6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 290

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 290. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 290- (1) Keşfin yeri, kapsamı ve zamanı mahkeme tarafından tespit edilir. Keşif, taraflar hazır iseler huzurlarında, aksi takdirde yokluklarında yapılır.[33] (2) Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir. Keşif sırasında, yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/25 md.) Tutanağa, hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri de yazılır. Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler de tutanağa eklenir. (3) Mahkeme, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama da yaptırabilir. Keşfe katlanma zorunluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

103 karar eşleşti
1. Hukuk Dairesi, 2021/4322 E., 2022/2903 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
yeseli olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlattırılmalı, yine jeolog ve jeomorfolog bilirkişiden taşınmazın aktif dere yatağı kapsamında veya derenin mutlak etkisi altında kalıp kalmadığı yönünde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, M
1. Hukuk Dairesi         2021/4322 E.  ,  2022/2903 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tapuya tescili istekli davanın yapılan yargılaması sonucunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen önceki tarihli kararın davacılar vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay ( Kapatılan ) 16. Hukuk Dairesi tarafından kısmen onanıp kısmen bozulması sonucunda, Mahkemece bozma kararına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olup, karar süresi içerisinde davacılar vekili, davalı Hazine ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi gereği görüşüldü: I. DAVA Kadastro sonucu ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 14 ve 102 ada 475 parsel sayılı 3.397,78 ve 78.687,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması nedeniyle ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu iptal ve tescil istemiyle dava açmış, yargılama sırasında ..., aynı nedene dayanarak davaya katılmıştır. Diğer taraftan, davacı ..., adına kayıtlı 101 ada 5, 8 ve 12 sayılı parsellerin kadastro sırasında eksik ölçüldüğü iddiasıyla, davacı ... de, adına kayıtlı 101 ada 9 parsel sayılı taşınmazın eksik ölçüldüğü iddiasıyla kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, nizalı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olup zilyetlikle mülk edinilmesinin mümkün olmadığını, nizalı taşınmazlarda davacının zilyetliği olmadığı gibi kanunen aranan zilyetlik koşullarının da oluşmadığını, nitekim davacının kardeşi tarafından taşınmazların satın alma isteğinin nizalı taşınmazların dere yatağı olduğundan bahisle kabul görmediğini, bu durumun Hazinenin mülkiyet hakkının tanınması anlamına geleceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın zamanaşımı ile kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve imar ihya ile de olsa iktisap edilip edilmeyeceğinin, zilyetlik hususunun olup olmadığını ve taşınmazın mera, orman vs yerlerle bir ilgisinin bulunup bulunmadığının etraflıca araştırılarak ... Mahallesinin otlakiyesi vasfında olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini beyan ederek dava konusu yerde kadastro çalışmasının kesinleştiği tarihin sorulmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... cevap dilekçesinde; 6360 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 13. Bendinin; "1. maddeye göre tüzel kişiliği kaldırılan belediye ve köylerin mahkemelerde süren davalarında katıldıkları ilçe belediyesi taraf olur." hükmü uyarınca İlçe Belediye Başkanlığı davalı olarak taraf sıfatını kazanmış olup, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanlığının söz konusu davada taraf sıfatının bulunmadığını beyan ederek, müvekkili Belediye Başkanlığı açısından davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 04/07/2014 tarihli ve 2010/71 Esas, 2014/1046 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, teknik bilirkişinin 26/06/2014 tarihli krokisinde (E) harfi ile gösterilen 669,80 ve (F) harfiyle gösterilen 587,52 metrekarelik, toplamda 1.257,32 metrekarelik kısmın ayrı bir parsel numarası verilerek 1/2'şer paylarla davacılar ... ve ... adına tapuya tesciline, sair kısımlara yönelik davanın reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Bozma Kararı Mahkemenin önceki tarihli kararı, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.12.2015 tarihli ve 2014/18277 E. 2015/16688 K. sayılı kararıyla; “Davacılar ... ve ...'in çekişmeli 101 ada 14 parsel sayılı taşınmaza yönelik açtıkları dava yönünden çekişmeli taşınmazın dere yatağı etkisinde kaldığı ve imar – ihya edilmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Dava; çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümüne yöneliktir. Keşifler sırasında yöntemince belirlenecek yerel bilirkişi ve varsa taraf tanıklarından taşınmazın kullanım durumuna ilişkin beyanları alınmamış, ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmazın 1. sınıf tarım arazisi olarak belirtildiği, jeolog bilirkişi raporunda ise, çekişmeli taşınmaz bölümü üzerindeki çakılların dere malzemesi niteliğinde olduğu, parselin dere etkisinde kalabilen, imar - ihya edilmemiş taşınmaz niteliğinde olduğu belirtilmesine rağmen, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmuş, taşınmazın evveliyatı ve kullanım durumunu tespit amacıyla usulüne uygun şekilde hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Diğer taraftan, bu parselin bitişiğinde yer alan ve fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısma yönelik usulünce açılmış bir dava olmadığı halde, bu bölüm hakkında da esasa ilişkin hüküm tesisi doğru değildir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemeyeceği gibi hatalı değerlendirme ile talepten fazlaya ilişkin hüküm kurulması da usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle, en az üç ayrı zaman dilimine, kural olarak tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ile kadastro tespit tarihine en yakın ve en eski tarihlerde çekilmiş uydu fotografları İl Kadastro Müdürlüğünden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları, zirai bilirkişi, jeolog veya jeomorfolog bilirkişi, fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak keşifte; belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle jeodezi ve fotogrametri mühendisine incelemesi yaptırılarak; çekişme konusu taşınmaz hava fotoğraflarında gösterilmeli, bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, aktif dere yatağında veya derenin mutlak etkisi altında kalan nitelikte olup olmadığının, imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar – ihyaya konu edilip edilmediği, imar – ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, temin edilebilen gerek en eski gerekse kadastro tespit tarihine en yakın tarihli uydu fotografları incelenmeli, zirai bilirkişiden taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili komşu taşınmazlarla mukayeseli olarak ayrıntılı ve gerekçeli rapor hazırlattırılmalı, yine jeolog ve jeomorfolog bilirkişiden taşınmazın aktif dere yatağı kapsamında veya derenin mutlak etkisi altında kalıp kalmadığı yönünde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Davacı ...'in 101 ada 8 parselin, davacı ...'in ise 101 ada 9 parselin eksik ölçüldüğü iddiasıyla açtığı davaların fen bilirkişi raporunda (E), (F), (G) ve (H) harfleri ile gösterilen tescil harici bölümlere ilişkin olduğu ve niteliği itibari ile TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Tescil davalarında TMK’nın 713/3. maddesi uyarınca davanın yasal hasım olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine birlikte yöneltilmesi zorunludur. Taraf teşkili dava şartlarından olup, bu şart sağlanmadan davanın esasına girilemez. Karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Erzurum Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülki sınırları olarak belirlenmiş, büyükşehir belediyesi olan illere bağlı ilçelerin mülki sınırları içerisinde yer alan köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliği kaldırılmış, köyler mahalle olarak, belediyeler ise belde ismiyle tek mahalle olarak bağlı bulundukları ilçenin belediyesine katılmıştır. Diğer taraftan; dava, TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olmasına rağmen gerekli yasal ilanlar da yapılmamıştır. Hal böyle olunca; Mahkemece, ... Belediyesi ile Erzurum Büyükşehir Belediyesini davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmeli, bu şekilde taraf teşkili tamamlanmalı, ayrıca 4721 sayılı TMK’nın 713/4. maddesinde düzenlenen gazete ile bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa olmak üzere yasal ilanlar yaptırılmalı, daha sonra iddia ve savunmalarına ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu yön göz ardı edilerek hüküm kurulması isabetsizdir. Davacılar ... ve ...'in 102 ada 475 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz istekleri yönünden ise HMK’nın 297. maddesinde öngörüldüğü üzere, kararın hüküm kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Davacılar, dilekçelerinde 102 ada 475 sayılı parselin de dava konusu olduğunu belirttikleri halde Mahkemece, bu taşınmaz yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsizdir.” gerekçesiyle bozulmuştur. 3. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.03.2019 tarihli ve 2016/766 E. 2019/170 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Erzurum ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın devamında yer alan ve fen bilirkişisi raporunda (E) harfi ile gösterilen 669,80 metrekarelik kısmın 101 ada 8 parselin devamı olarak aynı ada parsel numarası altında davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Erzurum ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 9 parsel sayılı taşınmazın devamında yer alan ve fen bilirkişisi raporunda (F) harfiyle gösterilen 587,52 metrekarelik kısmın 101 ada 9 parselin devamı olarak aynı ada parsel numarası altında davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, Erzurum ili, ... ilçesi, .. Mahallesi 101 ada 12 parsel iken bir kısmı Artvin, ...,... Mahallesi sınırlarında kalan bir kısmı da 101 ada 14 parsel içerisinde kalan ve dava konusu edilerek 21/09/2018 tarihli fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 229,46 metrekarelik kısım için yirmi yıllık zilyetlik ve imar ihya olgusu oluşmadığından, bu taşınmaz yönünden davanın reddine, Erzurum ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 102 ada 475 parsel sayılı taşınmaz aktif dere yatağı içerisinde olduğundan ve ayrıca imar ihya olgusu oluşmadığından, bu taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir. 4. Bozma Sonrası Mahkeme Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin bozma gereklerine uyarak vermiş olduğu kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı Hazine ve davalı ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 5. Temyiz Nedenleri 5.1. Davacılar vekil temyiz dilekçesinde, dosya kapsamında yer alan tanık ve yerel bilirkişi beyanları ile teknik bilirkişi raporlarının davacıların lehine olduğu, toplanan tüm delillerden davacıların çekişmeli taşınmazlar üzerinde irsen intikalen en az 50 yıldır zilyet oldukları, hükmüne uyulan bozma kararının gereklerinin yerine getirilip tüm eksiklikler giderildiği halde yalnızca iki adet taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilip, geri kalan taşınmazlar yönünden davanın reddine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. 5.2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, Mahkemenin kabulüne esas aldığı bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı, davacının zilyetlikle iktisap koşullarını ispat edemediği, kaldı ki dava konusu taşınmazların niteliği itibariyle zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmiştir. 5.3. Davalı ... vekili davacıların usul ve yasanın öngördüğü biçimde imar ihya ve zilyetlik olgusunu ispat edemediklerini, buna rağmen bir kısım taşınmaz yönünden davanın kabulüne hükmedilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasını talep etmiştir. 6. Gerekçe 6.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil ile kadastro sırasında dere yatağı vasfıyla tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmaz bölümlerinin davacılar adına tescili isteğinden ibarettir. 6.2. İlgili Hukuk 6.2.1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesi, "Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir." 6.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi, "Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir." 6.2.3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi, "–Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir.’’ 6.2.4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi, "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükümlerini ihtiva etmektedir. 6.3. Değerlendirme 6.3.1. Çekişmeli 101 ada 14 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden verilen karara yönelik davacıların temyiz itirazları incelendiğinde; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, hükmüne uyulan bozma kararında gösterildiği şekilde işlem yapılıp sonucuna göre karar verilmesine, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davacılar yararına çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığının dosyaya yansıyan delillerle saptandığının anlaşılmasına göre, temyiz isteğinin yerinde olmadığı anlaşıldığından bu parsel yönünden hükmün onanması gerekmiştir. 6.3.2 Davalıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; davacı ...'in 101 ada 8 parselin, davacı ...'in ise 101 ada 9 parselin eksik ölçüldüğü iddiasıyla açtığı davaların fen bilirkişi raporunda (E) ve (F) harfleri ile gösterilen tescil harici bölümlere ilişkin olduğu ve niteliği itibari ile TMK’nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı dere yatağı vasfıyla tespit harici bırakılan taşınmazların davacı ... tescili isteğine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu bölümler üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yetersizdir. Şöyle ki Mahkemece çekişmeli taşınmaz bölümleri yönünden verilen önceki tarihli kararın Dairece bozulması üzerine, bozma kararından sonra yapılan keşif sırasında bu bölümler yönünden yeniden inceleme ve araştırma yapılmamış, dosya arasına daha önce alınan bilirkişi raporları ile yetinilmiştir. Ne var ki bozma kararından önce alınan jeolog bilirkişi raporu incelendiğinde taşınmaz bölümlerinin taşkın zamanlarında derenin etkisi altında kalabileceği, yer yer alüvyol malzemeye tesadüf edildiğinin belirtildiği, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda ise taşınmazın kültür arazisi olduğunun belirtildiği, ancak bu değerlendirmenin soyut ve denetime elverişsiz olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde bilirkişi raporları arasında çelişki hasıl olduğu halde, mevcut çelişki giderilmemiş; ayrıca imar ihya hususunda araştırma içermeyen taşınmazların halen aktif dere yatağı olup olmadığı ile özel mülkiyete konu edilebilecek yerlerden olup olmadıkları hususunu değerlendirmekten uzak bu raporlara itibar edilmiş, kaldı ki taşınmazın evveliyatı ve kullanım durumunu tespit amacıyla usulüne uygun şekilde hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazlara ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi/mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle belirlenmeli, dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 1 fen elemanı, 3 ziraat mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla, kim tarafından ve ne şekilde ve ne zamandan beri sürdürüldüğü, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, taşınmazların eğimlerini, niteliklerini, toprak yapılarını, bitki örtülerini, üzerlerinde ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü kesin olarak belirleyen, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmazlar ve çevrelerinin yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilip fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazların sınırları kabaca işaretlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerini, sınırlarını ve taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini açıklayan rapor düzenlettirilmeli, sunulan raporda çekişmeli taşınmazların uydu fotoğrafları üzerindeki konumunun gösterilmesi istenmeli; jeolog bilirkişisinden taşınmaz bölümlerinin dere yatağı olup olmadığına yahut dereden kazanılıp kazanılmadığına ilişkin rapor alınmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir kroki ve ayrıntılı rapor alınmalı; dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik raporlar ile denetlenmeli; bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan noksan tahkikatla verilen karar isabetsiz olduğundan davalı Hazine ile davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmüştür. 6.3.3. Davacılar ... ve ...'in 102 ada 475 parsel sayılı taşınmazla ilgili temyiz istemine gelince; Mahkemece çekişmeli taşınmazın imar ve ihya edilmediği, zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece bozma kararından sonra yapılan keşif sırasında davacı asillerin huzurunda çekişmeli taşınmazın tamamının mı yoksa bir bölümünün mü dava edildiği belirlenip, iddianın konusu alan yer gösterme suretiyle tespit edilmediği gibi, ziraat mühendisi bilirkişi aracılığıyla iddiaya konu taşınmazın kullanım durumu ve toprak yapısı hakkında rapor alınmamış, taşınmazın evveliyatı ve kullanım durumunu tespit amacıyla usulüne uygun şekilde hava fotoğraflarından da yararlanılmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, taşınmaza ilişkin eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde davacı asillerin iştirakiyle yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve jeolog bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında öncelikle davacılardan çekişmeli taşınmazın bir bölümünün mü yoksa tamamının mı davaya konu edildiği sorulup, yer gösterme esasına dayalı olarak iddianın konusu belirlenmeli, dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, iddiaya konu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, tamamının yahut bir bölümünün evveliyatında dere yatağı olup olmadığı, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, öncesi itibariyle imar ve ihyaya konu edilebilecek yerlerden olması halinde, imar-ihya edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmazın eğimini, niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü, zirai durumunu, çevresindeki kadastral parsellerle arasında bir fark bulunup bulunmadığını, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise imar-ihyaya konu olmaya başlandığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemeleri istenilmeli; jeolog bilirkişisinden, taşınmazın tamamının yahut bir bölümünün öncesinin aktif dere yatağı olup olmadığı, öyle ise ne zaman derenin aktif yatağından kurtulduğu hususlarında fotoğraflarla desteklenmiş rapor istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden ise getirtilen tüm stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın öncesinde hangi nitelikte olduğu tamamının yahut bir bölümünün dere yatağı olup olmadığını, sınırlarını ve niteliğini, taşınmaz üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı ve bu raporda çekişmeli taşınmazın uydu fotoğrafları üzerinde, yakın çevresindeki ve yakınında bulunan dere ile birlikteki konumu gösterilmeli; HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip, Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan noksan tahkikatla verilen karar isabetsiz olduğundan davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunmuştur. 6.3.4 Davacılar ... ve ...'in teknik bilirkişi raporunda (G) ve (H) harfi ile gösterilen tescil harici taşınmaz bölümlerine ilişkin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; HMK’nın 297. maddesinde öngörüldüğü üzere, kararın hüküm kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Davacıların 101 ada 8 ve 9 parselin eksik ölçüldüğü iddiasıyla açtığı davaların fen bilirkişi raporunda (E), (F), (G) ve (H) harfleri ile gösterilen tescil harici bölümlere ilişkin olduğu hususu keşif sırasında belirlenmiş olup, mahkemece (E) ve (F) ile gösterilen bölümler üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, (G) ve (H) ile gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş olması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunmuştur. V. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacılar vekilinin 101 ada 14 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölümü yönünden yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 2. Davalı Hazine ile davalı ... vekilinin fen bilirkişi raporunda (E) ve (F) harfleri ile gösterilen tescil harici taşınmaz bölümleri yönünden, yukarıda hükmün (IV/6.3.2.) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 3. Davacılar vekilinin 102 ada 475 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yukarıda hükmün (IV/6.3.3.) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, teknik bilirkişi raporunda (G) ve (H) harfi ile gösterilen tescil harici taşınmaz bölümlerine ilişkin temyiz itirazları ise yukarıda hükmün (IV/6.3.4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3.maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, aşağıda yazılı 36,30 TL bakiye onama harcının davacılardan alınmasına, davalı ... tarafından yatırılan peşin harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.04.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Hukuk Dairesi, 2014/23885 E., 2016/10379 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
hyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde di
8. Hukuk Dairesi         2014/23885 E.  ,  2016/10379 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Tescil ... ile ... ve müşterekleri aralarındaki elatmanın önlenmesi, tescil davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen ... sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi bir kısım davalılar-karşı davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR İlk davada; davacı ... vekili, ... Nehri ile tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan ... parsel sayılı taşınmaz arasında kalan dere yatağı vasfındaki 22.650 m2'lik alanın davalılar tarafından işgal edildiğini açıklayarak davalıların elatmalarının önlenmesi ile taşınmazın ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Bir kısım davalılar tarafından açılan ve birleştirilen davada ise; davacılar, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 1974-1975 yıllarında kadastro çalışması yapıldığını, taşınmazı o tarihten beri kendilerine ait ... parsel sayılı taşınmaz ile bir bütün halinde ve tarım arazisi olarak kullandıklarını belirterek davanın ... tarafından açılan davayla birleştirilmesini, ... tarafından açılan davanın reddi ile taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın 30 yıldan beri birleştirilen dava davacıları tarafından sebze-meyve ekilmek ve kavak ağaçları dikilmek suretiyle kullanıldığı, ancak bu kullanımın imar-ihya niteliğinde olmadığı, ayrıca davacılara ait komşu ... parselin 1983 yılında davacılar adına tescil edildiği, dolayısıyla 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle birleşen davanın reddini ve ilk davanın kabulüyle taşınmazın dere yatağı vasfıyla ... adına tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, birleşen davanın bir kısım davacıları tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, ... tarafından açılan ilk davanın kabulüne, birleştirilen davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dosyaya sunulan fen bilirkişi ve ziraat bilirkişi raporlarından dava konusu taşınmazın ... Nehri'nin bitişiğinde olan eski dere yatağı niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak, dere yatakları TMK'nın 715. maddesine göre Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, aktif dere yatakları ile derenin etki alanında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olması ve zilyetlikle kazanılması mümkün bulunmamaktadır. Ancak, aktif dere (nehir-çay) yatağında ve etki alanında kalmayan bir yer koşulları mevcut olduğu takdirde, TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17.maddeleri gereğince zilyetlik ve imar-ihya yoluyla kazanılabilir Dava konusu taşınmaz, dere yatağı niteliği ile tespit dışı bırakıldığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17.maddelerinde imar-ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların birleşen dava davacıları lehine oluşup oluşmadığının araştırılıp -//- belirlenmesi gerekir. Taşınmaz ve çevresinin hangi tarihte ve hangi nedenle tespit dışı bırakıldığının ilgili Kadastro Müdürlüğü'nden sorularak belirlenmesi, çalışmalara ilişkin harita ve paftaların getirtilmesi, tespit dışı bırakılma tarihinden sonra ve dava tarihinden geriye doğru en az 20-25 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotoğrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte ziraat bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik bilirkişi, uzman jeolog, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, kadastro paftalarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, kadastro paftalarının tarihlerine göre dava konusu taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, özel mülkiyete konu edilebilen yerlerden olup olmadığı üzerinde durulması konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, birleşen dosya davacılarının ya da mirasbırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladıkları, ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nınn 261.maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının belirlenmesi, daha önce götürülmeyen başka bir uzman ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalar da göz önünde tutularak gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporuyla mukayese edilerek taşınmazın niteliğinin belirlenmesine çalışılması, taşınmazın aktif dere yatağında yağışlı mevsimlerde ... Nehri'nin taşkın sularının etkisinde kalıp kalmadığının belirlenmesi, bitişiğindeki dere yatağı ile uyuşmazlık konusu taşınmazın kod farkı bulunup bulunmadığının jeoloji bilirkişi vasıtasıyla saptanması, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz bölümleri ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekmektedir. Bundan ayrı, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda dava konusu taşınmazın imar-ihya yoluyla kazanılabilecek yerlerden olmadığı, TMK'nın 715. maddesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16/C maddesi kapsamında kalan sahipsiz yerlerden olması nedeniyle özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden bulunduğunun tespiti ve TMK'nın 999. maddesi gereğince özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte tapuya tescil edilmesinin de olanaklı görülmediğinin anlaşılması halinde, özel mülkiyete konu olmayacak yerin aynı zamanda ... adına da tapuya kayıt ve tescilinin de mümkün olmadığının düşünülmesi gerekir. Mahkemece yukarıda açıklanan ilke ve esaslar uyarınca araştırma yapılmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Bir kısım davalılar/karşı davacılar vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2014/9634 E., 2014/10594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAlanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
sının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık ve gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaretletilmesi, HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılarak dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan yukarıda açıklandığı şekilde
8. Hukuk Dairesi         2014/9634 E.  ,  2014/10594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 29/01/2009 NUMARASI : 2007/46-2009/56 H.. H.. ile A.. B.. aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 29.01.2009 gün ve 46/56 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı H.. H.. vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı H.. H.. vekili, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edilen 215 ada 37 parsel sayılı taşınmazın taşlık ve kayalık niteliğinde olduğunu, içinin makilik ve çalılık olduğu, taşınmazın kimse tarafından kullanılmadığını, Devlet'in hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu açıklayarak tapu kaydının iptaliyle H.. H.. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, taşınmazın 1960 yılında davalının eşi M.. B.. tarafından iktisap edildiğini, o tarihten beri komşu parsellerle birlikte davalının eşi ve davalı tarafından kullanıldığını, kadastro çalışmaları sırasında davalının eşi Mustafa'nın taşınmazı davalıya bağışladığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, taşınmazın genel yapısı itibarıyla taşlık ve makilik bir yapıya sahip olduğu, boşluklarda ise yer yer hububat tarımının yapıldığı, taşınmazın 4. sınıf tarım arazisi niteliğinde olduğu, taşınmazın doğal yapısının değiştirildiğine dair bir emarenin bulunmadığı, bu haliyle taşınmazın özel mülkiyete konu olması gereken yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı H.. H.. vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı vekili, taşınmazın taşlık ve makilik niteliğinde olduğunu iddia etmiş, davalı ise imar ve ihya ile eklemeli zilyetliğe dayanmıştır. Ancak mahkemece yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir yerin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. O halde; dava tarihinden geriye veya nizalı taşınmaz imar planı içinde bulunan yerlerden ise ilk defa imar planına alındığı tarihin belirlenerek bu tarihten geriye doğru en az 20 yıl öncesine ait iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları ve Kadastro Müdürlüğü'nden getirtilecek paftaların uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümünün kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık ve gerekçeli rapor alınması, teknik bilirkişiye tescil konusu yerin pafta üzerinde işaretletilmesi, HMK'nın 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağrılarak dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan yukarıda açıklandığı şekilde alınacak imar-ihya ve zilyetliğe ilişkin bilgilerinin de değerlendirilerek, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine, taşınmaz daha önceden imar kapsamına alınmış ise imar planının kesinleştiği tarihe kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce yapılan keşfe katılanlar dışında uzman bilirkişi ziraat mühendisleri aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı inceletilerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkeme Hakimi tarafından onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı H.. H.. vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 26.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2012/8610 E., 2013/3738 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
zisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, Yerel Bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde di
8. Hukuk Dairesi         2012/8610 E.  ,  2013/3738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil ... ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair ...Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 23.05.2012 gün ve 620/445 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı ... vekili, dava konusu 131 ada 66 parselin taşlık, kayalık ve tarımsal vasfı bulunmayan Devletin hüküm ve tasarruf altındaki yerlerden olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiğini açıklayarak tapu kaydının iptaliyle ... adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, dava konusu parselin tarım arazisi niteliğinde olduğu, tespit tarihine kadar davalı lehine kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bağ nitelindeki 18.559 m2 yüz ölçüme sahip dava konusu 131 ada 66 parsel, 20 yıldan fazla süre zilyetliğinde bulunduğu açıklanarak 22.10.2005 tarihinde ... adına tespit edilmiş kadastro tutanağının 29.03.2006 tarihinde kesinleşmesi üzerine tapu kaydı oluşmuştur. Dava; 3402 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; yazılı nedenlerle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli değildir. Taşınmaz başında 03.04.2012 ve 09.04.2012 tarihinde yapılan keşifler sırasında dinlenilen ... Uzman Bilirkişi; krokide B harfiyle gösterilen yerin %20-25 eğimli, 4 adet teras yapılmak suretiyle eğimi düşürülmüş, arazi kullanım kabiliyeti az, 5. sınıf arazi niteliğinde olduğunu açıklamıştır. Taşınmaza ait fotoğraflardan da dava konusu yerin yeni sürülmüş, taşlık bir yapıda olduğu, henüz tarımsal nitelik kazanmadığı ve imar-ihya olgusunun tamamlanmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, Ziraatçı Uzman Bilirkişi raporu dikkate alınarak taşınmazın bulunduğu yere ait hava fotoğrafları getirtilerek uzman bilirkişiler aracılığı ile uygulanmamıştır. Bir yerin niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı uygulamasıdır. Kadastro tespiti 2005 yılında yapıldığına göre, bu tarihten geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait (1975-1985 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığı'ndan, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl ... Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulması, yeniden yapılacak keşifte Uzman Bilirkişi, Jeodezi ve Fotogrametri Uzmanı Mühendis, Teknik, Yerel Bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, ... Müdürlüğü'nden gelen paftaların ise, düzenlendikleri (1975-1985) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar-ihyasının tamamlanıp-tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulunduğu konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, Yerel Bilirkişi ve tanıkların HMK'nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davalının hangi tarihte taşınmazın imar-ihyasına başladığı, ne şekilde sürdürüldüğü ve hangi tarihte tamamlandığı konularında Yerel Bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurulması, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup-dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir Uzman Bilirkişi ... Mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, HMK'nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra elde edilecek sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Davacı ... vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 18.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2012/6199 E., 2012/12868 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ren tapu ve vergi kayıtları ile hüküm dosyalarına ait teknik bilirkişi raporlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde di
8. Hukuk Dairesi         2012/6199 E.  ,  2012/12868 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tescil ... ve ... ile Hazine ve Hıdırşeyh Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Polatlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.01.2012 gün ve 265/4 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine vekili ile Hıdırşeyh Köyü Tüzel Kişiliği temsilcisi taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacılar vekili dava dilekçesinde, mevkii ve sınırlarını açıkladıkları taşınmazı vekil edenlerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, önceleri miras bırakanları ...tarafından kullanıldığını, ...’ın 1980 yılında ölmesi üzerine davacıların müştereken tasarruf ettiklerini, kadastro çalışmaları sırasında taşlık niteliğiyle tespit harici bırakıldığını açıklayarak toplam 49810 m2 yüzölçümlü taşınmazın TMK.nun 713. maddesi gereğince ½ oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde, taşınmazın kazanmayı sağlayan zilyetlik ve imar ihya ile edinilecek yerlerden olup olmadığının araştırılması gerektiğini, kazanma koşullarının oluşmaması halinde davanın reddine karar verilmesini, 01.04.2011 havale tarihli dilekçesiyle de teknik bilirkişinin krokisinde G ve H harfiyle işaretli yerlerin Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir. Davalı ... Tüzel Kişiliğini temsilen köy muhtarına dava dilekçesi tebliğ edilmesine karşın yargılama oturumlarına katılmamıştır. Mahkemece, “harita yüksek mühendisi Ömer Yurdakul’un 01.04.2010 tarihli raporuna ekli krokisinde K ve L harfleriyle işaretli yerler bakımından davanın kabulüne, davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, davacıların fazlaya ilişkin isteğinin reddine, 05.06.2009 tarihli aynı bilirkişiye ait ek raporda; G ve H harfleriyle belirlenen yerlerin davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi üzerine, hükmün, davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilen krokide K ve L harfleriyle gösterilen bölümleri davalı Hazine vekili ve Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/1,999, 3402 ... Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddeleri gereğince açılan tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, krokide K ve L ile, G ve H harfleriyle gösterilen yerler bakımından davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava koşulu üzerinde durulmadığı gibi, K ve L harfleri yönünden yapılan araştırma ve incelemede hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacılar adına kabulüne karar verilen K ve L harfleriyle işaretlenen taşınmaz bölümlerinin 1980 yılında ölen davacıların babası ...’dan kaldığı, uyuşmazlık konusu değildir. Davacılar vekili dava dilekçesinde, taşınmazın ...’dan kaldığını bildirmiş ancak, davacılara intikal biçimi konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ise, dava konusu yerlerin davacıların babasından kaldığını ve davacıların diğer kardeşlerinin Polatlı’da oturmadıklarını bildirmişler, açıklanan yerlerin muristen davacılara intikali hususunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. K ve L harfleriyle belirlenen yerler muristen kaldığına ve muris 1980 yılında öldüğüne göre terekesi TMK.nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazların tamamı üzerinde söz konusudur. Davacılar bakımından kabulüne karar verilen taşınmaz bölümleri satış, bağış, miras payının devri yada terekenin paylaşımı sonucu davacılara kalmış ise, davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi ve aşağıda belirtilecek eksikliklerin yerine getirilmesi zorunludur. Şayet anılan taşınmaz bölümleri belirtilen yollardan herhangi biri ile davacılara kalmamış ve tereke kapsamında kalan yerlerden ise, bu takdirde TMK.nun 702. maddesi uyarınca terekeye dahil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına 3. kişi durumunda bulunan davalılara karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmadığından ve sadece kendi adlarına tescil isteğinde bulunduklarından davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Çünkü TMK.nun 702. maddesinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup, tüm mirasçıların birlikte 3. kişilere karşı dava açması gerekir. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, dava konusu ve kabulüne karar verilen yerler 1955 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık, kayalık, tepelik gibi tarıma elverişli olmayan yerler kapsamında tespit harici bırakıldığı belirlenmiştir. Taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulü gerekir. Bu nedenle 3402 ... Kadastro Kanununun 17. maddesinde imar ve ihya için öngörülen tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılıp belirlenmelidir. Dava, 22.03.2007 tarihinde açıldığına göre bu tarihten geriye doğru en az 20-30 yıl öncesine ait ( 1970-1987 yılları arası) iki ayrı zamanda çekilmiş yüksek çözünürlü hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftaların ise, İl Kadastro Müdürlüğünden, dava konusu taşınmazlara komşu 407, 409, 421, 427, 417, 429, 428, 828, 887, 489, 490, 494, 495,496, 833 ve 834 ... kadastro parsellerine ait kadastro tutanak ve ekleri ile kadastro sırasında bu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtlarının, bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, komşu 487, 488 ve 501 ... parsellerin tapu kayıtlarının hükmen oluştuğu gelen tapu kayıtlarından anlaşıldığından, bu parsellere ait hüküm dosyalarının Tapu Sicil Müdürlüğünden veya bulundukları yerden getirtilerek dosyaya eklenmesi, yeniden yapılacak keşifte uzman bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı mühendis, teknik, yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla açıklanan hava fotoğrafları, Kadastro Müdürlüğünden getirtilecek paftalar ve komşu parsellere ait tapu ve vergi kayıtları ile komşu parsellere ilişkin hüküm dosyalarına ait teknik bilirkişi raporlarının keşifte uygulanması, hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen paftaların ise, düzenlendikleri ( 1970-1987 yılları arasında düzenlenen paftalar olacak) tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, imar ve ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı veya hangi nitelikte bulundukları konusunda uzman bilirkişilerden tarafların ve Yargıtay’ın denetimine açık gerekçeli rapor alınması, komşu parsellere revizyon gören tapu ve vergi kayıtları ile hüküm dosyalarına ait teknik bilirkişi raporlarının taşınmaz yönlerini ne gösterdikleri üzerinde durulması, teknik bilirkişiye krokisi üzerinde işaret ettirilmesinin sağlanması, yerel bilirkişi ve tanıkların HMK.nun 243, 244, 259 ve 290/2. maddeleri gereğince, keşif yerine davetiyeyle çağırılmaları, uyuşmazlığın taşınmaza ilişkin bulunması nedeniyle keşif yerinde dinlenilmeleri, davacılar ile miras bırakanlarının hangi tarihte taşınmazın imar ve ihyasına başladıkları, imar ve ihyayı ne şekilde sürdürdükleri ve hangi tarihte imar ve ihyanın tamamlandığı konularında yerel bilirkişi ve tanıkların bilgilerine başvurularak belirlenmesi, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup dolmadığının hesaplanması, daha önce götürülmeyen başka bir uzman bilirkişi ziraat mühendisi aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı incelenerek yukarıdaki açıklamalarda göz önünde tutularak kendilerinden gerekçeli, denetime açık, karşılaştırmalı rapor istenmesi, bir önceki bilirkişinin raporundaki gerekçelerde eleştirilerek aynı konuda görüşünün ortaya konulmasının istenilmesi, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK.nun 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılığın giderilmesi, çifte tapu oluşumunun önlenmesi bakımından teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle krokide K ve L harfleriyle saptanan yerlerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığı hususunun Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulması ve yazı cevabının dosya ile birleştirilmesi gerekmektedir. Öte yandan, terekenin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğunun ve mirasçılar arasında terekenin paylaşılmadığının saptanması halinde, muris ve tüm mirasçılarının 3402 ... Kanunun 14. maddesindeki sınırlamalar karşısında tek kişi sayılması gerektiği gözetilerek 3402 Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca davacılar muris Sadık ve diğer tüm mirasçıları bakımından miktar araştırılmasının yapılması, murise ait veraset belgesinin alınıp dosyaya sunulması için davacılara süre ve imkan tanınması, miras bırakan ve mirasçılarının belgesizden taşınmaz edinip edinmediklerinin Kadastro ve Tapu Sicil Müdürlüğü ile zilyede dayalı tescil davası açıp açmadıklarının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, belgesizden edinilen taşınmazlara ait tapu kayıtları ile kadastro tutanaklarının Tapu Sicil Müdürlüğünden, zilyetliğe dayalı olarak açılmış tescil davalarına ait dosyaların ise, bulundukları mahkemelerden getirtilerek miktar sınırlamaları yönünden gözönünde bulundurulması, davacılar bakımından kabul edilen taşınmaz bölümlerinin peyderpey kullandıkları yerleri genişletmek suretiyle elde ettikleri gözönünde bulundurularak sonraki zamanlarda açılan bu taşınmaz bölümlerinin ayrıca belirlenmesi, kroki üzerinde gösterilmesi, miktarlarının teknik bilirkişiye hesaplattırılması, HMK.nun 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulması gerekir. Bundan ayrı davacının gösterdiği 5 tanıktan 2‘sinin dinlendiği, 3 kişinin ise dinlenmediği belirlenmiştir. Taşınmazın niteliği, imar ve ihya konusunda duraksama söz konusu olduğu davacı tarafın herhangi bir vazgeçmesi olmadığı halde mahkemece herhangi bir gerekçe gösterilmeksizin diğer tanıkların dinlenilmemesi doğru değildir. zilyetlik maddi olaylardan olup 3402 ... Kadastro Kanununun 14/1. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delil ile kanıtlanması mümkündür. Aynı biçimde mahkemece belirlenen yerel bilirkişi listesinde 5 kişinin ismi bulunduğu halde keşifte liste dışı sadece 1 yerel bilirkişinin dinlenmesi de usule aykırıdır. Aynı gerekçeyle yerel bilirkişilerinde yukarıda açıklandığı biçimde çağrılıp dinlenmeleri davetiye ile gelmedikleri takdirde HMK.nun 245. maddesinin göz önünde tutulması düşünülmelidir. Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisinin G ve H harflerine yönelik yerlerin temyiz itirazlarına gelince dosyadaki bilgi ve belgeler ile uzman bilirkişi ziraat mühendisi raporunun kapsamına göre, G ve H harfiyle gösterilen yerler içerisinde bulunmaması gereken taş yığınlarına ve parselin kenar kısımlarında mera bitkilerine rastlanıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde G ve H harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri TMK.nun 715 ve 3402 ... Kadastro Kanununun 16/C maddesi kapsamında kalan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülkiyete konu olamayacak ve TMK.nun 999.maddesi gereğince tapu tescili mümkün olamayacak yerlerden olması nedeniyle Hazine adına tesciline karar verilmesi anılan Kanun hükümlerine ve taşınmaz bölümlerinin niteliğine aykırı bulunmaktadır. Hazine adına tescile karar verilecek yerlerinde anılan maddeler kapsamında kalmayan ve özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olması esastır. Bu nedenle bu taşınmaz bölümleri yönünden Hazinenin tescil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken özel mülkiyete konu olacak biçimde kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Sözü edilen G ve H harfiyle işaretlenen bölümlerin mera niteliğinde bulunması ve özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olması gözetildiğinde bu kısımlara yönelik olarak davalı Köy Tüzel Kişiliğinin kararı temyiz etmesinde hukuki yararı bulunmaktadır. Çünkü meraların mülkiyeti Hazineye ait ise de, kullanım (intifa) hakkı ait olduğu köy veya belde halkına aittir. Davalı Hazine vekili ile Köy Tüzel Kişiliği temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 ... HMK. nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 ... HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 21.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Keşif sırasında hakim "temsili uygulama" yaptırabilir mi?

A) Hayır, bu sinematografik bir yöntemdir, hukukta yeri yoktur.
B) Evet, bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit için temsili uygulama yaptırabilir.
C) Sadece ceza davalarında yaptırabilir.
D) Sadece trafik kazalarında yaptırabilir.
E) Taraflar kabul ederse yaptırabilir.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol