Hukuk Muhakemeleri Kanunu 345. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 345- (1) İstinaf yoluna başvuru süresi iki haftadır. Bu süre, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru süresine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
İstinaf dilekçesinin reddi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
26 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2023/6334 E., 2024/3368 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
tilen kararı ile; her ne kadar davalı-davacı vasi vekili 05.01.2023 tarihli dilekçesi ile istinaf yasa yoluna başvurmuş ise de gerekçeli kararın davalı-davacı vasi vekiline 21.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-davacı vasi vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 345 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra 05.01.20
2. Hukuk Dairesi 2023/6334 E. , 2024/3368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/388 E., 2023/490 K.
KARAR : Davalının istinaf başvurusunun süre yönünden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/557 E., 2022/1459 K.
Taraflar arasındaki boşanma ve birleşen geçici velâyet davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2017 yılında kaçarak evlendiklerini, bu evliliklerinden bir çocuklarının bulunduğunu evliliğin ilk günlerinden bu yana fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kaldığını, hamileliğinde dahi bu durumun devam ettiğini, şiddetin sadece evde değil, bazen başka şahısların yanında da gerçekleştiğini, resmi makamlara şikayetçi olsa da çevrenin araya girmesi ile şikayetini geri çektiğini, tehdit, baskı ve şiddet uygulayarak kısıtladığını, ailesi ile sağlıklı iletişim kurmasını engellediğini, sokağa çıkmasını yasakladığını, çarşı pazar ve hatta bakkala dahi gitmesine engel olduğunu, süregelen tartışma ve kavgaların davacının ve ailesinin ölümle tehdit boyutuna ulaştığını, davalının tutum ve davranışları ile adli sicilinin evliliğin yürümesine mahal vermediğini, evlilik öncesi yaşanan cinsel istismar konulu bir yargılamasının ise halen devam ettiğini, düzenli ve sürekli bir iş hayatının olmadığını, müvekkilinin sosyal yardımlar ile geçinmeye zorlandığını, ortak çocuğa karşı da şiddet ve baskı uygulaması neticesinde Haziran 2021 itibari ile müvekkilinin ortak konuttan ayrılmak zorunda kaldığını, konuttan ayrılırken çocuğunu yanına alamadığı için İstanbul Anadolu 11. Aile Mahkemesi 2021/422 Esas sayılı dosyası ile tedbiren geçici velâyet talepli dava açtıklarını ve iş bu dosya ile geçici velâyetin müvekkiline bırakıldığını, tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile boşanmalarına, çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, kadın yararına aylık 750,00 TL tedbir, 1.500,00 TL yoksulluk, çocuk yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına 4.000,00 TL maddî, 6.000,00 TL manevî tazminata hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı ile evli olduğunu, ortak çocuğun davalı tarafından bir çok kez fiziksel şiddete maruz kaldığını, davalının kızının korkmasına neden olduğunu, ayrıca davalının uyuşturucu bağımlısı olduğunu, ortak çocuğun yanında dahi uyuşturucu madde kullandığını, ayrıca davalının başka suçlardan da kaydı olduğunu, ortak çocuk ile kendisinin özgürlüğünü kısıtladığını, çocuğu parka götürmesine dahi izin vermediğini, çocuğun geçici velâyetinin kendisine verilmesini istediğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaların asılsız olduğunu, davacının velâyet talebinin maddî olanaklarının kısıtlı olması nedeni ile yersiz olduğunu, cinsel istismara yönelik dava dosyasının henüz karara ermediğini, mahkum gibi bahsedilmesinin kötü bir izlenim uyandırması için olduğunu, uyuşturucudan da hüküm giymediğini, pandemi nedeni ile çalıştığı işyerlerinde yaşanan kriz neticesinde düzenli SGK kaydının bulunmadığını, davacıya fiziksel psikolojik şiddet uygulamadığını, buna ilişkin darp raporunun ya da somut delilinin dosyada yer almadığını, bu nedenle bu iddianın dikkate alınmamasını belirterek, haksız davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanığının beyanlarında davacının sırtında gördüğü yara izlerine ve davalıdan şiddet gördüğü beyanlarına ilişkin; bu olaylardan sonra tarafların barıştıkları, evlilik birliğini sürdürdükleri ve bir arada yaşamaya devam ettikleri, dolayısıyla bu olayın davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği, bu olaydan sonra davacıya karşı başkaca bir fiziksel şiddet iddiasının veya çocuğa şiddet iddiasının somut olarak ispatlanamadığı ancak davalının davacının kök ailesi ile görüşmesine müdahale ettiği, telefon ile özgürce görüşmelerine hatta bağımsız telefon kullanmasına dahi müsaade etmediği, yine davacının dışarıya çıkmasına izin vermediği ve bir işte çalışmasını da engellediği, davalının tüm bu davranışları ile davacıyı kısıtladığı, yine davalının düzenli olarak çalışmayarak eve bakmadığı ve başkalarının yardımlarına muhtaç kaldıkları, davalının bu davranışlarının evliliğin geneline yayılan ve süregelen bir durum olduğu, davalının bu davranışları ile evlilik birliğinin çekilmez hale gelmesinde tam kusurlu olduğu, davalı tanığının ise tarafların geçimsizliğine dair doğrudan somut bir görgüsünün olmadığı, beyanlarının duyum ve aktarıma dayalı olduğu, dolayısıyla dosya kapsamı itibariyle davacı kadına izafe edilebilecek bir kusur bulunmadığı ve kadının kusursuz olduğu, kadının davanının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davacı anneye verilmesine, birleşen İstanbul Anadolu 11. Aile mahkemesi'nin 2021/422 Esas sayılı dosyasında 16.06.2021 tarihli ara karar geçici velâyetin anneye tevdiine ilişkin kararın hüküm kesinleşinceye kadar devamına, çocuk ile baba arasında kişisel ilişki tesisine yer olmadığına, çocuk yararına hükmedilen aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra iştirak nafakası olarak davalıdan alınarak çocuğa velâyeten davacı anneye ödenmesine, davacı kadın yararına dava tarihinden itibaren başlamak ve tahsilde tekerrür olmamak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bu nafakanın karar kesinleştikten sonra yoksulluk nafakası olarak devamına, davacının manevî tazminat talebinin kabulü ile, 6.000,00 TL manevî tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan manevî tazminata boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten başlayacak şekilde yasal faiz işletilmesine, davacının maddî tazminat talebinin kabulü ile 4.000,00 TL maddî tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hükmolunan maddî tazminata boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten başlayacak şekilde yasal faiz işletilmesine, birleşen (İst Anad. 11. Aile Mah. 2011/422 Esas) davadaki velâyet talebi yönünden; asıl davada velâyet hakkında karar verildiğinden birleşen davada bu hususta yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı taraf vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı erkek istinaf dilekçesinde; kararın tümü yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; her ne kadar davalı-davacı vasi vekili 05.01.2023 tarihli dilekçesi ile istinaf yasa yoluna başvurmuş ise de gerekçeli kararın davalı-davacı vasi vekiline 21.12.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-davacı vasi vekilinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 345 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra 05.01.2023 tarihinde istinafa başvurduğu anlaşıldığından istinaf talebinin 6100 sayılı Kanun'un 345 inci maddesinin birinci fıkrası ve 346 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı erkeğin istinaf başvurusunun süreden ret kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 345 inci ve 346 ncı maddeleri, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü ve 175 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu m. 7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği m. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24:00'den (12:00 veya 00:00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24:00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00:00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12:00’den başlayıp ertesi gece 24:00’e kadardır. Ertesi gece saat 24:00'de (yani saat 00:00'da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davalı vekilinin elektronik adresine 16.12.2022 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davalı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (16.12.2022 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 21.12.2022 gününün bittiği (sona erdiği) ve 22.12.2022 gününün başladığı gece saat 00:00’da yapılmış sayılacaktır. 22.12.2022 tarihi Perşembe gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 05.01.2023 Perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (HMK m. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (HMK m. 445/4).
Davalı vekili, 05.01.2023 Perşembe günü (son gün) kararı istinaf ettiğine göre, davalının istinafı süresinde olup istinaf istemi esas yönüyle incelenmelidir. Hâl böyleyken, davalının istinaf isteminin süre yönünden reddedilmesi hukuka aykırıdır.
Bu sebeple, temyiz edilen kararın bozulması gerektiğini düşündüğümden, değerli çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2023/417 E., 2024/4262 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile kanun yolu başvurusu süresi yönünden 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7/3 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345 inci maddesi, sürelerin hesabı açısından aynı Kanun 90, 91 ve 92 nci maddeleridir.
10. Hukuk Dairesi 2023/417 E. , 2024/4262 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3072 E., 2022/2262 K.
KARAR :
İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/278 E., 2022/205 K.
Taraflar arasındaki meslek hastalığı iddiasına dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun süreden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 07.01.2014 ile 09.08.2018 tarihleri arasında kesintisiz olarak davalı iş yerinde çağrı merkezi müşteri temsilcisi olarak çalıştığını, davalı şirketin 60-70 civarında çalışan ile yapması gereken işi, 08-12 civarında çalışanla yürüttüğünü ve çalışanlara çok ağır bir yük yüklediğini, müvekkilinin 23.11.2017 tarihli raporda işitme kaybının sağ kulağında çok ileri derecede sensorinöral tip işitme kaybı olduğunun tespit edildiğini, 06.12.2017 KBB uzmanından da alınan raporu müvekkilin sağ kulağında ileri düzeyde işitme kaybı ve sol kulağında da sınırlı işitme kaybı olduğu tespit edildiğini, müvekkilinde meydana gelen meslek hastalığının da her iki raporda da tespit edilmiş olduğunu, davacı müvekkilinin meslek hastalığına yakalanmasından sonra tedavi sürecine girdiğini, bu bağlamda öncelikle hastane masrafları olmak üzere yüklü miktarda giderde bulunduğunu, davalı işverenin ilk olarak müvekkilin tedavi giderlerini karşılaması gerektiğini, müvekkilin iş kazası sebebiyle çalışamadığı dönemde mahrum kaldığı gelir kaybının, davalı işverenin müvekkilin uğramış olduğu zarardan sözkonusu kazaya anılan kanun hükümlerine aykırı davranması suretiyle sebebiyet verdiğinden sorumlu olduğunu beyan ederek 1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının maddi konumuna ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmadığını, Dicle Kök Enerji Yatırım A.Ş. tarafından iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun olarak gerekli önlemlerin yerine getirilmiş olması sebebiyle meslek hastalığının oluşması mümkün bulunmadığını, meslek hastalığı iddiasını kabul etmemekle birlikte bir an için kabulü halinde yargıtay içtihatları ile öngörülen usullerle maluliyet oranının tespiti ve ayrıca sgk tarafından ödeme yapılarak zararın karşılanmış veya karşılanacak olması halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil şirket tarafından mevzuata uygun olarak işyerinin niteliğine göre uygulanması gereken tüm önlemlerin alınması, gerekli eğitimlerin verilmesi, acil ... planı ve risk değerlendirme raporlarının tutulması, işyeri ölçümlerinin yapılmış olması sebebiyle kaçınılmazlık söz konusu olduğundan müvekkil işverene sorumluluk yükletilmemesinin gerektiğini beyan ederek haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı yanında çalışmasından kaynaklı olarak meslek hastalığına tutulduğu iddiasına dair kurumca herhangi bir tespiti yapılmadığı, meslek hastalığından kaynaklı alacak davalarında kurumca yapılacak tespitin yargılama açısından açısından ön şart mahiyetinde olduğu, mahkemece geçirildiği iddia edilen meslek hastalığına dair dava ikame edilmesi adına davacıya kesin süre verildiği, davacı tarafça süresi içerisinde dava ikame edilmediği, davacının tazminat talebine dair mahkememizde görülen davada meslek hastalığına dair ön şartının sağlanmadığı anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekiline kararın 05.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin ise yasal süresi geçtikten sonra kararı 20.09.2022 tarihinde istinaf ettiği anlaşılmıştır.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından gerekçeli kararın davacı vekiline usulüne uygun olarak 05.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği, yasal iki haftalık istinaf süresinin son günü 19.09.2022 (pazartesi) günü olduğu, davacı vekilinin UYAP sistemi üzerinden istinaf dilekçesini 20.09.2022 tarihinde Mahkeme dosyasına gönderdiğini, istinaf başvurusunun yasal süre geçtikten sonra yapılmış olması nedeniyle HMK'nun 352/1-c maddesi gereğince istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının tebliğ edildiği gün olan 05.09.2022 tarihi sayılmadan istinaf süresinin hesap edilerek 20.09.2022 günlü istinaf başvurusunun esası hakkında inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken istinaf isteminin süreden reddine dair kararın hatalı olduğunu beyanla kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, meslek hastalığı neticesinde sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia eden sigortalının tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile kanun yolu başvurusu süresi yönünden 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7/3 üncü maddesinin yollamasıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345 inci maddesi, sürelerin hesabı açısından aynı Kanun 90, 91 ve 92 nci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bu hususta kararda belirtilen gerekçelere özellikle; istinaf kanun yolu süresinin 6100 sayılı Kanun'un 345 inci maddesi gereğince iki hafta olduğu İlk Derece Mahkemesi kararında da bu sürenin belirtilmiş olduğu aynı Kanunun 92/2 nci maddesi gereğince hafta olarak belirlenen sürenin başladığı güne son hafta içindeki karşılık gelen günün tatil saatinde sürenin biteceğinin düzenlenmiş olması karşısında Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemesi nedeniyle tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/6251 E., 2023/4193 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerekçeli kararın veli ...e 01.09.2016 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin ise 6100 sayılı Kanun`un 345 inci maddesinde öngörülen iki haftalık yasal süre geçirildikten sonra 31.08.2022 tarihinde verildiği, bu nedenle, yasal süreler geçtikten sonra yapılan istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.
2. Hukuk Dairesi 2023/6251 E. , 2023/4193 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/279 E., 2023/464 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun usulden reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ünye 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2016/386 E., 2016/355 K.
Taraflar arasındaki korunma kararının kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun süresinde olmaması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 40 ıncı ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 18 inci maddeleri uyarınca yapılan ön incelemede; Bölge Adliye Mahkemesi kararının...,... ve ... vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edildiği, bu sebeple de temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı belirlenmiştir.
Adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.
Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir.
Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan tarafın, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kurum mahkemeye sunduğu 10.08.2016 tarihli talep yazısı ile...,... ve ... kardeşler hakkında verilen korunma kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Korunma kararının kaldırılması istenen...,... ve ... kardeşler velisine dava dilekçesi tebliğ edilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sosyal inceleme raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde talebin kabulü ile...,... ve ... hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu`nun (5395 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının c bendi uyarınca verilen korunma kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili, kararın görevsiz mahkemede verilmesinin ve davanın hasımsız olarak görülmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; gerekçeli kararın veli ...e 01.09.2016 tarihinde tebliğ edildiği, istinaf dilekçesinin ise 6100 sayılı Kanun`un 345 inci maddesinde öngörülen iki haftalık yasal süre geçirildikten sonra 31.08.2022 tarihinde verildiği, bu nedenle, yasal süreler geçtikten sonra yapılan istinaf isteminin usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Haklarındaki korunma kararı kaldırılan...,... ve ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasalara aykırı olduğunu, davaya aile mahkemesinin bakmakla görevli olduğunu, kararın itiraza değil istinaf kanun yoluna tabi olduğunu, hasımsız olarak davaya bakılmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, istinaf başvurusunun süresinde olup olmadığı bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun`un 345 inci maddesi, 352 inci maddesinin birinci fıkrasının c bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup...,... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Adli yardımdan yararlanması sebebiyle başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2025/1938 E., 2025/3014 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
tam metni aç
dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında istinaf başvurularının miktar nedeniyle reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen dayanak olarak atıf yapılan HMK'nın 345 ve 346/2. maddelerinin istinaf başvuru süresine ilişkin olduğunu, kararın bu yönüyle dahi çelişkiler içerdiğini, istinaf başvurularının süresinde ol
1. Hukuk Dairesi 2025/1938 E. , 2025/3014 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/3230 E., 2025/163 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVALARDA
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/432 E., 2024/588 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleştirilen davada davacı vekili tarafından katılma yoluyla ve asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi muris ...'ın 07.03.2018 tarihinde öldüğünü, murisin ölümünden kısa bir süre önce 07.03.2017 tarihinde maliki bulunduğu İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, 16117 ada 32 parsel 15, 16, 19 ve 20 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmaz paylarının 15 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu tam hissesinin 1/2'sini ...'a 1/2'sini ...'ya, 16 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu tam hissesinin 1/2'sini ...'a 1/2'sini ...'ya, 19 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu 1/3 hissesinin 1/6'sını ...'a 1/6'sını ...'ya, 20 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu 1/3 hissesinin 1/6'sını ...'a 1/6'sını ...'ya diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış yoluyla devrettiğini belirterek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacının miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davacı ... yargılama sırasında 16.08.2021 tarihinde ölmüş, mirasçıları davayı sürdürmüştür.
Birleştirilen İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/106 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi muris ...'ın 07.03.2018 tarihinde öldüğünü, murisin ölümünden kısa bir süre önce 07.03.2017 tarihinde maliki bulunduğu İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, 16117 ada 32 parsel 15, 16, 19 ve 20 nolu bağımsız bölümde bulunan taşınmaz paylarının 15 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu tam hissesinin 1/2'sini ...'a 1/2'sini ...'ya, 16 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu tam hissesinin 1/2'sini ...'a 1/2'sini ...'ya, 19 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu 1/3 hissesinin 1/6'sını ...'a 1/6'sını ...'ya, 20 nolu bağımsız bölümde hak sahibi olduğu 1/3 hissesinin 1/6'sını ...'a 1/6'sını ...'ya diğer mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla satış yoluyla devrettiğini belirterek davalılar adına kayıtlı dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile miras payı oranında müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde müvekkilinin hissesine düşecek miktarın hesaplanarak davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; muvazaa iddiasının doğru olmadığını, somut gerçeklik ile bağdaşmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını, müvekkillerinin ve davacıların murisi ...'ın babası ...'ın 1969 yılında Almanya'ya işçi olarak gittiğini ve 1974 yılında Almanya'da geçirdiği iş kazası neticesinde öldüğünü, iş kazası nedeni ile açılan davanın 1976 yılında sonuçlandığını, ...'ın tüm çocuklarının emekli edildiğini, maaşa bağlandığını ve 100.000,00 Mark tazminat ödendiğini, bu maaş ödemeleri ve tazminata dair tüm paranın ailenin en büyüğü olan davacılardan ...'ın hesabında toplandığını, taşınmazların da bu para ile alındığını, devir işleminin bu para üzerindeki davalıların haklarına karşılık olarak yapıldığını, uyuşmazlık konusu devir işlemlerinin muvazaalı olmadığını, davacılar tarafından muvazaanın ispatına yönelik herhangi bir delil sunulmadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve birleştirilen dosya davacısının, davalılar ile ortak murisleri olan ...'ın davalılar lehine yapmış olduğu tapudaki devir işlemlerinin mal kaçırmak amaçlı olduğundan bahisle davalılara yönelik olarak muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açtıkları, tanıkların dinlenildiği, taşınmazların değerlerinin bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, tüm delillerin toplandığı, murisin davacılardan mirasından mal kaçırmak amaçlı olarak davalılara dava konusu taşınmazlardaki hisselerini devrettiği kanaatine ulaşıldığı; şöyle ki, murisin eşinin yurt dışında öldüğü ve ölüm nedeniyle ödenen tazminat ile taşınmazların alındığı ve davacının payından fazlasını aldığını davalıların savunma olarak beyan ettikleri, ancak dinlenen tanık beyanları ile murisin çalıştığı, kendi aylığının olduğunun anlaşıldığı, dava konusu taşınmazların sadece tazminat parası ile alınmış olmasının bu nedenlerle mümkün görülmediği, murisin davalılara bağış olarak yaptığı devirleri satış olarak göstermesinin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; her iki davada muris muvazaası nedeni ile miras payı oranında tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmemesi halinde bedel talep edildiği, asıl davada davacının öldüğü, mirasçılarının davaya devam ettiği, her bir davacının ayrı ayrı her bir davalıya dava açması mümkün iken birlikte açtığı, objektif dava birleşmesi olduğu, her bir davalı ve taşınmaz için dava değerinin karar tarihi olan 18.07.2024 tarihi itibari ile istinafı kabil karar miktarı olan 28.250,00 TL'nin altında olduğu, istinafı kabil bir karar söz konusu olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf dilekçelerinin miktar yönünden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm kısmında istinaf başvurularının miktar nedeniyle reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen dayanak olarak atıf yapılan HMK'nın 345 ve 346/2. maddelerinin istinaf başvuru süresine ilişkin olduğunu, kararın bu yönüyle dahi çelişkiler içerdiğini, istinaf başvurularının süresinde olduğunu, gerek dava konusu taşınmazların değeri gerekse de istinaf kanun yoluna başvurularda parasal sınır dikkate alındığında istinaf başvurularının usulüne uygun olduğunu, esasa yönelik itirazlarına gelince Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, sundukları deliller yeterince incelenmeden ve gerekçe gösterilmeden hüküm verildiğini, tanıklarından üç tanesinin dinlenilmediğini, tanıkları dinlenilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, asıl davada müvekkilleri lehine yapılan devir işleminin geçerli ve hukuka uygun olarak yapıldığını, muris ...'ın mal kaçırma amacı olmadığını, dava konusu taşınmazlar ortak gelirle alındığından murisin ölmeden önce mallarını adaletli bir şekilde paylaştırmak amacıyla davalıların hakkı olanı verdiğini, tanık anlatımlarından da anlaşılacağı üzere davacıların murisi ...'ın ailenin ortak geliri olan maaş ve tazminat ile taşınmazları satın aldığını ve kardeşlerine hakkı olanı vermediğini, bu nedenle muris ...'ın mirasçıları arasında mallarını hakkaniyetli bir şekilde paylaştırdığını, davacıların söz konusu taşınmazlarda bir hakkının olmadığını, Mahkemece muvazaa iddiasının ispatlandığına dair bir gerekçe ortaya koyulamadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Birleştirilen dosyada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece asıl ve birleştirilen davanın kabulüne yönelik kararının hukuka uygun olduğunu ancak nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, nispi vekalet ücreti hükmedilmesine yönelik istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek davalıların temyiz itirazlarının reddine karar verilmesini, taraflarınca yapılan katılma yoluyla temyiz başvurusunun da kabulü ile nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; muris ...'ın 07.03.2018 tarihinde öldüğü, mirası 7 pay kabul edilerek 1'er payın davacı ..., davacı ..., , davalı ..., davalı ... ve dava dışı ...,... ait olduğu, dosya içerisinde yer alan tapu kayıtları ve TAKBİS sisteminden yapılan incelemede dava konusu İstanbul ili, Maltepe ilçesi, ... Mahallesi, 16117 ada 32 parsel üzerinde bulunan 15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerde muris tam hisse ile malik iken 15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerde 1/2 hissesini davalı ...'a, 1/2 hissesini ise davalı ...'e satış yoluyla 07.03.2017 tarihinde temlik ettiği, muris yine aynı yerde bulunan 19 ve 20 nolu bağımsız bölümlerde ise 1/3 hisse ile malik iken, 19 ve 20 nolu bağımsız bölümlerde 1/6 hissesini davalı ...'a, kalan 1/6 hissesini ise davalı ...'e satış yoluyla temlik ettiği anlaşılmıştır.
Asıl dava yönünden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bilindiği üzere, İlk Derece Mahkemesinin miktar veya değeri üç bin Türk lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararları verildiği anda kesin olup istinaf edilemez (HMK 341/2). Yukarıdaki 3.000,00 TL’lik parasal sınır İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 2024 yılı için 28.250,00 TL’dir.
Somut olayda, asıl davadaki istek muris muvazaası hukuksal nedeninde dayalı pay oranında tapu iptali ve tesciline ilişkin olup asıl dava tarihi olan 22.08.2019 tarihi itibari 15 nolu bağımsız bölümün değerinin 80.500,00 TL, 16 nolu bağımsız bölümün 143.795,00 TL, 19 nolu bağımsız bölümün 334.678,00 TL, 20 nolu bağımsız bölümün 290.055,00 TL olduğu, her bir davalı yönünden 15 ve 16 nolu bağımsız bölümlerin temlike konu 1/2 payının değerinin 40.250,00 ve 71.897,50 TL, 19 nolu bağımsız bölümün temlike konu 1/6 payının 55.779,66 TL, 20 nolu bağımsız bölümün satışa konu 1/6 hissesinin 48.342,50 TL olduğu, her bir davalı yönünden dava konusu taşınmazlardaki temlike konu hisse değerinin 216.269,66 TL olduğu, bu değer üzerinden davacının 1/7 miras payına isabet eden dava değerinin ise 30.895,66 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihine göre istinaf kesinlik sınırının 28.250,00 TL olduğu asıl dava yönünden dava değerinin istinaf kesinlik sınırının altında kalmadığı açıktır.
Şu halde, asıl dava yönünden Bölge Adliye Mahkemesi tarafından işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken asıl davada davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin miktardan reddine karar verilmesi doğru değildir.
Birleştirilen dava yönünden davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; dosya içeriği ve toplanan delillerden; davanın 1.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle açıldığı ve yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların sadece asıl dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerleri toplamı esas alınarak sonuca gidildiği, birleştirilen dava tarihi itibariyle değerin keşfen saptanmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı kuşkusuzdur.
Aynı Kanun'un 30. maddesi ise “Muhakeme sırasında tespit olunan değerin, dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılıyorsa, yalnız o celse için muhakemeye devam olunur, takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinde (HMK 150) gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır.” şeklinde, 32. maddesi ise; “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır.” şeklinde düzenlenmiştir. Harçlar Kanunu'nun uygulaması kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak ya da ek rapor alınarak Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca taşınmazların birleştirilen dava tarihindeki değerinin belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371/1-a maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 22.01.2025 tarih ve 2024/3230 Esas, 2015/163 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre birleştirilen davada davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
12.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/2848 E., 2024/991 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
3.6100 sayılı Kanun'un 345/1 inci maddesi.
3. Hukuk Dairesi 2023/2848 E. , 2024/991 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/385 E., 2023/135 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/347 E., 2022/421 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince süresinde istinaf başvurusunda bulunulmadığından başvurunun usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı kurum tarafından müvekkiline gönderilen 06.08.2009 tarih ve B.13.2.SGK. 4.21.20.01/10202028 sayılı yazı ile müvekkiline ait bulunan ..... Eczanesi hakkında 2009 yılı Protokolünün 6.3.19.maddesi gereği sözleşmenin 2 yıl süre ile feshedildiğinin bildirildiğini, yine davalı Kurumca daha önce gönderilen 27.04.2009 tarihli yazı ile protokolün 6.3.21.maddesine istinaden sözleşmenin süresiz olarak feshine karar verildiğini ve Kurumun bu kararı hakkında Mahkemece ihtiyati tedbir kararı alındığını, feshe konu olan protokolün 6.6.maddesinde fesih gerektiren birden fazla farklı fiilin aynı fatura döneminde tespiti halinde yeniden sözleşme yapılması için bekleme sürelerinden uzun olan sürenin uygulanacağı düzenlenmiş olup, müvekkili açısından süresiz feshi öngören 6.3.21.maddesi uygulanmasına rağmen 2 yıl süre ile feshi öngören 6.3.19. maddenin uygulanmış olmasının protokol ve dolayısıyla hukuka aykırı bir durum olduğunu, verilen kararın müfettişlerin şahsi ve keyfi olarak hazırladıkları soyut ve hiçbir gerekçesi olmayan iddialara dayandığını, müvekkile ait eczanenin herhangi bir hukuka aykırı işlem yapmadığının yapılacak inceleme sonucu ortaya çıkacağını beyan ederek; işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, sözleşme ile kararlaştırılan gerçeğe aykırı beyan ile fatura etmenin yaptırımı olarak cezai şart uygulandığını, Siirt Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/208 sayılı soruşturması sonucunda hazırlanan iddianame ile Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/121 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dosyada yapılan tahkikat sonucunda Tıp Merkezlerince çalışıyormuş gibi gösterilen doktor ifadeleri ve hak sahiplerinin beyanları üzerine hak sahiplerince eczaneden alınmayan ve tıbben kullanımı mümkün olmayan sahte ve gerçek dışı reçetelerin kuruma fatura edilmesi nedeniyle kurum zararı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya muhteviyatı, usul ve fenne uygun denetlenebilir 15.01.2016 tarihli bilirkişi raporu, davacının sanık olarak yargılandığı kesinleşen ceza davasında hakkında cezai şart ve sözleşmenin feshinin haksızlığı konusunda beraat kararı verildiği, eczacı ve eczane çalışanlarının raporun düzenlenmesi ve reçete edilmesinde rapor ve reçete düzenleyen kişilerle el ve işbirliği olduğuna, dahli ya da kastı olduğuna dair herhangi bir tespit veya somut bulguya rastlanmadığı, bu nedenle davalı kurum tarafından düzenlenen cezai işlemin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin davasının kabulüne, 24.06.2009 tarih B.1041SM4560002/005852 sayılı kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili; davacı eczane tarafından fatura edilen reçetelerin içerik olarak sahte olduğunu, reçetelerde yazan ilaçların reçete sahipleri tarafından alınmadığını ve doktor muayenesine gitmediklerini, reçetelerin arkasındaki imzaların reçete sahiplerine veya yakınlarına ait olmadığının teftiş raporu ile saptandığını, ceza yargılaması ve hukuk yargılamasının farklı kıstas ve koşulları olduğunu, Yerel Mahkemece reçete sahibi hastalar dinlendikten sonra karar verilmesi gerektiğini beyan ederek usul ve kanuna aykırı olan kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin e-tebligatın yapıldığı 22.10.2022 tarihi itibariyle Av. ...'ın vekâlet görevinin yasal olarak devam ettiği, 6100 sayılı HMK m. 92/2 ve 345/1 hükümleri gereğince 2 haftalık olan istinaf kanun yolu başvuru süresinin 22.10.2022 Cumartesi günü başlayıp, son gün olan 05.11.2022 gününün resmi tatil olması nedeniyle 07.11.2022 Pazartesi günü sona erfiği, bu itibarla,
istinaf kanun yoluna başvurma süresinin son tarihi olan 07.11.2022 tarihi itibariyle Av. ...'ın vekillik görevinin devam ettiği ve bu nedenle diğer vekil Av. ... tarafından verilen 02.12.2022 tarihli istinaf dilekçesinin süresinde verilmediğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 346(1) ve 352(1)-c hükümleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf başvuru dilekçesinde yer alan beyanlarına ek olarak her ne kadar Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerekçeli kararın kurum vekili olarak Av. ...'a tebliğ edilmiş olması nedeniyle bu tarihin esas alınması gerektiği ve bu nedenle istinaf başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusu usulden reddedilmişse de bu hususun hatalı, haksız ve hukuka aykırı olduğunu, ekte yer alan fesih evraklarından da görüleceği üzere müvekkil kurum tarafından 10.01.2017 tarihinde adı geçen kişi ile olan sözleşmenin feshedildiğini, dolayısıyla Yerel Mahkeme karar tarihinden yıllar önce vekalet ilişkisinin sona erdiğini, bu konuda müvekkil kurum tarafından Mahkeme Yazıişleri Müdürlüklerine de gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 81 inci maddesi
2.7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11/2 nci maddesinde vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekilin birden çok olması durumunda bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu, tebligatın birden fazla vekile yapılması durumunda, bunlardan ilkine yapılan tebliğin asıl tebliğ tarihi sayıldığı düzenlenmiştir.
3.6100 sayılı Kanun'un 345/1 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Davalı ... Başkanlığı tarafından Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilen ve hakim havalesi ile Mahkemenin 2023/367 Esas sayılı dosyası arasına konulan 24.02.2020 tarihli yazıda; ekte listesi sunulan dosyalarda ve varsa tespit edemedikleri diğer dosyalarda Avukat ... ve/veya Avukat ...nın vekil sıfatlarının UYAP'tan silinmesi ve dosyalar ile ilgili her türlü tebligatın ilgili dosyanın UYAP'taki vekil bilgisine göre hali hazırda sözleşmeli avukatı olan ve aynı zamanda takipleri Kurtalan Mahkemelerinde görülen dosyalara bakan Avukat ...'a yapılması hususunun bildirildiği, ekte yer alan listede yukarıda bilgileri yer verilen Kurtalan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/347 Esas sayılı dosyasının da yer aldığı, davalı Kurumun talebine rağmen Avukat Muhammet Abdullah Özcan'ın UYAP'tan vekillik kaydının silinmemesi ve İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının bu vekile tebliği ile istinaf süresinin başladığının kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, istinaf başvuru süresinin Kurumun talebi doğrultusunda vekillik görevi devam eden Avukat ...'a gerekçeli kararın tebliğ edildiği 27.11.2022 tarihinde başlayacağı, Avukat ... tarafından yasal süresi içinde 02.12.2022 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulduğu, bu durumda süresinde yapılan istinaf başvurusunun esastan incelenmesi gerekirken istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
Serbest çalışan grafiker (D), bir reklam ajansı olan (R)'ye karşı, ödenmeyen hizmet bedeli için 150.000 TL'lik alacak davası açmıştır. Davalı (R) ise, teslim edilen işlerin kusurlu olduğu iddiasıyla 20.000 TL'lik bir karşı dava açmıştır. Yargılama sonunda Asliye Hukuk Mahkemesi, asıl davanın kısmen kabulü ile (R)'nin (D)'ye 100.000 TL ödemesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ve (R)'nin açtığı karşı davanın ise tamamen reddine karar vermiştir. Gerekçeli karar, davacı (D)'ye 10.05.2023 tarihinde, davalı (R)'ye ise 12.05.2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davalı (R), kararın aleyhine olan tüm kısımları için (hem asıl dava hem de karşı dava yönünden) yasal süresi içinde istinaf yoluna başvurmuştur. Bu olay ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde, istinaf kanun yoluna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) İstinaf süresi, hak kayıplarını önlemek amacıyla tüm taraflar için kararın son tebliğ edildiği 12.05.2023 tarihinden itibaren yeknesak olarak işlemeye başlar.
B) Davalı (R)'nin istinaf başvurusunu kanuni süre geçtikten sonra yapması ve ilk derece mahkemesinin bu durumu gözden kaçırması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı bu usuli eksiklik nedeniyle ilk derece mahkemesine geri göndermelidir.
C) Davalı (R), istinaf dilekçesini kararı veren mahkeme dışında başka bir yer mahkemesine sunmuşsa, başvuru tarihi olarak dilekçenin kararı veren mahkemenin başvuru defterine kaydedildiği tarih esas alınır.
D) Alacağın tamamının dava edildiği bu durumda, HMK m. 341/4 gereğince, davalı (R) aleyhine hükmedilen kısım için istinaf yoluna başvurabilirken, reddedilen 20.000 TL'lik karşı davası için istinaf yoluna başvurma hakkı bulunmamaktadır.
E) Davacı (D), kararın kendisine tebliğ edildiği 10.05.2023 tarihinden itibaren başlayan iki haftalık yasal süre içerisinde, asıl alacağının reddedilen 50.000 TL'lik kısmı için istinaf kanun yoluna başvurabilir.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.