6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 343

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 343. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 343- (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir. (2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir. (3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır. (4) Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Harç ve giderlerin yatırılması[46]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

68 karar eşleşti
8. Hukuk Dairesi, 2021/5108 E., 2022/1625 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 343. maddesinde;
8. Hukuk Dairesi         2021/5108 E.  ,  2022/1625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Kullanım Kadastrosuna İtiraz MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Kullanım kadastrosu sırasında, ... İli ... İlçesi ... Mahallesi alanında bulunan 1892 ada 33 parsel sayılı 5.471,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilerek çalılık vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar taşınmazın fiili kullanımlarında bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi başvurunun süre yönünden reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 343. maddesinde; “(1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir. (2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir. (3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır. (4) Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 343. maddesinin 3. fıkrasında atıfta bulunulan 118. Maddesi ise şöyledir: “(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir. (2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.” 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelikte de benzer düzenlemeler bulunmakta olup, Yönetmeliğin kanun yolu başvuru işlemlerini düzenleyen 208. maddesinin ilgili kısmında; “(8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (10) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00’a kadar yapılabilir.” hükmü bulunmaktadır. İnceleme konusu somut olayda; ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.04.2017 tarihli kararının davacılar vekiline 10.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 24.05.2019 tarihinde saat 17:55'de istinaf dilekçesini UYAP üzerinden Mahkemeye sunduğu, Mahkeme personelince dilekçe ile ilgili işleme 27.05.2019 tarihinde saat 08:51'de işlem yapıldığı UYAP kayıtlarından anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtilen tespitler ışığında istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı, zira davacılar vekilinin süresinde istinaf dilekçesini mahkemeye gönderdiği, mahkeme personeli tarafından işleme sonrasında alınmasının sonuca etkili olmadığı gözetilerek, başvurunun süresinde olduğu kabul edilerek işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin, HMK'nin 345, 346 ve 352/1 maddeleri gereğince süreden reddine ilişkin kararı doğru olmamıştır. (Aynı yönde bakınız. Inspektorate Uluslararası ... Servisleri A.Ş bireysel başvurusu, ..., B. No: 2017/29088, 10.06.2020). SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 371. maddesi gereğince ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi kararının BOZULMASINA, dosyanın esastan inceleme yapılmak üzere ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.02.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2021/7456 E., 2021/12373 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 7. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyiz yolunda kıyasen uygulanabilecek hükümlerden olan 343. maddesinde ise ;
9. Hukuk Dairesi         2021/7456 E.  ,  2021/12373 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 7. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 12. İş Mahkemesi 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesinin dördüncü bendine göre ilk derece mahkemeleri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği 25.10.2017 tarihinden önce verilen kararlar, karar tarihindeki kanun yoluna ilişkin hükümlere tabidir. 25.10.2017 tarihinden sonra verilen kararlar ise 7036 ayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümlerine tabidir. İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi itibari ile yürürlükte olan 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 7/3. maddesi uyarınca; 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361/1.maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi tarafından verilen temyize kabil kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 92/2. maddesine göre; süre hafta olarak belirlenmiş ise başladığı güne son hafta karşılık gelen günün tatil saatinde biter. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyiz dilekçesinin verilmesi usulünü düzenleyen 365. maddesine göre; “(1) Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir. (2) Temyiz dilekçesi, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse temyiz defterine kaydolunur ve durum derhâl kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir. (3) Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir. “ Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kıyas yoluyla uygulanabilecek hükümleri düzenleyen 366. maddesinde, bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümlerinin, temyizde de kıyas yoluyla uygulanacağı düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temyiz yolunda kıyasen uygulanabilecek hükümlerden olan 343. maddesinde ise ; “(1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemeye veya başka bir yer mahkemesine verilebilir. İstinaf dilekçesi hangi mahkemeye verilmişse, o mahkemece bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydolunur ve başvurana ücretsiz bir alındı belgesi verilir. (2) Kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmiş olan istinaf dilekçesi, bu mahkemece yukarıdaki fıkraya göre işlem yapıldıktan sonra kararı veren mahkemeye örnekleriyle birlikte gönderilir. Bu durum derhâl mahkemesine bildirilir. (3) İstinaf yoluna başvurma tarihi konusunda 118 inci madde hükmü uygulanır. (4)Dosya, kararı veren mahkemece, istinaf dilekçesinde gösterilen daire ile bağlı kalınmaksızın, ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilir.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 343. maddesinin 3. fıkrasında atıfta bulunulan 118. maddesine göre ise; “(1) Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır. Dava dilekçesine davalı sayısı kadar örnek eklenir. (2) Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.” 06.08.2015 tarihli ve 29437 sayılı Bölge Adliye Ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî Ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelikte de benzer düzenlemeler bulunmakta olup, Yönetmeliğin kanun yolu başvuru işlemlerini düzenleyen 208. maddesinde de; “(1) Kanun yoluna başvuru dilekçesi, ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. (2) Kanun yoluna başvuru dilekçesi harca tabi değilse hemen, harca tabi ise harç ödendikten sonra kaydedilir ve başvuru sahibine ücretsiz alındı belgesi verilir. (3) Alındı belgesi, kanun yolu dilekçesinin sisteme kaydedilmesi üzerine verilen belgedir. Alındı belgesi, mahkemenin adını, dosyanın esas ve karar numarasını, karar tarihini, tarafların ve varsa müdahillerin ad ve soyadlarını, davanın konusunu, başvurulan kanun yolu merciini, başvuru tarih ve saatini içerir. (4) Kanun yolu başvurusu, kanun yolu dilekçesinin kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. (5) Başka yer mahkemesine verilen kanun yoluna başvuru dilekçelerinde de yukarıdaki hükümler uygulanır. Başka yer yazı işleri müdürü veya görevli personel teslim aldığı dilekçe ve eklerini elektronik ortama aktarır, fizikî evrakı da gecikmeksizin ilgili mahkemeye gönderir. (6) Herhangi bir nedenle elektronik ortamda işlem yapılamaması hâlinde durum bir tutanakla tespit edilir ve işlem fizikî ortamda yapılır. Elektronik sistem açıldığında fizikî ortamda yapılan işlemler gecikmeksizin elektronik ortama aktarılır. Bu durumda kanun yolu başvuru dilekçesi tutanağın düzenlendiği tarihte verilmiş sayılır. (7) Fiziksel ortamda kanun yolu başvurusu mesai saatleri içinde yapılır. (8) Gerçek kişilerin UYAP Vatandaş Bilgi Sistemi üzerinden, tüzel kişi temsilcilerinin UYAP Kurum Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçeleri gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Gerçek ve tüzel kişiler elektronik ortamda yapacakları kanun yolu başvurusunun harcını elektronik ortamda mahkeme veznesinin bağlı olduğu banka hesabına aktarırlar. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (9) Taraf vekillerince UYAP üzerinden güvenli elektronik imza ile kanun yolu başvuru dilekçesi gönderilebilir. Bu işler için ayrıca elle atılmış imzalı belge istenmez. Avukatların UYAP Avukat Bilgi Sistemi üzerinden kanun yolu başvuru dilekçesi gönderebilmeleri için güvenli elektronik imza sahibi olmaları gerekir. Kanun yolu harçları avukat tarafından elektronik ortamda mahkeme veznesi hesabına aktarılır. Ayrıca bu işlemlerin Barokart veya kredi kartı gibi ödeme araçlarıyla yapılması sağlanabilir. Kanun yolu başvurusu, dilekçenin sisteme kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır. İşlem sonucunda başvuru sahibinin elektronik ortamda erişebileceği bir alındı belgesi oluşturulur. (10) Elektronik ortamda kanun yolu başvurusu saat 00:00’a kadar yapılabilir. (11) Kanun yoluna başvurulan dava veya işler, görevli daire doğru bir şekilde belirlendikten sonra kanun yolu formu ve dizi pusulası UYAP üzenden hazırlanarak ilgili mercie gönderilir.” hükmü bulunmaktadır. Dosya kapsamında bulunan tebliğ mazbatasına göre ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin gerekçeli kararı davacı vekiline 25.05.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davacı taraf temyiz harçlarını 03.06.2021 tarihinde yatırmış, ancak temyiz dilekçesini 09.06.2021 tarihinde oluşturmuştur. Yukarıda açıklanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri ile Yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar temyiz kanun yoluna başvuran davacı taraf temyiz harçlarını 03.06.2021 tarihinde dosyaya yatırmışsa da temyizin yapıldığı tarih, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihdir. Davacının UYAP sistemi Uyap sistemi Evrak İşlem Kütüğü kayıtlarına göre temyiz dilekçesini oluşturduğu tarihin 09.06.2021 (saat 10:50:52) tarihi olduğu, dilekçenin kayıt tarihinin de 09.06.2021 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu halde temyiz dilekçesi iki haftalık temyiz süresi geçtikten sonra sunulmuş olup, davacı tarafın yasal süreden sonra sunduğu temyiz dilekçesi dikkate alınamayacağından, süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/09/2021 gününde oybirliği ile karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/4774 E., 2024/766 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2023/4774 E.  ,  2024/766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl davada icra takiplerinin dayanağı olan ipoteğin teminat ipoteği olup muacceliyet şartlarını taşımadığı, tarafına ihtarname gönderilmediği ve faiz oranına itiraz edilerek icra emrinin ve takibin iptalinin talep edildiği, davacı borçluların ..., ... ve Rındek Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd.Şti. olduğu; birleşen davada ise ipotekli taşınmazlar üzerine konulan İİK 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiği, davacı borçluların ..., ..., ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A. olduğu, her iki davanın Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/589 Esas-2019-605 Karar sayılı kararı ile birleştirildiği; sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı ile ''Esas dosya (2019/525 Esas) hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, davanın diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; davanın reddine'' karar verilmiş, Aynı mahkemece verilen 19.02.2020 tarihli ek karar ile ''birleşen dava davacılarından ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A.'ya ait vekaletnamenin 2 haftalık kesin sürede Av.... tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle istinaf talebinin reddine'' karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.01.2022 tarihli 2020/1586 Esas 2022/31 Karar sayılı kararı ile Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı KALDIRILARAK yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesince 06.07.2022 tarihli 2022/86 esas 2022/518 karar sayılı kararı ile; ''Esas dava hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verildiği; Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar vekalet ücreti yönünden değiştirilmek suretiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 25.01.2023 tarihli 2022/3260 Esas 2023/203 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak; ''Esas dava hakkında; Davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden kısmen kabulü ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilerek davalı alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK'nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK'nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay'a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında ''Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği'' şeklinde karar verilmekle önceki vermiş olduğu kaldırma kararında kaldırdığı esas ve karar numaralı mahkeme kararına dayalı olarak karar vermiş olmaktadır. Kaldırılan mahkeme kararına dayanılarak olmayan bir hükme dair hüküm kurulması isabetsiz olup; esasa ilişkin yeniden bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına karar verdiği karara yaptığı atıfla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Ayrıca birleşen dava davacılarından ikisi hakkında istinaf isteminin reddine karar verilmiş, ancak diğer ikisi hakkında davada vekaleti bulunan vekilinin yapmış olduğu istinaf istemi göz ardı edilerek onlar hakkında birleşen dava yönünden karar verilmemesi hatalı olup yeniden verilecek bu usulü eksikliğin giderilmek suretiyle dosya yeniden esasen incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarih ve 2022/3260 E.- 2023/203 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4553 E., 2023/5635 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/4553 E.  ,  2023/5635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/382 E., 2022/541 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA Taraflar arasındaki asıl davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda ... ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.04.2023 ... ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi duruşma talepli olarak istenilmiş olmakla, karar düzeltme aşamasında yapılan duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili asıl davada; davalı ...'nin adına kayıtlı Üsküdar Çengelköy 914 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 1/8 hissesinin 29.03.1985 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile ...'a satışının vaat ve taahhüt edildiğini, ... tarafından satış vaadine konu bu taşınmazın düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 11.04.2002 tarihinde davacıya devrinin taahhüt edildiğini, kararlaştırılan satış bedelinin tamamının defaten ödendiğini; ancak tapuda tescil işlemi yapılamadığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili birleştirilen davada; davalıların murisi Kalyopi'nin kendi adına asaleten kardeşi ... hissesi adına vekâleten 1985 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme uyarınca dava dışı ... ...'a devri taahhüt edilen hissenin ... ... tarafından davacı ...'e 11.04.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile temlik edildiğini, ...'in 2003 yılında ...'nin hissesi olan 1/8 payı adına tescil ettirdiğini; fakat daha sonra ... mirasçıları tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava ikâme edildiğini, davanın kabul edilerek hissenin tekrar ... mirasçıları adına tescil edildiğini, Kalyopi'nin erkek kardeşi ...'nin 23.04.1979 tarihinde vefat ettiğini gizlediğini, vekâlet görevini kötüye kullanması nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek öncelikle Kalyopi adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile davacı adına tescili, ikinci kademede taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin güncelleme yapılmak suretiyle ve diğer oluşan zararların davalılardan tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı ... yargılama sırasında 04.12.2020 tarihli sözleşme ile dava sonucunda elde edilecek hak ve alacaklarını ...'a; 04.08.2022 tarihli sözleşme ile ...'e temlik etmiş, bahsi geçen kişiler davaya davacı olarak dahil edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar vekili asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, 2002 yılında yapılan sözleşmede bedelin 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin sözleşmenin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Birleştirilen davada ise davalılar vekili; asıl davada yapılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde ödeme belgesindeki imzanın murislerine ait olduğunun tespit edilemediğini, dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hem haksız fiile dayanıldığını, her ikisi yönünden de 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 28.09.2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. IV- BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.09.2017 tarihli kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarih ve 2017/6091 Esas, 2018/5193 Karar sayılı ilâmı ile, "Somut olaya gelince; 29.03.1985 tarihi, 26042 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle, vaad bedelinin 2.000.000 TL olduğu, bunun 1 milyonunun nakden ve tamamen ödendiği, kalan bir milyonluk kısmının da satıcılar adına hükmen tescili tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeneceği belirtilmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesine eklediği 15.05.1985 tarihli fotokopi belge ile bakiye vaad bedelinin de ödendiğini ileri sürdüğünden bu belge de değerlendirilmeli, bedelin tamamının ödendiği kanaatine varılırsa davanın kabulüne karar verilmeli; aksi halde Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın satış vaadine konu kısmının dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1.000.000 eski TL, taşınmazın değerine oranlanıp hesaplanmalı, satış vaadinde bulunan Kalyopi mirasçıları adına depo ettirilmesi için davacıya süre verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. "denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuş Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmında; hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediğini, 15.05.1985 tarihli belgenin yeterince incelenmediğini, rayiç bedel ve oranlamanın hatalı yapıldığını, hesaplamada dava tarihinin hatalı alındığını, yapılan hesaplamanın oranlama yapılmadan emsallere aykırı yapıldığını, faiziyle dava tarihine kadar işlemiş miktarın dikkate alınması gerektiğini, depo edilen miktarın düşük olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, birleştirilen dava yönünden davacının iyi niyetli olmadığını ve tazminat talep edemeyeceğini, Devletin yolsuz tescilden sorumlu olduğunu, birleştirilen davada vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğunu, birleştirilen davanın istinaf yoluna tâbi olduğunu, birleştirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci ve 444 üncü maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tâbi olup, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. 2. Hemen belirtilmelidir ki, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl davanın “İstinaf” kanun yoluna tâbi olmadığı açıktır. Ne var ki, birleştirilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/247 Esas sayılı dava yönünden ise karar tarihi 04.10.2022 olup, bu dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmaktadır. 3. Hâl böyle olunca, davaların birleşmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyalar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan asıl davanın gönderilmesi) için dosyanın Yerel Mahkemesine iadesi gerekmektedir. 4. Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş ise de; yazılı sebeple Mahkemesine iadesi gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilâmı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçeler ile dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, Peşin alınan düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2021/5497 E., 2022/2625 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu itibarla, 22.01.2021 tarihinde verilen ve daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen kararın kanun yolu denetimi "İstinaf" olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 343/4.maddesi nazara alınarak dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2021/5497 E.  ,  2022/2625 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi K A R A R Dava, ihalenin feshi talebine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin Ayvalık Satış Memurluğunun 2012/21 satış sayılı dosyasında 206.000,00 TL teklifle ihaleye katıldığını, ancak bu ihalenin usul esas ve hakkaniyete aykırı olduğunu, ihalenin yapıldığı yerin 30 kişinin sığabileceği bir yer olmadığını, kimin ne pey verdiğini, ne olduğu anlaşılamadan ihalenin bittiğini, ihalede en yüksek peyi veren davalıda ihalenin kaldığını, ancak satış mahallinde bu peyin bir sıfırı fazla koyma nedeniyle 221.100,00 TL verecekken yanlışlıkla 2.211.000 TL verildiğini, bu konuda eğer davalı davaya gelmez ve beyan vermez ise bu konuda zorla getirilerek beyanlarının alınmasını, ihaleye esas teşkil eden kıymet takdiri üzerinden yıllar geçmesine rağmen 2012 yılının kıymet takdirinin esas alınmasını ve bu değerden ihaleye çıkılması ihalenin feshi nedeni olduğunu belirterek ihalenin feshine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ..., ... ve ... Tur. San. Tic. Ltd. Şti. vekili söz konusu satış dosyasından üç farklı taşınmazın satışı yapıldığını, davacı yalnızca ... parsel sayılı tarla vasfındaki taşınmazın açık artırmasına katıldığını, diğerlerine katılmadığını, teklif verdiği 2 nolu taşınmaz için 206.000,00 TL teklif verdiğini, davacının iddia ettiği 3 nolu taşınmazın ihalesinde hataya düşüldüğünü, bir sıfır fazla konulmak suretiyle yanlışlık olduğunu belirttiği açık artırmaya katılmadığını belirterek davacının 2 nolu taşınmaz bakımından kendi isteği ile daha yüksek pey ileri sürmediğinden, 3 nolu taşınmaz bakımından ise ihaleye katılmadığından bahisle hukuki yarar bulunmaması nedenleriyle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, “davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine; yasal şartları oluşmadığından davacı aleyhine idari para cezasına hükmedilmesine yer olmadığına” karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili ve bir kısım davalılar vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun; 1) 373/4. maddesi; "Yargıtayın bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir." hükmünü, 2) Geçici 3/2. maddesi; "Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454'üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." hükmünü içermektedir. Yukarıda açıklanan Yasa maddelerinin düzenleniş amacı, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlara karşı Yargıtay yoluna başvurulmasını ve karar kesinleşinceye kadar kanun yolu denetiminin Yargıtay tarafından yapılmasını sağlamaktır. Diğer bir anlatımla, Yargıtay’ın verdiği bozma kararları üzerine verilen kararların tekrar Yargıtay denetiminden geçmesi, eş söyleyişle Yargıtay kararının istinaf yolu ile denetlenmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Somut olaya gelince; Aleyhine temyiz yoluna başvurulan karar, Ayvalık Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.01.2021 tarihli 2020/181 Esas ve 2021/58 Karar sayılı ilamı olup, bu karar ile ilgili olarak Yargıtay'ın usul veya esasa ilişkin herhangi bir denetimi söz konusu değildir. Bu itibarla, 22.01.2021 tarihinde verilen ve daha önce Yargıtay denetiminden geçmeyen kararın kanun yolu denetimi "İstinaf" olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 343/4.maddesi nazara alınarak dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle gereği yapılmak üzere dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Dairesine gönderilmek üzere İLK DERECE MAHKEMESİNE İADESİNE, 06.04.2022 gününde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

İstinaf dilekçesinin verilmesi usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Dilekçe kararı veren mahkemeye verilebilir.
B) Dilekçe başka bir yer mahkemesine verilebilir.
C) Başvuru, dilekçenin bölge adliye mahkemesi başvuru defterine kaydedildiği tarihte yapılmış sayılır.
D) Başka yer mahkemesine verilen dilekçe, o mahkemece dosyalanır ve bölge adliye mahkemesine doğrudan gönderilir.
E) Başvuru sahibine ücretsiz bir alındı belgesi verilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol