6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 359

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 359. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 359- (1) Karar aşağıdaki hususları içerir: a) Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ile başkan, üyeler ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları, sicil numaraları. b) Tarafların ve davaya ilk derece mahkemesinde müdahil olarak katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri. c) Tarafların iddia ve savunmalarının özeti. ç) İlk derece mahkemesi kararının özeti. d) İleri sürülen istinaf sebepleri. e) Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep. f) Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu ve süresi. g) Kararın verildiği tarih, başkan ve üyeler ile zabıt kâtibinin imzaları. ğ) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. (3) (Ek:22/7/2020-7251/38 md.) Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir. (4) (Ek: 20/7/2017-7035/30 md.)Temyizi kabil olmayan kararlar, ilk derece mahkemesi tarafından; temyizi kabil olan kararlar ise bölge adliye mahkemesi tarafından resen tebliğe çıkarılır. Uygulanacak diğer hükümler

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

104 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2023/4774 E., 2024/766 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir.
12. Hukuk Dairesi         2023/4774 E.  ,  2024/766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davalı/alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl davada icra takiplerinin dayanağı olan ipoteğin teminat ipoteği olup muacceliyet şartlarını taşımadığı, tarafına ihtarname gönderilmediği ve faiz oranına itiraz edilerek icra emrinin ve takibin iptalinin talep edildiği, davacı borçluların ..., ... ve Rındek Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd.Şti. olduğu; birleşen davada ise ipotekli taşınmazlar üzerine konulan İİK 150/c şerhinin kaldırılmasının talep edildiği, davacı borçluların ..., ..., ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A. olduğu, her iki davanın Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019/589 Esas-2019-605 Karar sayılı kararı ile birleştirildiği; sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı ile ''Esas dosya (2019/525 Esas) hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, davanın diğer davacılar ... ve ... yönünden davanın esastan reddine, birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; davanın reddine'' karar verilmiş, Aynı mahkemece verilen 19.02.2020 tarihli ek karar ile ''birleşen dava davacılarından ... Uluslararası Nakliyat ve Gemi Acenteliği San. Tic. Ltd. Şti. ve ... İnternational Shipmanagement S.A.'ya ait vekaletnamenin 2 haftalık kesin sürede Av.... tarafından ibraz edilmemesi nedeniyle istinaf talebinin reddine'' karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine; ... Bölge Adliye Mahkemesi 10.01.2022 tarihli 2020/1586 Esas 2022/31 Karar sayılı kararı ile Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesi 2019-525 Esas 2019-726 Karar sayılı kararı KALDIRILARAK yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderildiği, yeniden yapılan yargılama sonrasında Mersin 2. İcra Hukuk Mahkemesince 06.07.2022 tarihli 2022/86 esas 2022/518 karar sayılı kararı ile; ''Esas dava hakkında; davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden REDDİNE, Davanın diğer davacı ... yönünden KISMEN KABULÜ ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verildiği; Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine karar vekalet ücreti yönünden değiştirilmek suretiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 25.01.2023 tarihli 2022/3260 Esas 2023/203 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak; ''Esas dava hakkında; Davanın davacı ... Madencilik Gıda Dış Ticaret Ltd. Şti. yönünden aktif husumeti bulunmadığından reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden reddine, Davanın diğer davacı ... yönünden kısmen kabulü ile Mersin 5. İcra Müdürlüğünün 2019/9315 Esas sayılı dosyasında icra emrinin davacı yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine, Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği anlaşılmakla yeniden bu davada karar verilmesine yer olmadığına,'' karar verilerek davalı alacaklı tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır. İstinaf kanun yolu incelemesinin nasıl yapılacağına ilişkin usül düzenlemesi HMK'nın 341 ila 360. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin gerekçe hatasını nasıl gidereceği 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK'nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK'nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK'nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay'a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararında ''Birleşen dosya (2019/589 Esas) hakkında; Mahkememiz 2019/525 Esas ve 2019/726 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, Mahkememiz 19.02.2020 tarihli ek kararı ile davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verildiği, kararın bu şekilde kesinleştiği'' şeklinde karar verilmekle önceki vermiş olduğu kaldırma kararında kaldırdığı esas ve karar numaralı mahkeme kararına dayalı olarak karar vermiş olmaktadır. Kaldırılan mahkeme kararına dayanılarak olmayan bir hükme dair hüküm kurulması isabetsiz olup; esasa ilişkin yeniden bir karar vermesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesinin kaldırılmasına karar verdiği karara yaptığı atıfla hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. Ayrıca birleşen dava davacılarından ikisi hakkında istinaf isteminin reddine karar verilmiş, ancak diğer ikisi hakkında davada vekaleti bulunan vekilinin yapmış olduğu istinaf istemi göz ardı edilerek onlar hakkında birleşen dava yönünden karar verilmemesi hatalı olup yeniden verilecek bu usulü eksikliğin giderilmek suretiyle dosya yeniden esasen incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, ... Bölge Adliye Mahkemesi 10 Hukuk Dairesinin 25.01.2023 tarih ve 2022/3260 E.- 2023/203 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre alacaklının temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Hukuk Dairesi, 2023/1587 E., 2024/8732 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin ve prime esas kazancın tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla , alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK.'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca davalı Şeker Fabrikaları A.Ş.
10. Hukuk Dairesi         2023/1587 E.  ,  2024/8732 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1634 E., 2022/2344 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ilgın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi SAYISI : 2018/318 E., 2019/371 K. Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, bozma kararına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı ... Fabrikaları bünyesinde 20.07.2007-15.12.2010 tarihleri arasında sürekli işçi olarak çalıştırılması gerekirken geçici işçi statüsünde çalıştırıldığını, bu nedenle Ilgın Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/246 Esas 2013/567 Karar sayılı maddi ve manevi tazminat davasının ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2014/7876 Esas 2014/14286 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiğini, davacının bu sürelerde çalışmış sayılmasının tespiti ve sigorta günlerine ilişkin pirimlerinin yatırılması gerektiğini belirterek davacının bu tarihler arasında çalıştığının ve bu sürelerde yatırılmayan pirime esas kazançların tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının kampanya dönemlerinde çalışarak kampanya dönemi sona erdiği halde sağlık sigortasından yararlanmak amacıyla kampanya döneminde kullanmadıkları dinlenme tatili izni talep ettiklerini, bu işçilere kampanya izin ücretlerinin ödenmesine karar verildiğini, 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesi gereği 2004/2007 yılları arasında kullanmadıkları 5'er günlük izin tutarlarının 2008 yılında kendilerine ödendiğini, SGK'ya bildirildiğini, davacının 2006 yılında 176 gün çalıştığını ve kullanmadığı 5 günlük kampanya tatili ile birlikte 181 gün çalıştığı kanati ile sürekli işçi kadrosuna geçirilmesi için Ankara 14. İdare Mahkemesinin 2009/11094 Esas 2010/176 Karar sayılı dosya üzerinden açılan davanın davacı lehine sonuçlandığını, Mahkemece çalışmadıkları süreler için prim ve gün sayısı için herhangi bir karar bulunmadığından SGK'ya bildirim yapılmadığını beyan ederek açılan davanın reddini savunmuştur. 2.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.05.2019 tarihli ve 2018/318 E. 2019/371 K. sayılı kararı ile “davanın kabulü ile davacının 20.07.2007 tarihi ile 31.03.2010 tarihleri arasında 646 gün eksik süre ile hizmet akdi ile çalışmış olduğunun ve bu tarihler arasında prime esas kazanç tutarların dönemsel olarak toplam 53.438,71 TL olduğunun tespitine, -2007/07 dönem ve 1.301,30 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/08 dönem ve 2.766,26 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/09 dönem ve 2.158,96 TL eksik bildirim brüt tutar, -2007/10 dönem ve 1.728,42 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/01 dönem ve 3.606,00 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/02 dönem ve 1.684,92 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/03 dönem ve 1.845,88 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/04 dönem ve 1.788,56 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/05 dönem ve 1.845,88 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/06 dönem ve 1.788,56 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/07 dönem ve 4.151,70 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/08 dönem ve 2.821,78 TL eksik bildirim brüt tutar, -2008/12 dönem ve 972,33 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/01 dönem ve 2.453,10 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/02 dönem ve 2.064,81 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/03 dönem ve 1.974,86 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/04 dönem ve 2.036,20 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/05 dönem ve 1.974,86 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/07 dönem ve 2.084,32 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/08 dönem ve 4.186,83 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/09 dönem ve 2.955,96 TL eksik bildirim brüt tutar, -2009/12 dönem ve 2.295,95 TL eksik bildirim brüt tutar, -2010/02 dönem ve 1.744,35 TL eksik bildirim brüt tutar, -2010/03 dönem ve 1.206,92 TL eksik bildirim brüt tutar olarak olduğunun tespitine,” karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurularının kabulü ile "...Dairemizce, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin ve prime esas kazancın tespiti yönünden bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla , alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK.'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca davalı Şeker Fabrikaları A.Ş. ve fer'i müdahil Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü...” gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulü ile Davanın kabulüne A)Davacının; Temmuz 2007 ayında 11 gün Ağustos 2007 ayında 30 gün Eylül 2007 ayında 30 gün Ekim 2007 ayında 25 gün Ocak 2008 ayında 30 gün Şubat 2008 ayında 30 gün Mart 2008 ayında 30 gün Nisan 2008 ayında 30 gün Mayıs 2008 ayında 11 gün Temmuz 2008 ayında 14 gün Ağustos 2008 ayında 23 gün Aralık 2008 ayında 20 gün Ocak 2009 ayında 17 gün Şubat 2009 ayında 30 gün Mart 2009 ayında 30 gün Nisan 2009 ayında 30 gün Mayıs 2009 ayında 30 gün Temmuz 2009 ayında 30 gün Ağustos 2009 ayında 30 gün Eylül 2009 ayında 8 gün Şubat 2010 ayında 23 gün olmak üzere toplam 512 gün daha süre ile davalıya ait iş yerinde hizmet aktine tabi olarak çalıştığının tespitine, B) Davacının; Temmuz 2007 ayında 1.301,30 TL daha ek Ağustos 2007 ayında 1.611,68 TL daha ek Eylül 2007 ayında 1.928,93 TL daha ek Ekim 2007 ayında 1.658,97 TL daha ek Ocak 2008 ayında 1.610,66 TL daha ek Şubat 2008 ayında 1.684,92 TL daha ek Mart 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Nisan 2008 ayında 1.788,56 TL daha ek Mayıs 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Haziran 2008 ayında 1.696,90 TL daha ek Temmuz 2008 ayında 1.972,60 TL daha ek Ağustos 2008 ayında 1.223,52 TL daha ek Aralık 2008 ayında 972,33 TL daha ek Ocak 2009 ayında 885,72 TL daha ek Şubat 2009 ayında 1.914,04 TL daha ek Mart 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Nisan 2009 ayında 1.925,61 TL daha ek Mayıs 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Temmuz 2009 ayında 2.084,32 TL daha ek Ağustos 2009 ayında 1.809,11 TL daha ek Eylül 2009 ayında 284,47 TL daha ek Şubat 2010 ayında 1.309,47 TL daha ek sigorta primine esas kazançla çalıştığının tespitine” karar verilmiştir. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairemizin 30.03.2022 tarihli ve 2022/1413 E.-2022/4703 K. sayılı bozma ilamında,"...Bölge Adliye Mahkemesince hizmet tespiti talebine ilişkin kabul kararı yerinde ise de prime esas kazanç yönünden yöntemince araştırma yapılarak infaza elverişli hüküm tesis edilmemesi isabetli değildir..." denilmek suretiyle karar bozulmuştur. B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında eksik bildirilen hizmet süresinin tespitine ilişkin Dairemiz kararının Yargıtay bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiği, prime esas kazanç tespit yönünden ise bozma ilamı doğrultusunda ek bilirkişi raporu alınarak, bilirkişi raporunun usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, alınan rapor gereğince hüküm kurulmak üzere 6100 sayılı HMK 356 ve 359. maddeleri uyarınca fer'i müdahil Kurum vekili ile davalı ... Fabrikaları A.Ş. vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 356 ve 359. maddeleri uyarınca kabulü ile Mahkeme kararı kaldırılarak yerine aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, Davanın kısmen kabulü ile -Ilgın Asliye (İş) Mahkemesine ait 31.05.2019 gün 2018/318 E.-2019/371 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine, 3-Davanın kabulüne A)Davacının; Temmuz 2007 ayında 11 gün Ağustos 2007 ayında 30 gün Eylül 2007 ayında 30 gün Ekim 2007 ayında 25 gün Ocak 2008 ayında 30 gün Şubat 2008 ayında 30 gün Mart 2008 ayında 30 gün Nisan 2008 ayında 30 gün Mayıs 2008 ayında 11 gün Temmuz 2008 ayında 14 gün Ağustos 2008 ayında 23 gün Aralık 2008 ayında 20 gün Ocak 2009 ayında 17 gün Şubat 2009 ayında 30 gün Mart 2009 ayında 30 gün Nisan 2009 ayında 30 gün Mayıs 2009 ayında 30 gün Temmuz 2009 ayında 30 gün Ağustos 2009 ayında 30 gün Eylül 2009 ayında 8 gün Şubat 2010 ayında 23 gün olmak üzere toplam 512 gün daha süre ile davalıya ait iş yerinde hizmet aktine tabii olarak çalıştığının tespitine, B) Davacının; Temmuz 2007 ayında 1.301,30 TL daha ek Ağustos 2007 ayında 1.611,68 TL daha ek Eylül 2007 ayında 1.928,93 TL daha ek Ekim 2007 ayında 1.658,97 TL daha ek Ocak 2008 ayında 1.610,66 TL daha ek Şubat 2008 ayında 1.684,92 TL daha ek Mart 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Nisan 2008 ayında 1.788,56 TL daha ek Mayıs 2008 ayında 1.845,88 TL daha ek Haziran 2008 ayında 1.696,90 TL daha ek Temmuz 2008 ayında 1.972,60 TL daha ek Ağustos 2008 ayında 1.223,52 TL daha ek Aralık 2008 ayında 972,33 TL daha ek Ocak 2009 ayında 885,72 TL daha ek Şubat 2009 ayında 1.914,04 TL daha ek Mart 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Nisan 2009 ayında 1.925,61 TL daha ek Mayıs 2009 ayında 1.974,86 TL daha ek Temmuz 2009 ayında 2.084,32 TL daha ek Ağustos 2009 ayında 1.809,11 TL daha ek Eylül 2009 ayında 284,47 TL daha ek Şubat 2010 ayında 1.309,47 TL daha ek sigorta primine esas kazançla çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili davanın kabulünün gerektiği, davalı vekili ile fer'i müdahil vekili ise davanın reddinin gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371. maddeleri, 2.506 sayılı Kanun'un 77., 79. maddesi hükümleridir. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına, Aşağıda yazılı fazladan alınan temyiz harcının davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
12. Hukuk Dairesi, 2024/2387 E., 2024/3894 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde g
12. Hukuk Dairesi         2024/2387 E.  ,  2024/3894 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi DAVALILAR : ..., ... ... Enerji Elektirk Üretim Anonim Şirketi, ..., ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-alacaklı ... ile davalı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı alacaklı Albaraka Türk Katılım Bankası A.Ş vekili asıl 2021/770 esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde; borçlu/pay sahipleri ... ve ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. ile diğer dosya borçluları aleyhine açılan takipte, 14.06.2021 tarihinde gerçekleşen ihalede; ...'ın ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. nezdinde bulunan 10.500 adet payının 500.000,00-TL bedelle üçüncü kişi ...'a, ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'nin ise ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. nezdinde bulunan 5.250.000 adet payının 9.000.000,00-TL bedelle alacaklı olarak gözüken Diriliş Kumaşçılık İç ve Dış Ticaret A.Ş.'ne dosya alacağına mahsuben ihale edildiğini, icra müdürlüğünün satış kararında rehinli alacaklı bankaya tebligat yapılmasına karar verildiği halde karara aykırı olarak satış ilanının ve öncesinde kıymet takdirinin tebliğ edilmediğini, satışa konu malvarlığının ederinin altında satıldığını, rehin miktarının altında satış olmasına rağmen izninin alınmadığını, huzurdaki dava konusu ihalede gazete ile ilan yapılmadığını, oysa daha önce bu eksikliğin ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilerek önceki ihalenin feshedildiğini, ihalenin bu eksiklik nedeniyle yeniden feshinin gerektiği gibi sair fesih nedenlerini öne sürerek 14.06.2021 tarihinde gerçekleştirilen ihalelerin feshine karar verilmesini talep ettiği; davacı borçlular ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş., ... ve ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. vekili birleşen 2021/748 esas sayılı dosyasında dava dilekçesinde; ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. ve ... aleyhine yapılan takip dosyasından, ...'ın ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. ve ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. firmalarında olan hisselerinin ihaleye çıkarıldığını; satışa konu haciz işleminin İİK 88'e göre yapılması gerekirken İİK m.94'e göre yapıldığını, 'çıplak pay var gibi' yapılan haciz işleminin hatalı olduğunu, satışa konu paylar hakkında hisse senedi yerine düzenlenmiş nama yazılı muvakkat ilmühaberlerin çıkarıldığını, bu durumda İİK 28 uvarınca hisseleri temsil eden ilmühaberlerin fiilen haczinin gerektiği gibi sair fesih nedenlerini iddia ederek davanın kabulü ile 14/06/2021 tarihinde yapılan ihalenin feshine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince; asıl 2021/770 esas sayılı dosyası yönünden şikayetin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, usule ilişkin nedenlerle hüküm kurulduğundan para cezası hükmedilmesine yer olmadığına, birleşen 2021/748 esas sayılı dosya yönünden şikayetin reddine, ihale bedeli üzerinden %10 para cezasının davacılardan alınarak hazineye gelir kaydına karar verildiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince; asıl davada davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, birleşen davada davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/770 Esas sayılı dosyada birleşen 2021/748 Esas - 2022/680 Karar sayılı, 12/05/2022 tarihli kararının kaldırılmasına, icra dosyasında 14.06.2021 tarihinde saat 12:35 ve 12:50'de yapılan hisse haczi satışına ilişkin ihalelerin feshine karar verildiği görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 166. maddede düzenlenen Davaların Birleştirilmesi düzenlemesi şu şekildedir: '' (1) Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar.(2) Davalar, ayrı yargı çevrelerinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış ise bağlantı sebebiyle birleştirme ikinci davanın açıldığı mahkemeden talep edilebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme, talebin kabulü ile davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren, bununla bağlıdır.(3) Birleştirme kararı, derhâl ilk davanın açıldığı mahkemeye bildirilir.(4) Davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantı var sayılır.(5) İstinaf incelemesi ayrı dairelerde yapılması gereken davaların da bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Bu hâlde istinaf incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararı inceleyen bölge adliye mahkemesi dairesinde yapılır.'' Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesinin İlk Derece Mahkemesinin kararını nasıl düzeltebileceğine ilişkin hükümleri 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/2. maddesinde “Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” şeklinde düzenlenmiş, Ayrıca 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiştir. HMK.nın 359/2. maddesinde amaçlanan, özellikle infaza esas alınacak hüküm sonucunun şüphe ve tereddüd uyandırmayacak şekilde oluşturulmasıdır. Bölge Adliye Mahkemeleri İlk Derece Mahkemesinin hatasını HMK. nın 359. maddesine uygun şekilde yeniden karar vererek düzeltmek zorundadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin HMK. nın 370/2, 3 ve 4. maddesinin Yargıtay' a tanıdığı düzelterek onama yetkisi yoktur. Bu emredici düzenlemeler karşısında, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından İlk Derece Mahkemesinin kararının birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi tarafından bu esas ve karar numarası ile verilmiş bir karar bulunmayan; ''İstanbul 11. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/770 Esas sayılı dosyada birleşen 2021/748 Esas - 2022/680 Karar sayılı, 12/05/2022 tarihli kararının kaldırılmasına'' şeklinde hüküm kurulduğu görülmüştür. Asıl ve birleşen dava bakımından verilen esas ve karar numarası aynı olup hüküm kaldırılacak ise tek esas ve karar numarası üzerinden kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekirken; yazılı şekilde hüküm tesisi usule aykırı olup açıklanan nedenlerle usulen bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin 20/12/2023 tarihli ve 2022/3363 E. 2023/2549 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 364/2.maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nın 373/2. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2023/2009 E., 2023/10361 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesi kararının hangi hususları içermesi gerektiği ise HMK’nın 359 uncu maddesinde düzenlenmiş;
4. Hukuk Dairesi         2023/2009 E.  ,  2023/10361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1768 E., 2022/118 K. HÜKÜM/KARAR : Davacılar Vekilinin İstinaf Başvurusunun Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/393 E., 2021/182 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ... vd. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekili asıl davada; davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada davacı ...'ın yaralandığını ve bakıma muhtaç ... gelecek şekilde malul kaldığını açıklayıp fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla tedavi ve bakım masrafları için 2.500,00 TL, geçici iş göremezlik zararı için 9.500,00 TL, sürekli iş göremezlik zararı için 190.000,00 TL'nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle taleplerini artırmış, 20.01.2015 tarihli duruşmada tedavi gideri talebinden vazgeçtiklerini beyan etmiştir. Davacı vekili birleştirilen davada; asıl davanın davacısı olan ...'ın davacı ...'ın babası olduğunu, davacının babasının yaralanması ve malul kalması nedeniyle davacıya bakamadığını ve davacıya daha önce ödediği nafakayı ödeyemez ... geldiğini açıklayıp 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Karşı davacı-davalılar ... ve ... Lojistik Ulus. Kara ve Deniz Nak. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kusura ve tazminat miktarına itiraz edip, karşı dava olarak aynı kaza nedeniyle ...'in de yaralandığını, uzun süre yatarak tedavi gördüğünü açıklayıp 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Gruopama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; tedavi giderine karşılık olmak üzere davacıya 5.600,00 TL ödeme yapıldığını, kusur ve zararın hesap edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince asıl davada toplam 75.410,46 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl davada tedavi giderleri yönünden verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada manevi tazminat yönünden verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden; verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/445 Esas sayılı dava dosyası yönünden; verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, asıl davada toplam 75.410,46 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asıl davada tedavi giderleri yönünden verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, asıl davada manevi tazminat yönünden verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden; verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, Birleşen Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/445 Esas sayılı dava dosyası yönünden verilen hüküm istinafta kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarara dayalı maddi, manevi tazminat talebine ilişkindir.Davacılar vekili asıl davada, meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve bakıma muhtaç ... gelecek şekilde malul kaldığını açıklayıp maddi, manevi tazminat talebinde bulunmuş, birleştirilen davada ise asıl davanın davacısının maluliyeti nedeniyle kızına destek olamadığı ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesince verilen 09.11.2017 tarihli davanın kısmen kabulüne dair karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince karşı dava ve birleştirilen dava yönünden istinaf başvurularının reddine, asıl dava için istinaf başvurusunun kabulüyle sürekli iş göremezlik zararının hesaplanmasına yönelik olarak davacının gelirinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen eksiklikler yönünde araştırma yapılarak davanın kısmen kabulüyle 75.410,46 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tahsiline, asıl davada tedavi gideri, manevi tazminat miktarının ve birleştirilen davanın istinafla kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, anılan karara karşı davacılar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle asıl davada 75.410,46 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatının tahsiline, asıl davada tedavi gideri, manevi tazminat miktarının ve birleştirilen davanın istinafla kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Varılan sonuç usul ve yasaya uygun değildir. HMK’nin “Duruşma yapılmadan verilecek kararlar” başlıklı 353/1-a maddesinde; “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir: 1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması. 2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması. 3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması (…) 4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması. 5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, (…) karar verilmiş olması. 6) (Değişik:22/7/2020-7251/35 md.) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.” düzenlemesi mevcuttur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 356 ncı maddesi ise 353 üncü maddede belirtilen hâller dışında incelemenin, duruşmalı olarak yapılacağını hükme bağlamış, maddenin 7251 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ile eklenen 2 nci fıkrasında da duruşma sonunda Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunu esastan reddetmek veya İlk Derece Mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kurmak dâhil gerekli kararları vereceği belirtilmiştir. Duruşma yapılmasına gerek olmayan, HMK’nın 353 üncü maddesinin (a) fıkrasının 1 ila 6 nıcı bentleri arasında düzenlenen usuli hataların bulunduğu durumlarda bölge adliye mahkemesi ilk derece mahkemesinin kararını kaldırıp dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunda ileri sürülen sebeplerin doğru olduğuna kanaat getirirse bu durumda İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle İlk Derece Mahkemesince dava reddedilmiş ise, red kararını kaldırarak davanın kısmen ya da tamamen kabulüne; dava kabul edildiği hâlde reddi gerekmekte ise kabul ya da kısmen kabul kararını kaldırarak red kararı verir. Ayrıca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verecektir. İstinaf incelemesi sonunda kararın nasıl verileceği Kanun’da ayrıntılı bir şekilde belirtilmemiş, sadece 359 uncu maddede kararın neleri içereceği düzenlenmiştir. Bu durumda 360 ıncı maddenin atfı sebebiyle İlk Derece Mahkemesindeki karar aşaması istinafta da geçerli olacaktır. Buna göre 294 üncü madde çerçevesinde, Bölge Adliye Mahkemesi iddia ve savunmaları dinledikten sonra yargılamanın bittiğini bildirerek kararını tefhim eder ve karar tefhimi, en az hüküm sonucunun tutanağa geçirilerek okunması suretiyle olur. Sadece hüküm sonucunun tefhimi hâlinde gerekçeli karar bir ay içinde yazılmalıdır m.294/4 (Özekes, Muhammet: Pekcanıtez Usûl, Cilt III, 15. Bası, İstanbul 2017, s. 2264). Bölge Adliye Mahkemesi kararının hangi hususları içermesi gerektiği ise HMK’nın 359 uncu maddesinde düzenlenmiş; hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği; başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerinin özetlenmesi ve ret sebeplerinin açıklanması kaydıyla kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesinin gösterilmesi ile yetinilebileceği hükme bağlanmıştır. İstinaf bölümünde aksine hüküm bulunmayan hâllerde ise ilk derece mahkemesinde uygulanan yargılama usulü, bölge adliye mahkemesinde de uygulanacaktır (HMK m.360). Temyiz kanun yolu HMK’nın 361 ve devam eden maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nın 361 inci maddesine göre, "Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir". Görüldüğü üzere temyiz kural olarak Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. HMK’nın 362 nci maddesinde ise temyiz edilemeyen kararlar hakkında düzenleme yapılmıştır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 09.11.2017 tarihli kararında; tedavi gideri yönünden davanın açılmamış sayılmasına, geçici ve sürekli iş göremezlik zararı yönünden 64.351,56 TL'nin tahsiline, manevi tazminat yönünden 25.000,00 TL manevi tazminatın, karşı davada 2.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline; birleştirilen davada maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüyle 10.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmiştir. Anılan karar davacı vekilince, hesaplamaya esas alınan gelir, bakıcı gideri, tarafların kusur durumu, yargılama sırasında yapılan geçici ödemenin mahsubu, manevi tazminat miktarı, birleştirilen davada maddi tazminat talebinin reddinin hatalı olduğu gerekçeleri ve diğer sebeplerle istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince 16.07.2020 tarihli karar ile davacının hesaplamaya esas alınan gelir yönünden istinaf talebinin kabulüne, bu yönde araştırma yapılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine; İlk Derece Mahkemesi kararının diğer yönlerinin ise dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğuna karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma/gönderme kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararında işaret edilen hususlarda araştırma ve inceleme yapılmış, yapılan yargılama neticesinde 13.04.2021 tarihli karar ile davacının geçici ve sürekli iş göremezlik talebinin kabulüne, davacıların tedavi gideri manevi tazminat talebi, karşılık davadaki ve birleştirilen davadaki talepleri istinafla kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince de davacının istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davacının geçici ve sürekli iş göremezlik talebinin kabulüne, davacıların tedavi gideri manevi tazminat talebi, karşı davadaki ve birleştirilen davadaki talepleri istinafla kesinleşmiş olduğundan karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Karar usul ve yasaya aykırıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiğine göre HMK'nin 359 uncu maddesi doğrultusunda davacıların tüm talepleri yönünden infazı kabil bir karar verilmesi gerekmektedir. Hukukumuzda Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına ilişkin olarak "kısmi kaldırma kararı" müessesesi düzenlenmediği gibi istinaf incelemesi sonucunda bir kısım istinaf taleplerinin reddedilmesiyle anılan yönlerin kesinleşeceğine dair düzenleme bulunmamaktadır. İstinaf kararlarının hangi hallerde kesin olduğu HMK'nın 362 nci maddesinde sayılmıştır. Hükme karşı çeşitli nedenlerle kanun yoluna başvurulması halinde reddedilen kısımların kesinleşeceğine ilişkin düzenleme temyiz kanun yolu için geçerli olup istinaf kanun yolu için böyle bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargılamada hükme karşı aynı sebeplerle ikinci kez istinaf yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi halinde ilk istinaf sebeplerine ilişkin yönlerin kesinleştiği belirtilmekle yetinildikten sonra dava dilekçesindeki her bir talep yönünden infazı kabil karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde hüküm, infazı kabil olmayacağı gibi tarafların hükümde "karar verilmesine yer olmadığına dair kararda belirtilen tazminat kalemleri yönünde temyiz kanun yoluna başvurma hakkı da ortadan kaldırılmış olacaktır. Eldeki davada "karar verilmesine yer olmadığına dair" verilen talepler yönünden hüküm, HMK'nın 362 nci maddesi kapsamında kesin nitelikte hükümlerden değildir. Bölge Adliye Mahkemesince dava dilekçesindeki talepler bölünerek temyiz denetim makamı yerine geçecek şekilde, bir kısım taleplerin kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması doğru değildir. İstinaf bir kanun yolu olmakla birlikte temyiz kanun yolundan farklı olarak İlk Derece Mahkemesi kararının denetlenmesi yanında aynı zamanda gerektiğinde yeni bir yargılama yapılması ve hüküm mahkemesi gibi karar verilmesi söz konusudur. İlk derece yargılamasındaki tahkikatın amacı, uyuşmazlıkla ilgili tarafların delillerini toplayıp değerlendirdikten sonra uyuşmazlığı çözüp karara bağlamak iken temyiz incelemesinin amacı denetimdir. İstinafta ise, hem ilk derece mahkemesinin gerçekleştirdiği tahkikat denetlenir, hem de gerekirse yeniden inceleme yapılarak karar verilir. Zira istinaf yolunda sadece hukukî denetim değil, aynı zamanda maddi vakıa denetimi de yapılmaktadır. Bu açıdan istinaf incelemesi, ne ilk derece yargılamasının ne de temyizin özelliklerini tam olarak taşımamaktadır. Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hüküm mahkemesi sıfatıyla yeniden esas hakkında hüküm kurulmakla İlk Derece Mahkemesi kararı hukukî varlığını kaybetmiştir. Kaldı ki İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kuran Bölge Adliye Mahkemesince "istinafla kesinleşen yönler bakımından karar verilmesine yer olmadığına dair" karar verilmekle hukukî geçerliliğini yitirmiş İlk Derece Mahkemesi kararına yeniden hayatiyet kazandırmanın sakıncaları dikkate alındığında bu durum, infazda tereddütlere ve karışıklıklara neden olacak ve hükmün infazını engelleyecektir. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nın 359 uncu maddesine uygun bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Bozma ilamının neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacılara iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2021/8653 E., 2021/16361 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 29. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359 uncu maddesinde belirtilmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2021/8653 E.  ,  2021/16361 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 29. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : GENEL KURUL İPTALİ ASIL DAVA MAHKEMESİ : ... Anadolu 13. İş Mahkemesi ... Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen karar, duruşmalı olarak süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; davanın niteliği gereğince kanunda ivedi şekilde sonuçlandırılması öngörüldüğünden duruşma isteminin reddine, incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiş olmakla; dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı Sendikanın ... Şubesi delege seçimlerinin yapılmasını engellediğini, ... Şubesi delege seçimleri tamamlanmadan genel merkez genel kurulunu topladığını, davalı sendikanın yasa ve tüzüğe aykırı bir şekilde almış olduğu merkez genel kurulu toplama kararının tedbiren durdurulması için ... Anadolu 7. İş Mahkemesi’nin 2020/288 esas sayılı dosyası ile açılan davada mahkemece “… asıl uyuşmazlığı çözecek nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği..“ gerekçesi ile tedbir talebinin reddedildiğinden gerçekleştirilen merkez genel kurulunun iptaline ve 6356 sayılı yasanın 15. maddesi uyarınca kayyum tayinine karar verilmesi için dava açma zorunluluğunun doğmuş olduğunu, şube genel kurulları gerçekleştirilmeden, şube üst kurul delegele sayıları tüzüğe aykırı bir şekilde belirlenerek genel merkez genel kurulunu eksik delege ile toplayarak, genel merkez genel kurulunun toplanma tarihi makul bir süre öncesinde şubelere bildirilmeden, seçilmiş delegelerin oy kullanma hakkı engellenerek, muhaliflerin genel kurula katılmaları engellenerek oluşturulan genel kurulun yasaya, tüzüğe ve yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, sendika ve şubelerin genel kurul toplantılarının kural olarak yasada ya da tüzükte belirlenmiş zaman aralıklarıyla yapılır. bu toplantı aralığı 6356 sayılı yasanın 12/2. maddesi ile “olağan genel kurul en geç dört yılda bir toplanır” olarak belirlendiğini, sendika şubelerinin de kural olarak en geç 4 yılda bir toplanmak zorunda olduğunu, sendika şubeleri için ilk kurulduktan sonra yapacakları kuruluş genel kurullarının dışındaki genel kurullarını genel merkez genel kurulundan iki ay önce tamamlamaları gerekmekte olduğunu, bu gerekliliğin, 6356 sayılı yasanın 80. maddesinin yollaması ile sendikalar kanununda hüküm bulunmayan hallerde uygulanacak kanun olan dernekler kanunun 8. maddesinden doğmakta olduğunu, emredici bir düzenleme olan maddeye göre şube genel kurullarının olağan toplantılarını merkez genel kurulu toplantısından en az iki ay önce bitirmek zorunda olduğunu, davalı sendika ana tüzüğünün 30. maddesinde de, aynı kural tüzük hükmü olarak tekrarlanarak, şube genel kurullarının en geç 4 yılda bir ve sendika merkez genel kurulundan en az iki ay önce bitirilmesi gerektiği hüküm altına alınmış olduğunu, dolayısıyla sendika tüzüğünün 30 ve 6356 sayılı yasanın 10-14 maddelerinde yer alan düzenlemeler göz önüne alındığında, şube genel kurullarının 4 yıl dolmadan ve merkez genel kurullarından en az iki ay önce bitirilmesi zorunlu olduğunu, şube genel kurullarının sendika merkez genel kurullarından önce yapılması gerekliliğinin sendikaların iç işleyişlerinde demokratik ilkelere uygun hareket etme zorunluluğunun bir gereği olduğunu, şube genel kurullarının şubeye bağlı üyelerce seçilen delegelerden, merkez genel kurullarının ise, şube genel kurullarında seçilen üst kurul delegelerinden oluşmakta olduğunu, bu durumun sendika ana tüzüğünün 15. maddesindeki “sendika genel merkez genel kurulu, sendikanın en yüksek ve yetkili organı olup, bağlı şubelerin genel kurullarında üye sayılarına oranla seçilecek 200 delege ile, sendika genel merkez yönetim ve denetleme kurulları asil üyelerinden oluşur.” şeklindeki düzenlemeyle açık olarak belirtildiğini beyan ederek şube genel kurulları gerçekleştirilmeden, tüzüğe aykırı olarak delege yeter sayısı oluşmadan, yeni seçilen delegelerin oy kullanma hakkı kısıtlanarak yapılan sendika merkez genel kurulu ve bu genel kurulda alınan kararlar, tüzüğe ve yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek davalı sendikanın 19.09.2020 – 20.09.2020 tarihlerinde yapmış olduğu 18. olağan genel kurulun iptaline, sendika yönetim kurulunun işten el çektirerek yasaya ve tüzüğe uygun bir şekilde seçime götürmek üzere 6356 sayılı Kanun‘un 15. maddesi uyarınca davalı sendikaya kayyım tayinine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde belirttiği gerekçelerle davalı sendikanın 19.09.2020 – 20.09.2020 tarihlerinde yapmış olduğu 18. olağan genel kurulun iptaline, sendika yönetim kurulunun işten el çektirerek yasaya ve tüzüğe uygun bir şekilde seçime götürmek üzere 6356 sayılı Kanun‘un 15. maddesi uyarınca davalı sendikaya kayyım tayinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı sendika vekili, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Mahkemece, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacılar istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Temyiz: Kararı davacılar temyiz etmiştir. Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359 uncu maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, “Tarafların iddia ve savunmalarının özeti”, “İlk derece mahkemesi kararının özeti”, “İleri sürülen istinaf sebepleri” ve “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu hususlardandır. Buna göre kararda, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (AYM, Birinci Bölüm, Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75). Anayasa’nın 141 inci maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup, gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Gerekçe, mahkemenin tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Mahkeme, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar. Üst mahkeme de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz (KURU, Baki/ARSLAN, Ramazan/YILMAZ, Ejder: 6100 sayılı HMK’na Göre Yeniden Yazılmış Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı , ... 2011, s.472). Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkrasının bulunması zorunludur. Nitekim 07/06/1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği kanun koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven duymalarını sağladığı gibi, tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını mümkün hale getiren en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez. Diğer taraftan 28/07/2020 tarihinde yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi ile 6100 sayılı HMK’nın 359 uncu maddesine eklenen üçüncü fıkra “Bölge adliye mahkemesi, başvurunun esastan reddi kararında, ileri sürülen istinaf sebeplerini özetlemek ve ret sebeplerini açıklamak kaydıyla, kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermekle yetinebilir.” şeklindedir. Belirtmek gerekir ki 7251 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik, bölge adliye mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmesi durumunda, gerekçesiz karar verilebileceği şeklinde yorumlanamaz. Bu anlamda, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi durumunda da, istinaf sebepleri kapsamında ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygunluk sebeplerine dair gerekçe tesis edilmelidir. Açıklanan hukuki olgular karşısında belirtmek gerekir ki, somut uyuşmazlıkta, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yer alması gereken zorunlu unsurlardan olan “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan veya olmayan hususlarla bunlara ilişkin delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebep” hususları kararda yer almadığından, ilk derece mahkemesin kararına yönelik olarak davacılar vekilinin gerekçeli şekilde istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları değerlendirilmediğinden ve bu itirazlara dair bir gerekçe tesis edilmediğinden, bir başka ifadeyle karar somut olaya özgü hukuki gerekçe ihtiva etmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararı 6100 sayılı Kanun’un 359 uncu maddesine aykırı olarak tesis edilmiştir. Bu itibarla, anılan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde tesis edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararı usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

İstinaf incelemesi sonucu verilen kararda bulunması gerekenlerden biri değildir?

A) Kararı veren daire ve üyelerin adları.
B) Tarafların T.C. kimlik numaraları.
C) İlk derece mahkemesi hakiminin sicil özeti.
D) İstinaf sebepleri.
E) Hüküm sonucu.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol