6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 363

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 363. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 363- (1) (Değişik: 20/7/2017-7035/33 md.) İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla kesin olarak verdikleri kararlar ile yine bu sıfatla verdikleri ve temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. (2) Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, karar kanun yararına bozulur. Bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. (3) Bozma kararının bir örneği Adalet Bakanlığına gönderilir ve Bakanlıkça Resmî Gazetede yayımlanır. Temyiz dilekçesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

41 karar eşleşti
7. Hukuk Dairesi, 2021/6818 E., 2021/4254 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
u iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabul nedeniyle kabulüne dair verilen ve temyiz edilmeden kesinleşen 20.06.2016 günlü hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 23.09.2021 günlü yazısı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363’üncü maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenere
7. Hukuk Dairesi         2021/6818 E.  ,  2021/4254 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi ... ... Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 16.05.2016 gününde verilen dilekçe ile harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabul nedeniyle kabulüne dair verilen ve temyiz edilmeden kesinleşen 20.06.2016 günlü hükmün Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 23.09.2021 günlü yazısı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 363’üncü maddesi gereğince kanun yararına bozulması istenilmiş olmakla, dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, harici satıma dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar vekili, tapuda davalı adına kayıtlı 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın, müvekkillerinin her birine 1/6 pay düşecek şekilde satımı hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığını, satış bedelinin tamamının davalıya ödendiğini, ancak davalının tapuyu devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı tapunun iptali ile müvekkilleri adına 1/6’şar pay oranında tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., 15.06.2016 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirmiştir. Mahkemece, davanın kabul nedeniyle kabulüne ve dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/6’şar pay oranında davacılar adına tesciline karar verilmiş; taraflara son olarak 30.06.2016 tarihinde tebliğ edilen hükmün, tarafların temyiz haklarından feragat ettiklerine dair dilekçelerini sunmaları üzerine 30.06.2016 tarihinde kesinleştiği karara şerh edilmiştir. Hüküm, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından, 6100 sayılı HMK’nın 363'üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına temyiz edilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda, toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır. Anılan Kanunun “Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi” başlıklı 8'inci maddesinin birinci fıkrası gereğince tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılmıştır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında; "Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz..." hükmü düzenlenmiştir. Kanunun 3. maddesinde; mutlak tarım arazisi, özel ürün arazisi, dikili tarım arazisi, marjinal tarım arazisi, asgari tarımsal arazi büyüklüğü ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü ayrı ayrı tanımlanmıştır. 5403 sayılı Kanunun "Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü" başlıklı 8/A maddesinde ise; "İl ve ilçelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklükleri bölge farklılıkları göz önünde bulundurularak bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenmiştir. Tarımsal araziler bu Kanuna ekli (1) sayılı listede belirlenen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüklerinin altında ifraz edilemez, bölünemez..." hükmüne yer verilmiştir. Paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyeti şeklinde birlikte mülkiyetin söz konusu olduğu tarım arazilerinde satışa konu edilemeyen yerlerin satış vaatlerine de konu olamayacağı kuşkusuzdur. Asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin üzerinde olan tarım arazileri yukarıda belirtilen miktarların altında ifraz edilmemek şartıyla oranına bakılmaksızın hisseli olarak satılabilir. Öte yandan, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanununun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında da “Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazetede yayımı tarihinden itibaren kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar gerçek kişilerle özel hukuk tüzel kişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz.” hükmü düzenlenmiştir. Somut olaya gelince; dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın UYAP sistemi üzerinden tapu kaydının incelenmesinde, 06.03.2015 tarihli satış edinme sebebine dayalı olarak davalı ... adına kayıtlı iken, 14.07.2016 tarihli mahkeme kararı ile satış edinme sebebiyle 1/6’şar paylı olarak davacılar adına tescil edildiği, tapunun beyanlar hanesinde ise “3083 sayılı Yasanın 13. maddesi gereğince kısıtlıdır” şeklinde 25.02.2014 tarihli ve “3083 sayılı Yasanın Uygulama Yönetmeliğinin 24. maddesine göre toplulaştırma alanına alınmıştır” şeklinde 15.07.2016 tarihli şerhlerin bulunduğu; daha sonra davacı ...’ın 1/6 payını 16.09.2019 tarihinde dava dışı ...’a, davacı ...’ın 1/6 payını aynı tarihte dava dışı ...’a ve davacı ...’nın 1/6 payını 17.06.2020 tarihinde dava dışı ...’e satış yoluyla devrettikleri; son olarak taşınmazın 16.02.2021 tarihinde 3083 sayılı Yasaya göre toplulaştırma işlemine tabi tutularak ifrazen 6717 ada 7, 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazların oluşturulduğu, aynı tarihte tapu kayıtlarının beyanlar hanesine “3083 sayılı Yasanın 6. maddesine göre kısıtlıdır” şerhlerinin tesis edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, dava konusu 5727 ada 18 parsel sayılı taşınmazın 5403 sayılı Kanun uyarınca tarla vasfında olduğu ve yukarıda değinilen kanun hükümlerinde belirtilen miktarların altında ifraz edilemeyeceği göz önüne alınarak taşınmazın, davacılar adına yazılı şekilde hisseli olarak tapuda intikalinin mümkün olup olmadığı ve kanunda belirtilen hususları taşıyıp taşımadığı hususlarının ilgili kamu idaresinden sorulmak suretiyle kanun hükümlerinde belirtilen miktarların altında olduğunun anlaşılması halinde, kamu düzeni gereği taşınmazın ifrazının yasaklandığı bir konuda davalının davayı kabulünün hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, tapu kaydının beyanlar hanesinde yer alan kısıtlama şerhlerine rağmen, eksik inceleme ve araştırma ile davalının kabul beyanı bulunduğu gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi kabul edilerek, mahkeme kararının kanun yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2016 tarihli ve 2016/364 Esas, 2016/376 sayılı Kararının hukuki sonuçlarını etkilememek kaydıyla 6100 sayılı HMK'nın 363/2. maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 363/3. maddesi uyarınca gereği yapılmak üzere kararın bir örneğinin ve dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 23.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

7. Hukuk Dairesi, 2024/2323 E., 2024/3972 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin kesin olarak verdikleri kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur.
7. Hukuk Dairesi         2024/2323 E.  ,  2024/3972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/1032 E., 2015/1327 K. KARAR : Davanın kabulü KANUN YARINA TEMYİZ EDEN : Adalet Bakanlığı Taraflar arasında görülen el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi davasında davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazlardaki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı Bahriye vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiş; diğer davalılar davaya bir diyeceklerinin olmadığını beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 20.10.2022 tarihli ve 39152028-153.01-1519-2022-E. 2524/30562 sayılı yazılarıyla istenilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün 20.10.2022 tarihli ve 39152028-153.01-1519-2022-E. 2524/30562 sayılı yazılarında; tapu kayıtlarındaki hisse oranları ile hüküm kurulan hisse oranlarının birbiriyle uyuşmadığını, ayrıca bir kısım taşınmazda tarafların elbirliği halinde malik olduğu pay dışında başka payların da bulunduğu halde taşınmazlarda dava konusu edilen payın hükümde açıkça gösterilmeyerek tapu kaydının tamamını kapsar şekilde karar vermek suretiyle kararın infazında çelişki yaratıldığını ileri sürerek kararın kanun yararına bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, el birliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerin kesin olarak verdikleri kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. 3. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 496 ncı maddesi şöyledir: "Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar. Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır." 4. 6100 sayılı Kanun'un 26 ve 297 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Kanun yararına temyizen incelenen kararda, 122 ada 38 parsel sayılı taşınmazın tamamını kapsar şekilde dava konusu olmayan ve dava dışı kişilere (..., ... ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ...'e) ait paylar yönünden de hüküm kurulması 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinde öngörülen taleple bağlılık ilkesine aykırıdır. 2. Öte yandan dava konusu taşınmazlardan bir kısmının muris ... ..., bir kısmının muris ... ve bir kısmının da muris ...'e ait olduğu, adı geçen murislerin mirasçılarının belirlenmesindeki çelişki ve hatalar nedeniyle hükmün infaz edilemediği anlaşılmıştır. Mirasçıların belirlenmesindeki hataların nedeni muris ... ...'in oğlu ...'in annesi olan (... TC. kimlik numaralı) ... ile diğer çocuklarının annesi olan (... TC. Kimlik numaralı) ...'nın farklı kişiler olmasına karşın aynı kişilermiş gibi değerlendirilmiş olması ile evli ve çocuksuz ölen ...'in mirasından anne baba bir kardeşi ... ile anne ayrı baba bir kardeşi ...'e (4721 sayılı Kanun'un 496 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırılık oluşturacak şekilde) eşit miras payı verilmiş olmasıdır. 3. Muris ... ...'in 15.05.1987 tarihinde ölümü üzerine geriye eşi (... TC. Kimlik numaralı 1920 doğum tarihli) ... ile çocukları ..., ..., ... (...) kalmış; eşi ...'nın 23.01.1993 tarihinde ölümü üzerine ...'ya giden paylar, ...'nın kendi çocukları ... ve ...'ya kalmış; ...'in evli ve çocuksuz olarak 07.02.2006 tarihinde ölümü üzerine ...'ye giden paylar, eşi ... ile anne baba bir kardeşi ... (...) ve anne ayrı baba bir kardeşi ...'e kalmış; ...'in 03.02.2011 tarihinde ölümü üzerine ...'ye giden paylar, kardeşleri ... (...) ile ...'e kalmıştır. Bu durumda muris ... ...'in mirası (64) pay kabul edilerek; (33) pay ... (...)'e, (19) pay ...'e, (6) pay ... (...)'a, (6) pay ...'e ait olacaktır. Buna karşın temyize konu hüküm fıkrasının 1. maddesindeki taşınmazların 4721 sayılı Kanun'un 495 ila 500 üncü maddelerinde (743 sayılı Kanun'un 439 ila 445 inci maddelerinde) öngörülen kurallara aykırılık oluşturacak oranlar üzerinden paylı mülkiyete çevrilmesi hatalıdır. 4. Muris (... TC. Kimlik numaralı) ...'in 23.01.1993 tarihinde ölümü üzerine geriye çocukları ... ve ... (...) kalmış; ...'in evli ve çocuksuz olarak 07.02.2006 tarihinde ölümü üzerine ...'ye giden paylar, eşi ... ile anne baba bir kardeşi ... (...) ve anne ayrı baba bir kardeşi ...'e kalmış; ...'in 03.02.2011 tarihinde ölümü üzerine ...'ye giden paylar, kardeşleri ... (...) ile ...'e kalmıştır. Bu durumda Muris ...'in mirası (16) pay kabul edilerek; (11) pay ... (...)'e, (2) pay ... (...)'a, (2) pay ...'e, (1) pay ...'e ait olacaktır. Buna karşın temyize konu hüküm fıkrasının 2. maddesindeki taşınmazların 4721 sayılı Kanun'un 495 ila 500 üncü maddelerinde (743 sayılı Kanun'un 439 ila 445 inci maddelerinde) öngörülen kurallara aykırılık oluşturacak oranlar üzerinden paylı mülkiyete çevrilmesi hatalıdır. 5. Muris ...'in 07.02.2006 tarihinde evli ve çocuksuz olarak ölümü üzerine geriye eşi ... ile anne baba bir kardeşi ... (...) ve anne ayrı baba bir kardeşi ... kalmıştır. 4721 sayılı Kanun'un 499/2 hükmü uyarınca Muris ...'nin mirasının yarısı sağ kalan eşine, diğer yarısı ise 4721 sayılı Kanun'un 496 ncı maddesi uyarınca eşit oranda annesi (... TC. Kimlik numaralı) ... ile babası ...'ya kalacaktır. Muris ...'nin annesi ile babası kendisinden önce öldüğü için 4721 sayılı Kanun'un 496 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır. Bu durumda muris ...'nin öz kardeşi ... hem anne ... hem de baba ...'dan gelen pay üzerinden hak sahibi olabilecekken, anne ayrı baba bir kardeşi ... ise sadece baba ...'dan gelen pay üzerinden hak sahibi olabilecektir. Bu nedenle anne baba bir kardeş ile anne ayrı baba bir kardeşin paylarının eşit olması mümkün değildir. Öte yandan muris ...'nin eşi ...'in 03.02.2011 tarihinde ölümü üzerine ...'ye giden paylar, kardeşleri ... (...) ile ...'e kalmıştır. Bu durumda Muris ...'in mirası (8) pay kabul edilerek; (3) pay ... (...)'e, (2) pay ... (...)'a, (2) pay ...'e, (1) pay ...'e ait olacaktır. Buna karşın hüküm fıkrasının 3 ve 4 üncü maddesindeki taşınmazların 4721 sayılı Kanun'un 495 ila 500 üncü maddelerinde öngörülen kurallara aykırılık oluşturacak oranlar üzerinden paylı mülkiyete çevrilmesi hatalıdır. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 19.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2024/2803 E., 2024/2886 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAile Mahkemesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından
2. Hukuk Dairesi         2024/2803 E.  ,  2024/2886 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi SAYISI : 2020/95 E., 2023/47 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında davanın kabulüne, 4.091,63 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar yönünden reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusu miktardan reddedilmekle, vekâlet ücretleri yönünden istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen İlk Derece Mahkemesi kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin babası ...'ün 20.12.2013 tarihinde iş kazası sonucu vefat ettiğini, babasının vefatından sonra davalı anne ...'ün, müteveffanın çalıştığı Ecza Deposu isimli şirketten ve Hür Sigorta'dan yüklü miktarda tazminat adı altında paralar aldığını, davacının öldüğü tarihte ve davalı tarafından alınan paralar sırasında, müvekkilinin 18 yaşından küçük olduğunu, davalının bu paraları aldıktan sonra hiçbir şekilde müvekkiline hakkı olan parayı vermediğini, kendi hesabına yatırdığını ve paralar ile kendi adına bir kısım mallar edindiğini, müvekkilinin miras hissesi oranında tazminat paralarında hakkı olduğunu belirterek alacağın miras payı oranında davalının hesabına geçtiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın talebinin zamanaşımına uğradığını, davacının hakkı olan parayı fazlasıyla aldığını, dürüstlük kurallarına aykırı bir şekilde iş bu davayı açtığını, müvekkilinin söz konusu tazminatın bir kısmını davacının düğün masrafı için kullandığını, müvekkilinin davacıya düğün sonrasında 50.000,00 TL nakit parayı, sonrasında 10.000,00 TL kredi çekip davacıya verdiğini, hala kredinin taksit ödemelerini yaptığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya miras payı ölçüsünde ödenen tazminat miktarı dikkate alınarak davanın kabulüne, 4.091,63 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı lehine 9.200,00 TL vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir. 2.Davalı vekilinin istinaf başvurusu Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 11.05.2023 tarihli, 2023/880 E., 2023/894 K. sayılı kararı ile 341 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca miktar yönünden reddedilmiştir. 3.Mahkeme kararı 11.05.2023 tarihi itibariyle kesinleştirilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü 21.03.2024 tarihli kanun yararına temyiz dilekçesinde; Mahkemece, davacı vekilinin, istemlerinin 4.091,63 TL olduğunu belirtmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile feragat edilen bölüm yönünden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davanın kabulüne denilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava değerini aşan miktarda davacı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, vekâlet ücreti konusunda olup kanun yararına bozma koşulları oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Huku 1.6100 sayılı Kanun'un 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 2.Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun`un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. 3.4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi, 362 nci, 363 üncü maddeleri, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) 13 üncü madde. 3. Değerlendirme 1.03.09.2022 tarih ve 31942 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13 üncü maddesi; "(1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez (3) Maddî tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez..'' hükmünü amirdir. Düzenlemeye göre, konusu para veya para ile ölçülebilen davalarda taraf yararına hükmedilen vekâlet ücreti davanın kabul edilen veya reddedilen miktarını geçemeyeceği gibi maddî tazminat istemli davaların kısmen reddi durumunda da davalı taraf yararına hükmedilecek ücret davacı lehine hükmedilen ücreti geçemez. 2.Somut olayda, velâyet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle açılan tazminat istemli davada davanın değeri 60.000.00 TL olup İlk Derece Mahkemesince talebin 4.091,63 TL'si kabul edilmiş olmasına karşın; asıl davada kabul edilen miktarı geçecek şekilde davacı aleyhine 9.200,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirdiği gibi davanın kısmen kabul edildiği nazara alındığında AAÜT'nin 13 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca davalı vekili lehine, davacı vekili lehine hükmedilen ücreti geçmemek kaydıyla vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu konuda hüküm kurulmaması da doğru görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeple; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
2. Hukuk Dairesi, 2023/8579 E., 2023/5483 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından
2. Hukuk Dairesi         2023/8579 E.  ,  2023/5483 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/378 E., 2019/376 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında görülen nüfusa tescil edilmeyen kişinin nüfusa tescili, ölümünün tespiti ve tescili davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Temyiz dilekçesinin süreden reddi üzerine kesinleşen Mahkeme kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin gerçek anneannesinin...... olduğunu, nüfus kayıtlarında anneannesi olarak gözüken Hava Doğan`ın dedesinin ikinci eşi olduğunu, ilk eşi olan...`den iki çocuğu olduğunu,...`nin doğumunun nüfus kütüğüne tescil edilmediğini,...`nin...`ın ilk eşi olduğunun çevrelerindeki herkes tarafından bilindiğini iddia ederek nüfusa kayıtlı olmayan......`ün nüfus kaydına tesciline ve ölümünün tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Nüfus Müdürlüğü temsilcisi takdiri Mahkemeye bıraktığını duruşmada beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 08.07.2014 tarihli 2013/473 Esas 2014/574 Karar sayılı kararı ile; nüfus kütüğünde kaydı bulunmayan kişinin nüfus kütüğüne kaydedilmesinin idari işlem niteliğinde olduğu, yapılması gerekenin kütüğe kayıt için Nüfus Müdürlüğüne başvurulması, şayet talep geri çevrilir ise İdare Mahkemesine müracaat edilmesi olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı (görev) yokluğundan reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 07.05.2015 tarihli 2014/19887 Esas 2015/7785 Karar sayılı kararı ile; davacının, anneannesi...’nin doğup yaşadığı ve daha sonra öldüğü nüfusa kayıtlı olduğu Suşehri’nde hükümet konağının birçok kez yangına maruz kaldığını, nüfus kaydının bu yangınlardan birinde yok olmuş olabileceğini, bu nedenlerle nüfus kaydının olmadığını ileri sürdüğüne göre çoğun içinde azda vardır prensibinden hareketle davacının göstereceği deliller toplandıktan sonra, böyle birinin yaşadığının tespiti halinde, mirasçılarının davaya dahili ile taraf teşkili sağlanıp, gösterilecek ve mahkemece re'sen tüm deliller toplanarak iddianın kanıtlanması durumunda yaşadığının ve öldüğünün tespiti doğrultusunda bir karar verilmesi yerine, adı geçenin nüfusa kayıtlı olmadığı ve nüfusa kaydın idari görev olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kolluk araştırması,...ın gerek mahkememize sunmuş olduğu 26.01.2016 havale tarihli beyanı, gerekse talimat aracılığıyla alınan beyanında......'ün kayınvalidesi olduğuna, kayınbabası olan...'ın ilk eşi, ... ve ... ...ün anneleri olduğuna dair beyanı, tanık .....'ün gerek 10.08.2015 tarihli ... Jandarma tutanağında gerekse talimatla alınan beyanında......'ün halası olduğuna, ... ve ... isminde çocukları olduğuna dair beyanı, tanık ...'ın ...Noterliği 10.06.2014 tarihli 2204 yevmiye numaralı belgede ve babası...'ın ilk eşinin...... olduğu,......'ün kardeşi olduğu ve 1924-1925 yılında vefat ettiğine dair beyanı, tanık Amir...'ün kolluk araştırma tutanağındaki beyanı ve tüm tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde,...... isimli kişinin yaşamış olduğu, ancak dosyadaki belgelerden kayıtların yanmış olduğu, bu nedenle......'ün resmi kaydının olmadığı kanaatine varıldığı,......'ün doğum yılı tanık beyanı gözetilerek 1898 kabul edildiğinde annesi ...'nin kendisini 14 yaşında doğurmuş olduğu, yine kendisinin çocukları olan ... ve ...'ı 16 ve 19 yaşlarında doğurmuş olduğu ve dönem koşulları gözetildiğinde bu durumun makul olduğu gerekçeleri ile davanın kabulü ile... v... kızı......'ün ... ili, ... ilçesi, ... köyünde yaşadığı anlaşılmakla doğum tarihi 01.01.1898 olmak üzere nüfusa kayıt ve tesciline, ... ili, ... ilçesi, ... köyü nüfusuna kaydedilmesine karar verilen... v... kızı......'ün 1925 yılında öldüğünün tespitine karar verilmiştir. 2. Kararın... Valiliği İl Nüfus ve Vatandaşlık Müdürlüğü Merkez İlçe Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 13.03.2023 tarihli 2023/162 Esas 2023/982 Karar sayılı ilamı ile temyiz dilekçesinin yasal süre geçirildikten sonra verildiği gerekçesi ile... Nüfus Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş, karar 06.07.2023 tarihinde kesinleştirilmiştir. V. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından istenilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü 25.10.2023 tarihli kanun yararına temyiz dilekçesinde dosyanın incelenmesinde, İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün 21.01.2019 tarihli yazı cevabına göre ..., ..., ... (...)'de 1933 yılında yangın sebebiyle yersel yazım yapıldığı ve yersel yazım sonrası kayıtların bulunduğu hanelerde... v... kızı...'ye rastlanmadığı bildirildiği, mülga 1543 sayılı Genel Nüfus Yazımı Kanununun (1543 sayılı Kanun) 5 inci maddesinde "Yazım, kurullarının insan oturan yerleri birer birer gezip ev halkından evde bulunanları görmeleri suretiyle yapılır.", 6 ncı maddesinde "Bölgelerinde; yazım yapılacağı ilan edilen günlerde o bölge halkının evlerinde oturmaları mecburidir.", Nüfus Yazım Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinde "Yazılacak kişinin görülmesi esastır. Ancak, yazım sırasında öğrenim, ticaret, hastalık, askerlik, hapislik, görev başında olma, tatilde bulunma, yurt içinde veya dışında yolculuk, yurt dışında işçi olarak bulunma gibi geçici sebeplerle ikametgahı dışında bulunan aile bireyleri 12 nci maddede sayılan belgelere dayanılarak ailenin diğer mensupları tarafından yapılacak beyanlara göre gıyaben yazılırlar." düzenlemelerine yer verildiği, şu hâlde Mahkemece, yersel yazımdan önce ölenlerin yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca aile kütüklerine alınmadığı, yersel yazımdan önce ölmüş olan kişinin nüfusa tesciline karar verilemeyeceği, uyulan bozma ilâmında da gereken şartların sağlanması hâlinde davacının anneannesinin yaşadığının ve öldüğünün tespiti doğrultusunda bir karar verilmesi gereğine değinilmesine rağmen yersel yazımdan önce ölmüş kişinin nüfusa kayıt ve tesciline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kanun yararına temyizen incelenerek bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, yersel yazım öncesi öldüğü iddia olunan...... adlı kişinin nüfusa tescil kararının doğru olup olmadığı kanun yararına bozma koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu`nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 2.Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun`un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. 3. Mülga 1543 sayılı Kanun`un 5 inci ve 6 ncı maddeleri 3. Değerlendirme Dava; davacının anneannesi olduğunu iddia ettiği...... adlı kişinin yaşadığının ve öldüğünün tespiti ile nüfus kaydına tescil talebinden ibarettir. Mahkemece; davacının anneannesi olduğu ileri sürülen......`ün yaşadığının ve öldüğünün tespiti ile yetinilmesi gerekirken doğum tarihi 01.01.1898 olmak üzere nüfusa kayıt ve tesciline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz isteminin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 22.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/4292 E., 2023/3078 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Mahkemesi (Hakem Sıfatı İle)
tam metni aç
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından
3. Hukuk Dairesi         2023/4292 E.  ,  2023/3078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Mahkemesi (Hakem Sıfatı İle) Taraflar arasında, İlk Derece Mahkemesinde hakem sıfatıyla görülen menfi tespit davasında davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Türkiye ... Kurumu Genel Müdürlüğü ... Çalışma ve ... Kurumu İl Müdürlüğünden (İŞKUR) gelen 30.03.2022 tarih ve 00011163478 sayılı yazı ile Toplum Yararına Proje kapsamında çalıştırılan dava dışı ... Karataş'a yersiz olarak ödenen 7.596,22 TL'nin tahsiline talep edildiğini ancak katılımcının ise alınırken mevzuat ve sözleşme hükümlerine uygun şartları taşıdığını ayrıca Türkiye ... Kurumu arasında imzalanan sözleşmenin müvekkili idareye hep sorumluluklar ve görevler yükleyecek şekilde tek taraflı olarak hazırlanmış olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 nci maddesinin birinci fıkrasında genel işlem koşullarını, “bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri” şeklinde tanımlandığını, aynı Kanun'un 25 inci maddesindeki "Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz." hükmü gereğince Türkiye ... Kurumu ile imzalanan sözleşmede müvekkili aleyhine ve durumunu ağırlaştırıcı nitelikte genel işlem koşuluna yer verilmiş olduğunu, müvekkili aleyhine olan sözleşme maddelerinin hukuken geçersiz sayılması gerektiğini, hizmet almak isteyen müvekkili idarenin bu hizmeti başka türlü karşılama olanağı olmadığından ve hizmetleri görülmesi için personel istihdamı yapabilecek ayrılmış ödeneği de bulunmadığından dayatılan sözleşmeyi ve sözleşmede bulunan durumunu ağırlaştıran tüm koşulları kabul etmek zorunda kaldığını belirterek davalıya borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesinde hakem sıfatı ile davanın görülmesi gerektiğini, müvekkili kurum ile ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında yapılan 293719 no.lu protokol çerçevesinde düzenlenen ...'de katılımcı olarak çalışan ... ... söz konusu programda çalışırken 05.05.2021 tarihinden itibaren başka işyerinde sigortalı olduğu tespit edilmiş olduğunu, bu sebeple program katılımcı şartlarını taşımadığı ve programdan yersiz faydalandığı anlaşıldığını, ... Genelgesi'nin ilgili maddesine göre oluşan 7.596,22 TL fazla ödemenin ödenmesi için davacı tarafa E-69387634-309-00011163478 sayılı yazı gönderildiğini, müvekkili kurum işleminin hukuk ve mevzuata uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı idarenin Yönetmelik ve Genelge kapsamında ... katılımcısı işe başlamadan önce katılım şartlarına ilişkin bilgi ve belge kontrol yükümlülüğünü yerine getirdiği, katılımcı işe başladıktan sonra başka bir işyerinde sigortalı çalışması ve katılım şartlarını yitirmesi nedeniyle gerçekleşen yersiz ödemeden davacı idarenin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğu, gerek yüklenici sözleşmesinde, gerek yönetmelikte, gerekse genelgede bilgi ve belge kontrolünün hangi periyodlarda tekrar edileceği ya da tekrar edilip edilmeyeceği hususunun hükme bağlanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı Türkiye ... Kurumu Genel Müdürlüğünün alt birimi olan ... Çalışma ve ... Kurumu İl Müdürlüğünün 30.03.2022 tarihli E-69387634-309-00011163478 sayılı işlemine konu 7.596,22 TL borçtan dolayı davacı ... Valiliğinin ( İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ) sorumlu olmadığının tespitine kesin olarak karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince 13.06.2022 tarihli ek kararla; kararın kesin olarak verildiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiştir. 3. ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2022/1097 E., 2022/1099 K. sayılı ilamıyla; hüküm tarihine göre istinafa konu edilen miktar itibarı ile kesin olan karara ilişkin istinaf başvurusunda bulunan davalı vekilinin istinaf dilekçesinin ek karar ile reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. IV. KANUN YARARINA TEMYİZ A. Kanun Yararına Temyiz Yoluna Başvuran İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiştir. B. Temyiz Sebepleri Adalet Bakanlığınca, 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye Veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolile Halli Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesinde katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıkların, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk Mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümleneceği düzenlendiği, Mahkemece görev sorununun kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak görevsizlik kararı yerine işin esası hakkında karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek, kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusunda hakem sıfatıyla karar veren Mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemelerinin kesin olarak verdikleri kararlar ile istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlarına karşı, yürürlükteki hukuka aykırı bulunduğu ileri sürülerek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz yoluna başvurulur. 2. Temyiz talebi Yargıtayca yerinde görüldüğü takdirde, 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar kanun yararına bozulur ve bu bozma, kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaz. 3. 3533 sayılı Umumi Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin Tamamı Devlete veya Belediye veya Hususi İdarelere Aid Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolile Halli Hakkında Kanun'un 1 inci maddesi; "Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediye veya hususi idarelere aid olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilirler." ve yine aynı Kanun'un 4 üncü maddesi; "Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin Yüksek Dereceli Hukuk Mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir." şeklindedir. 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevi başlıklı 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye Hukuk Mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." düzenlemesi yer almaktadır. 5. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.09.2022 tarihli ve 2020/5985 E., 2022/6461 K. sayılı ilamı ile 23.06.2021 tarihli ve 2020/9228 E., 2021/7075 K. sayılı ilamı. 3.Değerlendirme Dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan Toplum Yararına Proje kapsamında başka bir işte sigortalı olarak çalışmayan dava dışı ... 25.09.2020 tarihinde istihdam edilmesinden sonra, 05.05.2021 tarihinden itibaren sigortalı başka bir işte çalışması nedeniyle yersiz olarak ödeme yapılan 7.596,22 TL'nin iadesine ilişkin talep bakımından borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğu, 3533 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, uyuşmazlığın aynı Kanun'un 4 üncü maddesi gereğince Asliye Hukuk Mahkemesince (hakem sıfatıyla) Hukuk Mahkemelerinde görevli en Yüksek Dereceli Hakim ya da Mahkeme başkanı tarafından çözülmesi gerektiği, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca Mahkemece, görev sorununun kamu düzenine ilişkin olduğu, yargılamanın her aşamasında doğrudan gözetilmesi gerektiği, görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi (hakem sıfatıyla) olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken ... Mahkemesince (hakem sıfatıyla) işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. O halde, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Adalet Bakanlığının 6100 sayılı Kanun’un 363 üncü maddesinin birinci fıkrasına dayalı kanun yararına temyiz istemlerinin kabulü ile kararın sonuca etkili olmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine, 06.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen bir kararda hukuka aykırılık bulunduğunun tespit edilmesi halinde başvurulacak "Kanun Yararına Bozma" usulüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Bu yola başvurma yetkisi sadece sanık veya müdafiine aittir.
B) Adalet Bakanlığı, kararda hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenirse Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak bozulmasını isteyebilir.
C) Kanun yararına bozma kararına karşı yerel mahkemenin direnme hakkı vardır.
D) Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararı her durumda sanık aleyhine sonuç doğurur.
E) Bu başvuru sonucunda Yargıtay sadece usul hatalarını düzeltebilir, ceza miktarını değiştiremez.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol