Hukuk Muhakemeleri Kanunu 348. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 348- (1) İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.
(2) İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
Başvurma hakkından feragat
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
10 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/9988 E., 2023/2855 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
ve davalı alacaklı tarafından (katılma yoluyla) istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2022/9988 E. , 2023/2855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki takibin iptali isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
Kararın şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından (katılma yoluyla) istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Borçlu şikayet dilekçesinde; davalı alacaklı tarafından yabancı para cinsi üzerinden hükmedilen katılma alacağının tahsiline ilişkin Ör. 4-5 ilamlı takipte, takip talebi ve icra emrinde İİK’nın 58/3. maddesine uygun olarak yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediğini, alacağın hangi tarihteki kur karşılığının talep edildiğinin anlaşılmadığını, ilamda hükmedilen alacaklardan farklı miktarların talep edildiğini, işlemiş faiz miktarının nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını ve fahiş olduğunu, işleyecek faiz tür ve oranının ilama aykırı olduğunu, ödeme emrinin açıklama kısmında her aya isabet eden tam miktarın belirtilip üst kısımda kısmi ödeme talebinin bulunduğunu, ancak kısmi taleplere ilişkin dayanak belge sunulmadığını ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı alacaklı cevap dilekçesinde; takip talebinde alacakların tahsil tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden tahsilinin talep edildiğini, faiz oran ve miktarlarının usulüne uygun olduğunu, alacak kalemlerinin ilama uygun olduğunu savunarak şikayetin reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Borçlar Kanunu'nun 83. maddesine 3678 sayılı kanunla eklenen son fıkraya göre yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklının bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk Parası ile ödenmesini isteyebileceği, ancak İİK'nın 58/3. maddesine göre alacağın Türk parası ile tutarının takip talepnamesinde gösterilmesinin zorunlu olduğu, aynı zorunluluğun İİK'nın 60/1. maddesi gereğince ödeme emri için de söz konusu olduğu, yine İİK'nın 41. maddesi delaletiyle anılan hükmün ilamlı icra takiplerinde de uygulanacağı, İİK'nın 58/3. maddesi hükmüne göre düzenlenmeyen icra emrinin iptalinin gerektiği, şikayete konu icra takibine dayanak olan İstanbul ... 13. Aile Mahkemesinin 2014/558 E. - 2021/328 K. sayılı kararında belirtilen 597.241,52 Euro katılma alacağı ve işlemiş faiz kalemi ile 59.622,29 USD ve işlemiş faiz kalemi alacağının bulunduğu, USD ve Euro yabancı paranın harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığının takip dosyasında gösterilmediği, bu hususun mahkemece re'sen değerlendirilmesi gerektiği kanaati ile şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı (katılma yoluyla) istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Şikayetçi borçlu istinaf dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehine karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil re'sen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda; şikayetçi borçlunun istinafının kötüniyetli olduğunu, şikayetçi borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiğini, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; şikayetçi borçlunun, şikayet dilekçesinde takibin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece kamu düzeni nedeniyle resen dikkate alınması gereken sebeple takibin iptaline karar verildiği, bu nedenle mahkemece şikayet dilekçesinde takibin iptali sebebi olarak ileri sürülen nedenlerin gerekçelendirilmesine gerek olmadığı gibi, şikayetçinin bu taleple istinaf başvurusunda bulunmasında da hukuki yararının bulunmadığı, davalı alacaklı katılma yoluyla istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, şikayetçinin istinaf istemi usulden reddedildiğinden HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak davalının katılma yoluyla yapılan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile şikayetçi borçlunun istinaf başvurusunun hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, davalı alacaklının katılma yolu ile istinaf başvurusunun HMK'nın 348/2. maddesi dikkate alınarak reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Şikayetçi borçlu temyiz dilekçesinde; her ne kadar takibin iptali ile lehe karar verilmiş ise de, şikayet nedenleri ile değil resen yapılan değerlendirme sonucu bu kararın verilmesinin gerekçeli karar hakkı ve taleple bağlılık ilkelerinin ihlali niteliğinde olduğunu, şikayet nedenlerinin gerekçede değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, zarara uğramasına neden olabileceğinden hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklı temyiz başvurusunda; şikayetçi borçlunun temyiz başvurusunun kötüniyetli olduğunu, borçlu lehine karar verildiğinden istinaf yoluna başvurmakta hukuki yararının bulunmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesi ile çelişen ve sınırlı inceleme yetkisi bulunmasına rağmen re'sen inceleme yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, fiziki dosyada yer alan takip talebi ve icra emrinde harca esas değerin gösterildiği, Uyap kayıtlarındaki belgelere itibar edilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki bu eksiklik nedeniyle icra emrinin iptali ile yetinilmesi gerekirken takibin tümden iptalinin hatalı olduğunu ileri sürerek bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yabancı para alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, takibin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 16., 41. ve 58/3. Maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 348/2. maddesi ve sair yasal mevzuat
3. Değerlendirme
1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup şikayetçi borçlu ve davalı alacaklı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken 179,90'ar TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenlerden tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
10. Hukuk Dairesi, 2024/8539 E., 2024/9325 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
3.Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin HMK'nın 366 ncı ve 348/2 inci maddeleri gereğince REDDİNE,
10. Hukuk Dairesi 2024/8539 E. , 2024/9325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/306 E., 2024/218 K.
KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti. yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ortak vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde özetle; davacının davalılardan ... Deri San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait işyerinde alt taşeron olan diğer davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. sigortalısı olarak çalıştığı esnada 25.09.2007 günü iş kazası geçirdiğini, davacının makinacı olduğunu ve en son aylık ücretinin net 600,00 TL olduğunu, davacının ketenlerin makineye girmesini engellemek isterken sol kolunu makine dişlilerine kaptırdığını, iş kazasının oluşumunda işverenin ve şantiye şefi ... 'ın kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde gerekli iş güvenliği tedbirlerinin alınmadığını ve davacıya eğitim verilmediğini, kaza sonrası davacının sol eli ve sol kolunda kalıcı iz oluştuğunu ve eski ... gelmeyecek derecede hasar gördüğünü, davacının geçirdiği iş kazası sebebiyle oluşan maluliyetine bağlı maddi ve manevi zarara uğradığını beyanla asıl dava dosyasında 129.234,38 TL maddi tazminat, birleşen 2018/319 Esas sayılı dava dosyasında 70.000,00 TL manevi tazminat, birleşen 2020/205 Esas sayılı dava dosyasında 30.454,77 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, Dairemizin 07.02.2023 tarihli son bozma kararından sonra açılan 2024/2161 Esas sayılı dava dosyasında davacı vekilli 1.039.447,69 TL maddi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu iş kazasının davacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmediğini, davacının makinayı kapatmadan elindeki eldivenle dolanan keteni almak isterken kolunun boru ve keten arasına girmesi neticesi gerçekleştiğini, davacının önce makineyi durdurması gerektiğini, ondan sonra olaya müdahale etmesi gerektiğini, davacının kazanın oluşumuna dikkatsiz ve özensiz davranışıyla sebebiyet verdiğini, aslında iş güvenliği tedbirlerinin alınmış olduğunu, davacının maluliyet oranlarının ve SGK tarafından davacıya bağlanan maluliyet aylığı olup olmadığının tespitinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
Davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekcesinde özetle; davacının kendi işçileri olmadığını, bu sebeple davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, diğer davalı ile aralarında taşeronluk ilişkisi bulunduğunu, davacının taşeron işçisi olduğunu ve aralarındaki sözleşme gereği taşeron işçilerinin uğrayacağı her türlü zarardan taşeronunun sorumlu olduğunu, yaşanan iş kazasında kusurun davacıda olduğunu, kendilerine yüklenebilecek bir kusur olmadığını, davalının üzerine düşen tüm iş sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini aldığını, kendilerine yüklenebilecek bir kusur olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli ve 2009/193 Esas, 2020/398 Karar sayılı kararıyla 25.09.2007 tarihli iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı ... şirketinin %65, davalı ...'un %5 oranında kusurlu oldukları, davalı ... şirketine atfı kabil bir kusur bulunmadığı, davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğu kabulünden hareketle davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davacının asıl ve birleşen 2020/205 Esas sayılı dava dosyaları yönünden davacı lehine toplamda 159.689,15 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş, Mahkemece birleşen 2018/319 Esas sayılı manevi tazminat talepli dava dosyası hakkında hüküm kurulmaması nedeniyle, davacı vekilinin bu konuda başvuruda bulunması üzerine İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi doğrultusunda verilen 09.12.2020 tarihli ek kararla davacı lehine davalılar ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Günday'dan müştereken ve müteselsilen tahsil edilmek üzere 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2020 tarihli ve 2009/193 Esas, 2020/398 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 tarih, 2021/294 Esas, 2021/778 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 06.07.2021 tarih 2021/6222 Esas, 2021/9697 Karar sayılı kararı ile davanın iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkin olup nispi karar ve ilam harcına tabi olduğu, davacı yönünden kabul edilmiş bir adli yardım talebi de bulunmadığına göre ıslah harcı ve manevi tazminat istemine ilişkin 2018/319 Esas numaralı birinci birleşen dava dosyası açılırken alınması gereken başvuru harcı ve peşin harcın yatırılmadığı gözden kaçırılarak asıl dava dosyasında ıslah edilen maddi tazminat tutarı üzerinden hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi 09.12.2020 tarihli ek kararla davacı lehine manevi tazminat ödenmesine karar verilmesinin de hatalı olduğu, asıl dava dosyasında ıslah harcı ve 2018/319 Esas numaralı birinci birleşen dava dosyasında ise başvuru harcı ve peşin harç eksikliklerinin giderilmesi için davacı tarafa usulüne uygun olarak süre tanınması, belirlenecek süre içerisinde noksan harçlar yatırılmaz ise 2020/205 Esas numaralı ikinci birleşen dava dosyasını tefrik ettikten sonra, asıl dava ve 2018/319 Esas numaralı birinci birleşen dava dosyası yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30 uncu maddesinin son cümlesi ve 6100 sayılı HMK'nın 150 nci maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında yasal süresi içinde noksan harçlar ödenip, davanın yenilenmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, 09.12.2020 tarihli ek kararla davacı lehine manevi tazminat ödenmesine karar verilmesinin de hatalı olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra verilen 21.10.2021 tarih ve 2021/358 Esas, 2021/442 Karar sayılı karar ile davacının 25.09.2007 tarihinde ... Deri San. Tic. Ltd. Şti.'nin kabası bitmiş binasının ısıtma, havalandırma ve su tesisatlarının yapım işini alan davalı ... mühendislik şirketinin işyeri faaliyetleri sırasında sol elini pafta makinesine kaptırması sonucu yaralandığı, kazanın meydana gelişinde davacının %30, davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin %65, davalı ...'un %5 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti.'nin kusurunun bulunmadığı, davacının sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğundan bahisle davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davalarının reddine, diğer davalılar ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... yönünden davacı lehine davacı lehine 159,689,15TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
4.İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2021 tarihli kararına karşı davalı ... ve davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 07.02.2023 tarih ve 2021/12664 Esas, 2023/918 Karar sayılı kararı ile davalı ...'un temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine, İlk Derece Mahkemesince verilen 19.11.2020 tarih ve 2009/193 Esas, 2020/398 Karar sayılı ilk karar ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin 29.03.2021 Tarih, 2021/294 Esas, 2021/778 Karar sayılı kararına karşı davalı gerçek kişi ... tarafından kanun yoluna başvurulmadığı, bu nedenle davalı ...'un temyiz başvurusunun hali hazırda hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği dikkate alınmak suretiyle zamanaşımı defilerinin yalnızca davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, davalı şirketin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen temyiz incelemesine konu 29.03.2024 tarihli kararıyla 25.09.2007 tarihli iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı ... şirketinin %65, davalı ...'un %5 oranında kusurlu oldukları, davalı ... Şirketine atfı kabil bir kusur bulunmadığı, davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğu kabulünden hareketle davalı ... Deri San. Tic. Ltd. Şti. yönünden kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine, diğer davalılar ... ve ... şirketi yönünden davacı lehine 1.119.136,84 TL maddi, 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle ilk karardan sonra HMK'nın 305/A maddesi kapsamında verilen manevi tazminat ek kararında davalı ... şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu ek karara karşı ... tarafından kanun yoluna başvurulmadığına göre son kararda adı geçen davalı lehine manevi tazminat red vekalet ücreti verilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Davalılar ... ve ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, önceki beyanlarını tekrar ettiklerini, hükmün bozulması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
a. Davalı ... Vekilinin Davacının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Davacının, dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince verilen 19.11.2020 tarih ve 2009/193 Esas, 2020/398 Karar sayılı ilk karara, 6100 sayılı Kanun'un 305/A maddesi doğrultusunda verilen 09.12.2020 tarihli ek karara ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince verilen 29.03.2021 tarih, 2021/294 Esas, 2021/778 Karar sayılı karara karşı davalı gerçek kişi ... tarafından kanun yoluna başvurulmadığı, temyiz incelemesine konu eldeki kararda davalı ... tarafından kanun yoluna başvurulmayan manevi tazminat tutarına kıyasla daha ağır bir hüküm bulunmadığı gözetildiğinde, temyiz eden davalılar vekilinin davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme ilişkin temyiz isteminin davalı ... yönünden hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.
b.Davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekilinin Davacının Manevi Tazminat İstemi Hakkında Kurulan Hükme İlişkin Temyiz İstemi Yönünden;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
Dosya içeriğine göre davacı vekilinin manevi tazminat olarak 70.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesinin temyiz incelemesine konu 29.03.2024 tarihli kararı ile davacı lehine 35.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verildiği gözetildiğinde, kısmen kabulüne karar verilen manevi tazminat miktarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı şirket vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir.
c.Davacı Vekilinin Katılma Yoluyla Temyiz İstemi Yönünden
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 366 ncı maddesine göre istinaf yolu ile ilgili 343 ilâ 349 ve 352 nci madde hükümleri, temyizde de kıyas yoluyla uygulanır.
Kıyas yoluyla uygulanacak madde hükümleri arasında bulunan katılma yoluyla istinaf başvurusuna ilişkin 348 inci maddenin ikinci fıkrasında ise istinaf yoluna başvuranın bu talebinden feragat etmesi veya talebinin Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilmesi halinde katılma yolu ile başvuranın talebinin de reddedileceği düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar karşısında temyiz eden davalıların manevi tazminata ilişkin temyiz istemlerinin esasa girilmeksizin miktardan reddedildiği açık olduğuna göre davacı vekilinin salt manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükümle bağlantılı katılma yoluyla temyiz isteminin de reddine karar vermek gerekmiştir.
ç. Davalılar ... ve ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Ortak Vekilinin Diğer Hükümlere Yönelik Temyiz İtirazları Açısından
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, temyiz eden davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamından 25.09.2007 tarihli iş kazasının oluşumunda davacının %30, davalı ... şirketinin %65, davalı ...'un %5 oranında kusurlu oldukları, davalı ... şirketine atfı kabil bir kusur bulunmadığı, davacının tespit edilen sürekli iş göremezlik oranının %19,00 olduğu, 09.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zararının 110.034,17 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin 30.10.2019 tarihli dilekçe ibraz ettiği, bu dilekçede bilirkişinin yukarıdaki tespitlerine katıldıklarını beyan ederek raporu kabul ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli kararı ile 35.000,00 TL manevi tazminatla birlikte 159.689,15 TL de maddi tazminatın davalılar ... ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, anılan karara karşı davalı ... tarafından istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığı anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan ... ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2 nci maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK'nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E., 2006/527 K., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda Mahkemece 09.10.2019 tarihli bilirkişi hesap raporunda davacının maddi zararının 110.034,17 TL olarak belirlendiği, davacı vekilinin 30.10.2019 tarihli dilekçe ibraz ettiği, bu dilekçede anılan hesap raporuna karşı beyanda bulunduğu, bilirkişinin yukarıdaki tespitlerine katıldıklarını söyleyerek raporu kabul ettiği, bu şekilde davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, yine İlk Derece Mahkemesinin 19.11.2020 tarihli kararı ile 35.000,00 TL manevi tazminatla birlikte 159.689,15 TL'de maddi tazminatın davalılar ... ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, anılan karara karşı davalı ... tarafından istinaf ve temyiz yoluna başvurulmadığı, bu haliyle de davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş 35.000,00 TL manevi tazminatın ve davalı ... şirketinin sorumluluğu 110.034,17 TL ile sınırlı olmak üzere 159.689,15 TL maddi tazminatın davalılar ... ve ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz eden davalılar vekilinin, davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının davalı ... yönünden hukuki yarar yokluğundan REDDİNE,
2.Temyiz eden davalılar vekilinin, davacının manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme ilişkin temyiz itirazlarının davalı ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden miktardan REDDİNE,
3.Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz isteminin HMK'nın 366 ncı ve 348/2 inci maddeleri gereğince REDDİNE,
4.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davalılar ... ve ... Müh. Isı Sist. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2023/4774 E., 2024/766 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi 2023/4774 E. , 2024/766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl davada icra takiplerinin dayanağı olan ipoteğin teminat ipoteği olup muacceliyet şartlarını taşımadığı, tarafına ihtarname gönderilmediği ve faiz oranına itiraz edilerek icra emrinin ve takibin iptalinin talep edildiği, davacı borçluların ..., ... ve Rındek Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd.Şti. olduğu; birleşen davada ise ipotekli taşınmazlar üzerine konulan İİK 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiği, davacı borçluların ..., ..., ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A. olduğu, her iki davanın Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/589 Esas-2019-605 Karar sayılı kararı ile birleştirildiği; sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı ile
''Esas dosya (2019/525 Esas) hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, davanın diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; davanın reddine'' karar verilmiş,
Aynı mahkemece verilen 19.02.2020 tarihli ek karar ile ''birleşen dava davacılarından ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A.'ya ait vekaletnamenin 2 haftalık kesin sürede Av.... tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle istinaf talebinin reddine'' karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.01.2022 tarihli 2020/1586 Esas 2022/31 Karar sayılı kararı ile Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı KALDIRILARAK yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesince 06.07.2022 tarihli 2022/86 esas 2022/518 karar sayılı kararı ile;
''Esas dava hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından REDDİNE,
Davanın diğer davacı ... yönünden REDDİNE,
Davanın diğer davacı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verildiği;
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar vekalet ücreti yönünden değiştirilmek suretiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 25.01.2023 tarihli 2022/3260 Esas 2023/203 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak;
''Esas dava hakkında;
Davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine,
Davanın diğer davacı ... yönünden reddine,
Davanın diğer davacı ... yönünden kısmen kabulü ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilerek davalı alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde
“Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş,
Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir.
HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır.
Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK'nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK'nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay'a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur.
Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında ''Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği'' şeklinde karar verilmekle önceki vermiş olduğu kaldırma kararında kaldırdığı esas ve karar numaralı mahkeme kararına dayalı olarak karar vermiş olmaktadır. Kaldırılan mahkeme kararına dayanılarak olmayan bir hükme dair hüküm kurulması isabetsiz olup; esasa ilişkin yeniden bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına karar verdiği karara yaptığı atıfla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Ayrıca birleşen dava davacılarından ikisi hakkında istinaf isteminin reddine karar verilmiş, ancak diğer ikisi hakkında davada vekaleti bulunan vekilinin yapmış olduğu istinaf istemi göz ardı edilerek onlar hakkında birleşen dava yönünden karar verilmemesi hatalı olup yeniden verilecek bu usulü eksikliğin giderilmek suretiyle dosya yeniden esasen incelenerek karar verilmesi gerekmektedir.
SONUÇ:
Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarih ve 2022/3260 E.- 2023/203 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/6272 E., 2024/2627 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
tam metni aç
gerektiğini, bunun dışındaki davacıya ait "MİŞMİŞ" ibareli markaların tanınmış olup olmadıkları, tanınmış ise tanınmışlığından haksız yararlanıp yararlanmadığı konusunda ise, gerek dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, gerekse de HMK'nın 348/3 üncü maddesinden hareketle davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi h
11. Hukuk Dairesi 2022/6272 E. , 2024/2627 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/909 Esas, 2022/677 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/94 E., 2020/44 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili ve davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1975 senesinden beri ''mişmiş'' markası ile ün yaptığını, 02.02.1993, 14.03.2002, 13.05.2009 ve 10.02.2014 tarihli tescilleri ile 24 senedir ''MİŞMİŞ'' markasını kullandığını, davalının "... MİŞMİŞHANE" ibareli marka tescil başvurusunun müvekkilinin markaları ile iltibas oluşturduğunu, markaların 29 uncu ve 35 inci sınıflarda birebir aynı ve benzer ürünleri kapsadığını, dolayısıyla doğrudan iltibasa yol açtığını, müvekkilinin markayı tescil öncesinde de kullandığını, markanın tescilsiz kullanıma bağlı olarak üstün hak sahibi konumuna geldiğini, müvekkil markasının uzun yıllardır kullanımı ile tanınmış hale geldiğini, davalının kötü niyetli olduğunu,“mişmiş” ibaresinin bir anlamının bulunmadığını, YİDK kararında “kayısı” anlamına geldiği değerlendirilmesinin hatalı olduğunu belirterek davalının başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili cevap dilekçesinde özetle; ''MİŞMİŞ'' ibaresinin zayıf, ayırt ediciliği bulunmayan bir ibare olduğunu, Arapçada kayısı kelimesinin karşılığı olduğunu, zayıf ibareyi seçen davacının bu ibareye eklemeler yapılmak suretiyle oluşturulan markalara katlanma zorunluluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; "MİŞMİŞ" ibaresinin Malatya’da bir kayısı türü olduğunu, Arapça'da da kayısı anlamına geldiği için bu ibarenin Malatya'da sıklıkla tercih edildiğini, müvekkilinin “... MİŞMİŞHANE” şeklinde, ayırt edici "..." esas unsuru ile birlikte kullandığını, “MİŞMİŞ" kelimesinin karşı tarafın inhisarına bırakılmasının mümkün olmadığını, ayırt edici eklerle herkes tarafından kullanılabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'in YİDK aşamasında kullanmama def'inde bulunduğu, 2011/92733 sayılı markanın tescil tarihinden itibaren dava konusu marka başvuru tarihine kadar 5 yıllık süre dolmadığından, bu marka bakımından kullanmama def'i ileri sürme şartlarının oluşmadığı, diğer davacı markaları bakımından ibraz edilen kullanımın ispatına ilişkin delillerden, davacının "mişmiş" ibareli markayı "Kuruyemişler, kurutulmuş meyveler, Sucuk, Lokum, Türk Kahvesi, Süt Tozu, Nescafe..." emtiaları için markasal olarak kullandığının anlaşıldığı, davacının kullanım yükümlülüğünü yerine getirdiği ürünler ile davalı ...'e ait dava konusu markanın tescil edilmek istendiği ürün ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer oldukları, dava konusu marka başvurusunda belirtilen 35/1, 2, 3, 4 alt sınıflarına ilişkin hizmetlerin, itiraza mesnet gösterilen 2011/92733 ve 2008/15882 sayılı markalarda belirtilen hizmetler ile aynı tür/benzer hizmetler oldukları, her ne kadar davacıya ait 2011/92733 sayılı marka ile 2008/15882 sayılı markada perakendecilik hizmeti bakımından sınırlı sayılma, ürün somutlaştırması yapılmadığı, (2011/92733 sayılı markada perakedencilik hizmeti bakımından 1-34 ncü sınıflarda bulunan ürünlerin belirtilmesinin ürün somutlaştırma niteliği taşımadığı da şerh düşülmek üzere) bu hale göre yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre çoğun içinde az da vardır yaklaşımı ile hareket edilemeyeceği, bu durumda belirtilen hizmetler bakımından davacının fiili hangi tür emtiaların pazarlandığı hususunun dikkate alınması gerektiği de gözetilerek, yukarıda belirtilen davacı fiili markasal kullanım şekilleri nedeni ile karşılaştırılan ürün ve hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer oldukları hususuna ilişkin saptamanın değişmeyeceği, davacı markalarının esaslı ve tek unsurunun “mişmiş” ibaresi olduğu, davalının başvurusunda ise “...” ibaresinin görsel olarak “mişmişhane” ibaresine nazaran bir punto daha ön planda kalacak şekilde tertip edildiği, ancak davalının şahıs unvanı olduğundan “...” ibaresini potansiyel müşterilerin daha çok “mişmişhane” ile satılan malın veya verilen hizmetin ekonomik kaynağı olarak görebilecekleri, bu nedenle hem "mişmişhane" hem de "..." ibarelerinin, uyuşmazlık konusu emtia için ayrı ayrı ayırt ediciliğe sahip oldukları, "mişmiş" ibaresinin kayısının halk dilinde bilinen adı bulunduğu (Yargıtay 11. Hukuk Daireisi 14.11.2012 tarih 2011/2344 E., 2012/18145 K), bu nedenle kayısı ürünleri yönünden anılan ibarenin tanımlayıcı olduğu, davaya konu diğer ürün ve hizmetler bakımından da bu ibarenin halk nezdinde anlamı bulunan, belirli bir gıda ürününü tanımlayan, ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, davalı şahsa ait marka başvurusunda "..." ibaresinin görsel olarak "mişmişhane" ibaresine nazaran bir punto öne çıkacak şekilde tertip edilmesi, "mişmiş" ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olması nedeni ile ürün ve hizmetlerin ortalama tüketicisi nezdinde işitsel, görsel ve kavramsal olarak, markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının somut olayda oluşmadığı, anılan maddenin üçüncü fıkrasındaki koşullarının da davacı yararına oluşmadığı, davacının “gerçek hak sahipliği” yönündeki iddiasının sübut bulmadığı, davalının kötü niyetli olduğu ileri sürülmüşse de, karşılaştırılan işaretler arasında iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığından, davalı şahsın marka başvurusunda engelleme, spekülasyon, bagaj marka oluşturma vb. eylemlerde bulunduğuna ilişkin dosya kapsamında somut olgu veya olay bulunmaması nedeni ile bu iddianın da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece de inceleme konusu markaların mal ve hizmet sınıfları yönünden benzer oldukları kanaatine varıldığını, dava konusu “... MİŞMİŞHANE” markasının, müvekkiline ait "MİŞMİŞ" ibaresini aynen içerdiğini, mahkeme kararının aksine davalı markasının asli unsurunun "MİŞMİŞHANE" olduğunu, kişi ad ve soyadlarının genel ilke olarak ikinci planda, tali unsur şekilde değerlendirildiğini, "MİŞMİŞHANE" markasındaki "HANE" ibaresinin de markanın tamamlayıcı unsuru olup, Türkçe'de "ev, konut" anlamına geldiğini, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da davalının haksız beyanlarının aksine "mişmiş" ibaresinin değil, "mışmış" kelimesinin kayısı anlamına geldiğinin belirtildiğini, ayrıca "mışmış" kelimesinin de genel ortalama müşteri kitlesi açısından, manası bilinmeyen bir kelime olarak algılanacağını ve "mişmiş" kelimesi ile kavramsal bir bağlılık kurulamayacağını, dolayısıyla mahkemenin "mişmiş" ibaresinin kayısının halk dilinde bilinen adı olduğu şeklindeki gerekçesinin mesnetsiz ve son derece hatalı olduğunu, ayırt edici olmayan bir işaretin kullanım yoluyla ayırt edici hale gelebilmesinin de mümkün bulunduğunu, emsal bir olayda 2014-M-147 no.lu YİDK kararında, 2011/92733 tescil numarası ile kayıtlı müvekkiline ait "mişmiş" ibareli marka başvurusunun, o tarihte yürürlükte bulunan 556 sayılı KHK m.7/1-c uyarınca, markanın tanımlayıcı işaret olduğu gerekçesiyle kısmen reddine yönelik verilen karara karşı müvekkilinin itirazının kabul edildiğini, bu kararında YİDK'nın açıkça "mişmiş" ibaresinin tanımlayıcı olmadığının belirtildiğini, 6769 sayılı SMK m.6/3 hükmüne dair koşulların da müvekkili yararına oluştuğunu, önceki markadan haberdar veya bilebilecek durumda olmanın da bir kötü niyet göstergesi bulunduğunu, davalının da bu nedenle kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.11.2012 tarih 2011/2344 E.- 2012/18145 K. sayılı ilamı ile "mişmiş" ibaresinin kayısının halk dilinde bilinen adı olduğu, bu nedenle de kayısı ürünleri yönünden anılan ibarenin tanımlayıcı bulunduğunun belirlendiği, ancak anılan uyuşmazlıkta dava konusu başvuru, sadece 29 uncu sınıfta "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyvelerden kayısılar" emtiası için yapıldığını, dolayısıyla anılan uyuşmazlıkta sadece "kayısı" malı inceleme konusu olduğundan, Yargıtay ilamı ile yapılan inceleme ve tespit sadece "kayısı" emtiası ile sınırlı kaldığını, eldeki davada yaptırılan ve aralarında gıda mühendisinin de bulunduğu bilirkişi incelemesi ile "mişmiş" ibaresinin "kurutulmuş meyve ve kuruyemiş" malları yönünden tanımlayıcı olduğunun belirtildiği, dairecede anılan görüşe iştirak edildiği, o halde "kurutulmuş meyve ve kuruyemiş" malları ile "aynı" ve "benzer" mallar ile anılan mallar ile "aynı" malların satışına özgülenmiş 35 inci sınıf mağazacılık hizmetleri için dava konusu başvuruda yer alan "..." ibareleri asıl unsur olarak yeterli ayırt ediciliği sağlayacak, bu sınıf mallar ve hizmetler için tarafların markalarında kullandıkları ibareler yönünden iltibas ihtimali bulunmayacağı, anılan emtia dışında kalan mal ve hizmetler yönünden ise "mişmiş" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğu söylenemeyeceği ve davanın kabulünün gerekeceğini, bu tespitler doğrultusunda taraf markalarının mal ve hizmet sınıflarının karşılaştırılmasına ilişkin, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, "kurutulmuş meyve ve kuruyemiş" mallarının, başvuru kapsamındaki 29/7, 29/8 inci sınıftaki "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar.Kuru yemişler." malları ile "aynı", 29/9 uncu sınıftaki "Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin." ve 29/11 inci sınıftaki "Patates cipsleri." malları ile "benzer" olduğunun bildirildiğini, o halde davacının itiraza dayanak markaları, anılan sınıftaki mallar yönünden, "mişmiş" ibaresi tanımlayıcı veya zayıf bir ibare olduğu için başvurunun tesciline engel olamayacağını, bu mal ve hizmetler yönünden davanın reddi gerekeceğini, bu malların satışına özgülenmiş 35 inci sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden ise dairece bir ayrım yapılmasının uygun görüldüğünü, "kurutulmuş meyve ve kuruyemiş" malları ile "aynı" olan 29/7, 29/8 inci sınıftaki "Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler." mallarının satışına özgülenmiş 35 inci sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden "mişmiş" ibaresinin tanımlayıcı olduğu ve davacının itiraza dayanak markalarının, bu hizmetler için başvurunun tescilini engelleyemeyeceği, dolayısıyla bu hizmetler yönünden davanın reddinin gerekeceği, buna karşılık "kurutulmuş meyve ve kuruyemiş" malları ile "benzer" görülen 29/9 uncu sınıftaki "Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin." ve 29/11 inci sınıftaki "Patates cipsleri." mallarının satışına özgülenmiş 35 inci sınıf mağazacılık hizmetleri yönünden aynı durumun söz konusu olmayacağı, dolayısıyla bu hizmetler yönünden davanın kabulünün gerekeceğinin kabul edileceğini, davalının kullanmama define ilişkin olarak; alınan bilirkişi raporunda davacının anılan markalarının, "kuruyemişler ve kurutulmuş meyveler" mallarında kullanıldığının ispatlandığının tespit edildiği, o halde bu mallarla "aynı" ve "benzer" olan ve yukarıda açıklanan mal ve hizmetlerin dışında kalan 35 inci sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Fındık ve fıstık ezmeleri,tahin. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar,bisküviler, krakerler, gofretler. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri için davanın kabulünün gerekeceğini, davacının 2011/92733 sayılı markası ise tescil tarihi itibariyle kullanım def'i ile karşılaşmayacağından, kapsamında bulunan tüm emtia yönünden, başvurunun tesciline engel olacağını, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda da, davacının 2011/92733 sayılı markası ile davalının başvurusunun kapsamındaki 29 uncu sınıf malların benzer olduğunun bildirildiğini, dairece de bu görüşe iştirak edildiğini, davacının 2011/92733 sayılı markası ile davalının başvurusunun karşılaştırılması yönünden, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda bildirilen ve dairece de iştirak edilen diğer tespitlere göre de davalının başvurusunun kapsamındaki 35/1-4 üncü sınıftaki "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri." ile 35/5 inci sınıftaki "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri,tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar,bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri, davacının 2011/92733 sayılı markası ile aynı veya benzer olduğundan, anılan emtia yönünden de davanın kabulü gerekeceğini, dosya kapsamından davalının kötü niyetle hareket ettiği yönünde hiçbir delil bulunmadığından, bu konudaki davacı talebinin reddinin gerektiğini, bunun dışındaki davacıya ait "MİŞMİŞ" ibareli markaların tanınmış olup olmadıkları, tanınmış ise tanınmışlığından haksız yararlanıp yararlanmadığı konusunda ise, gerek dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, gerekse de HMK'nın 348/3 üncü maddesinden hareketle davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalı TÜRKPATENT YİDK'nın 01/08/2019 tarih ve 2019-M-6740 sayılı kararının 29 uncu sınıfta yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat.Hazır çorbalar, bulyonlar.Zeytin, zeytin ezmeleri.Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; sütürünleri (tereyağı dahil).Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları." malları ile 35 inci sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi,telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri,tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar,bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri yönünden KISMEN İPTALİNE, davalıya ait 2018/47997 sayılı markanın 12.09.2019 tarihinde tescil edildiği anlaşıldığından, 29 uncu sınıfta yer alan "Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat.Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Yumurtalar, yumurta tozları." malları ile 35 inci sınıfta yer alan "Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi,telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Fındık ve fıstık ezmeleri,tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar,bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı TÜRKPATENT vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı TÜRKPATENT vekili temyiz dilekçesinde özetle; ''MİŞMİŞ'' ibaresinin Arapça'da kayısı anlamına geldiğini, ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, zayıf ibareyi seçen davacının bu ibareye eklemeler yapılmak suretiyle oluşturulan markalara katlanma zorunluluğunun bulunduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yaptığı emek ve yatırım ile markalarına ayırt edicilik kazandırdığını, davacı tarafça bilirkişi deliline dayanıldığı ancak davacı tarafça bilirkişi ücreti yatırılmamış olmasına rağmen usulden ret kararı verileceğine mahkemece incelemeye devam edilerek esas hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf mahkemesince dosyanın esasına ilişkin incelemenin hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenebileceği değerlendirmesi yapılmasına rağmen mahkemece bilirkişi raporu düzenlenmesine hükmedilmesinin çelişkili olduğunu, ''MİŞMİŞ'' ibaresinin kayısı türü olduğunu, ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, markasının kendine özgü bir ayırt ediciliği olduğunu, davacı markaları ile herhangi bir benzerlik yaratılmaya çalışılmadığını, bu ibarenin cins adı olduğunu, sadece kuru yemiş emtiasından değil genel anlamda ayırt ediciliği düşük olan yaygın kullanımı olan bir kelime olduğunu, müvekkil markasındaki ''MİŞMİŞHANE'' ibaresinin tali unsur olduğunu, bu ibarenin küçük puntolarla yazılarak geri plana bırakıldığını, ''...'' ibaresinin ise büyük puntolarla yazılarak ön plana çıkarıldığını, bütüncül olarak bakıldığında ...'in kuru yemiş dükkanı şeklinde algı yarattığını, bilirkişi raporunda da bu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğu ve tali unsur olarak kullanılabileceği değerlendirmesini yaptığını, raporda markaların benzer olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, markalar arasında iltibas yaratacak bir benzerlik bulunmadığını, TÜRPATENT resmi sitesinde bu ibarenin birçok firma tarafından kullanıldığının görülebileceğini, istinaf mahkemesince yapılan değerlendirmede ''MİŞMİŞ'' ibaresinin kuru yemiş ve kayısı emtiası için tanımlayıcı olduğu, bunun dışındaki emtialar için ise ayırt ediciliğini yüksek olduğu değerlendirilmesi yapıldığını ancak aynı kararda yukarıda sayılan birçok emtianın kuru yemiş ve kurutulmuş meyve emtiası ile aynı veya benzer olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla aynı ibarenin aynı ve/veya benzer mal ve hizmetler için ayırt ediciliği düşük şeklinde değerlendirmede bulunulmasının hatalı olduğunu, ''kuru yemiş ve kuru meyve'' emtiaları ile yukarıda sayılan emtialar benzer ve aynı bulunmakta ise, ayırt ediciliğinin düşük olacağını ve markaların benzer olmayacağını, eğer ''kuru yemiş ve kuru meyve'' emtiası ile bu hizmetler benzer değilse bu durumda markaların benzer olmayacağı ve iltibasında söz konusu olmayacağını, çelişkili karar ilişkin her iki ihtimalde de davanın kısmen kabulüne ilişkin verilmiş bir kararın hatalı bir gerekçeye dayanacağını, iki gerekçe sonucunda da markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucunda varılması ve davanın tümden reddi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin birinci, üçüncü ve beşinci fıkraları.
3.Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 14.11.2012 tarih 2011/2344 E., 2012/18145 K. sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4553 E., 2023/5635 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri.
7. Hukuk Dairesi 2023/4553 E. , 2023/5635 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/382 E., 2022/541 K.
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
Taraflar arasındaki asıl davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda ... ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.04.2023 ... ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi duruşma talepli olarak istenilmiş olmakla, karar düzeltme aşamasında yapılan duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... vekili asıl davada; davalı ...'nin adına kayıtlı Üsküdar Çengelköy 914 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 1/8 hissesinin 29.03.1985 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile ...'a satışının vaat ve taahhüt edildiğini, ... tarafından satış vaadine konu bu taşınmazın düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 11.04.2002 tarihinde davacıya devrinin taahhüt edildiğini, kararlaştırılan satış bedelinin tamamının defaten ödendiğini; ancak tapuda tescil işlemi yapılamadığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
2. Davacı ... vekili birleştirilen davada; davalıların murisi Kalyopi'nin kendi adına asaleten kardeşi ... hissesi adına vekâleten 1985 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme uyarınca dava dışı ... ...'a devri taahhüt edilen hissenin ... ... tarafından davacı ...'e 11.04.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile temlik edildiğini, ...'in 2003 yılında ...'nin hissesi olan 1/8 payı adına tescil ettirdiğini; fakat daha sonra ... mirasçıları tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava ikâme edildiğini, davanın kabul edilerek hissenin tekrar ... mirasçıları adına tescil edildiğini, Kalyopi'nin erkek kardeşi ...'nin 23.04.1979 tarihinde vefat ettiğini gizlediğini, vekâlet görevini kötüye kullanması nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek öncelikle Kalyopi adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile davacı adına tescili, ikinci kademede taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin güncelleme yapılmak suretiyle ve diğer oluşan zararların davalılardan tahsilini talep etmiştir.
3. Davacı ... yargılama sırasında 04.12.2020 tarihli sözleşme ile dava sonucunda elde edilecek hak ve alacaklarını ...'a; 04.08.2022 tarihli sözleşme ile ...'e temlik etmiş, bahsi geçen kişiler davaya davacı olarak dahil edilmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, 2002 yılında yapılan sözleşmede bedelin 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin sözleşmenin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Birleştirilen davada ise davalılar vekili; asıl davada yapılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde ödeme belgesindeki imzanın murislerine ait olduğunun tespit edilemediğini, dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hem haksız fiile dayanıldığını, her ikisi yönünden de 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece 28.09.2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.
IV- BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 28.09.2017 tarihli kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarih ve 2017/6091 Esas, 2018/5193 Karar sayılı ilâmı ile, "Somut olaya gelince; 29.03.1985 tarihi, 26042 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle, vaad bedelinin 2.000.000 TL olduğu, bunun 1 milyonunun nakden ve tamamen ödendiği, kalan bir milyonluk kısmının da satıcılar adına hükmen tescili tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeneceği belirtilmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesine eklediği 15.05.1985 tarihli fotokopi belge ile bakiye vaad bedelinin de ödendiğini ileri sürdüğünden bu belge de değerlendirilmeli, bedelin tamamının ödendiği kanaatine varılırsa davanın kabulüne karar verilmeli; aksi halde Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın satış vaadine konu kısmının dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1.000.000 eski TL, taşınmazın değerine oranlanıp hesaplanmalı, satış vaadinde bulunan Kalyopi mirasçıları adına depo ettirilmesi için davacıya süre verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. "denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuş
Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmında; hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediğini, 15.05.1985 tarihli belgenin yeterince incelenmediğini, rayiç bedel ve oranlamanın hatalı yapıldığını, hesaplamada dava tarihinin hatalı alındığını, yapılan hesaplamanın oranlama yapılmadan emsallere aykırı yapıldığını, faiziyle dava tarihine kadar işlemiş miktarın dikkate alınması gerektiğini, depo edilen miktarın düşük olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, birleştirilen dava yönünden davacının iyi niyetli olmadığını ve tazminat talep edemeyeceğini, Devletin yolsuz tescilden sorumlu olduğunu, birleştirilen davada vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğunu, birleştirilen davanın istinaf yoluna tâbi olduğunu, birleştirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci ve 444 üncü maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tâbi olup, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur.
2. Hemen belirtilmelidir ki, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl davanın “İstinaf” kanun yoluna tâbi olmadığı açıktır. Ne var ki, birleştirilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/247 Esas sayılı dava yönünden ise karar tarihi 04.10.2022 olup, bu dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmaktadır.
3. Hâl böyle olunca, davaların birleşmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyalar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan asıl davanın gönderilmesi) için dosyanın Yerel Mahkemesine iadesi gerekmektedir.
4. Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş ise de; yazılı sebeple Mahkemesine iadesi gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilâmı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçeler ile dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA,
Peşin alınan düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,
22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Medeni Usul Hukuku
(Olay) Yerel mahkeme ilamı, davalı (D)'ye 01.10.2023 tarihinde tebliğ edilmiştir. (D), istinaf dilekçesini yasal süresi içinde sunmamıştır. Karşı taraf (davacı) ise süresinde istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen (D), bu aşamada ne yapabilir?
A) Süre geçtiği için hiçbir işlem yapamaz.
B) Sadece duruşmaya katılabilir.
C) Cevap dilekçesi ile birlikte katılma yolu ile istinaf yoluna başvurabilir.
D) Eski hale getirme talebinde bulunabilir.
E) Karar kesinleştiği için yargılamanın iadesini isteyebilir.
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.