedeni ile davada husumeti olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Davalı ...Ş. birleşen davada; davanın zamanaşımına uğradığını, kusurunun olmadığını, zarar görenin ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davalı Tedaş Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin dava konusu bölgedeki işletme ve bakım sorumluluğunu 24/07/2006 tarihinde, Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devretmesi nedeniyle meydana gelen olayda husumet ehliyetinin bulunmadığı, Yönetmeliklerle kendisine verilen, genel aydınlatma sistemleri kurma, işletme ve bunların bakımını yapma görevlerini yerine getirmeyen davalı ...Ş.'nin ise, olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu gerekçeleriyle davalı TEDAŞ aleyhine açılan asıl davanın husumet nedeniyle reddine; birleşen (Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/638 esas sayılı) dosyada 45.681,00 TL daimi maluliyet, 1.167,00 TL'lik geçici maluliyet olmak üzere toplam 46.848,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ...Ş. tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi heyeti tespit raporu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece kurulan hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ...Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı ...Ş.'nin tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-) Davacının asıl davada, davalı TEDAŞ'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava; Türk Borçlar Kanununu'nun 69. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58) Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir.
Elektrik dağıtım piyasasının en temel aktörü Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilere perakende satışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden bir iktisadi devlet teşekkülüdür. Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtım sektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesi öngörülmüştür. 17.03.2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrik dağıtım ve üretim alanları için özelleştirme girişimi başlatılarak özelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründen başlanacağı belirtilmiş, Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararıyla TEDAŞ, özelleştirme programına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarı olduğu ve dağıtım, perakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. İşlem tarihinde yürürlükteki haliyle 4628 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine yönelik idarî sözleşme niteliğine sahip "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalanmış ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 07.11.2005 tarih ve 2005/125 sayılı kararıyla da; sermayesinin %100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrik dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansı ile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir. Diğer davalı ...Ş. de bu kapsamda belirlenen 20 dağıtım bölgesinden birinde kurulan bir dağıtım şirketidir.
4628 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 14. maddesinde TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin olarak “Bakanlık, TEDAŞ, Elektrik Üretim Anonim Şirketi, bunların müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının özelleştirilmesine yönelik öneri ve görüşlerini Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirir. Özelleştirme işlemleri, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri dairesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür.(Ek fıkra: 10/05/2006-5496 S.K./4.mad.) TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir.
Bu özelleştirme uygulamaları çerçevesinde, bu Kanunda belirtilen piyasa faaliyetlerinde yer alan gerçek ve tüzel kişilerden, yabancı gerçek ve tüzel kişiler elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörlerinde, sektörel bazda kontrol oluşturacak şekilde pay sahibi olamazlar.
(Ek fıkra:09.07.2008-5784 S.K./4.mad.) Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve/veya müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıkları özelleştirme programına alınsa bile bunların bağlı oldukları Bakanlık veya kurumları ile ilgileri ve mülkiyetinin bağlı bulundukları kurum ve/veya kuruluşlara aidiyeti aynen devam eder. Ancak, bu kuruluşların özelleştirmeye hazırlanmalarına yönelik teknik, mali, idari ve hukuki işlemler, personele ilişkin işlemler ve özelleştirilmelerine ilişkin iş ve işlemler, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak bu kuruluşların ve bu kapsamda oluşturulabilecek yeni anonim şirketlerin yönetim kurulu başkanlığı ve üyelikleri, denetim ve tasfiye kurulu üyelikleri ve genel müdürlükleri ile ait oldukları kuruluşlardan ayrı olarak özelleştirme programına alınan ve anonim şirkete dönüştürülmelerine gerek görülmeyen müesseselerde, müessese müdürlükleri ve yönetim komitelerine, işletme ve işletme birimlerinde bunların müdürlüklerine yapılacak atamalar ve bu görevlerden alınma işlemlerine ilişkin olarak Başbakana teklifte bulunma yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına aittir. Başbakan bu maddeyle ilgili yetkisini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına devredebilir. “ düzenlemesine yer verilerek, TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalanması ancak konusunu oluşturan yapı ve tesisler üzerinde TEDAŞ 'ın mülkiyet hakkı saklı tutularak mümkün kılınmıştır.
4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 18/A maddesinde özelleştirme yöntemleri düzenlenirken, kiralama ve işletme hakkının devredilmesi de özelleştirme yöntemleri arasında gösterilmiş ayrı ayrı belirtilmiş, 18/A-b maddesinde kiralama “kuruluşların aktiflerindeki varlıklarının kısmen veya tamamen bedel karşılığında ve belli bir süre ile kullanma hakkının verilmesidir.”, şeklinde, 18/A-c maddesinde İşletme Hakkının Verilmesi “Kuruluşların bir bütün olarak veya aktiflerindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin-mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bedel karşılığında belli süre ve şartlarla işletilmesi hakkının verilmesidir.” şeklinde tanımlayarak, her iki durum biribirinden ayrılmıştır. İşletme hakkının devredilmesinde “belirli süre” ile devredilebileceği kabul edilmiştir. İşletme hakkının devredilmesinde esas olan bir malın kullanımı değil, Kamu İktisadi Kuruluşu tarafından hali hazırda yürütülmekte olan hizmetlerinin, işletme hakkını devralan tarafından yerine getirilmesine devam edilmesi ve hizmetlerin iyileştirilmesidir.
Bu duruma göre olayın gerçekleştiği enerji nakil hattının işletme hakkı devir sözleşmesi ile (mülkiyetinin değil ) diğer davalıya işletim hakkının devredildiği, TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli işletme ve varlıklardan olduğu konusunda şüphe bulunmayan enerji nakil hattı üzerindeki mülkiyet hakkı kanun düzenlemesinde de saklı tutulmuştur.
Yapı niteliğinde olan enerji nakil hattından kaynaklı elektrik çarpması sonucunda yaralanma olayından dolayı yapının esas sahibi olarak TEDAŞ ile diğer işletme hakkı sahibi davalı ... şirketinin birlikte sorumluluğu bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı davalılardan TEDAŞ'ın yapı sahibi olarak maliki olduğu, diğer davalının ise işletme hakkı devir sözleşmesiyle işletmekte bulunduğu enerji nakil hattından kaynaklı elektrik çarpması sonucunda yaralanmasından dolayı, asıl davada TEDAŞ'tan maddi tazminat (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı) isteminde bulunmuştur.
Elektrik enerjisinin, varlığı, nakli, dağıtımı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar doğurma ihtimali taşıdığından, enerji nakil hatlarından dolayı TBK m.71 uyarınca işletme hakkı sahibi olan dağıtım şirketi ve yapı maliki olarak TEDAŞ ın enerji nakil hatları ile tesislerinin malik ve işleticisi ile birlikte "tehlike sorumluluğu" da bulunmaktadır. Davalı her iki şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Davalı TEDAŞ, davada husumetin yanlış yöneltildiğini, imzalanan 24/07/2006 tarihli "İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi" ile davaya konu enerji hattının ve bu hattan kaynaklanan sorumluluğun Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, işletme devir hakkı sözleşmesi ile hattan kaynaklı sorumluluğun Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredilmesi nedeni ile davalı TEDAŞ'ın olay nedeni ile sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar, TEDAŞ ile Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında sorumluluğa ilişkin düzenlemeler içeren işletme hakkı devir sözleşmesi var ise de; davacı bu sözleşme yönünden 3. kişi konumunda olup, sözleşme hükümleri davacı yönünden bağlayıcı değildir. Sözleşme, ancak iç ilişkide, diğer bir anlatımla sözleşmenin tarafları arasında uygulanabilir. Olayın gerçekleştiği tarihte ve halen enerji nakil hattının maliki ilgili kanun gereği davalı TEDAŞ olup, diğer davalı bu enerji hatlarının işleticisi konumunda bulunduğundan husumetin TEDAŞ' a yöneltilmesinde bir hata yoktur.
O halde mahkemece, olay tarihinde enerji nakil hattının maliki olması nedeniyle TBK m.71 uyarınca "Tehlike Sorumluluğu" ile TBK m. 69 uyarınca "Yapı malikinin sorumluluğu" na dayanarak TEDAŞ'a husumetin yöneltilebileceği dikkate alınarak asıl davada da işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın asıl dava bakımından bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş.'ni tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, asıl dava yönünden temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
K A R Ş I O Y
Mustafa Karasüleymanoğlu’nun evinin önünde bulunan sokak aydınlatma direğinde bulunan lambanın patlaması sonucu serbest elektrik tesisat ustası olarak çalışan davacı ...’ın Mustafa tarafından tamirat için çağrılması sonucu davacı tamirat esnasında 20.9.2008 tarihinde direkten düşerek yaralanmıştır. Davacı tarafından maddi ve manevi tazminat istenmiştir.
Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, davalı TEDAŞ’ın olayda sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Daire çoğunluğu tarafından TEDAŞ’ın, sokak aydınlatma direğinin mülkiyetinin TEDAŞ’a ait olması nedeniyle TBK 69. madde uyarınca ve aynı zamanda enerji nakil hattının işletilmesinden doğan TBK madde 71 kapsamında tehlike sorumluluğu nedeniyle sorumlu olacağına karar verilmiştir.
Davalı TEDAŞ ile diğer davalı ... AŞ arasında 24.7.2006 tarihinde işletme hakkının devri sözleşmesi imzalanmıştır. Kaza devir sözleşmesinden sonra vuku bulmuştur. Sözleşmenin 3.1. maddesine göre devir sözleşmesinin konusunu, dağıtım bölgesindeki mevcut ve yeni yapılacak elektrik dağıtım sisteminin, dağıtım tesislerinin ve dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların dağıtım faaliyeti için işletme hakkının devrini oluşturmaktadır. Elektrik dağıtım sistemindeki tesislerin mülkiyeti TEDAŞ’a aittir.
Davalı taraflar arasındaki sözleşme ile elektrik tesisisin işletilmesi tamamen Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ’ye ait olup TEDAŞ’ın işletme ile ilgisi ve görevi kalmamıştır. Sözleşme kapsamına göre elektrik işletmesini birlikte yapmaları ve sorumlu olmaları düşünülemez.
Meydana gelen kaza, sokakta bulunan aydınlatma direğinin patlak ampulünün değiştirilmesi sırasında olduğundan yapılan işi nitelemek gerekir. Sokak direklerinin mülkiyeti TEDAŞ’a ait olsa da aydınlatmanın devamının sağlanması ve mevcut arızaların giderilmesi Toroslar şirketinin işletme hakkı kapsamındadır. Kaza yapı eseri olan direğin varlığından veya (örneğin direğin devrilmesi gibi) direğin oluşturduğu kaza değildir. Kaza tamamen işletme hakkının yürütülmesinden doğmuştur. Kaldı ki, sokak direklerindeki patlak ampullerin değiştirilmesi ve onarılması vatandaşlara ait olmayıp elektrik şirketine aittir. Patlak ampulün değiştirilmesi yapı eseri niteliğinde değildir. Bu nedenle olayda TBK madde 69 kapsamında yapı malikinin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davalı TEDAŞ sorumlu tutulamaz.
TBK 71. madde tehlike sorumluluğunu düzenlemektedir. Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğması gerekir. Yapılan sözleşmeye göre işletme hakkı tamamen Toroslar şirketine devredilmiş, TEDAŞ’ın işletme hakkı ve görevi sona ermiştir. Patlak ampulün değiştirilmesi, onarılması TEDAŞ’ın görevleri arasında değildir. Elektrik dağıtım sistemi TEDAŞ tarafından işletilmediğinden, işletme faaliyeti bulunmadığından TEDAŞ yönünden madde 71 kapsamında tehlike sorumluluğuna da gidilemez. Tehlike sorumluluğu tesise malik olmakla değil, bu tesisin işletilmesi ile doğar.
Yukarıda yazılan gerekçelerle olayda TBK m. 69 ve 71. madde kapsamanda TEDAŞ’ın sorumluluğuna gidilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.08/04/2021
4. Hukuk Dairesi, 2021/22118 E., 2024/1254 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararının 7 nci sayfasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 69 uncu maddesine yollama yaparak;
4. Hukuk Dairesi 2021/22118 E. , 2024/1254 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1995 E., 2021/1134 K.
DAVA TARİHİ : 23.11.2016
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine/ İsitnaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kızıltepe Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/520 E., 2019/437 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... şirketine işyeri sigorta poliçesi ile 03.09.2015/2016 tarihleri arasında sigortalı bulunan Moda ve Güzellik Merkezi olarak faaliyet gösteren iş yerinde 11.04.2016 tarihinde meydana gelen alevli yangın neticesinde, oluşan 119.025,00 TL hasar bedelinin 10.06.2016 tarihinde sigortalıya ödendiğini, bina maliki olan davalının sigortalı iş yerinde meydana gelen yangın hadisesi neticesinde oluşan zarar sebebiyle kusurlu ve zararın tamamından sorumlu olduğunu, ayrıca bina malikinin kanundan doğan kusursuz sorumluluğunun da bulunduğunu, yapılan ekspertiz incelemesi neticesinde yangının meydana geldiği iş yerindeki elektrik panosu içindeki devre elemanlarında oluşan kısa devrenin oluşturduğu akımın yangına neden olduğunu, meydana gelen yangına, elektrik sistemindeki arıza ve kusurun sebebiyet verdiğini belirterek davacı ... şirketi tarafından sigortalısına yapılan ödeme ile Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1472 nci maddesine göre sigortalısının halefi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 119.025,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; görev ve yetki itirazında bulunarak dava konusu binanın kiracıya tesliminin kara sıva üzerine boya ve tasarruflu aydınlatma şeklinde olduğunu, elektrik tesisatının önceki kiracı tarafından yaptırıldığını ve buna ilişkin bir bedel ödendiğini dava dışı sigortalının ikrarla beyan ettiğini, yangının mevcut projesine aykırılıkla gereğinden fazla aşırı yüklenmeye sebebiyet verebilecek ekipmanları kullanmasından kaynaklı bir sebepten oluştuğunu, yaptırılacak bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenecek olan raporda, yangına etki edecek nedenler arasında bu tür aşırı yüklemeye sebebiyet verebilecek ekipmanların kullanılıp kullanılmamasının etki edip etmeyeceği ve yangının büyümesinde etki edip etmeyeceği hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini, itfaiye görevlilerinin tanık olarak dinlenilmesi gerektiğini, gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu, zarar gören kiracı... tarafından bina içine monte edilen güç kaynağının elektrik sistemine ağır geldiği için aşırı ısınması neticesinde yangına sebep olduğu anlaşılmakla yangının zarar görenin kusuru ile çıktığı anlaşılmakla bina malikinin kusursuz sorumluluğuna ilişkin illiyet bağının kesildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkemenin gerekçeli kararının 7 nci sayfasında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 69 uncu maddesine yollama yaparak; meydana gelen zarar ile yapı maliki arasında illiyet bağının bulunmadığını gerekçenin temeli yaptığını ve bu gerekçesini de davalı tanıklarının kendi içerisinde çelişkili beyanlarına dayandırdığını, gerekçeli kararda geçtiğinin aksine itfaiye görevlileri tanıkların kamu tanığı değil davalının gösterdiği ve dinlettiği tanıklar olduğunu, bu tanıkların beyanlarına itiraz edildiğini fakat itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, yangının güç kaynağından çıktığına ilişkin net bir belirleme olmadığını, aksine dosyada bulunan ve dava dışı kiracı tarafından gerek sigorta şirketine verilen ve gerekse dosyaya taraflarınca sunulan belgelerden kiracıya ait bir güç kaynağının varlığından söz edilemeyeceğini, yani böyle bir güç kaynağının kayden olmadığını, güç kaynağı iddiasının davalı tarafın iddiası olduğunu ve kanıtlanmadığını, ayrıca mahkemenin gerekçesine ikinci dayanak olarak, yargılama aşamasında yapılan keşif ile bilirkişi raporunu gösterdiğini, gerekçede belirtildiğinin aksine keşif tarihinde binanın tüm ana elektrik tesisatının değiştirildiğinin yerinde görüldüğünü ve davalı tarafından da bunun kabul edildiğini, dosya içerisinde bulunan "olay fotoğraflarında" yangının elektrik tesisatından çıktığının açıkça görüleceğini, bilirkişi kurulunun verdiği raporun 'İtfaiye Raporu' bölümünde "Yangın Raporunda yangının güç kaynağından çıktığı" ifadesinin yangın raporu ile çeliştiğini, yangın raporunda böyle bir ifadenin olmadığını, bu durumun da bilirkişilerin dosyayı yeterince okumadıklarını gösterdiğini, yangın raporunda yangının elektrik kontağından çıktığının açıkça yazılı olduğunu, bilirkişi kurulu raporunun itiraza uğrayan ve bilimsellikten uzak bir rapor olduğunu, yangın mahalline gidilmeden olaydan aylar sonra hazırlanan bu raporun gerekçeye dayanak yapılmış olmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yangına müdahale eden itfaiye ekibinin tanık sıfatıyla mahkeme huzurundaki anlatımlarına ve keşif sonucu rapor düzenleyen Elektrik Elektronik Mühendisi Bilirkişi...'ın denetime elverişli, usul ve yasaya uygun bulunan raporu ile yangının işyerinde bulunan güç kaynağından çıktığının, güç kaynağının tesisatın bir parçası olmadığının, seyyar olarak kullanılabilen bir cihaz olduğunun, yangının binaya ait ana elektrik panosundan veya elektrik tesisatından kaynaklanmadığının, zira binaya ait ana elektrik panosunda meydana gelecek kısa devrenin binadaki diğer daire ve işyerlerini de etkilemesi gerekirken somut olayda binadaki diğer daire ve işyerlerinin elektrik tesisatı veya elektrikli cihazlarında hasar oluşmadığının bildirilmesine, bu durumda dava dışı sigortalı kiracı...'ın elektrik tesisatının kullanımına ilişkin kusurunun davalı bina malikinin 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesinden kaynaklanan kusursuz sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunda bildirdiği sebepler ile yangın raporu ile tanık beyanlarının çelişkili olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacı ... şirketinin bina malikinin kusursuz sorumluluğu hükümleri kapsamında bina maliki olan davalıdan rücuen tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 69 uncu maddesi, Yangın Sigortası Genel Şartları.
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/20431 E., 2023/7687 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 69 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.
4. Hukuk Dairesi 2021/20431 E. , 2023/7687 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1926 E., 2021/743 K.
HÜKÜM/KARAR : İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi/Davanın Reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/1113 E., 2018/409 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıya sigortalı iş yerinde 23.02.2015 günü yağan şiddetli yağmur nedeni ile hasar meydana geldiğini, hasarın davalının sorumluluğundaki cadde ve otel içindeki kanalizasyon rögarlarının yetersizliği yüzünden yağan yağmur ve kanalizasyon sularının geri tepmesi neticesinde oluştuğunu, sigortalının zararının davacı şirket tarafından karşılandığını, davalının ise zararın % 90'ından sorumlu olduğunu açıklayıp 402.876,04 TL'nin rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yağışların afet niteliğinde olduğunu, mücbir sebep nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI
İlk Derece mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile "...ek raporda açıkça davaya konu hasarın 23.02.2015 tarihinde meydana geldiği, davalı İzsu'nun ilçenin su işlerinin 6360 sayılı yasa ile 31.03.2014 yılında devraldığı, buna göre; İlçe davalı İzsu'ya devredildikten sonra proje ihalesi açmak suretiyle girişimlere başladığı, proje ihalesi, yapım ihalesi ve yapım sürecinin bu kadar kısa zaman içinde tamamlanamayacağı belirtilerek, idareye atfedilen % 50 kusurun ihbar olunan Çeşme belediyesine atfedilebileceği tespit ve görüş olarak açıklanmıştır.
Dosya kapsamındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacıya ait otelin yapımı ve o yöredeki su ve kanalizasyon işlemlerinin bu faaliyetlerin Çeşme Belediyesinin sorumluluğunda olduğu dönemde projelendirilerek uygulandığı, buna göre bilirkişi raporundaki İzsu'ya sorumluluk atfedilemeyeceğine dair kanaatin mahkememizce de yerinde bulunduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, sigortalıya izafe edilen kusurun hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "...Sigortalı otel mevzuata uygun şekilde ruhsat alınarak yapılmış ise de dere yatağında yer alması ve deniz seviyesinin altında kalan kısımları bulunması nedeniyle yağmur drenaj hattı çekmesi gerekirken bunu yapmaması nedeniyle hasarın meydana gelmesinde kusurlu olup hasar tarihi itibariyle kanalizasyon/arıtma tesislerine dair görevler davalı İZSU'ya geçmiş ise de hasarın oluşmasına neden olan dere yatağının kapatılarak imara açılması dere yatağında yol yapılması işinin ... tarafından gerçekleştirilmesi ve davalı İZSU'nun devir sonrası ihaleler yaparak faaliyete geçmesi karşısında dava dışı belediyeye kusur izafe edilip davalıya kusur izafe edilmemesinde bir isabetsizlik görülmemiştir." gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kusura ilişkin raporun hatalı olduğunu, tespit dosyasında alınan rapor ile arasında çelişkiler bulunduğunu, sigortalı işyerinin ruhsata uygun inşa edildiğini, davalının su işlerinin devir almasının sorumluluk açısından bir değişiklik yaratmayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, işyeri sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacının ödediği bedelin zarardan sorumlu olduğu iddia olunan davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun), 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Borçlar Kanunu'nun 69 uncu maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58)
Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Anayasanın 125. maddesinde; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu belirtilmiştir.
İdareler kural olarak yürüttükleri kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlüdürler. İdari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu hizmetin eksik ya da kötü işlemesi nedeniyle meydana gelen zararın idare tarafından tazmini için varlığı gerekli ön koşullardan olan nedensellik bağının, zarar gören kişinin kusurlu olması durumunda ortadan kalkması veya idarenin kusur oranını azaltacak ölçüde zayıflaması mümkündür. Bu bağlamda zarar görenin kusuru sonucunda, kısmen sorumlu olan idarenin sorumluluğundaki azalma, zarar görenin kusuru oranındadır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 1. maddesinde; “İstanbul Büyükşehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletilmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurulduğu” belirtilmiş, aynı Kanunun 2. maddesinin (b) bendinde; “Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek” ve (d) bendinde; “Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak” İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresinin görev ve yetkileri arasında sayılmış, 25. maddesinde de; “Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez.” Ek 5. maddesinde de, “Bu Kanun diğer büyükşehir belediyelerinde de uygulanır” kurallarına yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından sigorta poliçesi ile sigortalı otelde 24.02.2015 tarihinde meydana gelen yağış nedeniyle davalı idarelerin hizmet kusuru sonucu oluşan hasarın eksper tarafından düzenlenen rapor ile belirlendiği, şirketçe sigortalıya ödeme yapıldığı, anılan tutarın idarece tazmini istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece kusur durumunun tespitine yönelik alınan raporda " İzsu İdaresine İlçenin su işlerinin 31.03.2014 yılında geçtiği ve tüm alt yapı tesislerinin kanalizasyon / arıtma vb İzsu'ya devredildiği, oluşan su baskınının zarara yol açmasının teknik olarak Ilıca deresinin kapatılarak yol yapılması ve dere yatağındaki yapılaşmalar olduğu, ancak İzsu'nun devraldıktan sonra alt yapıların yenilenmesi için proje çalışmalarını başlattığı ve ihale aşamasında olduğu davalı idare tarafından belirtilmiştir. Davalı idarenin devir almadan önce; Ilıca deresini kapatan ve dere yatağında yapılaşmaya izin veren İlçe Belediyesinin esasen İlçe bazında hasara neden olan su baskınlarında sorumlu olduğu, ancak 2014 yılında davalı idarenin yetki alanına bu şekildeki hatalı yapılan uygulamaların bulunduğu ilçede, proje çalışmaları ve ihale aşamasına gelindiği de dikkate alındığında, bu şartlar altında devir alan İZSUYA % 50 kusur verilmesinin esasen devir tarihi dikkate alındığında hakkaniyetli olmayacağı, zira oluşan bu fiili durumun dere yatağının kapatılarak yol yapılması ile ilçe bazında yıllık yağış ortalamaları da dikkate alındığında her daim sel oluşturabilecek dere yatağının kapatılarak imara açılması, yol yapılmasından dava dışı belediyenin kusurlu olabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Kanımızca İZSU, ilçenin su işleri kendisine devredildikten (31.03.2014) kısa süre sonra gerçekleşen sel baskınından dolayı kusurlu sayılmamalıdır. Bu bakımdan davalı vekilinin işbu itirazı heyetimizin yukarıda açıklanan gerekçeleriyle haklı bulunmuştur. İZSU, ilçe kendisine devredildikten sonra proje ihalesi açmak suretiyle girişimlere başlamış olup, proje ihalesi, yapım ihalesi ve yapım sürecinin bu kadar kısa zaman içinde tamamlayacağı olayların genel akışı ve hayat tecrübelerine, inşaat deneyimlerine göre rahatlıkla söylenebilir. Olayda davacıya isabet eden kusur dışında kalan % 50 kusur dava dışı Çeşme Belediyesine atfedilebilecektir" şeklinde görüş bildirildiği görülmektedir.
Mahkemece de anılan rapor karara esas alınarak zarardan davalının sorumlu olmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davaya konu yapıların zarar tarihi itibari ile malikinin davalı olduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Davaya konu zarar, kanalizasyon ve dere ıslahından kaynaklanmıştır. Yukarıdaki yasal düzenlemeler doğrultusunda zarar tarihi itibari ile bakım ve onarımından davalının sorumlu olduğu izahtan varestedir. Davalı anılan yapılar nedeni ile ortaya çıkan zarardan TBK'nin 69 uncu maddesi kapsamında kusursuz sorumlu olup yapı malikinin sorumluluğunda malik, kurtuluş kanıtı getirerek sorumluluktan kurtulamaz. Ancak illiyet bağının kesildiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. İlliyet bağını kesen sebepler ise mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru şeklinde olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Somut olayda illiyet bağını kesen sebeplerin bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davaya konu yapıların kim tarafından yapıldığı, bakım ve onarım için ne kadarlık sürenin gerektiği hususları davalı ile dava dışı belediye arasındaki iç ilişkide gözetilecek hususlardan olup bu durumun 3. kişi olan davacıya/sigortalıya yansıtılması da söz konusu olamayacaktır.
Açıklanan nedenlerle davalının meydana gelen zarardan sorumlu olduğu kabul edilerek işin esasına girilerek sigortalının ve davalının kusur durumlarının tespiti ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2019/316 E., 2019/4157 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Dava; Türk Borçlar Kanununu'nun 69. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
3. Hukuk Dairesi 2019/316 E. , 2019/4157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar; ... köyünde ikamet eden oğulları ... 'ın, elektriklerin sürekli gidip gelmesi üzerine, elektriği tamamen kesmek için davalı kuruma ait trafoda bulunan seksonel kolu indirmeye çalıştığı sırada, elektrik akımına kapılarak 19/09/2010 tarihinde hayatını kaybettiğini, davalı kurum görevlisi tarafından hazırlanan olay yeri inceleme raporunda da müteveffanın elektrik akımına kapılmış olabileceğinin belirtildiğini, savcılık soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporu doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, raporun eksik ve hatalı olduğunu, davalı tarafın olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik her bir davacı yönünden ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı; davalı kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, müteveffanın ölüm sebebinin araştırılmasının gerektiğini, dava konusu trafonun davalı kuruma ait olduğuna dair herhangi bir delil ve emarenin bulunmadığını, elektrik tesislerinin bilimsel esaslara ve kuvvetli akım yönetmeliğinde öngörülen esaslara uygun olarak yapıldığını, olayın meydana geldiği yerde herhangi bir elektrik arızasının bulunmadığını, sorumlulukları altında bulunan trafo ve hatların bakımının yapıldığını, dava konusu olayda davalı kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceğini savunarak; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; olayın meydana geldiği direğin davalı kuruma ait olmadığı, dava dışı ... 'ın mülkiyetinde bulunan tarımsal sulama amacı ile kurulmuş elektrik tesisinin bir parçası olduğu ve özel trafo niteliğinde bulunduğu, bu sebeple davalı kurumun sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; Türk Borçlar Kanununu'nun 69. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58)
Yapı malikinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamakta olup, niteliği itibariyle kusursuz sorumluluk türlerinden "olağan sebep sorumluluğu"dur. Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir.
Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur.
Elektrik enerjisinin taşındığı enerji nakil hattı ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman , sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri , bunların sebep oldukları zararı gidermek sorundadır. ( Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15)
Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5. Maddesinde; kuvvetli akım tesislerinin, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
Bu bağlamda; elektrik dağıtım şirketleri, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. Şayet özel hat olması gereken gibi tesis edilmemişse bunu düzelttirmek , gerektiğinde elektriğini kesmek durumundadır. Elektrik dağıtım şirketi, kontrol ve denetim görevini yerine getirmezse doğan zarardan müteselsil olarak sorumlu olacaktır.
Somut olayda; olay yeri inceleme raporu, adli tıp raporu, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu, tanık beyanları ve diğer belgeler dikkate alındığında; davacıların oğulları müteveffa ...'ın, 19.09.2010 tarihinde, evinin yakınındaki trafo direğine çıkarak elektrik hattındaki arızayı gidermeye çalıştığı esnada, elektrik akımına kapılarak vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece; davalı ... şirketinin, özel trafonun usulüne uygun yapılıp yapılmadığını denetlemek, elektrik verdiği ve abonelik tesis ettiği hatları kontrol etmekle yükümlü olduğu ve TBK'nın 69.maddesine göre kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, müteveffanın ölümünün enerji nakil hattından kaynaklandığı, dolayısıyla uygun illiyet bağının kurulduğu dikkate alınarak, taraf ve Yargıtay denetimine uygun, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden kusur raporu alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
(A)'ya ait beş katlı bir apartmanın balkonundan, binanın bakımındaki eksiklik nedeniyle bir beton parçası koparak (B)'nin park halindeki aracının üzerine düşmüş ve araçta hasar meydana gelmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (B)'nin zararının tazmini için sorumluluk kime aittir?
A) Sadece binanın müteahhidine
B) Binanın maliki olan (A)'ya
C) Balkonu kullanan kiracıya
D) Binanın sigorta şirketine
E) Sadece binanın yöneticisine
Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.