Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 184- (1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
(2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.
Toplu mahkemelerde tahkikatın sona ermesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
26 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/1588 E., 2025/219 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 184. maddesinde;
2. Hukuk Dairesi 2024/1588 E. , 2025/219 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1148 E., 2023/2019 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/995 E., 2023/247 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kabul edilen iştirak nafakası miktarı ile tazminat miktarları, zina nedeniyle açılan boşanmanın reddi, deprem bölgesinde bulunan vekilin yokluğunda usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
1.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine, davalı-davacı kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere, kadının zina sebebi ile açtığı boşanma davasının reddine hükmedilmiş, davalı-karşı davacı kadın tarafından tüm yönlerden istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kabul edilen iştirak nafakası miktarı ile tazminat miktarları ve zina nedeniyle açılan boşanmanın reddi, deprem bölgesinde bulunan vekilin yokluğunda usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesi yönünden temyiz talebinde bulunulmuştur.
2. 11.02.2023 tarihli ve 32101 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 120 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kararnamenin "Yargı Alanında Alınan Tedbirler" başlıklı 2/1 maddesi;
"a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler,
b) 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler,
c) Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler, 06.02.2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 06.04.2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde düzenlenmiştir.
3. Aynı maddenin 6 ncı fıkrasında da; "Olağanüstü hal ilan edilmeyen illerin barosuna kayıtlı avukatların ve bürolarında çalışan kişilerin; olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya kayın hısımlarının bulunması veya olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü, söz konusu avukatlar tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından 06.03.2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar ülke genelinde uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
4. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 184. maddesinde; “ (1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.” hükmü düzenlenmiştir. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Sözlü yargılama 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde düzenlenmiştir. (28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik) 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesi, "(1) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır.." hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara sözlü yargılama için davetiye gönderilmeyeceği belirtilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesine uygun olarak, yargılama sırasında, hakim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nin ilk kararı davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma ve gönderme kararından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, tensip zaptı ile taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiyelerin e-tebligat yolu tebliğe çıkartıldığı, davalı-karşı davacı kadın vekilinin deprem bölgesinde bulunan Kahramanmaraş Barosuna kayıtlı olması sebebiyle tam gün mazeretli sayılmasına, duruşmada hazır bulunan taraflara 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince bir dahaki celse sözlü yargılama yapılacağı ve duruşmaya katılmadıkları taktirde 6100 sayılı Kanun'un 150 hükümleri saklı kalmak üzere yokluklarında karar verileceği hususunda ihtarat yapılmasına, duruşmada hazır bulunmayan taraflara duruşma tutanağı eklenerek ve 3 no'lu ara karar içeriği şerh edilerek meşruhatlı davetiye tebliğine karar verilmiş, duruşma zaptı davalı-karşı davacı kadın vekiline e-tebligat yolu tebliğe çıkartılmıştır. Mahkemece temyiz eden davalı-karşı davacı kadın vekili deprem bölgesinde olması nedeniyle mazeretli kabul edildiğine göre, duruşmada yeni tahkikat günü verilmeden, bu konuda beyanlarını sunma imkanı verilmeden, tahkikatın bittiği taraflara tefhim edilmeden gelecek celse sözlü yargılama yapılacağı ihtarı ile davetiye çıkartarak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili hükmü gözetildiğinde son duruşmaya katılmamasının geçerli bir mazerete dayandığı anlaşılan davalı-karşı davacı kadın vekilinin yokluğunda yazılı şekilde karar verilerek savunma hakkı kısıtlanıp, hukuki dinlenilme hakkını ihlaline neden olacak şekilde davanın sonuçlandırılması 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinin emredici ve açık hükmünü uygulamadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
4. Hukuk Dairesi, 2016/308 E., 2016/5658 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186. maddelerinde tahkikat ve sonlandırılmasına yönelik olarak;
4. Hukuk Dairesi 2016/308 E. , 2016/5658 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/05/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/10/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186. maddelerinde tahkikat ve sonlandırılmasına yönelik olarak; hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilerek, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm verileceğine dair düzenleme getirilmiştir. Yine HMK'nın 150/2. maddesinde "usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflardan biri duruşmaya gelir diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır" düzenlemesi mevcuttur. Davacı mazeret bildirmiş ve mazereti kabul edilmiştir. Bu nedenle yokluğunda yapılan işlemlere itiraz etme hakkı bulunmaktadır.
Dosya kapsamından 20/10/2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin mazeretli olduğu, davalı vekilinin ise hazır bulunduğu, aynı celsede tahkikat aşamasına geçildiği, davalı vekilinin delillerinin toplanarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmiş aynı celsede hazır olan davalı vekiline tahkikat aşamasının bittiği bildirilerek, sözlü yargılama aşamasına da geçilmeden yargılamaya son verildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıkladığı üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184, 186 ve 150. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkını, davalı tarafın ise savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapma hakkı tanınmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamış, HMK'nın 184, 186 ve 150/2. maddelerinde düzenlenen yargılama usul kuralları uygulanarak bir hüküm verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 27/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2017/3149 E., 2020/943 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186 maddelerinde tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya yönelik olarak;
4. Hukuk Dairesi 2017/3149 E. , 2020/943 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-...AŞ vekili Avukat ... 2-Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu vekili Avukat ...
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... AŞ ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu aleyhine 25/02/2013 gününde verilen dilekçe ile haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 10/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Davacının davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili; müvekkiline ait Andırın ... köyü ...mevkii 113 ada 23 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan değirmenin, davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından verilen lisans ile diğer davalı .... tarafından inşa edilen barajın faaliyete geçmesi nedeniyle çalışamaz hale geldiğini ve zarar gördüğünü belirterek maddi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; davacının değirmencilik işiyle uğraşmadığı, bu nedenle uğramış olduğu bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, kamu kuruluşu olup; kural olarak, işlem ve eylemleri kamusal nitelik taşımaktadır. Somut olayda, davalı idare tarafından diğer davalı şirkete verilen üretim lisansı ile yapılan baraj nedeniyle zarara sebebiyet verildiği iddia edildiğine göre; istemin idare hukuku kuralları çerçevesinde ve idari yargı yerinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
İdarenin hizmet kusuru niteliğindeki eylemi sonucu meydana gelen zararlardan dolayı; İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince idareye karşı, idari yargı yerinde tam yargı davası açılması gerekir. Görev sorunu kamu düzenine ilişkin olup, açıkça veya hiç ileri sürülmese de kendiliğinden (re’sen) dikkate alınır. Mahkemece, davalılardan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu yönünden yargı yolu bakımından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasının incelenmesi doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.
2- Davacının davalılardan ....’ye yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Dosya kapsamından; 10/03/2016 tarihli celsede mahkemece, taraflara tahkikat aşamasının bittiği ve sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama günü için belirlenecek gün ve saatte hazır bulunmayanların yokluğunda yargılamaya devam olunarak hüküm verileceği hususu usulüne uygun şekilde bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan hüküm verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186 maddelerinde tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya yönelik olarak; hâkimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılamaya ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında karar verileceği hususu bildirilerek, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm kurulacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186'ıncı maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen davalı tarafın savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında taraflara açıklama yapma hakkı tanınmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ... Kurumuna yönelik kısmının (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı ... AŞ'ne yönelik kısmının BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 26/02/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.
15. Hukuk Dairesi, 2018/3442 E., 2019/1379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
15. Hukuk Dairesi 2018/3442 E. , 2019/1379 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Davacı iş sahibi vekili; müvekkil şirketin 14.06.2010 tarihinde 1 adet ... marka çift başlıklı epilasyon cihazını dava dışı bir şirketten 41.033,19 TL bedelle satın aldığını, güzellik salonunda kullandığı bu aletin aletinin başlığına kontör yüklenmesi gerektiğini, bunun için 10.01.2012 tarihinde davalıya cihazın teslim edildiğini, ancak tüm ikazlara rağmen cihazın ancak 09.02.2012 tarihinde müvekkiline iade edildiğini, ancak cihazın teslim alındıktan kısa bir sonra arızalandığını, cihazın tamiri için, satın aldığı firmaya başvurduğunu, firma tarafından düzenlenen teknik servis formunda, cihazın yetkisiz firma tarafından karıştırıldığı, cihaza servis dışı müdahale edildiği ve içerisindeki donanımın zarar gördüğünün tespit edildiğini, müvekkilinin cihazı davalıya gönderdikten sonra aradan geçen bir aylık iade süresinde iş kaybına ve kar mahrumiyetine, ayrıca da manevi zarara uğradığını, müvekkilinin işe devam edebilmesi için 4.500,00 TL masraf yaptığını ileri sürerek, 25.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yüklenici vekili; müvekkil ile birlikte ismi anılan davalı...’ ın müvekkil şirketle hukuki bir bağı olmayıp dönem dönem müvekkilin teknik destek aldığı bir kişi olduğunu, dava konusu cihaz ile ilgili müvekkil adresinin verilmiş olmasının müvekkilinin bilgisi haricinde bulunduğunu, ... açısından husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, davaya konu cihazın bakım ve onarım ile ilgili müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmasının da mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, cihazı tamir için davalıya gönderdiği ve davalının cihazı ayıplı olarak davacıya iade ettiğinin kanıtlanamadığı, 3 ay kullandığı gibi zarara uğradığını da kanıtlayamadığından bahisle dava reddedilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 29.08.2013 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde
düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). 1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir.
HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır.
Öte yandan davalı gerçek kişi firması olup, iki davalı bulunmaktadır. Davalılardan ... vekili vekâletname sunmuş ve cevap vermiş ise de, diğer davalıya tebligat yapılmamış olup, taraf teşkilinin tamamlandığından sözedilemez. Bu nedenlerle dava dilekçesinin...a da tebliği ile işin esasının incelenmesi zorunludur.
Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184-186 madde hükümleri gereğince sözlü yargılama yapılmaksızın ve taraf teşkili tamamlanmadan esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, sair hususlar incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 37,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2018/1244 E., 2019/6448 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13 HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
1-6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir.
11. Hukuk Dairesi 2018/1244 E. , 2019/6448 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13 HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/05/2017 tarih ve 2016/227 E. - 2017/490 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/12/2017 tarih ve 2017/763 E. - 2017/844 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.10.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin başarılı çalışmalarıyla çevresinde üne kavuşmuş ciddi bir portföyü olan fizyoterapist olduğunu, 2008 yılı Aralık ayında davalı ile yaptığı sözleşme çerçevesinde kendi rehabilitasyon merkezini kapatarak tüm müşteri portföyü ile davalıya %50 oranında ortak olduğunu, aynı zamanda müvekkilinin kurulacak şirkette sigortalı olarak ücret alacağı hususunda da anlaşmış olduklarını, müvekkilinin sözleşmeyle birlikte çalışmaya başladığını ancak şirket kuruluşunun bahanelerle sürekli ertelendiğini, ortaklık haklarının verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 5.000.-TL'nin faiziyle birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, taraflar arasında ticaret siciline tescili gerçekleşmiş resmi bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, davacının talebine konu alacak kalemlerinin yasal pay sahibi gözüken kişi tarafından talep edilebileceği, gizli ortak olduğu iddiasıyla talepte bulunulamayacağı, resmi ortaklık iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının, Özel Su Damlası Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin ortaklarından olmadığı, davacının, davalı işyerinde işçi olarak çalıştığının SGK kayıtları ve Bakırköy 31. İş Mahkemesi' nin 2014/86 Esas sayılı dosyasında verilen karara göre sabit olduğu, iş dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen davacının eski eşi...'nun Özel Su Damlası Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi' nin % 50 ortağının kendisi olduğunu belirttiği, yine davalı firmanın 2012 Ocak ayı ile 2013 yılı Haziran ayı dönemine ilişkin gelirin davalı ile davacının eski eşi... arasında paylaştırıldığı yönündeki bilirkişi tespiti birlikte değerlendirildiğinde davacının davalının ortağı olduğunu ispat edemediği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
1-6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir.
Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir.
Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 24/11/2015 tarihli celsede, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden, taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiştir.
Yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/10/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
6100 sayılı HMK 371/ç maddesinde "karara etki eden yargılama hatası veya eksikliklerin bulunması" Yargıtay'ın bozma sebepleri arasında tadat edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince 15.05.2017 tarihli oturumda, tahkikatın sona erdiği, sözlü yargılamaya geçileceğinin taraflara bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiş olması, 6100 sayılı HMK 184 ve 186 maddesindeki usul hükmünün ihlali niteliğinde bulunmakla birlikte yukarıda anılan HMK 371/ç maddesi açık hükmü karşısında tek başına bozma nedeni değildir.
Bu nedenle davacı vekilinin diğer temyiz nedenleri üzerinde durularak uyuşmazlığın esasına yönelik bir karar verilmesi, esas yönünden yapılacak inceleme sonucunda bozma nedenleri ortaya çıktığı takdirde usuli cihete ilişkin bu yönde de bozma nedeni oluşturulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, Daire çoğunluğunun münhasıran usul bozmasına katılmıyoruz.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bayan (V) ile Bay (Z) arasındaki alacak davasında tahkikat aşaması yürütülmektedir. Hâkim, tarafların gösterdiği tüm delilleri incelemiş ve tarafların iddialarını dinlemiştir. Tahkikatın sona ermesi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
A) Hâkim, davanın hüküm için yeterli derecede aydınlandığını anlarsa tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.
B) Tahkikatın bittiği tefhim edildikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçilir.
C) Sözlü yargılama için taraflardan birinin talebi üzerine duruşma 2 haftadan az olmamak üzere ertelenebilir.
D) Tahkikat bittikten sonra taraflara son sözleri sorulur ve hüküm verilir.
E) Tahkikat bittikten sonra yeni delil sunulması için taraflara her zaman ek süre verilir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.