6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 185

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 185. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 185- (1) Toplu mahkemelerde, tahkikatı yapmakla görevlendirilen hâkim, tahkikatın tamamlandığı kanaatine varırsa, tarafların davanın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için dosyayı mahkeme başkanına verir. (2) Toplu mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse tahkikat için görevlendirilen hâkim tarafından dinlenen tanıkları ve bilirkişiyi tekrar çağırıp dinleyebileceği gibi, davanın maddi vakıaları hakkında gösterilen ve mahkemeye verilememiş veya getirtilmemiş olan delillerin verilmesini veya getirtilmesini de kararlaştırabilir. Kurul, eksik gördüğü tahkikatı kendisi tamamlayabileceği gibi hâkimlerden birine de verebilir. (3) Toplu mahkeme, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini tefhim eder. Sözlü yargılama

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2021/5888 E., 2021/13033 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
HMK’nın 184. ve 185. maddeleri gereğince tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığında mahkeme, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder ve bu tefhim ile tahkikat aşaması sona erer.
3. Hukuk Dairesi         2021/5888 E.  ,  2021/13033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı şirketin imzaladıkları sebze ekim sözleşmesinden doğan vecibelerini yerine getirmediğini, bozuk tohum teslim ettiği için sözleşmede belirtilen malın üretilemediğini, ürün alınamaması nedeniyle müspet ve menfi zarara uğradığını, Çanakkale 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/60 Değişik İş sayılı dosyası ile müspet zararının 21.204,61 TL olarak belirlendiğini, ayrıca kira ödediğini, sulama çapalama ve bakım masrafı yaptığını, davalının kusurları nedeniyle tahmini 40.000 TL zarara uğradığını; öte yandan beklediği verimi alamamaktan ya da hiç alamamaktan da menfi zararı doğduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 40.000 TL maddi tazminatın tespit tarihinden itibaren işleyecek yasal ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davanın reddine dair verilen hüküm davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 27/02/2020 tarihli ve 2017/3787 Esas 2020/2957 Karar sayılı kararıyla; “Görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında res'en gözetilir. Bu nedenle mahkemece, davaya Asliye Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla bakılması gerekirken, Ticaret Mahkemesi sıfatı ile bakılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece, davacı tarafça zararın varlığı 29/05/2013 tarihinde öğrenildiği halde 5553 sayılı kanundaki altı aylık süre geçirilerek davanın 10/04/2014 tarihinde açıldığı; öte yandan, davacının bozuk tohum ve fide verildiği yönündeki iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 141/1 maddesinde tarafların yargılamada iddia ve savunmalarını ne zamana kadar değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe, iddia ve savunmanın genişletilmesi yahut değiştirilmesi mümkündür. Yine HMK’nın 144/2 maddesinde, iddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu anlamda ıslah, karşı tarafın rızasının olmadığı durumlarda yasağın başladığı andan itibaren iddia ve savunmaları değiştirme noktasında taraflar için tek çare olmaktadır. Kavram olarak ıslah; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesidir (6100 sayılı HMK. m. 176). Taraflar ihmal, unutma, yetersiz bilgi ve benzeri sebeplerle eksik ya da hatalı şekilde iddia ve savunmada bulunmuş olabilecekleri gibi, yargılama sırasında meydana gelen gelişmeler neticesinde de yargılamanın başında sundukları iddia ve savunmalarında değişiklik yapma ihtiyacı duyabilirler. Islah müessesesi, dava değiştirme, başka bir deyişle iddia ve savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılanabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapılabilmektedir (Üstündağ S: Medeni Yargılama Hukuku, C.I.II.B.5, İstanbul 1992, s.534). Islah, mahkemeye yöneltilen tek taraflı ve açık bir irade beyanı olduğundan, yasal şartları yerine getirildiği takdirde, karşı tarafın ya da mahkemenin kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. İddia ve savunmayı değiştirme ya da genişletme sayılmayan hallerde veya karşı tarafın genişletme ve değiştirmeye rıza gösterdiği hallerde ıslaha başvurmaya gerek olmadığı açıktır. Davanın tamamen ıslahı mümkün olduğu gibi kısmen ıslahı da mümkündür. Ancak ıslahın yapılması, Kanun uyarınca zaman bakımından sınırlandırılmış ve HMK'nın "Islahın Zamanı ve Şekli" başlıklı 177. maddesinin 1. fıkrasında tahkikatın sona ermesine kadar ıslahın yapılabileceği düzenlenmiştir. Öte yandan, 28/07/2020 yürürlülük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177. maddesinin 2. fıkrasında Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesince gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararında uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz.” düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiştir. Tahkikat, HMK’nın 147. maddesi uyarınca ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra başlamaktadır. Bu anlamda tahkikat evresinde işin esasına girilerek delillerin değerlendirilmesi sonucu bir karar verilmek üzere taraflar duruşmaya davet edilir. Bu yönüyle tahkikat evresi, yargılamanın en önemli ve uzun aşaması olarak nitelendirilmektedir. HMK 186. maddesi uyarınca; mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. HMK’nın 184. ve 185. maddeleri gereğince tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığında mahkeme, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder ve bu tefhim ile tahkikat aşaması sona erer. Islah ise kavram olarak; taraflardan birinin yapmış olduğu usul işleminin tamamen veya kısmen düzeltilmesine denir ( HMK m. 176). Islah müessesesi, davayı değiştirme, başka deyişle iddia ve müdafaanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağını bertaraf eden bir imkandır. Zira bu suretle, aslında yasal itiraz ile karşılaşılabilecek olan herhangi bir taraf muamelesi, ıslah kurumu yardımı ile artık bu itirazı davet etmeksizin yapabilmektedir. 6100 sayılı HMK’nın 176. maddesine göre ıslah tamamen veya kısmen olmak üzere iki şekilde yapılabilmektedir. Tamamen ıslahta davacı, davasını baştan (dava dilekçesinden) itibaren ıslah eder ve bir hafta içerisinde yeni bir dava dilekçesi verir (HMK m. 180). Davanın tamamen ıslahı yoluna, dava dilekçesinden (dava dilekçesi dahil) itibaren (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması için başvurulur (HMK m. 179/1). Bu hâlde dava dilekçesinden itibaren yapılmış olan usul işlemlerinin (HMK m. 179/2 de sayılanlar hariç) tamamının yapılmamış sayılması (ıslah edilmesi, düzeltilmesi) söz konusu olduğu için buna davanın tamamen ıslahı denir. Başka bir anlatımla davacı tamamen ıslah ile yeni bir dilekçe vererek davasını baştan itibaren usule müteallik bütün işlemlerini değiştirebilir. Yani davacı bu yolla dava sebebini ve talep sonucunu tamamen değiştirip genişletebileceği gibi, davalı da tam ıslah ile savunmasını tamamen değiştirip genişletebilecektir. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekecektir. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; bozma kararı üzerine davacı asil tarafından sunulan 16/02/2021 tarihli dilekçede; talebinin taraflar arasındaki sözleşmeden kaynaklı olup sözleşme gereğince yetiştirilen ürünlerin davalı tarafça vaktinde alınmadığı, ürünlerin tarlada bekletilmesi nedeniyle zarar görüp parçalandığı, oluşan zararın davalıdan tahsilinin istendiğini bildirilmiştir. HMK’nın 176. maddesindeki, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceğine ilişkin düzenleme karşısında, 16/02/2021 tarihli dilekçe, gerek içeriği gerekse talep sonucu bakımından davanın ıslahı niteliğinde olduğuna ve 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK'nın 177/2. maddesine göre bozmadan sonra ıslah mümkün olduğundan, mahkemece davaya ıslah edilen talep kapsamına göre devam edilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda delillerinin toplanması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK'nın 428 inci maddesi gereğince davacı taraf yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nın Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (1)

15. Hukuk Dairesi, 2018/3442 E., 2019/1379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184-186 madde hükümleri gereğince sözlü yargılama yapılmaksızın ve taraf teşkili tamamlanmadan esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, sair hususlar incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir.
15. Hukuk Dairesi         2018/3442 E.  ,  2019/1379 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat talebine ilişkin olup mahkemece davanın reddine dair karar, davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir. Davacı iş sahibi vekili; müvekkil şirketin 14.06.2010 tarihinde 1 adet ... marka çift başlıklı epilasyon cihazını dava dışı bir şirketten 41.033,19 TL bedelle satın aldığını, güzellik salonunda kullandığı bu aletin aletinin başlığına kontör yüklenmesi gerektiğini, bunun için 10.01.2012 tarihinde davalıya cihazın teslim edildiğini, ancak tüm ikazlara rağmen cihazın ancak 09.02.2012 tarihinde müvekkiline iade edildiğini, ancak cihazın teslim alındıktan kısa bir sonra arızalandığını, cihazın tamiri için, satın aldığı firmaya başvurduğunu, firma tarafından düzenlenen teknik servis formunda, cihazın yetkisiz firma tarafından karıştırıldığı, cihaza servis dışı müdahale edildiği ve içerisindeki donanımın zarar gördüğünün tespit edildiğini, müvekkilinin cihazı davalıya gönderdikten sonra aradan geçen bir aylık iade süresinde iş kaybına ve kar mahrumiyetine, ayrıca da manevi zarara uğradığını, müvekkilinin işe devam edebilmesi için 4.500,00 TL masraf yaptığını ileri sürerek, 25.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararın yasal faiziyle birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı yüklenici vekili; müvekkil ile birlikte ismi anılan davalı...’ ın müvekkil şirketle hukuki bir bağı olmayıp dönem dönem müvekkilin teknik destek aldığı bir kişi olduğunu, dava konusu cihaz ile ilgili müvekkil adresinin verilmiş olmasının müvekkilinin bilgisi haricinde bulunduğunu, ... açısından husumet yönünden de davanın reddi gerektiğini, davaya konu cihazın bakım ve onarım ile ilgili müvekkilinin hiçbir şekilde taraf olmasının da mümkün bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, taraflar arasında yazılı sözleşme olmadığı, cihazı tamir için davalıya gönderdiği ve davalının cihazı ayıplı olarak davacıya iade ettiğinin kanıtlanamadığı, 3 ay kullandığı gibi zarara uğradığını da kanıtlayamadığından bahisle dava reddedilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur. Dava, 6100 sayılı HMK'nın yürürlükte olduğu 29.08.2013 tarihinde açılmıştır. 6100 sayılı HMK'da ilk derece yargılamasında yazılı yargılama usulü beş aşamadan oluşacak şekilde düzenlenmiştir. Bunlar; 1-Davanın açılması ve dilekçeler aşaması (Madde 118,126-136), 2-Ön inceleme (Madde 137-142), 3-Tahkikat (Madde 143-293), 4-Sözlü Yargılama (Madde 184-186) ve 5-Hükümdür (madde 294). 1086 sayılı HUMK zamanında yazılı yargılama usulü 4 aşama (ön inceleme aşaması hariç) olarak düzenlenmiş ve bu aşamaların her biri bir diğerinin içine geçmiş şekilde olduğundan gereksiz işlem yapılmasına ve yargılamaların uzun sürmesine sebebiyet vermekte iken kanun koyucu bu sakıncaların önüne geçmek için bu aşamaları sıkı kurallara bağlamış ve bir aşama bitirilmeden diğer aşamaya geçmeyi engellemek istemiştir. HMK’nın madde 184-(1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Madde 186- (1) Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Usul kurallarının derhal uygulanırlık prensibi de temel kurallardandır. Öte yandan davalı gerçek kişi firması olup, iki davalı bulunmaktadır. Davalılardan ... vekili vekâletname sunmuş ve cevap vermiş ise de, diğer davalıya tebligat yapılmamış olup, taraf teşkilinin tamamlandığından sözedilemez. Bu nedenlerle dava dilekçesinin...a da tebliği ile işin esasının incelenmesi zorunludur. Bu genel anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 184-186 madde hükümleri gereğince sözlü yargılama yapılmaksızın ve taraf teşkili tamamlanmadan esasa ilişkin hüküm kurulması doğru olmamış, sair hususlar incelenmeksizin kararın usulden bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 37,20 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, tahkikat aşamasıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Hakim, tahkikatın her aşamasında iddia veya savunmalardan birinin diğerinden önce incelenmesine karar verebilir.
B) Taraflar tahkikat bitene kadar diledikleri zaman yeni delil sunabilirler.
C) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra taraflara son beyanlarını sunmaları için 2 hafta süre verir.
D) Bir delilin sonradan ileri sürülmesi, yargılamayı geciktirme amacı taşısa bile mahkemece kabul edilmelidir.
E) Davacının iddiaları ön incelemede, davalının savunmaları tahkikatta incelenir.

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol