Hukuk Muhakemeleri Kanunu 228. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 228- (1) Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır.
(2) Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır.
Yemin etmemenin sonuçları
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
3 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2017/6821 E., 2017/18094 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİŞ MAHKEMESİ
Yemin davetinin nasıl yapılacağı HMK 228. maddesinde belirtilmiş olup, özellikle ikinci fıkrada yemin davetiyesinde nelerin yazılacağı açıklanmıştır.
9. Hukuk Dairesi 2017/6821 E. , 2017/18094 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi mahiyetindeki davalı işyerinde 02/05/2011-09/05/2013 tarihleri arasında .... uzmanı olarak çalıştığını, davacının velilerle yapacağı görüşmeler için gerekli bilgileri not aldığı not defterinin kaybolmasının ardından haksız ithamlarla hakkında tutanak tutulup hakaretler edilerek iş akdinin feshedildiğini iddia ederek, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 02/05/2011 tarihinde göreve başladığını, 07/05/2013 tarihinde davacıya müvekkili şirket tarafından teslim edilen ve eğitim merkezine kayıtlı öğrencilerin bilgilerinin olduğu defteri kaybettiğini, bu durumun tutanak altına alınması üzerine 10/05/2013 tarihinden itibaren işe gelmediğini, 14/05/2013 tarihinde 3 gün içinde işe başlaması için ihtarname çektiklerini ve davacının işe gelmemesi sebebi ile İş Kanunu'nun 25/II-g maddesi gereğince 30/05/2013 tarihinde iş akdini feshettiklerini, davacının yıllık izinlerini kullandığını, ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışması olmadığını, hafta içi 09:00-17:45 saatleri arasında, cumartesi günleri 09:00-12:45 saatleri arasında çalıştığını ve fazla mesai yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı yasal süresi içinde taraf vekilleri temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Yasanın 225 nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).
Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez
Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232).
Yasanın 233 üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, "Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?" şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından "Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.
Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Yemin kesin delil olup özel usul kurallarına ve merasime tabidir. Yemin davetinin nasıl yapılacağı HMK 228. maddesinde belirtilmiş olup, özellikle ikinci fıkrada yemin davetiyesinde nelerin yazılacağı açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta, duruşmanın 01.12.2014 tarihli oturumunda davalı vekili aynen "Biz fazla mesai, yıllık izin alacağı ve diğer alacaklarla ilgili yemin teklif ediyoruz" şeklinde yemin teklif edeceklerini bildirmiş, mahkemece yemin teklifine ilişkin meşruhatlı davetiye çıkarılmasına ilişkin ara karar oluşturulmuştur.
Davacı asile gönderilen yemine ilişkin davetiyede sadece "Mahkememizce belirtilen gün ve saatte özürsüz olarak gelmediğiniz takdirde davetiye ekindeki yemin teklifini kabul etmemiş sayılacağınız hususu HMK'nın 144. maddesi hükümlerine göre ihtar ve tebliğ olunur" şeklinde meşruhat olduğu görülmüş, ayrıca davetiyeye yukarıda içeriği belirtilen duruşma zaptı eklenmiştir.
Dosyada altı kalem talep olup, davalı tarafından düzenlenmiş bir yemin metni yoktur. Yemin davetiyesinde de davacının neye ilişkin yemin edeceği açıklanmamıştır. Duruşma zaptındaki soyut açıklama yemin metni niteliğinde değildir.
Ayrıca yemin davetiyesindeki meşruhatta belirtilen HMK 144. maddesi tarafların dinlenmesine ilişkin olup, meşruhat HMK'nın 228/2. maddesine uygun şekilde açıkça belirtilmelidir.
Mahkemece yemin usulüne uyulmadan, yemine ilişkin merasim yerine getirilmeden karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 13/11/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (2)
15. Hukuk Dairesi, 2014/4286 E., 2015/2189 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Hakimliği
tam metni aç
HMK'nın "Yemine davet" başlığı altında düzenlenen 228. maddesinde;
15. Hukuk Dairesi 2014/4286 E. , 2015/2189 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı yüklenici vekili, müvekkilinin mimar olduğunu, davalı iş sahibi ile aralarında 23.10.2010 tarihli Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu Hizmetleri Sözleşmesi ve Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında edimlerini yerine getirmesine ve mimari projeyi ilgili birimlere onaylatmış olmasına karşın davalının sözleşmede kararlaştırılan KDV hariç 9.755,00 TL bedeli ödemediğini, yapılan takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı iş sahibi vekili ise cevap dilekçesinde; müvekkiline ait olan taşınmaz üzerinde dava dışı ... isimli şahıs ile ortak inşaat yapma konusunda anlaştıklarını, ...'nın nakdi sermaye ile ortak olduğunu, ...'nın davacıdan olan alacağına karşılık bu hizmetin verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu koşullar altında sözleşmeye imza attığını, ancak davacıyı bu vesileyle tanıdığını, inşaatın yapılmaması nedeniyle de ortaklığın feshedildiğini, kaldı ki, müvekkilinin bir borcu da bulunmadığı gibi, mimarlık hizmetleri sözleşmesinde imzasının da bulunmadığını, faiz isteminin de yerinde olmadığını, davanın reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, proje çizimi ve TUS sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Bu haliyle uyuşmazlığın sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşıldığından davacı yüklenicinin eseri iş sahibinin amacına uygun imal ve teslim yükümlülüğü, iş sahibinin ise bedeli ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Davacı mimarın tüm edimlerini yerine getirdiği bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Duruşmada sözleşmelerdeki imzayı kabul eden davalı vekili savunmasında iş bedelinin müvekkili tarafından ödenmemesi gerektiğini, dava dışı ortağı ...'nın davacıdan olan alacağı nedeniyle davacının bu işi üstlendiğini, bu nedenle davanın reddini dilemiş, ancak bu savunmasını yazılı bir belgeyle kanıtlayamamıştır. Esasen mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Bu durumda ispat külfeti davalıda olup, davalı yemin deliline de dayandığından davacı yana yemin teklif etmiş ancak davacı vekili, 08.04.2014 tarihli oturumda yemine gerek olmadığı, bu nedenle müvekkilinin yemin etmeyeceğini imzalı beyanı ile açıklamıştır. Mahkemece, yöneltilen yemin davacı vekilince eda edilmeyeceğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Konuyla ilgili olarak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın yemine ilişkin hükümlerine değinilmesi gerekmektedir. HMK'nın 225. maddesi "Yeminin konusu" başlığı altında, "Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır. HMK'nın "Yemine davet" başlığı altında düzenlenen 228. maddesinde; 1 yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. 2. yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakılara ikrar etmiş sayılacağı yazılır." denilmiştir. Kendisine yemin teklif edilen taraf davasını bir vekil aracılığı ile takip etmekte veya tahkikata yokluğunda devam edilmekte (m.147) yani yemin teklif edilen oturumda hazır değilse, yemin için bir oturum belirlenerek taraf bu oturuma davet edilir. Bu çağrı karşı tarafa çıkarılacak yemin davetiyesi ile olur. Az yukarıda açıklandığı üzere yemin davetiyesine yemine konu husular (vakıalar) ile yemin için çağrılacak kimsenin (tarafın) geçerli bir özürü olmaksızın yemin için tayin olunan günde (mahkemece) bizzat gelmediği takdirde yeminden kaçınmış ve yemin edeceği vakıaların sabit olmuş sayılacağına karar verileceği yazılır. Yine HMK'nın 232. maddesinde de yeminin bizzat tarafça eda edilir. Bu yöndeki düzenlemelere aykırı yapılan yemin teklifinin reddi hukuki sonuç doğurmaz. Somut olayda da, davacı asilin yemin teklifinden haberdar olmadığından vekilin teklif edilen yemini eda etmeyecekleri yönündeki kabulü üzerine davanın reddi doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, yemin davetiyesinin davacı asile az yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde çıkartılarak teklif olunan yeminin asil tarafından kabul edilmesi durumunda eda ettirilmesi gerekir. Aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
19. Hukuk Dairesi, 2015/13215 E., 2015/17428 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Diğer yandan, HMK'nun 228. maddesi gereğince yemine davet asile yapılır.
19. Hukuk Dairesi 2015/13215 E. , 2015/17428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı vekili, takip konusu faturaların içeriği malları teslim almadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; dava konusu malların davalıya teslim edildiği, davalının teklif edilen yemini kabul etmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yemin teklifine ilişkin duruşmada davalı vekili tarafından, davacı yanca teklif edilen yeminin reddedildiği beyan edilmiş ise de, beyan altında davalı vekilinin onay imzası bulunmamaktadır. HMK'nun 154/3-ç bendine göre, beyanda bulunanın beyanının okunması ve mutlaka imzasının alması zorunludur. Bu durumda söz konusu beyan geçersiz olduğundan hükme esas alınamaz.
Diğer yandan, HMK'nun 228. maddesi gereğince yemine davet asile yapılır. Mahkemece bu yönün gözetilmemesi de isabetsizdir.
Ayrıca, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı davadır. Davalı borçlu icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olup, mahkemece bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması da isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 22.12.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Bir alacak davasında, davacı iddiasını başka bir delille ispat edemediği için son çare olarak davalıya yemin teklif etmiştir. Mahkemece yemin teklifi kabul edilmiş ve davalıya usulüne uygun bir davetiye gönderilerek yemin edeceği duruşma günü bildirilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, yemin delilinin hukuki niteliği ve sonuçları hakkında aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Yemin edildikten sonra, yemine dayanılarak verilen hükmün kesinleşmesini takiben, karşı tarafın yalan yere yemin ettiğinin ceza mahkemesi kararıyla sabit olması durumunda dahi yargılamanın iadesi talep edilemez.
B) Hâkim, yemin eden tarafın beyanlarını ve genel tavrını samimi bulmazsa, yemin edilmiş olmasına rağmen vicdani kanaatine göre vakıayı ispatlanmamış sayarak davanın reddine karar verebilir.
C) Yemin teklif edilen davalının, meşru bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmemesi veya gelip de yemini iade etmeksizin eda etmekten kaçınması, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılması sonucunu doğurur.
D) Davanın tarafı bir tüzel kişi olsaydı, yemin teklifi yalnızca o tüzel kişinin ticaret sicilinde kayıtlı en üst düzey yöneticisine yöneltilebilirdi.
E) Yemin teklifini kabul eden taraf, yemin edildikten sonra, yemin konusu vakıanın aksi yönde ortaya çıkan yeni ve kesin bir delile dayanarak ıslah yoluna başvurabilir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.