Hukuk Muhakemeleri Kanunu 344. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 344- (1) İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
Başvuru süresi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
281 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2021/6510 E., 2023/1548 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tarafından da maktu harç yatırılmak suretiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18.09.2018 tarihli kararı ile '' davalı ...'den eksik yatırdığı anlaşılan 20.226,55 TL harcın ikmal ettirilmesi, HMK 344. Maddesi uyarınca işlem yapılması'' için dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2021/6510 E. , 2023/1548 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/3440 Esas, 2021/1215 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/407 E., 2017/196 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin Vizon Tekstil Sanayi Dayanıklı Tüketim Malları Ticaret İthalat ve İhracat Anonim Şirketi'nin % 15 hissesini 750.000,00 TL bedel karşılığında tüm aktif ve pasifleri ile birlikte 12.07.2011 tarihli hisse devir sözleşmesi ile davalı ...'nın babası...'dan satın aldığını, yapılan hisse devir sözleşmesinin pay defterine işlendiğini, noterlikçe tasdik edilerek 20.07.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığını, 31.03.2015 tarihinde Vizon Tekstil Sanayi Dayanıklı Tüketim Malları Ticaret İthalat ve İhracat Anonim Şirketi'nin feshine, olmadığı taktirde müvekkilin şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi için Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2015/128 E. sayılı dosyasıyla dava açtıklarını, bu davanın açılmasını takiben de daha önce 16.11.2006 tarihinde davacı tarafından 17893 yevmiye sayısı ile verilen ancak daha sonra 09.10.2014 tarihindeki azilnameyle hiçbir hükmü kalmayan vekaletnameye istinaden, aynı zamanda Vizon Tekstil Sanayi Dayanıklı Tüketim Malları Ticaret İthalat ve İhracat Anonim Şirketi'nin yönetim kurulu başkanı olan... tarafından davacı müvekkili adına lehtarı ... olan düzenleme tarihleri tarafımızca verilen vekalet azledildikten sonra düzenlenen 31.03.2015 tarihinden sonra olmasına rağmen daha eski keşide tarihleri yazılarak 25.12.2014 keşide tarihli 145.122,00 TL meblağlı, 03.01.2015 keşide tarihli 146.793,00 meblağlı, 09.01.2015 keşide tarihli 147.467,00 TL meblağlı, 17.01.2015 keşide tarihli 145.621,00 TL meblağlı, 20.01.2015 keşide tarihli 145.035,00 TL meblağlı, 25.01.2015 keşide tarihli 141.372,00 TL meblağlı, 30.01.2015 keşide tarihli 149.430,00 TL meblağlı çekler keşide edildiğini, Tekirdağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmasından sonra yine, bu davanın sonucunda davacı müvekkili payına isabet eden oranda ödeme yapılmasına engel olmak için, bu şirketin yönetim kurulu başkanı... tarafından yukarıda tarih ve meblağları belirtilen ve gerçek hiçbir borç ilişkisine dayanmadan düzenlenen bu çeklerin davalı ... tarafından icra takibine konulduğunu, dava dışı... azledilmiş olmasına, bu durumun kendisi tarafından da biliniyor olmasına, müvekkili adına yukarıda belirtilen miktarlarda borç alınarak çekler düzenlemesini gerektirir bir durum olmamasına, üstelik karşılığında müvekkiline verilen herhangi bir para olmamasına rağmen lehtarı ...'in şu anki hamili ... olan çekleri düzenlediğini, davalı ...'nın tamamen kötü niyetli bir şekilde hareket ederek, davacı müvekkili zarara uğratmak maksadıyla, hamili olduğu bedelsiz çeklerle davacı müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, müvekkilinin şu anda herhangi bir geliri bulunmadığını, hissedar olduğu şirketten tarafına tek kuruş dahi ödeme yapılmadığını, müvekkilinin mevcut ekonomik durumuyla yargılama harç ve giderlerini karşılamasının mümkün olmadığını ileri sürerek alacaklı- davalılar hakkında hukuki ve cezai her türlü şikayet ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle müvekkilinin adli müzaheretten yararlandırılarak harç ve giderlerden muaf tutulmasına, müvekkili Özden Birgül'ün davalı ...'ya yada ...'e Tekirdağ İcra Müdürlüğünün 2015/5904 E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibinde belirtilen 1.186.499,99 TL tutarında bir borcunun bulunmadığının tespitine, icra takibine konu edilen 7 adet çekin iptaline, davalıların kötü niyetli hareket etmesi nedeniyle %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkilinin babası... ile yaşadığını, bu birliktelikten bir çocukları olduğunu, daha sonra davacının başka birisiyle yaşamaya başladığını, bu birliktelik sırasında...'nın davacı şirketteki hisselerinden bir kısmını bedelsiz olarak verdiğini, satmadığını, takibe konulan çeklerle ilgili olarak çekin bir ödeme vasıtası olduğunu, müvekkilinin ilgili çekleri şirketin nakit ihtiyacından dolayı verdiği nakitler karşılığında aldığını, şirketin taşınmaz mal varlığı çok olan ancak nakit yönden sıkışık olan bir şirket olduğunu, takibe konu çekler şirketin borçlarından dolayı veya davacının şirketteki hisseleri alırken vermesi gereken bedel karşılığı düzenlenmiş olduğunu düşündüklerini, fakirlik iddiası ile ilgili olarak 750.000,00 TL'lik hisseyi satın aldığını iddia eden kişinin fakirlik iddiasının inandırıcı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, ilgili dosyanın alacaklısı veya borçlusu olmadığını, aleyhine açılmış bu davayı kabul etmediğini, davacının eşi... ile uzun yıllardır tanıştıklarını, ... Bey'in pek çok şirketten oluşan bir grup şirketin başkanı ve en önemli ortağı olduğunu, çok malvarlığı olduğunu, ancak 20-30 yıl önce şirketler kurulurken dahi hep nakit sıkışıklığı olduğunu, kendisinin maddi durumunun iyi olduğunu, bu nedenle kendisinden ödünç olarak nakit para aldığını ve daha sonra ödediğini, eski alınanların çoğunun belgesiz olduğunu, uzun zamandır süren ekonomik kriz nedeniyle son zamanlarda alınan nakitlerde geri dönüş sağlayamadığını, bundan rahatsız olduğunu ve karşılığında davaya konu çekleri verdiğini, çeklerin ödeme günü yaklaştığında ise ... Bey'in kendisini arayarak şirket olarak bunu ödeyemeyeceklerini, hesapların müsait olmadığını söylediğini, sonra ...'nın bunları kendisine haricen ödediğini, kendisinin çekleri ciro edip kendisine verdiğini, sonraki gelişmeleri bilmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin dava dışı... tarafından davacı adına düzenlendiği ve verildiği, anılan dava dışı kişinin, davaya konu çekleri davacının kendisine verdiği vekaletnameye istinaden davacı adına düzenlediği, davacının, dava dışı...'ya vermiş olduğu vekillik görevinden Lüleburgaz 2. Noterliğinin 09.10.2014 tarihli azilname ile azlettiği, durumun kendisine 16.10.2014 tarihinde tebliğ olunduğu, davacı ile davalılar arasında herhangi bir ticari ilişkinin sözkonusu olmadığı, tarafların herhangi bir ticari iş ile uğraşılarının da olmadığı, takibe ve davaya konu çeklerin 7 adet olup, bir aylık süre içindeki farklı tarihlere bağlanmış çekler olduğu, çekte keşide tarihi olarak yazılı bulunan yere bir tarih yazılmakla beraber çekin sağ alt tarafına da ayrıca ve keşide tarihinden farklı ve daha önceki bir tarih olmak üzere tarih atıldığı, çeklerin en eski keşide tarihli olanının 25.12.2014 tarihi olup diğerlerinin bu tarihten sonraki bir tarihe ait olduğu, tüm çeklerde çeklerin sağ alt tarafına 01.09.2014 tarihinin yazıldığı, takibe konu çeklerin sayısının, çek bedelleri, keşide tarihleri, çeklerde olması gerekenden ayrı olarak tarih atılması sözkonusu olmayan kısmına tarih atılması ve bu tarihin azilnamenin düzenlendiği ve tebliğ edildiği tarihten önceki bir tarih oluşu, davalıların kendi beyanları ile kabul ettikleri üzere, takip alacaklısının çekleri davacı adına keşide eden dava dışı kişinin oğlu oluşu, diğerinin önceden beri tanıdığı ve aralarında hukuku olan kişi oluşu, lehtar olarak bulunan davalının çekleri dava dışı vekil olarak işlem yapan kişinin oğluna çekleri ciro etmesi, davalıların cevap dilekçesindeki kabul ve dolaylı kabul ve anlatımları gözetilerek davaya konu çeklerin dava dışı... ile davalıların danışıklı olarak ve dava dışı kişinin vekalet görevi sözkonusu değil iken davacı adına düzenlendiği, vekillik ilişkisinin devam ettiği dönemde imzalandığı görüntüsü vermek için çeklerin üzerine sağ alt tarafa ikinci bir tarihin atıldığı, esas alınması gereken tarihin çekte keşide tarihi olarak gösterilen yerdeki tarih olacağı, davacının, davalı lehtara ve cirantaya herhangi bir borcunun sözkonusu olmadığı, vekalet ilişkisi bittikten sonra dava dışı kişi tarafından düzenlenen ve davalılar arasında danışıklı olarak ciro gören ve davalı tarafından davacı aleyhine takibe konulan çekler olduğu, ayrıca kötü niyetli bir şekilde takibe konu edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile Tekirdağ 1. İcra Müdürlüğünün 2015/5904 E. sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle davacının davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, anılan dosyadaki takibe dayanak 25.12.2014 keşide tarihli 49.530 euro meblağlı, 03.01.2015 keşide tarihli 50.100 euro meblağlı, 09.01.2015 keşide tarihli 50.330 Euro meblağlı, 17.01.2015 keşide tarihli 49.700 euro meblağlı, 20.01.2015 keşide tarihli 49.500,00 TL meblağlı, 25.01.2015 keşide tarihli 48.250,00 TL meblağlı, 30.01.2015 keşide tarihli 51.000 euro meblağlı çeklerin iptaline, 237.299,99 TL tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; çekin bir ödeme vasıtası olduğunu,mücerretlik ilkesi gereği çeklerin ciro yolu ile kendisine geçtiğini ve ilk lehtar nedeniyle olumsuz bir durum söz konusu olmasının davalıya yansıtılamayacağını, senede karşı senetle ispat kuralı gereği tanık dinlenemeyeceğini, tanıklardan birinin borçlunun avukatı, birinin de eşi olduğunu, başka dosyalara sunulan ses kayıtlarının bu dosyada da mevcut olduğunu, davacı borçlunun haciz konulan şirket hisselerini bila bedel aldığını, bunların hakkı olduğunu söylemekte olduğunu, izinsiz kaydedilen bu ses kayıtlarının dahi davacının haksız olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin iyi niyetli ciranta olduğunu, çeki borçludan bizzat almadığını, ciro yolu ile iktisap ettiğini, lehtarın kötü niyetli olup olmadığı tartışılabilirse de müvekkili aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/279 E. sayılı dosyası ile takibin iptali davasının açıldığını, yerel mahkemenin takibi iptal ettiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, bu dosyanın kesinleşmesi halinde davanın konusu kalmayacağından bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin iş yaptığı, firmasında ortağı olan dava dışı...'ya verdiği elden ve havaleyle borçlar için dava konusu çekleri aldığını, meşru hamil olduğunu, mahkemede beyan edildiği üzere ...'nın elden alınan bu paraların ödemesini yaptığını ve çekleri iade aldığını beyan ettiğini, gerekçeli kararın tebliğ olunduğu adresin eski adresi olduğunu, eski eşe yapılan tebligatın geçersiz olduğunu, firmaların kayıtlarına ilişkin yazışmaların kendilerine ulaşmadığını, inceleme gün yer veya inceleme yetkisi alınmadığını, gerekçede alacak ilişkisinin kalmadığının belirtildiğini, ticari ilişkinin her türlü fatura belge, ticaret sicil kaydı ile ispatlanabileceğini, ticaret sicil kayıtlarının belli olduğunu, mahkemenin incelenmeyen tebligatlara rağmen kötü niyet tazminatına hükmetmesinin hatalı olduğunu, ilamdan haricen bir gün önce haberdar olunduğunu, İlamda telefon görüşmesinin alacağa esas teşkil ettirildiğini, eski eşin şahitliği ile karar verildiğini, gerekçeyi kabul etmediklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, istinaf harcını yatırmayarak adli yardım talep ettiği, istinaf aşamasında adli yardım talebinin ve karara karşı itirazının reddedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalıya eksik harcı ikmal etmesi için 1 haftalık kesin süre içerir usulüne uygun muhtıra çıkarıldığı, muhtıranın davalı vekiline 22.01.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 1 haftalık sürenin son günü 29.01.2019'dan sonra 30.01.2019'da istinaf harcını yatırdığından istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği, davalı ... vekilinin istinafı istemi yönünden; toplam 1.186.489,99 TL. üzerinden kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığı, çeklerin hepsinin en alt sağ kısmında 01.09.2014 tarihinin yazılı olduğu, ödeme aracı olan çekte vadenin bulunmadığı, temsilci aracılığıyla çek düzenlenmesi mümkün ise de; temsilden azil durumunda çekin düzenlenme tarihi, temsil yetkisinin süresi içindeki bir güne tekabül etmesi durumunda çeklerin temsil edileni bağlayacağı, aksi takdirde çeklerden doğan sorumluluğun yetkisiz temsilciye ait olacağı, davacının, Lüleburgaz 2.Noterliği'nin 09.10.2014 tarihli azilnamesi ile...'yı vekaletten azlettiği, azilnamenin vekile 16.10.2014 tarihinde tebliğ edildiği, davaya konu çeklerin sağ üst tarih kısmındaki tarihlerin azilname tarihinden sonra olduğu, sağ alt kısmında ise azilnameden önceki tarih olan 01.09.2014 tarihinin yazılı olduğu, takibe konu çeklerdeki imzaların dava dışı...'ya ait olduğu, Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2015/279 E. sayılı dosyasının onanan kararında da yer aldığı üzere çeklerdeki düzenlenme tarihinin; sağ üst kısımdaki "Tarih" kısmında yer alan kısım olduğunun kabulünün gerektiği, bu durumda yetkisiz temsilci tarafından keşide edilen senetlerden davacının sorumlu tutulamayacağı, davalı takip alacaklısı ...'nın, çeklerde imzası olan davacının eski eşinin (... Huba'nın) oğlu olduğu, davalıların eskiye dayalı tanışıklılarının olduğu, davalı takip alacaklısı ...'nın takipte kötü niyetli olduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesinin davalı ... yönünden davanın kabulü kararında ve kötü niyet tazminatına hükmetmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun ise yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin davalıların şirketleri hariç şahıs, kuyumculuk ve tekstil firmalarından olan halen alacakları ve icra takiplerinin olduğunu, müvekkilinin hatasının kendisinden alınan paraya karşılık çekleri iadesinde Tekirdağ'da bir avukata vekalet vermesi, onun da aile içerisindeki bu husumete müvekkilini dahil etmesi olduğunu, müvekkilinin bu dava, takip ve aleyhe kararlardan zerre kadar menfaati olmadığı gibi aile içerisinde anlaşsalar bile binlerce liralık haciz ve vergi yargılama gideri sorumluluğunun doğduğunu, istinaf etmemiş sayılma kararı da pandemi sürecinde tekstil sektörünün iş yapamaması ve harca yetecek miktarı kredi çekerek kullanmasından kaynaklandığını belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile takibin kötü niyetli yapıldığından kötü niyet tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesinin 22.06.2017 tarihli kararı ile ''davanın kabulüne, peşin harcın mahsubu ile bakiye 81.022,11TL nisbi karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline..'' karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı aleyhine davalılardan ... tarafından nisbi oranda harç, davalı ... tarafından da maktu harç yatırılmak suretiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin 18.09.2018 tarihli kararı ile '' davalı ...'den eksik yatırdığı anlaşılan 20.226,55 TL harcın ikmal ettirilmesi, HMK 344. Maddesi uyarınca işlem yapılması'' için dosyanın İlk Derece Mahkemesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bila tarihli muhtıra ile davalı ...'e 20.226, 55 TL harcın ikmali için 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesi gereğince 27.10.2018 tarihinde tebligat yapılmış, adı geçen davalı vekilince yasal sürede 05.11.2018 tarihli dilekçe ile adli yardım talebinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.11.2018 tarihli kararı ile adli yardım istemi ret edilmiş, kararın davalının vaki itirazı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 18.12.2018 tarihli kararı ile davalının itirazının reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 18.01.2019 tarihli muhtırası ile davalıya eksik 20.226,55 TL harç ikmal etmesi için 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesi gereğince muhtıra çıkarılmış, muhtıra davalı vekiline 22.01.2019 tarihinde tebliğ edilmiş, eksik peşin harç 30.01.2019 tarihinde davalı vekilince 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesinde düzenlenen 1 haftalık kesin süreden sonra yatırılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince eksik nisbi harcın 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesinde düzenlenen 1 haftalık kesin süreden sonra yatırıldığı gerekçesiyle yazılı şeklide karar verilmiştir.
6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesinde '' İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır'' hükmü getirilmiştir.
Madde metninde açıkça ifade edildiği üzere istinaf dilekçesinde gerekli harçların yatırılmaması durumunda verilecek bir haftalık kesin sürenin kararı veren mahkemece (İlk Derece Mahkemesi) verilmesi, harcın süresinde yatırılmaması durumunda da aynı mahkeme tarafından başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi, ancak; İlk Derece Mahkemesince bu yönde verilecek bir karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta , Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesine 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesi ile tanınan yetkiye tecavüz edilerek çıkarılan 18.01.2019 tarihli muhtıra ve daha sonra bu muhtıraya dayanılarak verilen ''istinaf edilmemiş sayılma'' kararının hukuken bir geçerliliği bulunmamaktadır. 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesine göre İlk Derece Mahkemesince davalıya çıkarılması gereken muhtıra Bölge Adliye Mahkemesince çıkarıldığından bu muhtıra sonuç doğurmayacak ve bunu esas alan Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğru olmayacaktır. Bu halde davalı ...'e 6100 sayılı Kanun'un 344 üncü maddesine uygun bir muhtıra tebliğ edilmediğinden 30.01.2019 tarihinde yatırılan eksik nisbi harcın süresinde yatırıldığının kabulü gerekir.
Davalı ...'in istinaf kanun yolu başvurusunun usule uygun olması nedeniyle istinaf sebepleri incelenmek üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2022/1046 E., 2022/1585 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Hukuk Genel Kurulunca ek kararın kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344. Maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2022/1046 E. , 2022/1585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca ek kararın kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344. Maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece davacıya gönderilen muhtıra davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı dava dilekçesinde; Yunak İcra (Hukuk) hâkiminin usul ve yasaya aykırı olarak verdiği 01.11.2017 tarihli ve 2016/18 E., 2017/15 K. sayılı kararı nedeniyle uğramış olduğu 7.000.000TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalı hazineden alınıp tarafına ödenmesini talep etmiştir.
5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) 09.09.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı dava dilekçesinde özetle; Malvarlığının olmadığından adli yardımdan yararlanmak istediğini ve Yunak İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/18 E. sayılı dosyasında...’ın tefecilik suçundan dolayı ceza alması sebebiyle bu şahsın alacaklı, kendisinin borçlusu olduğu Yunak İcra Müdürlüğünün 2003/105 (2007/45) sayılı takip dosyası ile ilgili olarak takibe esas olan senedin mutlak butlan ile batıl olduğundan, şikayet yoluna gittiğini, yargılamada reddi hakim talebinde de bulunduğu halde şikayetinin süresinde yapılmadığından dolayı haksız olarak davasının reddine karar verildiğini ileri sürerek hakim sorumluluğu nedeniyle 7.000.000-TL manevi tazminatın davalı hazineden alınarak kendilerine verilmesini talep etmiştir.
Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce yapılan inceleme sonunda Yunak Kaymakamlığı Tapu Sicil Müdürlüğünün kayıtları dikkate alınarak adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, davacının bu karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13. Hukuk Dairesince incelenmiş ve kesin olarak reddedilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. …yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır. ..…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklinde harç konusu vurgulanmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, davacı verilen kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, HMK’nun 49.maddesinde usulden ret halinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;
1. Davanın usulden REDDİNE,
2. ...nun 49. maddesi uyarınca, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle davacı aleyhine disiplin para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına,
3. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 68,20 TL başvurma harcı ve 92,50 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline,
Kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere dosya üzerinden oybirliğiyle karar verildi…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 04.11.2019 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 12.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 09.09.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 12.11.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına,” karar verilmiştir.
9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 25.11.2019 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
10. Özel Dairenin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı ile; “…1- 6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler”, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin (REDDİNE);
2-Temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacı tarafa HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca, yöntemine uygun kesin süre içeren meşruhatlı muhtıra gönderilmesine, muhtırada belirtilecek süre beklendikten sonra, anılan madde uyarınca işlem yapılmasına,..” karar verilmiştir.
11. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 13.01.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
12. Hukuk Genel Kurulunun 07.04.2022 tarihli ve 2020/12-481 E., 2022/487 K. sayılı kararı ile;
“…12. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının, Özel Daire kararını adli yardım talepli olarak temyiz etmesi karşısında, 6100 sayılı hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 336/3. maddesi gereğince kanun yoluna başvuru sırasında yapılan adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca mı yoksa Yargıtay 12. Hukuk Dairesince mi inceleneceği, adli yardım talebinin Hukuk Genel Kurulunca inceleneceği sonucuna varılması durumunda, davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin yerinde olup olmadığı hususları ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
13. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.”
14. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur.
15. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararı, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 sayılı ek kararı ile davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/3 E., 2019/8 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir.
16. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde;
Sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez Hakan / Özekes Muhammet/ Akkan Mine/ Taş Korkmaz Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, ... 2017, s. 2410-2411).
17. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.” hükmünü içermektedir.
18. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
19. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
20. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmamasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
21. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
22. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
23. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
24. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir (Pekcanıtez/ Özekes/ Akkan/ Taş Korkmaz, s. 2427).
25. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında mahkemenin adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir.” hükmü yer almaktadır.
26. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
27. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 05.12.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, Yunak İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle manevi zarara uğradığını ileri sürerek 7.000.000TL manevi tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazısındaki tapu kayıtlarına istinaden davacının adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, Yunak Tapu Müdürlüğünün 13.03.2019 tarihli yazı cevabına eklenen davacıya ait tapu kayıt örnekleri ve tüm dosya içeriğine göre davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, bunun üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır.
28. Davacı, Özel Dairenin adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken Yunak Tapu Müdürlüğünde adına kayıtlı taşınmazların vefat eden anne ve babasından kaldığını belirtmiş Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 05.05.2016 tarihli ve 2016/194 E., 2016/479 K. ile Akşehir Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.05.2018 tarihli ve 2018/203 E., 2018/430 K. mirasın reddi kararlarını sunmuş ancak Özel Dairece HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardım talebinin reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından kanun yoluna başvuru sırasında önceki aşamalardan farklı malî durumunu gösterir belge sunulmamıştır. Hâl böyle olunca Özel Dairece dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
29. O hâlde, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
30. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 04.11.2019 tarihli ek kararının, davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçilmiş sayılmasına ilişkin 25.11.2019 tarihli ek kararının ve davacının adli yardım talebinin reddi ile eksik harç ve masrafların tamamlanması için davacıya muhtıra gönderilmesine ilişkin 13.01.2020 tarihli ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
13. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
II. ÖN SORUN
14. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Bu durumda davacının Hukuk Genel Kuruluna gönderdiği 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz edip edemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
15. Dava, HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
16. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Aynı Kanun’un 47. maddesi uyarınca Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
17. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında;
“İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak”
hükmü yer almaktadır.
18. Bu hükümde Özel Dairelerce ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği ve Hukuk Genel Kurulunun bu kararları temyiz yoluyla inceleyeceği belirtilmektedir.
19. Yargıtay ilgili hukuk dairesinin tazminat davası sonucunda vermiş olduğu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz incelemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, 2. Baskı, Kasım 2018 s. 645).
20. Kararın süresinde temyiz edildiği ancak temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı hâlde, Özel Dairece temyiz eden tarafa temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.
21. Somut olayda ise Özel Dairece Harçlar Kanunu uyarınca davacıya çıkarılan 397,80TL temyiz yoluna başvurma harcı ile 80,70TL temyiz karar harcı olmak üzere toplam 478,50TL harcın yatırılması ve makbuzun ibraz edilmesi için muhtıra tebliği tarihinden itibaren yedi günlük kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 03.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı tarafından temyiz harç ve masrafları yatırılmamamıştır. Davacı 07.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz etmiştir.
22. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi uyarınca temyizi kabil nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran kararlara nihaî karar denir.
23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesinin 1. fıkrasında, "Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür." şeklinde düzenleme yapılmıştır.
24. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihai bir karar olmayıp, bu konuda özel bir düzenleme de bulunmadığından temyiz edilmesi mümkün değildir. Ancak Özel Dairece HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmesi hâlinde, bu nihai karar ile birlikte muhtıranın usulüne uygun olup olmadığı temyiz konusu edilebilir.
25. Hâl bölye olunca davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının 07.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 24.11.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2022/1024 E., 2022/1862 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Hukuk Genel Kurulunca ek karar kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiş, Özel Dairece temyiz harç ve masraflarının yatırılması için gönderilen muhtıraya karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
Hukuk Genel Kurulu 2022/1024 E. , 2022/1862 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile davacının temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca ek karar kaldırılarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiş, Özel Dairece temyiz harç ve masraflarının yatırılması için gönderilen muhtıraya karşı davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı dava dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi ve ... İcra Hukuk Mahkemesince verilen kararların İcra İflas Kanunu (İİK) ve HMK’ya aykırı olup kanunî haklarının tespit ve tesliminin re'sen kamu düzeni ve kanun gereği olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, dava ve şikâyetlere neden olunduğunu, açtığı davalarda taleplerinin gereği yapılmadığından mevcut borçlarını ödeyemediğini ve daha da borçlanarak yaşamak zorunda kaldığını, kanuna aykırılıkların ve uğradığı zararların tespit ve karşılanması ile eksik kalan hususların vekil atandıktan sonra belirlenmesi taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek davaya esas dosyada kabul edilmiş adli yardım kararına istinaden HMK’nın 335/3. maddesi gereğince adli yardım talebinin kabulü ile 500.000TL maddi ve maddi zararın üç katı manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
5. Davalı Hazineye dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.01.2019 tarihli ve 2018/10 E., 2019/1 K. sayılı kararı ile, HMK’nın 120. maddesi gereğince dava açarken yatırılması gereken harç ve gider avansının yatırılmadığı, davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, davacının verilen kesin süre içerisinde eksikliği ikmal etmediği gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece davacıya temyiz harcının yatırılması için muhtıra tebliğ edilmiş, muhtıraya rağmen harcın ikmal edilmemesi sonrası Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarihli ek kararı ile “…Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 21.01.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 28.02.2019 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 434/son maddesi gereğince davacı tarafın temyiz isteminden vazgeçmiş sayılmasına…” karar verilmiştir.
8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
9. Hukuk Genel Kurulunun 05.04.2022 tarihli ve 2019/12-428 E., 2022/441 K. sayılı kararı ile;
“…10. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar HMK’nın 334 ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiş olup anılan Kanun’un 336/3. maddesine göre “Kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır.”
11. Mahkeme kararını adli yardım talepli olarak temyiz eden taraf, adli yardımı Yargıtaydan talep etmelidir. Yargıtay tarafından öncelikle adli yardım talebi incelenir.
12. Bu kapsamda davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Hukuk Genel Kuruludur.
13. Hâl böyle olunca; davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Özel Daire olmayıp Hukuk Genel Kurulu olduğundan Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/10 E., 2019/1 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve davacının temyiz aşamasındaki adli yardım talebinin incelenmesine geçilmiştir.
14. Davacının kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin incelenmesinde; sosyal hukuk devletinin bir gereği olarak kabul edilmiş olan adli yardım, ekonomik bakımdan yetersiz olan kimselere, yargı organları önünde haklarını arayabilmeleri veya savunma yapabilmeleri için parasal kolaylıklar sağlanması anlamına gelir. Bu anlamdaki kolaylıklar yargılama giderlerinden muafiyet ve ücretsiz hukukî yardım sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir (Pekcanıtez, Hakan/Özekes, Muhammet/ Akkan, Mine/Taş Korkmaz, Hülya: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s. 2410-2411).
15. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardımdan yararlanacak kişiler” başlıklı 334/1. maddesi “Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler” hükmünü içermektedir.
16. Adli yardımdan yararlanmanın ilk koşulu ödeme gücünden yoksunluktur. Hukukî yollara müracaatta ve süreç boyunca gerekli olacak giderleri, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksunluk, aslında nakit ya da nakde dönüştürülebilecek kaynak yetersizliğini ifade etmektedir.
17. Talepte bulunan kişinin adli yardımdan yararlanabilme bakımından malî yetersizlik içinde olup olmadığı, kişinin malî durumu, bu çerçevede geliri, mal varlığı, borçları ve sosyal durumu, yani kendisi ve ailesinin yaşam düzeyi ve ihtiyaçları da göz önüne alınarak, her olay kendi koşullarına göre tespit edilecektir.
18. Adli yardımdan yararlanabilmenin ikinci koşulu ise asıl davadaki taleplerin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Başka bir deyişle söz konusu iddia veya savunmada açıkça haksız durumda bulunmamak ve haklı olduğu yolunda hâkimde yaklaşık bir kanaat oluşturabilmek gerekir. Haksız yargılama ve takiplerin çoğalıp mahkemelerin ve icra organlarının gereksiz yere uğraştırılmaması ve adli yardım kurumunun kötüye kullanılmasının engellenebilmesi için haklılık koşulu özenle incelenmelidir (Pekcanıtez/Özekes/Akkan/Taş Korkmaz, s. 2417-2419).
19. Adli yardım talebinde bulunan kişi iddiasının ve adli yardım talebinin dayanağı olan delilleri göstermeli ve mahkemeye sunmalıdır. Bu husus HMK’nın 336/2. maddesinde “Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır” şeklinde düzenlenmiştir.
20. Adli yardım talep eden kişi, elinde bulundurduğu veya o sırada bilinen delilleri sunmamışsa mahkemece başka bir inceleme yapılmaksızın dosya üzerinden adli yardım talebi derhal reddedilmelidir.
21. Öte yandan talepte bulunanın malî gücüyle ilgili ispat konusunda hâkim tam bir kanaate sahip olmalıdır; bu yönüyle malî yetersizlik koşulunun ispatı için tam ispat ölçüsünün geçerli olduğunun kabulü gerekir. Haklılık koşulunun ispatında ispat ölçüsü, yaklaşık ispattır.
22. Kanun yoluna başvuru aşamasında ise temyize müracaat için gerekli olan giderleri karşılamak zorunda kalındığında, talepte bulunanın kendisi ve ailesinin geçiminin ciddi ölçüde zor duruma düşüp düşmeyeceği araştırılır. Temyiz aşamasındaki haklılık koşulu ise temyiz talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması koşulu şeklinde anlaşılmalıdır. Yargıtay, adli yardım talebini bu aşamada reddederse temyiz incelemesine geçilmez, dosya ilgili mahkemeye çevrilerek bu mahkemece temyiz harcının yatırılması için talepte bulunana süre verilir.
23. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Adli yardım talebinin incelenmesi” başlıklı 337. maddesinin 1. fıkrasında, mahkemenin, adli yardım talebi hakkında duruşma yapmaksızın karar verebileceği, ancak talep hâlinde incelemenin duruşmalı olarak yapılacağı düzenlenmiştir. 2. fıkrada ise “Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir” hükmü yer almaktadır.
24. Madde hükmünde açıkça belirtildiği üzere adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilen taraf ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanarak yeniden talepte bulunabilir.
25. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine sunduğu 25.07.2018 tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi ve ... İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararlarda kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek tazminat isteminde bulunduğu, Özel Dairece; davacının malî durumunu gösterir somut bilgi ve belge sunmadığı gerekçesiyle adli yardım talebinin reddine karar verildiği, adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan itiraz incelemesi sonucunda Yargıtay 13. Hukuk Dairesince, davacının adli yardımdan yararlanması için aranan yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle itirazın reddedildiği, bunun üzerine ilk derece başvurma ve peşin nispi harçlar ile gider avansını yatırması için davacıya kesin süreli muhtıra gönderildiği, muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğine rağmen davacının süresi içinde harç ve gider avansını yatırmaması üzerine Özel Dairece davanın usulden reddine karar verildiği, davacının verilen bu karara karşı adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunduğu ancak temyiz dilekçesinde, yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin yeni belgeler sunmadığı anlaşılmaktadır.
26. Davacı, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine başvururken ve Özel Dairece adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren malî durumuna ilişkin belgeleri sunmamış ve HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardıma ilişkin karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından bir kısım bilgi ve belgeler sunulmuş ise de kanun yoluna başvuru sırasında malî durumunu gösterir hiçbir belge sunulmamıştır. Davacının adli yardım kararının kesinleşmesinden sonra sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, üzerine kayıtlı birden çok gayrimenkulü bulunduğu, her ne kadar üzerlerinde hacizler bulunsa da davacının mülkiyetinde ve gelir getirecek durumda olduğu, dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğunu ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
27. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
28. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir…” gerekçesi ile Özel Dairenin ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine, HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu Kararı Sonrası Süreç:
10. Özel Dairece davacıya kesin süreyi içeren 27.09.2022 tarihli muhtıra 07.10.2022 tarihinde tebliğ edilmiş, davacı 12.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin muhtırasını temyiz etmiştir.
II. ÖN SORUN
11. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında öncelikle; davacının Hukuk Genel Kuruluna gönderdiği 12.10.2022 tarihli adli yardım talepli dilekçesi ile Özel Dairenin 27.09.2022 tarihli muhtırasını temyiz edip edemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği hususu ön sorun olarak tartışılmış ve değerlendirilmiştir.
III. GEREKÇE
12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi uyarınca hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir. Aynı Kanun’un 47. maddesi uyarınca Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür. Dava, bu dairenin Başkan ve üyelerinin fiil ve kararlarından dolayı ise yargılama Yargıtay Üçüncü Hukuk Dairesinde yapılır. Verilen kararların temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
13. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 02.01.2017 tarihli ve 680 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değiştirilen (08.03.2018 tarihli ve 7072 sayılı Kanun ile kanun hükmü olarak kabul edilen) “Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevleri” başlıklı 15. maddesinin 3. fıkrasında;
“İlk derece mahkemesi olarak ilgili dairelerce verilen hükümlerin temyiz yoluyla incelemesini yapmak”
hükmü yer almaktadır.
14. Somut olayda ise, davacı temyiz istemi ile ilgili harçların tamamlanması yönündeki muhtıranın tebliği sonrası “itiraz ve yeniden adli yardım talepli istinaf dilekçesi” açıklamasıyla talepte bulunmuş, dosya bu dilekçe üzerine Özel Daire tarafından yeniden Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
15. Oysa ancak yargılamaya son veren ve hâkimin davadan elini çekmesi sonucunu doğuran nihaî kararlara karşı kanun yoluna başvurulabilir (HMK, m. 361).
16. Nitekim HMK’nın 294/1. maddesinde de “Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür” düzenlemesi yer almaktadır.
17. Özel Dairece davacıya tebliğ edilen 27.09.2022 tarihli muhtıra, HMK’nın 294. maddesinin 1. fıkrasına göre usul veya esasa ilişkin nihaî bir karar olmayıp temyiz edilmesi mümkün değildir.
18. Hâl bölye olunca davacının 12.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin reddi ile HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Davacının 12.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 366. maddesi yollamasıyla 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİNE GERİ ÇEVRİLMESİNE, 27.12.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.0
1. Hukuk Dairesi, 2021/4926 E., 2022/6011 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine mahkemece HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle;
1. Hukuk Dairesi 2021/4926 E. , 2022/6011 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine mahkemece HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ile müşterek murisleri ...ın mirasçısı olduklarını, anneleri ... ile davalı ...'ın kardeş olduğunu, annesinin vefat ettiğini, davalı ...'ın kız kardeşi olan ...'ya mal vermemek için kadastro tespiti sırasında müşterek murisleri ... üzerine olan tüm taşınmazları kendi üzerine ve arkadaşı olan davalı ... ile çocuğu olan davalı ... üzerine yazdırdığını, davalılar .... ve ...ın bu malları diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ile başkalarına sattıklarını, davalı ...'ın Alanya ilçesi Demirtaş Mahallesi'nde bulunan 808 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 820 ada 8 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 8210 ada 3 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 828 ada 4 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 1364 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'ya, 885 ada 1, 886 ada 1, 888 ada 5 parsel, 547 parsel sayılı taşınmazları ...'e sattığını, paralarını tahsil etmesine rağmen kendilerine ait miras hakkına düşen parayı vermediğini, davalı ...'ın diğer davalılar ile birlikte hareket ederek mal kaçırmak amacıyla bu işlemleri yaptığını, dava dilekçesinde yazılı tüm taşınmazların tapuların iptali ile müşterek muris ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. MAHKEME KARARI
Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli, 2016/306 Esas 2016/409 Karar sayılı kararıyla, davacının adli yardım talebinin reddedilerek davacı tarafa peşin harç ve başvuru harcı ile belirlenen gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içinde harç ve gider avansının yatırılmadığı, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacı tarafça gider avansının yatırılmasının bir dava şartı olarak düzenlendiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
III. TEMYİZ
1. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz talebinde bulunmuş, Mahkemece davacı tarafa, HMK'nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 343-349 maddeleri gereğince temyiz maktu karar harcı 31.40 TL temyiz yoluna başvuru harcı 154,30 TL olmak üzere toplam 185,70 TL nin tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına dair ihtarlı tebligat gönderilmiştir.
2. İhtardan Sonra Mahkemece Verilen Ek Karar
Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/12/2017 tarihli, 2016/306 Esas, 2016/409 Karar sayılı ek kararıyla, mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edildiği ancak temyiz maktu harcı, temyiz yoluna başvurma harcı ve temyiz posta giderinin yatırılmadığı, davacıya bu eksikliğin giderilmesi için usulüne uygun meşruhatlı tebligatın tebliğ edildiği ancak eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine karar verilmiştir.
3. Mahkemenin Ek Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar
Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde adli yardım talepli olarak davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Temyiz Nedenleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle, davasını adli yardım talepli olarak ve gerekli belgeleri de dava dilekçesine ekleyerek açmış olduğu davada mahkemenin önce adli yardım talebinin kabul edildiğini, ancak yargılama aşamasında mahkeme harç ve masraflarının yatırılması için tarafına süre verildiğini, verilen süre içerisinde mahkemeye beyanda bulunarak mahkeme harç ve masraflarını yatırma imkanı olmadığını ve bu konudaki muhtarlık belgesi ile daha önceki başka mahkemeler tarafından verilen adli yardım talebinin kabulüne dair kararları sunmuş olmasına rağmen, Mahkemece ısrarla bu delillerin yok sayılarak davanın usulden reddine karar verdiğini, kendisinin Bağ-Kur emeklisi olup emekli maaşının üzerinde vergi borçlarından dolayı bir çok haczin bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.Gerekçe
5.1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir.
5.2. İlgili Hukuk
Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bilindiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ila 340.maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, fakir bir kimsenin bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir.
6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, "Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir."
Harçlar Kanunu'nun uygulanması ( kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle ) hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur.
6100 sayılı HMK’nın 344- (1).maddesinde; “İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.”
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 120. maddesine göre, davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı,HMK 115/2. maddesinde davaşartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
5.3. Değerlendirme
Somut olayda, talepte bulunan davacının yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığı ve adli yardım talebinin yerinde olduğu anlaşılmış olmakla (HMK'nin m.336/2) adli yardım talebinin kabulüyle Mahkemece verilen 11.12.2017 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın 10.000.00 TL değer gösterilmek suretiyle ve adli yardım talepli olarak açıldığı, 12.04.2016 tarihli tensip tutanağının 14.maddesinde adli yardım talebinin reddine ve dava değeri üzerinden hesaplanan peşin nispi harcı ve gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararın davacı tarafa 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 03.05.2016 tarihinde beyan dilekçesinde; avukat talebinde bulunarak harcı ve gider avansını yatıramayacağının bildirildiği ve bu hususta verilen ara karardan rücu edilmesinin talep edildiği, adli yardım talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından süresinde itiraz yoluna başvurulmadığından artık mahkemece verilen adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir.
IV. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle
1-Davacının adli yardım talebinin kabulüne, mahkemenin 11.12.2017 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA,
2-Davacının esasa yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 80,70 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2021/270 E., 2021/462 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varYargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
maddesi atfıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2021/270 E. , 2021/462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla)
1. Taraflar arasındaki “tazminat” davasından dolayı Yargıtay 12. Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yapılan yargılama sonunda, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
2. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine Özel Dairece ek karar ile, davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş, ek karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı 05.07.2019 havale tarihli ve adli yardım talepli dava dilekçesinde; Edirne İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen kararların İcra İflas Kanunu (İİK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na (HMK) aykırı olup kanuni haklarının tespit ve tesliminin re'sen kamu düzeni ve kanun gereği olduğunu, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, dava ve şikâyetlere neden olunduğunu, açmak zorunda kaldığı davalarda taleplerinin gereğinin yapılmamasının mevcut borçlarının ödenememesine ve borçlanarak yaşamasına sebep olduğunu, kanuna aykırılıkların ve uğradığı zararların tespit ve karşılanması ile eksik kalan hususların vekil atandıktan sonra belirlenmesi taleplerinin bulunduğunu ileri sürerek davaya esas dosyada kabul edilmiş adli yardım kararına istinaden HMK’nın 335/3. maddesi gereğince adli yardım talebinin kabulü ile 3.000.000,00TL maddi ve maddi zararın üç katı manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
5. Davalı Türkiye Cumhuriyeti Devletine izafeten Maliye Hazinesine ve ihbar olunana dava dilekçesi tebliğ edilmemiş ve dosya üzerinden karar verilmiştir.
Özel Daire Kararı:
6. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25.11.2019 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı kararı ile;
“…Davacı, dava dilekçesinde özetle;
Edirne İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi ...’ün (....) 2017/365 Esas sayılı kararı üzerine, kanunun emredici hükümlerinin uygulanmamasından dolayı uğradığı zararın tahsili için dilekçesinde belirtilen tazminatın hazineden alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir.
Davacı davasını açarken adli yardım talebinde bulunmuş, Dairemizce adli yardım talebinin reddine karar verilmiş, karara itirazı üzerine, adli yardım talebinin reddine ilişkin karar Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 18.10.2019 tarih ve 2019/11 D.İş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir.
Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesi kapsamında, hâkimin kararından dolayı hazine aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, HMK’nun 120. maddesi gereği dava açarken yatırması gereken harç ve gider avansını yatırmamış olup, bu nedenle davacıya, başvurma harcı, nispi harç ve tarifede belirlenen gider avansını yatırması için HMK’nun 120. maddesi uyarınca iki haftalık kesin süre verilmiş, davacı verilen kesin süre içerisinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/3-629 Esas, 2011/613 Karar sayılı kararında da; “Yargı harçlarından muaf olduğu ya da işleminin müstesna olduğuna ilişkin düzenleme yapılmamış olan herkes, yargı harçları ödemekle yükümlüdür. .…yargı harçlarının konusunu oluşturan harçların ilki mahkemelerde ödenecek harçlar olup, bunlar başvurma harcı, celse harcı ve karar ve ilam harcıdır.…mahkemece, dava açılırken usulünce yatırılmış yargı harcı olmadan yargılamaya devamla hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Mahkemece yapılacak iş, davacıya anılan yargı harçlarını ödemesi konusunda usulünce önel verilerek, sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır” şeklindeki saptama ile harç konusu vurgulanmıştır.
Somut olayda, davacı, HMK’nun 120.maddesi uyarınca, kendisine verilen (2) haftalık kesin süre içinde harç ve gider avansını yatırmamıştır.
Bu durumda, davanın ön inceleme duruşması yapılmaksızın dosya üzerinden HMK’nun 114/g ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş, usulden ret halinde HMK’nun 49.maddesinde öngörülmediğinden disiplin para cezasına hükmedilmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre;
1-Davanın usulden REDDİNE,
2-...nun 49. maddesi uyarınca, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle disiplin para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince tahsili gereken 68,20 TL başvurma harcı ve 92,50 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsiline…” karar verilmiştir.
Kararın Temyizi:
7. Kararın süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 13.01.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile “6100 sayılı HMK’nun 334/1. maddesi; ‘Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukuki korunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler’, aynı Kanunun 336/2. maddesi ise; ‘Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte, iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır’ şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre; davacı, adli yardım talebini mali durumunu göstermeye yeterli önceki aşamalardan farklı somut bir belgeye dayandırmadığından ve yargılama safahatında adli yardım talebi kesin olarak reddedildiğinden, temyiz yasa yoluna başvurusu nedeniyle adli yardım talebinin reddine” karar verilerek temyiz harç ve masraflarının yatırılması için davacıya 13.01.2020 tarihli ve kesin süreli muhtıra gönderilmiştir. Muhtıra davacıya 04.02.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen temyiz yoluna başvurma ve temyiz karar harçları yatırılmamıştır.
8. Bunun üzerine Özel Dairenin 17.02.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile “Mahkememizden verilen yukarıda numarası yazılı 25.11.2019 tarihli karar davacı tarafından temyiz edilmiş olup, temyiz harcının ve gider avansının yatırılması konusunda 04.02.2020 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nın 366. maddesi atfıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
9. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 17.02.2020 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
10. Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararı ile, “…26. Davacı, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesine başvururken ve Özel Dairece adli yardım talebinin reddine ilişkin karara karşı Yargıtay 13. Hukuk Dairesi nezdinde itiraz ederken yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri sunmamış ve HMK’nın 337/2. maddesi gereğince adli yardıma ilişkin karar kesinleşmiştir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafından bir kısım bilgi ve belgeler sunulmuş ise de kanun yoluna başvuru sırasında mali durumunu gösterir hiçbir belge sunulmamıştır. Davacının adli yardım kararının kesinleşmesinden sonra sunduğu bilgi ve belgelerin incelenmesinde, üzerine kayıtlı birden çok gayrimenkulü bulunduğu, her ne kadar üzerlerinde hacizler bulunsa da davacının mülkiyetinde ve gelir getirecek durumda olduğu, dava usulden reddedildiğinden kanun yoluna başvururken temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçları ile temyiz gider avansı yatırılması gerektiği, bunun ise yüklü bir miktar olmadığı, davacının kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken temyiz giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olmadığını ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır.
27. Hâl böyle olunca, davacının adli yardım talebi, HMK’nın 334/1. maddesinde belirtilen koşulları sağlamadığından adli yardım talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
28. Davacının sunduğu temyiz dilekçesinin süresinde temyiz defterine kaydedildiği ancak davacı tarafından temyiz yoluna başvurma ve maktu temyiz karar harçlarının yatırılmadığı anlaşıldığından, davacıya temyiz başvurma harcı ve maktu temyiz karar harcını ikmal etmesi için muhtıra çıkarılarak bir haftalık kesin süre verilmeli, kesin süre içinde harç yatırıldığı takdirde dosya temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmeli, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmelidir.” gerekçesiyle Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin, davacının adli yardım talebinin reddine ilişkin 13.01.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin 17.02.2020 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararının ortadan kaldırılmasına, davacının adli yardım talebinin reddine ve HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar verilmiştir.
11. Hukuk Genel Kurulunun geri çevirme kararı sonrasında Özel Dairece, Hukuk Genel Kurulu kararı ve temyiz harçlarının yatırılması için bir haftalık kesin süreli muhtıra 15.01.2021 tarihinde davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Davacı yasal süre içerisinde temyiz harçlarını yatırmamıştır.
Özel Daire Kararı:
12. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile; “…Mahkememizden verilen yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararı gereğince davacı tarafa temyiz harcının yatırılması konusunda 15.01.2021 tarihinde tebliğ olunan muhtıraya rağmen yasal süre içerisinde yatırılmadığından, HMK’nun 366. maddesi atfıyla HMK’nun 344.maddesi gereğince davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,” karar verilmiştir.
13. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen 09.02.2021 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davacı tarafından adli yardım talepli olarak temyiz isteminde bulunulmuştur.
II. GEREKÇE
14. Davacının temyiz kanun yoluna başvuru sırasındaki adli yardım talebinin reddine ilişkin Hukuk Genel Kurulunun 29.09.2020 tarihli ve 2020/12-477 E., 2020/685 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından itiraz edilmiş ise de, Hukuk Genel Kurulunun adli yardım talebinin reddi kararlarına karşı itiraz yolu bulunmadığından ve verilen karar kesin olduğundan davacının itiraz dilekçesine hukuki değer atfedilmemiştir.
15. Davacının adli yardım talebi Hukuk Genel Kurulunca reddedilmiş ve HMK’nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 344. maddesi gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine geri çevrilmesine karar verilmiştir. Özel Dairece, temyiz harçlarının yatırılması için davacıya bir haftalık kesin süreli muhtıra gönderilmiş ve muhtıra 15.01.2021 tarihinde usulüne uygun olarak davacıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içerisinde temyiz harçları yatırılmamıştır. Bunun üzerine Özel Dairenin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararı ile davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
16. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararın onanması gerekir.
III. SONUÇ:
Davacının temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 09.02.2021 tarihli ve 2019/14 E., 2019/17 K. sayılı ek kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı (59,30TL) harcın temyiz edenden alınmasına, 13.04.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
İstinaf harç ve giderlerinin eksik ödendiğinin sonradan anlaşılması halinde mahkemece yapılacak işlem nedir?
A) Eksiklik tamamlanana kadar dosya bekletilir.
B) Kararı veren mahkeme tarafından 1 haftalık kesin süre verilir.
C) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 2 haftalık kesin süre verilir.
D) Başvuru yapılmamış sayılmasına derhal karar verilir.
E) Eksik miktar hükümle birlikte tahsil edilir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.