6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 71

Türk Borçlar Kanunu 71. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 71- Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur. Bir işletmenin, mahiyeti veya faaliyette kullanılan malzeme, araçlar ya da güçler göz önünde tutulduğunda, bu işlerde uzman bir kişiden beklenen tüm özenin gösterilmesi durumunda bile sıkça veya ağır zararlar doğurmaya elverişli olduğu sonucuna varılırsa, bunun önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletme olduğu kabul edilir. Özellikle, herhangi bir kanunda benzeri tehlikeler arzeden işletmeler için özel bir tehlike sorumluluğu öngörülmüşse, bu işletme de önemli ölçüde tehlike arzeden işletme sayılır. Belirli bir tehlike hâli için öngörülen özel sorumluluk hükümleri saklıdır. Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin bu tür faaliyetine hukuk düzenince izin verilmiş olsa bile, zarar görenler, bu işletmenin faaliyetinin sebep olduğu zararlarının uygun bir bedelle denkleştirilmesini isteyebilirler. C. Zamanaşımı I. Kural

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

59 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2020/12409 E., 2021/3851 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ
Elektrik enerjisinin, varlığı, nakli, dağıtımı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar doğurma ihtimali taşıdığından, enerji nakil hatlarından dolayı TBK m.71 uyarınca işletme hakkı sahibi olan dağıtım şirketi ve yapı maliki olarak TEDAŞ ın enerji nakil hatları ile tesislerinin malik ve işleticisi ile birlikte "tehlike sorumluluğu" da bulunmaktadır.
3. Hukuk Dairesi         2020/12409 E.  ,  2021/3851 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 24. HUKUK DAİRESİ BİRLEŞEN KADİRLİ 2. AHM'NİN 2015/638 E.SAYILI DOSYASINDA; İLK DERECE MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen asıl ve birleşen maddi ve manevi tazminat davasında asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; davacı vekili ile davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın süresi içinde davacı vekili ile davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı asıl davada, elektrik tesisat ustası olup 20/09/2008 tarihinde TEDAŞ'a ait elektrik direğinden elektrik çarpması sonucu yüksekten düşerek ağır yaralandığını, TEDAŞ tarafından hattın bakım ve onarımlarının yapılmadığından , lamba değişikliğinin vatandaşlar tarafından yapıldığını, olay nedeni ile davalının kusursuz sorumlu olduğunu, ailesinin geçimini karşılayan tek kişi olduğunu ve kaza tarihi itibariyle aylık 1.000 TL gelir elde ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları ile manevi tazminata yönelik hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak tarafına verilmesini istemiş, birleşen davada ise; asıl davadaki taleplerini davalı ...Ş.'ye yöneltmiş, 11/09/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile asıl ve birleşen davadaki maddi tazminat taleplerini 46.848,00 TL'ye yükseltmiş, ayrıca 40.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalı TEDAŞ; Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. ile arasındaki 24/07/2006 tarihli işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinde, devirden sonra açılacak davalarda Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin taraf olduğunun açıkça belirlendiğini, olayın devir tarihinden sonra gerçekleşmesi nedeni ile davada husumeti olmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Davalı ...Ş. birleşen davada; davanın zamanaşımına uğradığını, kusurunun olmadığını, zarar görenin ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. İlk derece mahkemesince; davalı Tedaş Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin dava konusu bölgedeki işletme ve bakım sorumluluğunu 24/07/2006 tarihinde, Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devretmesi nedeniyle meydana gelen olayda husumet ehliyetinin bulunmadığı, Yönetmeliklerle kendisine verilen, genel aydınlatma sistemleri kurma, işletme ve bunların bakımını yapma görevlerini yerine getirmeyen davalı ...Ş.'nin ise, olayın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu gerekçeleriyle davalı TEDAŞ aleyhine açılan asıl davanın husumet nedeniyle reddine; birleşen (Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/638 esas sayılı) dosyada 45.681,00 TL daimi maluliyet, 1.167,00 TL'lik geçici maluliyet olmak üzere toplam 46.848,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulü ile olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ...Ş. tarafından istinaf edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, hükme esas alınan bilirkişi heyeti tespit raporu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece kurulan hükümde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı ve davalı ...Ş. tarafından temyiz edilmiştir. 1-)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davalı ...Ş.'nin tüm, davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-) Davacının asıl davada, davalı TEDAŞ'a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava; Türk Borçlar Kanununu'nun 69. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. (TBK m.69; BK m.58) Enerji nakil hatları da yapı eseri niteliğinde olup, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Elektrik dağıtım piyasasının en temel aktörü Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) tüzel kişiliğe sahip, özel hukuk hükümlerine tabi, faaliyetlerinde özerk ve sorumluluğu sermayesi ile sınırlı, elektrik dağıtımıyla, elektriğin tüketicilere perakende satışı ve tüketicilere perakende hizmeti verilmesiyle iştigal eden bir iktisadi devlet teşekkülüdür. Doğal tekel niteliğindeki elektrik dağıtım faaliyeti 4628 sayılı Kanun öncesinde TEDAŞ tarafından gerçekleştirilmekte iken, 4628 sayılı Kanun uyarınca, dağıtım sektörünün, EPDK tarafından verilen dağıtım lisanslarıyla bölgesel tekeller olarak işletilmesi öngörülmüştür. 17.03.2004 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu'nun 2004/3 sayılı kararıyla onaylanarak yürürlüğe giren "Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Stratejisi Belgesi" (Strateji Belgesi) ile elektrik dağıtım ve üretim alanları için özelleştirme girişimi başlatılarak özelleştirme uygulamalarına dağıtım sektöründen başlanacağı belirtilmiş, Strateji Belgesi'ndeki eylem planına uygun olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 02.04.2004 tarih ve 2004/22 sayılı kararıyla TEDAŞ, özelleştirme programına alınmıştır. Bu kapsamda, söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan dağıtım bölgelerinin şirketleştirilmesinin tamamlanarak TEDAŞ'ın hissedarı olduğu ve dağıtım, perakende satış hizmeti yürüten 20 dağıtım şirketi oluşturulmuştur. İşlem tarihinde yürürlükteki haliyle 4628 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir." kuralı uyarınca, TEDAŞ ile %100 hisselerine sahip olduğu 20 elektrik dağıtım şirketi arasında dağıtım varlıklarının işletilmesine yönelik idarî sözleşme niteliğine sahip "İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi" imzalanmış ve Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun 07.11.2005 tarih ve 2005/125 sayılı kararıyla da; sermayesinin %100'ü TEDAŞ'a ait olan ve elektrik dağıtım bölgelerinde dağıtım lisansı ile TEDAŞ'ın uhdesinde bulunan dağıtım sisteminin işletme hakkına sahip olan veya ileride sahip olacak dağıtım şirketlerinin hisselerinin blok olarak satış yöntemi ile özelleştirilmesine karar verilmiştir. Diğer davalı ...Ş. de bu kapsamda belirlenen 20 dağıtım bölgesinden birinde kurulan bir dağıtım şirketidir. 4628 Sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 14. maddesinde TEDAŞ'ın özelleştirilmesine ilişkin olarak “Bakanlık, TEDAŞ, Elektrik Üretim Anonim Şirketi, bunların müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarının özelleştirilmesine yönelik öneri ve görüşlerini Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirir. Özelleştirme işlemleri, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümleri dairesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülür.(Ek fıkra: 10/05/2006-5496 S.K./4.mad.) TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli olan işletme ve varlıklar üzerinde, mülkiyeti saklı kalmak kaydı ile TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi düzenlenebilir. Bu özelleştirme uygulamaları çerçevesinde, bu Kanunda belirtilen piyasa faaliyetlerinde yer alan gerçek ve tüzel kişilerden, yabancı gerçek ve tüzel kişiler elektrik üretim, iletim ve dağıtım sektörlerinde, sektörel bazda kontrol oluşturacak şekilde pay sahibi olamazlar. (Ek fıkra:09.07.2008-5784 S.K./4.mad.) Elektrik Üretim Anonim Şirketi ve/veya müessese, bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıkları özelleştirme programına alınsa bile bunların bağlı oldukları Bakanlık veya kurumları ile ilgileri ve mülkiyetinin bağlı bulundukları kurum ve/veya kuruluşlara aidiyeti aynen devam eder. Ancak, bu kuruluşların özelleştirmeye hazırlanmalarına yönelik teknik, mali, idari ve hukuki işlemler, personele ilişkin işlemler ve özelleştirilmelerine ilişkin iş ve işlemler, 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilir. Ancak bu kuruluşların ve bu kapsamda oluşturulabilecek yeni anonim şirketlerin yönetim kurulu başkanlığı ve üyelikleri, denetim ve tasfiye kurulu üyelikleri ve genel müdürlükleri ile ait oldukları kuruluşlardan ayrı olarak özelleştirme programına alınan ve anonim şirkete dönüştürülmelerine gerek görülmeyen müesseselerde, müessese müdürlükleri ve yönetim komitelerine, işletme ve işletme birimlerinde bunların müdürlüklerine yapılacak atamalar ve bu görevlerden alınma işlemlerine ilişkin olarak Başbakana teklifte bulunma yetkisi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına aittir. Başbakan bu maddeyle ilgili yetkisini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanına devredebilir. “ düzenlemesine yer verilerek, TEDAŞ ile belirlenen dağıtım bölgelerinde faaliyet göstermek üzere kurulan elektrik dağıtım şirketleri arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalanması ancak konusunu oluşturan yapı ve tesisler üzerinde TEDAŞ 'ın mülkiyet hakkı saklı tutularak mümkün kılınmıştır. 4046 Sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 18/A maddesinde özelleştirme yöntemleri düzenlenirken, kiralama ve işletme hakkının devredilmesi de özelleştirme yöntemleri arasında gösterilmiş ayrı ayrı belirtilmiş, 18/A-b maddesinde kiralama “kuruluşların aktiflerindeki varlıklarının kısmen veya tamamen bedel karşılığında ve belli bir süre ile kullanma hakkının verilmesidir.”, şeklinde, 18/A-c maddesinde İşletme Hakkının Verilmesi “Kuruluşların bir bütün olarak veya aktiflerindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin-mülkiyet hakkı saklı kalmak kaydıyla bedel karşılığında belli süre ve şartlarla işletilmesi hakkının verilmesidir.” şeklinde tanımlayarak, her iki durum biribirinden ayrılmıştır. İşletme hakkının devredilmesinde “belirli süre” ile devredilebileceği kabul edilmiştir. İşletme hakkının devredilmesinde esas olan bir malın kullanımı değil, Kamu İktisadi Kuruluşu tarafından hali hazırda yürütülmekte olan hizmetlerinin, işletme hakkını devralan tarafından yerine getirilmesine devam edilmesi ve hizmetlerin iyileştirilmesidir. Bu duruma göre olayın gerçekleştiği enerji nakil hattının işletme hakkı devir sözleşmesi ile (mülkiyetinin değil ) diğer davalıya işletim hakkının devredildiği, TEDAŞ'ın faaliyet alanında yer alan ve dağıtım faaliyeti için gerekli işletme ve varlıklardan olduğu konusunda şüphe bulunmayan enerji nakil hattı üzerindeki mülkiyet hakkı kanun düzenlemesinde de saklı tutulmuştur. Yapı niteliğinde olan enerji nakil hattından kaynaklı elektrik çarpması sonucunda yaralanma olayından dolayı yapının esas sahibi olarak TEDAŞ ile diğer işletme hakkı sahibi davalı ... şirketinin birlikte sorumluluğu bulunmaktadır. Somut olayda, davacı davalılardan TEDAŞ'ın yapı sahibi olarak maliki olduğu, diğer davalının ise işletme hakkı devir sözleşmesiyle işletmekte bulunduğu enerji nakil hattından kaynaklı elektrik çarpması sonucunda yaralanmasından dolayı, asıl davada TEDAŞ'tan maddi tazminat (geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı) isteminde bulunmuştur. Elektrik enerjisinin, varlığı, nakli, dağıtımı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar doğurma ihtimali taşıdığından, enerji nakil hatlarından dolayı TBK m.71 uyarınca işletme hakkı sahibi olan dağıtım şirketi ve yapı maliki olarak TEDAŞ ın enerji nakil hatları ile tesislerinin malik ve işleticisi ile birlikte "tehlike sorumluluğu" da bulunmaktadır. Davalı her iki şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Davalı TEDAŞ, davada husumetin yanlış yöneltildiğini, imzalanan 24/07/2006 tarihli "İşletme Devir Hakkı Sözleşmesi" ile davaya konu enerji hattının ve bu hattan kaynaklanan sorumluluğun Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredildiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, işletme devir hakkı sözleşmesi ile hattan kaynaklı sorumluluğun Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye devredilmesi nedeni ile davalı TEDAŞ'ın olay nedeni ile sorumluluğu olmadığı gerekçesiyle asıl davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir. Her ne kadar, TEDAŞ ile Toroslar Elektrik Dağıtım A.Ş. arasında sorumluluğa ilişkin düzenlemeler içeren işletme hakkı devir sözleşmesi var ise de; davacı bu sözleşme yönünden 3. kişi konumunda olup, sözleşme hükümleri davacı yönünden bağlayıcı değildir. Sözleşme, ancak iç ilişkide, diğer bir anlatımla sözleşmenin tarafları arasında uygulanabilir. Olayın gerçekleştiği tarihte ve halen enerji nakil hattının maliki ilgili kanun gereği davalı TEDAŞ olup, diğer davalı bu enerji hatlarının işleticisi konumunda bulunduğundan husumetin TEDAŞ' a yöneltilmesinde bir hata yoktur. O halde mahkemece, olay tarihinde enerji nakil hattının maliki olması nedeniyle TBK m.71 uyarınca "Tehlike Sorumluluğu" ile TBK m. 69 uyarınca "Yapı malikinin sorumluluğu" na dayanarak TEDAŞ'a husumetin yöneltilebileceği dikkate alınarak asıl davada da işin esasına girilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı gerekçelerle husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın asıl dava bakımından bozulması gerekmiştir. İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalı ...Ş.'ni tüm davacının sair temyiz itirazlarının reddine; ikinci bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, asıl dava yönünden temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanun'un 371 inci maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 08/04/2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Mustafa Karasüleymanoğlu’nun evinin önünde bulunan sokak aydınlatma direğinde bulunan lambanın patlaması sonucu serbest elektrik tesisat ustası olarak çalışan davacı ...’ın Mustafa tarafından tamirat için çağrılması sonucu davacı tamirat esnasında 20.9.2008 tarihinde direkten düşerek yaralanmıştır. Davacı tarafından maddi ve manevi tazminat istenmiştir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, davalı TEDAŞ’ın olayda sorumlu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Daire çoğunluğu tarafından TEDAŞ’ın, sokak aydınlatma direğinin mülkiyetinin TEDAŞ’a ait olması nedeniyle TBK 69. madde uyarınca ve aynı zamanda enerji nakil hattının işletilmesinden doğan TBK madde 71 kapsamında tehlike sorumluluğu nedeniyle sorumlu olacağına karar verilmiştir. Davalı TEDAŞ ile diğer davalı ... AŞ arasında 24.7.2006 tarihinde işletme hakkının devri sözleşmesi imzalanmıştır. Kaza devir sözleşmesinden sonra vuku bulmuştur. Sözleşmenin 3.1. maddesine göre devir sözleşmesinin konusunu, dağıtım bölgesindeki mevcut ve yeni yapılacak elektrik dağıtım sisteminin, dağıtım tesislerinin ve dağıtım tesislerinin işletilebilmesi için varlığı zorunlu diğer taşınır ve taşınmazların dağıtım faaliyeti için işletme hakkının devrini oluşturmaktadır. Elektrik dağıtım sistemindeki tesislerin mülkiyeti TEDAŞ’a aittir. Davalı taraflar arasındaki sözleşme ile elektrik tesisisin işletilmesi tamamen Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ’ye ait olup TEDAŞ’ın işletme ile ilgisi ve görevi kalmamıştır. Sözleşme kapsamına göre elektrik işletmesini birlikte yapmaları ve sorumlu olmaları düşünülemez. Meydana gelen kaza, sokakta bulunan aydınlatma direğinin patlak ampulünün değiştirilmesi sırasında olduğundan yapılan işi nitelemek gerekir. Sokak direklerinin mülkiyeti TEDAŞ’a ait olsa da aydınlatmanın devamının sağlanması ve mevcut arızaların giderilmesi Toroslar şirketinin işletme hakkı kapsamındadır. Kaza yapı eseri olan direğin varlığından veya (örneğin direğin devrilmesi gibi) direğin oluşturduğu kaza değildir. Kaza tamamen işletme hakkının yürütülmesinden doğmuştur. Kaldı ki, sokak direklerindeki patlak ampullerin değiştirilmesi ve onarılması vatandaşlara ait olmayıp elektrik şirketine aittir. Patlak ampulün değiştirilmesi yapı eseri niteliğinde değildir. Bu nedenle olayda TBK madde 69 kapsamında yapı malikinin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden davalı TEDAŞ sorumlu tutulamaz. TBK 71. madde tehlike sorumluluğunu düzenlemektedir. Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğması gerekir. Yapılan sözleşmeye göre işletme hakkı tamamen Toroslar şirketine devredilmiş, TEDAŞ’ın işletme hakkı ve görevi sona ermiştir. Patlak ampulün değiştirilmesi, onarılması TEDAŞ’ın görevleri arasında değildir. Elektrik dağıtım sistemi TEDAŞ tarafından işletilmediğinden, işletme faaliyeti bulunmadığından TEDAŞ yönünden madde 71 kapsamında tehlike sorumluluğuna da gidilemez. Tehlike sorumluluğu tesise malik olmakla değil, bu tesisin işletilmesi ile doğar. Yukarıda yazılan gerekçelerle olayda TBK m. 69 ve 71. madde kapsamanda TEDAŞ’ın sorumluluğuna gidilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunan yerel mahkeme kararının onanması düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.08/04/2021

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2024/382 E., 2025/830 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
3. Hukuk Dairesi         2024/382 E.  ,  2025/830 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/879 E., 2023/1573 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/228 E., 2022/254 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istemli ve davalı ... vekili tarafından ise duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu uyuşmazlıkta davacılar yönünden reddedilen miktarın karar tarihi itibariyle duruşma sınırı olan 358.150,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçelerinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin murisi ...'nın, davalı ...'e ait bina inşaatında çalışırken 27.10.2009 tarihinde elektrik çarpması sebebiyle hayatını kaybettiğini, olayın iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmaması sebebiyle gerçekleştiğini, davalı ...'in inşaat alanı üzerinde bulunan OGH/ENH hattı elektrik güzergahının değiştirilmesi ve enerji nakil hatlarının kaldırılması isteğiyle 07.05.2009 tarihinde davalı YEDAŞ Ayancık İşletme Şefliğine müracaat ettiğini, davalı YEDAŞ tarafından 11.05.2009 ve 10.07.2009 tarihlerinde inşaat alanına iki kez ekip gönderildiğini, enerji nakil hatlarına müdahale ederek güzergah değiştirmeden ve güzergah değişim işini 2010 yılı programına ekleyerek sadece çıkma ahşap direkler dikerek hattın/ tellerin mesafesinin yükseltildiğini, ölümlü kazanın meydana gelmesine mütakip ise güzergah değişimini derhal gerçekleştirdiğini, Ceza Mahkemesi dosyasında alınan raporda davalıların kusurlu olduklarının tespit edildiğini, murisin vefatı sebebiyle eşi ve çocukları olan müvekkillerinin maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılardan Sevim, Bengül ve ... için ayrı ayrı 1.000,00'er TL maddi tazminat ile Sevim için 200.000,00 TL, diğerleri için ise ayrı ayrı 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile Sevim için 687.366,00 TL, Bengül için 3.347,00 TL ve ... için 39.283,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davanın husumet nedeniyle reddini gerektiğini, kalp ameliyatı olması nedeniyle kazanın meydana geldiği tarihte inşaattaki yetkisini ölen ...'ya devrettiğini, ölenin gerekli tedbirleri almaması nedeniyle kazanın meydana geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı YEDAŞ vekili; davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm raporlar bir arada değerlendirildiğinde, davalı ...'in Ceza Mahkemesindeki mahkumiyeti ile Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında davalı ...'in %60 ve etkin kusurlu olduğu hususunda uyuşmazlığın bulunmadığı, raporlardaki uyuşmazlığın davacıların desteğinin kusur oranı ile davalı YEDAŞ'ın kusur oranı hususunda olduğu, açıklandığı üzere destek ile Tahsin arasında eser sözleşmesinin bulunduğu, yapılan yapıya ilişkin iki katlı yapı yapılması hususunda izin alındığı ve İl Özel İdare cevabi yazısında taşınmaz için iki katlı yapı yapılmasına izin verildiği, davalı YEDAŞ tarafından iki katlı yapı yapılmasına uygun olarak EKAT yönetmeliğine uygun olarak güzergah değişikliğinin yapıldığı, davalı ...'in iki kat yerine dört katlı kaçak yapı yapmaya çalıştığı, davalı YEDAŞ tarafından oluşturulan ENH'nın iki katlı yapı için EKAT Yönetmeliğine uygun olduğu, her ne kadar ENH'na ilişkin irtifak hakkı bulunmamış olsa dahi davalı ...'in el atmanın önlenmesi, irtifak hakkı tesisi veya davalı YEDAŞ'ın dört katlı yapıya uygun hale getirilecek güzergah değişikliği ile her türlü tehlikeyi önleyebilecekken bu tedbirlerden hiç birini almaması ve inşaattaki çalışmayı durdurmaması, desteğin de inşaat ustası olduğu dikkate alındığında inşaatın çalışması esnasında tehlike arz eden ENH bilmesine rağmen gerekli tedbirleri almaması nedeniyle ağır kusurlu oldukları, destek ile davalı ...'in ağır kusuru nedeniyle 03.09.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda da belirtildiği üzere davalı YEDAŞ yönünden illiyet bağının kesildiği, bu nedenle davaya konu kaza nedeniyle kusursuz olduğu, Ceza Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı YEDAŞ sanıklarının tali kusurlu olduğu belirtilmiş ise de Asliye Ceza Mahkemesi kararı ile davalı YEDAŞ işletme müdürü ile başmühendisinin CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraat ettikleri ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, her ne kadar 06.01.2020 havale tarihli bilirkişi raporu ile İTÜ'den alınan 27.05.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda kazanın iş kazası olarak nitelendirilmesinin Mahkemeyi bağlamadığı, ancak her iki raporda da belirlenen kusur durumlarının yaşanan kazanın mahiyeti ile uyumlu olduğu, eser sözleşmesi nedeniyle yapım esnasında meydana gelen kazada desteğin %60, Tahsin'in %40 ve davalı YEDAŞ'ın ise kusursuz olduğu, davacıların davalı ...'in %60 kusuru oranında talep edilebileceği, davalı YEDAŞ yönünden davanın reddi gerektiği, davacıların talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatlarının TRH-2010 tablosuna göre hesaplanması neticesinde davacılardan .... için 859.207,85 TL, .... için 4.183,98 TL, ... için 49.104,06 TL, ... için 1.240,87 TL, dava dışı ... için 61.170,66 TL olarak hesaplandığı, bu tazminatın davalı ...'den kusuru oranında (%60) talep edilebileceği, davalı ...'in kusur oranı, tarafların sosyo-ekonomik durumları ile yaşanan olay nedeniyle davacıların yaşadığı elem ve üzüntü dikkate alınarak hüküm altına alınan manevi tazminatların belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacılardan .... için 515.524,71 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 2.510,38 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 29.462,43 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi, ... için 30.000,00 TL manevi tazminatların olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...'den tahsiline, davalı YEDAŞ yönünden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, ceza dosyası kapsamı, alınan bilirkişi raporları ve olayın meydana geliş şekli dikkate alındığında davalı YEDAŞ'ın kusurunun bulunmadığına yönelik kabulün yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; davalı YEDAŞ'ın kusursuz kabul edilmesinin yerinde olmadığını, desteğin etkin kusurlu kabul edilmesinin dosya kapsamına göre haksız olduğunu, kusursuz sorumlu olan davalı YEDAŞ yönünden illiyet bağının kesilmediğini, ceza dosyasında alınan ve davalı YEDAŞ'ın kusurlu olduğunu belirten raporun değerlendirilmediğini, 30.03.2020 tarihli raporda belirtildiği üzere davalı ...'in %60, YEDAŞ'ın %20 ve desteğin %20 kusurlu oldukları kabul edilerek karar verilmesi gerektiğini, yeni asgari ücret beklenmeden karar verilmesinin de hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatların düşük olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; elektrik direğinin kaldırılması için 6 kez dilekçe verildiğini, kazadan hemen sonra direklerin ve elektrik hattının güzergahının değiştirildiğini, dolayısıyla davalı YEDAŞ'ın kusursuz kabul edilemeyeceğini, tanık beyanları ile sabit olduğu üzere tüm uyarılara rağmen üst kata çıkan ve çalışma yapan desteğin kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, kaldı ki asıl sorumlunun işi alan dava dışı Bekir olduğunu, Mahkemece bu hususun da değerlendirilmediğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminatların çok yüksek olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, elektrik çarpması nedeniyle desteğin ölümünden kaynaklı destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71. maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." 2. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin "İkinci" bölümünün "Genel Hükümler" başlığı altındaki "Kuvvetli akım tesislerinin güvenliği" alt başlığında yer alan 5. maddesi şöyledir: "Kuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır. Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri sağlanmalıdır.". Aynı Yönetmeliğin ’bakım ve onarım’’ başlıklı 27. maddesi; "Tesislerin ve aygıtların teknik belgelerinde belirtilen aralıklarda bakım ve onarımları yapılmalıdır. Yapılan bakım ve onarımlar kalıcı bir şekilde kaydedilmelidir."; 36. maddesinin 'Dokunmaya ya da rastgele dokunmaya karşı korunma:' başlıklı (c) bendinin 1 inci fıkrası; 'Açık hava tesisleri görevli olmayan kimselerin giremeyeceği biçimde kilitli olarak yapılmalıdır.", "Kuvvetli akım tesislerine girmek" başlıklı 59. maddesi; "Kuvvetli akım tesislerine meslekten olmayan kimselerin girmesine ve özel gereçler olmadan bunlara dokunulmasına izin verilmez. Ayrıca tesislerin girişinde işletme personeli için gerekli iş güvenliğimalzemeleri her zaman hazır bulundurulacaktır. Bu tesislere herhangi bir nedenle geçici olarak herkesin girmesine izin verilirse, meslekten olmayanların, tehlikeye uğramasını önleyecek önlemler alınacaktır. Kuvvetli akım tesislerine girilmesi ziyaretçiler için tehlikeli olacaksa bunların ancak işletme tarafından özel olarak görevlendirilmiş olan ve tesisleri tanıyan bir kimsenin gözetimialtında küçük topluluklar halinde girmesine izin verilir."; Kuvvetli akım tesislerinin denetimi ve güvenliği başlıklı 67. maddesinin (b) bendi ise; "İşletme tarafından tesisin özellikleri göz önüne alınarak belirli aralıklarla denetleme ve yoklamaların süresi hiç bir zaman 2 yılı geçmemelidir. Yoklama ve bakımların sonuçları düzenli olarak kaydedilmelidir." şeklinde düzenlenmiştir. 3. Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk hallerinin olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayırıma tabi tutarken, 6098 sayılı Kanun tarafından açıklanan hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. 4. 6098 sayılı Kanun'un 71. maddesinin birinci fıkrasına göre; "Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur." Açıklanan yasal düzenleme uyarınca, tehlikeli işletme sahibi ve varsa işleten, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlardan sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki illiyet bağının kesilmiş olmasıdır. 5. Tehlike sorumluluğunun dayandığı temel ilke "Tehlike İlkesi" dir. Tehlike esasına dayanan kusursuz sorumluluğun doğması için, tehlikeli bir olgu ve meydana gelen zarar ile söz konusu tehlikeli olgu arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Tehlikeli bir faaliyeti ile başkasına zarar veren kimse, bu zararın ortaya çıkmasında hiç kusuru olmasa bile sorumludur. Dolayısıyla mahiyeti gereği tehlike oluşturan bir girişimde bulunan kimse, kusurlu olmasa dahi, girişimin neden olduğu zararları tazmin etmek zorundadır. 6. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira, bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple, sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından; bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15). 7. Sorumluluk hukukunun önemli öğelerinden biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda, kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Uygun illiyet bağı ancak üç halde kesilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusurudur. 8. Kusursuz sorumlulukta, zarar gören kişinin kusurun varlığını ispat etme zorunluluğu yoktur. İşletme sahibi veya işletenin meydana gelen zarardan sorumlu tutulabilmesi için kusuru aranmaz. Aksine kusursuz sorumlu olan davalının, olayla zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını kanıtlaması gerekir. Ancak, aynı zamanda sorumlu kişinin zararın doğumunda kusuru varsa, bu kusur munzam (ek) kusur olarak gözönünde tutulur. Munzam kusur halinde, kusursuz sorumlu kişi illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı gibi tazminat miktarının takdirinde bu kusur gözönünde tutulabilecektir. 9. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin 5. maddesinde; "Kuvvetli akım tesisKuvvetli akım tesisleri her türlü işletme durumunda, cana ve mala herhangi bir zarar vermeyecek ve tehlike oluşturmayacak bir biçimde yapılmalıdır. Herhangi bir kimsenin dikkatsizlikle de olsa yaklaşabileceği uzaklıktaki kuvvetli akım tesislerinin gerilim altındaki bölümlerine (aktif bölümler) dokunulması olanaksız olmalıdır ve ilerideki bölümlerde belirtilen emniyet mesafeleri ile koruma önlemleri sağlanmalıdır." denilmiştir. 10. Bu bağlamda; elektrik iletim ve dağıtım şirketleri, elektriğin iletildiği hatları denetlemek ve kontrol etmekle yükümlüdür. 11. Dava konusu olayın gerçekleştiği inşaat sahasında yer alan ENH'nin, taşınmaz üzerinden geçişinin her hangi bir geçit irtifakına dayanmadığı gibi yapılacak olan inşaata engel teşkil ettiğinden diğer davalı inşaat sahibince inşaat alanı üzerinde bulunan OGH/ENH hattı elektrik güzergahının değiştirilmesi ve enerji nakil hatlarının kaldırılması istemiyle davalı ... şirketine davaya konu olay öncesinde başvuruda bulunduğu halde davalı ... şirketinin inşaat mahallinde inceleme yapıp bir yıl sonrası yatırım planına aldığı, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğine uygun olmayacak şekilde ahşap direkler üzerine hattın alınarak sorunun çözümünün geçiştirildiği davaya konu elektrik çarpılması olayı sonrasında ise ancak hattın tehlikeliliğinin ortadan kalkacak şekilde güzergah değişimi gerçekleştirilmiştir. 12.Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin iletim ve dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı ... şirketinin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Davalı ... kendisine yapılan müracaatla taşınmazda geçit irtifakı oluşturmadan inşaat sahası üzerinde elektrik hattının bulunduğu konusunda bilgilendirilmiş ise de inşaat çalışması sırasında gerekirse tehlike oluşturan hattın elektriğinin kesilmesi, inşaatın ruhsata aykırı yapıldığı durumda il özel idaresine başvuru yolu ile engel olabileceği halde buna tevessül edilmediği gibi inşaat sahibinin inşaat sahasında tehlike oluşturan hattın kaldırılmasına ilişkin başvurunun yapıldığı halde tehlikelilik halinin ortadan kaldırılacak şekilde çözüme kavuşturulmamıştır. Olayda zarar gören mütevvefanın dikkatsizliği ile inşaat sahibinin kusuru olsa bile elektrik hattının işletilmesi ile ölümün meydana gelmesi arasındaki uygun illiyetbağını kaldıracak ağırlıkta olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda mütevvefa kusuru için mütefarık kusur kabulü ile tazminat tutarından indirim sebebi oluşturabilir. İnşaat sahibi olan diğer davalı ile dağıtım şirketinin kusuru ise ancak tazminatın ödenmesi sonrasında sorumlular arasında görülecek olan rücu davasında değerlendirilmesi mümkündür. 13. Ayrıca davalı YEDAŞ çalışanlarına karşı açılan ceza dosyasında çalışanlar yönünden verilen beraat kararının delil yetersizliğine dayandığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin hükme esas alınan 03.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile giderildiğinin kabul edilemeyeceği, zira davalı YEDAŞ'ın yukarıdaki maddeler uyarınca meydana gelen olayda kusursuz sorumlu olduğu, gibi yine kazanın meydana geldiği dördüncü katın çalışmaya uygun olmamasına rağmen nakil hattının güzergahı değişinceye kadar inşaat çalışması sırasında davalı YEDAŞ'ın nakil hattının elektriğinin kesilmediği, resmi mercilere müracaatla inşaatı durdurmadığı gibi gerekli denetim ve uyarı yükümlülüklerini de yerine getirmediği sabit olduğundan, davalı YEDAŞ yönünden illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği anlaşılmakla, bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 14.Yine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 56/2 maddesi uyarınca; hâkimin, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı, onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim; bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. 15.Somut olayda; manevi tazminat miktarının tayini yönünden, meydana gelen olayın oluş şekli, biçimi, ölenin yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacı anne ile çocuklarda oluşturduğu üzüntünün elem ve derecesinin aynı oranda olamayacağı da dikkate alınarak, davacıların manevi dünyalarında oluşan yıkımı, acıyı ve kederi bir nebze de olsa giderici ve hafifletici olması açısından, hakkaniyete uygun bir miktar tazminata karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davacı eş ve çocuklar için aynı miktarda ve düşük oranda manevi tazminatlara hükmedilmesi de doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 16.Bozma nedenine göre, davacılar vekili ile davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 73/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacılar ile davalı ... yararına BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre davacılar ile davalı ...'in sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, elektrik çarpması sonucu desteğin ölümü nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat istemidir. Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, oluşan zararda davalı YEDAŞ hakkında illiyet bağının kesilip kesilmediği noktasında toplanmaktadır. Müteveffa ..., davalı ...’ın yaptırdığı bina inşaatında çalışmakta iken inşaatın yakınından geçen elektrik hattına yakınlaşması nedeniyle akıma kapılıp vefat etmiştir. Olayda YEDAŞ’ın TBK 71. madde kapsamında tehlike sorumluluğu bulunmaktadır. TBK madde 52/1’e göre “Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.” Maddeye göre, zarar görenin ağır kusuru illiyet bağını kesen sebeplerden birisidir. Davalı ...’in ev ruhsatı iki katlıdır ve buna göre yapılan elektrik hattı EKAT (Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri) Yönetmeliğine uygundur. Ancak davalı inşaatını kaçak olarak dört katlı yapmıştır. Bu nedenle inşaat elektrik hattına yakınlaşmıştır. Bu durumun tehlike arz ettiğini inşaat sahibi ve kazalıyı çalıştıranın bilmekte ve birçok kez YEDAŞ ile yazışma yapmışlardır. YEDAŞ, ilgili düzeltmeyi 2009 yılı 11. ay programına aldığını bildirmesine rağmen beklemeden kazalı çalışma gerçekleştirmiştir. Tanık anlatımlarına göre de kazalıyı çalıştıran ...’ın kazalıyı kesin bir şekilde yukarıya çıkmaması için uyardığı, başka alanda çalışması yönünde talimat verdiği buna rağmen kazalının yukarıya ip çekmeye çıktığı ve kazanın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Kazalı kişinin gerek yaşı ve olgunluk seviyesi, işverenin uyarısı dikkate alındığında elektrik akımının tehlikesinin farkında olduğu anlaşılmaktadır. YEDAŞ’ın gerekli düzenlemeyi yapmasının beklenmemesi de ayrıca kazalının ağır kusurunu oluşturmaktadır. Bilirkişi heyetlerinden alınan beş farklı raporun dördünde YEDAŞ kusursuz bulunmuş, YEDAŞ görevlileri hakkında beraat kararı verilmiştir. Davalı YEDAŞ’ın elektrik akımını EKAT Yönetmeliğine uygun olarak yaptığı, buna rağmen yine YEDAŞ’ın düzeltme programının beklenmediği, YEDAŞ’ın inşaatı durdurma görevi bulunmadığı, kazaya davalının kaçak yapı yaparak binayı yükseltmesinin neden olduğu, kazalının tehlikeli durumu bilerek ağır kusuru ile çatıya çıktığı nedenleri göz önüne alındığında kazalının ve davalı ...'in ağır kusuru YEDAŞ yönünden illiyet bağını kestiği ve sorumlu tutulamayacağı, yerel Mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
3. Hukuk Dairesi, 2023/2424 E., 2024/626 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71 inci maddesi
3. Hukuk Dairesi         2023/2424 E.  ,  2024/626 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2807 E., 2022/2821 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/140 E., 2022/217 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkiline ait 1125, 837 ve 838 parsel sayılı taşınmazlarda 130 dekar experya cinsi buğday ekili olduğunu, 05.07.2020 tarihinde elektrik dağıtım hattından kaynaklanan nedenlerle yangın çıktığını, rüzgarın etkisiyle müvekkiline ait ekili alanların, sulama amaçlı bulunan 70 adet 125 lik boru ile 200 adet 3 lük sulama borusunun 100 adet fıskiye takımının (tabanca, pabuçlar, başlık) yandığını, olay sonrasında jandarma ve köy muhtarlığı tarafından tutanak tutulduğunu, tanıkların olay anını gördüğünü, davalı şirkete yapılan müracaatın sonuçsuz kaldığını, müvekkilinin yanan ekin ve sulama malzemesi nedeniyle 100,000,00 TL maddi zararının bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 22.04.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 232.123,00 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP 1. Davalı vekili; yangının elektrik tellerinden kaynaklandığına dair bilgi olmadığını, anız yakıldığının davacı tarafından bildirildiğini, tarla üzerinden bir direk veya hattın geçmediğini, komşu tarladaki anızın yakılmasından dolayı zarar talep edildiğini, müvekkili şirketin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, hatların mülkiyetinin TEDAŞ'a ait olduğunu, kendilerine sorumluluk yüklenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Feri müdahil vekili; müvekkili şirketin, davalı şirkete ait elektrik aksamlarının bakımını düzenli olarak yaptığını, hem müvekkili hem davalı şirketin sorumluluğunun bulunmadığını, yangının başka nedenlerden çıkmış olabileceğini, olay tarihi itibariyle ürünün kuru olduğunu, sulamasının sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 02.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, davacının tarlasındaki yangının komşu taşınmazda yer alan davalı şirkete ait hatbaşı seksiyoner devresindeki, orta gerilim sigorta tertibatındaki arızadan kaynaklandığı, direkteki sigorta patronlarına takılması gerektiği halde sigorta takılmadığı ve iletken düz tel ile bağlandığı, tel gevşekliğinden kıvılcım oluşarak etrafa saçıldığı ve yangının başladığı, yangından hemen önce duyulan patlama sesinin ve devamındaki su kesintisinin bu hususu desteklediği, davalının yangının meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu, olay günü köy ihtiyar heyeti ve jandarma tarafından ayrı ayrı tutulan tutanaklar ve akabinde tutulan İl Tarım Müdürlüğü tutanaklarına göre yanan alanın yaklaşık 130 dekar olduğu, sulama malzemelerinin zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kabulü ile 233.123,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve feri müdahil vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili; meydana gelen olay neticesinde doğan zarardan müvekkili şirkete kusur izafe edilemeyeceğini, dava dilekçesinde de müvekkilinin kusurunun bulunduğuna yönelik iddiada bulunulmadığını, davacının yan tarlarda anız yakılması sonucu rüzgarla tarlasına kıvılcım sıçrayıp bunun yangına sebep olduğunun belirttiğini, yandaki tarlanın elektrik tellerinden kaynaklı bir yangın olduğuna dair herhangi bir bilginin bulunmadığını, tarlada müvekkiline ait bir direk veya hattın geçmediğini, bu sebeple yangına elektriğin sebep olabileceğini gösterir herhangi bir emarenin de bulunmadığını, bilirkişinin tamamen varsayımsal tespitlerde bulunduğunu, birim fiyatların resmi olmadığını, yapılmayan giderlerin hesaba katıldığını, sulama borularının fiyatının fahiş belirlendiğini, talep konusu olmayan parselin hesaba katıldığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Feri müdahil vekili; meydana gelen olay neticesinde doğan zarardan müvekkili şirkete kusur verilemeyeceğini, dava konusu olayla müvekkilinin hiçbir ilgisinin bulunmadığını, yangına elektriğin sebep olabileceğini gösterir herhangi bir emarenin de bulunmadığını, davacının tamamen komşu tarlanın anız yakması sonucu tarlasına sıçrayan yangını müvekkiline yükleyerek zararını tahsil etme yoluna gittiğini, söz konusu hattın tüm rutin bakımlarını yaptığını, hatta arıza veya kesinti olduğuna dair herhangi bir ihbar bulunmadığını, itfaiye raporunun sonra düzenlendiğini, davacının zararını sigortadan aldığını, sulama aletlerinin bulunmasını gerektirir durum olmadığını, karara dayanak olan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hatalı bir şekilde tüm kusur taraflarına aitmiş gibi hesaplama yapıldığını, talep konusu olmayan parselin hesaba katıldığını, tanık beyanları dikkate alınmadığını, alan tespitinin yanlış yapıldığını ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece alınan elektrik bilirkişi raporu, görgüye dayalı tanık beyanları, itfaiye raporu, olaya ilişkin kolluk ve diğer tutulan tutanaklar ile eldeki dosya ile soruşturma dosyasında sunulan bilgi ve belgeler ile kusur raporunun birbirini teyit ettiği, zarar görenin veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesecek yoğunlukta bir kusurunun kanıtlanmadığı, meydana gelen olay nedeniyle davalı şirketin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili ile fer'i müdahil vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, enerji nakil hattından çıktığı ileri sürülen yangın nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme" kenar başlıklı 71 inci maddesi 2. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin ‘’İkinci’’ bölümünün ‘’Genel Hükümler’’ başlığı altındaki ‘’Kuvvetli akım tesislerinin güvenliği’’ alt başlığında yer alan 5 inci maddesi ile ‘’bakım ve onarım’’ başlıklı 27 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, alınan bilirkişi raporu ile yangının komşu taşınmazda yer alan davalı şirkete ait orta gerilim sigorta tertibatındaki arızadan kaynaklandığının ve söz konusu tesiste ayrıca bakım eksikliği bulunduğunun belirlenmesine, davalı şirketin 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesi uyarınca tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğunun bulunmasına göre, davalı ve feri müdahil vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde fer'i müdahile iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/3895 E., 2024/2276 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Kanun'un ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme‘’ kenar başlıklı 71 inci maddesi.
3. Hukuk Dairesi         2023/3895 E.  ,  2024/2276 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2890 E., 2023/665 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kumluca 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/122 E., 2022/266 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalıya ait elektrik hattının birbirine yakın olması ve fırtınanın telleri çarpıştırması nedeniyle ortaya çıkan kıvılcımların üzerinden geçtiği taşınmazda bulunan nar ve zeytin bahçesinde yangına sebebiyet verdiğini, ceza soruşturmasında alınan rapora göre ağaçların kaybı yönünden 292.168,00 TL, tarımsal faaliyette kullanılan malzemeler için 10.750,00 TL olmak üzere toplamda 302.878,00 TL zararının meydana geldiğini, yeniden gelir getirmesi için zaman ve harcama gerektiğini, uzun yıllar gelirden mahrum kalacağını ileri sürerek; fazla hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 302.878,00 TL'nin 20.09.2016 olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, yangının davacının kusuruyla meydana geldiğini, olay yerinin incelenmesinde davacıya ait elektrik panosundan seyyar olarak alınan kablonun bahçenin başka bir kısmına elektrik taşıdığı ve yanık olduğunun tespit edildiğini, enerji alınan prizin ve seyyar kablonun projeye aykırı olduğunu, sözleşmede belirlenenden daha fazla enerji çekildiği, bu konuda müvekkiline başvuru yapılmadığını, kablonun aşırı ısınma ve yüklenmesiyle kısa devre yaparak yangına sebebiyet verdiğini, davacının iddiasının doğru olmadığını, savcılık dosyasındaki raporun gerçeği yansıtmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2017/11 E., 2019/1504 K. sayılı kararıyla; soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporunun tahmine dayalı ve bilimsellik uzak olduğu, alınan bilirkişi raporlarına itibar edilerek, her ne kadar orman yangınının davalının yangın mahallinden çıktığı belirtilmiş ise de bu durum söz konusu orman yangınını davalının çıkarmış olduğu anlamına gelmediği, davalının yangın mahallinde olması dışında yangını çıkardığına dair somut bir delil bulunmadığı, yangına davalının sebep olduğu kanıtlanmadığını gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2. Bölge Adliye Mahkemesinin 11.02.2021 tarihli ve 2019/1613 E., 2021/191 K. sayılı kararıyla; Orman İşletme Müdürlüğüne, davalı şirkete ve ilgili belediye başkanlığına müzekkere yazılarak varsa olaya ilişkin yangın hasar tutanağı ve yangın söndürme tutanağı ile hasar raporunun titizlikle araştırılarak dosyaya getirtilmesi, gerekirse davacı tanığının bu konuda yemini hatırlatılarak yeniden beyanının alınması, davacı savcılık aşamasında dosyaya sunulan bilirkişi ...'tan alınan rapora delil olarak dayanmış olmakla bilirkişinin ve dosyada alınan raporlarda imzası bulunan elektrik mühendisi bilirkişilerin duruşmada dinlenerek, olay tarihindeki tespitler, tanık anlatımları, meteoroloji verileri, uzman görüşü (tellerin çapraşık olduna dair) ve dosya içindeki fotoğraflarda incelenerek açıklayıcı beyanlarının alınması, Mahkemece lüzum görüldüğü takdirde aralarında elektrik bilirkişisinin de bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan, yangının çıktığı noktanın belirlenmesi ve yangının çıkış nedenine ilişkin denetime elverişli açık rapor alınması, yangının çıkış nedeni ve yeri tam olarak tespit edildikten sonra şayet yangının elektrik tellerinden kaynakladığı sonucuna varılır ise, yangının ve zararın artmasında davacının müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı husunda gerekli değerlendirme yapılarak, ziraat mühendisi bir bilirkişiden, meydana gelen zararın tespiti noktasında, denetime elverişli rapor alınmak suretiyle, davacının müterafik kusuru var ise hesaplanan tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılması, yine davaya konu taşınmazın bulunduğu zemin, mevsim ve bölgedeki iklim koşulları da dikkate alınarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) TBK’nın 51 inci maddesinin uygulama koşullarının bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi aksi halde şimdiki gibi davanın reddine karar verilmesi gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile karar kaldırılarak yargılamanın yapılması için dosyanın gönderilmesine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı sonrası yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde alınan 03.11.2022 havale tarihli bilirkişi ortak raporuna göre, yangının davalıya ait alçak gerilim şebekesinden çıktığını kanıtlayacak net ve kesin bilgi ve belgelerin tespit edilemediği, soruşturma dosyasında görev yapan bilirkişinin dinlenilmesinde olayın üzerinden uzun zaman geçtiğinden çok net hatırlamadığını olay anındaki inceleme gözlemlerini doğrultusunda rapor tanzim ettiğini beyan ettiği, soruşturma sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporunun bilimsellikten uzak verilerle hazırlandığı, davaya konu yangına davalının sebep olduğu kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; kaldırma kararına uygun araştırma yapılmadığını, keşif mahalline getirilen traktörün kullanılmadığını, akım tellerinin incelenmediğini, raporun yetersiz olduğunu, yangının çıkış noktasının belirlenmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, görgü tanıklarının dinlenmediğini, başka bir bilirkişilerden rapor alınması taleplerinin kabul edilmediğini, soruşturma raporunda iletkenlerin çarpışmasından kaynaklandığının ifade edildiğini, davalının süresinde cevap vermediğini, müvekkilinin kullanmadığı kabloların delil olarak kabul edildiğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin değerlendirmesi ve vardığı neticede istinaf nedenleri yönüyle usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, bilirkişi Ayşe'nin talimatla alınan ifadesinde dosyayı hatırlamadığını beyan etmesine göre, Mahkemece tahmine dayalı ve somut veriler içermeyen tek kişilik bilirkişi raporuna göre birbirini teyit eden 04.01.2019 ve 03.11.2022 tarihli bilirkişi heyet raporlarına itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, elektrik hattından kaynaklandığı iddia edilen yangın nedeniyle ortaya çıkan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Kanun'un ‘’Tehlike sorumluluğu ve denkleştirme‘’ kenar başlıklı 71 inci maddesi. 2. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin "İkinci" bölümünün "Genel Hükümler" başlığı altındaki "Kuvvetli akım tesislerinin güvenliği" alt başlığında yer alan 5 inci ve "bakım ve onarım" başlıklı 27 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, alınan bilirkişi raporları ile yangının davalı şirketin sorumlu olduğu enerji nakil hattından kaynaklandığının ve 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesi uyarınca tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluğunun bulunduğunun ispatlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2024/1804 E., 2024/1978 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 ve 71 inci maddeleri.
3. Hukuk Dairesi         2024/1804 E.  ,  2024/1978 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili asıl dosyadan tefrik edilen bu davada; müvekkilinin 01.09.2013 tarihinde Van ili, Özalp İlçesi, Tepedam Köyü, Karataş mevkinde hayvan otlatmaya gittiği esnada dibinden yanmış vaziyette olan elektrik direğindeki yüksek gerilim hattı kablosuna çarpması sonucu elektrik akımına kapılarak sol kolunu ve sol ayak beşinci parmağını kaybettiğini, vücudunun çeşitli yerlerinde ağır derecede yanıklar meydana geldiğini, uzun süre tedavi gördüğünü ve ciddi ameliyatlar geçirdiğini ileri sürerek; fazlaya ilişin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 250,00 TL tedavi gideri ile 1.000,00 TL protez bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile tedavi gideri talebini 20.050,00 TL'ye, protez bedeli talebini ise 257.433,35 TL'ye arttırılmıştır. II. CEVAP Davalı vekili; davalıya olayla ilgili herhangi bir ihbar ya da şikayet yapılmadığını, olayda davalının kusurunun bulunmadığını, dipten yakıldığı belirtilen elektrik direğinin davalının sorumluluğunda olup olmadığının da belli olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.09.2013 tarihinde davalı elektrik şirketinin bakım ve sorumluluğunda olan O.G. enerji nakil hattına ait ağaç direğin dip tarafından yakılması sonucunda devrildiği, iletkenlerin yere 1,5 m. kadar yaklaşmış vaziyette askıda kaldığı, enerjide bir kesilme olmadığı, davacının da yere yaklaşan iletkene sol eli ile temas etmesi neticesinde gerilime kapılarak yaralandığının dosya kapsamında yer alan olay yeri inceleme tutanağı,ceza davası dosya sureti ve bu dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler ile sabit bulunduğu, asıl dosyada alınan bilirkişi raporunda davalının %50, ağaç direği yakan kimliği belirsiz kişinin %50 kusurlu, davacının ise kusurunun olmadığının belirlendiği, asıl dosyanın temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmesi nedeniyle belirlenen kusur oranlarının eldeki davada da dikkate alınması gerektiği, davacının tedavi gideri talebi ile protez bedeli talebinin belirlenmesi yönünden bilirkişi incelemesi yapıldığı, dosya kapsamındaki belgelere uygun ve denetime elverişli olması nedeniyle itibar edilen bilirkişi raporuna göre protez bedelinin 257.433,35 TL, tedavi giderinin ise 20.050,00 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 257.433,35 TL protez gideri ve 20.050,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 277.483,35 TL nin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; enerji dağıtım tesisinin kurulmasında ve işletilmesinde bir aksaklık ve eksikliğin olmadığını, çarpılma olayında davalı şirkete atfedilebilecek kusur bulunmadığını, davalı şirkete atfedilen kusur ve maluliyet oranı ile fahiş miktarda hesaplanan protez bedelini kabul etmediklerini, davanın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, elektrik çarpması sonucunda gerçekleşen bedensel zarar nedeniyle tedavi gideri istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61 ve 71 inci maddeleri. 2. Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliğinin 5 inci maddesi. 3. Değerlendirme Elektrik çarpmasına bağlı gerçekleşen yaralanma nedeniyle açılan eldeki davada, davalı elektrik dağıtım şirketinin 6098 sayılı Kanun'un 71 inci maddesi uyarınca kusursuz sorumlu olduğu, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen asıl davada alınan bilirkişi raporunda davalının %50, ağaç direği yakan kimliği belirsiz kişinin %50 kusurlu olduğunun, davacının ise kusurunun olmadığının belirlendiği, davacının tedavi gideri ve protez bedeli taleplerine ilişkin alınan 07.07.2023 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme esas almaya yeterli, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,12.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, "Tehlike Sorumluluğu"nun doğması için aranan temel koşul aşağıdakilerden hangisidir?

A) İşletme sahibinin ağır kusurlu olması
B) Zararın, önemli ölçüde tehlike arz eden bir işletmenin faaliyetinden doğması
C) İşletme sahibinin kurtuluş kanıtı getirememiş olması
D) Zarar görenin ortak kusurunun bulunmaması
E) Zararın, bir sözleşme ilişkisinden doğması

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol