Hukuk Muhakemeleri Kanunu 151. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 151- (1) Hâkim, duruşmanın düzenini bozan kimseyi, bunu yapmaktan men eder ve gerekirse, avukatlar hariç, derhâl duruşma salonundan çıkarılmasını emreder.
(2) Bir kimse, ihtara rağmen mahkemenin düzenini bozar veya mahkeme huzurunda uygun olmayan bir söz söylemeye veya davranışta bulunmaya devam ederse derhâl yakalanır ve hakkında dört güne kadar disiplin hapsi uygulanır. Bu fıkra hükmü avukatlar hakkında uygulanmaz.
(3) Mahkemenin düzenini bozan eylem veya mahkeme huzurunda söylenen uygun olmayan söz veya davranış, ayrıca bir suç oluşturuyor ise bu durum bir tutanak ile Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir ve gerekiyorsa, avukatlar hariç, fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilir.
Soru yöneltme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/1532 E., 2023/1165 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... . Asliye Ticaret Mahkemesi
nın aynı zamanda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 314 üncü) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davası olduğu, öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca noterlikçe onaylanan imzanın, sahteliğ
11. Hukuk Dairesi 2022/1532 E. , 2023/1165 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :
... . Asliye Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM
:Asıl ve birleşen davanın kabulü
Taraflar arasındaki tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl dosya davalısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan Onur Ltd. Şti.'ye hissedar olmasına sebep ...9. Noterliğinin 14.12.2007 tarihli ve 23466 yevmiye numaralı hisse devri sözleşmesinin, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları bulunmamasından dolayı yok hükmünde olduğunu, söz konusu sözleşmenin müvekkilinin hükümsüz, çalınan nüfus cüzdanı kullanılarak müvekkili yerine sahte imza atılmak suretiyle tanzim edildiğini, müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, iradesine aykırı şekilde ortak edildiğini, şirketin vergi ve sigorta prim borçlarından dolayı devlet kurumlarına karşı borçlu duruma düştüğünü, bu borçlardan dolayı taşınmazına haciz konulduğunu, müvekkilinin bankadan kredi kullanamadığını, ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek ...9. Noterliğinin 14.12.2007 tarihli ve 23466 yevmiye numaralı limited şirket hisse devir sözleşmesinin yokluğunun tespitine, müvekilinin hissedarlığının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla ...9. Noterliğinin 14.12.2007 tarihli ve 23466 yevmiye numaralı limited şirket hisse devir sözleşmesinin yokluğunun tespitine, müvekilinin hissedarlığının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu şirketteki 5.000,00 TL’lik hissesinin 14.12.2007 tarihinde ...'a satıldığını, bu satış sözleşmesinin noter onayından geçtiğini, müvekkilinin ... adı ve nüfus cüzdanı ile işlem yapan kişi ile ilgili olarak gerekli araştırmayı yaptığını, davacının kimliği çalınmış olsa bile müvekkilinin bu durumu bilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar cevap vermemiştir.
3.Birleşen dosya davalısı davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 21.04.2016 tarih, 2014/704 E. ve 2016/265 K. sayılı kararı ile hisse devir sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/137587 soruşturma dosyasında düzenlenen bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davaya konu şirket hissesinin devrine dair sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı, üçüncü kişi tarafından davacının çalınan nüfus cüzdanı kullanılarak sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin davacı bakımından hüküm ifade etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 09.05.2018 tarih, 2016/11147 E. ve 2013/3388 K. sayılı kararı ile hisse devrinin dayanağı olan noter sözleşmesinde yer alan imzanın inkârı nedeniyle açılan davanın aynı zamanda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 314 üncü) maddesi anlamında açılmış bir sahtelik davası olduğu, öte yandan 6100 sayılı Kanun'un 204 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 82 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca noterlikçe onaylanan imzanın, sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olduğu, böyle bir imzanın sahteliği iddiasının ise sözleşmenin diğer tarafına olduğu kadar sözleşmedeki imzayı onaylayan notere karşı da ileri sürülmüş bir iddia olup sabit görülmesi halinde noterin 1512 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca hukuki sorumluluğuna da yol açabileceği gibi noterin savunması bu davanın sonucunu da etkileyebileceği, onaylı imzanın sahteliği iddiasının bu imzayı onaylayan noterin taraf olmadığı bir davada incelenip hükme bağlanmasının usul hukuku ilkelerine uygun düşmediği, 6100 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince resmi bir senetteki yazı veya imzayı inkar eden tarafın bu iddiasının ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceği, bu durumda Mahkemece ilgili noter hakkında, bu davayla birleştirme istemli olarak ayrı bir dava açmak üzere davacıya mehil verilmesi ve dava açıldığı takdirde bu dava ile birleştirilerek görülmesi gerekirken noterin yokluğunda noter sözleşmesinin sahteliği hakkında karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek hükmün bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/104 E. sayılı dosyasının Mahkeme dosyası ile birleştirildiği, asıl ve birleşen davanın ...9. Noterliğinin 14.12.2007 tarihli ve 23466 yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesinin yokluğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, dava konusu hisse devir sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olmadığının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/137587 soruşturma dosyasında düzenlenen 09.10.2014 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, sözleşmenin tarafı olan ... ve ... hakkında İstanbul 37. Asliye Ceza Mahkemesinde resmi belgede sahtecilik suçundan açılan davada alınan raporda devir alan ...'a izafe edilen imzanın, müşteki ... eli mahsulü olmadığı tespitine yer verildiği, sonuç olarak davaya konu şirket hissesinin devrine dair sözleşmedeki imzanın davacıya ait olmadığı, üçüncü kişi tarafından davacının çalınan nüfus cüzdanı kullanılarak sözleşmenin imzalandığı, sözleşmenin davacı bakımından hüküm ifade etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davaya konu hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin tespitine, davacının dava konusu şirkete hissedar olmadığının tespitine, bu hususun ticaret sicile kayıt ve tesciline, davalı ...'in iyi niyet iddiası yaşamın olağan oluşuna aykırı bulunduğundan yargılama giderinin davalıların üzerinde bırakılmasına, birleşen davada davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davalısı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına konu noter davaya dahil edildiği hâlde gerekçeli kararda ilgili noterin kusuru veya sorumluluğu hakkında bir değerlendirme yapılmadığını, gerekçeli kararda adının dahi geçmediğini, müvekkilinin hem karşı tarafın hem de noterin varlığına güvenerek işlem yaptığını, noterin hatalı kimlik tespiti sebebi ile iş bu davanın açıldığını, asıl sorumluluğun noterde olduğunu, noterin kusur ve sorumluluğu değerlendirilmeden müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, Mahkemenin müvekkilinin iyi niyetli olmadığı yönündeki gerekçesini açıklamadığını, davanın açılmasına müvekkilinin sebep olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, noterde düzenlenen limited şirket hisse devir sözleşmesinin sahteliği sebebiyle hisse devir sözleşmesinin yokluğunun tespiti ile şirket hissedarlığın iptaline karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 208 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 297 nci maddesi.
2.1512 sayılı Kanun'un 82 nci maddesinin ikinci fıkrası, 162 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl dosya davalısı ... vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl dosya davalısı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (2)
12. Hukuk Dairesi, 2016/26995 E., 2016/20013 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu nedenle noterler tarafından re'sen düzenlenen hukuki işlemlerin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu düzenleyen HMK 204/1 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddelerinin olayda uygulanması söz konusu değildir.
12. Hukuk Dairesi 2016/26995 E. , 2016/20013 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının bozulmasını mutazammın 21.06.2016 tarih ve 2016/6281-17386 Karar sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar düzeltme isteyenlerin sıfatı (borçlu oldukları) dikkate alındığında, bu aşamada aleyhe karar verilemeyeceğinin tabii bulunmasına, düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK. nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.nun 366. ve HUMK.nun 442. maddeleri uyarınca (REDDİNE), takdiren 265,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına, 60,80 TL karar düzeltme harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın karar düzeltme isteyenden tahsiline, 29.09.2016 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(M)
Üye Dr. ...'in Karşı Oy Yazısı:
Alacaklının bonoya dayalı olarak şikayetçi borçlular hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlattığı, borçlular vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda senette borçlu şirket kaşesi üzerindeki imzaların şirket yetkilileri ... ve ... ait olmadığını, senette kefil kısmında yer alan imzanın da ...'e ait olmadığını ileri sürerek imzaya ve borca itiraz ettikleri, mahkemece Cumhuriyet Savcılığı'nca yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu verilen raporun hükme dayanak yapılarak itirazın kabulü ile takibin durdurulmasına ve asıl alacağın %20'si oranında icra tazminatının şikayetçiye verilmesine karar verildiği, kararın alacaklı tarafın temyizi üzerine Dairemizin 21/06/2016 tarih, 2016/6281 E. 2016/17366 K. sayılı kararı ile bozulduğu, bozma kararına karşı borçluların, hükmün onanması istemi ile karar düzeltme talebinde bulundukları anlaşılmaktadır.
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte imzaya itiraz İİK'nun 170. maddesinde düzenlenmiş olup, anılan maddenin 3. fıkrasında imza incelemesinin İİK'nun 68/a maddesinin 4. fıkrasına göre yapılacağı düzenlenmektedir.
İİK'nun 68/a maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “İmza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2., 3. ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır.” hükmü yer almaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 447/2.maddesinde yer alan“Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.” düzenlemesi nedeniyle uygulanması gereken aynı kanunun 211.maddesinde ise imza incelemesinin yöntemi gösterilmiş olup, buna göre hakim bilirkişi incelemesine karar verir ise önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaları, ilgili yerlerden getirtir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir.
Vurgulamakta yarar vardır ki, anılan belgelerin tamamlanması konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.04.2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle "imzanın borçluya ait olduğunu" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir (Hukuk Genel Kurulu'nun 06.02.2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı).
Öte yandan, her hangi bir belgedeki imza veya yazının, atfedildiği kişiye ait olup olmadığı hususunda yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak; grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması; bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özellikleri tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması; gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır (HGK.nun 06.6.2001 tarih ve 2001/12-466 E. - 2001/483 K. sayılı kararı).
HMK'nun 211. maddesinde yazılı olan, borçluya ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalardan kastedilen borçluya ait bulunduğu muhakkak olan borçlunun, imzasını inkar ettiği bonodan daha önce başka nedenlerle imzalamış bulunduğu belgelerdeki imzalar anlaşılır. Borçlunun noter senedindeki, evlenme defterindeki, icra tutanağındaki imzalar veya bir davada taraf, tanık, bilirkişi sıfatı ile mahkeme huzurunda attığı imzalar gibi imzalar bu nitelikte imzalardır.
Borçlunun karşılaştırma yapmaya elverişli imzası var ise ve icra mahkemesi hakimi bilirkişi incelemesine karar vermiş ise bilirkişi öncelikle uygulamaya elverişli imzalar ile inkar edilen imzaya karşılaştırılması gerekir. Bilirkişi bu inceleme sonucunda inkar edilen imzanın borçluya aidiyeti konusunda bir karar veremez ise inceleme için gerekli gördüğü takdirde kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden isteyebileceği gibi mahkemede huzurda atılan yazı ve imzalarla yetinebilir. Bu halde bilirkişi borçludan elde edilen yazı ve imzalar ile inkar edilen takip konusu belgedeki imzaları karşılaştırıp dayanaklarını da göstermek suretiyle inkar edilen imza ve yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığını, Yargıtay denetimine elverişli bir raporla tespit eder.
Somut olayda 16/04/2012 tanzim, 07/04/2014 vade tarihli, borçlu şirketin keşideci diğer borçlu ...'ün kefil olarak göründüğü 250.000 TL bedelli senede dayalı olarak takip yapıldığı, imza itirazını inceleyen icra mahkemesince hükme esas alınan ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2014/51974 sayılı dosyasından yapılan talep üzerine ... Kurumu Başkanlığı'nın 03/07/2015 tarihli raporunda, arasında takibe konu senedin de bulunduğu 9 adet senetle ilgili imza incelemesi yapıldığı görülmektedir. Anılan raporda; önce ... Kurumu Başkanlığı'nın 09/03/2015 tarihli raporunda ... ile ...'ün karşılaştırmaya elverişli belgelerden bazılarını imzalamadıkları iddiası bulunduğundan bu nedenle mukayeseye esas imzaların sıhhati konusunda tereddüt olduğundan dolayı söz konusu belgelerin adı geçenlere gösterilerek hangi belgeleri kabul edip etmediğinin sorulmasının talep edildiği görülmektedir. Bu talep üzerine ... ve ....'ün kabul ettikleri ve kabul etmedikleri karşılaştırmaya esas belgelerdeki imzalar ... Cumhuriyet Savcılığı'nca sorulup tespit edildikten ve belgeler iki guruba ayrıldıktan sonra tekrar rapor verilmesi için ... Kurumu'na gönderildiği, 03/07/2015 tarihli raporda ...'ün kabul ettiği mukayeseye esas imzalar ile inceleme konusu senetteki imzaların ...'ün el ürünü olmadığı, ... yönünden de el ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediği, ...'ün kabul ettiği mukayese belgelerdeki imzalar ile huzurda alınan imza örneklerinin kendi aralarında benzerlik gösterdiği, ... tarafından kabul edilmeyen karşılaştırmaya esas belgelerdeki atılı bulunan imzaların ... imzaları model alınmak sureti ile atıldığı, atan şahısların tanı unsurlarını teşhise yeter oranda yansıtmadıklarından aynı şahıs tarafından mı yoksa birden fazla farklı şahıslar tarafından mı atıldığı konusunda tespite gidilmediği kanaatine varılmıştır. Öte yandan söz konusu 03.07.2015 tarihli ... Kurumu raporu esas alınarak takip alacaklısının da arasında bulunduğu kişiler hakkında sahtecilikten ... 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/251 Esasında kayıtlı olan ceza davasının da açıldığı görülmektedir.
Görüldüğü üzere hükme esas alınan raporda takibe konu bonoda keşideci ve aval verene atfen atılı bulunan imzaların keşideci şirket temsilcisi olan ...'ün eli mahsulü olup olmadığına da ilişkin bir tespit içermediğinden rapor bu hali ile hükme esas alınacak nitelikte değildir. ...'ün kabul ettiği ve etmediği uygulamaya elverişli belgeler arasında noter senetleri ve resmi merciler önünde, imzalanmış belgeler de bulunduğundan ve bu belgeler aynı değer ve nitelikte olduğundan dolayı ...'ün kabul ettiği veya etmediği bu belgeler tek başına değerlendirilerek sonuca gidilemez. Bu durumda bilirkişinin, mahkemece borçlunun huzurda atılı bulunan imzalarını da değerlendirip, takibe konu senette borçlulara atfen atılı bulunan imzaların borçlulara ait olup olmadığının fotoğraf ve diğer görüntü teknikleri ile de desteklenerek yukarıda belirtilen şekilde incelenip, Yargıtay denetimine elverir şekilde tespiti gerekmekte olup kanaatimizce mahkeme kararı bu nedenle bozulmalıdır. İnceleme konusu husus, takibe konu bono üzerindeki imzalar olup mukayeseye esas noter senetlerindeki imzaların borçluya ait olup olmadığı değildir. Bu nedenle noterler tarafından re'sen düzenlenen hukuki işlemlerin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu düzenleyen HMK 204/1 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 82. maddelerinin olayda uygulanması söz konusu değildir.
Bilirkişi raporunda borçlunun kabul etmediği mukayeseye esas bir kısım noter senetleri ve diğer senetler altındaki imzalar ile takibe konu senet altındaki imzanın aynı elin mahsulü olduğu bilirkişi raporu ile anlaşılmış ise de borçlunun imzasını kabul ettiği noter belgeleri altındaki imzaların, takibe konu belge altındaki imza ile karşılaştırıldığında aynı elin mahsulü olmadığı hususu da tespit edilmiştir. Bu durumda sadece mukayeseye esas belgelerin bir kısmı dikkate alınarak sonuca gidilemez. Şu halde alacaklı tarafından yeni bir bilirkişi incelemesi talep edildiğine göre mahkemece ispat yükünün alacaklıda olduğu kuralı da dikkate alınarak yukarıda belirtilen esaslara göre bilirkişiden takibe konu bono altındaki imzaların borçlulara ait olup,
olmadığı konusunda mukayeseye esas belgelerdeki imzalar ve mahkeme huzurunda borçlunun attığı imzaların birlikte değerlendirilerek kesin kanati içerir ek rapor vermesinin istenmesi ve gerekirse yeniden üç kişilik bilirkişi heyetinden Yargıtay denetimine ve hüküm kurmayı elverişli rapor alınması sonucuna göre karar verilmesi gerekçesi ile hükmün bozulması görüşünde olduğumdan, değişik gerekçe ile hükmün bozulması yönündeki Dairemizin sayın çoğunluğunun görüşüne katılmıyorum.29.09.2016
2. Hukuk Dairesi, 2011/14623 E., 2012/28195 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSilvan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
409/1, HMK md.
2. Hukuk Dairesi 2011/14623 E. , 2012/28195 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Silvan Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
TARİHİ :13.05.2011
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü
Taraf teşkili kamu düzeni ile ilgilidir. Kamu adına mutlak butlan sebebine dayalı olarak evliliğin iptali isteminde bulunan Cumhuriyet Savcısının (TMK md. 146/1) son celseye katılımı sağlanmadan yargılama yapılması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere gerekçede oyçokluğuyla sonuçta oybirliğiyle karar verildi. 26.11.2012 (Pzt.)
KARŞI OY YAZISI
Dava, mutlak butlan sebebiyle evliliğin iptali (TMK md. 145/4) istemiyle aynı Kanunun 146/1. maddesindeki yetkiye dayanarak Cumhuriyet savcısı tarafından açılmıştır.
Mahkemece duruşma günü davayı açan Cumhuriyet savcılığına usulüne uygun tebliğ edilmemiş ancak, Cumhuriyet savcısı 04.02.2011 tarihli oturuma katılmış, bir sonraki 25.03.2011 tarihli oturuma ise katılan olmamıştır. Hal böyleyken mahkemece tarafların yokluğunda yargılamaya devam edilerek 13.05.2011 tarihli oturumda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemenin, davanın davacısı sıfatında bulunan Cumhuriyet savcısının duruşmalara katılımını sağlamak gibi bir görevi bulunmamaktadır. Mahkemenin görevi duruşma gününü davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ etmektir. Mahkemece duruşma günü davacı Cumhuriyet savcılığına usulüne uygun tebliğ edilmemişse de bu eksiklik davacı sıfatı bulunan Cumhuriyet savcısının 04.02.2011 tarihli oturuma katılmasıyla giderilmiştir.
Cumhuriyet savcısı, açmış olduğu hukuk davasının duruşmasında hazır bulunmak zorundadır. Karardan sonra yürürlüğe giren Hukuk Muhakemeleri Kanununun 70. maddesinde de “Cumhuriyet savcısı, kanunda açıkça öngörülen hallerde, hukuk davası açar veya açılmış olan hukuk davasında taraf olarak yer alır”. Hükmüne yer verilmiştir. Cumhuriyet savcısı, açmış olduğu bir hukuk davasının duruşmasına gelmezse, davalı/davalılar, dosyanın işlemden kaldırılmasını (HUMK md. 409/1, HMK md. 151/1) veya tahkikata Cumhuriyet savcısının yokluğunda devam edilmesini isteyebilir.
Cumhuriyet savcısının açtığı hukuk davasının duruşmalarına gelmemesinin müeyyidesi, davanın Cumhuriyet savcısının yokluğunda görülmesi veya davalının isteği üzerine, dosyanın işlemden kaldırılmasıdır. Yoksa, mahkemenin, duruşmaya gelmeyen Cumhuriyet savcısını duruşmaya getirmek için zor kullanma yetkisi söz konusu değildir. (Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul .2001 sh. 856)
O halde; davacı Cumhuriyet savcısı ve davalılar tarafından takip edilmeyen davanın, dava tarihinde yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409/1. maddesi gereğince 25.03.2011 tarihi itibariyle işlemden kaldırılması ve yasal süresi içerisinde yenilenmemesi halinde de 25.06.2011 tarihi itibariyle açılmamış sayılması kararı verilmesi gerekirken, tarafların yokluğunda yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu sebeple bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Duruşma sırasında taraflardan birinin mahkeme düzenini bozacak şekilde bağırması ve hâkimin ihtarlarına uymaması durumunda uygulanacak yaptırımlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Hâkim, duruşma düzenini bozan kişiyi bunu yapmaktan men eder.
B) İhtara rağmen düzene aykırı davranan kişi derhâl yakalanır ve hakkında 4 güne kadar disiplin hapsi uygulanır.
C) Disiplin hapsi cezası avukatlar hakkında da doğrudan hâkim tarafından uygulanır.
D) Uygunsuz davranış ayrıca bir suç oluşturuyorsa durum tutanakla Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir .
E) Gerekiyorsa, avukatlar hariç, fiili işleyenin tutuklanmasına da karar verilebilir.
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.