Hukuk Muhakemeleri Kanunu 150. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 150- (1) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.
(2) Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.
(3) Duruşma gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hâllerde gün tespit ettirilmemişse, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle dosya işlemden kaldırılır.
(4) Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.
(5) İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.
(6) İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.
(7) Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır.
Duruşma düzeni
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
299 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2025/4999 E., 2025/8205 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
Mahkemece; davanın HMK'nın 150/5 ve 320/4 md.
10. Hukuk Dairesi 2025/4999 E. , 2025/8205 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/112 E., 2024/82 K.
Taraflar arasında Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 1993-1999 ile Nisan 2005-01.06.2012 tarihleri arasında davalı işverenin yanında demir indirme-bindirme işinde çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; davanın HMK'nın 150/5 ve 320/4 md. gereği açılmamış sayılmasına, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Daire kararında; davaya konu somut olayda davacı vekili 15.12.2020 tarihli dilekçesiyle mazeretli sayılmasını talep etmiştir. Mahkemece, aynı tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 26.01.2021 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün davacı vekilince UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiştir. 26.01.2021 tarihli celsede ise davacı veya vekili katılmadığından ve davalı vekili tarafından da ikinci kere takipsiz bırakılan davanın HMK'nın 150/5. maddesi ile 320/4.maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Somut olayda; 15.12.2020 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 26.01.2021 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiş olmasına rağmen davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi ve dosyanın esasına girilerek karar verilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin 22.09.2023 tarihli duruşmaya katıldığı, bu suretle duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen 08.12.2023 tarihli duruşmaya geçerli bir mazeret ileri sürmeksizin katılmayarak davayı takip etmediği, bu duruşmada davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğini beyan etmesi üzerine davanın 6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesi uyarınca işlemden kaldırıldığı, ancak 3 ay içinde davacı vekili tarafından yenileme dilekçesi sunulması üzerine, yargılamaya kaldığı yerden devam edildiği, davacı vekilinin 04.10.2024 tarihli duruşmaya katıldığı, bu suretle duruşma gün ve saatinden haberdar olmasına rağmen 10.12.2024 tarihli duruşmaya geçerli bir mazeret ileri sürmeksizin katılmayarak davayı takip etmediği, bu duruşmada davalı vekilinin davayı takip etmeyeceğini beyan ettiği, bu hali ile davanın davacı vekili tarafından 2. kez takipsiz bırakıldığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 150/ 6. maddesi gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı incelendiğinde, davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrası hükümleri ve 6100 sayılı HMK'nın 150/1 ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz yoluna başvuru harcı ve aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2025/183 E., 2025/181 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2025/183 E. , 2025/181 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2019/67 E., 2024/84 K.
1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı Yargıtay 4. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150/5. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi
4. Davacı dava dilekçesinde; hâkimin hukuki sorumluluğuna dayanarak açtığı davada Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 2019/3 Esas sayılı dosyada mal varlığının ve gelirinin bulunmamasına, mirasın reddine ilişkin iki adet mahkeme kararı sunmasına ve Anayasa Mahkemesi başta olmak üzere birçok mahkemece adli yardım talebinin kabul edilmesine rağmen bu yöndeki talebinin reddedilerek davanın usulden reddine karar verildiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hukuki belirlilik ve güvenilirlilik, sosyal hukuk devleti ilkeleri ve adil yargılanma hakkına aykırı davranıldığını, hak arama hürriyetinin engellendiğini ileri sürerek maddi tazminata ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla her bir hâkimden 7.000.000,00 TL olmak üzere toplam 35.000.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı
5. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin dolduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 46. maddesindeki sorumluluk koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Özel Daire Kararı
6. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24.09.2024 tarihli ve 2019/67 Esas, 2024/84 Karar sayılı kararı ile; "...Dava, hakimlerin hukuki sorumluluğuna dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; davacının 06/06/2023 tarihli oturuma katılmaması nedeniyle mazeret isteminin reddine karar verilerek HMK’nın 150.maddesi uyarınca yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacının yenileme talebi üzerine 07/09/2023 tarihli 1.yenileme zaptı düzenlendiği, yine davacının 23/01/2024 tarihli oturumda hazır bulunmaması üzerine taraflarca takip edilmeyen dosyanın işlemden kaldırılmasına ve davacıya 150/5.maddesi uyarınca ihtarat yapılmasına karar verildiği, davacının yeniden başvurusu üzerine bu defa 23/02/2024 tarihinde 2.yenileme zaptı düzenlendiği, 30/04/2024 tarihli oturumda ise adli yardım talebinin reddedildiği, ve ihtaratta bulunulduğu, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin itirazının Yargıtay 5. Hukuk Dairesi’nin 20/05/2024 gün, 2024/5 D.iş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak reddedildiği ve son olarak 30/04/2024 tarihli oturuma SEGBİS yöntemi ile katılan ve bu nedenle duruşma gününden haberdar olan davacının 24/09/2024 tarihli oturumda hazır olmadığı anlaşılmıştır.
HMK’nın 150/6.maddesinde “işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır” hükmünün düzenlendiği, yukarıda özetlenen dosya kapsamından da anlaşılacağı üzere daha önce 2 defa dosyanın yenilenmesine rağmen davacının 24/09/2024 tarihli karar oturumuna katılmadığı anlaşılmakla anılan madde uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda yazılı bulunan gerekçelerle;
1-Davanın HMK'nın 150/5. maddesi uyarınca AÇILMAMIŞ SAYILMASINA,
2-Alınması gerekli 427,60 TL maktu harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi uyarınca 32.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davanın adli yardımlı açılmış olması nedeniyle HMK'nın 335/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinden geçici koruma sağladığından hazineden karşılanan 19 adet tebligat gideri olan 1.012,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,..." karar verilmiştir.
Kararın Temyizi
7. Özel Daire kararı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmiştir.
II. ÖN SORUN
8. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle davanın adli yardım talepli olarak açıldığı, Özel Dairece davacının talebinin reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın Yargıtay 5. Hukuk Dairesince kesin olarak reddine karar verildiği, davanın 6100 sayılı Kanun’un 150/5. maddesine göre açılmamış sayılması yönünde karar tesis edildiği, davacının bu kararı adli yardım talebiyle temyiz ettiği ve temyiz harçları ile posta giderinin yatırılmamış olduğu dikkate alındığında; davacının temyiz başvurusu yönünden yaptığı adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre 6100 sayılı Kanun'un 344. maddesine göre işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
9. Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukuki yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
10 Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334. maddesinin 1. fıkrası, “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
11. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukuki yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
12. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu yani kendisinin ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir (Pekcanıtez vd s. 2417-2419).
13. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmaması için taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu özenle incelenmelidir.
14. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus 6100 sayılı Kanun'un 336. maddesinin 2. fıkrasında, “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
15. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
16. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır, bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.04.2023 tarihli ve 2023/4-126 Esas, 2023/317 Karar sayılı kararı).
17. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında talepte bulunanın kendisinin ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki açıkça dayanaktan yoksun olmama koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez vd s. 2427).
18. Somut olayda davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4. Hukuk Dairesine adli yardım talepli dava açtığı, dava dilekçesinde Yargıtay 12. Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla açtığı davada adli yardım talebinin reddedilerek davanın usulden reddine karar verildiğini ve zarara uğradığını ileri sürerek manevi tazminat talep ettiği, Özel Dairece davanın 6100 sayılı Kanun'un 150/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacının yargılama aşamasındaki adli yardım talebinin reddedildiği, red kararına karşı Yargıtay 5. Hukuk Dairesine itiraz ettiği, itiraz dilekçesi ekinde muhtarlıktan alınmış fakirlik il muhaberi, adına kayıtlı taşınmaz bulunmadığına ilişkin Akşehir Tapu Sicil Müdürlüğü yazısını, ayrıca annesinden ve babasından kalan mirası reddettiğine ilişkin Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesine ait iki adet karar eklediği, itirazının Yargıtay 5. Hukuk Dairesince reddine karar verildiği, temyiz başvurusu yönünden de 5. Hukuk Dairesine yaptığı itiraza ilişkin dilekçeyi ekleyerek malî durumuna ilişkin olarak dosya içinde bulunan belgelere atıf yaptığı görülmüştür.
19. Şu hâlde temyiz başvurusu açısından adli yardım talebi değerlendirildiğinde, adli yardım talebi Özel Dairece reddedilen, itirazı da Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yerinde görülmeyen davacının temyiz başvurusu yönünden adli yardım talebinde bulunurken önceki belgelerden başkaca bir belge sunmadığı ve yatırılması gereken temyiz harç ve posta giderlerinin yüklü bir miktar olmadığı da dikkate alındığında Kanun'da öngörülen koşulların oluşmadığı anlaşılmakla adli yardım talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
20. Hâl böyle olunca temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz harç ve giderlerinin yatırılmadığı anlaşıldığından;
a) 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken aynı Kanun'un 344. maddesi uyarınca;
i) Temyiz harç ve giderlerinin bir haftalık kesin süre içerisinde yatırılması, aksi hâlde temyiz başvurusundan vazgeçmiş sayılacağı hususunun davacıya yazılı olarak bildirilmesi,
ii) Verilen kesin süre içinde temyiz harç ve giderleri yatırılmadığı takdirde temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek davacıya tebliğ edilmesi,
b) Verilen kesin süre içinde;
i) Temyiz harçlarının tamamlanması hâlinde,
ii)Temyiz harçlarının tamamlanmaması sebebiyle temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen kararın, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde temyiz edilmesi durumunda ise temyiz harç ve giderleri de yatırıldıktan sonra, dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmelidir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacının adli yardım talebinin REDDİNE,
2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE,
26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2024/2163 E., 2024/4055 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.12.2016, 25.06.2019 ve 22.09.2020 tarihlerinde işlemden kaldırılan dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 150/6 ncı maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
4. Hukuk Dairesi 2024/2163 E. , 2024/4055 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/89 E., 2023/602 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın açılmamış sayılması
Taraflar arasında görülen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 15.08.2005 tarihinde davalılardan ...'ın idaresindeki aracın yaya kaldırımında bulunan müvekkili ...'a çarparak müvekkilinin yaralanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkilinin çenesinde ve dişlerinde kırıklar bulunduğunu, uzun süre tedavi gördüğünü, sürekli bir maluliyet meydana gelmesinin büyük olasılık olduğunu belirterek fazlaya ilişkin talep ve haklar saklı kalmak kaydı ile kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 10.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 10.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç olmak üzere diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; temerrüde düşmemiş ve davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama gideri, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.09.2010 tarihli ve 2007/510 Esas, 2010/616 Karar sayılı kararı ile; davacı vekiline usulüne uygun kesin mehil verildiği halde davacı taraf ara kararları yerine getirmeyip davasını ispat edemediğinden açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 25.05.2015 tarihli ve 2014/1428 Esas, 2015/7653 Karar sayılı kararı ile "Kesin sürenin sonuç doğurabilmesi için usulünce ve eksiksiz olması gerektiği, somut olayda, mahkemece kesin mehil verilen 08.06.2010 tarihli oturumda 09.02.2010 tarihli oturumdaki ara kararlara atıfta bulunulduğu, anılan ara kararlarda bilirikişi rapor tebliğ masrafı belirtilmediği gibi ceza dosyasının celbi için gerekli masrafının ne olduğunun da açıkça yazılmadığı, bu durumda mahkemece, soyut ve kesin süre verilerek usülden davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 01.12.2016, 25.06.2019 ve 22.09.2020 tarihlerinde işlemden kaldırılan dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 150/6 ncı maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 20.11.2023 tarihli dilekçe ile Bursa 14. İş Mahkemesinde duruşmalarının bulunması nedeniyle mazereti bulunduğunu bu nedenle mazaretli sayılmalarına karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca e-duruşma talebinde bulunduklarını, duruşma saatinde UYAP sisteminde hazır olunduğunu, fakat e-duruşmanın bağlantı sağlanamadığından yapılmadığını, ancak duruşma tutanağında e-duruşmaya ilişkin hiçbir bilgiye yer verilmediğini, mesleki mazeretinin haklı ve geçerli olduğunu, buna rağmen mazeretinin dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan diğer davalıların sürücü ve işleteni olduğu aracın, davacı yayaya çarpıp davacının yaralanması sonucu uğradığı zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 149 ve 150 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” hükmüne, "Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla veya Başka Yerde Duruşma İcrası" başlığını taşıyan 149 uncu maddesinin birinci fıkrasında ise "Mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usul işlemleri yapabilmelerine karar verebilir." hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un "Hukuki Dinlenilme" başlıklı 27 nci maddesi, Anayasa’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdâhiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip belgeleyerek duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O hâlde, 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği incelenerek gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da yargılamaya devam olunmasına karar verilecektir.
Somut olayda, davacı vekilince 21.11.2023 tarihli son duruşmaya 20.11.2023 tarihinde UYAP sistemi üzerinden e-duruşma talebi gönderilmiş; davacı vekili, e-duruşma istemi kabul görmediği takdirde mazeretli sayılmasını, yeni duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenmelerine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin e-duruşma talebi üzerine 21.11.2023 tarihli duruşmada e-duruşma istemi hakkında herhangi bir karar verilmeden mazeretin reddine karar verilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davacı vekilinin e-duruşma talebi değerlendirilip yargılamaya devam edilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/2887 E., 2024/944 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
t de bildirmediği, davacı vekili tarafından dosyanın takip edilmediği, belirtilen sebeplerle 07.09.2021 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile mahkeme dosyası ile birleşen Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/270 Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, birleşen dosya davacısı vekili tarafından 3 aylık yasal süre sonu olan 07
3. Hukuk Dairesi 2023/2887 E. , 2024/944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/24 E., 2023/10 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı kurumun 28.12.2012 tarih 18230885/1368545 sayılı yazısı ile sahte ilaç kullanım ve bu raporlara dayanak sahte reçete düzenlendiği iddiasıyla, 2009 yılı protokolü 4.3.6 ile 6.3.19 maddeleri uyarınca toplam beş adet sahte reçete toplam bedeli ödeme tarihi itibariyle hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ve sahte reçete bedelinin on katı tutarı 38.284,90 TL cezai şartın vekil edeninden tahsil edileceğinin belirtildiğini beyan ederek; davalı kurumun 28.12.2012 tarih 18230885/1368545 sayılı işleminin iptaline, vekil edeninin borçlu olmadığının tespitine, davacıdan tahsil edilecek alacağın tahsil tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı kurumdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiş, davacının bozmadan önceki Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/270 Esas sayılı dosyasında kayıtlı eldeki davası aynı mahkemenin 2012/386 E. (bozma sonrası 2020/128 Esas) sayılı dosyası ile birleştirilmiş, sonrasında mahkemenin 17.01.2023 tarihli ara kararı ile asıl dosyadan tefrikine karar verilmiş ve yukarıda yazılı esasa kaydedilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, uygulanan cezai işlemin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/386 E., 2012/386 K. sayılı kararıyla, asıl davada davanın ... yönünden kabulüne, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen 2012/406 Esas sayılı davada, davanın ... yönünden kabulüne, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, birleşen 2013/270 Esas sayılı davada, davanın kabulü ile davalı Kurumun 28.12.2012 tarih 18230885/1368545 sayılı işleminin iptaline, bu işlem kapsamında davacının borçlu olmadığının tespitine, davaya konu hususta davacının sahip olduğu eczane itibariyle 38.284,90 TL kesinti yapıldığı anlaşılmakla kesintinin yapıldığı 31.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2016/22765 E.- 2019/11741 K. Sayılı kararı ile; asıl ve birleşen 2012/406 Esas sayılı davalar yönünden davacının temyiz dilekçesinin reddine, birleşen 2013/270 Esas sayılı davada davalının temyizi yönünden; kısa kararda davanın kısmen kabulüne, gerekçeli kararda tam kabulüne dair hüküm kurulması suretiyle duruşma tutanağına geçirilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında aykırılık yaratıldığı gerekçesiyle birleşen 20137270 Esas sayılı dosya yönünden karar bozulmuştur.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davacı vekilinin 17.01.2023 tarihli talebi üzerine dosya tefrik edilerek 2023/24 Esasına kaydedilen eldeki davada; Mahkemenin 2020/128 E. Sayılı dava dosyasında birleşen dosya davacısı vekilinin dosyanın 08.04.2021 tarihli duruşmasına katıldığı, 07.09.2021 tarihli duruşmadan haberdar olduğu halde duruşmaya katılmadığı, mazeret de bildirmediği, davacı vekili tarafından dosyanın takip edilmediği, belirtilen sebeplerle 07.09.2021 tarihli celsenin 3 nolu ara kararı ile mahkeme dosyası ile birleşen Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/270 Esas sayılı dosyasının 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca işlemden kaldırılmasına karar verildiği, birleşen dosya davacısı vekili tarafından 3 aylık yasal süre sonu olan 07.12.2021 tarihine kadar dosyanın yenilenmediği, 3 aylık yasal sürenin 08.12.2021 tarihinde dolduğu gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca 08.12.2021 tarihi ile açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, birleşen dava hakkında verilen işlemden kaldırma kararının taraflarına tebliğ edilmediğini, dolayısıyla işlemden kaldırma kararından haberdar olmaları sağlanmadan 3 aylık yasal sürede dosyanın yenilenmediği gerekçesiyle birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı gün Kovancılar Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/229 E. sayılı dosyasına taraflarınca mazeret bildirildiğini, temyize konu kararı veren Mahkeme ile aynı binada hizmet veren Elazığ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2016/312 E. sayılı dosyanın (21 sanıklı) duruşmasına katıldıkları halde mesleki faaliyetin yoğunluğu, stresinin etkisiyle Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/128 E. sayılı dosyasının 07.09.2021 tarihli duruşmasına katılım sağlanamadığını,13.01.2022 tarihli bir sonraki celsede, duruşmaya katılarak işlemden kaldırılan birleşen dosya hakkında beyanda bulundukları halde, Mahkemece davacısı oldukları birleşen dosyanın işlemden kaldırıldığının tefhim dahi edilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, alacak ve menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 150 nci maddesi
3. Değerlendirme
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesine göre, yukarıda yer verilen hukuk kurallarına ve Mahkeme kararında belirtilen gerekçelere göre, davacının Kurum işleminin iptali, menfi tespit ve alacak istemli davasının Elazığ 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli 2013/270 E., 2015/192 K. Sayılı kararıyla aynı mahkemenin 2012/386 E. (bozma sonrası 2020/128 Esas) sayılı dosyası ile birleştirildiği, asıl ve birleşen davalar hakkında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucu Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarih ve 2016/22765 E.- 2019/11741 K. Sayılı kararıyla birleşen 2013/270 E. Sayılı dosyası yönünden kararın bozulduğu, bozma sonrası yargılama devam ederken davacı vekilinin 08.04.2021 tarihli duruşmaya katıldığı, 07.09.2021 tarihli duruşmadan haberdar olduğu halde duruşmaya katılmadığı, mazeret de bildirmediği, Kurum vekilinin birleşen dosyayı takip etmeyeceklerini beyan ettiği, davacı tarafından mazeretsiz bir şekilde davanın takip edilmemesi nedeniyle 6100 sayılı Kanunu’nun 150 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği ve davacı tarafça üç aylık yasal süre içerisinde de yenileme dilekçesi verilmediği sabit olup, aynı Kanun'un 150 nci maddesinin beşinci fıkrası gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinde usul ve kanuna bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı tarafın temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 439 uncu maddesi gereğince ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/4513 E., 2024/8294 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
aleyhine açılan davanın 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409 (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)150.) maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, davalı ...'ın dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmakla bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., A...., ..., ..., ..., ...
11. Hukuk Dairesi 2024/4513 E. , 2024/8294 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2011/63 Esas, 2015/179 Karar
HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 409 (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)150.) maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, davalı ...'ın dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmakla bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., A...., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne, 250.000,00 TL'nin adı geçen davalılardan (davalılar ... ve ... yönünden 35.000,00 TL, davalı ... yönünden ise 32.500,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 21.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda yıllık ticari avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, isimleri belirtilen davalılar dışındaki diğer tüm davalılar aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili, davalı ..., davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; TMSF’nin 13.02.2004 tarih ve 13 sayı, 09.02.2004 tarih ve 51 sayılı kararları ile ... Gurubu’na ait şirketlerin ortaklarının temettü hariç ortaklık haklarında yönetim ve denetime TMSF tarafından el konulduğunu, davacı ... araştırma Hizmetleri A.Ş.'nin Fon tarafından yönetim ve denetime el konulan 74 adet medya grubu şirketinden bir tanesi olduğunu, Fon Kurulu tarafından göreve getirilen yeni Medya Grubu Yönetimince söz konusu grup şirketlerinin muhasebe kayıtlarının incelemeye alındığını, bu inceleme neticesinde; kasada olması gereken nakit ve çek tutarları ile mevcutlar arasında farklar bulunduğunun tespit edildiğini, Denetim Kurulu Raporu uyarınca şirket kasasında mevcut açığın, fiili olarak şirket kasasına ödenmemekle birlikte fiktif olarak ödenmiş gibi gösterilen Apel ödemelerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, bu tespit yapılırken aynı zamanda şirketin ortağı olarak resmi kayıtlarda gözükmemelerine rağmen şirket yönetiminin belirli bir grup tarafından yürütüldüğünü, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının ise (figüran ortaklar) göstermelik ve muvazaalı bir şekilde ortak sıfatını taşıdıklarının anlaşıldığını, 21.03.2003 tarihden beri ödenmeyen toplam 250.000,00 YTL apel ödemesinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 YTL’nin şirketin hakim ortalarının şirketin fiktif aktif apel tahsilatının tamamından sorumlu olduklarının tespiti ile sorumluluğun doğduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, şirket ortakları, yönetim ve denelim kurulu üyeleri ve şirket çalışanlarından birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline; yönetim kurulunda yer almayan ortakların ödemekle yükümlü olduğu apel borçlarının 21.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte tahsiline; şirket ortaklarının muvazaalı iş ve işlemlerine iştirak eden yönetim ve denetim kurulu üyelerinin hakim ortaklar ve şirket çalışanları ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak şirket zararından sorumlu olduklarının tespiti ile sorumlu oldukları apel borçlarının 21.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikle tahsiline, dava konusu fiktif apel tahsilatlarının yapıldığı dönemlerde usulsüz fiilleri organize ve iştirak eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren, şirket muhasebe, finans ve diğer ilgili departmanlarda görev yapan şirket ortakları ile birlikle hareket ederek söz konusu işlemleri gerçekleştiren şirket çalışanlarının sorumlu oldukları miktarlara ilgili yıllardan itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; denelim kurulunun tüm şirket ortaklarına yönelik açtığı bu davada, davacı tüzel kişiliğini aktif husumet ile temsil yeteneğinin bulunmadığını, davacı iddialarının hukuki dayanaktan, somut delil ve tespitten yoksun bulunduğunu, dilekçede uygulanması istenilen 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 306. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığını, herhangi bir unvan veya sıfatla şirket adına hiçbir zaman muamele yapmasının söz konusu olmadığını, bu şirketle şahsı arasında ne hizmet/iş sözleşmesi, ne vekâletname, ne de herhangi bir yetkilendirme bulunmadığını, şirketin çalışanı dahi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, davacı şirketle hiçbir zaman yetki ve sorumluluk sahibi olmadığını, şirketin hissedarı, yöneticisi veya personeli olmadığını, murakıpların, davacı tüzel kişiliği aktif husumet ile temsil yeteneğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu şirketin ismini bile bilmediğini, bu dava nedeniyle öğrendiğini, müvekkili ile ... Televizyon Hizmetleri A.Ş. arasında yapılan "Süresi Belirli Hizmet Sözleşmesi' ile müvekkilinin sadece sanatsal ve görsel yayını ile ilgili olduğunu, idari ve mali yetkisinin bulunmadığını, görevi konusunda RTÜK'e karşı sorumlu olduğunu, adı geçen sözleşmenin 05.11.2001 tarihinde imzalandığını, 29.12.2003 tarihinde feshedildiğini, bu dönemde hiçbir idari ve mali işlem yapmadığını ve ortaklık ilişkisinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
4.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6762 sayılı Kanun'un 309/son hükmüne göre dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, denetçilerin şirket adına dava açabilmeleri için genel kurulda karar alınması gerektiğinı, davacının tüzel kişiliği aktif husumet ile temsil yetkisinin bulunmadığını, davanın haksız ve hukuki yarardan yoksun bulunduğunu, müvekkilinin dava konusu şirketin çalışanı, ortağı veya gizli ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığını, yönetim kurulunu temsil veya imza yetkisinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
5.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, yönetim Kurulu Üyesi ve/veya Denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında şirket denetçileri tarafından davanın ikame edilmesinin kanunen mümkün bulunmadığını, davacı şirketin fiktif olduğunu iddia ettiği evrakların sahteliğini ispat edememesi bir yana, müvekkili davacı şirketin iddia ettiği kasa açığının oluşmasına iştirak etmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
6.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacının hangi davalıdan hangi dönem için ve ne kadar tazminat talebinde bulunduğunu açık ve net olarak belirtmesi gerektiğini, müvekkilinin adı geçen şirketin hissedarı, denetçisi, yöneticisi veya çalışanı olmadığını, apel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
7.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan raporun huzurdaki davada hiçbir delil niteliği bulunmadığını, müvekkilinin şirket ortağı olmadığı için ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının da bulunmadığını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olarak yetkilerini kullanırken kanun ve ana sözleşmeye uygun davrandığını, görev yaptığı sure dahilinde iddia edildiği gibi kasa açığının da oluşmadığını, oluştuğu varsayılsa dahi, bu sorumluluğun yönetim kuruluna ait olmadığını, ilgili kasa memuru ya da muhasebe birimine ait olduğunu, 6762 sayılı Kanun'un 309 maddesi gereğince, şirketin ızrar edilmesi halinde bundan, dolayısıyla zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarının dava haklarının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
8.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı şirketin çalışanı olmadığını, ... Grubu'nda 23.10.1995-31.10.2003 tarihleri arasında ... A.Ş.'de 01.11.2003-04.06.2004 tarihleri arasında ... Telekomünikasyon A.Ş.'de ve kısa bir süre 05.06.2004-23.11.2004 tarihleri arasında ... TV A.Ş.'de 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 2. maddesinde tanımlanan iş sözleşmesi ile işçi çalıştığını, hiçbir zaman davacı şirketin hissedarı, yöneticisi veya personeli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
9.Davalılar ..., Hüseyin ..., ..., Orhan Cem Şaşmaz, ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri cevap dilekçelerinde; davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre ... Araştırma Hizmetleri A.Ş. ticari defter kayıtlarına göre, dava konusu iddiada dayanak olarak gösterilen rapor tarihi itibarıyla, şirketin toplam sermayesinin 1.000.000,00 TL, ödenmiş bölümünün 250.000,00 TL, ödenmemiş bölümünün ise 750.000,00 TL olduğu, ancak ödenmemiş olan tutarın dava konusu içerisinde yer almadığı, dayanak gösterilen “Denetim Raporu” ekinde yer alan “... Medya Grubu Şirketler Denetim Kurulu” “Kasa Açıkları İncelemeleri” başlıklı 23.12.2004 tarih ve 2004/DN-01 sayılı raporda da 250.000,00 TL olarak yer aldığı, kasa açığı olarak 2004 yılında “Sayım ve Tesellüm Noksanları” hesabına kaydedilen tutarlar ile “davalılar tarafından gerçekte ödenmediği halde, ödenmiş gibi gösterildiği” ileri sürülen apel ödemelerinin miktarı ve kasa hesabının 6 ayı aşkın bir süreyle kasa açığı miktarı düzeyinde seyreden bakiyesi arasında, sayısal yönden anlamlı bir ilişki bulunduğu, öte yandan 13.02.2004 tarihi itibarıyla kasada, kayıtlarda göründüğünden daha az miktarda nakit ya da çek bulunduğu, ya da hiçbir kasa mevcudunun olmadığı yolunda, ilgililerce imzalanmış “sayım tutanağına” rastlanmadığı, bununla birlikte ödenmediği iddia olunan apel ödemeleri miktarıyla kasa açığı arasındaki paralelliğin, zararın ispatı hususundaki ispat külfetini tersine çevirdiğini, kasa açığının varlığının ve sermaye alacağının tahsil edilmiş görülmesi sebebiyle şirket açısından zararın oluştuğu ve yönetim kurulu üyelerinin 6762 sayılı Kanun'un 336/b-1’deki özel hüküm sebebiyle sorumlu olabilecekleri, bu itibarla davalı ortakların ve/veya yönetim kurulu üyelerinin, kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklanmadığını ispat külfeti altında oldukları, taahhüt ettiği pay bedelini/apel ödemesini ifa etmeyen bir kısım davalı pay sahibinin de (ilgili apel miktarını ödediğini ispat edememesi kaydıyla) taahhüt ettiği miktardan sorumlu olduğu, ancak sermaye borçlusu pay sahiplerinin borç kaynağının 6762 sayılı Kanun'un 336 vd. hükümleri olmadığı ve onların borç kaynaklarının sermaye taahhüdünün varlığı olduğu, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya pay sahibi ya da şirkette işbu dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/görevlendirilmiş olmayan davalılar bakımından davanın dinlenemeyeceği, davalı ortakların ve/veya yönetim kurulu üyelerinin, kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklanmadığını ispatla mükellef oldukları, şirket ortakları ..., A...., ..., ..., ..., ..., ... ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ..., ..., A...., ..., ...'in sorumlu bulundukları, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun 250.000,00 TL, şirket ortaklarının sorumluluğunun da bilirkişi raporunda işlenen tabloda belirtilen şekliyle olduğu, şirket ortaklarının ödenmediği halde apel ödemelerini ödenmiş gibi gösterdikleri, kasa açığının varlığının ve sermaye alacağının tahsil edilmiş gibi görünmesi sebebiyle şirket açısından zararın oluştuğu, zarara sebebiyet veren yönetim ve denetim kurulu üyelerinin de 6762 sayılı Kanun'un 336/b-1 maddesi gereğince zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları, şirket ortakları yönetim ve denetim kurulu üyesi davalıların kasa açığının apel ödemelerinden kaynaklanmadığını ispat edemediklerinden davalılar ..., ..., A...., ..., ..., ..., ... ve ...'in aleyhine açılan davanın tam ve kısmen kabulü gerektiği, davalı ...'ın dava açılmadan önce vefat ettiğinden bu davalı aleyhine açılan davanın reddi gerektiği, davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden ise en son davacı vekilinin 03.04.2013 tarihli dilekçesi ile adı geçenler yönünden davayı takip etmediklerini beyan ettiği tarihten itibaren yasal 3 aylık süresinin dolduğu ve bu davalılar yönünden davanın yenilenmediğinden 1086 sayılı Kanun'un 409 (6100 sayılı Kanun'un m.150) maddesi uyarınca bu davalılar yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, davacı şirkette yönetim kurulu üyesi ve/veya paysahibi ya da şirkette dava konusu apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmiş/görevlendirilmiş olmayan diğer tüm davalıların sorumluluğunun bulunmadığı ve adı geçen davalılara husumet yöneltilemeyeceği anlaşılmakla bu davalar aleyhlerine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davalılar ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın 1086 sayılı Kanun'un 409 (6100 sayılı Kanun'un m.150) maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına, davalı ...'ın dava açılmadan önce öldüğü anlaşılmakla bu davalı aleyhine açılan davanın reddine, davalılar ..., ..., A...., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın ıslah edilmiş haliyle kabulüne, 250.000,00 TL'nin adı geçen davalılardan (davalılar ... ve ... yönünden 35.000,00 TL, davalı ... yönünden ise 32.500,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) 21.03.2003 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda yıllık ticari avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, isimleri belirtilen davalılar dışındaki diğer tüm davalılar aleyhine açılan davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili, davalılar ... ile ... vekili, davalı ..., davalı ... vekili ile davalı ... vekili, davalı ... ile davalı ... tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiş, ancak; davalılar ..., ... ile ...'nun adli yardım taleplerinin Dairemizce ret edilmesi üzerine redde ilişkin yapılan itirazlarının da ret edilmesi sonrasında temyiz harç ve masraflarının tamamlanması için çıkarılan muhtıraya rağmen yasal süresi içerisinde temyiz harç ve masrafları tamamlanmadığından Yerel Mahkemenin 30.05.2024 tarihli ek kararı ile davalılar ..., ... ile ... yönünden kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri ve ortak olan davalıların sorumluluğuna ilişkin tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1086 sayılı Kanun'un 409. maddesi, 6100 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi, 6762 sayılı Kanun'un 306, 309 ve 336/b-1 maddeleri.
2.Dairemizin 21.01.2020 tarih, 2018/2372 E., 2020/617 K., 12.02.2020 tarih, 2019/4675 E.,2020/1317 K., 10.10.2023 tarih, 2023/2796 E.,2023/5719 K.,13.07.2023 tarih, 2023/242 E.,2023/4466 K. sayılı emsal ilamları.
3. Değerlendirme
1.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Dava, TMSF tarafından el konulan şirkette tespit edilen kasa açığından yönetim kurulu üyeleri, denetçiler, üst düzey yöneticiler ve diğer ilgili kişilerin sorumluluğu nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, Mahkemece eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile ortak ve yöneticiler bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği üzere, TMSF tarafından şirkete el konulduğu anda derhal bir kasa sayım tutanağı düzenlenmediği, mevcut kasa açığının sebebinin dayandırıldığı sermaye ödeme borçlarının yerine getirilmediği ve kasa sayımında da bunlara rastlanmadığı yolundaki davacı iddiasının ve iddia olunan açığın ne zaman, ne şekilde ve hangi tutarda olduğuna dair verilerin sunulmadığı, bu durumun da Mahkemenin gerekçeli kararında ayrıca belirtilmesine rağmen, tek başına teftiş kurulu ve denetim kurulu raporları ile kasa açığının varlığına kanaat edilerek, zarar olarak dayanılan kasa açığı ve bunun sebebi olarak dayanılan sermaye borcunun yerine getirilmemesi iddialarına itibar edilip ve buna bağlı sorumluluğa gidilmesi suretiyle davanın bir kısım davalılar yönünden kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. İddia olunan kasa açığının bizzat el koyma tarihinde mevcut olup olmadığı ve varsa miktarı belli olmadığından, ödenmeyen apel borcuna ilişkin zarar taleplerinin mevcut şirket kayıtlarına dayanılarak davalılar ile illiyet kurulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yukarıda yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davalılar ..., ..., ... ile ... yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bend uyarınca, davalılar ..., ..., ... ile ...'un temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının BOZULMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde davalılar ..., ..., ... ve ...'a iadesine, 26.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan tarafların her ikisinin de duruşmaya gelmemesi veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirmeleri durumunda mahkemece verilecek karar aşağıdakilerden hangisidir?
A) Davanın usulden reddi
B) Davanın açılmamış sayılması
C) Dosyanın işlemden kaldırılması
D) Tahkikatın yokluklarında yapılması
E) Karar verilmesine yer olmadığı kararı
Bu maddeyle ilgili 15 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.