6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 186

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 186. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 186- (1) (Değişik:22/7/2020-7251/20 md.) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/20 md.) Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır. DÖRDÜNCÜ KISIM İspat ve Deliller BİRİNCİ BÖLÜM Genel Hükümler İspatın konusu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

71 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/1588 E., 2025/219 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Sözlü yargılama 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde düzenlenmiştir.
2. Hukuk Dairesi         2024/1588 E.  ,  2025/219 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1148 E., 2023/2019 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/995 E., 2023/247 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kabul edilen iştirak nafakası miktarı ile tazminat miktarları, zina nedeniyle açılan boşanmanın reddi, deprem bölgesinde bulunan vekilin yokluğunda usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesi yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; 1.Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin boşanma davasının reddine, davalı-davacı kadının boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere, kadının zina sebebi ile açtığı boşanma davasının reddine hükmedilmiş, davalı-karşı davacı kadın tarafından tüm yönlerden istinaf talebinde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın kabulü, kabul edilen iştirak nafakası miktarı ile tazminat miktarları ve zina nedeniyle açılan boşanmanın reddi, deprem bölgesinde bulunan vekilin yokluğunda usul ve yasaya aykırı olarak karar verilmesi yönünden temyiz talebinde bulunulmuştur. 2. 11.02.2023 tarihli ve 32101 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 120 sıra sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Yargı Alanında Alınan Tedbirlere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kararnamenin "Yargı Alanında Alınan Tedbirler" başlıklı 2/1 maddesi; "a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar veya ilgililer bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler, b) 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler, c) Nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler, 06.02.2023 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 06.04.2023 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde düzenlenmiştir. 3. Aynı maddenin 6 ncı fıkrasında da; "Olağanüstü hal ilan edilmeyen illerin barosuna kayıtlı avukatların ve bürolarında çalışan kişilerin; olağanüstü hal ilan edilen illerde kan veya kayın hısımlarının bulunması veya olağanüstü hal ilan edilen illerde felakete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafi edilmesi ya da ihtiyaçların karşılanması amacıyla bu illere gitmeleri halinde bu madde hükmü, söz konusu avukatlar tarafından takip edilen dava ve işlerle ilgili olarak bu avukatlar bakımından 06.03.2023 (bu tarih dahil) tarihine kadar ülke genelinde uygulanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. 4. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun(6100 sayılı Kanun) 184. maddesinde; “ (1) Hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. (2) Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder.” hükmü düzenlenmiştir. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Sözlü yargılama 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde düzenlenmiştir. (28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile değişik) 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesi, "(1) Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır.." hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara sözlü yargılama için davetiye gönderilmeyeceği belirtilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesine uygun olarak, yargılama sırasında, hakim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir. Somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi'nin ilk kararı davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma ve gönderme kararından sonra İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada, tensip zaptı ile taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiyelerin e-tebligat yolu tebliğe çıkartıldığı, davalı-karşı davacı kadın vekilinin deprem bölgesinde bulunan Kahramanmaraş Barosuna kayıtlı olması sebebiyle tam gün mazeretli sayılmasına, duruşmada hazır bulunan taraflara 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince bir dahaki celse sözlü yargılama yapılacağı ve duruşmaya katılmadıkları taktirde 6100 sayılı Kanun'un 150 hükümleri saklı kalmak üzere yokluklarında karar verileceği hususunda ihtarat yapılmasına, duruşmada hazır bulunmayan taraflara duruşma tutanağı eklenerek ve 3 no'lu ara karar içeriği şerh edilerek meşruhatlı davetiye tebliğine karar verilmiş, duruşma zaptı davalı-karşı davacı kadın vekiline e-tebligat yolu tebliğe çıkartılmıştır. Mahkemece temyiz eden davalı-karşı davacı kadın vekili deprem bölgesinde olması nedeniyle mazeretli kabul edildiğine göre, duruşmada yeni tahkikat günü verilmeden, bu konuda beyanlarını sunma imkanı verilmeden, tahkikatın bittiği taraflara tefhim edilmeden gelecek celse sözlü yargılama yapılacağı ihtarı ile davetiye çıkartarak Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili hükmü gözetildiğinde son duruşmaya katılmamasının geçerli bir mazerete dayandığı anlaşılan davalı-karşı davacı kadın vekilinin yokluğunda yazılı şekilde karar verilerek savunma hakkı kısıtlanıp, hukuki dinlenilme hakkını ihlaline neden olacak şekilde davanın sonuçlandırılması 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinin emredici ve açık hükmünü uygulamadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeple; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,14.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2018/1244 E., 2019/6448 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13 HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 186. maddesinde düzenlenmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2018/1244 E.  ,  2019/6448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13 HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/05/2017 tarih ve 2016/227 E. - 2017/490 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/12/2017 tarih ve 2017/763 E. - 2017/844 K. sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 08.10.2019 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin başarılı çalışmalarıyla çevresinde üne kavuşmuş ciddi bir portföyü olan fizyoterapist olduğunu, 2008 yılı Aralık ayında davalı ile yaptığı sözleşme çerçevesinde kendi rehabilitasyon merkezini kapatarak tüm müşteri portföyü ile davalıya %50 oranında ortak olduğunu, aynı zamanda müvekkilinin kurulacak şirkette sigortalı olarak ücret alacağı hususunda da anlaşmış olduklarını, müvekkilinin sözleşmeyle birlikte çalışmaya başladığını ancak şirket kuruluşunun bahanelerle sürekli ertelendiğini, ortaklık haklarının verilmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik 5.000.-TL'nin faiziyle birlikte tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, taraflar arasında ticaret siciline tescili gerçekleşmiş resmi bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı, davacının talebine konu alacak kalemlerinin yasal pay sahibi gözüken kişi tarafından talep edilebileceği, gizli ortak olduğu iddiasıyla talepte bulunulamayacağı, resmi ortaklık iddiasının ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacının, Özel Su Damlası Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'nin ortaklarından olmadığı, davacının, davalı işyerinde işçi olarak çalıştığının SGK kayıtları ve Bakırköy 31. İş Mahkemesi' nin 2014/86 Esas sayılı dosyasında verilen karara göre sabit olduğu, iş dosyasında davacı tanığı olarak dinlenen davacının eski eşi...'nun Özel Su Damlası Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi' nin % 50 ortağının kendisi olduğunu belirttiği, yine davalı firmanın 2012 Ocak ayı ile 2013 yılı Haziran ayı dönemine ilişkin gelirin davalı ile davacının eski eşi... arasında paylaştırıldığı yönündeki bilirkişi tespiti birlikte değerlendirildiğinde davacının davalının ortağı olduğunu ispat edemediği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1-6100 sayılı Yasa’nın 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur. Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye ile tebliğ edilmesi gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir. Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 24/11/2015 tarihli celsede, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçildiği bildirilmeden, taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/10/2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. 6100 sayılı HMK 371/ç maddesinde "karara etki eden yargılama hatası veya eksikliklerin bulunması" Yargıtay'ın bozma sebepleri arasında tadat edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince 15.05.2017 tarihli oturumda, tahkikatın sona erdiği, sözlü yargılamaya geçileceğinin taraflara bildirilmeden ve taraflara son sözleri sorulmadan karar verilmiş olması, 6100 sayılı HMK 184 ve 186 maddesindeki usul hükmünün ihlali niteliğinde bulunmakla birlikte yukarıda anılan HMK 371/ç maddesi açık hükmü karşısında tek başına bozma nedeni değildir. Bu nedenle davacı vekilinin diğer temyiz nedenleri üzerinde durularak uyuşmazlığın esasına yönelik bir karar verilmesi, esas yönünden yapılacak inceleme sonucunda bozma nedenleri ortaya çıktığı takdirde usuli cihete ilişkin bu yönde de bozma nedeni oluşturulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan, Daire çoğunluğunun münhasıran usul bozmasına katılmıyoruz.
11. Hukuk Dairesi, 2016/13251 E., 2018/573 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 186. maddesinde düzenlenmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2016/13251 E.  ,  2018/573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada .... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/07/2015 tarih ve 2014/293-2015/387 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin Garanti Bankasının kredi kartını kullanması nedeniyle Garanti Emeklilik ve Hayat A.Ş. nezdinde işten çıkartmalara karşı sigortalandığını, poliçe gereğince kredi kartı kullanımı sürdüğü sürece sigortanın da yenilenmiş olduğunu, primlerin müvekkili tarafından yatırıldığını, son sigorta bitiş süresinin 12.07.2014 tarihi olduğunu, müvekkilinin elektrik mesul teknikeri sıfatıyla çalıştığı Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. .... Şube Şefliğinden özelleştirme nedeniyle 31.10.2013 tarihinde işten çıkarıldığını, müvekkilinin yaptırdığı sigortanın şartlarından faydalanmak amacıyla farklı tarihlerde bir çok defa davalı şirkete başvuruda bulunduğunu, davalı tarafından gerekçe gösterilmeksizin sigortadan faydalandırılmadığını, poliçede işsizlik teminatının şartlarının açıkça belirtilmesine rağmen müvekkilinin davalı şirkete yaptığı taleplerinin kabul edilmediğini ileri sürerek 9.629,68 TL bedelin işsiz kalma tarihi olan 31.10.2013 tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde belirttiği taleplerin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının 31/10/2013 tarihinde iş akdinin sona ermesinden sonra Kasım 2013, Aralık 2013 ve Ocak 2014 aylarında sigorta primlerinin yatırıldığı sigorta primlerinin Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünce yatırıldığı, davacının Kasım 2013, Aralık 2013 ve Ocak 2014 aylarında hizmetlerinin mevcut olduğu ancak işveren tarafından sigortalıya ait herhangi bir işe giriş ve işten çıkış bildirgesi verilmediği için sistemde bu konuda bir bilgi bulunmadığı, hizmet döküm cetvelinin incelenmesinde davacının işsiz kaldığı 31.10.2013 tarihinden sonra kesintiye uğramaksızın gelir elde ettiği, sigorta primlerinin yatırıldığı, taraflar arasında akdedilen işsizlik sigortasıyla işsizlik teminatına sigortalının işsiz kaldığı tarihten itibaren 30 gün boyunca işsizliğin devam etmesi halinde hak kazanılacağının düzenlendiği, davacının işsiz kaldığı tarihten itibaren 30 gün boyunca işsiz kalmadığı, davacının sigorta teminatını kazanma şartlarını taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, işten çıkarılma rizikosuna karşı yapılan sigorta bedelinin tahsili istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur. Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'unun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesi gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir. Somut uyuşmazlıkta taraf vekillerinin hazır olmadığı 01.07.2015 tarihli duruşma öncesinde davacı vekili duruşmaya katılamayacağı için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi ve duruşmanın ertelenmesi taleplerini içeren mazeret dilekçesi vermiş, mahkemece davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verildikten sonra duruşmanın ertelenmesi talebi reddedilerek ve sözlü yargılamaya geçilmeksizin yargılamanın bitirildiği belirtilerek karar verilmiştir. Mahkemece, tahkikatın bittiği ve sözlü yargılamaya geçileceği hususu hazır olmayan taraflara tebliğ edilerek hüküm kurulması gerekirken; yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının, şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/01/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/2. maddesi delaletiyle temyiz incelemesinde uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'nın 5236 sayılı Yasa ile değişiklikten önceki 428/2. maddesi "Usulü muhakemeye muhalefetten dolayı bir hükmün nakzolunabilmesi mahkemeye ait vezaifte usulü muhakemenin ihlal olunmasına ve işbu kusur ve hatanın lahik olan hükmü tağyir edecek derecede bulunmasına veya müddei, yahut müddeaaleyh tarafından usulü muhakemenin tağyir ve ihlal olunduğunu ispat edecek derecede itiraz olunup da mahkemede tetkik edilmemiş olmasına mütevakkıftır." hükmünü içermektedir. Yerel mahkemece sözlü yargılama için duruşma günü belirlenip taraf vekillerine tefhim ve tebliğ edilmemiş olması, 6100 sayılı HMK'nın 186. maddesindeki usul hükmünün ihlali niteliğinde ise de, yukarda anılan kanun hükmü doğrultusunda, tek başına bozma sebebi olarak kabul edilemez. Bu nedenlerle, davacı vekilinin esasa yönelik temyiz nedenleri üzerinde durularak bu çerçevede yapılacak inceleme sonucunda bozma nedenleri ortaya çıktığı takdirde, usuli cihete ilişkin bu yönde de bozma nedeni oluşturulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Daire çoğunluğunun münhasıran usul bozmasına katılmaya olanak görmüyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2016/2209 E., 2017/1778 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesinde düzenlenmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2016/2209 E.  ,  2017/1778 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davalı borçlu... hakkında ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/2897 E. sayılı ve ... . İcra Müdürlüğü'nün 2012/3171 E. sayılı icra takip dosyalarında takip yaptıklarını, diğer davalı ...'ın alacaklı olduğu Yahyalı İcra Müdürlüğü'nün 2012/353 E. sayılı icra dosyasında sıra cetveli düzenlendiğini, davalı borçlunun ... Kaymakamlığı'ndan hak ettiği alacağının paylaştırılmasında, Vergi Dairesi ile garameten alacak paylaşacak olan ...'ın alacak iddiasının gerçek olmadığını, gerçekte davalı ...'ın diğer davalı borçludan alacağının bulunmadığını ileri sürerek, bu sıraya ilişkin alacağın müvekkiline ait icra dosyalarına ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, diğer davalı ... i'ye bağımsız bölüm sattığını, bu nedenle diğer davalıdan iki adet çek aldığını fakat çeklerin karşılıksız çıktığını, alacağının gerçek olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı Mehmet Kahveci, diğer davalı ile satışın gerçek satış olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalılar arasındaki satış işleminin davacının alacaklı olduğu çeklerin ibraz ve icra takip taleplerinden önce yapıldığı, satışın gerçek bir satış olduğu, davalılar arasında başkaca bir ticari işlem, ortaklık ya da icra takibi bulunmadığı, davalıların arasında başlayan icra takibinde sürelerden feragat ederek hızlı bir şekilde haciz işlemlerini gerçekleştirmiş olmalarının, tarafların muvazaalı işlem yaptığını tek başına ispatlamaya yeter bir delil bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-6100 sayılı Kanun'un 184. maddesine göre, hakim tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verir. Mahkeme tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim eder. Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur. Sözlü yargılama 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 186. maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde, "Mahkeme, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder. Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilir. Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir." hükmünü amirdir. Bu maddede, taraflara davetiye çıkarılacağı belirtilmiş ise de, HMK'nın 184. maddesine uygun olarak, tarafların tamamının hazır olduğu yargılama sırasında, hâkim, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz verip, tarafların bütün tahkikat hakkındaki açıklamalarını dinleyip, tahkikatı gerektiren bir hususun kalmadığını belirledikten sonra, yüzlerine karşı tahkikatın bittiğini tefhim etmişse, sözlü yargılama hakkında da görüşlerini sorması gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, taraflardan bir kısmının hazır olmaması veya hazır olan taraflardan biri ya da tamamının, mahkemeden sözlü yargılama için duruşma günü tayin edilmesini istemeleri halinde, sözlü yargılama için HMK'nın 186. maddesine uygun olarak duruşma günü belirlenmesi ve bu durumun duruşmada olmayan taraflara meşruhatlı davetiye tebliğ edilmesi gerekir. Tahkikatın bittiğinin tefhim edildiği duruşmada, tarafların tamamının hazır ve sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini istemediklerini beyan etmeleri halinde, bu husus duruşma tutanağına yazıldıktan sonra, sözlü yargılamaya geçilir, taraflara HMK'nın 186/2. maddesine göre son sözleri sorulur, son sözleri dinlendikten sonra, mahkeme hükmünü verir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekilinin sunmuş olduğu mazeret dilekçesi hakkında karar verilmeden, davacı vekilinin bulunmadığı 10.09.2015 tarihli celsede hüküm verilmiştir. Yukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğundan, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır. Mahkemece, bu hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2016/308 E., 2016/5658 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186. maddelerinde tahkikat ve sonlandırılmasına yönelik olarak;
4. Hukuk Dairesi         2016/308 E.  ,  2016/5658 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 21/05/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 20/10/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184 ve 186. maddelerinde tahkikat ve sonlandırılmasına yönelik olarak; hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği, tahkikatın bitiminden sonra sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilerek, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm verileceğine dair düzenleme getirilmiştir. Yine HMK'nın 150/2. maddesinde "usulüne uygun şekilde davet edilmiş taraflardan biri duruşmaya gelir diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır" düzenlemesi mevcuttur. Davacı mazeret bildirmiş ve mazereti kabul edilmiştir. Bu nedenle yokluğunda yapılan işlemlere itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Dosya kapsamından 20/10/2015 tarihli ön inceleme duruşmasında davacı vekilinin mazeretli olduğu, davalı vekilinin ise hazır bulunduğu, aynı celsede tahkikat aşamasına geçildiği, davalı vekilinin delillerinin toplanarak davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilmiş aynı celsede hazır olan davalı vekiline tahkikat aşamasının bittiği bildirilerek, sözlü yargılama aşamasına da geçilmeden yargılamaya son verildiği anlaşılmaktadır. Yukarıda açıkladığı üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu 184, 186 ve 150. maddelerinin açık ve emredici hükümlerine rağmen davacı tarafın hukuki dinlenilme hakkını, davalı tarafın ise savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapma hakkı tanınmaksızın karar verilmesi doğru bulunmamış, HMK'nın 184, 186 ve 150/2. maddelerinde düzenlenen yargılama usul kuralları uygulanarak bir hüküm verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 27/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

HMK'ya göre "Sözlü Yargılama" aşamasının temel fonksiyonu nedir?

A) Yeni delil toplamak.
B) Tarafları sulh etmek.
C) Taraflara son sözlerini sormak ve hüküm vermek.
D) Tanık dinlemek.
E) Dosyayı bilirkişiye göndermek.

Bu maddeyle ilgili 9 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol