Hukuk Muhakemeleri Kanunu 327. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 327- (1) Gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan taraf, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.
(2) Bir kişi davada sıfatı olmadığı hâlde, davacıyı, davalı sıfatı kendisine aitmiş gibi yanıltıp, kendisine karşı dava açılmasına sebebiyet verirse, davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddi hâlinde, davalı yararına yargılama giderlerine hükmedilemez.
Fer’î müdahale gideri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
32 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2020/834 E., 2021/3709 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk(İş) Mahkemesi
10. Hukuk Dairesi 2020/834 E. , 2021/3709 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi
Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkeme, bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın davalı ...Ş. yönünden reddine; diğer davalı ... yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davalı ...Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, bozma sonrasında HMK’nın 327/1. maddesi uyarınca, yargılama giderinin yarısının davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmiş ise de; 6100 sayılı HMK’nın 327/1. maddesinde, gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan tarafın, davada lehine karar verilmiş olsa bile, karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkum edilebileceği belirtilmekle, davalı ... şirketinin gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebep olmadığı anlaşıldığından, yanılgılı değerlendirme sonucu davalı ... aleyhine yargılama giderine hükmedilmiş olması hatalıdır.
3-Temyiz incelemesi sonucu kısmen onama kararı verilmeyip, temyiz itirazlarının bir kısmının reddedilmesi ile bozma kapsamı dışında kalan hususlar kesin hüküm oluşturmayıp, ilgili taraf lehine usuli kazanılmış hakkı oluşturacaktır. Mahkemece, sonradan verilecek kararda, bozma dışında kalan talepler yönünden infaza uygun şekilde yeniden hüküm kurulması gerekirken, bozma dışında kalarak kesinleştiğinden bahisle yeniden karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu aykırılıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Hükmün (2) numaralı fıkrası silinerek, yerine, “2-Davalı ... yönünden açılan davanın Kabulüne, 84.579,73 TL rücu alacağının gelir bağlama onay tarihi olan 19.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,” cümlesinin yazılmasına,
2-Hükmün yargılama giderlerine ilişkin, “Davacı tarafından yapılan 461,00-TL yargılama masrafının takdiren yarısı olan 203,50 TL'nin davalı ... şirketenden diğer yarısı olan 230,50 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,” şeklindeki ibaresi silinerek, yerine, “Davacı tarafından yapılan 461,00 TL yargılama masrafının davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...Ş.'ne iadesine, 22/03/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
5. Hukuk Dairesi, 2018/5303 E., 2019/1290 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var......... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Davacıların iş bu davayı açmadan önce, murisleri tarafından dava konusu taşınmaz için kamulaştırma bedelinin artırım davası açtığını bilebilecek durumda olduklarından, HMK'nun 327/1 maddesinin uygulama yeri olmadığı gözetilerek mahkeme masraflarının davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
5. Hukuk Dairesi 2018/5303 E. , 2019/1290 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ......... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince (......... 23. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/549 Esas–2017/15 Karar) davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı idare vekili tarafından yapılan ...... başvurusunun ......... Bölge Adliye Mahkemesinin 14. Hukuk Dairesince ilk derece kararı kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurulmuş, bu karara karşı davacılar vekilince temyiz yoluna başvurulmasına dair hükmün Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince verilen dilekçeler ile istenilmiş; davacılar vekili de temyiz dilekçesinde duruşma isteminde bulunmuş olmakla, duruşma için belirlenen 05/02/2019 günü taraf vekillerinin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak sözlü açıklamalar da dinlendikten ve dosyadaki belgeler okunup uyuşmazlık anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı, davalı idare vekili tarafından yapılan ...... başvurusunun ......... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere, davacılar murisi tarafından ......... 13. Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1965/236-202 sayılı dosyasında kamulaştırma bedelinin artırılması davası açtığının anlaşılmakla ilk derece mahkemesinden verilen karara karşı yapılan ...... başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-3 maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenle davacılar vekilinin temyizi yerinde değildir.
Davalı idare vekilinin temyizine gelince;
Davacıların iş bu davayı açmadan önce, murisleri tarafından dava konusu taşınmaz için kamulaştırma bedelinin artırım davası açtığını bilebilecek durumda olduklarından, HMK'nun 327/1 maddesinin uygulama yeri olmadığı gözetilerek mahkeme masraflarının davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,
Doğru değilse de, bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden;
Gerekçeli kararın hüküm fıkrasının 4.bendinde yazılı (HMK'nun 327/1 maddesi uyarınca davalıdan alınıp davacıya verilmesine) ibaresinin çıkarılmasına, yerine, (davacılar üzerinde bırakılmasına) kelimelerinin yazılmasına,
Hükmün böylece DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacılardan peşin alınan temyiz ve taraflardan peşin alınan temyize başvurma harçlarının Hazineye irad kaydedilmesine, temyiz eden davalı idare yararına yürürlükte bulunan ......lık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 2.037,00-TL. vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2024/2264 E., 2025/441 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2024/2264 E. , 2025/441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/571 E., 2024/425 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/251 E., 2023/3 K.
Taraflar arasındaki mirasın hükmen reddi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların muris ...'in kardeşleri olduğunu, davacılara, 11.05.2014 tarihinde ölen murisin borçlu olduğu Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2014/47 Esas sayılı dosyası ve birleştirilen 2014/235 E. - 2014/4752 E. - 2014/524 E. - 2014/6355 Esas sayılı icra dosyalarından borç muhtırası tebliğ edildiğini, yapılan bu tebligat ile kardeşleri olan muris ...’den miras intikal ettiğini öğrendiklerini, bir kısım alacaklının Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/235 Esas ve 2019/424 Karar sayılı dava dosyası ile mirasçılık belgesi edinmiş olduğunu, davacıların yaptıkları araştırmayla murisin terekesinin borca batık olduğunu anladıklarını, davacılar için TMK 609 vd. maddeleri gereğince, yasal süresi içinde muristen intikal eden mirasının kayıtsız ve şartsız reddedilmesi için dava açmak mecburiyetinin hasıl olduğunu belirterek davacıların muris ...'in mirasını reddettiğinin tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ...Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; murisin 11.05.2014 tarihinde vefat ettiğini, Ankara 29. İcra Müdürlüğünün 2014/7398 sayılı icra dosyasında murisin borçlu olarak bulunduğunu, muris tarafından borcun ödenmemiş olduğunu, davacı mirasçılar aleyhine herhangi bir icra takibi başlatılmadığını, murisin ölüm tarihiyle mirası reddetmek için açılan dava tarihleri kıyaslandığında davacıların iyi niyetli olmadıklarını, davacıların 3 aylık süreçte mirası reddetmek yerine ancak haklarında başlatılan icra takipleri kesinleştikten sonra bu davayı açmalarının TMK'da yer alan iyi niyet ilkesine aykırı olduğunu, sonuç olarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ilaç alım satımı nedeniyle müvekkil şirket dışında başka şirketlere de borcu bulunan muris ...’in gerek müvekkil şirkete gerekse diğer alacaklılar tarafından icra takipleri başlatılmadan evvel adına kayıtlı taşınmazların hemen hemen tamamını üçüncü kişilere ve özellikle işbu davada mirasın hükmen reddini talep eden davacılardan olan kardeşi ...’e devrettiğini, bu devir işlemlerinin alacaklarda mal kaçırmak amacıyla gerçekleştirildiğinin açık olduğunu, ... hakkında tasarrufun iptali davası açılmış olup dava dosyasının halen derdest olduğunu, karşı tarafın iyi niyetli olmadığını ve tüm davacıların murisin kardeşleri olduğunu, birinci zümre mirasçılar tarafından mirasın reddedildiğini, davacılar tarafından açılan bu davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davalı Kızılay Ecza Deposu vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların mağdur ve iyi niyetli olduğu iddialarının doğru olmadığını, davacı ...'in alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak muris borçludan taşınmazları devraldığını, aynı şekilde tüm diğer davacı kardeşleri de alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla borçlu ile muvazaalı devir işlemleri yaptığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...talep edenler, murisin ikinci zümre mirasçıları olup, mirası ret hakkı miras kendilerine geçmediğinden bulunmadığı...” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...miras bırakan ...'in yasal mirasçıları olan eşi ..., kızı ... ve kızı ... tarafından Sapanca SHM'nin 2014/141-191 E-K. sayılı dosyasında açılan davanın kabulüne karar verildiği, böylelikle en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından miras reddedildiğinden TMK 612.maddesi uyarınca miras bırakan terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiyeye tâbi olacağı, davacıların, miras bırakanın kardeşleri olarak en yakın yasal mirasçı kapsamında olmadığı ve mirası reddetme yetkisi bulunmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasında isabetsizlik görülmediği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalılar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava açılmasına hangi tarafın sebep olduğu araştırılarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin sebep olana yüklenmesi gerektiğini belirterek kararın vekalet ücreti yönünden bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/6641 E., 2021/6756 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
nde ise, çekişmeye konu taşınmazların tesciline dayanak işlemler idari yargı yerinde iptal edildiği için tescillerin yolsuz duruma düştüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıların özel hukuka yönelik haklarının saklı tutulmasına, ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327. maddesi gözetilerek karar ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin hatalı işlemleri neticesinde davanın açılmasına seb
1. Hukuk Dairesi 2021/6641 E. , 2021/6756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı ... vekili, davacı ... vekili, bir kısım davalılar vekili ve katılma yoluyla da bir kısım davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Davacı, ... Köyü İhtiyar Kurulu Kararı ile mülkiyeti Hazineye ait bazı taşınmazların köy yerleşim genişleme alanı olarak belirlendiğini ve parselasyon sonucu oluşan taşınmazların 3367 sayılı Yasa kapsamında dağıtımlarının yapılması için gerekli yerlerden izin ve olurların alınmasından sonra çekişmeye konu 113 adet taşınmazın her birinin ayrı ayrı 1.00 TL'den davalılara satılarak tescillerinin yapıldığını, dava dışı kişilerin ... İdare Mahkemesi'nin 2007/598 Esas, 2007/1799 Karar sayılı dosyasında açtıkları dava neticesinde 19.04.2005 tarihli hak sahipliği listesinin iptal edildiğini, yine aynı Mahkemenin 2006/302 Esas, 2007/1800 Karar sayılı kararı ile 113 adet parselin temlik ve tesciline ilişkin ... Valiliği Köye Yönelik Hizmetler Biriminin 02.05.2005 tarihli, 123/4019 sayılı kararının iptal edildiğini, her iki kararın da Danıştay tarafından onandığını, dağıtımda kişisel çıkar sağlandığı iddiası ile dönemin muhtarı ve köy ihtiyar heyeti ve o dönemin bilirkişi heyeti hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ceza davası da açıldığını, idari yargının iptal kararı ile davalıların yasal anlamda mülkiyet haklarının kalmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile ... Muhtarlığı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, iyiniyetli olduklarını, idari yargı kararlarında taraf olmadıklarını, kaldı ki dayanılan idari yargı kararında 22 kişinin yasal şartları taşımadığında
bahsedildiğini, taşınmazların geri istenebilme şartlarının yasada tek tek düzenlendiğini, onun dışında geri istenemeyeceğini, devirden sonra bir kısım taşınmazlar üzerine yapılar yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, bir kısım davalılar ise karşı dava dilekçeleri ile; taşınmazlar üzerine iyiniyetli yapılaştıklarını, yıkımların fahiş zarar doğuracağını, daha önce taşımazlar için ödedikleri bedellerin mahsup edilerek uygun bir bedel karşılığı adlarına tescilini istediklerini, öte yandan taşınmazlar üzerine yaptıkları işlerin nitelik ve değerlerinin saptanarak zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, bir kısım davalılar vekilinin karşı dava yolu ile açmış olduğu davanın tefrikine, asıl dava yönünde ise, çekişmeye konu taşınmazların tesciline dayanak işlemler idari yargı yerinde iptal edildiği için tescillerin yolsuz duruma düştüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıların özel hukuka yönelik haklarının saklı tutulmasına, ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327. maddesi gözetilerek karar ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin hatalı işlemleri neticesinde davanın açılmasına sebebiyet veren davacı üzerinde bırakılmasına ilişkin olarak verilen karar Dairece; “...değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararın (D) maddesinde; ''Davacı iş bu davayı açmakla lüzumsuz masraf çıkarttığı kanaatine varılarak tüm yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına'' şeklinde hüküm kurulduğu ve yargılama giderleri arasına yargılama harçları da girdiği halde, gerekçeli kararın (C) maddesinde ayrıntılı gösterilen ''karar ilam harçlarının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına'' denilmek suretiyle, kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir. İşin esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince; ...... Köyünde 3367 sayılı Kanuna göre yapılan ''Köy Yerleşme ve Gelişme Alanı'' uygulaması sonucunda, dava konusu taşınmazların davacı Köy Tüzelkişiliği adına tescil edildikten sonra 3367 Sayılı Kanunun Ek 15. maddesi ve dayanak Yönetmelik kapsamında köy ihtiyar heyetince hak sahibi olduğu belirlenen davalılara belli bir bedel karşılığında tahsis edildiği, evrak arasına alınan tapu kayıtlarına göre taşınmazların Samandağ, Koyunoğlu Mahallesinde kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki; 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa'nın 187. maddesi ile 442 sayılı Köy Kanununun geçici 1. maddesindeki düzenleme ile ''.... 31.12.2009 tarihinden önce belediye haline dönüşmek veya başka bir belediyenin sınırlarına dahil olmak suretiyle tüzelkişiliğini kaybeden köylerde, kendilerine bu Kanunun ek 13. maddesine göre taşınmaz satışı yapılan hak sahipleri hakkında satış bedelinin ödenmesi kaydıyla ek 13. maddede öngörülen diğer şartlar uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz kesinleşmemiş davalarda da bu madde hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde işin esasının değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre hükmüne uyulan bozma ilamı gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılarak yazılı şekilde karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddine.
Bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarına gelince;
Hemen belirtilmelidir ki, davalılardan ...’in 19.09.2011 tarihinde ölmesine rağmen vekilinin anılan davalı yönünden de kararı temyiz ettiği, Dairece anılan davalının ve aşamada ölen diğer davalılar ... ile ...’in mirasçılarına tebligat yapılması için dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği, mahkecemece davalılar ..., ... ve ...’in mirasçılarına tebligat yapılmasına rağmen yasal süre içerisinde mirasçıların temyiz isteminde bulunmadıkları anlaşılmıştır.
Somut olayda, mahkemece ilk hüküm ile harcın her bir taşınmaz için ayrı ayrı tespit edilerek tamamlandığı ve son karar ile de davanın esastan reddine karar verildiği dikkate alınarak harcı tamamlanan dava değeri üzerinden yürürlükteki Asgari Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Bir kısım davalılar vekillerinin değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2016/1334 E., 2016/2211 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
de ise, çekişmeye konu taşınmazların tesciline dayanak işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilmesi ile tescillerin yolsuz duruma düştüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıların özel hukuka yönelik haklarının saklı tutulmasına, ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327. maddesi gözetilerek karar ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin hatalı işlemleri neticesinde davanın açılmasına seb
1. Hukuk Dairesi 2016/1334 E. , 2016/2211 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar bir kısım davalılar vekilleri tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.10.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden ... vd. vekili Avukat ..., davalılar Meri Uyanık vd. vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen diğer temyiz eden davalılar ... vd. vekili Avukat, davalılar ... vd. vekili Avukat, davalı ... vekili Avukat, diğer davalı asiller ve temyiz edilen vekili Avukat gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı,... Köyü ... Kurulu Kararı ile mülkiyeti... ait bazı taşınmazların köy yerleşim genişleme alanı olarak belirlendiğini ve parselasyon sonucu oluşan taşınmazların 3367 sayılı Yasa kapsamında dağıtımlarının yapılması için gerekli yerlerden izin ve olurların alınmasından sonra çekişmeye konu 113 adet taşınmazın her birinin ayrı ayrı 1.- TL'den davalılara satılarak tescillerinin yapıldığını, dava dışı kişilerin... Mahkemesi'nin 2007/598 Esas, 2007/1799 Karar sayılı dosyasında açtıkları dava neticesinde 19.04.2005 tarihli hak sahipliği listesinin iptal edildiğini, yine aynı Mahkeme'nin 2006/302 Esas, 2007/1800 Karar sayılı kararı ile 113 adet parselin temlik ve tesciline ilişkin ...Valiliği Köye Yönelik Hizmetler Biriminin 02.05.2005 tarihli, ve 123/4019 sayılı kararının iptal edildiğini, her iki kararın da ... tarafından onandığını, dağıtımda kişisel çıkar sağlandığı iddiası ile dönemin muhtarı ve köy ihtiyar heyeti ve o dönemin bilirkişi heyeti hakkında görevi kötüye kullanma suçundan ceza davası da açıldığını, idari yargının iptal kararı ile davalıların yasal anlamda mülkiyet haklarının kalmadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile ... Muhtarlığı adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar, iyiniyetli olduklarını, idari yargı kararlarında taraf olmadıklarını, kaldı ki dayanılan idari yargı kararında 22 kişinin yasal şartları taşımadığından bahsedildiğini, taşınmazların geri istenebilme şartlarının yasada tek tek düzenlendiğini, onun dışında geri istenemeyeceğini, devirden sonra bir kısım taşınmazlar üzerine yapılar yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlar, bir kısım davalılar ise karşı dava dilekçeleri ile; taşınmazlar üzerine iyiniyetli yapılaştıklarını, yıkımlarının fahiş zarar doğuracağını, daha önce taşımazlar için ödedikleri bedellerin mahsup edilerek uygun bir bedel karşılığı adlarına tescilini istediklerini, öte yandan taşınmazlar üzerine yaptıkları işlerin nitelik ve değerlerinin saptanarak, zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, Bir kısım davalılar vekilinin karşı dava yolu ile açmış olduğu davasının tefrikine, asıl dava yönünde ise, çekişmeye konu taşınmazların tesciline dayanak işlemlerin idari yargı yerinde iptal edilmesi ile tescillerin yolsuz duruma düştüğü gerekçesi ile davanın kabulüne, davalıların özel hukuka yönelik haklarının saklı tutulmasına, ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 327. maddesi gözetilerek karar ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin hatalı işlemleri neticesinde davanın açılmasına sebebiyet veren davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 388. (6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298.) maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK'un 389., yine HMK'nin 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK'un 381.maddesinin son fıkrasının (HMK'nin 294.maddesinin) getirdiği imkândan faydalanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararın (D) maddesinde; ''Davacı iş bu davayı açmakla lüzumsuz masraf çıkarttığı kanaatine varılarak tüm yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına '' şeklinde hüküm kurulduğu ve yargılama giderleri arasına yargılama harçları da girdiği halde, gerekçeli kararın (C) maddesinde ayrıntılı gösterilen ''karar ilam harçlarının davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına'' denilmek suretiyle, kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
İşin esasına yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden,... Köyünde 3367 sayılı Kanuna göre yapılan ''Köy Yerleşme ve Gelişme Alanı'' uygulaması sonucunda, dava konusu taşınmazların davacı Köy Tüzelkişiliği adına tescil edildikten sonra 3367 Sayılı Kanunun Ek 15. maddesi ve dayanak Yönetmelik kapsamında köy ihtiyar heyetince hak sahibi olduğu belirlenen davalılara belli bir bedel karşılığında tahsis edildiği, evrak arasına alınan tapu kayıtlarına göre taşınmazların Samandağ, Koyunoğlu Mahallesinde kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasa'nın 187. maddesi ile 442 sayılı Köy Kanununun geçici 1. maddesindeki düzenleme ile ''.... 31.12.2009 tarihinden önce belediye haline dönüşmek veya başka bir belediyenin sınırlarına dahil olmak suretiyle tüzelkişiliğini kaybeden köylerde, kendilerine bu Kanunun ek 13. maddesine göre taşınmaz satışı yapılan hak sahipleri hakkında satış bedelinin ödenmesi kaydıyla ek 13. maddede öngörülen diğer şartlar uygulanmaz. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla henüz kesinleşmemiş davalarda da bu madde hükümleri uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Hâl böyle olunca; yukarıda belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde işin esasının değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmek üzere hüküm bozulmalıdır.
Bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün belirtilen nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.12.2013 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekilleri için 1.100.00.'er-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, 25.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.