6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 353

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…)48 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…)48 karar verilmiş olması. 6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında,[49] duruşma yapılmadan karar verilir. İnceleme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3.500 karar eşleşti
2. Hukuk Dairesi, 2024/735 E., 2025/3624 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, "kişisel ilişki" yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353 üncü maddesinin bir
2. Hukuk Dairesi         2024/735 E.  ,  2025/3624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/183 E., 2023/324 K. DAVA TÜRÜ : Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/227 E., 2021/630 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından duruşma istemli olarak kişisel ilişki yönünden; davalı erkek vekili tarafından davanın kabulü ve fer'îleri yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 14.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesince davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle boşanma davasının kabulüne, velayetin anneye tevdiine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki tesisine yer olmadığına, davacı kadın yararına nafaka ve manevi tazminat takdirine karar verilmiş, karar davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, "kişisel ilişki" yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine, sair yönlere ilişkin istinaf başvurusunun ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki tarafça temyiz edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun duruşma yapılmadan verilecek kararlar kenar başlıklı 353 üncü maddesinde belirtilen sebepler usul ve esas açısından ikiye ayrılmıştır. Diğer bir ifadeyle Bölge Adliye Mahkemesinin iki hâlde duruşma yapmadan karar verebileceği düzenleme altına alınmıştır. İlk olarak (HMK md. 353/1-a) özellikle bazı önemli usul eksikliklerinin bulunması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesine, duruşma yapmadan, davayı yeniden görmek üzere dosyayı İlk Derece Mahkemesine gönderme yetkisi tanınmıştır. Burada İlk Derece Mahkemesi kararında ağır usul hatalarının varlığı nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararın esasına girmemekte, kararı kaldırarak dosyayı geri göndermektedir. İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin belirttiği eksikliği tamamlayıp yeniden bir karar vermek zorundadır. İkinci durumda ise (HMK md. 353/1-b) üç olasılık öngörülmüştür. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun ise istinaf başvurusu esastan reddedilir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğu sonucuna ulaşılır. Diğer iki olasılık ise yargılamanın süratlendirilmesi düşüncesiyle kanuna uymayan hususun duruşma yapılmaksızın giderilmesine olanak bulunması veya karar esas yönünden doğru olmakla birlikte gerekçesinde hata edilmiş olması ya da yargılamadaki eksikliğin duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte bulunması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesinin duruşmadan yeniden esas hakkında karar vermesine olanak sağlamaktadır. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararının, usul ve esas yönünden hukuken uygun olduğu kanısına ulaşırsa, istinaf başvurusunun yani istinaf talebinin esastan reddine karar vermektedir (HMK md. 353/1-b, 1). Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesinin kararında, usul veya esas yönünden hukuka aykırılıklar tespit edecek olursa, bu durumda vereceği kararlar bağlamında değişik olasılıklar işlerlik kazanır. Bölge Adliye Mahkemesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında bir karar verir (HMK md. 353/1-b, 2). Yine Bölge Adliye Mahkemesi yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında bir karar verir (HMK md. 353/1-b, 3). Somut olayda, davanın boşanma davası olduğu, boşanmanın fer'îsi nitelikte olan çocukla kişisel ilişki tesisi yönünden yeniden rapor alınması için kesin nitelikte olmak üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, davanın kabulü ve sair fer'îler yönünden ise başvurunun esastan reddi şeklinde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince kararda usul eksikliklerinin bulunması halinde işin esasına girmeden dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesi, eğer kararda usul ve kanuna aykırılık yoksa başvurunun esastan reddedilmesi veyahut gerekçede hata edilmiş ya da tamamlanabilecek eksikliklerin varlığı halinde de hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hükmün bölünerek hem işin esasının incelenmesi hem de yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ...'den alınarak ...'a, 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ...'dan alınarak ...'ye verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Hukuk Dairesi, 2023/7862 E., 2025/2826 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, "davanın konusuz kaldığına yönelik karar verilmesine yer olmadığına" şeklindeki hükme ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilirken, "vekâlet ücreti ve yargılama giderleri" yönünden ise haklılık durumunu
2. Hukuk Dairesi         2023/7862 E.  ,  2025/2826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 38. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1455 E., 2023/319 K. DAVA TÜRÜ : İpoteğin Kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/62 E., 2022/69 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı Banka vekili tarafından vekâlet ücreti ve yargılama giderleri yönünden; davacı kadın vekili tarafından ise duruşma istemli olarak hükmün tamamı yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 03.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı ... ... vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ... ile karşı taraf temyiz eden davalı ...Ş. vekili Avukat ... ... geldi. Başka gelen olmadı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: İlk Derece Mahkemesince ipoteğin kaldırılması davasında, cebri icra sonucunda dava konusu taşınmazın mülkiyetinin Bankaya geçtiği, bu suretle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının haksız olduğu belirtilerek yargılama giderlerinin davacı kadın üzerinde bırakılmasına ve davalı Banka lehine nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmiş, karar davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi yapan Bölge Adliye Mahkemesince, "davanın konusuz kaldığına yönelik karar verilmesine yer olmadığına" şeklindeki hükme ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilirken, "vekâlet ücreti ve yargılama giderleri" yönünden ise haklılık durumunun araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi için 6100 sayılı Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uayrınca kararın kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın ve davalı Banka vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun duruşma yapılmadan verilecek kararlar kenar başlıklı 353 üncü maddesinde belirtilen sebepler usul ve esas açısından ikiye ayrılmıştır. Diğer bir ifadeyle bölge adliye mahkemesinin iki hâlde duruşma yapmadan karar verebileceği düzenleme altına alınmıştır. İlk olarak (HMK md. 353/1-a) özellikle bazı önemli usul eksikliklerinin bulunması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesine, duruşma yapmadan, davayı yeniden görmek üzere dosyayı İlk Derece Mahkemesine gönderme yetkisi tanınmıştır. Burada İlk Derece Mahkemesi kararında ağır usul hatalarının varlığı nedeniyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararın esasına girmemekte, kararı kaldırarak dosyayı geri göndermektedir. İlk Derece Mahkemesi, Bölge Adliye Mahkemesinin belirttiği eksikliği tamamlayıp yeniden bir karar vermek zorundadır. İkinci durumda ise (HMK md. 353/1-b) üç olasılık öngörülmüştür. Buna göre İlk Derece Mahkemesinin kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun ise istinaf başvurusu esastan reddedilir. Bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğu sonucuna ulaşılır. Diğer iki olasılık ise yargılamanın süratlendirilmesi düşüncesiyle kanuna uymayan hususun duruşma yapılmaksızın giderilmesine olanak bulunması veya karar esas yönünden doğru olmakla birlikte gerekçesinde hata edilmiş olması ya da yargılamadaki eksikliğin duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte bulunması hâlinde Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmadan yeniden esas hakkında karar vermesine olanak sağlamaktadır. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararının, usul ve esas yönünden hukuken uygun olduğu kanısına ulaşırsa, istinaf başvurusunun yani istinaf talebinin esastan reddine karar vermektedir (HMK md. 353/1-b, 1). Buna karşılık Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesinin kararında, usul veya esas yönünden hukuka aykırılıklar tespit edecek olursa, bu durumda vereceği kararlar bağlamında değişik olasılıklar işlerlik kazanır. Bölge Adliye Mahkemesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında bir karar verir (HMK md. 353/1-b, 2). Yine Bölge Adliye Mahkemesi yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında bir karar verir (HMK md. 353/1-b, 3). Somut olayda, davanın ipoteğin kaldırılması davası olduğu, davanın esası hakkında verilen "konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm yönünden temyiz yolu açık olmak üzere başvurunun esastan reddi, fer'î nitelikte olan vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik kısım açısından ise kesin nitelikte olmak üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi şeklinde infazda tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur. Yukarıda açıklandığı üzere, Bölge Adliye Mahkemesince kararda usul eksikliklerinin bulunması halinde işin esasına girmeden dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesi, eğer kararda usul ve kanuna aykırılık yoksa başvurunun esastan reddedilmesi veyahut gerekçede hata edilmiş ya da tamamlanabilecek eksikliklerin varlığı halinde de hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde hükmün bölünerek hem işin esasının incelenmesi hem de yeniden yargılama yapılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin bankadan alınarak Azize'ye, 28.000,00 TL vekâlet ücretinin Azize'den alınarak bankaya verilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/10196 E., 2024/14842 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
9. Hukuk Dairesi         2024/10196 E.  ,  2024/14842 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile davanın usulden reddi Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi ile kamu düzeni yönünden İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.08.2007-21.06.2015 tarihleri arasında davalı ... AŞ'ye (...) bağlı ... ocağında temizlik işlerinde çalıştığını, özelleştirme ile birlikte davacının işten çıkartılmadığını, işine son verilmediğini, davalı Kurum tarafından tek taraflı olarak kendi işçisi gibi özelleştirme-devir işlemi kapsamına alındığını, yeni işverene devredildiğini, davacının çalıştığı süre boyunca emir ve talimatları alt işverenden değil, davalı işveren yetkililerinden aldığını, muvazaanın sabit olduğunu ileri sürerek davacının işe girdiği tarihten itibaren davalı ...'ın işçisi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın husumet, derdestlik, hukuki yarar yokluğu, hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönlerinden reddini talep ettiklerini, müvekkili Teşekküle husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu çerçevesinde müvekkili Teşekkülden hizmet alımı ihalesini alan firmaların işçisi olarak çalıştığını, davacının yaptığı işin niteliği gereği elektrik üretimine doğrudan katkısının söz konusu olmadığını, davacının elektrik üretim işinden tamamen bağımsız bir işte çalıştığını, bu nedenle alt işverenlik sözleşmesinin düzenlenmesinde muvazaadan söz edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile hizmet alımı sözleşmesi, şartnameler incelendiğinde asıl işveren ile tüm alt işverenler arasındaki sözleşme konusunun davalıya ait işletmede idari binaların ve büroların temizliği, evrak getir götür işleri, çay servisi ve temizlik işlerinin alt işverenler tarafından görülmesi işi olduğu, dinlenen tanık beyanları, mahallinde yapılan keşif, bilirkişi raporu, celp edilen bilgi ve belgeler ile davacının davalı işyerinde alt işveren bünyesinde yukarıda belirtilen işlerde çalıştığı, asıl işi elektrik üretimi olan davalı işyerinde, davacının yaptığı işin yardımcı iş niteliğinde olduğu, davalı asıl işveren ile dava dışı alt işveren arasında kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin geçerli olduğu, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığı, davalının alt işveren üzerindeki kanundan kaynaklanan denetim yükümlüğünün alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğunun delili olarak değerlendirilemeyeceği, davacının alt işveren bünyesinde çalıştığının mahkeme kararıyla da sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacının işyerinde emir ve talimatları davalı işveren yetkililerinden aldığını, muvazaanın sabit olduğunu ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının muvazaa tespitine dayalı talebinde hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddi gerekirken, esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf nedenleri ile resen nazara alınacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar gözetildiğinde sonuca etkili olmayacağından davacının istinaf başvurusu bu aşamada değerlendirilmeden kamu düzenine ilişkin olan dava şartlarından hukuki yarar yokluğu hususu nazara alınarak İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, ileri sürülmeyen ve kamu düzenine ilişkin olmayan diğer hususlar dikkate alınmaksızın davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf itirazlarını esastan inceleyerek İlk Derece Mahkemesi kararını ortadan kaldırması ve muvazaa tespiti talebini kabul etmesi gerektiğini, davacının yaptığı işin asıl işin bir parçası olduğunu, işçi teminine yönelik sözleşmeler yapıldığını, davacının tespit davasını açmakta hukuki yararı bulunduğunu, davacının bu davayı, tespit talebinin kabulü hâlinde Özelleştirme İdaresine yapacağı başvuru ve başvurusunun reddi hâlinde idare mahkemesinde açacağı iptal davası için gerekli olduğundan açtığını, davacının Özelleştirme İdaresine yapacağı başvuru için bu tespit kararını ibraz etmesi gerektiğini, davacının hukuken kendisine tanınmış bir haktan yararlanabilmesi için öncelikle ilk işe girdiği tarihten itibaren ...'ın işçisi olduğunun tespitine dair yargı kararına ihtiyaç duyduğunu, öte yandan idari yargıda açılacak bir iptal davasında idare mahkemesinin böyle bir tespit kararı vermesi usulen mümkün olmayacağından hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca işyerinde emir ve talimatları, davalı işveren yetkililerinden aldığını, ayrıca işin yürütülmesine dair talimatlar ile işçilerin işe alınması, çıkarılması, izin zamanlarının belirlenmesi hususlarında karar yetkisinin davalı Kurum yetkililerinde bulunduğunu, alt işveren davalı işyerinde ayrı bir organizasyon yapısına sahip olmadığını, davalı Kurum personeli sendikal haklardan yararlanmasına rağmen davacı işçinin yararlandırılmadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir." 2. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1), (2) ve (3) üncü alt bentlerinde, bölge adliye mahkemesinin verebileceği karar türleri açıklanmıştır. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Kanun hükmü, istinaf edenin başvurusunun esastan reddedilmesi suretiyle yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. 2. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355 inci maddesine göre Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf sebepleri ile bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetebilir. Ancak anılan düzenleme tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup Bölge Adliye Mahkemelerince 353 üncü madde gereğince kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun'da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Kaldı ki kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı Kanun'un "Ön inceleme" başlıklı 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde "başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi" hâline yer verilmiştir. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince 353 üncü madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır. 3. Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez. 4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; davacının muvazaa tespitine dayalı talebinde hukuki yararı bulunmadığı, bu nedenle davanın usulden reddi gerekirken esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, mevcut delil durumu, istinaf nedenleri ile resen nazara alınacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar gözetildiğinde sonuca etkili olmayacağından davacının istinaf başvurusu bu aşamada değerlendirilmeden kamu düzenine ilişkin olan dava şartlarından hukuki yarar yokluğu hususu nazara alınarak, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına ve davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar gerekçesinin son paragrafında da, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği açıklanmıştır. 5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yukarıda belirtilen Kanun hükümlerine aykırıdır. Ayrıca karar gerekçesinin son paragrafında başvurunun esastan reddine yönelik gerekçe yazılması da çelişkili bulunmuştur. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2023/822 E., 2024/109 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın gerekçede belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesi için kararı veren Ankara 24.
Hukuk Genel Kurulu         2023/822 E.  ,  2024/109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1866 E., 2022/2015 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.05.2022 tarihli ve 2022/1162 Esas, 2022/4361 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın gerekçede belirtilen eksikliklerin yerine getirilmesi için kararı veren Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair ek karar verilmiş; davacı vekili tarafından bu kez ek karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle; uyuşmazlığın niteliği gereğince süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, eczacı olan müvekkilinin aralarındaki sözleşme çerçevesinde Kurum sigortalılarına hizmet sağladığını ancak davalının haksız şekilde Medula ekranını kapatarak müvekkilinin zararına sebep olduğunu ileri sürerek sistemin yeniden açılmasına ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili, söz konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 13.02.2020 tarihli ve 2018/630 Esas, 2020/66 Karar sayılı kararıyla; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma iddiasına dayalı olarak 677 sayılı KHK çerçevesinde işlem yapıldığı ancak davacının atılı suçtan beraat ettiği, sözleşmenin feshi şartlarının ortadan kalktığı, fesih işleminin yerinde değilse de KHK gereği işlem tesis eden davalının kusurlu bulunmadığı, bu nedenle tazminat taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu fesih işleminin iptaline, davacının maddi ve manevi tazminat istemleri ile diğer istemlerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2021 tarihli ve 2020/968 Esas, 2021/2254 Karar sayılı kararıyla; davalının fesih işleminin taraflar arasındaki protokolün 5.1 inci maddesinde düzenlenen “Taraflar bir ay önceden yazılı bildirimde bulunmak şartıyla sözleşmeyi her zaman feshedebilir” şeklindeki hükme uygun şekilde gerçekleştiği, dolayısıyla feshin haksız olduğunu iddiasıyla maddi manevi tazminat istenemeyeceği ancak davacının feshin iptali ve tazminat talepleri dışında davacı tarafından karşılanan reçetelerin fatura bedellerinin ödenmesi yönünde de talepte bulunduğu, ne var ki mahkemenin bu taleple ilgili gereken incelemeyi yapmadığı, buna ilişkin talebi açıklattırıp iddia ve savunmaya göre tüm deliller toplanıp bilirkişi heyetinden rapor alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle HMK’nın 353/1-a-6 maddesi çerçevesinde tarafların istinaf taleplerinin ayrı ayrı kabulüne, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak üzere mahkemesine iadesine (kesin olarak) karar vermiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine kesin olan karara ilişkin temyiz başvurusunun reddine dair 14.12.2021 tarihli ek karar verilmiş; davacı vekili bu kez ek karara karşı süresi içinde temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “…1-)Davacının ek karara yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; (…) Bölge adliye mahkemesinin, davanın esası hakkında istinaf incelemesi yapmış olmasına rağmen HMK’nın 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermesi durumunda, bu kararın kesin olduğundan bahsedilemez. Zira, davanın esası hakkında duruşma açılmadan istinaf incelemesi yapılması halinde bölge adliye mahkemesince, HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine veya ilk derece mahkemesi kararını düzeltilerek veya yargılamadaki eksiklikler tamamlanarak yeniden esas hakkında karar verilmelidir. Bundan ayrı, bölge adliye mahkemesinin HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde altı alt bent halinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık halleri ile bir ilgisi olmamasına rağmen, bu madde uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi halinde de kararın kesin olduğu söylenemeyecektir. Çünkü, kanun koyucu sınırlı biçimde ve istisnai olarak saydığı hallerde, kararın kaldırılmasından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine izin vermiş olup, bu hususu 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 362 nci maddesine eklenen (g) bendinin gerekçesinde de yeniden belirtmek suretiyle vurgulamıştır. Aksinin kabulü halinde, karara etki eden yargılama eksikliğinin bulunduğu durumlarda hukuk yargılamasında sadece Yargıtay’a tanınan eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı bozma yetkisine eşdeğer bir yetkinin bölge adliye mahkemesine tanındığı sonucuna varılacaktır ki herhalde bu sonuca katılmak mümkün değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar ve yer verilen yasal düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; bölge adliye mahkemesince fesih işleminin protokole uygun olduğu ve davacının maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği belirtilerek, davalı kurum sigortalılarının reçetelerine ilişkin olarak düzenlenen fatura bedellerinin tahsili talebine ilişkin esaslı delillerin toplanması ve değerlendirilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Diğer bir anlatımla; davaya konu sözleşmenin feshi ile maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden toplanan delilleri maddi vakıa ve hukuki denetim yapmak suretiyle değerlendiren bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı yönünde belirleme yapılmış olmasına rağmen, olayda uygulama yeri bulunmayan HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi gereğince, usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacak şekilde dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu halde söz konusu kararın, HMK'nın 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki açık hüküm ve aynı Kanun’un 362 nci maddesine eklenen (g) bendindeki hüküm birlikte değerlendirildiğinde kesin nitelikte olmadığı anlaşılmakla; bölge adliye mahkemesinin davacının temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 14/12/2021 tarihli ek kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine karar verilmiştir. 2-)Davacının esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere bölge adliye mahkemesince; ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamada sözleşmenin feshi talebine ilişkin hukukun ve delillerin yanlış uygulandığı düşünülerek işin esasına girilmesine rağmen, ayrıca usul yönünden de değerlendirme yapılıp davacının fatura bedellerinin ödenmesine ilişkin talebi yönünden tüm esaslı delillerin toplanmadığı ve değerlendirilmediği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-)Bozma nedenine göre, davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki karar gerekçesinin yanında, verilen kararın kesin mahiyette olduğu ve temyiz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; bölge adliye mahkemesi kararının temyize tâbi kararlardan olduğunu, kesin olarak nitelendirilemeyeceğini, Mahkeme ve istinaf kararındaki aleyhe değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu, Kurum işleminin iptali ve tazminat taleplerinin kabulü gerektiğini belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; müvekkili tarafından gerçekleştirilen işlemin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olduğunu ve hukuka aykırılık taşımadığını, bu nedenle istinaf kararında bahsi geçen aleyhe değerlendirmelerin yerinde olmadığını, hükmün bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. C. Uyuşmazlık Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davada, istinaf mahkemesince verilen kararın HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca kesin nitelikte olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre somut olayda eksikliklerin ilk derece mahkemesince mi yoksa istinaf mahkemesince mi giderilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352 nci maddesinin birinci fıkrası, 353 üncü maddesi ve 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi. 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar bulunmaktadır. 2. İstinaf ile ilgili monografilerin karşılaştırmalı hukuka ilişkin bölümlerinde “geniş (tam) istinaf sistemi” ve “dar istinaf sistemi” ayrımına yer verilmektedir. Geniş istinaf sistemi davanın istinaf merciinde adeta yeniden görülmesi ve yeniden hükme bağlanması esasına dayanmaktadır. Dar istinaf sistemi ise ilk derece mahkemesinde hükme bağlanmış olan davanın yeniden görülmesinden ziyade o davada verilen hükmün denetlenmesi esasını benimsemektedir. Buna göre geniş istinafta ikinci derece mahkemesi önüne yeni vakıa ve deliller getirtilmesi konusunda bir sınırlama bulunmamakta, istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlanmamakta, istinaf yoluna başvurmanın hükmün icrasını erteleyici etkisine getirtilen istisnalar sınırlı tutulmaktadır. Buna karşılık dar istinafta kanun yolu incelemesinin kural olarak istinaf dilekçesinde gösterilen sebeplerle sınırlı tutulduğu görülmekte, ikinci derece mahkemesinde yapılabilecek taraf işlemleri sınırlamalara tabi kılınmakta, yeni vakıa ve deliller ileri sürülmesi istisnai hâllerle sınırlı tutulmakta, istinaf incelemesi sırasında hükmün teminat karşılığında icrasına imkân veren hükümler bulunmaktadır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu dar istinaf sistemini benimsemiştir. Gerçekten istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı tutulması, bölge adliye mahkemesinde yapılan istinaf incelemesinde kural olarak resen göz önünde tutulacak olanlar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen savunmaların dinlenmemesi ve yeni delillere dayanılamaması ve bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp dosyayı bu mahkemeye geri göndermek konusunda geniş bir yetkiye sahip olması dar istinaf sistemine ait özelliklerdir (Ali Cem Budak, İlamat Torbası İstinaf Mahkemesi Karar İncelemeleri, Ekim 2020, s. 1-2). 3. İstinaf sistemi kavram olarak açıklandıktan sonra istinaf kanun yolu aşamasına da değinmek gerekmektedir. Öncelikle kararı veren ilk derece mahkemesi dilekçeler (istinaf dilekçesi ve cevap dilekçesi) verildikten veya bunun için belli süreler geçtikten sonra dosyayı dizi listesine bağlı olarak ilgili istinaf mahkemesine gönderir (HMK md. 347/3, md. 343/4). İstinaf mahkemesinin görevli hukuk dairesi, ilk önce yetkili olup olmadığını resen inceler. Yetkili olduğu kanısına varırsa dosya üzerindeki ön incelemesine devam eder. Ön inceleme sonunda incelemenin aynı istinaf mahkemesinin başka bir dairesince (veya başka bir istinaf mahkemesince) yapılması gerektiği, istinaf edilen kararın kesin olduğu, başvurunun istinaf süresi içinde yapılmadığı, başvuru şartlarının yerine getirilmediği, başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmediği tespit edilen dosyalar hakkında gerekli karar verilir (Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku, Cilt II, Mart 2020, s. 1366-1368). 4. Konuya ilişkin olarak HMK’nın 352 nci maddesinin birinci fıkrası “(1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince dosya üzerinde yapılacak ön inceleme sonunda aşağıdaki durumlardan birinin tespiti halinde öncelikle gerekli karar verilir: a) İncelemenin başka bir dairece veya bölge adliye mahkemesince yapılmasının gerekli olması b) Kararın kesin olması c) Başvurunun süresi içinde yapılmaması ç) Başvuru şartlarının yerine getirilmemesi d) Başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin hiç gösterilmemesi…” şeklinde düzenlenmiştir. 5. Ön inceleme aşamasında verilecek kararlar, incelemenin başka bir daire tarafından yapılması gerektiğine ilişkin “gönderme kararları”, ilk derece mahkemesine ait kararın istinaf kanun yolu açık olmayan kesin bir karar olması nedeniyle ve ayrıca başvurunun süresi içinde yapılmaması nedeniyle verilen “dilekçenin reddi kararları” ve istinaf başvuru şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle verilen “başvurunun yapılmamış sayılmasına” ilişkin kararlardır. Bu aşamada verilecek olan kararların temel niteliği işin esası ve ilk derece mahkemesine ait kararla bir ilgisinin olmamasıdır. Nitekim bu aşamada yapılan incelemede dairenin görevli olup olmadığı, inceleme konusu olan ilk derece mahkemesine ait kararın kesin olup olmadığı ve başvurunun süresinde ve kanunda öngörüldüğü biçimde yapılıp yapılmadığı denetlenmektedir. Dolayısıyla ön incelemede verilen kararlar tamamen istinaf başvurusu ile ilgili olup, başvurunun kabul edilebilir olmadığını tespit eden usule ilişkin nihai kararlardır (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf, Ankara 2009, s. 319). 6. Ön inceleme aşamasında eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyalar incelemeye alınır. 7. İstinaf bölümünde, aksine hüküm bulunmayan hâllerde ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü istinaf mahkemesinde de uygulanır. İstinaf incelemesi duruşmasız veya duruşmalı yapılır. Duruşmasız istinaf incelemesi HMK’nın 353 üncü maddesinde düzenlenmiştir. 8. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin ilk hâlinde “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması. 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması. 6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” hükmü yer almakta iken; 7035 ve 7251 sayılı Kanun’lar ile yapılan değişiklikler sonucu 353 üncü madde “…(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (Mülga İbare Rgt: 05.08.2017 RG NO: 30142 Mükerrer Kanun No: 7035/29) 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (Mülga İbare Rgt: 05.08.2017 Rg No: 30142 Mükerrer Kanun No: 7035/29) karar verilmiş olması. (Değişik Alt Bent Rgt: 28.07.2020 Rg No: 31199 Kanun No: 7251/35) 6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması. b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra (Eklenmiş İbare Rgt: 28.07.2020 Rg No: 31199 Kanun No: 7251/35) başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” şeklinde düzenlenmiştir. 9. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra HMK’nın 353/1-a-6 bendi değerlendirildiğinde; anılan hüküm istinaf kanun yolunun ne şekilde uygulanacağı konusunda son derece belirleyicidir. Bir taraftan istinaf mahkemelerinin hukuki denetim yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak tahkikat sonucuna göre yeniden karar verme yetkisini haiz olan bir hüküm mahkemesi olduğu kabul edilirken, diğer taraftan da söz konusu hükümle bir nevi eksik inceleme gerekçesiyle dosyanın mahalline geri gönderilmesi kabul edilmektedir. HMK’da kabul edilen dar istinaf sisteminin amacına uygun olarak istinaf mahkemelerinin hukuki denetim görevini yerine getirirken gerektiğinde yeniden tahkikat ve inceleme yapmalarına imkân verecek bir uygulamanın benimsenmesi ancak ortada hukukî ve maddi vakıa denetimine konu olacak verilerin bulunmaması hâlinde ise tahkikatın yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi gerekmektedir. Olaya ve maddi delillere en yakın olan mahkeme ilk derece mahkemesidir (Tülin Kurtoğlu, Özel Hukukta İstinaf Denetimi ve Yargılaması, Ankara 2017, s. 152-153). 10. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılmış olan usule ilişkin hukuka aykırılık durumlarında, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın geri gönderilmesine, (b) bendinde “başvurunun esastan reddine” “düzelterek yeniden esas hakkında karar” ve “yeniden esas hakkında karar” şeklinde hüküm kurulacağı belirtilmiştir. 11. Bu kapsamda HMK’nın 353/1-a maddesinin 1-6 bentleri arasında sayılan usule ilişkin hukuka aykırılıklar tespit edildiğinde, ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verilecektir. HMK’nın 353/1-a maddesinde belirtilen durumlarda istinaf mahkemesi kararı esas yönünden inceleyemez (Kurtoğlu, s. 187-188). Bu nedenle madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere HMK’nın 353/1-a maddesinde altı bent hâlinde sayılan hâllerde istinaf mahkemesinin esası incelemeden verdiği ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve dosyanın ilgili ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararları kesin olduğundan temyiz edilemez. 12. Öte yandan 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 362 nci maddesine eklenen (g) bendine göre “353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça hüküm altına alınmış olup madde gerekçesinde de; 353/1-a bendi kapsamına giren durumlarda bölge adliye mahkemesinin duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353 üncü madde hükmü ile uyum sağlanarak Kanunun bütünlüğünün korunması amaçlandığı ifade edilerek 353/1-a bendi kapsamında verilen kararların kesin nitelikte olduğu vurgulanmıştır. 13. Hâl böyle olunca bölge adliye mahkemelerinin HMK’nın 353/1-a bendi kapsamına giren kararlarının kesin nitelikte olduğu sonucuna varıldığından Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesince verilen direnme kararı yerindedir. 14. O hâlde, direnme uygun olup usul ve yasaya uygun direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın direnme kararını veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.02.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2024/9618 E., 2024/14701 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
9. Hukuk Dairesi         2024/9618 E.  ,  2024/14701 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile kamu düzeni yönünden İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. İş Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine, kamu düzeni bakımından yapılan değerlendirme neticesinde ise İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde hizmet alım ihalesiyle iş alan alt işveren şirketlerin işçisi olarak çalışmaktayken 01.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (696 sayılı KHK) ilgili hükümleri gereğince Kocaeli Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığında sürekli işçi kadrosuna geçiş yaptığını ve hâlen bu Kurum bünyesinde kadrolu işçi olarak çalıştığını, kadroya geçtikten sonra aynı işi yapmaya devam ettiğini, kadroya geçmeden önceki ücretinin asgari ücretin %22 fazlası olduğunu, davalı İdare ile davacı arasında belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmede de ücretinin asgari ücretin %22 fazlası olarak belirlendiğini, davalı işverenin 01.01.2019 tarihinden itibaren davacının ücret, ikramiye ve ilave tediye alacaklarını eksik ödeyerek kazanılmış hak ilkesine de aykırı hareket ettiğini ileri sürerek ücret, ilave tediye ve ikramiye fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı def''inde bulunduklarını, müvekkili İdarede toplu iş sözleşmesi uygulandığını, ihale şartnamesi kapsamında davacının başlangıçta asgari ücretin %22 fazlası ücret aldığını, toplu iş sözleşmesi imzalandıktan sonra asgari ücret ile bağı kalmayan davacının %22 oranında fazla ücret talep etme hakkının da ortadan kalktığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının kadroya geçirildiği 01.04.2018 tarihine kadar ücretinin asgari ücretin %22 fazlası olarak belirlendiği ve ödendiği, davalı Kuruma geçişle birlikte bu ödemenin devam ettiği, 2019 yılından itibaren ise söz konusu oran dikkate alınmaksızın toplu iş sözleşmesi ile belirlenen sözleşme oranında zam yapıldığı, oysa 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinde davacıya her ay günlük ücretinin %22 fazlasıyla ödeme yapılacağına ilişkin hüküm bulunduğu gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili İdarede toplu iş sözleşmesi uygulandığını, 02.04.2018 tarihinde sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacının ücretinin 31.10.2020 tarihine kadar 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23 üncü maddesi gereğince Yüksek Hakem Kurulu tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre, 01.11.2020 tarihinden itibaren ise İçişleri Bakanlığına Bağlı Yatırım İzleme ve Koordinasyon Dairesi Başkanlıkları ve Bağlı İşyerleri İçin Türk Ağır Sanayi ve Hizmet Sektörü ... İşverenleri Sendikası (...) ile Türkiye ..., Eğitim, Ticaret ve ... Sendikası (... Sendikası) arasında imzalanan 15.07.2019-14.07.2021 yürürlük tarihli 2. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'ne göre ödendiğini, Kurum tarafından yapılan ödemelerin usul ve kanuna uygun olduğunu, davacı ile yapılan bireysel iş sözleşmesindeki asgari ücretin %22 fazlasına ilişkin ücret hükmünün yalnızca kadroya geçiş anındaki ücretin tespitine ilişkin olduğunu, hem bireysel iş sözleşmesindeki hem de toplu iş sözleşmesindeki hükümlerin uygulanmasının haksız kazanca sebebiyet vereceğini, yanı sıra faiz tür ve oranlarına da itiraz ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı işçinin kadroya geçişi aşamasında imzalanan ve dosyaya ibraz olunan 02.04.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin "Ücret" başlıklı 9 uncu maddesindeki "İşçiye yapılacak ödemelere ilişkin hesap dönemi, her ayın 15'i ile bir sonraki ayın 14. günüdür. İş bu sözleşme süresince işçiye her ay 30 günlük asgari ücretin %22 fazlası üzerinden ödeme yapılır." şeklindeki düzenleme ile davacıya temel ücret olarak asgari ücretin %22 fazlasının ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı, kadroya geçiş aşamasında işverenle imzalanan iş sözleşmesinde ücretin her ay için ileriye etkili şekilde asgari ücretin belli bir oranda fazlası şeklinde ödeneceği kararlaştırılmışsa sözü edilen kuralın her asgari ücret artış dönemi için işvereni bağlayacağı, davacının ücretinin 01.01.2019 tarihinden itibaren anılan sözleşme hükmünün uygulanmaması nedeniyle eksik ödendiği, dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesi hükümlerine göre asgari ücretin %22 fazlası bulunduğu ve uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre %4 zam yapılarak alacakların hesaplandığı, İlk Derece Mahkemesince davacının fark ücret alacağı, ilave tediye alacağı ve ikramiye fark alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, uygulanan faiz oranı ve faiz başlangıç tarihlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı; ancak kamu düzeni yönünden yapılan değerlendirmede ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunda fark ücret alacak kalemi yönünden arabuluculuk anlaşmama son tutanak tarihinden sonraki dönem için de hesaplama yapılmasının hatalı olduğu, bilirkişi raporundaki hesap tablolarından yararlanılarak arabuluculuk anlaşmama son tutanak tarihi olan 24.03.2021 tarihinden önceki dönemin yeniden hesaplandığı, buna göre fark ücret alacağının brüt 15.847,22 TL olduğunun anlaşıldığı ve fazlaya ilişkin talebin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf başvurusunda belirttiği gerekçelere dayanarak karara dayanak bilirkişi raporundaki hesaplamaların, hükmedilen faiz türünün ve davalı Kurumun harçtan muafiyetinin gözetilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçirilen davacı işçiye kadroya geçişte düzenlenen belirsiz süreli iş sözleşmesi hükümlerine göre ödenmesi gereken ücretin tespiti ile fark ücret, fark ikramiye ve fark ilave tediye alacağının bulunup bulunmadığı, davalı Kurumun yargı harçlarından muaf tutulup tutulmadığı ile faiz türünün yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin ilgili kısmı şu şekildedir: "... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir." 3. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 22, 32 ve 34 üncü maddeleri, 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen geçici 23 üncü madde, 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 Sayılı Kanunla 6212 Sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'un 1 vd. maddeleri. 4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun (492 sayılı Kanun) 13 üncü maddesinin (j) bendi. 3. Değerlendirme 1. 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesine göre bölge adliye mahkemesi davanın esası ile ilgili olarak üç türlü karar verebilir. Bunlardan ilki, başvurunun esastan reddi; ikincisi yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında; üçüncüsü ise yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında karar vermektir. Kanun hükmü, başvurunun esastan reddi ile aynı anda yeniden esas hakkında veya düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına imkân tanımamaktadır. 2. Diğer taraftan 6100 sayılı Kanun'un "İncelemenin kapsamı" başlıklı 355 inci maddesine göre bölge adliye mahkemesi, istinaf sebepleri ile bağlı ise de kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetebilir. Ancak anılan düzenleme tamamen incelemenin kapsamına ilişkin olup bölge adliye mahkemelerince 353 üncü madde gereğince kurulacak hükmün şekline etkili değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzenine aykırılık hâlleri bakımından ayrım yapılarak Kanun'da yer verilmeyen şekilde hüküm kurulması mümkün değildir. Kaldı ki kamu düzenine aykırılık bakımından bir inceleme yapılabilmesi de istinaf başvurusunun kabulüne bağlıdır. Örneğin 6100 sayılı Kanun'un "Ön inceleme" başlıklı 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde "başvuru sebeplerinin veya gerekçesinin gösterilmemesi" hâline yer verilmiştir. Bu hâlde bölge adliye mahkemesince 353 üncü madde gereğince sadece kamu düzenine aykırılık bağlamında inceleme yapıldıktan sonra yine başvurunun esastan reddine veya kabulüne karar verilerek hüküm kurulmaktadır. 3. Belirtilen sebeplerle taraflardan birinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler ve kamu düzenine aykırılık bakımından yapılacak incelemenin sonucunda, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını yahut düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasını gerektiren bir hâl tespit edildiği takdirde artık istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemez. 4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince; sadece davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı yönünden resen yapılan inceleme neticesinde, arabuluculuk faaliyetinin tarafların anlaşamadığına dair düzenlenen son tutanak tarihinden önce muaccel olan alacaklar bakımından gerçekleştirildiği, son tutanak tarihinden sonraki döneme ilişkin istemlerin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiğinin gözetilmemesinin hatalı olduğu belirtildikten sonra, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) nci alt bendi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına karar verilmiştir. 5. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, yukarıda belirtilen Kanun hükümlerine aykırı olduğundan, Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. 6. Diğer taraftan, davalı Kocaeli Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığının yargı harçlarından istisna veya muafiyeti bulunmamasına rağmen davalı tarafın harçtan muaf olduğu gerekçesiyle yargılama harçlarından sorumlu tutulmaması da hatalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Aşağıdaki hallerden hangisinde Bölge Adliye Mahkemesi, duruşma yapmadan dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine (kaldırma ve gönderme) karar verir?

A) Delillerin yanlış değerlendirilmesi.
B) Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması.
C) Hukuki tavsifte hata yapılması.
D) Kanunun olaya yanlış uygulanması.
E) Tazminat miktarının yanlış hesaplanması.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol