6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 232

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 232. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 232- (1) Yemin, tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. (2) Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir. (3) Ergin olmayan veya kısıtlı kimselere bizzat dava hakkı tanınan hâllerde, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz. Yeminin şekli

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
19. Hukuk Dairesi, 2015/663 E., 2015/3405 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
sı sonuçlarını doğurur şekilde karar düzeltme süresinin dolması beklenilmeksizin duruşma günü tayin edilmesi doğru görülmediği gibi Dairemiz bozma ilamı gereği yerine getirilmeksizin yeminin taraflar arasında sonuç doğuracağı gözetilmeden, HMK'nın 232/1. maddesi hükmüne aykırı düşecek şekilde davacılar Beytullah ve ...
19. Hukuk Dairesi         2015/663 E.  ,  2015/3405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacılar vekili, davalının eczane açma ruhsatının kiralanması nedeniyle müvekkilleri tarafından davalıya teminat olarak senet verildiğini, davalının daha sonra mahkemeden tespit kararı alarak eczaneye el koyduğunu ve müvekkilleri aleyhine icra takibi yaptığını belirterek senedin iptaline ve müvekkillerinin davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, derdestlik itirazında bulunarak davacı ...'ın müvekkilinin yanında kalfa olarak çalıştığını, borç para karşılığında senedin alındığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/473 esas sayılı dosyasıyla davacı ...'ın davalı aleyhine aynı senet ve icra takibi için açtığı menfi tespit davasında davacının senedin teminat senedi olduğuna dair yazılı delil sunamadığı, davalının da teklif edilen yemini kabul ve eda ederek senedin teminat senedi olmadığına dair yemin ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, kararın davacı ... yönünden kesin hüküm, diğer davacılar yönünde güçlü delil teşkil edeceği, diğer davacıların teminat iddiasını yazılı delille kanıtlamayamadıkları gerekçesiyle davacı ... yönünden davanın kesin hüküm, nedeniyle reddine, diğer davacılar Beşir ve ... yönünden davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hükmüne uyulan Dairemiz bozma ilamında özetle; “..Davacılar ... ve ... yönünden, davacılar vekilinin dava dilekçesindeki delilleri arasında “her türlü yasal deliller”, 09/02/2011 havale tarihli delil dilekçesinde "yemin" demek suretiyle yemin deliline de dayandığından ve dava eski HUMK'un yürürlükte bulunduğu dönemde açıldığından mahkemece yemin teklif hakkı hatırlatılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” denilmiştir. Mahkemece Dairemiz Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; lehine bozma yapılan davacılar kendilerine usulüne uygun tebligat yapılmış olmasına karşın duruşmaya ve yargılamaya iştirak etmediklerinden kendilerine yemin teklif etme hakkı hatırlatılması mümkün olmadığı, yemin teklif etme hakkından vazgeçtiklerinin kabul edildiği, sair deliller itibariyle de dava konusu senedin teminat senedi olduğu hususundaki davacı iddiası kanıtlanmış olmadığından, senet düzenleyicisi davalı aynı senetle ilgili olarak Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/473 E. sayılı dosyasında senedin teminat senedi olmadığına dair yemin de ettiğinden davalı ... ve ... yönünden davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir. Bozma ilamından sonra Mahkemece duruşma günü 08.09.2014 olarak tayin edilmiş olup bu tarih itibariyle henüz davacılar vekilinin karar düzeltme talep süresi sona ermemiştir. O halde hak arama özgürlüğünün kısıtlanması sonuçlarını doğurur şekilde karar düzeltme süresinin dolması beklenilmeksizin duruşma günü tayin edilmesi doğru görülmediği gibi Dairemiz bozma ilamı gereği yerine getirilmeksizin yeminin taraflar arasında sonuç doğuracağı gözetilmeden, HMK'nın 232/1. maddesi hükmüne aykırı düşecek şekilde davacılar Beytullah ve ... yönünden, diğer davacı ... hakkında kesinleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/473 E. sy. menfi tespit davasında aynı davalı tarafından dava konusu senedin teminat senedi olduğuna dair yemin edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması da isabetsizdir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 11.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

15. Hukuk Dairesi, 2014/4286 E., 2015/2189 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Hakimliği
tam metni aç
Yine HMK'nın 232. maddesinde de yeminin bizzat tarafça eda edilir.
15. Hukuk Dairesi         2014/4286 E.  ,  2015/2189 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsiline ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı yüklenici vekili, müvekkilinin mimar olduğunu, davalı iş sahibi ile aralarında 23.10.2010 tarihli Mimari Teknik Uygulama Sorumluluğu Hizmetleri Sözleşmesi ve Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeler kapsamında edimlerini yerine getirmesine ve mimari projeyi ilgili birimlere onaylatmış olmasına karşın davalının sözleşmede kararlaştırılan KDV hariç 9.755,00 TL bedeli ödemediğini, yapılan takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı iş sahibi vekili ise cevap dilekçesinde; müvekkiline ait olan taşınmaz üzerinde dava dışı ... isimli şahıs ile ortak inşaat yapma konusunda anlaştıklarını, ...'nın nakdi sermaye ile ortak olduğunu, ...'nın davacıdan olan alacağına karşılık bu hizmetin verileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu koşullar altında sözleşmeye imza attığını, ancak davacıyı bu vesileyle tanıdığını, inşaatın yapılmaması nedeniyle de ortaklığın feshedildiğini, kaldı ki, müvekkilinin bir borcu da bulunmadığı gibi, mimarlık hizmetleri sözleşmesinde imzasının da bulunmadığını, faiz isteminin de yerinde olmadığını, davanın reddine, kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, proje çizimi ve TUS sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle girişilen icra takibine yönelik itirazın iptaline ilişkindir. Bu haliyle uyuşmazlığın sözleşmelerin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu anlaşıldığından davacı yüklenicinin eseri iş sahibinin amacına uygun imal ve teslim yükümlülüğü, iş sahibinin ise bedeli ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Davacı mimarın tüm edimlerini yerine getirdiği bilirkişi raporu ile anlaşılmıştır. Duruşmada sözleşmelerdeki imzayı kabul eden davalı vekili savunmasında iş bedelinin müvekkili tarafından ödenmemesi gerektiğini, dava dışı ortağı ...'nın davacıdan olan alacağı nedeniyle davacının bu işi üstlendiğini, bu nedenle davanın reddini dilemiş, ancak bu savunmasını yazılı bir belgeyle kanıtlayamamıştır. Esasen mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Bu durumda ispat külfeti davalıda olup, davalı yemin deliline de dayandığından davacı yana yemin teklif etmiş ancak davacı vekili, 08.04.2014 tarihli oturumda yemine gerek olmadığı, bu nedenle müvekkilinin yemin etmeyeceğini imzalı beyanı ile açıklamıştır. Mahkemece, yöneltilen yemin davacı vekilince eda edilmeyeceğinden bahisle dava reddedilmiştir. Konuyla ilgili olarak dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın yemine ilişkin hükümlerine değinilmesi gerekmektedir. HMK'nın 225. maddesi "Yeminin konusu" başlığı altında, "Yeminin konusu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalardır. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır. HMK'nın "Yemine davet" başlığı altında düzenlenen 228. maddesinde; 1 yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. 2. yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakılara ikrar etmiş sayılacağı yazılır." denilmiştir. Kendisine yemin teklif edilen taraf davasını bir vekil aracılığı ile takip etmekte veya tahkikata yokluğunda devam edilmekte (m.147) yani yemin teklif edilen oturumda hazır değilse, yemin için bir oturum belirlenerek taraf bu oturuma davet edilir. Bu çağrı karşı tarafa çıkarılacak yemin davetiyesi ile olur. Az yukarıda açıklandığı üzere yemin davetiyesine yemine konu husular (vakıalar) ile yemin için çağrılacak kimsenin (tarafın) geçerli bir özürü olmaksızın yemin için tayin olunan günde (mahkemece) bizzat gelmediği takdirde yeminden kaçınmış ve yemin edeceği vakıaların sabit olmuş sayılacağına karar verileceği yazılır. Yine HMK'nın 232. maddesinde de yeminin bizzat tarafça eda edilir. Bu yöndeki düzenlemelere aykırı yapılan yemin teklifinin reddi hukuki sonuç doğurmaz. Somut olayda da, davacı asilin yemin teklifinden haberdar olmadığından vekilin teklif edilen yemini eda etmeyecekleri yönündeki kabulü üzerine davanın reddi doğru olmamıştır. Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, yemin davetiyesinin davacı asile az yukarıda yapılan açıklamalara uygun şekilde çıkartılarak teklif olunan yeminin asil tarafından kabul edilmesi durumunda eda ettirilmesi gerekir. Aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 27.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2014/5164 E., 2014/4666 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
Öte yandan, HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir.
23. Hukuk Dairesi         2014/5164 E.  ,  2014/4666 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 28/12/2012 NUMARASI : 2010/516-2012/686 Taraflar arasındaki kayıt kabul davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- 23.03.2010 tarihinde açılan asıl davada davacı vekili, müvekkilinin, davalıdan emtia bedelinden kaynaklanan 689.020,80 İsviçre Kronu (SEK) tutarında alacağı bulunduğunu, bu alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü için yaptıkları başvurunun iflas idaresi tarafından reddedildiğini ileri sürerek, 138.196,90 TL'nin iflas tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ve dava etmiştir. 08.12.2005 tarihinde açılan birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin davalı .... Halı San. ve Tic. A.Ş.'den emtia bedelinden kaynaklanan 689.020,80 İsviçre Kronu (SEK) alacağı bulunduğunu ileri sürerek, bu meblağın davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Asıl ve birleşen davada, müflis davalı şirket iflas idare memuru C.. T.., her iki davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı taraf alacağının dayanağı olarak 8 adet futuraya dayanmış ise de, iflas idaresinde bulunan davalıya ait 2007, 2008 ve 2009 yıllarına ait ticari defterlerde davacı adına bir alacak kaydı bulunmadığı, iddia edilen alacağın 1999 yılından kaynaklandığı, müflis şirketin 1999 ve 2000 yıllarına ait ticaret defterleri iflas idaresinde bulunmadığından incelenemediği, alacağın kaynağı olarak belirtilen emtianın müflis şirkete teslim edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı, davalı tarafça kabul edilmeyen faturaların tek başına alacağın varlığını ispata yeterli olmadığı, davacı taraf her ne kadar yemin teklifinde bulunmuş ise de, yeminin konusu olan vakıalar kendilerinden kaynaklanmadığından, iflas idaresi memurlarının yeminden kaçındıkları gerekçesiyle, asıl davanın derdestlik nedeniyle, birleşen davanın ise ispat edilemediğinden reddine karar verilmiştir. Kararı, birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir. Birleşen dava, alacak davası olarak açılmış olup, dava sırasında davalının iflası üzerine iflas sıra cetveline kayıt kabul istemine dönüşmüştür. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemediği takdirde diğer tarafa yemin teklif edebilir. Ancak ispat yükü kendisine düşen taraf bütün delillerle iddiasını veya savunmasını ispatlamaya çalışıp bunu başaramadığı takdirde son çare olarak yemin deliline başvurur (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, İstanbul, 6.baskı, cilt III, sh.2493). Öte yandan, HMK'nın 232/2. maddesi uyarınca tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilir. Bu temsilci, yemin konusu işlemin yapıldığı tarihteki değil, yemin teklif edildiği zamandaki temsilcidir. Ayrıca, birlikte temsil söz konusu olduğu takdirde yeminin bağlayıcı olabilmesi için birlikte temsile yetkili kişilerin tamamının da yemin etmesi zorunludur. İflas masasının taraf olduğu davalarda ise yemin, müflis tarafından değil, iflas idaresi tarafından eda edilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, İstanbul, 6. baskı, cilt III, sh.2546; İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2013, Ankara 2. baskı, sh 1304) HMK'nın 229. maddesi uyarınca, yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Somut olayda, davacı tarafça hazırlanan yemin metni, iflas dairesince müştereken temsile yetkili oldukları bildirilen iflas idare memurlarına ayrı ayrı tebliğe çıkarılmış olup, iflas idare memurlarından Av. T.. D..'a yapılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, Av. B.. G..'in usulüne uygun tebligata rağmen duruşmada hazır bulunmadığı, Av. C.. T..'nin ise 28.12.2012 tarihli oturumda yemin metninde yazılı hususlar kendilerinden sadır olmadığından yemin teklifini kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, iflas idare memurlarının müştereken temsile yetkili oldukları ve HMK'nın 229. maddesi hükmü gözönünde bulundurularak, davacının dava konusu faturaların içeriği emtiayı teslim ettiği ve fatura bedellerinin ödenmediği yolundaki iddiasını kanıtladığının kabulü ile İİK'nın 195. maddesi uyarınca iflas tarihi itibariyle hesaplanacak alacak ve fer'ilerinin, talep miktarı da dikkate alınarak hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Kendisine yemin teklif edilen taraf, bu yemini bizzat eda etmek yerine yemin konusu vakıanın karşı tarafça daha iyi bilindiğini ileri sürerek yemini ona geri göndermiştir. Bu usul işlemine ne ad verilir?

A) Yeminin Reddi
B) Yeminin İadesi
C) Yeminden Dönme
D) İkrarın Bölünmesi
E) İsticvap Talebi

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol