6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 399

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 399. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 399- (1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. (2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. (3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ BÖLÜM Delil Tespiti ve Diğer Geçici Hukuki Korumalar Delil tespitinin istenebileceği hâller

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, 2013/1 E., 2014/1 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
* HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 399
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu         2013/1 E.  ,  2014/1 K. * İLK DERECE MAHKEMELERİNCE VERİLEN İHTİYATİ TEDBİR TALEPLERİNİN REDDİ VEYA BU TALEPLERIN KABULÜ HÂLİNDE, İTİRAZ ÜZERİNE VERİLEN KARARLARA KARŞI TEMYİZ YOLUNUN KAPALI OLMASI * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Geçici Madde 3 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 394 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 399 * HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU (HMK) (6100) Madde 389 "İçtihat Metni" I. GİRİŞ A.İÇTİHATLARI BİRLEŞTİRME KONUSUNDAKİ BAŞVURULAR Avukat Mihriban imzalı, 27.02.2013 tarihli; Münevver  imzalı, 29.04.2013 tarihli; Avukat Hüseyin  imzalı, 02.08.2013 tarihli; Avukat Teoman imzalı, 01.11.2013 tarihli; Avukat Ümpe  imzalı, 22.05.2013 tarihli içtihatları birleştirme başvurularında, ‘HMK’nun 389 ila 399. maddeleri arasında düzenlenen geçici koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir talebinin reddi veya bu talebin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı temyiz yoluna gidilip gidilemeyeceği’ konusunda Daireler arasında ortaya çıkan görüş ayrılıklarının birleştirilmesi istenilmiştir. B.GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLAR Birinci Hukuk Dairesinin 17.12.2012 tarih, E:2012/16579 K:2012/15322, 10.01.2012 tarih, E:2012/436 K:2012/7, 18.09.2012 tarih, E:2012/11443 K:2012/9598, 24.05.2012 tarih, E:2012/6976 K:2012/6023; İkinci Hukuk Dairesinin 05.04.2012 tarih, E:2012/2406 K:2012/8556; Üçüncü Hukuk Dairesinin 04.07.2012 tarih, E:2012/10508 K:2012/16819, 04.07.2012 tarih, E:2012/10508 K:2012/16189; Dördüncü Hukuk Dairesinin 08.02.2012 tarih, E:2012/867 K:2012/1672, 05.07.2012 tarih, E:2012/8405 K:2012/11646; Altıncı Hukuk Dairesinin 20.06.2012 tarih, E:2012/6264 K:2012/9311, 18.03.2013 tarih, E:2013/3628 K:2013/4653; Sekizinci Hukuk Dairesinin 13.03.2012 tarih, E:2012/1742 K:2012/1778, 15.10.2012 tarih, E:2012/10916 K:2012/9223; Onuncu Hukuk Dairesinin 11.04.2013 tarih, E:2013/7473 K:2013/7560; Onbirinci Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarih, E:2012/7898 K:2012/11432, 14.01.2013 tarih, E:2012/14392 K:2013/597, 20.10.2011 tarih, E:2011/12256 K:2011/14257, 26.09.2012 tarih, E:2012/11930 K:2012/14394; Onüçüncü Hukuk Dairesinin 26.06.2012 tarih, E:2012/15109 K:2012/16689, 21.03.2012 tarih, E:2012/2615 K:2012/7420; Onbeşinci Hukuk Dairesinin 02.04.2013 tarih, E:2013/1845 K:2013/2282; Onaltıncı Hukuk Dairesinin 27.06.2013 tarih, E:2013/5462 K:2013/7453; Onyedinci Hukuk Dairesinin 27.05.2013 tarih, E:2013/6677 K:2013/7808, 03.06.2013 tarih, E:2013/6898 K:2013/8269; Onsekizinci Hukuk Dairesinin 09.07.2012 tarih, E:2012/7685 K:2012/8845; Ondokuzuncu Hukuk Dairesinin 09.10.2012 tarih, E:2012/9253 K:2012/14677, 05.03.2013 tarih, E:2013/1088 K:2013/4111; Yirmiüçüncü Hukuk Dairesinin 11.03.2013 tarih, E:2013/1129 K:2013/1429, 03.05.2013 tarih, E:2013/3103 K:2013/2932, 12.04.2013 tarih, E:2013/1102 K:2013/2368, 16.01.2013 tarih, E:2012/6806 K:2013/111 sayılı kararlar. C.GÖRÜŞ AYKIRILIĞININ GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU KARARLARDA BELİRTİLEN GÖRÜŞLERİN ÖZETLERİ 1.Temyiz Yolunun Kapalı Olduğu Görüşünde Olan Daireler Birinci Hukuk Dairesi, Üçüncü Hukuk Dairesi ve Onyedinci Hukuk Dairesi konu ile ilgili olarak Yargıtay Birinci Başkanlığına bildirdikleri görüşlerinde özetle :“6100 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3.maddenin üçüncü fıkrasındaki hükmün dayanak gösterilerek 6100 sayılı Yasada bölge adliye mahkemelerine verilen görevlerin Yargıtay tarafından tamamen yerine getirilmesi gibi bir sonucun çıkarılması doğru olmayacaktır. Çünkü anılan fıkra metninde de ifade edildiği gibi bölge adliye mahkemelerine verilen görevlerden sadece 1086 sayılı Kanun’da belirtilen ve yine bu Kanun’a aykırı olmayan kısımlarının uygulanması öngörülmektedir. Bu maddenin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi 1086 sayılı Kanun’un sadece temyize ilişkin hükümlerinin geçici olarak uygulama olanağı bulunmakta olup; ayrıca 6100 sayılı Yasa’ya göre de, bir geçici hukuki koruma müessesesi olan "ihtiyati tedbir kararları" hakkında bölge adliye mahkemeleri için öngörülen kanun yolunun, yasal bir dayanak olmadan temyiz yolu şeklinde yorumlanması yasanın amacına ve müessesenin getiriliş gerekçelerine uygun bir sonuç olmayacaktır. Öte yandan HUMK’nun 427.maddesine göre temyiz, mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı başvurulacak kanun yoludur. İhtiyati tedbir kararı, geçici nitelikte bir önlem olup, durum ve şartların değişmesi halinde değiştirilebileceğinden buna ilişkin mahkeme kararlarının 6100 sayılı Kanun’un ek 3. maddesine göre temyiz edilme olanağı” bulunmadığını bildirmişlerdir. 2.Temyiz Yolunun Açık Olduğu Görüşünde Olan Daireler Dördüncü Hukuk Dairesi, Altıncı Hukuk Dairesi, Sekizinci Hukuk Dairesi, Onbirinci Hukuk Dairesi, Onüçüncü Hukuk Dairesi, Onsekizinci Hukuk Dairesi, Ondokuzuncu Hukuk Dairesi ve Yirmiüçüncü Hukuk Dairesinin konuyla ilgili olarak Yargıtay Birinci Başkanlığına bildirdikleri görüşlerinde özetle:“ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü halinde yapılan itirazlar üzerine ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararlara karşı yapılan kanun yolu başvurularını, 6100 sayılı HMK’nun 341, 391/3 ve Geçici 3.maddeleri uyarınca temyiz yolu olarak kabul etmek“ gerektiğini bildirmişlerdir. D.YARGITAY BİRİNCİ BAŞKANLIK KURULUNUN KARARI VE İÇTİHADI BİRLEŞTİRMENİN KONUSU Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 28/11/2013 tarih ve 174 sayılı Kararı ile; “İhtiyati tedbir kararları ile ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine itiraz hakkında verilen kararların Yargıtay tarafından temyizen incelenip incelenemeyeceği konusunda yukarıda 1-(b) de belirtilen kararlar arasında görüş aykırılığı bulunduğu ve farklı uygulamaların sürdürüldüğü sonucuna varıldığından; aykırılığın Hukuk İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunca giderilmesi gerektiğine, görüşme tarihi daha sonra Birinci Başkanlıkça belirlenmek üzere, raportör üye görevlendirilmesine karar verilmiştir. İçtihadı Birleştirme konusu ise “HMK’nun 389 ila 399. maddeleri arasında düzenlenen geçici koruma tedbirlerinden olan ihtiyati tedbir talebinin reddi veya bu talebin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı HMK’nun 391.maddesinin ikinci fıkrası ile 394.maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen kanun yolunun, HMK’na 31/3/2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile eklenen Geçici 3.maddesi uyarınca bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihine kadar temyiz yolu olarak uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin ”olarak belirlenmiştir. II.İÇTİHADI BİRLEŞTİRMEYLE İLGİLİ KAVRAM, KURUM VE YASAL DÜZENLEMELER A.KONU İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER 1.1086 Sayılı Mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda İhtiyati Tedbir DOKUZUNCU FASIL İhtiyati Tedbirler Madde 101 – hâkim iki taraftan birinin talebiyle davanın ikamesinden evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerde ihtiyati tedbirler ittihazına karar verebilir: 1 – Menkul ve gayrimenkul malların ayni münazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle tevdiine, 2 – Münazaalı şeyin muhafazası için lazım gelen her türlü tedbirlerin ittihazına, 3 – Kanunu Medeni ile muayyen hallerde nafaka alınmasına, 4 – Ayrılık veya boşanma davası üzerine Kanunu Medeni mucibince icap eden muvakkat tedbirlerin ittihazına. Madde 103 – 101 ve 102 nci maddelerde gösterilen hallerden başka tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağı anlaşılan hallerde tehlike veya zararı defi için hâkim icap eden ihtiyati tedbirlerin icrasına karar verebilir. Madde 104 – Dava ikamesinden evvel haczi ihtiyati kararı mahkeme tarafından verilir. Haczi ihtiyatden maada talep olunan ihtiyati tedbirlerin en az masrafla ve en çabuk nerede ifası mümkün ise işbu tedbirlere o mahal mahkemesi tarafından dahi karar verilebilir. Dava ikamesinden sonra bilumum ihtiyati tedbirlere tahkikata memur hâkim tarafından karar verilir. Şu kadar ki hâkim ihtiyati tedbirin diğer bir mahalde daha az masrafla ve daha çabuk ifasını kabil görürse bu hususta karar verilmek üzere o mahal hâkimini naip tayin edebilir. Madde 105 – Hâkimden ihtiyati tedbire karar verilmesi arzuhal ile talep olunur. Bunun üzerine derhal ve müstacelen iki taraf davet edilip gelmeseler bile iktiza eden karar verilir. Müstacel veya müddeinin hukukunu derhal muhafaza zaruri olan hallerde her iki taraf davet edilmeksizin dahi ihtiyati tedbire karar verilebilir. Madde 107 – Gıyaben verilmiş olan ihtiyatı tedbir kararlarına itiraz caizdir. İşbu itiraz icranın tehirine karar verilmedikçe icranın tehirini müstelzim değildir. Madde 108 – İtiraz arzuhal ile yapılır ve evrakı sübutiyeside arzuhale raptolunur. İhtiyati tedbir kararına itirazdan evvel dava ikame edilmiş ise itiraz arzuhali tahkikat hakimine verilir. 104 üncü maddenin son fıkrası hükmü mahfuzdur. İtiraz vukuunda hâkim iki tarafı davet ve her birini istima ettikten sonra kararını tadil veya tebdil veya refedebilir. Şu kadar ki iki taraftan biri veya ikisi gelmezlerse evrak üzerine tetkikat icrasiyle karar verilir. Madde 109 – İhtiyati tedbir kararı dava ikamesinden evvel verilmiş ise tatbik edilmiş olsun olmasın kararın verildiği tarihten itibaren on gün zarfında esas hakkında dava ikamesi lazımdır. Bu müddette müddi davasını ikame eylediğini müsbit evrakı, kararı tatbik eden memura ibrazla dosyaya vaz'i ve kaydettirerek mukabilinde ilmühaber almağa mecburdur. Aksi takdirde ihtiyati tedbir bir güna merasime hacet kalmaksızın kendiliğinden kalkar ve iktizasına göre vazolunan tedbirin fiilen kaldırılması ihtiyati tedbiri tatbik eden daire veya memurdan talep olunabilir. Madde 113 – İhtiyatı tedbirin ittihazına mütaallik evrak, dava esas dosyasiyle birleştirilir. 2.2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’ndaki İhtiyati Hacizle İlgili Kanuni Düzenleme İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz Madde 265 – (Değişik: 18/2/1965 - 538/105 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Borçlu kendisi dinlenmeden verilen ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı; huzuriyle yapılan hacizlerde haczin tatbiki, aksi hâlde haciz tutanağının kendisine tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde mahkemeye müracaatla itiraz edebilir. (Ek ikinci fıkra: 17/7/2003-4949/63 md.) Menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler de ihtiyatî haczi öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde ihtiyatî haczin dayandığı sebeplere veya teminata itiraz edebilir. Mahkeme, gösterilen sebeplere hasren tetkikat yaparak itirazı kabul veya reddeder. (Ek fıkra: 17/7/2003 – 4949/63 md.; Değişik:2/3/2005-5311/17 md.) İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz. İtiraz eden, dilekçesine istinat ettiği bütün belgeleri bağlamaya mecburdur. Mahkeme, itiraz üzerine iki tarafı davet edip gelenleri dinledikten sonra, itirazı varit görürse kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. Şu kadar ki, iki taraf da gelmezse evrak üzerinde inceleme yapılarak karar verilir. 3.6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda İhtiyati Tedbir ONUNCU KISIM Geçici Hukuki Korumalar BİRİNCİ BÖLÜM İhtiyati Tedbir İhtiyati tedbirin şartları Madde 389- (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır. İhtiyati tedbir talebi Madde 390- (1) İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir. (2) Talep edenin haklarının derhâl korunmasında zorunluluk bulunan hâllerde, hâkim karşı tarafı dinlemeden de tedbire karar verebilir. (3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir kararı Madde 391- (1) Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir. (2) İhtiyati tedbir kararında; a) İhtiyati tedbir talep edenin, varsa kanuni temsilcisi ve vekilinin ve karşı tarafın adı, soyadı ve yerleşim yeri ile talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, b) Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı, c) Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği, ç) Talepte bulunanın, ne tutarda ve ne türde bir teminat göstereceği, yazılır. İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İhtiyati tedbir kararının uygulanması Madde 393- (1) İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar. (2) Tedbir kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresinde bulunan veya tedbir konusu mal ya da hakkın bulunduğu yer icra dairesinden talep edilir. Mahkeme, kararında belirtmek suretiyle, tedbirin uygulanmasında, yazı işleri müdürünü de görevlendirebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması için, gerekirse zor kullanılabilir. Zor kullanmak hususunda, bütün kolluk kuvvetleri ve köylerde muhtarlar, uygulamayı gerçekleştirecek memurun yazılı başvurusu üzerine, kendisine yardım etmek ve emirlerine uymakla yükümlüdürler. (4) İhtiyati tedbiri uygulayan memur, bir tutanak düzenler. Bu tutanakta, tedbir konusu ve bulunduğu yer gösterilir; tedbir konusu ile ilgili her türlü iddia bu tutanağa geçirilir. Tedbiri uygulayan memur, bu tutanağın bir örneğini tedbir sırasında hazır bulunmayan taraflara ve duruma göre üçüncü kişiye tebliğ eder. (5) İhtiyati tedbir kararları hakkında kanun yoluna başvurulması hâlinde, tedbire ilişkin dosya ve delillerin sadece örnekleri ilgili mahkemeye gönderilir. İhtiyati tedbir kararına karşı itiraz Madde 394- (1) Karşı taraf dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Aksine karar verilmedikçe, itiraz icrayı durdurmaz. (2) İhtiyati tedbirin uygulanması sırasında karşı taraf hazır bulunuyorsa, tedbirin uygulanmasından itibaren; hazır bulunmuyorsa tedbirin uygulanmasına ilişkin tutanağın tebliğinden itibaren bir hafta içinde, ihtiyati tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata ilişkin olarak, kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. (3) İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler. (4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, tedbir kararını değiştirebilir veya kaldırabilir. (5) İtiraz hakkında verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulabilir. Bu başvuru öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. Kanun yoluna başvurulmuş olması, tedbirin uygulanmasını durdurmaz. Geçici 3. Madde (Ek: 31/3/2011-6217/30 md.) (1) Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. (3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır. B.İÇTİHADI BİRLEŞTİRMEYLE İLGİLİ KAVRAMLAR VE KURUMLAR 1.İhtiyati Tedbir a)Kavramsal Olarak İhtiyati tedbir geçici hukuki koruma başlığı altında düzenlenmiş olup, bu kavram daha önce doktrinde sıklıkla kullanılmakla birlikte sistematik ve ayrıntılı bir biçimde yasal düzeyde ilk defa 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 389-406. maddeleri arasında "Geçici Hukuki Korumalar" ana başlığı altında ve iki bölüm halinde düzenlenmiştir. Birinci bölüm “ihtiyati tedbir”, ikincisi ise “delil tespiti ve diğer geçici hukuki korumalar” alt başlıkları altında ifade edilmiştir. Dava; Anayasanın 36 maddesi ile “hak arama” hürriyeti kapsamında herkese tanınmış, olan temel bir hukuki koruma ve korunma yöntemidir. Dava yönteminin yasalarla önceden belirlenmiş bir süreci vardır ve bu süreç de ayrıntılı bir incelemeyi gerektirir. Bu süreçlerin tamamlanması aşamasında, hakkın özünün zarar görmemesi için geçici hukuki korumalara hep ihtiyaç duyulmuş ve bu konudaki gereklilik gün geçtikte önem kazanmaktadır. Bazen geçici tedbir taleplerinin karşılanması, asıl yargılamanın önüne geçmektedir. Bu bağlamda gerek davadan önce gerekse dava sırasındaki geçici hukukî korumalar, kişilerin haklarının korunması bakımından ve özellikle hak arama hürriyetinin etkin olarak gerçekleşmesi bakımından hayati bir misyona sahiptir. Diğer bir ifadeyle, hukukî korunma talebini günümüzde, hak arama hürriyetinin en etkin bir “unsuru”, “enstrümanı” ya da “ayrılmaz bir parçası” olarak tanımlanabilir. Bir hukuk devletinde herhangi bir hakkın anayasalarla salt tanınmış olması yeterli olmayıp, bunun yanında devlete bu hakların etkin kullanılması ve kullanılmasının önündeki engellerin kaldırılması bakımından bir takım pozitif ödevler yüklenmiştir. Bu pozitif yükümlülüğün bir gereği olarak devletin sadece yalın olarak hak arama ve hukukî korunma yollarını düzenlemesi ve bunları yürürlükte tutması yeterli değildir. Çağdaş devletler; aynı zamanda bu yolların etkinliğini sağlamak amacıyla verilecek kararların uygulanabilir olması için gerekli önlemleri almak, hukukî korunma ihtiyacını etkin karşılayabilmek için gerekli kuralları koymak, gerekli kurumları oluşturmak ve tüm bunları uygulamak, uygulatmak ve uygulamayı izleyerek gerekli önemleri almak gibi yükümlülükleri de yerine getirmelidir. Bu nedenlerle, geçici hukukî koruma başlığı altında akla gelen ilk yöntemlerden birisi ihtiyatî tedbirdir. Bunun yanında para alacaklarına ilişkin takibin sonucunun güvence altına alınabilmesi için başvurulan ihtiyatî haciz, delillerin korunması için delil tespiti gibi birçok hukuki koruma yöntemine ilişkin HMK’da hükümler yer almıştır. Bunun dışında birçok özel kanunda farklı geçici hukukî koruma yöntemlerine de yer verilmiştir. Bunlar arasında, aile hukukuna ilişkin geçici hukukî korumalar, önleyici tedbir, koruma önlemleri ve aile ilişkilerinin geçici düzenlenmesi gibi farklı geçici hukukî korumalar sayılabilir. b) Geçici Hukuki Koruma Kararlarına Karşı Yasa Yolları İhtiyati tedbire karşı kanun yoluna başvuru imkânı HMK ile getirilmiş, yeni müessesedir. Buna göre, ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurabilme olanağı getirilmiştir (m. 341/1). aa)İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü Halinde İtiraz İhtiyati tedbir talebinin kabulü halinde 394. madde hükmü uygulanacaktır. HMK m. 394/f. 1 ve f. 4 HUMK m. 107 ve m. 108'de yer alan hükümlere paralel olarak yeniden düzenlenmiş hali iken diğer fıkralar HUMK'da yer almayan yeni hükümlerdir. Kendisi dinlenilmeden tedbir kararı verilmesi üzerine karşı taraf tedbirin şartlarına, mahkemenin yetkisine veya teminata ve tedbirin uygulanması sonucunda menfaati açıkça ihlal edilen 3. kişiler tedbirin şartlarına ve teminata bir dilekçe ile itiraz edebilirler. Bu itirazın süresi bir hafta olup aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, tedbirin uygulanması sırasında hazır bulunuyorsa tedbirin uygulanmasından itibaren, hazır bulunmuyor ise tedbirin uygulanmasına dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren; 3. kişiler ise ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde itiraz edebilir (m. 394/2, 3). Tedbire itiraz, tedbir kararını veren mahkemeye bir dilekçe ile yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. İtiraz üzerine mahkeme, ilgilileri dinlemek üzere davet eder. Gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. Yapılan itiraz üzerine mahkeme vermiş olduğu tedbir kararını değiştirebilecek ya da kaldırabilecektir (m. 394/4). İtiraz kural olarak tedbirin icrasını durdurmaz, ancak mahkeme tarafından tedbirin icrasının durdurulmasına karar verilebilir (m. 394/1, c. 2). Bu durumda, HMK m. 394/f. 5 uyarınca itiraz hakkında verilen karara karşı da kanun yoluna başvurulması mümkündür. Bu başvuru öncelikle incelenerek kesin olarak karara bağlanır. Ancak bu durumda da kanun yoluna başvurulmuş olması tedbirin icrasını durdurmaz.. bb)İhtiyati Tedbir Talebinin Reddi İhtiyati tedbir talebinin reddi hâlinde verilecek karara karşı kanun yoluna başvurulabilir (m.391/3, c. 1). Bu hüküm, mülga HUMK'da bulunmayan yeni bir düzenleme olup; bu tür bir başvurunun öncelikle incelenip kesin olarak karara bağlanacağı öngörülmektedir. Bu düzenlemeyle kanun yolunun açılmış olması ile, ihtiyati tedbir kurumunun kötüye kullanılmasının, farklı mahkemelerce aynı konularda farklı kararların verilmesinin ve bu kararların denetim dışı kalması gibi birçok sakıncanın önüne geçilerek ihtiyatî tedbir konusunda, daha sağlıklı kararların verilmesi ve yeknesaklığın sağlanması amaçlanmıştır. Kanun yoluna başvuru hâlinde, ihtiyatî tedbirin özelliği gereği, bu başvuru öncelikle incelenecek ve inceleme üzerine verilen karar da kesin olacaktır (m. 391/3, c. 2). Hukuk Muhakemeleri Kanunu öncesinde ilk derece mahkemelerince verilen geçici hukuki koruma kararlarına karsı kanun yoluna başvurulup başvurulamayacağı konusunda genel ve yeknesak bir düzenleme bulunmamaktaydı. Bu nedenle, bu konu doktrinde her bir geçici hukuki koruma türü (örneğin ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, delil tespiti) bakımından incelenmekte ve tartışılmaktaydı. Bununla birlikte HMK. m. 341 hükmü bu tartışmalara son noktayı koymuş ve bu kararlara karşı istinaf yolunu açmıştır. Zira HMK’nun “istinaf yoluna başvurulabilen kararlar” başlığını taşıyan m. 341 (1) hükmüne göre; “ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karsı istinaf yoluna başvurulabilir”. Şu halde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu bakımından, tüm geçici hukuki koruma kararları değil, sadece ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları ile, bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yolu acık olacaktır. Buna karşılık, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 362 (1)- f hükmünde, istinaf (bölge adliye) mahkemesinin geçici hukuki korumalar hakkında verdiği kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça öngörülmüştür. 2.İhtiyati Haciz Kararları Burada dikkat çekilmesi gereken husus, söz konusu Geçici 3. maddenin yollama yaptığı HUMK ihtiyati tedbiri bakımından “temyiz yasa yolu” kapsamında olup olmadığını belirlemek bakımından önemlidir. Çünkü “ ihtiyati tedbir” ile “ihtiyatı haciz” aynı mahiyette olduğu halde bunların temyiz kapsamında olmadığı kabulü üzerinden yasa koyucu bu konudaki iradesini aşağıdaki belirtilen düzenlemelerle sadece ihtiyati haciz için İcra İflas Kanunu’nda yaptığı özel bir düzenlemeyle ortaya koymuştur. İhtiyati haciz geçici hukuki korumanın bir türü olup, tabi olduğu kanun yolu bakımından HMK’nun 341/(1) maddesine göre aynı usule (istinaf yoluna) tabi kılınmaktadır. Yine 406/(2) maddesi gereği ihtiyati hacze ilişkin kararlarla ilgili diğer kanunlarda yer alan özel kanun hükümlerinin saklı olduğu ifade edilmektedir. Nitekim eski düzenlemede, ihtiyati haciz talebinin reddi halinde temyiz yoluna başvurma imkânı yokken 17.7.2003 tarihli ve 4949 sayılı Kanunun. 64 ve 65 maddeleriyle İİK’nın 258 ve 265 inci maddelerinde değişiklik yapılmış ve böylece buna ilişkin karara karşı da temyiz yolu açılmıştır. “MADDE 60. - 2004 sayılı Kanunun 258 inci maddesine aşağıdaki fıkra son fıkra olarak eklenmiştir: İhtiyati haciz talebinin reddi halinde alacaklı kanun yoluna başvurabilir. MADDE 63. – 2004 sayılı Kanunun 265 inci maddesinin başlığı "İhtiyati haciz kararına itiraz ve temyiz" olarak ve birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aşağıdaki fıkralar ikinci ve son fıkra olarak eklenmiştir. İtiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Yargıtay bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. Temyiz, ihtiyati haciz kararının uygulanmasını durdurmaz.” İcra ve İflas Kanunun 265. maddesinde değişiklik yapan bu kanunun 64. maddesinin gerekçesinde: "Madde 64- Maddeyle, Kanunun 258 inci maddesinde yapılan değişikliğe paralel olarak, birinci fıkrada yer alan ve ihtiyati haczin temyiz edilemeyeceğine ilişkin olan hüküm, madde metninden çıkartılmıştır. Maddeye eklenen fıkra ile, menfaati ihlal edilen üçüncü kişilere ihtiyati hacze "itiraz" olanağı getirilmiştir. Nitekim İsviçre İcra ve İflas Kanununda yapılan değişiklikle, üçüncü kişilere de bu olanak tanınmıştır. Zira ihtiyati haciz geçici bir hukuki koruma olup, bu karar bazen karşı taraf dinlenmeden ve ispat aranmadan verilebilmektedir. Bunun sonucu olarak, borç ilişkisinin dışında kalan üçüncü kişileri de doğrudan doğruya etkileyecek tarz ve içerikte ihtiyati haciz kararı verilebilmekte, üçüncü kişilerin bu durum karşısında kendilerini açık bir hükümle koruma olanağı bulunmamaktadır. Üçüncü kişinin ileri sürebileceği itiraz sebebinin ihtiyati haciz nedenlerine veya teminata ilişkin olabileceği belirtilmek suretiyle itiraz konusundaki tereddütlerin ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Görev konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre belirleneceğinden maddede ayrıca belirtilmemiştir. İhtiyati haciz talebine esas teşkil eden alacak para alacağı olduğundan, alacağın miktarına göre sulh veya asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır. Maddede, borçlunun veya üçüncü kişinin yaptığı itiraz üzerine yargılama yapıp karar veren mahkemenin bu kararına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiş ve konunun ivediliği nedeniyle başvurunun Yargıtayca öncelikle ve kesin olarak sonuçlandırılacağı hükme bağlanmıştır. Ayrıca uygulamada ortaya çıkabilecek duraksamaları gidermek amacıyla, ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde bu başvurunun ihtiyati haciz kararının uygulanmasını durdurmayacağı hükme bağlanmıştır." denilmektedir. Daha sonra Bölge Adliye Mahkemelerinin kuruluşuna uyum sağlamak amacıyla 2.3.2005 tarih ve 5311 sayılı Kanunun 17. maddesi ile: “MADDE 17.- İcra ve İflâs Kanununun 265 inci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. İtiraz üzerine verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir. İstinaf yoluna başvuru, ihtiyatî haciz kararının icrasını durdurmaz.” şeklinde yeniden değişiklik yapılmış ve “kanun yolu olarak daha önceden öngörülen temyiz, istinaf olarak” değiştirilmiştir. İcra ve İflas Kanunundaki bu düzenleme konusunda bir geçiş hükmü öngörülmediğinden, mevcut ve yürürlükteki düzenlemeye göre istinaf yolu fiilen faaliyete geçmediğinden temyiz yolunun ve istinaf yolunun ihtiyati haciz kararlarına yapılan itirazın reddi kararlarının da temyiz yolu ile incelenmesinin mümkün olup olmadığı bizim tartışma konumuz değildir. Yasa koyucu sadece uygulamada önem arzeden ihtiyati tedbir ve ihtiyatı hacze karşı istinaf yolunu açmış diğer geçici hukuki tedbirler (delil tespiti, defter tutma gibi) bu kapsama dâhil edilmemiştir. III.ARA KARARLARIN TEMYİZ EDİLİP EDİLEMEYECEĞİ A.ARA KARARLARINA KARŞI İTİRAZ Genel olarak taraflardan biri yararına usuli kazanılmış hak doğurmamış olan ara kararından hâkim kendiliğinden dönebileceği gibi, taraflardan her biri de bu nitelikteki ara karardan dönülmesini hâkimden isteyebilir. Hukukumuzda ara kararlara karşı müracaat imkânları; 1) itiraz 2) Nihai kararla birlikte temyizdir (5236 s. K. ile yeniden düzenlenmeden önceki HUMK m.427; karş. 6100 sayılı HMK m.341 ve m.361). Kanun yolu kavramı, bir kazai kararın daha üst bir mahkemede kontrol ettirilebilmesi imkânı olarak tanımlandığında temyiz bir kanun yolu olduğu halde itiraz, ara kararı vermiş olan aynı mahkemeye (hâkime) yapılacağından bu tanım açısından kanun yolu olarak vasıflandırılamaz. 1086 sayılı mülga HUMK, bazı ara kararlarına karşı aynı mahkemeye itiraz etmek imkânını açıkça tanımıştı. Mesela bir ara kararı olan gıyaben verilmiş ihtiyati tedbir kararına itiraz edilebilir. Tahkikat hâkiminin, ikame edilmek istenilen delillerden hangilerinin kabule şayan olduğu, hangilerinin olmadığını tespit eden kararı (HMK m.189/4; HUMK m.218), aleyhine esas davanın muhakemesi sırasında itiraz edilebilir. Delillerin tespitine ilişkin karara karşı da itiraz edilebilir ve bu itirazı delilleri tespit eden hâkim halleder (HMK m.402/3; HUMK m.373). B.ARA KARARLARININ TEMYİZ KABİLİYETİ Usul kanunumuz sadece nihai kararların temyiz edilebileceklerini kabul ettiğinden (5236 s.K. ile yeniden düzenlenmeden önceki HUMK m.427/1; 6100 sayılı HMK m.341/(1)

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2015/8505 E., 2016/6549 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
1- 6100 sayılı HMK'nın 399/2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararın tazmini davasının, esas hakkındaki davanın görüldüğü ve karara bağlandığı mahkemede açılması gerekir.
11. Hukuk Dairesi         2015/8505 E.  ,  2016/6549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06.05.2015 tarih ve 2014/1988-2015/433 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin yatak yüzü kumaşı üretiminde bulunduğunu davalının "erimiş polimer baskı metodu ile üretilen yatak yüzü kumaşı" başlıklı patent konusu usulün müvekkil tarafından kullanıldığı iddiasıyla müvekkil aleyhine ihtiyati tedbir karan alınmasını talep ettiğini, talebinin kabul ederek müvekkilin Çok Amaçlı Kaplama ve Lamine MRBL 2400 Vario f'Hotmelt makinesinde söz konusu patent konusu usul kullanılarak üretildiği iddia edilen laminasyonlu yatak yüzü kumaşlarına ve Holmelt makinesine el konulmasına ve bu lininlerin ASB sınırlarına giriş ve çıkışının yasaklanmasına karar verdiğini, yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde Holmelt makinesinde birden fazla laminasyon ve diğer usuller kullanılarak yatak yüzü kumaşı üretiminde bulunulduğunun tespit edildiğini, bunun üzerine ihtiyati tedbirin kaldırıldığını, Müvekkilin yatak yüzü kumaşı üretiminin sadece %l0'unun altında kalan kısmının, davalının patenti ile hiçbir şekilde benzer olmayan laminasyon usulü ile yapıldığını, müvekkilin fabrikasında yapılan yatak yüzü kumaşı üretiminin %90 ve daha fazlasının tedbire konu olmayan başkaca usuller kullanılarak yapıldığını, davalının müvekkilin müşterilerine noter kanalı ile gönderdiği ihtarnameler ile müvekkilin tüm yatak kumaşı üretiminin patent haklarının ihlali suret ile yapıldığı tespitinde bulunulduğunu iddia ettiğini ve müşteriler nezdînde bu iddiaların doğruluğu yönünde bir intiba oluşturduğunu, bu şekilde müvekkili müşterileri nezdinde küçük düşürdüğünü, müvekkilin iş ve emtiaları hakkında kasıtlı olarak kötüleyici ve incitici beyanlarda bulunduğunu, davalının bu davranışlarının açıkça haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili maddi ve manevi zarara uğrattığını belirterek; davalının söz konusu fiilleri ile bulunduğu haksız rekabetin tespitine ve davalının bu eylemlerinden menine, davalının haksız rekabet oluşturan bu eylemleri sebebiyle oluşan maddi durumun ortadan kaldırılarak yanlış ve yanıltıcı beyanlarının düzeltilmesine, haksız rekabet teşkil eden eylemler sebebiyle zarara uğrayan müvekkil lehine 500 000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava sonunda hükmedilecek tazminatın tahsilinin temini için davalının taşınmazları üzerinde tedbîr konulmasına, mahkeme kararının kesinleşmesi ile eski hale dair verilen ilamın hüküm fıkrasının masrafı davalıdan karşılanmak üzere Türkiye genelinde yayınlanan ve tirajı yüz binin üzerinde olan iki ayrı gazetede birer hafta ara ile üç kez yayınlanmasına, ve davalının eylemelerinin durdurulması yönünde teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, hükümsüz kılınana kadar patentten doğan hakların kullanılmasının yasal olduğunu ve haksız rekabet oluşturmadığını belirterek davanın reddedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, basiretli tacir gibi davranmayan davalının, davacının müşterilerine gönderdiği ihtarnamenin, davacının ürünlerini ve faaliyetlerini kötüler nitelikte, yanlış, yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalar olduğundan haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle, davacının haksız rekabet davasının kabulüne, davalı tarafından davacının müşterilerine gönderilen ihtarnamelerde yer alan davacının tüm yatak yüzü kumaş üretiminin davalının patent hakkının ihlali suretiyle yapıldığının tespit edildiği, bu sebeple müşterilerin davacı ... tekstilten yatak yüzü kumaşı almaması gerektiği, aksi halde davalının yasal koruma yollarına başvuracağı, müşterilerin ihtiyacı olan yatak kumaşını kendisinden satın alabileceği ifadelerinin, davacının ürünlerini ve faaliyetlerini kötüler nitelikte yanlış yanıltıcı ve gereksiz yere incitici açıklamalar oluşturduğu ve böylece TTK 56 - 57/1 maddesine (yeni TTK 54-55/1) göre haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti ile, bu rekabetin önlenmesine, kararın ilanına, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulüne ve takdiren 15.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle hesaplanacak faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava haksız ihtiyati tedbir sebebiyle tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı tarafın patent hakkına dayalı olarak müvekkiline ait mallar üzerine ihtiyati tedbir koydurmak ve müvekkilini müşterileri nezdinde kötülemek suretiyle müvekkilinin zarara uğramasına yol açtığı iddiasıyla tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise, davacıya ait mallara, tescilli patent hakkına dayalı olarak el konulduğunu, söz konusu eylem sebebiyle ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nde açtığı tazminat davasının sürdüğünü davaya bakma görevinin bu mahkemeye ait olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur. 1- 6100 sayılı HMK'nın 399/2. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, haksız ihtiyati tedbir sebebiyle uğranılan zararın tazmini davasının, esas hakkındaki davanın görüldüğü ve karara bağlandığı mahkemede açılması gerekir. Mahkemenin görevli olup olmadığı hususu HMK 114/1-c maddesi uyarınca "dava şartı" niteliğinde olup yargılamanın her aşamasında ve re'sen gözetilmelidir. Somut olayda, davalı tarafından tescilli patent hakkına dayalı olarak açılan davanın ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2011/219 Esas sayılı dosyasında devam ettiği dikkate alındığında bu dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararının haksız olup olmadığı, isnat edilen eylemlerin davalının patentten doğan hakların kullanımı kapsamında kalıp kalmadığının da HMK 399/2. maddesi uyarınca ... Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından yapılacak yargılama sonucu belirlenmesi gerekirken, görevli olmayan Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından işin esasına girilerek davaya bakılması hükmün bozulmasını gerektirmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkemece verilen kararın yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan gerekçeyle davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte yer alan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, 13.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/15847 E., 2021/5594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Mahkemece, HMK 399/3 maddesine göre tazminat davası açma hakkının hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, talep edilen tazminata konu tedbirin Hatay 3.
4. Hukuk Dairesi         2021/15847 E.  ,  2021/5594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ile davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. -K A R A R- Davacı vekili, yazar olan davacının "SAHTE BİR MEHDİNİN ANATOMİSİ" isimli kitabı olduğunu, davalı tarafından davacı aleyhine Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/134 Esas sayılı dava ile kitapta yer alan ifadelerle davalıyı karaladığı, aşağıladığı, kitabın kapağında yer alan düzenleniş biçimi incelendiğinde "İ" ve "t" harflerinin altlı üstlü bir araya getirilip, her iki harfin aynı renkte olması nedeniyle "İT" kelimesinin göze çarpmakta olduğunun anlaşılacağı, bu şekilde anılan dosyada davacı olan ...’in kişilik haklarına saldırı yapıldığı iddiası ile saldırının önlenmesine, durdurulmasına, kitabın toplatılmasına, hukuka aykırılığın tespiti ile tedbir kararı verilmesine ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davacı aleyhine açılan bu dava sonucu mahkemenin kısmen kabul kararı vererek davacının kitabının satışının durdurularak toplatılması yönünde tedbir kararı verdiğini, daha sonra yapılan istinaf incelemesi sonucunda kişilik haklarının ihlalinden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek yeniden hüküm tesisi yoluna gidildiği, istinaf kararının temyiz edilmesi sonucu 23/10/2018 tarihinde Yargıtayca onanarak red kararının kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi sonucu davacı aleyhine verilen tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, uygulanan haksız tedbir nedeniyle 3 yıl 9 ay boyunca davacının kitabının satışının yapılmaması suretiyle kazanç kaybına uğradığını belirterek, haksız tedbir nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı, HMK 399/3 ''Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.'' hükmü gereğince eldeki davanın zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, HMK 399/3 maddesine göre tazminat davası açma hakkının hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, talep edilen tazminata konu tedbirin Hatay 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/134 Esas 2017/285 Karar sayılı dosyası ile konulduğu ve verilen kararın 23/10/2018 tarihli Yargıtay ilamı ile onanarak kesinleştiği, kesinleşme ile birlikte tedbirin de kalktığı ve davalı vekilinin süresinde zamanaşımı definde bulunduğu da değerlendirilerek davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı ile davalı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan kararın ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, davacının adli yardım talebi Dairemizce kabul edilmiş ise de HMK 339.maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından 59,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2017/3290 E., 2020/1573 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şöyle ki; İlk olarak HMK'nın 399/2 maddesi gereğince haksız ihtayati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağladığı mahkemede açılır.
4. Hukuk Dairesi         2017/3290 E.  ,  2020/1573 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 06/06/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/11/2015 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 03/06/2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava; haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bilirkişi raporuna göre ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/361 esas sayılı dosyasında ... parsel sayılı taşınmaza geçit hakkı tesisi için tedbir konulan 275.25 m²'lik alanın, tedbir kararının infaz edildiği tarihten kararın kaldırıldığı (07/08/2003-10/09/2012) tarihe kadar boş tarla kirası geliri karşılığı bedelin 2959 olduğu, eylemli gelir karşılığı ecrimisil bedelinin ise 10572 TL olduğu, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/487 esas sayılı dosyasında ise yine ... parsel sayılı taşınmazın geçit hakkı tesisi için tedbir konulan 180.7 m²'lik alanın tedbir kararının infaz edildiği ve kararın kaldırıldığı (07/11/2012-03/07/2013) tarihleri arasında boş tarla kira geliri karşılığının 165 TL eylemli gelir karşılığı ecrimisil bedelinin 875 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı 15/10/2015 tarihli dilekçesi ile ecrimisil bedeli olarak hesaplanan miktar üzerinden davayı ıslah etmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile boş kalan kira geliri karşılığı hesaplanan toplam 3.124 TL'ye hükmedilmiştir. Mahkemece verilen karar hatalıdır. Şöyle ki; İlk olarak HMK'nın 399/2 maddesi gereğince haksız ihtayati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağladığı mahkemede açılır. İhtiyati tedbir kararı ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde verilmesine rağmen, tazminat davasına 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmıştır. Görev hususu dava şartı olup kamu düzenini ilgilendirdiği için Yargılamanın her aşamada dikkate alınması gerekir. İkinci olarak ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/487 esas sayılı dosyasında davacılardan Ayşena davacı değildir. Buna rağmen tazminattan sorumlu tutulmuştur. Kabule göre her bir dava yönünden ayrı ayrı tazminata hükmedilmesi gerekirken tek bir tazminata hükmedilerek taraf olmayan Ayşena'nın iki tedbir kararından da sorumlu tutulması yasaya aykırı olmuştur. Son olarak TMK 995 ve 996 maddesine göre fuzuli şagil hak sahibine verdiği zarardan dolayı tazminat ödemek zorundadır. Söz konusu zarar boş tarla kira bedeli değil ecrimisil bedeli olmalıdır. Mahkemece boş tarla kira bedeline hükmedilmesi de yasaya aykırıdır. Bütün bu nedenlerle değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum. 03/06/2020
4. Hukuk Dairesi, 2014/13481 E., 2014/17191 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bir başka deyişle, görevli ve yetkili mahkeme, asıl davayı görüp karara bağlayan mahkemedir (HMK m.399/2).
4. Hukuk Dairesi         2014/13481 E.  ,  2014/17191 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 27/05/2014 NUMARASI : 2013/433-2014/350 Davacı A. Yayıncılık Teks. ve Reklam San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat S. K. tarafından, davalılar S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. vd aleyhine 16/09/2013 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyanın başka bir mahkemeye gönderilmesine dair verilen 27/05/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davalı A.. Ç..'in temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalı S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararların ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemenin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Dosya incelendiğinde; asıl dava açılmadan önce davalıların kişilik haklarına saldırı iddiasıyla davacı aleyhine internet yayınının durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verildiği, daha sonra davalı A.. Ç..'in İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesinde, davalı S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ise İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde manevi tazminat davaları açtığı, davacı aleyhine açılan bu davaların reddedildiği anlaşılmaktadır. Eldeki dosyada mahkemece, davalılar yönünden ayrım yapılmadan her ikisi yönünden de İstanbul 4.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli ve yetkili mahkeme olduğuna karar verilmiştir. Haksız ihtiyati tedbirden dolayı tazminat davası, aleyhine haksız olarak ihtiyati tedbir konulmuş olan kişi (asıl davanın davalısı) tarafından, haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafa (asıl davanın davacısına) karşı açılır. Bu dava, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. Bir başka deyişle, görevli ve yetkili mahkeme, asıl davayı görüp karara bağlayan mahkemedir (HMK m.399/2). Şu halde, davalı S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden görevli ve yetkili mahkeme esas hakkındaki davanın karara bağlandığı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu halde, görevli ve yetkili mahkeme olarak diğer davalıyla birlikte aynı mahkemenin belirlenmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davalı S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden BOZULMASINA; davalı A.. Ç..'in temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve davalı S. Konf. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15/12/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Alacaklı Berk, borçlu Selin aleyhine mahkemeden bir ihtiyati haciz kararı almış ve Selin'in banka hesapları üzerine haciz uygulatmıştır. Selin, aslında böyle bir borcu olmadığını, Berk'in sunduğu belgelerin sahte olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz kararına itiraz etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda mahkeme, ihtiyati haciz kararını haksız bularak kaldırmış ve Selin'in bu süreçte ticari itibarının zedelendiğine kanaat getirmiştir. İhtiyati haciz kararına itiraz ve haksız ihtiyati haciz tazminatı (İİK) ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Borçlu Selin, ihtiyati haciz kararına karşı; mahkemenin yetkisine, ihtiyati haciz sebeplerine veya teminata karşı itiraz edebilir.
B) İhtiyati haciz kararı haksız çıkan alacaklı Berk, borçlunun veya üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları her türlü zararı tazminle yükümlüdür.
C) Selin'in tazminat talep edebilmesi için alacaklı Berk'in kötüniyetli olduğunu (bilerek haksız takip yaptığını) ispat etmesi şarttır.
D) Haksız ihtiyati haciz nedeniyle açılacak tazminat davasında görevli mahkeme genel mahkemelerdir (asliye hukuk/ticaret mahkemesi).
E) Tazminat davası, ihtiyati haciz kararını veren mahkemede veya genel hükümlere göre yetkili mahkemede açılabilir.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol