6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 296

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 296. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 296- (1) Toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakereyi mahkeme başkanı idare eder. Müzakere yapıldıktan sonra, başkan, müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlayarak her üyenin ayrı ayrı oyunu alır ve en son kendi oyunu açıklar. (2) Hüküm, oy çokluğu ile de verilebilir. Hükmün kapsamı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

13 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2022/2393 E., 2022/12882 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
4. Hukuk Dairesi         2022/2393 E.  ,  2022/12882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2019/4737 esas- 2020/7958 karar sayılı ilamıyla '' mahkeme ilk hükmünün davalı ... Japan Sigorta A.Ş. dışındaki diğer davalılar yönünden kesinleştiği gözetilerek, bozma kapsamında sadece davalı ... Japan Sigorta A.Ş. yönünden inceleme yapılıp hüküm tesisi gerekirken, usuli kazanılmış haklar gözönüne alınmadan diğer davalılar yönünden yeniden hüküm tesis edilmesi ve bozma ilamında "somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda belgeli tedavi giderinin 6.494,00 TL olarak belirlendiği ve tedavi giderleri yönünden SGK'nın sorumluluğunun tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle ilk hüküm temyiz eden davalı ... Japan Sigorta A.Ş lehine bozulmuştur. Bozma ilamında da belirtildiği üzere bozma öncesi hükme esas alınan raporda belgeli tedavi gideri 6.494,00 TL olarak tespit edilmiştir. İlk hüküm davacı tarafından temyiz edilmemiş olup, 6.494,00 TL belgeli tedavi giderinden SGK'nın sorumlu tutulması gerekirken bozma öncesi alınan raporda tespit edilen 7.390,30 TL tedavi giderine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.'' gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davacının kazanç kaybı yönünden açmış olduğu maddi tazminat isteğine ilişkin davanın kabulü ile 25.616,27 TL'nin davalılardan ... ve davalı araç sigortacısı Sompo Japan A.Ş.'den (Fiba Sigorta A.Ş), (Sigorta şirketi Sompo Japan A.Ş. yönünden 4.789,50 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Hükmedilen bedele, davalı ... yönünden 24/05/2009 tarihinden, davalı ... Japan A.Ş yönünden ise davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi gözetilerek 2.539,50 TL'sinin ıslah tarihi olan 14/05/2013 tarihinden, 2.250,00 TL'sine ise dava tarihi olan 30/06/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Davacı tarafça dahili davalı ... aleyhine yöneltilen davanın kabulüne, 6.494,00 TL tedavi gideri masrafının dahili davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiş; karar, davacılar vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmiştir.10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmasının ya da hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği belirtilen bir yükümlülüğün hüküm fıkrasında reddedilmiş olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddelerinde, hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HMK'nın 297/II maddesi; hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Somut olayda; taraflar arasındaki yapılan yargılamanın son oturumunda hüküm olarak ''Davacının kazanç kaybı yönünden açmış olduğu maddi tazminat isteğine ilişkin davanın kabulü ile 25.616,27 TL'nin davalılardan ... ve davalı araç sigortacısı Sompo Japan A.Ş.'den (Fiba Sigorta A.Ş), (Sigorta şirketi Sompo Japan A.Ş. yönünden 4.789,50 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Hükmedilen bedele, davalı ... yönünden 24/05/2009 tarihinden, davalı ... Japon A.Ş yönünden ise davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi gözetilerek 2.539,50 TL'sinin ıslah tarihi olan 14/05/2013 tarihinden, 2.250,00 TL'sine ise dava tarihi olan 30/06/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 1.596,50 TL maddi tazminatın ise davalılar ..., ... ve AK Sigorta A.Ş den, sigorta şirketi yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Hükmedilen bedele AK Sigorta A.Ş yönünden 750,00 TL için dava tarihi olan 30/06/2010 tarihinden itibaren, 846,50 TL yönünden ise ıslah dilekçesi ve davacı vekilinin talebi gözetilerek 14/05/2013 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, diğer davalılar ... ve ... yönünden ise 24/05/2009 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Davacı tarafça dahili davalı ... aleyhine yöneltilen davanın kabulüne, 6.494,00 TL tedavi gideri masrafının dahili davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine, Davacının manevi tazminat isteğinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ..., ..., ...'dan 24/05/2009 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının araçta meydana gelen hasar nedeni ile uğradığı zararın tazmini isteği ile açtığı dava yönünden ise; % 75'ine tekabül eden 5.063,00 TL'nin davalı ...'a ait aracın sigortacısı tarafından ödendiği sabit olup kalan 1.499,50 TL yönünden raporun dosyaya sunulduğu 29/05/2014 tarihinden sonra verilmiş ıslah dilekçesi bulunmadığı gibi açılmış ek davada olmadığı anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, '' karar verilmişken daha sonra yazılan gerekçeli kararda ''Davacının kazanç kaybı yönünden açmış olduğu maddi tazminat isteğine ilişkin davanın kabulü ile 25.616,27 TL'nin davalılardan ... ve davalı araç sigortacısı Sompo Japan A.Ş.'den (Fiba Sigorta A.Ş), (Sigorta şirketi Sompo Japan A.Ş. yönünden 4.789,50 TL ile sınırlı olmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, Hükmedilen bedele, davalı ... yönünden 24/05/2009 tarihinden, davalı ... Japon A.Ş yönünden ise davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebi gözetilerek 2.539,50 TL'sinin ıslah tarihi olan 14/05/2013 tarihinden, 2.250,00 TL'sine ise dava tarihi olan 30/06/2010 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, Davacı tarafça dahili davalı ... aleyhine yöneltilen davanın kabulüne, 6.494,00 TL tedavi gideri masrafının dahili davalı ...'dan alınarak davacıya ödenmesine,'' öngörülmüş ve böylece kısa kararla gerekçeli karar arasında açık bir çelişki ortaya çıkmıştır. Bu durumda, mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümlerine ve içtihada uygun şekilde; hüküm çelişkisi içermeyen kendi içinde tutarlı, maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli karar oluşturulmak gerekirken, Anayasa ile 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerine aykırı şekilde, hükümde çelişki ve infazda tereddüt yaratacak şekilde karar yazılması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın açıklanan yönden BOZULMASINA, bozma biçimine göre diğer temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

17. Hukuk Dairesi, 2018/2135 E., 2020/1388 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
maddelerinde (6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
17. Hukuk Dairesi         2018/2135 E.  ,  2020/1388 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, 20/04/2014 tarihinde ... plakalı araç sürücüsünün davalıya ait işyeri önünde seyir halinde iken yola dökülen sabunlu suyun üzerinden geçmesi neticesinde direksiyon hakimiyetini kaybederek müvekkili şirkete kasko poliçesi ile sigortalı bulunan 06 DE 4786 plakalı araca çarptığını, araçta meydana gelen hasar nedeniyle sigortalısına hasar bedelini 24.000,00 TL olarak ödediğini, 8.600,00 TL sovtaj tenzili yapılarak 15.400,00 TL'den 7.700.00 TL'nin ... plakalı aracın sigortası tarafından karşılandığını, bakiye 7.700,00 TL kısmın karşılanmaması üzerine davalı aleyhine yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2014/21499 sayılı takibe itirazının 7.700,00 TL asıl alacak, 361,90 TL işlemiz faiz olmak üzere toplam 8.061,90 TL yönünden iptaline, takibin anılan miktar üzerinden 7.700,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %11,75 oranını aşmamak üzere değişen oranlarda avans faizi işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hüküm altına alınan 7.681,64 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 5.654,36 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminata ilişkin itirazın iptali davasıdır. 10.04.1992 Gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK'nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK'nın 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta; yerel mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmında "hüküm altına alınan 7.681,64 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen 5.654,36 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesi" yönünde kurulan hüküm, yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 15/12/2017 tarihli kısa kararda bulunmamaktadır. Dolayısıyla kısa kararda taraflara hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda yer almasının, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yarattığı açıktır. Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan ve resen görülen nedenlerle hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, bozma nedeni ve şekline göre; davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine, 13/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2018/5645 E., 2019/223 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddelerinde (6100 sayılı HMK'nun 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
17. Hukuk Dairesi         2018/5645 E.  ,  2019/223 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, 30/09/2008 tarihinde davalı ... şirketine sigortalı bulunan davalı ... San. Ltd. Şti. adına kayıtlı diğer davalı ...'in sevk ve idaresindeki araç ile ... sevk ve idaresindeki otobüsün çarpışması sonucu müvekkili davacının maluliyetine neden olduğunu, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'in asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin kaza nedeniyle tüm tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamayıp esaslı oranda daimi sakat kaldığını, davalı ... şirketine müracaat edildiğini, davalı ... şirketince müvekkiline 38.983,36 TL civarında tazminat ödendiğini, ancak ödenen bu miktarın gerçek zararın çok altında olduğunu, müvekkilinin meydana gelen kaza nedeniyle elem ve acı duyduğunu bildirerek 100,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, toplanan delillere göre, davacının maddi tazminat davasının kabulüne; 57.458,66 TL'nin 20/12/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 10.04.1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının ya da gerekçeli karar içeriğinde kabul edildiği bildirilen bir talebin hüküm fıkrasında yer almamasının, çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir. Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK'nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK'nun 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK'nun 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır. Somut uyuşmazlıkta; mahkemenin yargılamayı bitirdiği 05.05.2015 tarihli kısa kararda manevi tazminata ilişkin herhangi bir hüküm kurulmamış olduğu halde gerekçeli kararda davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verildiği belirtilmek suretiyle, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı görülmektedir.Mahkemece kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 16/01/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2017/1169 E., 2019/4613 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İş) Mahkemesi
tam metni aç
Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294–301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2017/1169 E.  ,  2019/4613 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi Dava rücuan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece ilamında belirtildiği şekilde davanın usulden reddine karar verilmiştir. Hükmün davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dava iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen peşin sermaye değerli gelirin tahsili istemine ilişkindir. İnceleme konusu davada; davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti.'nin 16.10.2014 tarihinde tasfiye sürecine girmesi nedeniyle tasfiye memurluğuna ...'ın atandığının tespit edilmesi üzerine mahkemece davacı Kuruma davanın tasfiye memuru ...'a yöneltilmesi için iki haftalık süre verildiği ve buna ilişkin muhtıranın 10.03.2016 tarihinde davacı Kuruma tebliğ edildiği süresinde muhtıra gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Somut davada daha sonra davacının 20.03.2015 tarihli dahili dava dilekçesi ibraz ettiği mahkemece sehven davanın usulden reddine karar verildiğinin anlaşıldığı belirtilerek dosya yeniden ele alınmış celse açılarak duruşma günü verilmiştir. İki celse sonra ise 18.06.2015 tarihli davanın usulden reddine dair kararının üzerine yapılan 07.06.2016 ve 13.04.2016 tarihli ara kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti ile dava hakkında daha önce karar verildiği göz önünde bulundurularak yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 294–301 maddelerinde ise mahkeme kararlarının nasıl olması gerektiği belirlenmiştir. Bu düzenlemelere göre Mahkeme usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar hükümdür. Nihai karardan sonra mahkeme dosyadan elini çeker ve dosya ile ilgili bir işlem yapma yetkisi kalmaz. 18.06.2015 tarihli celsede davanın usulden reddine karar verildikten sonra yeniden dosyanın ele alınarak duruşma günü verilmesi yargılamaya devam usul ve yasaya aykırı olup karardan sonra yapılan işlemler yok hükmünde olduğundan dosya hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına dair 25.10.2016 tarihli kararın ONANMASINA Mahkemece verilen süre içerisinde davacı Kurum tarafından tasfiye memuru ...'ın davaya dahil edilmesine ilişkin 20.03.2015 tarihli dilekçe sunulmuş olduğundan davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir O hâlde davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 22.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
17. Hukuk Dairesi, 2016/14932 E., 2018/959 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddelerinde (6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.
17. Hukuk Dairesi         2016/14932 E.  ,  2018/959 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın feragat nedeniyle reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, davacının, davalıların sürücü ve işleteni olduğu ambulansta yolcu iken meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralandığını, gördüğü tedaviler ve maluliyeti nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücüden tahsilini dava ve talep etmiştir; Mahkemece, ...'na yöneltilen dava tefrik edilmiştir.Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacının davasının feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. 10.04.1992 Gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hakimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilmeyen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmış olmasının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm başka ise bu durumun mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.Diğer taraftan 1086 sayılı HUMK'nun 381-389. maddelerinde (6100 sayılı HMK'nın 294-297. maddeleri), hükmün tefhimi, nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. HUMK’nun 388. maddesinde (HMK'nın 297/II maddesi); hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu açıklanmıştır. Başka bir anlatımla, tesis edilen hüküm, infazı kabil ve uygulanabilir olmalıdır. Bu hükümler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği ve kamu düzeni ile ilgili olup, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta olması zorunludur. Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.Somut uyuşmazlıkta; sadece sürücü yönünden talep edilen manevi tazminatla ilgili davanın tefrik edildiği buna karşın yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı 26.11.2015 tarihli kısa kararda, "Maddi tazminat yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, manevi tazminat yönünden davanın reddine" karar verildiği halde; gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, "davacının davasının feragat nedeniyle reddine" karar verildiği görülmektedir. Böylelikle, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki yaratılmıştır. Bu durum Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294/3. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas-1992/4 Karar Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu Kararı uyarınca kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına; 14/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, toplu mahkemelerde hükmün oluşturulması ve oylama usulü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Müzakereyi mahkeme başkanı yönetir.
B) Oylama, en kıdemsiz üyeden başlanarak yapılır.
C) Başkan oyunu en son kullanır.
D) Hüküm, mutlaka oy birliği ile verilmek zorundadır.
E) Hükmün sonuç kısmında, taraflara yüklenen borç ve haklar açıkça gösterilmelidir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol