6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 52

Hukuk Muhakemeleri Kanunu 52. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 52- (1) Medenî hakları kullanma ehliyetine sahip olmayanlar davada kanuni temsilcileri, tüzel kişiler ise yetkili organları tarafından temsil edilir. Dava takip yetkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

115 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2017/1824 E., 2021/520 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
dli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmelikl
Hukuk Genel Kurulu         2017/1824 E.  ,  2021/520 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Gebze 2. İş Mahkemesince verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin karar davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin eşi...’nin 17.11.1999 tarihinde vefat ettiğini, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrası müvekkilinin eşinden dolayı ölüm aylığı almaya hak kazandığını, ilk ölüm aylığı talebinin reddedildiğini, 08.03.2007 tarihinde tekrar talepte bulunduklarını Kurumun cevap vermediğini belirterek eşinden ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; müteveffa eşin 5 yıl sigortalılık ve 900 gün prim ödeme şartını yerine getirmediğini, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemenin Birinci Kararı: 6. Gebze 2. İş Mahkemesinin 26.03.2013 tarihli ve 2008/140 E., 2013/186 K. sayılı kararı ile; davacının eşi...’nin 930 gün prim ödemesi bulunduğu, ilk kez 10.09.1996 tarihinde sigortalı olduğu, 17.11.1999 tarihinde vefat ettiği, bu iki tarih arasında 3 yıl 2 ay 10 gün süre bulunduğu, beş yıllık sigortalılık süresinin tamamlanmadığı, askerlik süresinin tamamının borçlanılması hâlinde ölüm aylığından yararlanabileceği, Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı: 7. Gebze 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.02.2014 tarihli ve 2013/19376 E., 2014/2887 K. sayılı kararı ile; “..Dava, davacıya eşinden dolayı 01.04.2007 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir. Mahkemece, ilamında belirtildiği üzere davanın redddine karar verilmiştir. Davacının eşi sigortalı 17/11/1999 tarihinde vefat etmiş olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 65 ve devamı maddeleridir. Ölüm sigortasından aylık bağlama şartlarına ilişkin 66/c. maddesinde, “toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı” düzenlenmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2005 gün ve 2001/479 – 2005/1 sayılı kararı ile anılan hükmün “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, 12/12/2006 tarihli ve 5561 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 66. maddenin “c” bendi yeniden düzenlenmiş ve böylece sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanabilmesi için, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölmüş olma koşulu getirilmiştir. Aynı kanunun 3. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 93. madde ise, 66. maddesinin (c) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağını düzenlemiştir. Davaya konu somut olayda mahkemece davacının eşinin 5 yıllık sigortalı olma koşulu bulunmadığından davanın reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, yapılan araştırmanın yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Dava dosyasındaki 1979 ve 1980 yıllarına ait olduğu anlaşılan hizmet erbabı dönem bordrolarının irdelenerek ve davacıya hangi iş nedeniyle bu belgelerin verildiği ve kimin yanında çalışma iddiasının olduğu da açıklattırılmak suretiyle okunaklı bir suretinin eklenerek kurumdan varlığı araştırılmalı, çalışmasına ilişkin bilgi veya belgeye rastlandığı takdirde, davacının 5 yıllık sigortalılık süresinin ve aynı zamanda prim gün sayısının değişebileceği de değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..”gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin İkinci Kararı: 9. Gebze 2. İş Mahkemesinin 10.09.2015 tarihli ve 2014/562 E., 2015/452 K. sayılı kararı ile; davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, birinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle 08.12.2011 tarihinde işlemden kaldırıldıktan sonra yenilenen dosyanın 10.09.2015 tarihli celsede ikinci kez takipsiz bırakılması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 150 ve 320/4 maddelerine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı: 10. Gebze 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 11. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 28.03.2016 tarihli ve 2015/23927 E., 2016/4306 K. sayılı kararı ile; “..Dava, ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, bozma sonrası yapılan yargılamada Hukuk Muhakemeleri Kanununun 150. maddesinin 5. fıkrası gereği davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Tarafların Duruşmaya Gelmemesi, Sonuçları ve Davanın Açılmamış Sayılması” başlığını taşıyan 150. maddesinin 1. fıkrasında “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.” hükmüne, 4. fıkrada “Dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurusu üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, duruşma gün, saat ve yeri ile birlikte taraflara tebliğ edilir. Dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenileme talebinde bulunulursa, yeniden harç alınır, bu harç yenileyen tarafça ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, eski davanın devamı sayılır.” hükmüne ve 5. fıkrada da “İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar, sürenin dolduğu gün itibarıyla açılmamış sayılır ve mahkemece kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır.” hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu somut olayda; davacı vekili uyap sistemi aracılığıyla gönderdiği e-imzalı 02.04.2015 tarihli dilekçeyle mazeretli sayılmasını talep etmiştir. Mahkemece 02.04.2015 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 10.09.2015 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiştir. 10.09.2015 tarihli celsede ise, davacı vekilinin duruşmadan haberdar olduğu halde hazır olmadığı, davalı Kurum vekilinin de davayı takip etmeyeceğini belirttikleri ifade edilerek, HMK'nun 150. maddesine istinaden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4 bendi; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27’nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36’ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6’ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O halde, HMK’nun 150. maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Ne var ki, anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat yönetmeliği hükümleri incelendiğinde; duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Kaldı ki, davacı vekilince sunulan mazeret dilekçesinde duruşma gününün sistemden öğrenileceğine dair bir talep bulunmadığı gibi talep olsa dahi mahkemece bu yönde bir karar verilemez. Somut olayda; davacı vekilinin 02.04.2015 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 10.09.2015 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiş olmasına rağmen, davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde; davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 12. Gebze 2. İş Mahkemesinin 23.06.2016 tarihli ve 2016/524 E., 2016/741 K. sayılı kararı ile; bozma kararında davacının mazeret dilekçesinde duruşma gününü Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden öğreneceğine ilişkin bir talebinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, 02.04.2015 havale tarihli mazeret dilekçesinde davacı vekilinin duruşma gününü UYAP'tan öğrenmesine karar verilmesini talep etmiş olduğu, bu durum karşısında mazereti kabul edilen davacıya yeniden duruşma gününün tebliğine gerek bulunmadığı, bu nedenle 10.09.2015 tarihli duruşmaya mazeretsiz olarak katılmayan davacı vekili üçüncü kez davayı takipsiz bıraktığından davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği belirtilerek direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 13. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 14. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mazeret dilekçesinde duruşma gününü UYAP’tan öğreneceğine ilişkin talebi bulunan ve mazereti kabul edilen davacı tarafa yeni duruşma gün ve saatini gösterir tebligatın gönderilmesinin gerekli olup olmadığı, duruşma gününün UYAP’tan öğrenilmesine yönelik ara kararın tebliğ mahiyetinde kabul edilip edilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 15. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) “Hukuki dinlenilme” başlıklı 27. maddesi ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukukî dinlenilme hakkına sahiptirler. 16. Bu çerçevede, öncelikle tarafların gerek yargı organlarınca gerek karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir. Hak sahibinin kendisi ile ilgili yargılama ve yargılamanın içeriği hakkında tam bir şekilde bilgi sahibi olması sağlanmalıdır. Tarafın bilgi sahibi olmadığı işlemler, belge ve bilgiler yargılamada esas alınamaz. Bilgilenmenin şekli bakımından, hukukî dinlenilme hakkına uygun davranılmalı, ilgilinin bilgilenmesi şeklen değil, gerçek anlamda sağlanmaya çalışılmalıdır. 17. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren hukukî dinlenilme hakkının ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. 18. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. 19. O hâlde duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da yargılamaya devam edilmesine karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 20. Bu bağlamda tebligat, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa ile güvence altına alınan iddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılmasının zorunlu unsurudur. 21. Savunma hakkının temelini teşkil eden hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma ilkesinin en önemli görünümlerinden biridir. Bu hakkın ihlal edilmemesi için yapılan bildirimin Tebligat Kanununa uygun olması gerekir. 22. Muhatap usulüne uygun olarak yapılacak tebligat ile açılan davadan zamanında ve tam olarak haberdar olur. Bu nedenle tebligat, yapıldığı tarihte yürürlükteki tebligat mevzuatına aykırı yapılmışsa, sadece tebligat hukukuna aykırı davranış söz konusu olmaz; aynı zamanda hukukî dinlenilme hakkı da ihlal edilmiş olur. 23. Yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP’ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan 03.04.2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi ile 06.08.2015 tarihinde 29437 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 2012 tarihli Yönetmeliği yürürlükten kaldıran Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 212. maddesi gereğince tebligat işlemlerinin 7201 sayılı Tebligat Kanunu (Tebligat Kanunu) ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fizikî ya da elektronik ortamda yapılacağı düzenlenmiştir. 24. Tebligat Kanunu'nun "Tebligatın yapılması" kenar başlıklı 1. maddesinde elektronik ortam da dâhil tüm tebligatların bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılacağı; "Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması" kenar başlıklı 2. maddesinde ise özel hüküm bulunması hâlinde tebligatın kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılacağı kabul edilmiştir. 25. Tebligat Kanunu anlamında elektronik tebligat, PTT tarafından kurulan ve işletilen UETS’den (Ulasal Elektronik Tebligat Sistemi) alınan elektronik tebligat adresine, tebligat yapabilecek mercilerin, tebligatın mevzuatına uygun bir şekilde yapabildiği tebligatı ifade eder (Albayrak, H.: Tebligat Hukuku, Ankara 2021, s.48). 26. Tebligat Kanunu’na 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Kanun’un ikinci maddesi ile eklenen 28.02.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun ile değişik "Elektronik tebligat" kenar başlıklı 7/a maddesi ise; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. 1. 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar. 2. 5018 sayılı Kanunda tanımlanan mahallî idareler. 3. Özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kanunla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları. 4. Kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleri. 5. Sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklar. 6. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları. 7. Kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişileri. 8. Noterler. 9. Baro levhasına yazılı avukatlar. 10. Sicile kayıtlı arabulucular ve bilirkişiler. 11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir” şeklinde düzenlenmiştir. 27. Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Tebligatın yapılması” kenar başlıklı 4. maddesinde “2 nci maddede belirtilen merciler tarafından yapılacak tüm tebliğler, bu Yönetmelik hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü (PTT) veya memur vasıtasıyla yapılır.” hükmü “Elektronik tebligat” kenar başlıklı 12. maddesinde ise “Tebligatlar, elektronik yolla yapılabilir, zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Yönetmelikte belirtilen usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligata ilişkin usul ve esaslar buna ilişkin yönetmelikle düzenlenir.” hükmü mevcuttur. 28. Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dahil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmemiştir. 29. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun (HGK) 17.01.2018 tarihli ve 2017/14-1760 E., 2018/43 K.; 19.03.2019 tarihli ve 2017/12-343 E., 2019/323 K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 30. Somut olayda ölüm aylığı bağlanması talepli açılan davada yapılan duruşmalar sürecinde davacı vekili tarafından 04.11.2008, 03.03.2009, 27.10.2009 tarihlerinde mazeret dilekçeleri verildiği, mahkemece mazereti kabul edilerek dilekçe ekindeki pullardan masrafı karşılanarak yeni duruşma gününün davacı vekiline tebliğ edildiği, 29.04.2010 tarihinde davacı vekilinin mazeretsiz olarak duruşmaya katılmaması üzerine dosyanın işlemden kaldırıldığı, 07.05.2010 tarihli yenileme dilekçesi ile davanın yenilenerek kaldığı yerden devamına karar verildiği, davacı vekilince 09.08.2011 tarihinde mazeret dilekçesi verilmesi üzerine mahkemece mazeretinin kabul edildiği ve duruşma günü ile saatinin masrafı ekli puldan karşılanarak tebliğ edildiği, davacı vekilince 08.12.2011 tarihinde yeniden mazeret dilekçesi verildiği, mahkemece iki kez üst üste mazeret beyanında bulunulması, duruşma gününün tebliği için masraf verilmemesi ve usulüne uygun mazaret beyanı bulunmaması nedeni ile mazeret talebi reddedilerek dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, 09.12.2011 tarihli yenileme dilekeçesi ile davaya devam edildiği ve davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. 31. Özel Dairece davanın reddine ilişkin kararın araştırma yapılması yönünde bozulması üzerine 16.12.2014 tarihli ilk duruşmaya davacı vekilince UYAP üzerinden yeni duruşma gün ve saatini UYAP’tan öğrenme talepli mazeret dilekçesi gönderildiği ve mazeretinin kabul edildiği, 02.04.2015 tarihli ikinci duruşma günü de UYAP üzerinden yeni duruşma gün ve saatini UYAP’tan öğrenme talepli mazeret dilekçesi gönderildiği, mahkemece mazeretinin kabul edildiği ve duruşma tutanağında duruşma gününü UYAP’tan öğrenmiş sayılmasına, duruşmanın 10.09.2015 tarihinde yapılmasına karar verildiği, duruşma tutanağının 03.04.2015 tarihinde hakim tarafından elektronik imza ile imzalanarak UYAP’a yüklendiği, davacı vekiline duruşma gününün tebliğ edilmediği, 10.09.2015 tarihli duruşma günü ise davacı vekilinin mazeret dilekçesi göndermediği ve mahkemece 50 (elli) dakika beklendiği belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. 32. Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenleme bulunmaması nedeniyle davacı vekilinin usulüne uygun davetiye ile duruşma gününden haberdar edilmediğinin kabulüyle, davacı vekiline yeniden duruşma günü tebliğ edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 33. Ancak davacı vekilince sunulan 02.04.2015 tarihli mazeret dilekçesinde davacı vekilinin UYAP’tan öğrenme talebi bulunduğu gözetildiğinde Özel Daire bozma kararının davacı vekilinin mazeret dilekçesinde duruşma gününün UYAP’tan öğrenileceğine ilişkin talep bulunmadığına işaret eden bölümü yerinde görülmemiştir. 34. Bu itibarla mahkemece davacıya yeni duruşma günü tebliğ edilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi doğru olmamıştır. 35. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 20.04.2021 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Hukuk Dairesi, 2022/12783 E., 2023/2356 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
dli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52 nci maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmel
10. Hukuk Dairesi         2022/12783 E.  ,  2023/2356 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 1999/284 E., 2015/77 K. vekili Avukat ... İHBAR OLUNAN : E.Ü.A.Ş. Genel Müdürlüğü DAVA TARİHİ : 06.04.1999 KARAR : Davanın Açılmamış Sayılmasına Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararın davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 08.12.2021 tarihli ve 2021/8176 Esas, 2021/15551 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. Davacı Kurum vekili karar düzeltme mahiyetli dilekçesinde; duruşma gününün uyuptan öğrenilmesine dair böyle bir usulün olmadığını davanın açılmamış sayılmasına dair onama kararının hatalı olduğunu belirterek Daire kararının kaldırılmasını ve dilekçede belirtilen sebeplerden kararın bozulmasını talep etmiştir. Davacı Kurum vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır. 6100 sayılı Kanun’da ise karar düzeltme kanun yolu düzenlemesine yer verilmediği anlaşılmakta ise de Dairemiz onama kararının incelemesinde, Daire kararının hatalı olup maddi hata dilekçesi şeklindeki karar düzeltme istemi niteliğini taşıyan başvurusunun kabulune karar vermek gerekmiştir. Davaya konu somut olayda; davacı vekili 10.12.2014 tarihli dilekçeyle mazeretli sayılmasını talep etmiştir. Mahkemece 11.12.2014 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 26.3.2015 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiştir. 26.03.2015 tarihli celsede ise, davacı vekili katılmadığından ve 2 kez takipsiz bırakıldığından HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4 bendi; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27 nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O halde, HMK’nun 150 nci maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Ne var ki, anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52 nci maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat yönetmeliği hükümleri incelendiğinde; duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Kaldı ki, duruşma gününün sistemden öğrenileceğine dair bir talep bulunsa dahi mahkemece bu yönde bir karar verilemez. Somut olayda; 11.12.2014 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 26.03.2015 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilerek, davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Dairemizin 08.12.2021 tarih ve 2021/8176 E - 2021/15551 K. sayılı bozma ilamının ORTADAN KALDIRILMASINA, Temyiz olunan ilk derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA , Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ...
3. Hukuk Dairesi, 2022/8437 E., 2023/527 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
dli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliğ
3. Hukuk Dairesi         2022/8437 E.  ,  2023/527 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/372 E., 2022/1253 K. KARAR : Davanın açılmamış sayılması Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, bozmaya uyan Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; abonesiz kaçak elektrik kullandığı belirlenen davalının bu nedenle tahakkuk ettirdiği tutarları ödemediği gibi bu amaçla başlattığı takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek; takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve lehlerine % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davaya cevap vermemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.12.2014 tarihli ve 2013/124 E. 2014/820 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 11.03.2019 tarihli ve 2017/15747 E., 2019/1860 K. sayılı ilamıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hesaplama yönteminin, kaçak tutanak tarihi olan 16.07.2010 tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle, karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın 19.01.2022 tarihli celsede taraflarca takip edilmemesi nedeniyle Hukuk Muhakemeleri Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlemden kaldırıldığı, işlemden kaldırılan dava dosyasının aynı Kanun'da belirtilen üç (3) aylık süre içerisinde taraflarca yenilenmediği gerekçesiyle, davanın 150 nci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı; 19.01.2022 tarihli duruşmada dosyanın işlemden kaldırılması kararı verilmekle yetinildiğini, ayrıca duruşma zaptının taraflara tebliğ edilmediğini, dosyada tebligat çıkarmaya yeter miktar gider avansının da mevcut olduğunu, hukuki dinlenilme hakkının ve yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunma hakkının ihlal edildiğini, dosyanın işlemden kaldırıldığı taraflarına bildirilmediği ve tebliğ edilmediği için yasal süresi içerisinde dosyanın yenilenmesinin yapılamamış olup bu durumun mağduriyete neden olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 73 üncü maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Hukuki dinlenilme hakkı” başlıklı 27 inci maddesi, T.C. Anayasası’nın (Anayasa) hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ıncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ıncı maddesi nazara alındığında; davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkânı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip belgeleyerek (ve bildirim giderlerini yatırarak) duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. 2. 6100 sayılı Kanun’un konu ile ilgili 150 nci maddesinin birinci fıkrası “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir”; aynı maddenin altıncı fıkrası “İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.” şeklinde düzenlenme yer almaktadır. 3. O hâlde duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 4. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği'nin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliğe göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümleri incelendiğinde, duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. 3. Değerlendirme 1.Davacı vekilinin 13.10.2021 tarihli dilekçesiyle aynı tarihli celse için mazeretli sayılmasını talep ettiği görülmektedir. Mahkemece davacı vekilinin mazereti kabul edilerek, duruşmanın 19.01.2022 tarihine bırakılmasına ve duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine karar verilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, duruşma gününün UYAP'dan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye Tebligat Kanununun 7/A maddesi ve Elektronik Tebligat Yönetmeliğinde yer verilmemiştir. HGK 2017/10-1824 E. 2021/520 sayılı kararı da bu doğrultudadır. 2. O halde mahkemece davacı vekilinin mazereti kabul edildiğine göre, yeni duruşma gün ve saati davacı vekiline usulüne uygun davetiye ile bildirilerek yargılamaya devam edilmesi; usulüne uygun tebliğe rağmen gelmez ise davanın işlemden kaldırılması gerekirken 19.01.2022 tarihli celseye tarafların katılmaması nedenleriyle takipsiz bırakılan davanın sonrasında açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/2606 E., 2023/4383 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
dli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52 nci maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmel
10. Hukuk Dairesi         2023/2606 E.  ,  2023/4383 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2021/5 E., 2022/603 K. KARAR : Davanın açılmamış sayılması Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 11.12.1995 ile Mart 2012 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili, davanın reddini savunmuştur. Davalı işveren vekili, davacının maden sahalarında maden çıkarma işi yapan tüm maden şirketlerine götürü usulde ve mevsimlik olarak kömür torbalama ve yükleme işi yaptığını, bu işler karşılığında maden şirketleri ve nakliyecilerden ücretini aldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 28.11.2017 tarihli ve 2014/228 Esas 2017/561 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, davacının aralarında organik bağ olduğu anlaşılan şirketlerde 11.12.1995-14.03.2012 tarihleri arasında asgari ücretle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 25.04.2019 tarihli ve 2018/641 Esas 2019/950 Karar sayılı kararıyla; davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece, hakkında hüküm kurulan davalı ... Tic. A.Ş.’ nin tasfiye sürecinin sona erdiğinin 07.12.2017 tarihinde tasfiye sonu olarak tescil edilip 13.12.2017 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, bu durumda taraf ehliyeti bulunmayan davalı şirket aleyhinde karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olmasının hatalı olduğu belirtilerek, sair yönler incelenmeksizin karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafça 16.09.2014 tarihli celsede davanın takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, yenileme talebi üzerine yeniden işleme alındığı, bu kez 08.11.2022 tarihli celsede mazereti sebebi ile bir önceki celseye katılmayan ve vekil olarak duruşma günü ve saatini takip yükümlülüğü bulunan vekilin duruşma günü ve saatinden haberdar olmasına rağmen duruşmaya katılmadığı, davanın basit yargılama usulünün uygulandığı uyuşmazlıklardan olduğu, dosyanın ikinci kez takip edilmediği gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, duruşma gününün tarafına tebliğ edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkin davada mahkemenin davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararının yerinde olup olmadığına ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4 bendi; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27 nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O halde, HMK’nun 150 nci maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Ne var ki, anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52 nci maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dâhil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat yönetmeliği hükümleri incelendiğinde; duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Kaldı ki, duruşma gününün sistemden öğrenileceğine dair bir talep bulunsa dahi mahkemece bu yönde bir karar verilemez. 3. Değerlendirme Davaya konu somut olayda; davacı vekili 28.06.2022 tarihli celse için verdiği dilekçeyle mazeretli sayılmasını talep etmiştir. Mahkemece 28.06.2022 tarihli celsede davacı vekilinin mazeretinin kabulüne karar verilerek duruşma günü 08.11.2022 tarihi olarak kararlaştırılmış, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenilmesine karar verilmiştir. 08.11.2022 tarihli celsede ise, davacı vekili katılmadığından ve 2 kez takipsiz bırakıldığından HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı avukatına duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2023/11083 E., 2023/11212 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
dli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmelikl
10. Hukuk Dairesi         2023/11083 E.  ,  2023/11212 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi SAYISI : 2023/116 E., 2023/585 K. KARAR : Davanın Açılmamış Sayılmasına Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, davalı şirketin Rusya'daki işyerinde 16.07.2007-30.01.2015 tarihlerinde kesintisiz ve aylık net 2.000 USD ücretle çalıştığını, ancak 09.10.2012 tarihinde çıkış bildirildiğini ileri sürerek, Kuruma bildirilmeyen 09.10.2012-30.01.2015 tarihleri arasındaki hizmetleri ile 16.07.2007-30.01.2015 tarihleri arasındaki sigorta prime esas kazançlarının tespitini istemiştir. II.CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı iş yerinde 16.07.2007-09.10.2012 tarihleri arasında tercüman olarak çalıştığını, işyerinin 31.03.2013 tarihi itibarıyle gayri faal olduğundan Kuruma bildirimi yapılan sigortalı bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Fer'i müdahil SGK vekili, fiili çalışmanın yöntemince ispatlanması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. III.İLK DERECE MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.07.2021 tarihli ve 2019/140-2021/312 E.K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, davacının yurt dışı bağlantılı çalıştığı için senede 1-2 gün şirkete geldiğini, çalışanlar tarafından tanınmamasının doğal olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, anılan kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli ve 2021/114 - 2022/1511 E.K. sayılı kararı ile ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 10.03.2020 tarihli, 2018/171 Esas - 2020/163 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması ve Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Daire kararında; dosyadaki kayıt ve belgelerden; 10.05.1976 doğumlu davacı adına 16.07.2007 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerince düzenlenerek Kuruma verildiği, davacının büro memuru olarak çalışacağına dair davacı ile davalı şirket arasında imzalanan 16.07.2007 tarihli belirsiz iş sözleşmesinin bulunduğu, hizmet döküm cetvelinde 16.07.2007-09.10.2012 tarihleri arasındaki çalışmalarının ayda 30 gün üzerinden eksiksiz bildiriminin yapıldığı, 2008/3.-2012/9. aylar arası davacı imzalı ücret bordrolarının dosyaya sunulduğu, davalı şirket işyerinin 1.11.1995-31.3.2013 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, son dönem bordrosunun 2013/3. ayında verildiği, Türkiye İş Kurumunun yazısı ile yurt dışı iş sözleşmelerinin 10 yıl süre ile saklandığı, Kurum portalında yapılan incelemede sadece ... iline ait kayıtların görüntülendiği, davacının yurt dışına çıkışına ilişkin herhangi bir bilgiye rastlanılmadığının bildirildiği, pol-net kayıtlarının getirtildiği, tanıkların dinlendiği, somut olayda, davacı davalı şirketin Rusya’da bulunan işyerinde 9.10.2012-30.1.2015 tarihleri arasındaki Kuruma bildirilmeyen yurt dışı çalışmalarının tespitini istemiş; Mahkemece bu talep yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; hükmün eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu belirtilerek, Mahkemece yapılması gereken işin, öncelikle davacıya davası açıklattırılmalı, davalı şirket bünyesinde tam olarak ne iş yaptığı, kimlerle çalıştığı, yurt dışı çıkış işlemlerinin kim tarafından yapıldığı, turist vizesi ile mi çalışma vizesi ile mi yurt dışına çıktığı, yurt dışındaki işyerinin kime ait olduğu yönlerinden beyanı alınmalı, bu kişilerin tespiti ile davacının çalışmasına ilişkin yöntemince beyanları alınmalı, yurda giriş çıkış kayıtlarına göre; en son Türkiye’ye 13.4.2013 tarihinde giriş yaptığı ve 9.10.2012-13.4.2013 tarihleri arasındaki giriş çıkış tarihleri gözetildiğinde, çalışma olgusunun varlığının tespiti açısından varsa davacının gösterdiği deliller değerlendirilmeli, 13.4.2013 sonrası dönem yönünden Türkiye’de çalışmasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, davacının yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerine göre 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-(a) maddesi kapsamında sigortalı olup olamayacağı, davalı şirketin yabancı ülkede üstlendiği işin niteliği de yöntemince araştırılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2023 tarihli ve 2023/116 - 2023/585 E.K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılamada, 27.11.2018 tarihli celsede davacı tarafın celseye katılmadığı anlaşılmakla taraflarca takip edilmeyen dosyanın HMK.'nın 150 maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilince 28.11.2018 tarihli yenileme dilekçesi ile davanın yenilenmesinin talep edildiği, 30.11.2018 tarihli yenileme tensip zaptı ile davanın kaldığı yerden devamına karar verildiği, duruşma gün ve saatini bildirir davetiyelerin taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği, 13.07.2023 tarihli celsede davacı tarafın duruşma gün ve saatini bildiği halde celseye katılmadığı ve herhangi bir mazeret dilekçesi de sunmadığı, işbu davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmakla; taraflarca ikinci kez takip edilmeyen dava dosyasının ...nın 320/4 gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, aynı tarihte başka bir duruşmaları olduğundan bahisle mazeret dilekçesi verdiklerini, muhtemelen dilekçenin göz ardı edildiğini belirterek, kararın temyizen bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3. Değerlendirme İnceleme konusu eldeki davada, davacı, davalı şirkete ait işyerinde 09.10.2012–30.01.2015 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetleri ile 16.07.2007–30.01.2015 tarihleri arasındaki sigorta prime esas kazançlarının tespitini istemiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, davacı vekilinin 13.07.2023 tarihli celse için aynı tarihli dilekçeyle mazeretli sayılmasını ve yeni duruşma gün ve saatini UYAP sistemi üzerinden öğrenmesine karar verilmesini talep ettiği, mahkemece, 13.07.2023 tarihli celsede davacı vekilinin hazır olmadığı herhangi bir mazeret dilekçesi de sunmadığı, dosya kapsamından, 27.11.2018 tarihli celsede davacı tarafın celseye katılmadığı ve taraflarca takip edilmeyen dosyanın HMK 150 maddesi gereğince yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilince 28.11.2018 tarihli yenileme dilekçesi ile davanın yenilenmesinin talep edildiği, 30.11.2018 tarihli yenileme tensip zaptı ile davanın kaldığı yerden devamına karar verildiği, duruşma gün ve saatini bildirir davetiyelerin taraflara usulüne uygun tebliğ edildiği, 13.07.2023 tarihli celsede davacı tarafın duruşma gün ve saatini bildiği halde celseye katılmadığı ve herhangi bir mazeret dilekçesi de sunmadığı gerekesiyle, eldeki davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu anlaşılmakla; taraflarca ikinci kez takip edilmeyen dava dosyasının HMK 320/4 gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320/4 bendi; "Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır" hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun “hukuki dinlenilme” başlıklı 27 nci maddesi, T.C. Anayasası’nın hak arama hürriyetini düzenleyen 36 ncı maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6 ncı maddesi nazara alındığında davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini içeren bu hakkın ve yargılamanın aleniliği ilkelerinin gerçekleşmesinin en önemli aracı duruşma yapılmasıdır. Duruşma günü celseye katılma imkanı olmayan taraf buna ilişkin mazeretini bildirip, belgeleyerek, bildirim giderlerini de yatırarak duruşmanın ertelenmesini isteme olanağına sahiptir. O halde, HMK’nın 150 nci maddesi kapsamında duruşma tayin edilerek, usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan yalnız biri duruşmaya katılırsa gelmeyen tarafın geçerli mazeret gönderip göndermediği, gerekli masrafın karşılanıp karşılanmadığı incelenerek; gelen tarafın bu mazeret dilekçesine karşı beyanına göre, dosyanın işlemden kaldırılmasına ya da kaldırılmamasına karar verilecektir. Anılan hususların uygulanabilmesi için, her şeyden önce tarafların usulüne uygun davet edilmiş olmaları gerekmektedir. 6100 sayılı HMK'nın uygulama alanını, adli yargı ilk derece hukuk mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri hukuk dairelerinde tutulacak kayıtlar ile yazı işleri hizmetlerinin yürütülmesi ve bu işlemlerde UYAP'ın kullanılmasına dair usul ve esasları düzenlemek amacıyla çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 52. maddesi gereğince tebligat işlemleri 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanunu uyarınca çıkarılan yönetmeliklere göre fiziki ya da elektronik ortamda yapılacaktır. Elektronik tebligat usulünün düzenlendiği Tebligat Kanunu'nun 7/A maddesindeki düzenleme ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği hükümleri de dahil olmak üzere, Tebligat Kanunu ve çıkarılan Tebligat yönetmeliği hükümleri incelendiğinde; duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesi usulünün uygulanabileceğine yönelik bir düzenlemeye yer verilmediği görülmektedir. Somut olayda; Mahkemece davacı vekilinin mazereti kabul edilerek duruşmanın 13.07.2023 tarihine bırakılmasına ve duruşma gününün UYAP'tan öğrenilmesine karar verildiği anlaşılmakta ise de; duruşma gününün tebliğ edilmediği anlaşıldığından davacı vekilinin duruşma gününden haberdar edilemediğinin kabulüyle; yeniden duruşma günü bildirilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken aksinin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Öte yandan, 13.07.2023 tarihli celsede, davalı vekili ve fer'i müdahil SGK vekilinin mazeret dilekçeleri hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsiz bulunmuştur. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Medeni Usul Hukuku

Ayırt etme gücüne sahip 16 yaşındaki lise öğrencisi (A), kendi birikimleriyle aldığı değerli bir koleksiyon pulunu, ailesinin haberi olmaksızın koleksiyoner (B)'ye satmıştır. Bir süre sonra bu satıştan pişmanlık duyan (A), satım sözleşmesinin kendi ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunun tespiti ve pulun iadesi talebiyle bizzat asliye hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Bu durum karşısında mahkemenin, (A)'nın dava ehliyeti yönünden yapması gereken değerlendirme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisidir?

A) Ayırt etme gücüne sahip küçüğün, kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarının kullanılmasına benzer nitelikteki kendi malvarlığı üzerindeki tasarruflara ilişkin davaları bizzat açabileceği kabul edilmeli ve davanın esasına girilmelidir.
B) Medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan her gerçek kişinin aynı zamanda dava ehliyetine de sahip olduğu kabul edildiğinden, (A)’nın dava açmasında usule aykırı bir yön bulunmamaktadır.
C) Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlendiğinden ve (A) tam ehliyetli olmadığından, davayı bizzat takip etme ehliyetine sahip değildir; davanın kanuni temsilcisi aracılığıyla yürütülmesi gerekir.
D) Mahkeme, dava ehliyeti yokluğunu re'sen tespit ederek, bu eksikliğin giderilmesi için kanuni temsilciye süre vermeksizin davayı derhal usulden reddetmelidir.
E) Onbeş yaşını doldurmuş olan (A)'nın, kendi isteğiyle mahkemeye başvurarak ergin kılınma potansiyeli taşıması nedeniyle dava ehliyetinin var olduğu kabul edilmelidir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol