6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 347

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 347. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 347- (1) İstinaf dilekçesi, kararı veren mahkemece karşı tarafa tebliğ olunur. (2) Karşı taraf, tebliğden itibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini kararı veren mahkemeye veya bu mahkemeye gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verebilir. (3) Kararı veren mahkeme, dilekçeler verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra, dosyayı dizi listesine bağlı olarak ilgili bölge adliye mahkemesine gönderir. Katılma yolu ile başvurma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2023/822 E., 2024/109 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Öncelikle kararı veren ilk derece mahkemesi dilekçeler (istinaf dilekçesi ve cevap dilekçesi) verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak ilgili istinaf mahkemesine gönderir (HMK md.
Hukuk Genel Kurulu         2023/822 E.  ,  2024/109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1866 E., 2022/2015 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.05.2022 tarihli ve 2022/1162 Esas, 2022/4361 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın gerekçede belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesi için kararı veren Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş; davacı vekili tarafından bu kez ek karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; uyuşmazlığın niteliği gereğince süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, eczacı olan müvekkilinin aralarındaki sözleşme çerçevesinde Kurum sigortalılarına hizmet sağladığını ancak davalının haksız şekilde Medula ekranını kapatarak müvekkilinin zararına sebep olduğunu ileri sürerek sistemin yeniden açılmasına ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, söz konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2018/630 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararıyla; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma iddiasına dayalı olarak 677 sayılı KHK çerçevesinde işlem yapıldığı ancak davacının atılı suçtan beraat ettiği, sözleşmenin feshi şartlarının ortadan kalktığı, fesih işleminin yerinde değilse de KHK gereği işlem tesis eden davalının kusurlu bulunmadığı, bu nedenle tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu fesih işleminin iptaline, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri ile diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli ve 2020/968 Esas, 2021/2254 Karar sayılı kararıyla; davalının fesih işleminin taraflar arasındaki protokolün 5.1 inci maddesinde düzenlenen “Taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir” şeklindeki hükme uygun şekilde gerçekleştiği, dolayısıyla feshin haksız olduğunu iddiasıyla maddi manevi tazminat istenemeyeceği ancak davacının feshin iptali ve tazminat talepleri dışında davacı tarafından karşılanan reçetelerin fatura bedellerinin ödenmesi yönünde de talepte bulunduğu, ne var ki mahkemenin bu taleple ilgili gereken incelemeyi yapmadığı, buna ilişkin talebi açıklattırıp iddia ve savunmaya göre tüm deliller toplanıp bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle HMK’nın 353/1-a-6 maddesi çerçevesinde tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak üzere mahkemesine iadesine (kesin olarak) karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair 14.12.2021 tarihli ek karar verilmiş; davacı vekili bu kez ek karara karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “…1-)Davacının ek karara yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; (…) Bölge adliye mahkemesinin, davanın esası hakkında istinaf incelemesi yapmış olmasına rağmen HMK’nın 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermesi durumunda, bu kararın kesin olduğundan bahsedilemez. Zira, davanın esası hakkında duruşma açılmadan istinaf incelemesi yapılması halinde bölge adliye mahkemesince, HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine veya ilk derece mahkemesi kararını düzeltilerek veya yargılamadaki eksiklikler tamamlanarak yeniden esas hakkında karar verilmelidir. Bundan ayrı, bölge adliye mahkemesinin HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde altı alt bent halinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık halleri ile bir ilgisi olmamasına rağmen, bu madde uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi halinde de kararın kesin olduğu söylenemeyecektir. Çünkü, kanun koyucu sınırlı biçimde ve istisnai olarak saydığı hallerde, kararın kaldırılmasından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine izin vermiş olup, bu hususu 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 362 nci maddesine eklenen (g) bendinin gerekçesinde de yeniden belirtmek suretiyle vurgulamıştır. Aksinin kabulü halinde, karara etki eden yargılama eksikliğinin bulunduğu durumlarda hukuk yargılamasında sadece Yargıtay’a tanınan eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı bozma yetkisine eşdeğer bir yetkinin bölge adliye mahkemesine tanındığı sonucuna varılacaktır ki herhalde bu sonuca katılmak mümkün değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yer verilen yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; bölge adliye mahkemesince fesih işleminin protokole uygun olduğu ve davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği belirtilerek, davalı kurum sigortalılarının reçetelerine ilişkin olarak düzenlenen fatura bedellerinin tahsili talebine ilişkin esaslı delillerin toplanması ve değerlendirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Diğer bir anlatımla; davaya konu sözleşmenin feshi ile maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden toplanan delilleri maddi vakıa ve hukuki denetim yapmak suretiyle değerlendiren bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı yönünde belirleme yapılmış olmasına rağmen, olayda uygulama yeri bulunmayan HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi gereğince, usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacak şekilde dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu halde söz konusu kararın, HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki açık hüküm ve aynı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen (g) bendindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde kesin nitelikte olmadığı anlaşılmakla; bölge adliye mahkemesinin davacının temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 14/12/2021 tarihli ek kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. 2-)Davacının esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada sözleşmenin feshi talebine ilişkin hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı düşünülerek işin esasına girilmesine rağmen, ayrıca usul yönünden de değerlendirme yapılıp davacının fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin talebi yönünden tüm esaslı delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-)Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, verilen kararın kesin mahiyette olduğu ve temyiz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bölge adliye mahkemesi kararının temyize tâbi kararlardan olduğunu, kesin olarak nitelendirilemeyeceğini, Mahkeme ve istinaf kararındaki aleyhe değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, Kurum işleminin iptali ve tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili tarafından gerçekleştirilen işlemin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ve hukuka aykırılık taşımadığını, bu nedenle istinaf kararında bahsi geçen aleyhe değerlendirmelerin yerinde olmadığını, hükmün bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davada, istinaf mahkemesince verilen kararın HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kesin nitelikte olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre somut olayda eksikliklerin ilk derece mahkemesince mi yoksa istinaf mahkemesince mi giderilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352 nci maddesinin birinci fıkrası, 353 üncü maddesi ve 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 2. İstinaf ile ilgili monografilerin karşılaştırmalı hukuka ilişkin bölümlerinde “geniş (tam) istinaf sistemi” ve “dar istinaf sistemi” ayrımına yer verilmektedir. Geniş istinaf sistemi davanın istinaf merciinde adeta yeniden görülmesi ve yeniden hükme bağlanması esasına dayanmaktadır. Dar istinaf sistemi ise ilk derece mahkemesinde hükme bağlanmış olan davanın yeniden görülmesinden ziyade o davada verilen hükmün denetlenmesi esasını benimsemektedir. Buna göre geniş istinafta ikinci derece mahkemesi önüne yeni vakıa ve deliller getirtilmesi konusunda bir sınırlama bulunmamakta, istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlanmamakta, istinaf yoluna başvurmanın hükmün icrasını erteleyici etkisine getirtilen istisnalar sınırlı tutulmaktadır. Buna karşılık dar istinafta kanun yolu incelemesinin kural olarak istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı tutulduğu görülmekte, ikinci derece mahkemesinde yapılabilecek taraf işlemleri sınırlamalara tabi kılınmakta, yeni vakıa ve deliller ileri sürülmesi istisnai hâllerle sınırlı tutulmakta, istinaf incelemesi sırasında hükmün teminat karşılığında icrasına imkân veren hükümler bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dar istinaf sistemini benimsemiştir. Gerçekten istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı tutulması, bölge adliye mahkemesinde yapılan istinaf incelemesinde kural olarak resen göz önünde tutulacak olanlar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen savunmaların dinlenmemesi ve yeni delillere dayanılamaması ve bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı bu mahkemeye geri göndermek konusunda geniş bir yetkiye sahip olması dar istinaf sistemine ait özelliklerdir (Ali Cem Budak, İlamat Torbası İstinaf Mahkemesi Karar İncelemeleri, Ekim 2020, s. 1-2). 3. İstinaf sistemi kavram olarak açıklandıktan sonra istinaf kanun yolu aşamasına da değinmek gerekmektedir. Öncelikle kararı veren ilk derece mahkemesi dilekçeler (istinaf dilekçesi ve cevap dilekçesi) verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak ilgili istinaf mahkemesine gönderir (HMK md. 347/3, md. 343/4). İstinaf mahkemesinin görevli hukuk dairesi, ilk önce yetkili olup olmadığını resen inceler. Yetkili olduğu kanısına varırsa dosya üzerindeki ön incelemesine devam eder. Ön inceleme sonunda incelemenin aynı istinaf mahkemesinin başka bir dairesince (veya başka bir istinaf mahkemesince) yapılması gerektiği, istinaf edilen kararın kesin olduğu, başvurunun istinaf süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında gerekli karar verilir (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, Cilt II, Mart 2020, s. 1366-1368). 4. Konuya ilişkin olarak HMK’nın 352 nci maddesinin birinci fıkrası “(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti halinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması b) Kararın kesin olması c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi…” şeklinde düzenlenmiştir. 5. Ön inceleme aşamasında verilecek kararlar, incelemenin başka bir daire tarafından yapılması gerektiğine ilişkin “gönderme kararları”, ilk derece mahkemesine ait kararın istinaf kanun yolu açık olmayan kesin bir karar olması nedeniyle ve ayrıca başvurunun süresi içinde yapılmaması nedeniyle verilen “dilekçenin reddi kararları” ve istinaf başvuru şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle verilen “başvurunun yapılmamış sayılmasına” ilişkin kararlardır. Bu aşamada verilecek olan kararların temel niteliği işin esası ve ilk derece mahkemesine ait kararla bir ilgisinin olmamasıdır. Nitekim bu aşamada yapılan incelemede dairenin görevli olup olmadığı, inceleme konusu olan ilk derece mahkemesine ait kararın kesin olup olmadığı ve başvurunun süresinde ve kanunda öngörüldüğü biçimde yapılıp yapılmadığı denetlenmektedir. Dolayısıyla ön incelemede verilen kararlar tamamen istinaf başvurusu ile ilgili olup, başvurunun kabul edilebilir olmadığını tespit eden usule ilişkin nihai kararlardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s. 319). 6. Ön inceleme aşamasında eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyalar incelemeye alınır. 7. İstinaf bölümünde, aksine hüküm bulunmayan hâllerde ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü istinaf mahkemesinde de uygulanır. İstinaf incelemesi duruşmasız veya duruşmalı yapılır. Duruşmasız istinaf incelemesi HMK’nın 353 üncü maddesinde düzenlenmiştir. 8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin ilk hâlinde “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması. 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması. 6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” hükmü yer almakta iken; 7035 ve 7251 sayılı Kanun’lar ile yapılan değişiklikler sonucu 353 üncü madde “…(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (Mülga İbare Rgt: 05.08.2017 RG NO: 30142 Mükerrer Kanun No: 7035/29) 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (Mülga İbare Rgt: 05.08.2017 Rg No: 30142 Mükerrer Kanun No: 7035/29) karar verilmiş olması. (Değişik Alt Bent Rgt: 28.07.2020 Rg No: 31199 Kanun No: 7251/35) 6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra (Eklenmiş İbare Rgt: 28.07.2020 Rg No: 31199 Kanun No: 7251/35) başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” şeklinde düzenlenmiştir. 9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra HMK’nın 353/1-a-6 bendi değerlendirildiğinde; anılan hüküm istinaf kanun yolunun ne şekilde uygulanacağı konusunda son derece belirleyicidir. Bir taraftan istinaf mahkemelerinin hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak tahkikat sonucuna göre yeniden karar verme yetkisini haiz olan bir hüküm mahkemesi olduğu kabul edilirken, diğer taraftan da söz konusu hükümle bir nevi eksik inceleme gerekçesiyle dosyanın mahalline geri gönderilmesi kabul edilmektedir. HMK’da kabul edilen dar istinaf sisteminin amacına uygun olarak istinaf mahkemelerinin hukuki denetim görevini yerine getirirken gerektiğinde yeniden tahkikat ve inceleme yapmalarına imkân verecek bir uygulamanın benimsenmesi ancak ortada hukukî ve maddi vakıa denetimine konu olacak verilerin bulunmaması hâlinde ise tahkikatın yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi gerekmektedir. Olaya ve maddi delillere en yakın olan mahkeme ilk derece mahkemesidir (Tülin Kurtoğlu, Özel Hukukta İstinaf Denetimi ve Yargılaması, Ankara 2017, s. 152-153). 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın geri gönderilmesine, (b) bendinde “başvurunun esastan reddine” “düzelterek yeniden esas hakkında karar” ve “yeniden esas hakkında karar” şeklinde hüküm kurulacağı belirtilmiştir. 11. Bu kapsamda HMK’nın 353/1-a maddesinin 1-6 bentleri arasında sayılan usule ilişkin hukuka aykırılıklar tespit edildiğinde, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilecektir. HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda istinaf mahkemesi kararı esas yönünden inceleyemez (Kurtoğlu, s. 187-188). Bu nedenle madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere HMK’nın 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılan hâllerde istinaf mahkemesinin esası incelemeden verdiği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararları kesin olduğundan temyiz edilemez. 12. Öte yandan 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 362 nci maddesine eklenen (g) bendine göre “353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça hüküm altına alınmış olup madde gerekçesinde de; 353/1-a bendi kapsamına giren durumlarda bölge adliye mahkemesinin duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353 üncü madde hükmü ile uyum sağlanarak Kanunun bütünlüğünün korunması amaçlandığı ifade edilerek 353/1-a bendi kapsamında verilen kararların kesin nitelikte olduğu vurgulanmıştır. 13. Hâl böyle olunca bölge adliye mahkemelerinin HMK’nın 353/1-a bendi kapsamına giren kararlarının kesin nitelikte olduğu sonucuna varıldığından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen direnme kararı yerindedir. 14. O hâlde, direnme uygun olup usul ve yasaya uygun direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın direnme kararını veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (3)

12. Hukuk Dairesi, 2023/4774 E., 2024/766 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2023/4774 E.  ,  2024/766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl davada icra takiplerinin dayanağı olan ipoteğin teminat ipoteği olup muacceliyet şartlarını taşımadığı, tarafına ihtarname gönderilmediği ve faiz oranına itiraz edilerek icra emrinin ve takibin iptalinin talep edildiği, davacı borçluların ..., ... ve Rındek Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd.Şti. olduğu; birleşen davada ise ipotekli taşınmazlar üzerine konulan İİK 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiği, davacı borçluların ..., ..., ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A. olduğu, her iki davanın Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/589 Esas-2019-605 Karar sayılı kararı ile birleştirildiği; sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı ile ''Esas dosya (2019/525 Esas) hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, davanın diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; davanın reddine'' karar verilmiş, Aynı mahkemece verilen 19.02.2020 tarihli ek karar ile ''birleşen dava davacılarından ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A.'ya ait vekaletnamenin 2 haftalık kesin sürede Av.... tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle istinaf talebinin reddine'' karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.01.2022 tarihli 2020/1586 Esas 2022/31 Karar sayılı kararı ile Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı KALDIRILARAK yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesince 06.07.2022 tarihli 2022/86 esas 2022/518 karar sayılı kararı ile; ''Esas dava hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verildiği; Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar vekalet ücreti yönünden değiştirilmek suretiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 25.01.2023 tarihli 2022/3260 Esas 2023/203 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak; ''Esas dava hakkında; Davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden kısmen kabulü ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilerek davalı alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK'nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK'nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay'a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında ''Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği'' şeklinde karar verilmekle önceki vermiş olduğu kaldırma kararında kaldırdığı esas ve karar numaralı mahkeme kararına dayalı olarak karar vermiş olmaktadır. Kaldırılan mahkeme kararına dayanılarak olmayan bir hükme dair hüküm kurulması isabetsiz olup; esasa ilişkin yeniden bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına karar verdiği karara yaptığı atıfla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Ayrıca birleşen dava davacılarından ikisi hakkında istinaf isteminin reddine karar verilmiş, ancak diğer ikisi hakkında davada vekaleti bulunan vekilinin yapmış olduğu istinaf istemi göz ardı edilerek onlar hakkında birleşen dava yönünden karar verilmemesi hatalı olup yeniden verilecek bu usulü eksikliğin giderilmek suretiyle dosya yeniden esasen incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarih ve 2022/3260 E.- 2023/203 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4553 E., 2023/5635 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/4553 E.  ,  2023/5635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/382 E., 2022/541 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA Taraflar arasındaki asıl davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda ... ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.04.2023 ... ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi duruşma talepli olarak istenilmiş olmakla, karar düzeltme aşamasında yapılan duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili asıl davada; davalı ...'nin adına kayıtlı Üsküdar Çengelköy 914 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 1/8 hissesinin 29.03.1985 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile ...'a satışının vaat ve taahhüt edildiğini, ... tarafından satış vaadine konu bu taşınmazın düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 11.04.2002 tarihinde davacıya devrinin taahhüt edildiğini, kararlaştırılan satış bedelinin tamamının defaten ödendiğini; ancak tapuda tescil işlemi yapılamadığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili birleştirilen davada; davalıların murisi Kalyopi'nin kendi adına asaleten kardeşi ... hissesi adına vekâleten 1985 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme uyarınca dava dışı ... ...'a devri taahhüt edilen hissenin ... ... tarafından davacı ...'e 11.04.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile temlik edildiğini, ...'in 2003 yılında ...'nin hissesi olan 1/8 payı adına tescil ettirdiğini; fakat daha sonra ... mirasçıları tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava ikâme edildiğini, davanın kabul edilerek hissenin tekrar ... mirasçıları adına tescil edildiğini, Kalyopi'nin erkek kardeşi ...'nin 23.04.1979 tarihinde vefat ettiğini gizlediğini, vekâlet görevini kötüye kullanması nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek öncelikle Kalyopi adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile davacı adına tescili, ikinci kademede taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin güncelleme yapılmak suretiyle ve diğer oluşan zararların davalılardan tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı ... yargılama sırasında 04.12.2020 tarihli sözleşme ile dava sonucunda elde edilecek hak ve alacaklarını ...'a; 04.08.2022 tarihli sözleşme ile ...'e temlik etmiş, bahsi geçen kişiler davaya davacı olarak dahil edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar vekili asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, 2002 yılında yapılan sözleşmede bedelin 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin sözleşmenin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Birleştirilen davada ise davalılar vekili; asıl davada yapılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde ödeme belgesindeki imzanın murislerine ait olduğunun tespit edilemediğini, dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hem haksız fiile dayanıldığını, her ikisi yönünden de 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 28.09.2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. IV- BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.09.2017 tarihli kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarih ve 2017/6091 Esas, 2018/5193 Karar sayılı ilâmı ile, "Somut olaya gelince; 29.03.1985 tarihi, 26042 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle, vaad bedelinin 2.000.000 TL olduğu, bunun 1 milyonunun nakden ve tamamen ödendiği, kalan bir milyonluk kısmının da satıcılar adına hükmen tescili tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeneceği belirtilmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesine eklediği 15.05.1985 tarihli fotokopi belge ile bakiye vaad bedelinin de ödendiğini ileri sürdüğünden bu belge de değerlendirilmeli, bedelin tamamının ödendiği kanaatine varılırsa davanın kabulüne karar verilmeli; aksi halde Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın satış vaadine konu kısmının dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1.000.000 eski TL, taşınmazın değerine oranlanıp hesaplanmalı, satış vaadinde bulunan Kalyopi mirasçıları adına depo ettirilmesi için davacıya süre verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. "denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuş Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmında; hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediğini, 15.05.1985 tarihli belgenin yeterince incelenmediğini, rayiç bedel ve oranlamanın hatalı yapıldığını, hesaplamada dava tarihinin hatalı alındığını, yapılan hesaplamanın oranlama yapılmadan emsallere aykırı yapıldığını, faiziyle dava tarihine kadar işlemiş miktarın dikkate alınması gerektiğini, depo edilen miktarın düşük olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, birleştirilen dava yönünden davacının iyi niyetli olmadığını ve tazminat talep edemeyeceğini, Devletin yolsuz tescilden sorumlu olduğunu, birleştirilen davada vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğunu, birleştirilen davanın istinaf yoluna tâbi olduğunu, birleştirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci ve 444 üncü maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tâbi olup, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. 2. Hemen belirtilmelidir ki, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl davanın “İstinaf” kanun yoluna tâbi olmadığı açıktır. Ne var ki, birleştirilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/247 Esas sayılı dava yönünden ise karar tarihi 04.10.2022 olup, bu dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmaktadır. 3. Hâl böyle olunca, davaların birleşmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyalar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan asıl davanın gönderilmesi) için dosyanın Yerel Mahkemesine iadesi gerekmektedir. 4. Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş ise de; yazılı sebeple Mahkemesine iadesi gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilâmı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçeler ile dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, Peşin alınan düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/4926 E., 2022/6011 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi yollamasıyla HMK’nın 343-349 maddeleri gereğince temyiz maktu karar harcı 31.40 TL temyiz yoluna başvuru harcı 154,30 TL olmak üzere toplam 185,70 TL nin tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyiz talebinden vazgeçmiş
1. Hukuk Dairesi         2021/4926 E.  ,  2022/6011 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, Yerel Mahkemece davanın usulden reddine ilişkin kararın davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine mahkemece HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine dair verilen ek karar, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı adli yardım talepli dava dilekçesinde özetle; davalılar ... ile müşterek murisleri ...ın mirasçısı olduklarını, anneleri ... ile davalı ...'ın kardeş olduğunu, annesinin vefat ettiğini, davalı ...'ın kız kardeşi olan ...'ya mal vermemek için kadastro tespiti sırasında müşterek murisleri ... üzerine olan tüm taşınmazları kendi üzerine ve arkadaşı olan davalı ... ile çocuğu olan davalı ... üzerine yazdırdığını, davalılar .... ve ...ın bu malları diğer davalılar ..., ..., ... ve ... ile başkalarına sattıklarını, davalı ...'ın Alanya ilçesi Demirtaş Mahallesi'nde bulunan 808 ada 1 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 820 ada 8 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 8210 ada 3 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'e, 828 ada 4 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'a, 1364 parsel sayılı taşınmazı davalılardan ...'ya, 885 ada 1, 886 ada 1, 888 ada 5 parsel, 547 parsel sayılı taşınmazları ...'e sattığını, paralarını tahsil etmesine rağmen kendilerine ait miras hakkına düşen parayı vermediğini, davalı ...'ın diğer davalılar ile birlikte hareket ederek mal kaçırmak amacıyla bu işlemleri yaptığını, dava dilekçesinde yazılı tüm taşınmazların tapuların iptali ile müşterek muris ... adına tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. MAHKEME KARARI Alanya 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/05/2016 tarihli, 2016/306 Esas 2016/409 Karar sayılı kararıyla, davacının adli yardım talebinin reddedilerek davacı tarafa peşin harç ve başvuru harcı ile belirlenen gider avansını yatırması için 2 haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içinde harç ve gider avansının yatırılmadığı, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacı tarafça gider avansının yatırılmasının bir dava şartı olarak düzenlendiği gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. III. TEMYİZ 1. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz talebinde bulunmuş, Mahkemece davacı tarafa, HMK'nın 366. maddesi yollamasıyla HMK’nın 343-349 maddeleri gereğince temyiz maktu karar harcı 31.40 TL temyiz yoluna başvuru harcı 154,30 TL olmak üzere toplam 185,70 TL nin tebliğ tarihinden itibaren bir haftalık kesin süre içerisinde tamamlanması gerektiği, aksi halde temyiz talebinden vazgeçmiş sayılacağına dair ihtarlı tebligat gönderilmiştir. 2. İhtardan Sonra Mahkemece Verilen Ek Karar Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/12/2017 tarihli, 2016/306 Esas, 2016/409 Karar sayılı ek kararıyla, mahkeme kararının davacı tarafından temyiz edildiği ancak temyiz maktu harcı, temyiz yoluna başvurma harcı ve temyiz posta giderinin yatırılmadığı, davacıya bu eksikliğin giderilmesi için usulüne uygun meşruhatlı tebligatın tebliğ edildiği ancak eksikliğin giderilmediği gerekçesiyle HMK’nın 344. maddesi gereğince temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. 3. Mahkemenin Ek Kararına Karşı Temyiz Yoluna Başvuranlar Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde adli yardım talepli olarak davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 4. Temyiz Nedenleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle, davasını adli yardım talepli olarak ve gerekli belgeleri de dava dilekçesine ekleyerek açmış olduğu davada mahkemenin önce adli yardım talebinin kabul edildiğini, ancak yargılama aşamasında mahkeme harç ve masraflarının yatırılması için tarafına süre verildiğini, verilen süre içerisinde mahkemeye beyanda bulunarak mahkeme harç ve masraflarını yatırma imkanı olmadığını ve bu konudaki muhtarlık belgesi ile daha önceki başka mahkemeler tarafından verilen adli yardım talebinin kabulüne dair kararları sunmuş olmasına rağmen, Mahkemece ısrarla bu delillerin yok sayılarak davanın usulden reddine karar verdiğini, kendisinin Bağ-Kur emeklisi olup emekli maaşının üzerinde vergi borçlarından dolayı bir çok haczin bulunduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 5.Gerekçe 5.1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkindir. 5.2. İlgili Hukuk Anayasamızda hak arama özgürlüğünün kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi için gerekli yargılama giderlerini ödemede sıkıntıya düşecek veya ödeyemeyecek durumda bulunan kişilere, her türlü mali ve hukuki korunma taleplerinde kolaylık sağlanması sosyal hukuk devletinin ilkelerinden olup, bu gereğin yerine getirilebilmesi de adli yardım ile mümkündür. Bu nedenle adli yardım müessesesi 1086 sayılı HUMK'un 465 ila 472 maddeleri ile 6100 sayılı HMK'nin 334 ila 340. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bilindiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 334 ila 340.maddelerinde düzenlendiği üzere adli yardım, fakir bir kimsenin bir davanın gerektirdiği oldukça kabarık olan harç ve masrafları sağlayamaması durumunda bu mali külfetten geçici olarak muaf tutulmasıdır. 6100 sayılı Kanun'un 336/3.maddesine göre adli yardım talebinin kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay'a yapılacağı, 337/1. maddesi uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebileceği; böylece, temyiz aşamasında adli yardım talebi hakkında karar verme yetkisinin Yargıtay'a ait olacağı düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK′nın 337/2. maddesinde, "Adli yardım talebinin reddine ilişkin kararlara karşı, tebliğinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye dilekçe vermek suretiyle itiraz edilebilir. Kararına itiraz edilen mahkeme, itirazı incelemesi için dosyayı o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde adli yardım talebi yapılan hukuk mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde ise aynı işlere bakmakla görevli en yakın mahkemeye gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir. Adli yardım talebi reddedilirse, ödeme gücünde sonradan gerçekleşen ciddi bir azalmaya dayanılarak tekrar talepte bulunulabilir." Harçlar Kanunu'nun uygulanması ( kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle ) hakim tarafından re’sen gözetilmesi gereken bir husustur. 6100 sayılı HMK’nın 344- (1).maddesinde; “İstinaf dilekçesi verilirken, istinaf kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulması hâlinde, 346 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü kıyas yoluyla uygulanır.” Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 120. maddesine göre, davacının dava açarken yargılama harçlarını ve gider avansını mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verileceği, HMK'nın 114/1-g maddesinde davacının yatırması gereken gider avansının dava şartları arasında sayıldığı,HMK 115/2. maddesinde davaşartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verileceği ve bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verileceği düzenlemelerine yer verilmiştir. 5.3. Değerlendirme Somut olayda, talepte bulunan davacının yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığı ve adli yardım talebinin yerinde olduğu anlaşılmış olmakla (HMK'nin m.336/2) adli yardım talebinin kabulüyle Mahkemece verilen 11.12.2017 tarihli ek kararın kaldırılması gerekmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın 10.000.00 TL değer gösterilmek suretiyle ve adli yardım talepli olarak açıldığı, 12.04.2016 tarihli tensip tutanağının 14.maddesinde adli yardım talebinin reddine ve dava değeri üzerinden hesaplanan peşin nispi harcı ve gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, söz konusu ara kararın davacı tarafa 19.04.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 03.05.2016 tarihinde beyan dilekçesinde; avukat talebinde bulunarak harcı ve gider avansını yatıramayacağının bildirildiği ve bu hususta verilen ara karardan rücu edilmesinin talep edildiği, adli yardım talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından süresinde itiraz yoluna başvurulmadığından artık mahkemece verilen adli yardım talebinin reddi kararı kesinleşmiştir. IV. SONUÇ Yukarıda açıklanan nedenlerle 1-Davacının adli yardım talebinin kabulüne, mahkemenin 11.12.2017 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA, 2-Davacının esasa yönelik yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 80,70 TL onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 22/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.