6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 349

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 349. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 349- (1) Taraflar, ilamın kendilerine tebliğinden önce, istinaf yoluna başvurma hakkından feragat edemez. (2) Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse, dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmez ve kararı veren mahkemece başvurunun reddine karar verilir. Dosya, bölge adliye mahkemesine gönderilmiş ve henüz karara bağlanmamış ise başvuru feragat nedeniyle reddolunur. Başvurunun icraya etkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2022/7593 E., 2024/447 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varDiyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, 27.01.2022 tarihli dilekçesiyle istinaf isteminden feragat ettiği, vekaletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisinin bulunduğu da anlaşıldığından; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 349/2 maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacıların yakını işçi ...'ın olay tarihinde davalıl
10. Hukuk Dairesi         2022/7593 E.  ,  2024/447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/522 E., 2022/834 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 1. Asliye Hukuk(İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/918 E., 2020/407 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından temyiz edildiği; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların murisleri olan ...'ın geçirdiği iş kazası nedeniyle vefat ettiğini ileri sürerek destekten yoksun kalma tazminatı ile manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1-Davalı ... Gıda San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının veya zararın meydana geldiği yerin iş mahkemesinin yetkili olduğu bu nedenle yetkili Mahkemenin Malatya Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Savcılığın soruşturma dosyasında mevcut 15.10.2018 tarihli olay yeri inceleme raporunda harfiyatın mevcudiyeti ve olay yeri inceleme sırasında halen toprağın kaydığı ve heyelan tehlikesinin varlığını devam ettirdiğinin açıkça belirtildiğini, bu durumda olayın meydana gelmesinde asli kusurlunun Belediye olduğunu, müvekkile kusur açısından illiyet bağını kestiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, işbu davanın sonuçları Milli Eğitim Bakanlığını, Battalgazi Belediye Başkanlığını, müvekkil taşeronu ....'yı ve kepçe operatörü .....'yu etkileyeceğinden işbu davanın adı geçen kişilere ihbarına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı .... İnşaat Taahhüt San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının veya zararın meydana geldiği yerin iş mahkemesinin yetkili olduğu bu nedenle yetkili Mahkemenin Malatya Mahkemeleri olduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, Savcılığın soruşturma dosyasında mevcut 15.10.2018 tarihli olay yeri inceleme raporunda harfiyatın mevcudiyeti ve olay yeri inceleme sırasında halen toprağın kaydığı ve heyelan tehlikesinin varlığını devam ettirdiğinin açıkça belirtildiğini, bu durumda olayın meydana gelmesinde asli kusurlunun Belediye olduğunu müvekkile kusur açısından illiyet bağını kestiğini, bu nedenle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, ayrıca davanın kısmi dava ya da belirsiz alacak davası olup olmadığı konusunda açıklık bulunmaması nedeniyle davanın usulden reddinin gerektiği, davanın sonunda müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilmesi halinde rücuya gideceği düşünüldüğünden 6100 sayılı HMK'nın 61. vd. maddeleri gereğince işbu davanın sonuçları Milli Eğitim Bakanlığını, Battalgazi Belediye Başkanlığını,.... Sigorta A.Ş.yi, kepçe operatörü.....yu, Kepçe sahibi ...'i, ..... Mimarlık Mühendislik Müşavirlik ve Tic. Ltd. Şti.yi ve Malatya Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığını etkileyeceğinden işbu davanın adı geçen kişilere ihbarına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. 3-Davalı ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; iş kazasının veya zararın meydana geldiği yerin iş mahkemesinin yetkili olduğu bu nedenle yetkili mahkemenin Malatya Mahkemeleri olduğunu, dayanaktan yoksun davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, ayrıca dava konusu iş kazasında davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığını bu nedenle davanın esastan reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar ... için 221.945,46-TL maddi 150.000,00 TL manevi, ... için 36.172,77-TL maddi 50.000,00 TL manevi, ... için 39.312,65-TL maddi 50.000,00 TL manevi, ... için 37.712,59-TL maddi 50.000,00 TL manevi, ... için 92.938,54-TL maddi 30.000,00 TL manevi, ... 88.177,57-TL maddi 30.000,00 TL manevi tazminat tutarlarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... İnşaat Taahhüt San.ve Tic.Ltd.Şti ile ..... Gıda San. ve Tic. Ltd.Şti den müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davanın ... yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı ... İnş. ... Ltd. Şti. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1-Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ... Bakanlığının ihale makamı sıfatıyla, dava konusu alacaklardan sorumlu olmasına rağmen hakkında açılan davanın husumet yokluğundan bahisle gerekçesiz şekilde reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece kusur indiriminin mükerrer şekilde uygulandığını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının az olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 10/03/2022 tarihli ek beyan dilekçesinde ise, ek bilirkişi raporunun tebliğ edilmeden hüküm tesisinin Kanuna aykırı olduğunu, davalılar vekilinin son celseye mazeret bildirerek katılmadığını, davalılar vekilinin mazereti hakkında olumlu ya da olumsuz ara karar tesis edilmeden aynı celse davanın karara bağlanmasının hatalı olduğunu belirterek bu yönler açısından da kararın kaldırılması talebinde bulunmuştur. 2-Davalı ... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesiyle, kararın usul ve Kanun'a aykırı olduğundan bahisle kaldırılmasını talep etmiş ise de 27.01.2022 tarihli dilekçeyi sunarak istinaf talebinden feragat ettiğini bildirmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... İnş. .. Ltd. Şti. vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuş ise de, 27.01.2022 tarihli dilekçesiyle istinaf isteminden feragat ettiği, vekaletnamesinde kanun yolundan feragat yetkisinin bulunduğu da anlaşıldığından; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 349/2 maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine karar verildiği, davacıların yakını işçi ...'ın olay tarihinde davalılardan ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde, taş duvar yapımında çalışmakta iken meydana gelen göcük sebebiyle hayatını kaybettiği, olayın iş kazası mahiyetinde olduğu, iş kazasının yaşandığı işyerinde yürütülen işin, Malatya ili Battalgazi ilçesi Bahçebaşı 32 derslik lise, 200 kişilik yurt ve küçük tip spor salonu yapım işi olduğu, sözü edilen yapım işine ilişkin 18.08.2017 imza tarihli ihale sözleşmesi, Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 273 üncü maddesi uyarınca kamu tüzel kişiliğe haiz) ile ...-... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığı arasında akdedildiği, ...-... İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. Adi Ortaklığının, yukarıda belirtilen ihale sözleşmesi kapsamında, taş duvar yapımıyla alakalı olarak ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile 06.08.2018 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzaladığı, ... Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin bu sözleşme kapsamında işyerinde faaliyet yürüttüğü, davalı ... Bakanlığının taraf sıfatına sahip olmadığı belirgin bulunduğundan adı geçen Bakanlık yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, Mahkemece, müteveffa işçinin kusurunun %10 oranında olmasına göre, yukarıda belirtilen miktarlara %10 oranında kusur indirimi uygulanarak tespit edilen destekten yoksun kalma tazminatların hüküm altına alındığı bu itibarla, kusur indiriminin mükerrer uygulandığına dair istinaf itirazının yersiz olduğu, somut olayda, müteveffa işçinin kaza tarihindeki yaşı, davacıların işçiyle yakınlığı, olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların ekonomik ve sosyal durumu, paranın satın alma gücü ile dosya kapsamı nazara alınarak yapılan değerlendirme sonucunda ise İlk Derece Mahkemesince yazılı tutarlarda manevi tazminat alacaklarının hüküm altına alınmasının isabetli olduğu gerekçesi ile davacıların istinaf başvurusunun ...nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının yakınlarının tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2 nci ve 77 nci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddeleridir. 3. Değerlendirme 1. Davacılar vekilinin davacı çocuklar ile anne ve baba için reddedilen maddi ve manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge adliye mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beş bin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK'nın 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” HMK'nın 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL, 01.01.2023 tarihi sonrası için 238.735,737 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nın 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacılar vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. 2. Davacılar vekilinin eş için reddedilen maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, hükme esas alınan hesap raporundaki hesap ilkelerinin Dairemizce benimsenen ilkelere uygun olması ve davacılar vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar vekilinin davacı çocuklar ile anne ve baba için reddedilen maddi ve manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin eş için reddedilen maddi ve manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının reddine, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Hukuk Dairesi, 2023/4774 E., 2024/766 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2023/4774 E.  ,  2024/766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl davada icra takiplerinin dayanağı olan ipoteğin teminat ipoteği olup muacceliyet şartlarını taşımadığı, tarafına ihtarname gönderilmediği ve faiz oranına itiraz edilerek icra emrinin ve takibin iptalinin talep edildiği, davacı borçluların ..., ... ve Rındek Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd.Şti. olduğu; birleşen davada ise ipotekli taşınmazlar üzerine konulan İİK 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiği, davacı borçluların ..., ..., ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A. olduğu, her iki davanın Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/589 Esas-2019-605 Karar sayılı kararı ile birleştirildiği; sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı ile ''Esas dosya (2019/525 Esas) hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, davanın diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; davanın reddine'' karar verilmiş, Aynı mahkemece verilen 19.02.2020 tarihli ek karar ile ''birleşen dava davacılarından ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A.'ya ait vekaletnamenin 2 haftalık kesin sürede Av.... tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle istinaf talebinin reddine'' karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.01.2022 tarihli 2020/1586 Esas 2022/31 Karar sayılı kararı ile Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı KALDIRILARAK yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesince 06.07.2022 tarihli 2022/86 esas 2022/518 karar sayılı kararı ile; ''Esas dava hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verildiği; Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar vekalet ücreti yönünden değiştirilmek suretiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 25.01.2023 tarihli 2022/3260 Esas 2023/203 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak; ''Esas dava hakkında; Davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden kısmen kabulü ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilerek davalı alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK'nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK'nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay'a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında ''Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği'' şeklinde karar verilmekle önceki vermiş olduğu kaldırma kararında kaldırdığı esas ve karar numaralı mahkeme kararına dayalı olarak karar vermiş olmaktadır. Kaldırılan mahkeme kararına dayanılarak olmayan bir hükme dair hüküm kurulması isabetsiz olup; esasa ilişkin yeniden bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına karar verdiği karara yaptığı atıfla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Ayrıca birleşen dava davacılarından ikisi hakkında istinaf isteminin reddine karar verilmiş, ancak diğer ikisi hakkında davada vekaleti bulunan vekilinin yapmış olduğu istinaf istemi göz ardı edilerek onlar hakkında birleşen dava yönünden karar verilmemesi hatalı olup yeniden verilecek bu usulü eksikliğin giderilmek suretiyle dosya yeniden esasen incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarih ve 2022/3260 E.- 2023/203 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/4553 E., 2023/5635 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri.
7. Hukuk Dairesi         2023/4553 E.  ,  2023/5635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/382 E., 2022/541 K. ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA Taraflar arasındaki asıl davada taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda ... ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.04.2023 ... ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmı ile onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi duruşma talepli olarak istenilmiş olmakla, karar düzeltme aşamasında yapılan duruşma talebinin reddine karar verildikten sonra dosya içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... vekili asıl davada; davalı ...'nin adına kayıtlı Üsküdar Çengelköy 914 ada 29 parsel sayılı taşınmazın 1/8 hissesinin 29.03.1985 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile ...'a satışının vaat ve taahhüt edildiğini, ... tarafından satış vaadine konu bu taşınmazın düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 11.04.2002 tarihinde davacıya devrinin taahhüt edildiğini, kararlaştırılan satış bedelinin tamamının defaten ödendiğini; ancak tapuda tescil işlemi yapılamadığını ileri sürerek davalılar adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. 2. Davacı ... vekili birleştirilen davada; davalıların murisi Kalyopi'nin kendi adına asaleten kardeşi ... hissesi adına vekâleten 1985 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme uyarınca dava dışı ... ...'a devri taahhüt edilen hissenin ... ... tarafından davacı ...'e 11.04.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile temlik edildiğini, ...'in 2003 yılında ...'nin hissesi olan 1/8 payı adına tescil ettirdiğini; fakat daha sonra ... mirasçıları tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava ikâme edildiğini, davanın kabul edilerek hissenin tekrar ... mirasçıları adına tescil edildiğini, Kalyopi'nin erkek kardeşi ...'nin 23.04.1979 tarihinde vefat ettiğini gizlediğini, vekâlet görevini kötüye kullanması nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek öncelikle Kalyopi adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile davacı adına tescili, ikinci kademede taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin güncelleme yapılmak suretiyle ve diğer oluşan zararların davalılardan tahsilini talep etmiştir. 3. Davacı ... yargılama sırasında 04.12.2020 tarihli sözleşme ile dava sonucunda elde edilecek hak ve alacaklarını ...'a; 04.08.2022 tarihli sözleşme ile ...'e temlik etmiş, bahsi geçen kişiler davaya davacı olarak dahil edilmiştir. II. CEVAP 1. Davalılar vekili asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, 2002 yılında yapılan sözleşmede bedelin 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin sözleşmenin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Birleştirilen davada ise davalılar vekili; asıl davada yapılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde ödeme belgesindeki imzanın murislerine ait olduğunun tespit edilemediğini, dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hem haksız fiile dayanıldığını, her ikisi yönünden de 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 28.09.2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. IV- BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 28.09.2017 tarihli kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarih ve 2017/6091 Esas, 2018/5193 Karar sayılı ilâmı ile, "Somut olaya gelince; 29.03.1985 tarihi, 26042 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle, vaad bedelinin 2.000.000 TL olduğu, bunun 1 milyonunun nakden ve tamamen ödendiği, kalan bir milyonluk kısmının da satıcılar adına hükmen tescili tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeneceği belirtilmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesine eklediği 15.05.1985 tarihli fotokopi belge ile bakiye vaad bedelinin de ödendiğini ileri sürdüğünden bu belge de değerlendirilmeli, bedelin tamamının ödendiği kanaatine varılırsa davanın kabulüne karar verilmeli; aksi halde Borçlar Kanununun 97. maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın satış vaadine konu kısmının dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1.000.000 eski TL, taşınmazın değerine oranlanıp hesaplanmalı, satış vaadinde bulunan Kalyopi mirasçıları adına depo ettirilmesi için davacıya süre verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir. "denilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararıyla; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuş Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmında; hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. B. Karar Düzeltme Sebepleri Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekili; bozma ilâmının gereklerinin yerine getirilmediğini, 15.05.1985 tarihli belgenin yeterince incelenmediğini, rayiç bedel ve oranlamanın hatalı yapıldığını, hesaplamada dava tarihinin hatalı alındığını, yapılan hesaplamanın oranlama yapılmadan emsallere aykırı yapıldığını, faiziyle dava tarihine kadar işlemiş miktarın dikkate alınması gerektiğini, depo edilen miktarın düşük olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, birleştirilen dava yönünden davacının iyi niyetli olmadığını ve tazminat talep edemeyeceğini, Devletin yolsuz tescilden sorumlu olduğunu, birleştirilen davada vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğunu, birleştirilen davanın istinaf yoluna tâbi olduğunu, birleştirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada satış vaadi sözleşmesinden kaynaklı tapu iptali ve tescil, birleştirilen davada vekâlet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tapu iptali ve tescil, terditli alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 ... maddesi, 438 ... maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında bölge adliye mahkemelerinin Resmî Gazete'de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanun'un temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine istinaf yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun'un 427 ile 444 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, yani bu kararlara ilişkin dosyaların bölge adliye mahkemelerine gönderilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durumda 20 Temmuz 2016 tarihinden önce verilen kararlar, kanun yoluna başvurma tarihi ne olursa olsun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 nci ve 444 üncü maddelerindeki temyize ilişkin hükümlere tâbi olup, dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Başkanlığına gönderilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, 20 Temmuz 2016 tarihinde ve sonrasında verilen temyiz incelemesinden geçmeyen kararlara karşı yasa yoluna gidilmesi hâlinde ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-360 ncı maddesindeki istinafa ilişkin hükümlerinin uygulanması için bölge adliye mahkemesine gönderilmesi zorunludur. 2. Hemen belirtilmelidir ki, daha önce Yargıtay denetiminden geçen asıl davanın “İstinaf” kanun yoluna tâbi olmadığı açıktır. Ne var ki, birleştirilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/247 Esas sayılı dava yönünden ise karar tarihi 04.10.2022 olup, bu dava ile ilgili daha önce Yargıtayın bir denetimi de söz konusu olmadığından, anılan kararların ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılmaktadır. 3. Hâl böyle olunca, davaların birleşmekle bağımsız dava olma özelliğini kaybetmedikleri gözetilerek, ''İstinaf'' kanun yoluna tâbi olduğu anlaşılan birleştirilen dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi, sonucunda verilen kararın temyiz edilmesi hâlinde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi (anılan dosyalar temyiz edilmese dahi temyize tâbi olan asıl davanın gönderilmesi) için dosyanın Yerel Mahkemesine iadesi gerekmektedir. 4. Hükmün temyiz incelemesi sonucunda Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmıyla onanmasına karar verilmiş ise de; yazılı sebeple Mahkemesine iadesi gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin onama ilâmı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçeler ile dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 12.04.2023 tarih ve 2023/125 Esas, 2023/2154 Karar sayılı ilâmının KALDIRILMASINA, Peşin alınan düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2022/329 E., 2022/5073 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 366 ve 349/2. maddeleri uyarınca (REDDİNE), 25/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi         2022/329 E.  ,  2022/5073 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkikinin davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Tekirdağ İcra Hukuk Mahkemesi'nin. 16/07/2020 tarih ve 2020/86 E. 2020/264 K. sayılı kararına karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 25/10/2021 tarih ve 2020/1969 E. 2021/2384 K. sayılı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddi kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulduktan sonra, davacının diğer vekilinin 15/04/2022 tarihli dilekçesi ile vekaletnamedeki yetkisine dayanarak temyizden feragat ettiği anlaşılmakla, temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 366 ve 349/2. maddeleri uyarınca (REDDİNE), 25/04/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi, 2021/4753 E., 2022/5281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
tam metni aç
ve bu nedenle davacı yararına kazanma koşullarının oluşmadığı, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, sonuç olarak istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 349/2. maddesi gereğince davalı Hazinenin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
1. Hukuk Dairesi         2021/4753 E.  ,  2022/5281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : İSKENDERUN 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonucunda; başvurunun esastan reddine dair verilen karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Arsuz ilçesi Konacık Mahallesi çalışma alanında 1982 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan yaklaşık 2.500.00 metrekarelik yüz ölçümlü taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir. II. CEVAP Davalı Hazine, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile TMK’nın 713/6 maddesi uyarınca taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. Diğer davalılar davanın reddini savunmuşlardır. III. MAHKEME KARARI İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/12/2018 tarihli 2018/43 Esas 2018/357 Karar sayılı kararı ile, zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacının davasının reddine, dava konusu taşınmazın dere yatağı vasfında olduğu ve tescile tabi olmadığı gerekçesiyle davalı Hazinenin tescil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF 1. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.İstinaf Nedenleri 2.1. Davacı vekili özetle; dava konusu taşınmazın dere yatağı olmadığı, bu nedenle 1980 yılında yapılan kadastro tespitlerinde kuru dere olarak tespit harici bırakıldığı, jeolog bilirkişileri tarafından verilen rapor ve ek raporun çelişkili olduğu, Yargıtay 16.HD'nin 2014/1793-4531 E.-K. sayılı kararında, terk edilen dere yataklarının imar ihya ile iktisabının mümkün olduğunun ve taşkınlardan etkilenme riskinin, taşınmazın zilyetlikle iktisabına engel olmadığının belirtildiği, DSİ'den gelen müzekkere cevaplarının da çelişkili olduğu, zira ıslah çalışmaları tamamlanmışken sonradan ıslah kesitinin bozulmasının, kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap koşullarını tamamlayan davacının kazandığı hakkı ortadan kaldırmayacağı, taşınmazın kullanımından dolayı düzenlenen ecrimisil tutanağında, taşınmazın Karaçay Deresi'nin yatak değiştirmesinden kazanıldığı ve 2007 yılından beri davacının kullanımında olduğunun belirtildiği, sonuç olarak dava konusu taşınmazın aktif dere yatağı olmamasına, imar ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleşmesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleriyle, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. 2.2. Davalı Hazine vekili özetle, dava konusu taşınmazın dere yatağı vasfında olması ve tescile tabi olmaması nedeniyle tescil taleplerinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın kaldırılarak taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuş, 01/03/2019 tarihli dilekçesi ile karara karşı istinaf kanun yoluna gidilmesinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir. 3. Gerekçe ve Sonuç Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarihli 2019/382 Esas, 2020/215 Karar sayılı kararıyla, tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın henüz dere yatağı vasfını yitirmediği, aktif dere yatağının etkisi altında olup ıslah çalışmalarının tamamlanmadığı ve taşınmazın hali hazırda aktif dere yatağının mücavirinde ve olası yağışlarda oluşacak taşkınlardan etkilenecek alan içerisinde kaldığı, bu nitelikteki taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddeleri gereğince imar ihya ve zilyetlikle kazanılamayacağı ve bu nedenle davacı yararına kazanma koşullarının oluşmadığı, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu, sonuç olarak istinaf gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, HMK'nın 349/2. maddesi gereğince davalı Hazinenin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ 1.Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Temyiz Nedenleri Davacı vekili özetle, Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçelerindeki taleplerini tekrar ile ret kararının hükmen bozulmasını talep etmiştir. 3. Gerekçe 3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yörede 1982 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Karaçay Deresi olarak tespit harici bırakılan taşınmazın davacı adına tescili isteğine ilişkindir. 3.2. İlgili Hukuk 3.2.1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde, “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir.” 3.2.2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesinde, "Orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir." 3.2.3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 713/1. maddesinde, “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükümleri düzenlenmiştir. Bilindiği üzere terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık, yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar, ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir. 3.3. Değerlendirme Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın (IV./3.) numaralı bendinde yer verilen Bölge Adliye Mahkemesinin kararında dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. VI. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı 26.30 TL bakiye onama harcının davacıdan alınmasına, 29/06/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

İstinaf yoluna başvurma hakkından feragat ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) İlamın tebliğinden önce feragat edilemez.
B) Başvuru yapıldıktan sonra feragat edilirse dosya BAM'a gönderilmez.
C) Dosya BAM'a gönderildikten sonra feragat edilirse başvuru reddolunur.
D) Feragat, kayıtsız ve şartsız olmalıdır.
E) İlam tebliğ edilmeden önce yapılan feragat geçerlidir ve kararı kesinleştirir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol