6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 435

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 435. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 435- (1) Tahkim yargılaması, nihai hakem kararının verilmesi veya aşağıdaki hâllerden birinin gerçekleşmesi ile sona erer: a) Davalının itirazı üzerine hakem veya hakem kurulunun uyuşmazlığın kesin olarak çözümünde davalının hukuki yararı bulunduğunu kabul etmesi hâli hariç, davacı davasını geri alırsa. b) Taraflar, yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşırlarsa. c) Hakem veya hakem kurulu, başka bir sebeple yargılamanın sürdürülmesini gereksiz veya imkânsız bulursa. ç) 427 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca tahkim süresinin uzatılmasına ilişkin talep mahkemece reddedilirse. d) Taraflarca kararın oybirliğiyle verilmesinin öngörülmesine rağmen, hakem kurulu oybirliğiyle karar veremezse. e) 442 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca yargılama giderleri için avans yatırılmazsa. (2) 437 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, hakem veya hakem kurulunun yetkisi, yargılamanın sona ermesiyle ortadan kalkar. Hakem kararının şekli, içeriği ve saklanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

2 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2022/6124 E., 2022/14639 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce; davacıların fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma hakları saklı kalmak kalmak üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Tahkim Yargılamasının sona ermesi" başlıklı 435. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi uyarınca tahkim yargılamasının sona erdirilmesi ile dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu'na iadesine, karar verilmiş, davacılar vekili tarafından karara itiraz ed
4. Hukuk Dairesi         2022/6124 E.  ,  2022/14639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen itirazın kısmen kabulüne dair kararın Yargıtay'ca incelenmesi süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesinde; 21/12/2015 tarihinde Ankara ili içi taşımacılık yapan ... plakalı otobüsün yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucu yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydı ile her bir davacı için 40.050,00 TL tazminat talep etmiştir. Davacılar vekili bedel artırım dilekçesi vererek ... için 50.321,00 TL, ... için 53.096,00 TL, ... için 148.815,00 TL ve ... için 274.731,00 TL talepte bulunmuştur. Davalı vekili davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nce; davacıların fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma hakları saklı kalmak kalmak üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Tahkim Yargılamasının sona ermesi" başlıklı 435. maddesinin 1.fıkrasının (c) bendi uyarınca tahkim yargılamasının sona erdirilmesi ile dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu'na iadesine, karar verilmiş, davacılar vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; 22.05.2017-K-2017/20542 sayılı Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davacılar vekilinin yaptığı itirazlarının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına, davacılar ... ve ... bakımından fazlaya ilişkin hakları ve ek dava açma hakları saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Tahkim Yargılamasının sona ermesi" başlıklı 435. maddesinin 1.fıkrasının (c) hükmü gereğince, tahkim yargılamasının sona erdirilmesi ile dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonu'na iadesine, davacı ...'un talebinin kısmen kabulü ile 69.322,08 TL sürekli maluliyet zararının 11.01.2017 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 17.330,52 TL talebinin reddine, davacı ...'ın talebinin kısmen kabulü ile 139.640,97 TL sürekli maluliyet zararının 11.01.2017 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacı ...'a verilmesine, 34.910,24 TL talebinin reddine karar verilmiş, karar davacılar vekili ve davalı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davacılar vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden, Davaya konu kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesinin 1. fıkrasında; "iş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. İşverenin sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır" düzenlemesine; aynı maddenin 4. fıkrasında "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ve hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, zarara sebep olan üçüncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara rücu edilir" düzenlemesine; maddenin 5. fıkrasında ise "iş kazası, meslek hastalığı ve hastalık; kamu görevlileri, er ve erbaşlar ile kamu idareleri tarafından görevlendirilen diğer kişilerin vazifelerinin gereği olarak yaptıkları fiiller sonucu meydana gelmiş ise, bu fiillerden dolayı haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunanlar hariç olmak üzere, sigortalı veya hak sahiplerine yapılan ödemeler veya bağlanan gelirler için kurumuna veya ilgililere rücu edilmez. Ayrıca, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde, bu Kanun uyarınca hak sahiplerine bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler için, iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine veya iş kazası sonucu ölen kusurlu sigortalının hak sahiplerine, Kurumca rücu edilmez" düzenlemesine yer verilmiştir. Dairemizin 23.06.2021 tarihli geri çevirme kararı ile davacılara Sosyal Güvenlik Kurumundan iş kazası sebebiyle rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş, kurum tarafından 21.12.2015 tarihli trafik kazası sebebiyle davacılara yapılan ödemeler bildirilmiştir. Dosyada alınan aktüer raporunda ise bilirkişi tarafından afaki peşin sermaye değeri hesabı yapılmıştır. Şu halde; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığınca verilen cevaplar kapsamında davaya konu kaza sebebiyle yapılan ödemeler ve bağlanan gelirin ilk peşin sermaye değerleri 5510 sayılı Kanun'un 21. maddesi hükmü uyarınca değerlendirilerek tazminatın belirlenmesi amacıyla yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerekirken, eksik inceleme sonucu, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır. 3-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiil; 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11.10.2008 ila 01.09.2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01.09.2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01.06.2015 tarihinden sonra ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Somut olayda, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının maluliyet oranını bildiren ve hükme esas alınan raporu Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği kapsamında düzenlenmiştir. Anılan rapora karşı davalı tarafça; davacının muayene edilmeden rapor düzenlenmesinin hatalı olduğu, tespit edilen arazın kaza ile arasında illiyet bağının olup olmadığının araştırılması gerektiği ve diğer yönlerden itiraz edilmiştir. Kazanın 21.12.2015 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alınarak rapor düzenlenmesi gerekirken hatalı raporla karar verilmesi doğru değildir. Açıklanan hukuki ve maddi olgular karşısında; davacıların kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve davalıya geri verilmesine, 15.11.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (1)

2. Hukuk Dairesi, 2012/21930 E., 2012/26244 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
tam metni aç
Kanunun açık hükmüne aykırılık oluşturan bölümleri dışında Yargıtay hükmün temyiz incelemesini temyiz dilekçesinde gösterilen temyiz sebeplerine bağlı kalarak yapar (HMK.md.369/HMK.md.435/1).
2. Hukuk Dairesi         2012/21930 E.  ,  2012/26244 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-davalı koca Alman Mahkemesinin kararına göre 31.10.2008 tarihinden geçerli olmak üzere eşine nafaka vermeyi kabul ettiğine ve bu kabulü esas alınarak yabancı mahkemece kadın lehine nafakaya hükmedildiğine göre, bu tarih itibarıyla davalı-davacı kadının haklı sebeple birlik dışında yaşadığının kabulü gerekmesine, bu tarihten itibaren dört ay geçmeden 08.01.2009 tarihinde gönderilen ihtar kararının sonuç doğurmayacağına göre, kocanın terk sebebine dayalı boşanma davasının reddedilmesinin bu sebeple sonucu bakımından doğru olmasına ve tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kocanın mali gücü dikkate alınarak kadın lehine yoksulluk nafakası takdir edilmiş olmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 90.00 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere onama sonucu bakımından oybirliği, onama gerekçesi yönünden oyçokluğuyla karar verildi.06.11.2012 (Salı) (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Kanunun açık hükmüne aykırılık oluşturan bölümleri dışında Yargıtay hükmün temyiz incelemesini temyiz dilekçesinde gösterilen temyiz sebeplerine bağlı kalarak yapar (HMK.md.369/HMK.md.435/1). Temyiz, her iki davaya yönelik olmayıp; kadının davasına yönelik hükmün; kusur belirlemesi, tazminatlar ve tedbir nafakası bölümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Boşanma hükmü ve yoksulluk nafakası temyiz edilmemiştir. Kanunun açık hükümlerine aykırılık bulunmadığından; boşanma ile yoksulluk nafakasına ilişkin hükmün re'sen temyiz incelenmesine tabi tutulamayacağı görüşündeyim. Mahkemenin sınırlanan bu temyiz sebeplerine yönelik hükmü usul ve yasaya uygundur. Çoğunluğun onama düşüncesine katılmakla birlikte; hükmün temyiz edilen bölümlerinin açıkladığım değişik gerekçeyle onanması gerektiğini düşünüyorum.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Aşağıdakilerden hangisi tahkim yargılamasını kendiliğinden sona erdiren hallerden biri değildir?

A) Nihai hakem kararının verilmesi
B) Tarafların yargılamanın sona erdirilmesi konusunda anlaşması
C) Yargılama giderleri için avansın yatırılmaması
D) Davalının itirazı ve hukuki yararı olmasına rağmen davacının davasını geri alması
E) Tahkim süresinin uzatılması talebinin reddedilmesi

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol